📖 Bakara Suresi 10. Ayette “Kalplerinde Bir Hastalık Vardır; Allah Da Hastalıklarını Artırmıştır. Yalan Söylemeleri Sebebiyle Onlar İçin Acı Bir Azap

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,682
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 10. Ayette “Kalplerinde Bir Hastalık Vardır; Allah Da Hastalıklarını Artırmıştır. Yalan Söylemeleri Sebebiyle Onlar İçin Acı Bir Azap Vardır” İfadesi Ne Anlama Gelir Ve Kalbin Hastalığı, Manevi Bozulma, Yalan, Nifak, Ahlaki Alışkanlıklar, İçsel Çürüme, İlahi Karşılık Ve İnsan Karakterinin Dönüşümü Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


“İnsan bedenindeki hastalığı çoğu zaman hemen fark eder; fakat karakterindeki hastalık sessiz ilerleyebilir. Yalan, kibir, nifak ve çıkar tekrarlandıkça yalnız davranışlarımız değişmez; zamanla yanlışla doğruyu hissetme biçimimiz de değişebilir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 10. Ayet Ne Söyler ❓


Bakara Suresi'nin onuncu ayetinde şöyle buyrulur:


“Kalplerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Yalan söylemeleri sebebiyle onlar için acı bir azap vardır.”


Bu ayet, önceki iki ayette anlatılan münafık insan tipinin iç dünyasına yönelir.


Sekizinci ayette:


“İman ettik.”


dedikleri hâlde gerçekte inanmadıkları belirtilmişti.


Dokuzuncu ayette:


Allah'ı ve iman edenleri aldatmaya çalıştıkları, fakat aslında kendilerini aldattıkları


söylenmişti.


Onuncu ayet ise bütün bu davranışların altında bulunan içsel probleme bir isim verir:


“Kalpte hastalık.”


Böylece Kur’an problemi yalnızca yanlış söz söylemek veya kötü davranmak düzeyinde bırakmaz.


Sorunun insanın karakter yapısına ve iç dünyasına kadar ilerleyebileceğini gösterir.


2️⃣ “Kalplerinde Hastalık Vardır” Ne Anlama Gelir ❓


Burada elbette fiziksel bir kalp hastalığından söz edilmez.


Kur’an'ın kullandığı kalp kavramı:


inanç,


niyet,


ahlaki yöneliş,


vicdan,


anlama,


karar verme


gibi insanın iç dünyasına ilişkin özelliklerle bağlantılıdır.


Dolayısıyla kalbin hastalığı, insanın manevi ve ahlaki yapısındaki bozulmayı ifade eden bir metafordur.


Bu hastalık:


nifak,


şüphede kötü niyetli ısrar,


kibir,


haset,


yalan,


hakikate karşı direnç


gibi biçimlerde ortaya çıkabilir.


Beden hastalandığında fiziksel işlevler bozulur.


Kalp manevi anlamda hastalandığında ise hakikati değerlendirme ve iyiyi isteme kapasitesi zarar görebilir.


3️⃣ Kur’an Neden Ahlaki Problemi “Hastalık” Metaforuyla Anlatır ❓


Hastalık metaforu son derece güçlüdür.


Çünkü hastalık çoğu zaman:


küçük başlar,


ilerleyebilir,


yayılabilir,


tedavi edilmediğinde ağırlaşabilir.


Ahlaki bozulmalar da benzer biçimde gelişebilir.


Bir insan ilk kez yalan söylediğinde büyük bir vicdan rahatsızlığı yaşayabilir.


Sonra bir kez daha söyler.


Sonra yalanı kolaylaştıracak gerekçeler üretir.


Bir süre sonra yalan davranış olmaktan çıkıp karakter alışkanlığına dönüşebilir.


Dolayısıyla “hastalık” kelimesi bize şunu düşündürür:


Kötülük her zaman sabit kalmaz; beslenirse büyüyebilir.


4️⃣ Ayetteki Hastalık Tam Olarak Nifak Mıdır ❓


Klasik tefsirlerde ayetteki hastalık çoğu zaman nifak, şüphe ve inkâr eğilimi ile açıklanmıştır.


Bağlam bunu güçlü biçimde destekler.


Çünkü söz konusu kişiler dışarıdan iman ettiklerini söylemekte, içeride ise başka bir tutum taşımaktadır.


Fakat ayetin kullandığı hastalık metaforu daha geniş bir ahlaki çerçeveye de kapı açar.


Nifakın arkasında:


korku,


çıkar,


kibir,


güvensizlik,


hakikati kabul etmeme arzusu


bulunabilir.


Bu nedenle kalbin hastalığı tek bir davranış değil, insanın doğrulukla kurduğu ilişkinin bozulması olarak düşünülebilir.


5️⃣ “Allah Hastalıklarını Artırmıştır” İfadesi Ne Demektir ❓


Ayetin en zor kısmı burasıdır.


İlk bakışta şöyle bir soru doğar:


Allah neden hasta olan bir insanı iyileştirmek yerine hastalığını artırıyor?


Kur’an'ın genel bağlamında bu artış, insanın kendi tercihlerinden bağımsız keyfî bir cezalandırma olarak anlaşılmamalıdır.


Söz konusu kişiler:


hakikati reddeder,


aldatmayı sürdürür,


yalan söyler,


nifakta ısrar eder.


Böylece kendi seçtikleri yön daha da kuvvetlenir.


İlahi düzen içinde seçimlerinin sonucu onların üzerinde daha yerleşik bir karakter hâline gelir.


Bu anlamda hastalığın artırılması:


İnsanın bilinçli biçimde beslediği bozulmanın sonuçlarının kendisine dönmesi


olarak anlaşılabilir.


6️⃣ Allah Bir İnsanın Kötülüğünü Artırıyorsa Özgür İrade Nerede Kalır ❓


Bu mesele kader ve özgür irade tartışmasıyla ilişkilidir.


Kur’an insanı sorumlu tutar.


Sorumluluk ise belirli ölçüde seçebilme kapasitesini gerektirir.


Bu nedenle ayeti:


“İnsan hiçbir şey seçmiyor; Allah sebepsiz yere onu kötüleştiriyor.”


şeklinde yorumlamak Kur’an'ın genel ahlaki sorumluluk anlayışıyla uyuşmaz.


Daha anlamlı bir okuma şudur:


İnsan bir yön seçer.


Bu seçimler tekrarlandıkça sonuç üretir.


Allah'ın koyduğu ahlaki düzende insan, sürekli tercih ettiği yönün sonuçlarıyla karşılaşır.


Bu nedenle ilahi artırma ile insan tercihi birbirinin karşıtı olmak zorunda değildir.


İnsan seçer; seçiminin sonuçları onu biçimlendirir.


7️⃣ Bir Yanlış Davranış Gerçekten Karaktere Dönüşebilir Mi ❓


Evet.


İnsan karakteri yalnız doğuştan gelen özelliklerden oluşmaz.


Tekrarlanan davranışlar da insanı biçimlendirir.


Bir kişi sürekli:


cömertlik yaparsa cömertliğe,


öfkesini kontrol ederse sabra,


yalan söylerse yalancılığa,


başkalarını küçümserse kibre


daha yatkın hâle gelebilir.


Bu nedenle insan yaptığı şeyi yalnız dış dünyada bırakmaz.


Yaptığı şey bir ölçüde yapan kişiyi de yeniden oluşturur.


Ahlakın derinliği tam burada ortaya çıkar.


Her davranış yalnız sonuç üretmez.


Aynı zamanda karakter inşa eder.


8️⃣ Yalan Neden Ayetin Sonunda Özellikle Vurgulanır ❓


Ayet:


“Yalan söylemeleri sebebiyle...”


ifadesiyle biter.


Bu son derece anlamlıdır.


Çünkü önceki ayetlerde onların temel problemi söyledikleriyle iç dünyalarının uyuşmamasıdır.


Yalan burada yalnızca yanlış bir bilgi vermek değildir.


İnsan kendi kimliği hakkında da yalan söylemektedir:


“İman ettik.”


demektedir.


Dolayısıyla yalan, nifakın dışarıdaki dilidir.


İçerideki bölünmüşlük dışarıda gerçeğe aykırı söz olarak görünür.


Bu yüzden yalan, kalbin hastalığının hem belirtisi hem de onu büyüten unsurlardan biri hâline gelir.


9️⃣ Yalan İnsan Ruhunda Neden Bu Kadar Yıkıcı Olabilir ❓


Çünkü yalan gerçeğin yerine yapay bir gerçeklik koyar.


Bir insan bir kez yalan söylediğinde bunu korumak için ikinci bir yalana ihtiyaç duyabilir.


Sonra üçüncü bir açıklama gerekir.


Bir süre sonra kişi:


neyi gerçekten söylediğini,


hangi hikâyeyi kime anlattığını,


gerçeğin ne olduğunu


takip etmek zorunda kalır.


Bunun yanında daha derin bir zarar oluşabilir:


İnsan sürekli gerçeği eğip bükerse zamanla gerçekliğe sadakat duygusu zayıflayabilir.


Bu yüzden doğruluk yalnız sosyal güven için değil, insanın kendi zihinsel ve ahlaki bütünlüğü için de gereklidir.


🔟 Yalan Söylemek İle Kendine Yalan Söylemek Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓


Önceki ayette:


“Kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar.”


denmişti.


Burada yalanın en tehlikeli evresi ortaya çıkar.


İnsan önce başkalarına yalan söyleyebilir.


Sonra söylediği yalanı savunmak için gerekçeler üretir.


Ardından bu gerekçeleri kendisine de anlatır.


Bir noktadan sonra:


“Ben zaten yanlış bir şey yapmadım.”


demeye başlayabilir.


Böylece dışarıya yönelik yalan, iç dünyaya taşınır.


İnsan yalnız hakikati gizlemez.


Kendi gözünden de gizlemeye başlar.


Bu, manevi hastalığın derinleşmesidir.


1️⃣1️⃣ Manevi Hastalık İnsanın Vicdanını Nasıl Etkiler ❓


Vicdan, insanın davranışlarının ahlaki niteliğini değerlendirmesinde önemli bir içsel mekanizma olarak düşünülebilir.


Ancak vicdanın sesi her durumda aynı güçte kalmayabilir.


İnsan yanlış bir davranışı ilk yaptığında büyük rahatsızlık hissedebilir.


Sürekli tekrar ettiğinde ise bu rahatsızlık azalabilir.


Bu süreçte insanın iç dünyası şöyle değişebilir:


İlk aşamada:


“Bunu yapmamalıydım.”


Sonra:


“Aslında o kadar kötü değil.”


Daha sonra:


“Herkes yapıyor.”


Ve sonunda:


“Bunda yanlış olan ne var?”


İşte hastalığın ilerlemesi bazen tam olarak böyle görünür.


Yanlış değişmemiştir.


Yanlışa karşı insanın duyarlılığı değişmiştir.


1️⃣2️⃣ Hastalığın Artması Bir Tür Manevi Bağımlılık Gibi Düşünülebilir Mi ❓


Belirli bir benzetme düzeyinde evet.


Bir davranış sürekli tekrarlandığında insan ona daha fazla ihtiyaç duyabilir veya onu daha kolay yapabilir hâle gelebilir.


Örneğin:


sürekli öfke,


sürekli dedikodu,


sürekli yalan,


sürekli başkalarını küçümseme


bir süre sonra davranış kalıbı hâline gelebilir.


İnsan artık yalnız yanlış davranışı yapmaz.


O davranış üzerinden dünyayı yorumlamaya başlar.


Kıskanç kişi herkesin niyetini kıskançlıkla açıklayabilir.


Yalancı kişi herkesi yalancı sanabilir.


Çıkarcı insan başkalarının iyiliğinin arkasında mutlaka çıkar arayabilir.


Böylece hastalık yalnız davranışı değil, algıyı da dönüştürür.


1️⃣3️⃣ “Acı Bir Azap” Neden Yalanla İlişkilendirilir ❓


Ayet davranış ile sonuç arasında ahlaki bir bağ kurar.


Yalan burada masum bir iletişim hatası değildir.


İnsanların güvenini bozan,


toplumu içten zayıflatan,


kişinin kendi karakterini çürüten


bilinçli bir davranış hâline gelmiştir.


Kur’an perspektifinde insanın eylemleri sonuçsuz değildir.


Ahlaki tercihler nihai bir hesapla bağlantılıdır.


Bu nedenle:


“Acı bir azap”


ifadesi, nifakın ve yalanın yalnız toplumsal sonuçlarının değil, ahiret sorumluluğunun da bulunduğunu bildirir.


İnsan dışarıdaki insanları bir süre kandırabilir.


Fakat Kur’an'ın bakışında nihai hesapta görüntü değil hakikat belirleyicidir.


1️⃣4️⃣ Kalbin Hastalığı İle Beden Hastalığı Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓


Beden hastalığında insan çoğu zaman hasta olduğunu bilir.


Ağrı vardır.


Ateş vardır.


Güç kaybı vardır.


Bu nedenle tedavi arar.


Manevi hastalık ise çok daha sinsi olabilir.


Kibirli insan kendisini yalnızca “özgüvenli” görebilir.


Haset eden kişi kendisini “adalet arayan” biri sanabilir.


İkiyüzlü insan kendisini “şartlara uyum sağlayan” biri diye tanımlayabilir.


Yalancı kişi:


“Ben sadece durumu kurtarıyorum.”


diyebilir.


Bu nedenle manevi hastalığın en tehlikeli özelliği şudur:


İnsan hasta olduğunu fark etmeyebilir.


Hatta hastalığını erdem sanmaya başlayabilir.


1️⃣5️⃣ Manevi Hastalığın Tedavisi Mümkün Müdür ❓


Kur’an'ın genel mesajına göre dönüş imkânı vardır.


Tevbe kavramı bunun en güçlü göstergelerindendir.


Tevbe yalnız:


“Özür dilerim.”


demek değildir.


Kelime olarak yön değiştirme ve geri dönme anlamı taşır.


Manevi iyileşme:


yanlışı kabul etmek,


davranışı bırakmak,


zararı telafi etmek,


doğruya yönelmek,


samimiyeti yeniden kurmak


ile mümkündür.


Fakat ilk şart teşhistir.


İnsan:


“Bende hiçbir problem yok.”


dediği sürece iyileşme başlamaz.


Bu nedenle ahlaki tedavinin ilk adımı çoğu zaman kendine karşı dürüst olmaktır.


1️⃣6️⃣ İnsan Kendisindeki Manevi Hastalığı Nasıl Fark Edebilir ❓


Bunun için insanın kendisine bazı rahatsız edici sorular sorması gerekir:


Eleştirildiğimde gerçeği mi araştırıyorum, yoksa hemen savunmaya mı geçiyorum?


Kendi hatalarıma başkalarının hatalarından daha mı hoşgörülüyüm?


Çıkarım değiştiğinde ahlaki görüşüm de değişiyor mu?


Bir davranışı kimse görmese yine yapar mıydım?


Bir yanlışı artık rahatsızlık duymadan yapabiliyor muyum?


Başkalarında nefret ettiğim şeyi kendimde mazur görüyor muyum?



Bu sorular insanı otomatik olarak kusursuz yapmaz.


Fakat kalbin sağlığını kontrol eden bir tür manevi muayene işlevi görebilir.


1️⃣7️⃣ Bu Ayet Sadece Münafıklara Bakıp Onları Yargılamak İçin Mi Okunmalıdır ❓


Hayır.


Ayetin tarihsel bağlamı münafıkları anlatır.


Ancak ahlaki mesajı okuyan herkes için güçlü bir ayna oluşturabilir.


Çünkü insanın kalbinde:


kibir,


haset,


riya,


yalana yatkınlık,


çıkarcılık,


önyargı


gibi eğilimler farklı derecelerde ortaya çıkabilir.


Bu nedenle ayeti:


“Onların kalpleri hastaydı.”


diyerek geçmek kolaydır.


Daha zor soru şudur:


“Benim kalbimde büyümesine izin verdiğim hangi küçük hastalıklar olabilir?”


İşte Kur’an kişisel muhasebeye dönüştüğünde ahlaki etkisi güçlenir.


1️⃣8️⃣ Modern Dünyada Kalbin Hastalığı Nasıl Görünebilir ❓


Modern hayat insanın dış görünüşünü yönetmesini hiç olmadığı kadar kolaylaştırmıştır.


İnsan internette:


erdemli,


duyarlı,


başarılı,


merhametli,


bilgili


bir görüntü oluşturabilir.


Fakat gerçek karakter, çoğu zaman kameranın olmadığı yerde ortaya çıkar.


Ayrıca dijital dünyada sürekli karşılaştırma:


haset,


kibir,


gösteriş,


öfke,


onay bağımlılığı


gibi eğilimleri besleyebilir.


İnsan başkalarının beğenisiyle kendi değerini ölçmeye başladığında iç dünyası dışarıdaki tepkiye bağımlı hâle gelebilir.


Bu nedenle kalbin sağlığı bugün yalnız klasik anlamdaki günahlardan korunmayı değil, dikkatimizi, niyetimizi ve benlik algımızı neyin yönettiğini fark etmeyi de gerektirir.


1️⃣9️⃣ İnsan Yanlışı Tekrar Ederken Sadece Bir Davranışı Değil, Kendisini De Değiştirir​


Bakara Suresi'nin onuncu ayeti insan ahlakıyla ilgili son derece derin bir gerçeğe işaret eder:


Davranışlarımız yalnız dünyayı değiştirmez; bizi de değiştirir.


İnsan her yalan söylediğinde yalnız karşıdaki kişiye yanlış bilgi vermiş olmaz.


Kendi doğruluk duygusuyla arasındaki bağı da biraz zayıflatabilir.


Her haksızlığı mazur gördüğünde yalnız bir davranışı savunmaz.


Vicdanının sınırlarını yeniden çizebilir.


Her kibirli davranışta yalnız birini küçümsemez.


Kendisini olduğundan daha büyük görmeye alışabilir.


Ve bu tekrarlandıkça başlangıçta küçük görünen bir ahlaki sapma karakterin içine yerleşebilir.


Belki ayette:


“Kalplerinde bir hastalık vardır; Allah da hastalıklarını artırmıştır.”


denmesinin ürpertici tarafı budur.


Hastalık sabit kalmıyor.


Büyüyebiliyor.


İnsan ahlaki açıdan nötr bir yerde beklemiyor.


Seçimleri onu bir yöne götürüyor.


Doğru tekrarlandıkça erdem güçlenebiliyor.


Yanlış tekrarlandıkça bozulma derinleşebiliyor.


Bu yüzden küçük davranışlar sandığımızdan daha önemlidir.


Bir yalan:


“Sadece bir yalan.”


gibi görünebilir.


Ama insanın:


“Gerektiğinde yalan söyleyebilirim.”


fikrine alışmasının başlangıcı olabilir.


Bir haksızlık:


“Sadece bu seferlik.”


denebilir.


Ama vicdanın bir sonraki haksızlık karşısındaki direncini azaltabilir.


Bir gösteriş:


“Ne olacak, insanlar da görsün.”


diye savunulabilir.


Fakat insan zamanla iyiliği yapmak yerine iyiliğin görülmesini aramaya başlayabilir.


Böylece ahlaki hastalıkların temel özelliği ortaya çıkar:


İnsanın kendisini değiştirdiğini çoğu zaman sessizce gerçekleştirirler.


Bir gün kişi geriye baktığında başlangıçta asla kabul etmeyeceği davranışları artık normal buluyor olabilir.


İşte bu nedenle Kur’an'daki kalp metaforu son derece güçlüdür.


Kalp korunması gereken bir iç merkezdir.


Çünkü insanın yalnız ne yaptığı değil, yaptıklarının onu neye dönüştürdüğü de önemlidir.


Belki bu ayetin en büyük uyarısı şudur:


Bir insanın ahlaki çöküşü çoğu zaman büyük bir kötülük kararıyla başlamaz.


Küçük tavizlerle başlar.


Bir gerçeği saklamak.


Bir yanlış için mazeret üretmek.


Bir yalanı normalleştirmek.


Bir vicdan rahatsızlığını susturmak.


Sonra bir kez daha.


Ve bir kez daha.


Bir süre sonra insan davranışını değiştirmek yerine doğru ve yanlışın tanımını kendi davranışına göre değiştirmeye başlayabilir.


İşte o anda yalnız davranış hastalanmamıştır.


Ölçü de hastalanmıştır.


Bakara 10'un insanı uyandırdığı yer tam olarak burasıdır:


Yanlış yaptığında yalnız:


“Bunun sonucu ne olacak?”


diye sorma.


Bir soru daha sor:


“Bu davranışı tekrar edersem, sonunda nasıl bir insana dönüşeceğim?”


“İnsan kötülüğü yalnız yaptığı anda yaşamaz; tekrar ettiği her yanlışla kendi karakterinin içine de bir iz bırakır. Kalbin hastalığından korunmak, hiç hata yapmamak değil; hatayı normalleştirmeden görebilmek, kabul edebilmek ve henüz karaktere dönüşmeden yön değiştirebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt