📖 Bakara Suresi 35. Ayette “Ey Âdem! Sen Ve Eşin Cennette Yerleşin, Orada Dilediğiniz Yerden Bol Bol Yiyin; Ancak Şu Ağaca Yaklaşmayın, Yoksa Zalimle

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,705
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 35. Ayette “Ey Âdem! Sen Ve Eşin Cennette Yerleşin, Orada Dilediğiniz Yerden Bol Bol Yiyin; Ancak Şu Ağaca Yaklaşmayın, Yoksa Zalimlerden Olursunuz” Buyruğu Ne Anlama Gelir Ve Cennet, Yasak Ağaç, Özgür İrade, Sınır, Arzu, İmtihan, İnsan Psikolojisi, Yasaklanan Şeyin Çekiciliği, Sorumluluk Ve Özgürlüğün Neden Sınırlarla Birlikte Var Olduğu Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


“Özgürlük, önümüzde hiçbir sınır bulunmaması değildir; sınırlar varken hangi yolu seçeceğimizin bize bırakılmasıdır. Bakara 35, insanın gerçek sınavının çoğu zaman sahip olmadığı şeylerde değil, sahip olduğu büyük imkânların ortasında dokunmaması gereken tek sınıra karşı tavrında başladığını gösterir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 35. Ayet Ne Söyler ❓


Bakara Suresi'nin otuz beşinci ayetinde anlam olarak şöyle buyrulur:


“Ey Âdem! Sen ve eşin cennette yerleşin. Orada dilediğiniz yerden bol bol yiyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.”


Bu ayet insanın yaratılış hikâyesinde yeni bir aşamadır.


Âdem yaratılmıştır.


Bilgi verilmiştir.


İblis'in kibri ortaya çıkmıştır.


Şimdi ise insana:


bir yaşam alanı,


büyük bir serbestlik



ve


tek bir sınır


verilir.


Bu üç unsur birlikte son derece önemlidir.


Çünkü insanın sınavı yalnız yasakla başlamaz.


Önce büyük bir imkân alanı verilir.


Sonra bu özgürlüğün içinde bir sınır belirlenir.


2️⃣ Âdem’in “Eşi” Kimdir ❓


Ayette isim verilmez.


Kur’an burada:


“Sen ve eşin...”


der.


İslam geleneğinde Âdem'in eşi Havvâ adıyla bilinmiştir.


Ancak bu isim Bakara 35'in kendi metninde geçmez.


Bu ayrım önemlidir.


Kur’an'ın vurgusu eşin adına değil, insanın:


yalnız değil,


ilişkisel bir varlık


olarak yaşamasına yöneliktir.


Âdem'in yanında bir eş vardır.


Bu da insan hayatının daha başlangıçtan itibaren yalnız bireysel değil, ilişkisel bir yapıda tasvir edildiğini gösterir.


3️⃣ “Cennette Yerleşin” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayette:


“Cennette iskân edin, yerleşin.”


anlamında bir ifade vardır.


Bu cennetin mahiyeti hakkında klasik tefsirlerde tartışmalar bulunmuştur.


Yaygın görüş bunun ahiret cenneti olduğu yönündedir.


Bazı yorumcular ise farklı bir yeryüzü bahçesi olabileceğini tartışmıştır.


Ayet bu tartışmayı doğrudan çözmez.


Fakat ana mesaj açıktır:


Âdem ve eşi:


bolluk,


güven,


nimet


içinde bir ortama yerleştirilir.


Bu nedenle sahne başlangıçta mahrumiyet değil bolluk sahnesidir.


4️⃣ “Dilediğiniz Yerden Bol Bol Yiyin” İfadesi Neden Önemlidir ❓


Çünkü ayetin merkezinde yalnız yasak yoktur.


Önce çok geniş bir izin alanı vardır:


“Dilediğiniz yerden yiyin.”


Bu, insanın başlangıç koşullarının:


dar,


cezalandırıcı,


mahrum bırakıcı


olmadığını gösterir.


Birçok şey serbesttir.


Bir tek şey yasaktır.


Bu oran son derece anlamlıdır.


İnsan bazen izin verilen yüz şeyi görmez.


Yasaklanan tek şeye odaklanır.


Bakara 35 insan psikolojisinin bu ilginç eğilimini daha ilk insan anlatısında görünür hâle getirir.


5️⃣ Yasak Ağacın Ne Olduğu Biliniyor Mu ❓


Hayır, Kur’an ağacın türünü söylemez.


Buğday,


üzüm,


incir


gibi çeşitli yorumlar tarih boyunca aktarılmıştır.


Fakat bunların hiçbiri ayetin açık ifadesi değildir.


Bu nedenle ağacın türü üzerine kesin konuşmak yerine ayetin asıl mesajına odaklanmak daha sağlıklıdır.


Çünkü mesele botanik değildir.


Asıl mesele:


Bir sınır konulması ve insanın o sınıra karşı tutumudur.


Ağacın ne olduğundan daha önemli olan:


neden yaklaşılmaması gerektiğidir.


6️⃣ Neden “Yemeyin” Değil De “Yaklaşmayın” Denir ❓


Bu son derece dikkat çekici bir ifadedir.


Ayet:


“Bu ağaçtan yemeyin.”


demek yerine:


“Bu ağaca yaklaşmayın.”


der.


Bu, sınırın yalnız nihai eyleme değil, o eyleme götüren yakınlaşma sürecine de çekildiğini düşündürür.


İnsan çoğu zaman büyük bir yanlışa bir anda düşmez.


Önce yaklaşır.


Sonra bakar.


Sonra gerekçe üretir.


Sonra sınırı biraz daha zorlar.


En sonunda eylem gerçekleşir.


Bu nedenle bazı ahlaki sınırlar, yalnız sonucu değil sonuca götüren yolu da korumayı amaçlar.


7️⃣ Özgür İrade Bu Ayette Nerede Görülür ❓


İnsana:


serbest alan,


seçenek,


yasak


verildiğinde gerçek bir tercih alanı oluşur.


Eğer Âdem'in yasak ağaca yaklaşma ihtimali hiç olmasaydı emrin ahlaki anlamı zayıflardı.


Bir robot:


yasaklı seçeneği teknik olarak yapamıyorsa


itaat etmiş sayılmaz.


Ama yapabilecek hâlde yapmamayı seçen insan için ahlaki bir karar vardır.


Bu nedenle yasak, özgürlüğün düşmanı değil; aynı zamanda özgürlüğün görünür hâle geldiği sınırdır.


8️⃣ Sınır Olmadan Özgürlük Mümkün Müdür ❓


İlk bakışta özgürlük:


“Hiçbir sınırın olmaması”


gibi düşünülebilir.


Fakat gerçek hayatta sınırsız özgürlük başka insanların özgürlüğünü yok edebilir.


Bir kişi:


“İstediğimi yaparım.”


dediğinde başkasının:


malına,


bedenine,


hakkına


zarar verebilir.


Bu nedenle ahlaki özgürlük:


sınırların yokluğu


değil,


doğru sınırlar içinde bilinçli seçim yapabilmek


olarak düşünülebilir.


Bakara 35 bu gerilimi insan hikâyesinin başlangıcına yerleştirir.


9️⃣ Yasaklanan Şey Neden Daha Çekici Hâle Gelebilir ❓


İnsan psikolojisinde yasak bazen merakı artırabilir.


Bir kişiye:


“Oraya bakma.”


dendiğinde bakma isteği artabilir.


Çünkü yasak:


merak,


kontrol kaybı hissi,


özerklik arzusu


uyandırabilir.


Bu durum psikolojide bazen reaktans gibi kavramlarla açıklanır.


İnsan kendisine sınır konulduğunda:


“Neden?”


diye sorar.


Ve bazen sırf sınır var diye onu aşmak ister.


Bakara 35'in yasak ağacı bu psikolojik gerilimi düşündürür:


Bolluğun içindeki tek yasak neden bu kadar görünür hâle gelir?


🔟 İnsan Neden Sahip Olduğundan Çok Yasak Olana Odaklanır ❓


Çünkü insan zihni eksik olana güçlü biçimde odaklanabilir.


Yüz nimeti vardır.


Ama göz bir eksikte kalır.


Bu, günlük hayatta çok sık görülür.


Bir insanın:


sağlığı,


ailesi,


evi,


dostları


vardır.


Ama sahip olmadığı tek şey bütün zihnini kaplayabilir.


Bakara 35 bu açıdan çok derin bir insanlık aynasıdır:


Sana ne kadar çok şey verildiğini mi görüyorsun, yoksa yalnız sana verilmeyene mi bakıyorsun?


Nankörlük bazen nimetin yokluğundan değil, nimetin görünmezleşmesinden doğar.


1️⃣1️⃣ “Yoksa Zalimlerden Olursunuz” Ne Anlama Gelir ❓


Buradaki “zulüm” yalnız başkasına yapılan haksızlık anlamında düşünülmemelidir.


Kur’an dilinde insan:


kendine de zulmedebilir.


Yanlış seçimleriyle:


kendi huzurunu,


kendi ahlaki konumunu,


kendi geleceğini


zarara uğratabilir.


Bu nedenle:


“Zalimlerden olursunuz.”


uyarısı:


“Kendinize zarar veren bir konuma düşersiniz.”


anlamını da taşıyabilir.


Günah bazen insanın başkasına değil, önce kendisine verdiği zarardır.


1️⃣2️⃣ Allah Neden Ağacı Baştan Ulaşılmaz Yapmadı ❓


Çünkü sınavın mantığı seçim ihtimalini gerektirir.


Eğer ağaç:


ulaşılamaz,


görünmez,


dokunulamaz


olsaydı insanın uzak durmasının ahlaki değeri farklı olurdu.


Bir sınırın anlamı, aşılabilir olmasına rağmen aşılmamasında ortaya çıkar.


Bu nedenle ayet insanın:


“Neden yanlış yapma ihtimali var?”


sorusunu düşündürür.


Çünkü yanlış yapma ihtimali olmayan özgürlüğün kendisi de sınırlı bir kavram olurdu.


1️⃣3️⃣ İmtihan Neden Gerçek Seçenekler Gerektirir ❓


Bir sınavda sadece tek seçenek varsa aslında seçim yoktur.


Ahlaki hayatta da benzer bir durum vardır.


Dürüstlük, yalan söyleme ihtimali varken anlam kazanır.


Sadakat, ihanet ihtimali varken değer kazanır.


Merhamet, zarar verme imkânı varken ahlaki seçim olur.


Bu nedenle insanın yüceliği yalnız iyi olmasında değil:


kötü seçeneği mümkün olduğu hâlde iyiyi tercih edebilmesinde bulunabilir.


Bakara 35, bu özgürlük-sorumluluk ilişkisini son derece sade bir sahneyle anlatır.


1️⃣4️⃣ Yasaklar Her Zaman İnsan Özgürlüğünü Azaltır Mı ❓


Hayır.


Bazı yasaklar özgürlüğü korur.


Trafik kuralları:


sürücüyü sınırlar


ama herkesin güvenli hareket etmesini sağlar.


Hırsızlık yasağı:


bir kişinin istediğini almasını engeller


ama toplumun mülkiyet güvenliğini korur.


Şiddet yasağı:


birinin gücünü sınırlar


ama başkasının hayatını korur.


Bu nedenle her sınır baskı değildir.


Asıl soru:


Sınır neyi koruyor?


Bakara 35'te de sınır, insanın keyfî biçimde kısıtlanmasından çok itaat, güven ve sorumluluk alanının oluşturulması şeklinde düşünülebilir.


1️⃣5️⃣ Arzu Kötü Bir Şey Midir ❓


Hayır.


Arzu insan hayatının doğal parçasıdır.


İnsan:


yemek ister,


sevmek ister,


başarmak ister,


keşfetmek ister.


Problem arzunun kendisi değildir.


Sorun, arzunun tek ölçü hâline gelmesidir.


Eğer insan:


“İstiyorsam yapmalıyım.”


diye yaşarsa ahlaki sınırlar hızla anlamsızlaşır.


Olgunluk ise bazen:


“İstiyorum ama yapmayacağım.”


diyebilme kapasitesidir.


Bu açıdan irade, arzunun yokluğu değil arzuyu yönetebilme gücüdür.


1️⃣6️⃣ Bu Ayet İnsan İlişkileri Açısından Nasıl Okunabilir ❓


Bir ilişkide de özgürlük ve sınır birlikte bulunur.


Evlilikte:


sadakat sınırı vardır.


Arkadaşlıkta:


güven sınırı vardır.


Ticarette:


dürüstlük sınırı vardır.


İnsan:


“Ben özgürüm.”


diyerek her sınırı aşarsa ilişki yıkılabilir.


Çünkü bağların devamı yalnız sevgiden değil, karşılıklı sınırlara saygıdan da doğar.


Bakara 35 bu açıdan insana şöyle bir soru yöneltir:


“Sınırı yalnız engel mi görüyorsun, yoksa bazı değerleri koruyan çerçeve olarak da görebiliyor musun?”


1️⃣7️⃣ Bu Ayet Mümin İçin Nasıl Bir Öz Muhasebe Olmalıdır ❓


İnsan kendisine şu soruları sorabilir:


Hayatımdaki yüz nimeti mi görüyorum, yoksa tek eksikliğe mi odaklanıyorum?


Bir şey yasaklandığında sırf yasak olduğu için ona daha mı çok yöneliyorum?


Arzularımı yönetebiliyor muyum?


Yanlışın kendisinden önce ona götüren adımları fark ediyor muyum?


Sınırları yalnız baskı gibi mi görüyorum?


Bana verilen özgürlüğü sorumlulukla kullanabiliyor muyum?



Bu sorular Bakara 35'i insanın gündelik kararlarına doğrudan taşıyabilir.


1️⃣8️⃣ Modern Dünyada “Yasak Ağaç” Nasıl Görünebilir ❓


Bugün insanın önünde çok büyük bir seçenek bolluğu vardır.


Bir telefon ekranından:


alışveriş,


eğlence,


ilişki,


para,


bilgi


alanlarına saniyeler içinde ulaşabilir.


Bu bolluk yeni bir sorun doğurur:


Her erişilebilir şey yapılması gereken şey midir?


Teknoloji bir şeyi mümkün kılabilir.


Ama ahlak hâlâ:


“Bunu yapmalı mıyım?”


diye sorar.


Bakara 35'in modern karşılığı belki tam burada ortaya çıkar:


İmkân ile izin aynı şey değildir.


Bir şeyi yapabiliyor olmak, onu yapmanın doğru olduğu anlamına gelmez.


1️⃣9️⃣ İnsan Bazen Cennetin Tamamını Unutup Yasaklanan Tek Ağaca Bakar​


Bakara Suresi'nin otuz beşinci ayetindeki sahne olağanüstü derecede sade ama insan psikolojisi açısından derindir.


Âdem ve eşi cennettedir.


Önlerinde büyük bir bolluk vardır.


Ayet:


“Dilediğiniz yerden bol bol yiyin.”


der.


Yani insan mahrum bırakılmamıştır.


Sonra yalnız bir sınır gelir:


“Şu ağaca yaklaşmayın.”


İşte insanın sınavı burada başlar.


Belki insan doğasının en ilginç taraflarından biri budur:


Bize açık olan yüz kapıyı unutabiliriz.


Kapalı olan tek kapının önünde durabiliriz.


Bir insan hayatında çok şeye sahip olabilir.


Ama sahip olmadığı tek şeyin çevresinde bütün mutluluğunu kaybedebilir.


Bu nedenle ayet yalnız:


“Yasağa yaklaşma.”


demekle kalmaz.


Daha derinde şu soruyu da sorar:


“Sana verilmiş olanı gerçekten görüyor musun?”


Çünkü insanın arzusu eksik olana odaklandığında bolluk görünmezleşir.


Ve bolluk görünmezleştiğinde yasaklanan şey büyümeye başlar.


Bir süre sonra insan şöyle düşünür:


“Neden bunu alamıyorum?”


Sonra:


“Belki aslında yasak değildir.”


Sonra:


“Bir kezden ne olur?”


Ve böylece sınır zihinde önce tartışılır, sonra küçültülür, sonra aşılır.


Bu süreç yalnız Âdem kıssasına özgü değildir.


Günlük hayatta da böyledir.


İnsan büyük bir yanlış yapmadan önce çoğu zaman küçük gerekçeler üretir.


Bir yalan:


“Sadece bu sefer.”


diye başlar.


Bir ihanet:


“Sadece konuşuyoruz.”


diye başlayabilir.


Bir haksız kazanç:


“Herkes yapıyor.”


diye gerekçelendirilir.


Bu nedenle:


“Yaklaşmayın.”


ifadesi çok anlamlıdır.


Bazı sınırlar son noktada değil, çok daha önce korunmalıdır.


Ayetin diğer büyük mesajı özgürlük hakkındadır.


Modern dünyada özgürlük çoğu zaman:


“Canım ne istiyorsa yapabilirim.”


şeklinde anlaşılır.


Oysa bu, arzuyla özgürlüğü birbirine karıştırabilir.


Eğer insan her arzusunun peşinden gitmek zorundaysa gerçekten özgür müdür?


Belki gerçek özgürlük tam tersidir:


İstediğin hâlde yapmamayı seçebilmek.


Öfkelisin ama hakaret etmiyorsun.


İmkânın var ama haksızlık yapmıyorsun.


Kimse görmüyor ama emanete ihanet etmiyorsun.


Arzuluyorsun ama sınırı koruyorsun.


İşte burada özgürlük ahlaka dönüşür.


Bakara 35'in:


“Yoksa zalimlerden olursunuz.”


uyarısı da bu yüzden önemlidir.


İnsan sınırı aştığında yalnız bir kuralı ihlal etmez.


Kendisiyle ilgili bir şey değişir.


Kendisini yanlış bir konuma yerleştirir.


Bu nedenle günah bazen dışarıdaki yasağı ihlal etmekten önce insanın kendi iç düzenini bozmasıdır.


Belki ayetin en güçlü sorusu şudur:


“Hayatında sana verilmiş bütün nimetleri unutturacak kadar büyüttüğün hangi ‘tek ağaç’ var?”


Para mı?


Bir insan mı?


Statü mü?


Bir arzu mu?


Sahip olamadığın bir şey mi?


İnsan bazen bütün cennetini, ulaşamadığı tek şey yüzünden değersizleştirebilir.


Ve belki şükür tam burada özgürlüğü koruyan bir güç hâline gelir:


Sana verilmeyene bakmadan önce sana verileni görebilmek.


“İnsan bazen özgürlüğünü sınırı aşmakta arar; oysa gerçek özgürlük, arzusunun kendisine hükmetmesine izin vermemekte olabilir. Bolluğun içindeki tek yasağa takılıp bütün nimetleri unutmak, insanın en eski zaaflarından biridir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt