📖 Bakara Suresi 19. Ayette “Yahut Onların Durumu, Gökten Boşanan, İçinde Karanlıklar, Gök Gürültüsü Ve Şimşek Bulunan Bir Yağmura Tutulmuş Kimselerin

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,687
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 19. Ayette “Yahut Onların Durumu, Gökten Boşanan, İçinde Karanlıklar, Gök Gürültüsü Ve Şimşek Bulunan Bir Yağmura Tutulmuş Kimselerin Durumu Gibidir; Ölüm Korkusuyla Yıldırımlardan Parmaklarını Kulaklarına Tıkarlar” Benzetmesi Ne Anlama Gelir Ve Korku, Belirsizlik, Vahyin Sarsıcı Gücü, Karanlık, Gürültü, Tehdit Algısı, Kaçınma Psikolojisi Ve Hakikat Karşısındaki Panik Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


“Hakikat her zaman huzur veren yumuşak bir ışık olarak gelmez; bazen göğü yaran bir şimşek gibi insanın kurduğu bütün güvenli hikâyeleri bir anda aydınlatır. Fakat görmek istemeyen kişi gözlerini değilse bile zihnini kapatmanın bir yolunu arar.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 19. Ayet Ne Söyler ❓


Bakara Suresi'nin on dokuzuncu ayetinde münafıkların durumunu anlatmak için ikinci büyük benzetmeye geçilir:


“Yahut onların durumu gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek bulunan bir yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla yıldırımlardan dolayı parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah ise inkârcıları kuşatmıştır.”


Bir önceki benzetmede:


ateş, ışık ve karanlık


vardı.


Şimdi ise çok daha hareketli ve ürkütücü bir sahne kurulmaktadır:


Gece.


Şiddetli yağmur.


Karanlık.


Gök gürültüsü.


Şimşek.


Yıldırım korkusu.


Ve paniğe kapılmış insanlar.


Bu tablo yalnız bir doğa olayı değildir.


İnsanın vahiy ve hakikat karşısındaki psikolojik durumunu anlatan son derece güçlü bir metafordur.


2️⃣ Neden İkinci Bir Benzetmeye İhtiyaç Duyulur ❓


Bakara 17'de münafıklar:


ışığı kaybeden insanlar


olarak anlatılmıştı.


Bakara 19'da ise:


fırtınanın ortasında korkuya kapılan insanlar


olarak tasvir edilir.


İki benzetme aynı durumu farklı yönlerden gösterir.


İlkinde sorun:


aydınlığın kaybıdır.


İkincisinde ise:


hakikatin oluşturduğu sarsıntıya tahammül edememektir.


İnsan bazen hakikati göremez.


Bazen de hakikati görür fakat onun gerektirdiği değişimden korkar.


Bu nedenle ikinci benzetme, nifakın sadece zihinsel değil aynı zamanda duygusal ve psikolojik boyutunu açığa çıkarır.


3️⃣ Ayetteki Yağmur Neyi Temsil Edebilir ❓


Klasik tefsirlerde ayetteki yağmur çoğunlukla:


vahiy, Kur’an ve ilahi rehberlik


ile ilişkilendirilmiştir.


Bu oldukça anlamlıdır.


Çünkü yağmur normalde:


hayat verir,


toprağı canlandırır,


ürünlerin yetişmesini sağlar.


Vahiy de manevi anlamda insanı dirilten bir rahmet olarak düşünülebilir.


Fakat aynı yağmurun içinde:


karanlık,


gök gürültüsü,


şimşek


de bulunmaktadır.


Bu bize önemli bir şey söyler:


Hakikat yalnız rahatlatıcı değildir.


Bazen insanı sarsar.


Hesaba çeker.


Yanlışlarını gösterir.


Hayatını değiştirmesini ister.


Dolayısıyla vahiy hem rahmet hem meydan okumadır.


4️⃣ Yağmur Neden Aynı Anda Hem Rahmet Hem Korku Kaynağıdır ❓


Şiddetli bir yağmur düşünelim.


Toprak için hayat kaynağıdır.


Fakat fırtınanın içinde kalan insan için aynı anda korkutucu olabilir.


Bu ikili yapı vahiy açısından son derece anlamlıdır.


Bir insan için Kur’an:


umut,


rehberlik,


anlam,


merhamet


kaynağı olabilir.


Başka biri için aynı mesaj:


alışkanlıklarına meydan okuyan,


çıkarlarını sorgulayan,


hesap vereceğini hatırlatan,


hayatını değiştirmesini isteyen


rahatsız edici bir ses hâline gelebilir.


Sorun mesajın kendisinde olmayabilir.


Mesajla karşılaşan insanın konumunda olabilir.


5️⃣ “Karanlıklar” Neyi Temsil Eder ❓


Ayette yine çoğul biçimde:


“zulümât — karanlıklar”


ifadesi kullanılır.


Bu karanlıklar:


şüphe,


korku,


nifak,


cehalet,


kararsızlık,


ahlaki yön kaybı


gibi birçok durumu temsil edebilir.


İnsan fırtınanın ortasında yönünü göremez.


Nereye gideceğini bilemez.


Benzer şekilde içsel karanlık içinde olan insan da:


neye güveneceğini,


hangi yolu seçeceğini,


hangi sözünün gerçek olduğunu


belirsiz hâle getirebilir.


Karanlığın çoğul olması, insanın kaybolmasının tek bir biçimi olmadığını düşündürür.


6️⃣ Gök Gürültüsü Neyi Sembolize Eder ❓


Gök gürültüsü insanı fiziksel olarak sarsan güçlü bir sestir.


Klasik yorumlarda bu:


vahyin uyarıları,


tehditleri,


hesap günü,


ilahi hükümler


gibi unsurlarla ilişkilendirilmiştir.


Bu açıdan gök gürültüsü, vahyin insana söylediği:


“Hayatın sonuçsuz değil.”


mesajını temsil edebilir.


İnsan Allah'ın:


adalet,


hesap,


sorumluluk,


ceza


ile ilgili uyarılarını duyduğunda bunlar onun rahatlığını bozabilir.


Çünkü hakikat yalnız:


“Sen değerlisin.”


demez.


Bazen:


“Sen sorumlusun.”


da der.


İşte gök gürültüsünün sarsıcılığı bu ikinci boyutu hatırlatır.


7️⃣ Şimşek Neden Çok Güçlü Bir Hakikat Metaforudur ❓


Şimşek karanlığı çok kısa süreliğine tamamen deler.


Bir an için çevrede bulunan her şey görünür.


Sonra tekrar karanlık gelir.


Bu, insanın hakikatle karşılaşmasına şaşırtıcı biçimde benzer.


Bazen insan bir anda:


kendi yanlışını,


hayatının yönünü,


bir ilişkinin gerçeğini,


kendi ikiyüzlülüğünü


çok net görebilir.


O an her şey açıktır.


Fakat bu farkındalık kalıcı olmak zorunda değildir.


İnsan yeniden eski alışkanlıklarına dönebilir.


Dolayısıyla şimşek:


ani ama geçici farkındalığın


çok güçlü bir sembolüdür.


8️⃣ “Ölüm Korkusuyla Parmaklarını Kulaklarına Tıkarlar” Ne Demektir ❓


Bu, ayetin en canlı sahnelerinden biridir.


Fırtına o kadar korkutucudur ki insanlar yıldırım sesinden korunmak için parmaklarını kulaklarına sokarlar.


Elbette kulağı kapatmak yıldırımın kendisini durdurmaz.


İşte metaforun gücü burada ortaya çıkar.


İnsan bir gerçeği duymak istemediğinde:


onu yok etmiş olmaz.


Yalnızca kendisiyle gerçek arasındaki iletişimi kesmeye çalışır.


Hakikati susturmak ile hakikatin ortadan kalkması aynı şey değildir.


Ayet bu nedenle kaçınma psikolojisinin son derece güçlü bir tasviridir.


9️⃣ İnsan Korktuğu Gerçeği Duymamayı Seçebilir Mi ❓


Evet.


İnsan rahatsız edici gerçeklerden kaçınabilir.


Bir doktora gitmez çünkü kötü bir teşhis duymaktan korkar.


Banka hesabına bakmaz çünkü borcunu görmek istemez.


Bir ilişkideki problemi konuşmaz çünkü ilişkinin bitebileceğinden korkar.


Vicdanını rahatsız eden eleştiriyi dinlemez çünkü değişmesi gerekebilir.


Bu davranışların ortak noktası şudur:


Gerçeği bilmemek, gerçeği değiştirmeyecektir.


Ama insan kısa süreli psikolojik rahatlık için bilgiden kaçabilir.


Bakara 19'un kulaklarını tıkayan insanları, bu evrensel kaçınma davranışının son derece güçlü bir örneğidir.


🔟 Tehdit Algısı İnsan Zihnini Nasıl Değiştirir ❓


İnsan kendisini tehdit altında hissettiğinde düşünme biçimi değişebilir.


Savunmaya geçebilir.


Alternatif görüşleri daha az dinleyebilir.


Kaçma veya mücadele etme tepkileri güçlenebilir.


Bu yalnız fiziksel tehditlerde değil, kimlik tehditlerinde de görülebilir.


Bir düşünce insanın:


inancını,


statüsünü,


dünya görüşünü,


grubunu,


kendisi hakkındaki hikâyesini


sarsıyorsa zihinsel bir tehdit gibi algılanabilir.


Bu durumda insan hakikati tarafsız biçimde incelemek yerine kendisini korumaya çalışabilir.


Böylece düşünme süreci savunma mekanizmasına dönüşür.


1️⃣1️⃣ Vahiy Neden Bazı İnsanlarda Korku Oluşturabilir ❓


Çünkü vahiy yalnız teselli sunmaz.


İnsana:


ölümü,


hesabı,


adaleti,


sorumluluğu,


yanlışlarını


da hatırlatır.


Eğer insan bütün hayatını:


“Kimseye hesap vermem.”


fikri üzerine kurmuşsa ahiret düşüncesi rahatsız edici olabilir.


Eğer çıkarı haksızlığa dayanıyorsa adalet çağrısı tehdit gibi gelebilir.


Eğer kimliği kibir üzerine kurulmuşsa tevazu çağrısı ağır gelebilir.


Dolayısıyla vahyin korkutucu görünmesi bazen mesajın kötülüğünden değil, mesajın insanın korumak istediği yapıya dokunmasından kaynaklanabilir.


1️⃣2️⃣ Korku İnsanı Hakikatten Uzaklaştırabilir Mi ❓


Evet.


İnsan bazen yanlış olduğunu anlamadığı için değil, doğruyu kabul etmekten korktuğu için direnebilir.


Çünkü hakikatin bir bedeli olabilir.


Doğruyu kabul etmek:


özür dilemeyi,


bir alışkanlığı bırakmayı,


çıkar kaybetmeyi,


çevre değiştirmeyi,


geçmişte yanıldığını itiraf etmeyi


gerektirebilir.


Bu nedenle insanın hakikat karşısındaki en büyük engellerinden biri cehalet olmayabilir.


Değişimin bedelinden duyulan korku olabilir.


1️⃣3️⃣ Kaçınma Psikolojisi Nasıl Bir Döngü Oluşturur ❓


İnsan rahatsız edici bir gerçeği duyduğunda huzursuz olur.


Sonra o bilgiden kaçar.


Kaçınca kısa süreli rahatlama hisseder.


Bu rahatlama, kaçma davranışını güçlendirir.


Bir sonraki sefer yine kaçmak daha kolay gelir.


Böylece şu döngü oluşabilir:


Gerçek → Rahatsızlık → Kaçınma → Geçici Rahatlama → Daha Fazla Kaçınma.


Fakat problem çözülmediği için zamanla büyüyebilir.


Bakara 19'un kulaklarını tıkayan insanları tam da bu psikolojik yapıyı düşündürür:


Duymamaya çalışırlar ama fırtına devam etmektedir.


1️⃣4️⃣ Parmakları Kulaklara Tıkamak Neden Etkisiz Bir Savunmadır ❓


Çünkü gerçek tehlike ses değildir.


Yıldırımdır.


İnsan sesi engellemeye çalışır ama olayın kendisini engelleyemez.


Bu metafor son derece derindir.


Bazen insan sorunun kendisiyle uğraşmak yerine yalnızca sorunu hatırlatan şeyi susturmaya çalışır.


Eleştiri rahatsız ediyorsa:


eleştireni susturur.


Gerçek rahatsız ediyorsa:


haberi kapatır.


Vicdan rahatsız ediyorsa:


mazeret üretir.


Ama bunların hiçbiri sorunun kendisini ortadan kaldırmaz.


Bu nedenle ayetteki davranış, insanın yanlış probleme çözüm üretmesini de anlatır.


1️⃣5️⃣ Hakikatin Sarsıcı Olması Onu Kötü Yapar Mı ❓


Hayır.


Bazı gerçekler rahatsız edicidir ama gereklidir.


Bir doktorun:


“Bu alışkanlığı değiştirmelisin.”


demesi rahatsız edebilir.


Bir arkadaşın:


“Burada haksızsın.”


demesi can yakabilir.


Bir insanın kendi geçmişiyle yüzleşmesi acı verebilir.


Ama bu rahatsızlık iyileşmenin başlangıcı olabilir.


Dolayısıyla hakikatin ölçüsü her zaman:


“Beni rahatlatıyor mu?”


değildir.


Bazen insanın ihtiyaç duyduğu hakikat, tam tersine onu sarsmalıdır.


1️⃣6️⃣ Fırtına Metaforu Nifakın Kararsızlığını Nasıl Gösterir ❓


Fırtınada insan:


bir an önünü görür,


bir an karanlıkta kalır.


Bir sesle korkar.


Sonra şimşek yanar.


Tekrar hareket eder.


Bu sürekli değişim, münafıkların psikolojisine uygundur.


Onlar da:


bir tarafta iman görüntüsü,


bir tarafta inkâr çevresi,


bir tarafta çıkar,


bir tarafta korku


arasında hareket ederler.


Sabit bir yönleri yoktur.


Dolayısıyla fırtına yalnız dışarıdaki ortam değildir.


İç dünyalarının bir resmidir.


Karanlık, ses, ışık ve korku sürekli birbirine karışmaktadır.


1️⃣7️⃣ “Allah İnkârcıları Kuşatmıştır” Ne Anlama Gelir ❓


Ayetin sonunda:


“Allah inkârcıları kuşatmıştır.”


anlamındaki ifade bulunur.


Bu, son derece güçlü bir kapanıştır.


İnsan kulaklarını kapatabilir.


Gözlerini çevirebilir.


Kaçmaya çalışabilir.


Ama Kur’an perspektifinde ilahi bilgi ve hükmün dışına çıkamaz.


Burada “kuşatma”:


Allah'ın bilgisinden kaçış olmadığını,


insanın yaptıklarının sonuçsuz kalmayacağını,


kaçınmanın nihai gerçeği değiştirmeyeceğini


ifade eder.


İnsan hakikati duymazdan gelebilir.


Ama hakikatin alanından çıkamaz.


1️⃣8️⃣ Modern İnsan Hakikatten Kulaklarını Nasıl Tıkayabilir ❓


Bugün bunu fiziksel olarak yapmak gerekmiyor.


İnsan rahatsız olduğu bilgiyi:


engelleyebilir,


takibi bırakabilir,


algoritmasından çıkarabilir,


yalnız kendisini onaylayan insanları dinleyebilir.


Böylece dijital bir güvenli alan kurabilir.


Bu alan kısa vadede huzur verir.


Ama ciddi bir tehlikesi vardır:


İnsan artık gerçekliği değil, seçilmiş bir gerçeklik versiyonunu görmeye başlayabilir.


Bu nedenle modern çağda kulak tıkamak bazen:


yalnız kendimizi onaylayan sesleri dinlemek


şeklinde gerçekleşir.


Bilgi vardır.


Ama insan ona ulaşmak istemez.


1️⃣9️⃣ Bazen Hakikat İnsanı Korkutur Çünkü Eski Hayatının Devam Etmesine İzin Vermez​


Bakara Suresi'nin on dokuzuncu ayeti insanı bir fırtınanın ortasına bırakır.


Gökyüzü karanlıktır.


Yağmur şiddetlidir.


Gök gürler.


Şimşek çakar.


İnsan korkar.


Ve sonunda parmaklarını kulaklarına tıkar.


Bu sahne yalnız doğanın gücünü anlatmaz.


İnsanın hakikat karşısındaki içsel paniğini de gösterir.


Çünkü insan her zaman gerçeği istemez.


Bazen gerçeğin değiştireceği şeylerden korkar.


Bir insan:


“Gerçek buysa, hayatımın bazı seçimlerini değiştirmem gerekir.”


diye düşünür.


Ve tam o anda gerçeğin kendisi tehdit hâline gelebilir.


Böylece insanın en büyük paradokslarından biri ortaya çıkar:


Hakikat onu kurtarabilecek şeydir ama aynı zamanda mevcut düzenini bozacak şeydir.


Bu yüzden kaçmak isteyebilir.


Duymamak ister.


Düşünmemek ister.


Başka konularla meşgul olur.


Kendisini rahatlatan insanların yanında kalır.


Fakat fırtına devam eder.


İşte ayetteki kulak tıkama hareketinin trajedisi budur.


İnsan sesi susturduğunu sanır.


Ama yalnızca kendisini sesin mesajından uzaklaştırır.


Yıldırım hâlâ vardır.


Gökyüzü hâlâ karanlıktır.


Gerçeklik hâlâ oradadır.


Bu nedenle bazen insanın yapabileceği en cesur şey kaçmak değil, kulaklarını açmaktır.


Şu soruyu sorabilmektir:


“Beni bu kadar rahatsız eden şey neden rahatsız ediyor?”


Belki mesaj yanlış olduğu için.


Ama belki de doğru olduğu için.


Bu ayrımı yapabilmek büyük zihinsel cesaret gerektirir.


Çünkü her rahatsızlık hakikat değildir.


Ama her hakikat de rahatlatıcı değildir.


Bazen hakikat insanın:


kibrini kırar,


mazeretlerini dağıtır,


geçmişini yeniden değerlendirmesine neden olur,


geleceğini değiştirmesini ister.


Ve bu nedenle şimşek gibidir.


Bir an için bütün manzarayı aydınlatır.


İnsan o anda iki şey yapabilir:


Gördüğünü hatırlayıp yönünü değiştirmek.


Ya da gözünü, kulağını ve zihnini kapatıp yeniden karanlığın güvenliğine dönmek.


Bakara 19'un insana yönelttiği büyük soru belki şudur:


“Sen gerçeği gerçekten istemiyor musun, yoksa gerçeğin senden isteyeceği değişimden mi korkuyorsun?”


Bu ikisi aynı şey değildir.


Çünkü bazen insan hakikatten değil, hakikatin bedelinden kaçar.


Ve belki olgunluk, korkunun yokluğu değildir.


Korkuya rağmen:


“Duymak istiyorum.”


diyebilmektir.


“Hakikatten kaçmak için kulaklarımızı kapatabiliriz; fakat sessizlik gerçeği ortadan kaldırmaz. Bazen insanı ürküten şey hakikatin karanlık olması değil, tam tersine ışığının saklamak istediğimiz şeyleri görünür hâle getirmesidir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt