📖 Enfâl Suresi 6. Ayette “Gerçek Açıkça Ortaya Çıktıktan Sonra Sanki Göz Göre Göre Ölüme Sürükleniyorlarmış Gibi Seninle Tartışıyorlardı” İfadesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,837
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Enfâl Suresi 6. Ayette “Gerçek Açıkça Ortaya Çıktıktan Sonra Sanki Göz Göre Göre Ölüme Sürükleniyorlarmış Gibi Seninle Tartışıyorlardı” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan bazen gerçeği gördüğü hâlde korkusunun sesini hakikatin önüne koyabilir. Kur’an burada korkuyu küçümsemiyor; fakat korkunun doğruyu görmemize engel olmaması gerektiğini öğretiyor.”
Ersan Karavelioğlu

​

1️⃣ Enfâl Suresi 6. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Gerçek açıkça ortaya çıktıktan sonra, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle o konuda tartışıyorlardı.”

Bu ayet, bir önceki ayetin devamıdır.

Enfâl Suresi 5. ayette Hz. Muhammed’in Medine’den hak uğruna çıktığı, fakat müminlerden bir grubun bundan hoşlanmadığı anlatılmıştı.

  1. ayette ise onların neden bu kadar tereddüt ettikleri daha açık biçimde tasvir edilir.
Karşılarında büyük bir savaş ihtimali vardı.

Ve bazı Müslümanlar bu savaşa girmenin kendilerini neredeyse kesin ölüme götüreceğini düşünüyorlardı.

2️⃣ Ayetteki “Gerçek” Nedir ❓​

Buradaki “hak” veya “gerçek”, içinde bulunulan şartlarda yapılması gereken doğru tutumun açıklığa kavuşmasıyla ilişkilidir.

Bedir öncesindeki gelişmeler artık yalnızca bir ticaret kervanıyla ilgili değildi.

Mekke ordusu yola çıkmıştı.

Müslümanlar ciddi bir askerî karşılaşmayla yüz yüzeydi.

Bu şartlar altında geri dönmek veya mücadele etmek gibi çok ciddi bir karar verilmesi gerekiyordu.

Kur’an, doğru olan yol belli olduktan sonra bile bazı insanların korkuları nedeniyle tartışmayı sürdürdüklerini anlatmaktadır.

3️⃣ Müslümanlar Hz. Muhammed’le Neden Tartışıyordu ❓​

Buradaki tartışmayı sıradan bir inatlaşma gibi anlamamak gerekir.

İnsanlar gerçek bir tehlikeyle karşı karşıyaydı.

Sayıları sınırlıydı.

Savaş için tam hazırlıklı değillerdi.

Karşı taraf ise ciddi bir askerî kuvvetle geliyordu.

Bu nedenle bazı Müslümanlar:

“Bu şartlarda savaşmak doğru mu?”

diye endişe etmiş olabilirlerdi.

Kur’an onların bu korkusunu gizlememektedir.

4️⃣ “Göz Göre Göre Ölüme Sürükleniyorlar” Benzetmesi Ne Anlatıyor ❓​

Bu ifade oldukça güçlü bir psikolojik tasvirdir.

Bazı Müslümanlar savaşa gitmeyi neredeyse kesin ölüm gibi görüyorlardı.

Sanki önlerinde kaçınılmaz bir ölüm bulunuyor ve onlar da oraya doğru yürütülüyormuş gibi hissediyorlardı.

Kur’an onların iç dünyasını son derece gerçekçi biçimde anlatır.

Bu insanlar korkuyordu.

Karşılarında güçlü bir düşman vardı.

Sonucun ne olacağını bilmiyorlardı.

Dolayısıyla mesele yalnızca teorik bir iman sınavı değildi.

Gerçek bir ölüm ihtimali söz konusuydu.

5️⃣ Korkmak İmana Aykırı mıdır ❓​

Hayır.

Korku insanın doğal duygularından biridir.

Tehlike karşısında korkmak insanın yaratılışının bir parçasıdır.

Kur’an burada:

“Onlar neden korktu?”

diye onları insanlık dışı bir ölçüyle değerlendirmez.

Asıl mesele korkudan sonra ne yapıldığıdır.

İnsan korkusuna teslim mi olur?

Yoksa korkusuna rağmen doğru olduğuna inandığı şeyi yapabilir mi?

Cesaret, çoğu zaman korkunun yokluğu değil, korkuya rağmen hareket edebilme gücüdür.

6️⃣ Gerçek Belli Olduğu Hâlde İnsan Neden Tartışmaya Devam Eder ❓​

Çünkü insan yalnızca aklıyla karar vermez.

Korkuları,

çıkarları,

alışkanlıkları,

beklentileri

ve duyguları da kararlarını etkiler.

Bazen bir şeyin doğru olduğunu biliriz fakat sonucundan korktuğumuz için kabul etmek istemeyiz.

Bu ayetin insan psikolojisi açısından en güçlü yönlerinden biri budur.

Hakikati bilmek başka şeydir.

Hakikatin gereğini yapmak başka şeydir.

7️⃣ İnsan Bildiği Doğruya Neden Direnebilir ❓​

Çünkü doğru olan şey her zaman kolay değildir.

Bazen insanın rahatını bozar.

Bazen fedakârlık ister.

Bazen maddi kayıp getirir.

Bazen toplumun karşısında durmayı gerektirir.

Bazen de insanı ciddi bir riskle karşılaştırabilir.

Bu yüzden hakikat yalnızca zihinsel bir bilgi değildir.

Gerçek sınav, insanın doğru bildiği şeyi hayatına taşıyabilmesidir.

8️⃣ Bedir Öncesinde Müslümanların Durumu Nasıldı ❓​

Müslümanlar büyük bir savaşa hazırlanmış düzenli bir ordu görüntüsünde değildi.

Başlangıçta hedeflenen durum ile sonradan ortaya çıkan şartlar aynı değildi.

Mekke’den güçlü bir ordunun gelmesi işleri değiştirdi.

Müslümanlar artık beklemedikleri büyüklükte bir savaş ihtimaliyle karşı karşıya kalmıştı.

Bu yüzden bazı insanların endişelenmesi son derece anlaşılabilir bir durumdur.

Kur’an’ın güzelliği de burada ortaya çıkar:

Tarihi kahramanları korkusuz, duygusuz insanlar gibi sunmaz.

Onların insan olduklarını gösterir.

9️⃣ Ayet Sahabeyi Eleştiriyor mu ❓​

Ayet belirli bir davranışı eleştirir.

Fakat sahabenin tamamını değersizleştirmez.

Bir grup insan korkusu nedeniyle tartışmıştır.

Kur’an bunu açıkça anlatmaktadır.

Bu durum bize önemli bir şey öğretir:

İyi insanların da hataları olabilir.

İman sahibi insanlar da tereddüt yaşayabilir.

Önemli olan insanın yanlışında kalıp kalmadığıdır.

Çünkü aynı insanlar daha sonra Bedir’de mücadele etmişlerdir.

🔟 Kur’an Neden Bu Zayıflığı Gizlemiyor ❓​

Bu çok önemli bir sorudur.

Eğer Kur’an yalnızca idealize edilmiş bir tarih anlatmak isteseydi, Müslümanların korkularından hiç söz etmeyebilirdi.

Fakat tam tersine onların tereddütlerini de anlatır.

Çünkü Kur’an’ın amacı insanları kusursuz kahramanlar hâline getirmek değildir.

İnsanı eğitmektir.

İnsanın korkusunu,

zaafını,

hırsını

ve tereddüdünü gösterir.

Sonra bunların nasıl aşılabileceğini öğretir.

1️⃣1️⃣ Enfâl 5 ve 6 Birlikte Ne Anlatıyor ❓​

Beşinci ayette bazı Müslümanların sefere çıkmaktan hoşlanmadıkları söylenir.

Altıncı ayette ise bu hoşnutsuzluğun ne kadar güçlü olduğu anlatılır.

Sanki ölüme gidiyorlarmış gibi hissediyorlardı.

Bu iki ayet birlikte okunduğunda son derece insani bir tablo çıkar.

İnsanlar iman etmişlerdi.

Fakat iman etmiş olmaları onların korkularını bir anda yok etmemişti.

İman onları korkusuz yapmadı.

Fakat sonunda korkularını aşabilmelerini sağladı.

1️⃣2️⃣ Buradaki Tartışma İtaatsizlik mi Demektir ❓​

Her tartışmayı doğrudan isyan olarak görmek doğru değildir.

İnsanlar korkularını ve endişelerini dile getirmiş olabilirler.

Ancak hakikat açıkça ortaya çıktıktan sonra sürekli direnmek problem hâline gelir.

Buradaki temel ders şudur:

Soru sormak başka şeydir.

Gerçek açıkça anlaşıldığı hâlde sırf hoşumuza gitmediği için direnmek başka şeydir.

Kur’an düşünmeyi ve sorgulamayı yasaklamaz.

Fakat insanın kendi korkusunu hakikatin üstüne koymasını eleştirir.

1️⃣3️⃣ Bu Ayet Körü Körüne İtaati mi Öğretiyor ❓​

Hayır.

Ayetin bağlamı belirli bir tarihsel olaydır.

Hz. Muhammed yalnızca siyasi bir lider değil, Müslümanların inancına göre Allah’ın elçisidir.

Dolayısıyla onun vahiy çerçevesindeki yönlendirmesi sıradan bir insanın kişisel emriyle aynı değildir.

Bu ayeti:

“Bir yönetici ne söylerse sorgulamadan yapmalısınız.”

şeklinde genelleştirmek doğru olmaz.

Kur’an’ın başka yerlerinde istişare, adalet, doğruluk ve sorumluluk da güçlü biçimde vurgulanmaktadır.

1️⃣4️⃣ İnsan Tehlikeyi Abartabilir mi ❓​

Evet.

Korku bazen insanın risk algısını büyütür.

Gerçek bir tehlike vardır fakat zihin onu:

“Kesinlikle mahvolacağız.”

seviyesine taşıyabilir.

Ayetteki:

“Sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi...”

ifadesi bu psikolojik durumu çok güçlü biçimde betimler.

İnsan belirsizlik karşısında çoğu zaman en kötü ihtimali kesin sonuç gibi düşünür.

Oysa ihtimal ile kesinlik aynı şey değildir.

1️⃣5️⃣ Tevekkül Böyle Bir Durumda Ne Anlama Gelir ❓​

Tevekkül:

“Bana hiçbir şey olmaz.”

demek değildir.

Böyle bir düşünce gerçekçi olmaz.

Tevekkül şudur:

Tehlikeyi görürsün.

Tedbirini alırsın.

Elinden geleni yaparsın.

Fakat sonucunun tamamını kontrol edemediğini kabul edersin.

Bedir’de de Müslümanlar savaşmak zorunda kaldıklarında tedbirlerini almış, mücadele etmiş ve sonucu Allah’a bırakmışlardır.

1️⃣6️⃣ Ayetin Günlük Hayatımızla İlgisi Nedir ❓​

Bugün çoğumuz Bedir gibi bir savaşın içinde değiliz.

Fakat aynı psikoloji günlük hayatımızda ortaya çıkabilir.

Bir yanlış alışkanlığı bırakmamız gerektiğini biliriz fakat değişmekten korkarız.

Bir haksızlığa karşı konuşmamız gerektiğini biliriz fakat sonuçlarından çekiniriz.

Bir kararın doğru olduğunu biliriz fakat kaybedeceklerimiz bizi durdurur.

Bir ilişkiyi düzeltmemiz gerektiğini biliriz fakat gururumuz izin vermez.

İşte Enfâl 6’nın mesajı burada güncelleşir:

Doğruyu bilmek yeterli değildir.

Bazen doğruyu yaşayabilmek için korkularımızla yüzleşmemiz gerekir.

1️⃣7️⃣ İnsan Korkusuyla Nasıl Baş Edebilir ❓​

Öncelikle korkunun varlığını kabul etmek gerekir.

Kendine:

“Ben korkmuyorum.”

diye yalan söylemek çözüm değildir.

Daha sağlıklı soru şudur:

“Ben neden korkuyorum?”

Ardından:

“Bu korkunun ne kadarı gerçek, ne kadarı zihnimin oluşturduğu ihtimal?”

diye düşünmek gerekir.

Sonra tedbir alınır.

Bilgi toplanır.

İstişare edilir.

Ve sonunda insan doğru olduğuna inandığı yönde hareket eder.

Kur’an’ın tevekkül anlayışı da böyle aktif bir tavırla uyumludur.

1️⃣8️⃣ Ayetin En Derin Mesajlarından Biri Nedir ❓​

Belki de şudur:

İnsan bazen geleceği zihninde o kadar korkunç hâle getirir ki henüz gerçekleşmemiş bir felaketi gerçekleşmiş gibi yaşamaya başlar.

Bedir öncesindeki bazı Müslümanlar da savaşa girmeyi adeta kesin ölüm gibi görmüşlerdi.

Fakat tarih onların düşündüğü gibi gelişmedi.

Bu, her korkunun boş olduğu anlamına gelmez.

Fakat bize şunu öğretir:

Korktuğumuz sonuç ile gerçekten olacak sonuç aynı şey değildir.

İnsan geleceği bilmiyor.

Bu nedenle korkuyu bilgi gibi görmemelidir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Enfâl Suresi 6. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Enfâl Suresi 6. ayet Bedir öncesindeki Müslümanların korkularını son derece canlı biçimde anlatmaktadır.

Gerçek ortaya çıkmıştı.

Karar verilmişti.

Fakat bazı insanlar hâlâ savaş düşüncesinden büyük bir korku duyuyordu.

Kendilerini sanki göz göre göre ölüme götürülüyormuş gibi hissediyorlardı.

Kur’an bu sahneyi anlatarak insanın iman yolculuğunun her zaman duygusal rahatlık içinde gerçekleşmediğini gösterir.

Bazen insan inanır ama korkar.

Doğruyu bilir ama tereddüt eder.

Ne yapması gerektiğini anlar ama sonucu gözünde büyütür.

Asıl mesele hiç korkmamak değildir.

Korkunun doğruyu yapmamıza engel olup olmayacağıdır.

Enfâl 6 bize şunu düşündürür:

Hayatımızdaki kaç kararın önünde gerçekten imkânsız bir engel var, kaçının önünde ise yalnızca zihnimizde büyüttüğümüz korkular duruyor?

Çünkü insanın korktuğu şey her zaman gerçekleşmez.

Fakat korkusu yüzünden hiç adım atmazsa, gerçekleşebilecek iyiliklerin kapısını kendi elleriyle kapatabilir.

“Korku insana geleceğin en kötü ihtimalini gerçekmiş gibi gösterebilir. İman ise geleceği bildiğimizi iddia etmek değil; doğruyu gördüğümüzde korkumuza rağmen yürüyebilecek güveni kalbimizde bulabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt