📖 A‘râf Suresi 205. Ayette “Rabbini İçinden Yalvararak ve Ürpererek, Yüksek Olmayan Bir Sesle Sabah Akşam An; Gafillerden Olma” İfadesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,837
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 205. Ayette “Rabbini İçinden Yalvararak ve Ürpererek, Yüksek Olmayan Bir Sesle Sabah Akşam An; Gafillerden Olma” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Allah’ı hatırlamak yalnız dilin hareketi değildir; insanın günün gürültüsü içinde kalbinin yönünü yeniden bulmasıdır. Bazen en derin zikir, kimsenin duymadığı ama insanın bütün iç dünyasını değiştiren sessiz bir hatırlayıştır.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin:

  1. ayetinde:
şöyle:

buyurulmuştu:

“Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.”

  1. ayette:
vahyi:

dinleyen:

insanın:

Allah’la:

ilişkisinin:

nasıl:

devam:

etmesi:

gerektiği:

anlatılır.

Ayetin yaklaşık anlamı şöyledir:

“Rabbini içinden, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an ve gafillerden olma.”

Burada:

çok:

önemli:

bir:

geçiş:

vardır.

Önce:

Kur’an’ı dinle.

Sonra:

Rabbini hatırla.

Yani:

vahiy:

yalnız:

dinlenip:

geçilecek:

bir:

söz:

değildir.

İnsanın:

Allah’la:

ilişkisini:

canlı:

tutması:

gerekir.

Ayet:

bunun:

için:

bize:

birkaç:

ölçü:

verir:

Allah’ı:

an.

Bunu:

içtenlikle:

yap.

Yalvaran:

bir:

kalple:

yap.

O’na:

karşı:

saygı

ve:

haşyet:

taşı.

Bağırmayı:

zorunlu:

sanma.

Sabah:

ve:

akşam:

O’nu:

hatırla.

Ve:

en:

önemlisi:

gafillerden olma.

Çünkü:

insanın:

Allah’tan:

uzaklaşması:

çoğu:

zaman:

bir:

anda:

gerçekleşmez.

Önce:

unutur.

Sonra:

daha:

az:

hatırlar.

Sonra:

hayatın:

gürültüsü:

kalbin:

üzerini:

örter.

Ayet:

işte:

bu:

manevi:

uykuya:

karşı:

insanı:

uyanık:

tutmak:

ister.

1️⃣ “Rabbini An” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“Vezkur rabbeke…”

denir.

Yani:

“Rabbini zikret, Rabbini an.”

Zikir:

yalnız:

belirli:

kelimeleri:

tekrarlamak:

değildir.

Allah’ı:

hatırlamak,

O’nun:

huzurunda:

olduğunun:

bilincinde:

olmak,

nimetlerini:

düşünmek,

emirlerini:

hatırlamak

ve:

hayatını:

bu:

bilinçle:

yaşamaya:

çalışmak:

da:

zikir:

kavramının:

geniş:

anlamına:

dâhildir.

Dil:

Allah’ı:

anabilir.

Ama:

asıl:

amaç:

kalbin de Allah’tan haberdar olmasıdır.

2️⃣ Allah’ı Zikretmek Sadece Tesbih Çekmek midir ❓​

Hayır.

Tesbih:

çekmek:

bir:

zikir:

biçimidir.

Sübhanallah.

Elhamdülillah.

Allahu ekber.


gibi:

ifadeler:

zikir:

kapsamında:

yer:

alır.

Ama:

zikir:

bunlardan:

ibaret:

değildir.

Namaz:

zikirdir.

Kur’an:

okumak:

zikirdir.

Allah’ın:

nimetini:

fark edip:

şükretmek:

zikirdir.

Bir:

yanlış:

yapmak:

üzereyken:

“Allah bunu görüyor.”

diye:

durmak:

da:

Allah’ı:

hatırlamanın:

çok:

güçlü:

bir:

biçimidir.

3️⃣ “İçinden” Allah’ı Anmak Ne Demektir ❓​

Ayette:

“fî nefsike”

ifadesi:

geçer.

Bu:

“kendi içinde, iç dünyanda”

anlamına:

gelir.

Allah’ı:

anmak:

mutlaka:

başkalarının:

duyacağı:

bir:

gösteriye:

dönüşmek:

zorunda:

değildir.

İnsan:

sessizce:

Allah’ı:

hatırlayabilir.

Kalbinden:

dua:

edebilir.

Kimsenin:

bilmediği:

bir:

anda:

Rabbine:

yönelebilir.

Bu:

insan:

ile:

Allah:

arasındaki:

çok:

özel:

bir:

yakınlık:

hâli:

olabilir.

4️⃣ Sessiz Zikir Daha mı Değerlidir ❓​

Ayet:

içtenlik

ve:

yüksek:

olmayan:

bir:

ses:

üzerinde:

özellikle:

durur.

Ama:

bundan:

“Sesli yapılan bütün zikirler yanlıştır.”

sonucu:

çıkarılmamalıdır.

Kur’an’da:

dua,

zikir

ve:

ibadet:

farklı:

bağlamlarda:

farklı:

biçimlerde:

yer:

alır.

Bu:

ayetteki:

esas:

vurgu:

bağırmak, gösteriş yapmak ve dikkati Allah’tan insana çevirmek yerine içten ve ölçülü bir yöneliştir.

5️⃣ “Yalvararak” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“tadarru‘an”

ifadesi:

yer:

alır.

Bu:

tevazu,

boyun:

eğme,

ihtiyacını:

kabul:

etme,

yalvarma

ve:

Allah:

karşısında:

kendi:

sınırlılığını:

bilme:

anlamları:

taşır.

İnsan:

dua:

ederken:

Allah’a:

emir:

vermez.

Şöyle:

demez:

“Ben istedim, bunu yapmak zorundasın.”

Daha:

çok:

şunu:

bilir:

“Ben kulum, ihtiyacımı sana açıyorum.”

İşte:

tadarru:

bu:

kulluk:

bilincidir.

6️⃣ Allah’a Yalvarmak İnsanı Küçültür mü ❓​

Hayır.

Allah’ın:

önünde:

kul:

olduğunu:

kabul:

etmek:

insanı:

başka:

insanların:

önünde:

küçültmek:

değildir.

Tam tersine:

tevhid:

insana:

şunu:

öğretir:

Mutlak kulluk yalnız Allah’adır.

Bu:

bilinç:

insanın:

başka:

yaratılmışları:

ilahlaştırmasının:

da:

önüne:

geçebilir.

Allah’a:

yönelen:

insan:

kendi:

acizliğini:

kabul:

eder.

Ama:

bu:

acizlik:

onu:

değersiz:

hâle:

getirmez.

Kulluğunu doğru yere yöneltir.

7️⃣ Ayetteki “Korku” Allah’tan Dehşete Kapılmak mı Demektir ❓​

Ayette:

Allah’a:

yönelirken:

korku,

çekinme

ve:

saygılı:

ürperti:

boyutu:

vardır.

Ancak:

bu:

Allah’ı:

yalnız:

korkulacak:

bir:

varlık:

olarak:

tasavvur:

etmek:

demek:

değildir.

Kur’an’ın:

Allah:

tasavvurunda:

rahmet,

bağışlama,

sevgi,

adalet

ve:

hesap:

bilinci:

birlikte:

yer:

alır.

Bu nedenle:

buradaki:

korku:

Allah’tan kaçmaya değil, Allah’a karşı sorumluluğun farkında olmaya

yönelten:

bir:

haşyet:

olarak:

anlaşılmalıdır.

8️⃣ Allah Sevilirken Neden Ondan Korkulur ❓​

Çünkü:

sevgi

ve:

sorumluluk:

birbirine:

karşıt:

değildir.

Bir:

insan:

Allah’ın:

rahmetini:

umar.

Ama:

aynı:

zamanda:

yaptıklarının:

hesapsız:

olmadığını:

bilir.

Bu:

denge:

önemlidir.

Yalnız:

korku:

ümitsizlik:

üretebilir.

Yalnız:

“Nasıl olsa affedilirim.”

düşüncesi:

ise:

sorumluluğu:

zayıflatabilir.

Kur’an:

insanı:

çoğu:

zaman:

ümit ile sorumluluk arasında

dengede:

tutar.

9️⃣ “Yüksek Olmayan Bir Sesle” İfadesi Ne Öğretiyor ❓​

Ayette:

“dûne’l-cehri mine’l-kavl”

ifadesi:

yer alır.

Yani:

sözün:

yüksek:

sesle:

bağırılmasının:

altında,

daha:

ölçülü:

bir:

ses:

tarzı:

anlatılır.

Allah:

duymak:

için:

insanın:

bağırmasına:

muhtaç:

değildir.

Duanın:

değeri:

sesin:

desibeliyle:

ölçülmez.

Bazen:

çok:

sessiz:

bir:

“Allah’ım yardım et.”

cümlesi:

insanın:

kalbinden:

çok:

derin:

bir:

şekilde:

çıkabilir.

🔟 Yüksek Sesle Dua Etmek veya Zikir Yapmak Yasak mıdır ❓​

Bu:

ayetten:

bütün:

sesli:

zikir:

ve:

duaların:

yasak:

olduğu:

sonucunu:

çıkarmak:

doğru:

değildir.

İslam:

geleneğinde:

sesli:

ve:

sessiz:

zikir:

uygulamaları:

hakkında:

farklı:

yorumlar

ve:

uygulamalar:

bulunmuştur.

Burada:

açık:

olan:

ilke:

şudur:

Allah’a yönelişte gösteriş, aşırılık ve gereksiz bağırma esas değildir.

İbadetin:

merkezi:

insanlara:

kendini:

duyurmak:

değil,

Allah’a yönelmektir.

1️⃣1️⃣ Sabah ve Akşam Allah’ı Anmak Neden Özellikle Söyleniyor ❓​

Ayette:

“bi’l-guduvvi ve’l-âsâl”

ifadesi:

yer alır.

Yani:

sabahları

ve:

akşamları.

Bunlar:

günün:

başlangıç

ve:

dönüşüm:

vakitleridir.

Sabah:

insan:

yeni:

bir:

güne:

başlar.

Akşam:

günün:

koşturması:

yavaşlamaya:

başlar.

Kur’an:

sanki:

insanın:

gününün:

iki:

ucunu:

Allah’ın:

zikriyle:

çevrelemesini:

öğütler.

Güne Allah’ı unutmadan başla, günü Allah’ı unutmadan kapat.

1️⃣2️⃣ Bu Ayet Allah’ı Sadece Sabah ve Akşam Anmamız Gerektiğini mi Söyler ❓​

Hayır.

Kur’an’ın:

başka:

ayetlerinde:

Allah’ı:

çokça:

zikretme:

emri:

vardır.

Bu nedenle:

sabah:

ve:

akşam:

ifadesini:

“Diğer vakitlerde Allah’ı anma.”

şeklinde:

anlamak:

doğru:

değildir.

Bu:

iki:

vakit:

sürekliliği:

ve:

günlük:

hayatın:

Allah:

bilinciyle:

çevrilmesini:

ifade:

eden:

önemli:

zamanlar:

olarak:

görülebilir.

1️⃣3️⃣ Günlük Hayatta Allah’ı Hatırlamak Nasıl Mümkündür ❓​

Bunun:

için:

her:

an:

dilin:

zikir:

kelimeleri:

söylemesi:

şart:

değildir.

Bir:

nimet:

gördüğünde:

şükredebilirsin.

Bir:

karar:

verirken:

helal-haram:

ölçüsünü:

hatırlayabilirsin.

Birine:

haksızlık:

edecekken:

durabilirsin.

Korktuğunda:

dua:

edebilirsin.

Başarılı:

olduğunda:

kibirlenmek:

yerine:

şükredebilirsin.

Bir:

güzellik:

gördüğünde:

Yaratan’ı:

hatırlayabilirsin.

Zikir, hayatın içine yayılan bir Allah bilinci olabilir.

1️⃣4️⃣ Zikir Yapıp İnsanlara Kötü Davranmak Bir Çelişki midir ❓​

Evet,

çok:

ciddi:

bir:

çelişki:

olabilir.

Bir:

insan:

binlerce:

kez:

Allah’ın:

adını:

anabilir.

Ama:

aynı:

zamanda:

insanlara:

zulmediyorsa,

yalan:

söylüyorsa,

kul:

hakkı:

yiyorsa,

zikir:

henüz:

ahlakına:

yeterince:

yansımamış:

olabilir.

Zikir:

yalnız:

dilin:

saydığı:

kelimelerin:

miktarı:

değildir.

Hatırlanan Allah’ın, insanın davranışlarını da etkilemesi beklenir.

1️⃣5️⃣ “Gafillerden Olma” Ne Demektir ❓​

Ayetin:

sonunda:

çok:

güçlü:

bir:

uyarı:

vardır:

“Ve lâ tekun mine’l-gâfilîn.”

Yani:

“Gafillerden olma.”

Gaflet:

unutmak,

dikkatsizleşmek,

manevi:

olarak:

uykuya:

dalmak

ve:

önemli:

hakikatleri:

hayatın:

koşturması:

içinde:

gözden:

kaçırmak:

anlamlarına:

gelir.

Gafil:

insan:

Allah’ı:

inkâr:

etmek:

zorunda:

değildir.

Bazen:

Allah’a:

inanır

ama:

hayatını O’nu hiç hesaba katmadan yaşar.

1️⃣6️⃣ Bir İnsan Allah’a İnanıp Yine de Gafil Olabilir mi ❓​

Evet.

İman:

ile:

sürekli:

farkındalık:

aynı:

şey:

değildir.

Bir:

insan:

Allah’a:

inandığını:

söyleyebilir.

Ama:

alışverişte:

hile:

yaparken:

Allah’ı:

unutabilir.

Öfkelendiğinde:

Allah’ın:

sınırlarını:

unutabilir.

Para:

kazanırken:

helali:

unutabilir.

Güç:

elde:

ettiğinde:

hesap:

vereceğini:

unutabilir.

Bu nedenle:

zikir:

imanı gündelik hayatın içine yeniden taşır.

1️⃣7️⃣ Gaflet Neden Tehlikelidir ❓​

Çünkü:

insanın:

büyük:

yanlışlara:

gitmesi:

her zaman:

büyük:

bir:

kararla:

başlamaz.

Bazen:

küçük:

unutmalarla:

başlar.

Bir:

kez:

vicdanını:

dinlemez.

Sonra:

bir:

kez:

daha.

Bir:

yanlışı:

normal:

görür.

Sonra:

başka:

bir:

yanlışı.

Bir:

süre:

sonra:

eskiden:

rahatsız:

olduğu:

şey:

onu:

rahatsız:

etmemeye:

başlayabilir.

İşte:

zikir:

insanı:

sürekli:

şuna:

döndürür:

“Nereye gidiyorum?”

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 203, 204 ve 205. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
Kur’an:

basiret, hidayet ve rahmet

olarak:

tanıtılmıştı.

  1. ayette:
“Kur’an okunduğunda dinleyin ve susun.”

denilmişti.

  1. ayette:
ise:

“Rabbini içinden, yalvararak, saygıyla ve ölçülü bir sesle sabah akşam an; gafillerden olma.”

buyrulur.

Bu:

üç:

ayet:

çok:

güzel:

bir:

manevi:

akış:

kurar:

Vahyi tanı.

Vahyi dinle.

Sonra Rabbini unutma.


Çünkü:

Kur’an’ı:

bir:

an:

dinlemek:

başlangıçtır.

Asıl:

mesele:

o bilincin hayat boyunca canlı kalmasıdır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 205. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 205. ayet:

insanın:

Allah’la:

ilişkisinde:

çok:

önemli:

bir:

kelimeyi:

merkeze:

yerleştirir:

Hatırlamak.

İnsan:

çok:

şeyi:

unutur.

Anahtarını:

unutur.

Bir:

randevuyu:

unutur.

Bir:

telefon:

numarasını:

unutur.

Ama:

hayattaki:

en:

tehlikeli:

unutma:

belki:

bunlar:

değildir.

İnsanın:

neden yaşadığını, kime karşı sorumlu olduğunu ve hayatının sonsuz olmadığını unutması

çok:

daha:

derin:

bir:

gaflettir.

İnsan:

sabah:

uyanır.

Telefonuna:

bakar.

Mesajlar.

Haberler.

İşler.

Borçlar.

Planlar.

Toplantılar.

Tartışmalar.

Alışverişler.

Bir:

bakmış:

akşam:

olmuş.

Sonra:

gece:

yatağa:

girer.

Ertesi:

gün:

aynı:

döngü:

yeniden:

başlar.

Hayat:

çok:

hızlı:

akabilir.

Ve:

insan:

bu:

koşuşturmanın:

içinde:

bir:

an:

durup:

şunu:

sormayı:

unutabilir:

“Ben ne yapıyorum?”

“Nereye gidiyorum?”

“Bugün Allah’ın huzurunda nasıl bir insan oldum?”


İşte:

zikir:

bazen:

tam:

olarak:

bu:

duraktır.

İnsanın:

günün:

akışını:

birkaç:

saniyeliğine:

kesip:

yönünü:

yeniden:

hatırlamasıdır.

Bir:

pusula:

gibi.

Yolda:

yürüyorsun.

Pusulaya:

bakıyorsun.

“Hâlâ doğru yönde miyim?”

diye:

kontrol:

ediyorsun.

Zikir:

de:

insanın:

ahlaki

ve:

manevi:

pusulasını:

kontrol:

etmesine:

yardımcı:

olabilir.

Bu yüzden:

ayette:

sabah

ve:

akşam:

çok:

anlamlıdır.

Sabah:

şunu:

hatırlarsın:

“Bugün Allah’ın bana verdiği yeni bir gün.”

Akşam:

şunu:

sorarsın:

“Bugünü nasıl geçirdim?”

Bu:

sadece:

ibadet:

programı:

değildir.

Bir:

hayat:

bilinci:

oluşturabilir.

Sabah:

Allah’ı:

hatırlayarak:

işe:

gidiyorsan,

belki:

iş:

yerinde:

bir:

haksızlık:

yapacağın:

anda:

daha:

kolay:

durabilirsin.

Akşam:

günü:

Allah’ı:

hatırlayarak:

değerlendiriyorsan,

belki:

“Bugün falancayı kırdım.”

diye:

fark:

edersin

ve:

ertesi:

gün:

özür:

dilersin.

İşte:

zikir:

bu:

noktada:

ahlak:

üretir.

Çünkü:

Allah’ı:

hatırlamak:

insanın:

yalnız:

dilini:

değil,

kararlarını:

da:

etkilemeye:

başlar.

Ayetin:

“içinden”

demesi:

de:

çok:

güzeldir.

Çünkü:

insanın:

Allah’la:

ilişkisinin:

bir:

kısmı:

kimsenin:

görmediği:

yerde:

yaşanır.

İnsanların:

önünde:

dindar:

görünmek:

kolay:

olabilir.

Asıl:

soru:

şudur:

Kimse görmediğinde Allah’ı hatırlıyor musun?

Bir:

oda:

içinde:

tek:

başınasın.

Kimse:

sana:

alkış:

vermeyecek.

Kimse:

“Ne kadar dindar.”

demeyecek.

Yine:

dua:

ediyor:

musun?

Bir:

yanlış:

yapma:

fırsatı:

var.

Kimse:

öğrenmeyecek.

Ama:

“Allah biliyor.”

deyip:

durabiliyor:

musun?

İşte:

iç:

zikir:

burada:

çok:

derin:

bir:

anlam:

kazanır.

Çünkü:

gösteriş:

başkalarının:

gözüne:

ihtiyaç:

duyar.

Samimiyet:

ise:

Allah’ın:

bilgisini:

yeterli:

görebilir.

Bir:

insan:

ibadetini:

başkalarına:

göstermek:

zorunda:

hissetmiyorsa,

belki:

Allah’la:

daha:

özel:

bir:

alan:

kurabilir.

Kimsenin:

bilmediği:

bir:

dua.

Kimsenin:

bilmediği:

bir:

sadaka.

Kimsenin:

görmediği:

bir:

gözyaşı.

Kimsenin:

duymadığı:

bir:

“Allah’ım beni affet.”

Bazen:

insanın:

en:

değerli:

ibadetleri:

başkalarının:

hiç:

bilmediği:

ibadetler:

olabilir.

Ayetin:

“yalvararak”

ifadesi:

de:

insanın:

kibir:

ile:

ilişkisini:

düzeltir.

Çünkü:

insan:

başarılı:

olduğunda:

şunu:

düşünebilir:

“Ben yaptım.”

Para:

kazandı:

“Ben kazandım.”

İş:

başardı:

“Ben başardım.”

Bir:

hastalığı:

atlattı:

“Ben güçlüyüm.”

Elbette:

insanın:

emeği:

vardır.

Çalışması:

vardır.

Yeteneği:

vardır.

Ama:

zikir:

ona:

şunu:

hatırlatır:

“Ben mutlak değilim.”

Bir:

anda:

şartlar:

değişebilir.

Sağlığın:

değişebilir.

Piyasa:

değişebilir.

İnsanlar:

değişebilir.

Hayat:

değişebilir.

Bu:

korkuyla:

yaşamak:

için:

değil,

kibirden korunmak

içindir.

İnsan:

elinden:

geleni:

yapar.

Sonra:

şükreder.

Başarı:

geldiğinde:

“Ben herkesten üstünüm.”

demek:

yerine:

“Allah’ın lütfu ve bana verilen imkânlarla başardım.”

diyebilir.

Bu:

emeğini:

küçültmez.

Emeğini:

mutlaklaştırmasını:

önler.

Ayetin:

sonundaki:

“gafillerden olma”

uyarısı:

ise:

belki:

bütün:

ayetin:

kalbidir.

Çünkü:

gaflet:

her:

zaman:

Allah’ı:

inkâr:

etmek:

değildir.

Bazen:

Allah’a:

inanırsın.

Ama:

haftalarca:

O’nu:

hayatında:

hiç:

hesaba:

katmazsın.

Bir:

karar:

verirsin.

Sadece:

parayı:

düşünürsün.

Helal:

mi,

haram:

mı,

adil:

mi,

değil:

mi:

diye:

düşünmezsin.

Bir:

tartışmaya:

girersin.

Sadece:

kazanmaya:

çalışırsın.

Karşındaki:

insanın:

hakkını:

unutursun.

Bir:

başarı:

kazanırsın.

Kibirlenirsin.

Nimeti:

vereni:

unutursun.

İşte:

gaflet:

bazen:

hayatın:

içinde:

bu:

şekilde:

sessizce:

büyür.

Bu yüzden:

zikir:

yalnız:

bir:

sevap:

biriktirme:

eylemi:

değildir.

Gaflete karşı uyanıklık egzersizidir.

İnsan:

Allah’ı:

hatırladıkça:

kendini:

de:

hatırlayabilir.

Kim:

olduğunu:

hatırlar.

Kul:

olduğunu:

hatırlar.

Sınırlı:

olduğunu:

hatırlar.

Öleceğini:

hatırlar.

Hesap:

vereceğini:

hatırlar.

Merhamete:

muhtaç:

olduğunu:

hatırlar.

Başka:

insanların:

da:

Allah’ın:

kulları:

olduğunu:

hatırlar.

Bütün:

bunlar:

insanın:

ahlakını:

değiştirebilir.

Bir:

başka:

önemli:

nokta:

da:

şudur:

Zikir:

hayattan:

kaçmak:

değildir.

İnsan:

çalışacak.

Para:

kazanacak.

Ailesiyle:

ilgilenecek.

Tatiline:

gidecek.

Gülecek.

Yemek:

yiyecek.

Dostlarıyla:

oturacak.

Dünya:

hayatının:

içinde:

yaşayacak.

Ayet:

“Dünyayı bırak ve yalnız zikir yap.”

demiyor.

Şunu:

söylüyor:

Dünyanın içinde yaşarken Rabbini unutma.

Bu:

çok:

önemli:

bir:

denge:

dir.

Çünkü:

İslam:

dünyanın:

tamamen:

terk:

edilmesini:

öğreten:

bir:

hayat:

anlayışı:

değildir.

Ama:

dünyanın:

Allah’ı:

unutturacak:

kadar:

kalbi:

işgal:

etmesine:

karşı:

uyarır.

Para:

kazan.

Ama:

paranın:

kuluna:

dönüşme.

İş:

yap.

Ama:

iş:

hayatının:

tek:

anlamı:

olmasın.

İnsanları:

sev.

Ama:

Allah’ı:

unutacak:

kadar:

bir:

insanı:

mutlaklaştırma.

Başarılı:

ol.

Ama:

kibrin:

seni:

kim:

olduğunu:

unutmaya:

götürmesin.

Zikir:

işte:

bu:

dengeyi:

korumaya:

yardımcı:

olabilir.

Bir:

başka:

soru:

şudur:

Zikir neden sürekli olmalı?

Çünkü:

insan:

unutur.

Bir:

kez:

hatırlamak:

yetmez.

Bugün:

çok:

etkilendiğin:

bir:

ayet:

okursun.

Bir:

hafta:

sonra:

hayat:

seni:

yeniden:

başka:

bir:

yöne:

sürükleyebilir.

Bugün:

ölüm:

hakkında:

düşünürsün.

Hayatın:

kısa:

olduğunu:

hissedersin.

Sonra:

birkaç:

gün:

geçer.

Sanki:

hiç:

ölmeyecekmiş:

gibi:

yaşamaya:

başlayabilirsin.

İnsan:

böyledir.

Bu yüzden:

zikir:

tekrarlanır.

Namaz:

tekrarlanır.

Kur’an:

tekrar:

okunur.

Dua:

tekrar:

edilir.

Çünkü:

insanın:

kalbi:

bir:

kez:

şarj:

edilip:

ömür:

boyu:

aynı:

kalan:

bir:

makine:

değildir.

Kalbin de yeniden yönelmeye ihtiyacı vardır.

Sabah:

yeniden:

hatırla.

Akşam:

yeniden:

hatırla.

Yarın:

yeniden:

hatırla.

Yanlış:

yaptığında:

yeniden:

hatırla.

Başarılı:

olduğunda:

yeniden:

hatırla.

Korktuğunda:

yeniden:

hatırla.

Çünkü:

zikir:

belki:

tam:

olarak:

budur:

Her unuttuğunda yeniden dönmek.

Ayet:

bize:

Allah’ı:

anmanın:

yüksek:

sesle:

kendimizi:

başkalarına:

ispat:

etmek:

olmadığını:

da:

hatırlatır.

Allah:

kalbin:

içindeki:

en:

sessiz:

cümleyi:

bilir.

İnsan:

bazen:

kimseye:

anlatamadığı:

bir:

şeyi:

Allah’a:

anlatır.

Sözcük:

bulamaz.

Yalnız:

“Allah’ım…”

der.

Belki:

devamını:

bile:

getiremez.

Ama:

ne:

demek:

istediğini:

Allah:

bilir.

İşte:

bu:

ayet:

Allah’la:

ilişkinin:

gösteriden:

çok:

daha:

derin:

bir:

yer:

olabileceğini:

hatırlatır.

Belki de A‘râf 205’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Günün bütün gürültüsü içinde Allah’ı ne kadar hatırlıyorum?

Telefonumu:

unutunca:

hemen:

fark:

ediyorum.

Anahtarımı:

unutunca:

geri:

dönüyorum.

Bir:

mesaja:

cevap:

vermeyi:

unutunca:

rahatsız:

oluyorum.

Peki:

Rabbimi:

unuttuğumda:

bunu:

fark:

ediyor:

muyum?

İşte:

gaflet:

ile:

zikir:

arasındaki:

fark:

belki:

burada:

başlar.

Zikir:

insanın:

hiç:

unutmaması:

değildir.

Unuttuğunu fark edip yeniden hatırlamasıdır.

Ve:

A‘râf 205:

bize:

çok:

sade:

ama:

hayat:

boyu:

taşınabilecek:

bir:

ölçü:

bırakır:

Güne Allah’ı hatırlayarak başla, günü O’nu hatırlayarak bitir. Duanı gösteriye dönüştürme; kalbinle, tevazuyla ve samimiyetle yönel. Dünya seni ne kadar meşgul ederse etsin, öyle bir hayat yaşa ki işler çoğalırken kalbin Rabbini tamamen unutmasın. Çünkü gaflet insanı yavaşça uzaklaştırır; zikir ise her defasında yeniden yönünü buldurur.


“Hayat seni bin farklı yöne çağırabilir; para, insanlar, korkular, işler ve arzular zihnini doldurabilir. Ama gün içinde kendine bir yol bırak: Rabbini hatırlayacağın sessiz bir yer. Çünkü insan bazen yolunu kaybettiği için değil, nereye gittiğini sormayı unuttuğu için kaybolur.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt