📖 Bakara Suresi 34. Ayette “Meleklere ‘Âdem’e Secde Edin’ Dediğimizde İblis Dışında Hepsi Secde Ettiler; O İse Kaçındı, Büyüklük Tasladı Ve İnkâr

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,703
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 34. Ayette “Meleklere ‘Âdem’e Secde Edin’ Dediğimizde İblis Dışında Hepsi Secde Ettiler; O İse Kaçındı, Büyüklük Tasladı Ve İnkâr Edenlerden Oldu” İfadesi Ne Anlama Gelir Ve Âdem’e Secde, İblis’in İsyanı, Kibir, Üstünlük Kompleksi, İtaat, Özgür İrade, Haset, Kendini Başkasından Üstün Görmek, Bilgiye Rağmen Direnmek Ve Kibrin İnsanı Hakikatten Uzaklaştırması Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


“İnsanı hakikatten en hızlı uzaklaştıran şey her zaman bilgisizlik değildir; bazen doğruyu gördüğü hâlde ‘Ben ondan üstünüm’ diyebilmesidir. Bakara 34, kibrin yalnız bir karakter kusuru değil, insanın gerçeğe teslim olmasını engelleyen derin bir körlük olduğunu gösterir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 34. Ayet Ne Söyler ❓


Bakara Suresi'nin otuz dördüncü ayetinde anlam olarak şöyle buyrulur:


“Meleklere ‘Âdem’e secde edin’ dediğimizde İblis dışında hepsi secde ettiler. O ise kaçındı, büyüklük tasladı ve inkâr edenlerden oldu.”


Bu ayet insanlık hikâyesinin en önemli kırılma anlarından birini anlatır.


Âdem yaratılmıştır.


Bilgi verilmiştir.


İsimleri öğrenmiştir.


Meleklere onun taşıdığı özel potansiyel gösterilmiştir.


Sonra bir emir gelir:


“Âdem’e secde edin.”


Melekler secde eder.


İblis ise etmez.


Ve Kur’an onun reddini üç kelimeyle özetler:


Kaçındı.


Büyüklük tasladı.


İnkâr edenlerden oldu.



Bu sıralama, kibrin nasıl davranıştan inanç krizine dönüşebileceğini gösteren son derece güçlü bir ahlaki zincirdir.


2️⃣ Âdem’e Secde Etmek Âdem’e İbadet Etmek Anlamına Mı Gelir ❓


Hayır.


Bu noktayı açık biçimde ayırmak gerekir.


İslam inancında ibadet secdesi yalnız Allah'a yapılır.


Buradaki secde ise Allah'ın emriyle Âdem'e yönelik bir:


saygı, tazim ve ilahi emre itaat


secdesi olarak anlaşılmıştır.


Yani secdenin nihai muhatabı emri veren Allah'tır.


Melekler Âdem'i ilah kabul ettikleri için değil, Allah'ın emrine itaat ettikleri için secde ederler.


Bu nedenle ayet:


“Âdem’e tapın.”


demez.


“Allah'ın emrine teslim ol.”


meselesini anlatır.


3️⃣ İblis Melek Midir ❓


Bu konu Kur’an yorumlarında önemli bir ayrımdır.


Bakara 34'te secde emri meleklere yöneltilir ve:


“İblis hariç...”


denir.


Fakat Kehf Suresi 50. ayette İblis'in:


cinlerden olduğu


açıkça belirtilir.


Bu nedenle yaygın İslamî anlayışta İblis bir melek değildir.


Meleklerle birlikte bulunmuş ve emrin kapsamına dâhil olmuştur.


Dolayısıyla ayeti:


“Bir melek Allah'a isyan etti.”


şeklinde okumak Kur’an'ın genel anlatısıyla uyumlu değildir.


İblis, seçim yapabilen ve isyan eden farklı bir varlık olarak sunulur.


4️⃣ İblis Neden Secde Etmedi ❓


Bu ayette neden ayrıntılı biçimde verilmez.


Fakat Kur’an'ın başka ayetlerinde İblis'in gerekçesi açıklanır:


“Ben ondan daha hayırlıyım; beni ateşten, onu çamurdan yarattın.”


Yani problem emri anlamaması değildir.


Problem:


kendisini Âdem'den üstün görmesidir.


İblis kendi varlık malzemesini üstünlük ölçüsüne dönüştürür.


Ateşi:


çamurdan üstün


kabul eder.


Sonra buradan:


“Ben secde etmemeliyim.”


sonucuna varır.


Bu, kibirin nasıl bir mantık üretebildiğinin klasik örneğidir.


5️⃣ Kibir Nedir ❓


Kibir yalnız insanın kendisini sevmesi değildir.


Kendine güvenmek de kibir değildir.


Kibir daha çok:


kendini başkasından üstün görme


ve bu üstünlük iddiası nedeniyle hakikati küçümseme tavrıdır.


Bir insan yetenekli olduğunu bilebilir.


Bu kibir değildir.


Ama:


“Ben yetenekliyim, bu yüzden diğerleri değersizdir.”


derse sorun başlar.


İblis'in problemi de tam olarak budur.


Kendi özelliğini fark eder.


Sonra bunu bir üstünlük ideolojisine dönüştürür.


6️⃣ “Kaçındı” İfadesi Neden Önemlidir ❓


Ayet önce:


“ebâ” — kaçındı, kabul etmedi


der.


Bu kelime davranışı anlatır.


Emir gelir.


İblis yapmaz.


Yani kibir önce içsel bir duygu olarak kalmaz.


Eyleme dönüşür.


Bir insan içinde gurur hissedebilir.


Ama bunu kontrol edebilir.


Kibir tehlikeli hâle geldiğinde davranışı yönlendirmeye başlar.


İblis'in içindeki üstünlük duygusu:


itaatsizlik


olarak dışarı çıkar.


Bu nedenle ahlaki problemlerin birçoğu önce düşüncede başlar, sonra davranışa dönüşür.


7️⃣ “Büyüklük Tasladı” Ne Demektir ❓


Ayetin ikinci önemli kelimesi:


“istekbera”


yani:


“büyüklük tasladı, kendisini büyük gördü.”


ifadesidir.


Bu çok önemli bir ayrıntıdır.


İblis gerçekten Allah'tan veya Allah'ın emrinden büyük değildir.


Ama kendisini büyük görür.


Kibir çoğu zaman gerçek büyüklükten değil, algılanan üstünlükten doğar.


İnsan:


daha zengin,


daha eğitimli,


daha güçlü,


daha soylu,


daha dindar


olduğunu düşünüp bundan ahlaki üstünlük çıkarabilir.


Oysa sahip olunan özellik ile insanın nihai değeri aynı şey değildir.


8️⃣ İblis'in Hatası Mantıksal Bir Hata Mıdır ❓


Evet, ahlaki olduğu kadar mantıksal bir hata da vardır.


İblis şöyle düşünür:


“Ben ateşten yaratıldım.”


“Âdem çamurdan yaratıldı.”


“Ateş çamurdan üstündür.”


“O hâlde ben Âdem'den üstünüm.”



Ama bu zincirin birkaç problemi vardır.


Birincisi, ateşin çamurdan mutlak biçimde üstün olduğu varsayımı kanıtlanmış değildir.


İkincisi, bir varlığın yaratıldığı maddenin onun ahlaki veya manevi değerini belirlediği varsayılır.


Üçüncüsü, Allah'ın emri karşısında kendi ölçüsünü nihai ölçüye dönüştürür.


Yani İblis'in kibri yalnız duygusal değil, yanlış kıyas üreten zihinsel bir kibirdir.


9️⃣ Üstünlük Kompleksi İnsanlarda Nasıl Görünür ❓


İnsanlar da İblis'in mantığına benzer kalıplar oluşturabilir.


“Ben daha zenginim.”


“Ben daha eğitimliyim.”


“Ben bu millettenim.”


“Ben bu ailedenim.”


“Ben daha dindarım.”


“Ben daha zekiyim.”



Sonra bu özellikleri:


“O hâlde ben daha değerliyim.”


sonucuna bağlayabilir.


İşte burada farklılık, üstünlük iddiasına dönüşür.


İnsanın sahip olduğu herhangi bir özellik, başkasını küçümseme hakkı vermez.


Bakara 34 bu nedenle sadece İblis'in hikâyesi değil, insan toplumlarının hiyerarşi üretme eğiliminin de aynasıdır.


🔟 Haset İle Kibir Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır ❓


Kibir genellikle haseti besleyebilir.


Kişi kendisini üstün görüyorsa başka birinin:


övgü,


statü,


başarı,


değer


kazanmasını tehdit olarak algılayabilir.


İblis açısından Âdem'e verilen değer, kendi üstünlük algısını sarsar.


Böylece soru:


“Âdem neden değerli?”


olmaktan çıkar.


“Neden ben değil?”


hâline gelir.


Hasetin temelinde çoğu zaman başkasının iyiliğinden rahatsız olma vardır.


İnsan:


“Benim de olsun.”


demek yerine:


“Onun olmasın.”


demeye başladığında haset daha tehlikeli hâle gelir.


1️⃣1️⃣ İtaat Körü Körüne Boyun Eğmek Midir ❓


Dini bağlamda itaat meselesi dikkatli anlaşılmalıdır.


İslam'da mutlak itaat Allah'a aittir.


İnsanlara itaat ise ahlaki ve meşru sınırlar içindedir.


Bakara 34'te emir doğrudan Allah'tan gelir.


Dolayısıyla tartışmanın merkezi:


“Bir insan otoriteye soru sormadan boyun eğmeli mi?”


değildir.


Asıl mesele:


Allah'ın açık emri karşısında yaratılmış bir varlığın kendi kibirli ölçüsünü daha üstün görmesidir.


Bu nedenle İblis'in isyanı eleştirel düşünce değil, kibirli reddediştir.


1️⃣2️⃣ Soru Sormak İle İsyan Etmek Arasındaki Fark Nedir ❓


Bir önceki ayetlerde melekler soru sormuştu:


“Yeryüzünde bozgunculuk yapacak birini mi yaratacaksın?”


Allah onları kınamamıştı.


Çünkü soru anlamaya yönelikti.


İblis ise başka bir tavır gösterir.


O:


“Bu emrin hikmeti nedir?”


demez.


Kendisini üstün ilan eder.


Bu iki tavır çok farklıdır.


Melek:


“Anlamak istiyorum.”


der.


İblis:


“Ben daha iyi biliyorum.”


der.


İşte sorgulama ile kibir arasındaki sınır burada ortaya çıkar.


1️⃣3️⃣ Bilgiye Rağmen Direnmek Neden Daha Tehlikelidir ❓


Çünkü İblis Allah'ın varlığını inkâr eden biri olarak sunulmaz.


Allah'ı bilir.


Allah'la konuşur.


Emri işitir.


Yani problemi:


“Tanrı var mı?”


sorusu değildir.


Problemi:


“Ben bu emre boyun eğecek miyim?”


sorusudur.


Bu son derece güçlü bir dini mesajdır:


Bir şeyi bilmek, ona teslim olmak değildir.


İnsan:


doğruyu bilebilir


ama kibrinden dolayı uygulamayabilir.


Bu nedenle dini bilgi tek başına insanı iyi yapmaz.


Bilgi karakterle birleşmediğinde kibir bile üretebilir.


1️⃣4️⃣ Çok Dindar Görünmek Kibri Engeller Mi ❓


Hayır.


Hatta dini bilgi veya ibadet de insanın kibrine malzeme olabilir.


Bir kişi:


“Ben daha çok ibadet ediyorum.”


“Ben dini daha iyi biliyorum.”


“Ben daha doğru bir grubun içindeyim.”



diyerek kendisini başkalarından üstün görebilir.


Bu durumda ibadet tevazu üretmek yerine üstünlük duygusunu beslemeye başlamıştır.


İblis anlatısının korkutucu yönlerinden biri budur:


Sorun dinden tamamen uzak olmak değildir.


İnsan dini bilgiye sahip olup yine de kibir nedeniyle düşebilir.


1️⃣5️⃣ Kibir İnsan Gerçekliğini Nasıl Bozar ❓


Çünkü kibir insanın kendisini tarafsız değerlendirmesini zorlaştırır.


Kibirli kişi:


başarısını kendi üstünlüğüne,


hatasını şartlara,


başkasının başarısını şansa,


başkasının hatasını karakterine


bağlayabilir.


Böylece zihinsel ölçüler ikiye ayrılır:


kendisi için başka,


başkaları için başka.


Bu durumda kişi gerçeği aramaz.


Kendi üstünlüğünü kanıtlayacak gerçeklik versiyonunu arar.


İblis de yaratılış maddesini kendi lehine yorumlayarak benzer bir zihinsel kalıp sergiler.


1️⃣6️⃣ Kibir Neden Tevbenin Önündeki En Büyük Engellerden Biri Olabilir ❓


Çünkü tevbe için insanın önce:


“Yanlış yaptım.”


demesi gerekir.


Kibir ise bu cümleyi söylemek istemez.


Kibirli kişi:


mazeret üretir,


suçu başkasına atar,


hatasını küçültür,


kendisini haklı çıkarır.


Bu yüzden günahın kendisinden daha tehlikeli olan şey bazen günahı savunmak olabilir.


Hata yapan insan dönebilir.


Ama hatasını üstünlük sebebiyle haklılaştıran insan dönüş yolunu daha da zorlaştırır.


1️⃣7️⃣ Bu Ayet Mümin İçin Nasıl Bir Öz Muhasebe Olmalıdır ❓


Ayet yalnız:


“İblis kibirliydi.”


diye okunmamalıdır.


İnsan kendisine şu soruları da sormalıdır:


Kendimi kimlerden üstün görüyorum?


Bir insanı malı, eğitimi, görünüşü veya kökeni nedeniyle küçümsüyor muyum?


Bir konuda haklı olmadığımı fark ettiğimde geri adım atabiliyor muyum?


Benden daha genç veya daha az eğitimli birinden doğru söz geldiğinde kabul edebiliyor muyum?


Dini bilgim beni daha mütevazı mı, daha üstünlükçü mü yapıyor?



Bu sorular Bakara 34'ü insanın kendi kibrine tutulmuş güçlü bir aynaya dönüştürür.


1️⃣8️⃣ Modern Dünyada İblis’in “Ben Daha Üstünüm” Mantığı Nasıl Görünebilir ❓


Bugün insanlar üstünlüğü farklı ölçüler üzerinden kurabilir.


Servet.


Diploma.


Meslek.


Takipçi sayısı.


Milliyet.


Siyasi görüş.


Dinî grup.


Teknolojik bilgi.


Hatta ahlaki duyarlılık bile üstünlük aracına dönüşebilir.


İnsan:


“Ben daha bilinçliyim.”


derken bile başkasını insan olarak değersizleştirebilir.


Bu, kibirin ne kadar esnek olduğunu gösterir.


Kibir yalnız saraylarda yaşamaz.


Erdem görüntüsünün içinde bile saklanabilir.


1️⃣9️⃣ İblis’in Düşüşü Bilgisizlikten Değil “Ben Ondan Üstünüm” Cümlesinden Başladı​


Bakara Suresi'nin otuz dördüncü ayeti insanlık tarihinin en güçlü ahlaki sahnelerinden birini kurar.


Bir emir gelir:


“Âdem’e secde edin.”


Melekler secde eder.


İblis etmez.


İlk bakışta mesele yalnız bir itaatsizlik gibi görülebilir.


Ama Kur’an nedenini hemen gösterir:


“Büyüklük tasladı.”


İşte bütün hikâye burada değişir.


Çünkü İblis'in problemi bilgi eksikliği değildir.


Allah'ın varlığından habersiz değildir.


Emri duymamış değildir.


Âdem'in yaratıldığını görmemiş değildir.


Sorun daha derindedir:


Kendisini hakikatin önüne koymuştur.


Kendi ölçüsünü Allah'ın emrinden daha önemli görmüştür.


Ve bunu şu düşünceyle yapmıştır:


“Ben daha üstünüm.”


Belki insanlık tarihindeki birçok büyük kötülüğün içinde de bu cümlenin farklı biçimleri vardır.


“Biz onlardan üstünüz.”


“Bizim ırkımız daha değerli.”


“Bizim sınıfımız daha değerli.”


“Bizim mezhebimiz daha değerli.”


“Bizim milletimiz daha değerli.”


“Ben ondan daha akıllıyım.”



İnsan bir farkı ahlaki üstünlüğe çevirdiği anda başkasının değerini azaltmaya başlayabilir.


Sonra ikinci aşama gelir:


Eğer karşıdaki daha az değerliyse ona yapılan haksızlık da daha kolay gerekçelendirilir.


Böylece kibir yalnız kişisel bir karakter kusuru olmaktan çıkar.


Toplumsal zulmün ideolojik kaynağına dönüşebilir.


İblis'in:


“Ateş çamurdan üstündür.”


mantığı bu nedenle yalnız eski bir metafizik tartışma değildir.


Bugünün insanına da çok yakındır.


İnsan hâlâ:


nerede doğduğu,


hangi aileden geldiği,


hangi dili konuştuğu,


hangi servete sahip olduğu


gibi çoğunu kendisinin seçmediği özelliklerden üstünlük çıkarabilir.


Oysa hiçbir insan:


kendi doğum yerini,


ailesini,


genetik özelliklerini,


başlangıç şartlarını


kendisi seçmemiştir.


Bunlarla övünmek mümkün olabilir.


Ama bunlardan mutlak ahlaki üstünlük çıkarmak son derece problemli bir mantıktır.


Ayetin daha derin mesajı ise şudur:


Kibir hakikati görmeyi bozabilir.


İnsan bazen karşısındaki kişinin doğru söylediğini bilir.


Ama:


“O benden küçük.”


der.


Bazen:


“O benim düşmanım.”


der.


Bazen:


“Bunu kabul edersem küçük düşerim.”


der.


Ve böylece doğruyu reddeder.


Bu noktada mesele artık bilgi değildir.


Karakterdir.


Hakikat bazen insanın sevmediği birinin ağzından gelir.


Bazen daha az eğitimli birinden gelir.


Bazen çocuktan gelir.


Bazen rakibinden gelir.


Gerçek tevazu:


“Kim söyledi?”


sorusundan önce:


“Doğru mu?”


sorusunu sorabilmektir.


İblis bunu yapamaz.


Kendisinin kim olduğuna bakar.


Âdem'in ne olduğuna bakar.


Ve emrin hakikatini kendi üstünlük duygusunun arkasına iter.


Belki Bakara 34'ün insan için en tehlikeli uyarısı tam da budur:


Hakikati reddetmek için her zaman onu yanlış bulmamız gerekmez; bazen onu kabul etmeyi gururumuza yediremeyiz.


Bu yüzden insanın manevi gelişiminin en önemli aşamalarından biri:


“Yanılmışım.”


diyebilmesidir.


Bir başka büyük aşama ise:


“O benden farklı ama benden değersiz değil.”


diyebilmektir.


Ve belki kibrin tam karşısındaki gerçek secde budur:


İnsan kendi egosunu mutlak ölçü olmaktan indirdiğinde.


Çünkü Bakara 34'te İblis'in secde etmeyen bedeni kadar, eğilmeyen benliği vardır.


Ve bazen insanın en zor secdesi alnını yere koymak değil, kendi üstünlük duygusunu yere bırakabilmektir.


“Kibrin en tehlikeli hâli insanın kendisini büyük görmesi değil, bu büyüklük duygusu uğruna doğruyu reddetmesidir. Hakikat karşısında eğilemeyen benlik bir süre sonra yalnız başkalarını değil, kendi gerçeğini de küçümsemeye başlar.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt