A‘râf Suresi 205. Ayette “Rabbini İçinden Yalvararak ve Ürpererek, Yüksek Olmayan Bir Sesle Sabah Akşam An; Gafillerden Olma” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Allah’ı hatırlamak yalnız dilin hareketi değildir; insanın günün gürültüsü içinde kalbinin yönünü yeniden bulmasıdır. Bazen en derin zikir, kimsenin duymadığı ama insanın bütün iç dünyasını değiştiren sessiz bir hatırlayıştır.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin:
- ayetinde:
buyurulmuştu:
“Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.”
- ayette:
dinleyen:
insanın:
Allah’la:
ilişkisinin:
nasıl:
devam:
etmesi:
gerektiği:
anlatılır.
Ayetin yaklaşık anlamı şöyledir:
“Rabbini içinden, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an ve gafillerden olma.”
Burada:
çok:
önemli:
bir:
geçiş:
vardır.
Önce:
Kur’an’ı dinle.
Sonra:
Rabbini hatırla.
Yani:
vahiy:
yalnız:
dinlenip:
geçilecek:
bir:
söz:
değildir.
İnsanın:
Allah’la:
ilişkisini:
canlı:
tutması:
gerekir.
Ayet:
bunun:
için:
bize:
birkaç:
ölçü:
verir:
Allah’ı:
an.
Bunu:
içtenlikle:
yap.
Yalvaran:
bir:
kalple:
yap.
O’na:
karşı:
saygı
ve:
haşyet:
taşı.
Bağırmayı:
zorunlu:
sanma.
Sabah:
ve:
akşam:
O’nu:
hatırla.
Ve:
en:
önemlisi:
gafillerden olma.
Çünkü:
insanın:
Allah’tan:
uzaklaşması:
çoğu:
zaman:
bir:
anda:
gerçekleşmez.
Önce:
unutur.
Sonra:
daha:
az:
hatırlar.
Sonra:
hayatın:
gürültüsü:
kalbin:
üzerini:
örter.
Ayet:
işte:
bu:
manevi:
uykuya:
karşı:
insanı:
uyanık:
tutmak:
ister.
“Rabbini An” Ne Demektir
Ayette:“Vezkur rabbeke…”
denir.
Yani:
“Rabbini zikret, Rabbini an.”
Zikir:
yalnız:
belirli:
kelimeleri:
tekrarlamak:
değildir.
Allah’ı:
hatırlamak,
O’nun:
huzurunda:
olduğunun:
bilincinde:
olmak,
nimetlerini:
düşünmek,
emirlerini:
hatırlamak
ve:
hayatını:
bu:
bilinçle:
yaşamaya:
çalışmak:
da:
zikir:
kavramının:
geniş:
anlamına:
dâhildir.
Dil:
Allah’ı:
anabilir.
Ama:
asıl:
amaç:
kalbin de Allah’tan haberdar olmasıdır.
Allah’ı Zikretmek Sadece Tesbih Çekmek midir
Hayır.Tesbih:
çekmek:
bir:
zikir:
biçimidir.
Sübhanallah.
Elhamdülillah.
Allahu ekber.
gibi:
ifadeler:
zikir:
kapsamında:
yer:
alır.
Ama:
zikir:
bunlardan:
ibaret:
değildir.
Namaz:
zikirdir.
Kur’an:
okumak:
zikirdir.
Allah’ın:
nimetini:
fark edip:
şükretmek:
zikirdir.
Bir:
yanlış:
yapmak:
üzereyken:
“Allah bunu görüyor.”
diye:
durmak:
da:
Allah’ı:
hatırlamanın:
çok:
güçlü:
bir:
biçimidir.
“İçinden” Allah’ı Anmak Ne Demektir
Ayette:“fî nefsike”
ifadesi:
geçer.
Bu:
“kendi içinde, iç dünyanda”
anlamına:
gelir.
Allah’ı:
anmak:
mutlaka:
başkalarının:
duyacağı:
bir:
gösteriye:
dönüşmek:
zorunda:
değildir.
İnsan:
sessizce:
Allah’ı:
hatırlayabilir.
Kalbinden:
dua:
edebilir.
Kimsenin:
bilmediği:
bir:
anda:
Rabbine:
yönelebilir.
Bu:
insan:
ile:
Allah:
arasındaki:
çok:
özel:
bir:
yakınlık:
hâli:
olabilir.
Sessiz Zikir Daha mı Değerlidir
Ayet:içtenlik
ve:
yüksek:
olmayan:
bir:
ses:
üzerinde:
özellikle:
durur.
Ama:
bundan:
“Sesli yapılan bütün zikirler yanlıştır.”
sonucu:
çıkarılmamalıdır.
Kur’an’da:
dua,
zikir
ve:
ibadet:
farklı:
bağlamlarda:
farklı:
biçimlerde:
yer:
alır.
Bu:
ayetteki:
esas:
vurgu:
bağırmak, gösteriş yapmak ve dikkati Allah’tan insana çevirmek yerine içten ve ölçülü bir yöneliştir.
“Yalvararak” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayette:“tadarru‘an”
ifadesi:
yer:
alır.
Bu:
tevazu,
boyun:
eğme,
ihtiyacını:
kabul:
etme,
yalvarma
ve:
Allah:
karşısında:
kendi:
sınırlılığını:
bilme:
anlamları:
taşır.
İnsan:
dua:
ederken:
Allah’a:
emir:
vermez.
Şöyle:
demez:
“Ben istedim, bunu yapmak zorundasın.”
Daha:
çok:
şunu:
bilir:
“Ben kulum, ihtiyacımı sana açıyorum.”
İşte:
tadarru:
bu:
kulluk:
bilincidir.
Allah’a Yalvarmak İnsanı Küçültür mü
Hayır.Allah’ın:
önünde:
kul:
olduğunu:
kabul:
etmek:
insanı:
başka:
insanların:
önünde:
küçültmek:
değildir.
Tam tersine:
tevhid:
insana:
şunu:
öğretir:
Mutlak kulluk yalnız Allah’adır.
Bu:
bilinç:
insanın:
başka:
yaratılmışları:
ilahlaştırmasının:
da:
önüne:
geçebilir.
Allah’a:
yönelen:
insan:
kendi:
acizliğini:
kabul:
eder.
Ama:
bu:
acizlik:
onu:
değersiz:
hâle:
getirmez.
Kulluğunu doğru yere yöneltir.
Ayetteki “Korku” Allah’tan Dehşete Kapılmak mı Demektir
Ayette:Allah’a:
yönelirken:
korku,
çekinme
ve:
saygılı:
ürperti:
boyutu:
vardır.
Ancak:
bu:
Allah’ı:
yalnız:
korkulacak:
bir:
varlık:
olarak:
tasavvur:
etmek:
demek:
değildir.
Kur’an’ın:
Allah:
tasavvurunda:
rahmet,
bağışlama,
sevgi,
adalet
ve:
hesap:
bilinci:
birlikte:
yer:
alır.
Bu nedenle:
buradaki:
korku:
Allah’tan kaçmaya değil, Allah’a karşı sorumluluğun farkında olmaya
yönelten:
bir:
haşyet:
olarak:
anlaşılmalıdır.
Allah Sevilirken Neden Ondan Korkulur
Çünkü:sevgi
ve:
sorumluluk:
birbirine:
karşıt:
değildir.
Bir:
insan:
Allah’ın:
rahmetini:
umar.
Ama:
aynı:
zamanda:
yaptıklarının:
hesapsız:
olmadığını:
bilir.
Bu:
denge:
önemlidir.
Yalnız:
korku:
ümitsizlik:
üretebilir.
Yalnız:
“Nasıl olsa affedilirim.”
düşüncesi:
ise:
sorumluluğu:
zayıflatabilir.
Kur’an:
insanı:
çoğu:
zaman:
ümit ile sorumluluk arasında
dengede:
tutar.
“Yüksek Olmayan Bir Sesle” İfadesi Ne Öğretiyor
Ayette:“dûne’l-cehri mine’l-kavl”
ifadesi:
yer alır.
Yani:
sözün:
yüksek:
sesle:
bağırılmasının:
altında,
daha:
ölçülü:
bir:
ses:
tarzı:
anlatılır.
Allah:
duymak:
için:
insanın:
bağırmasına:
muhtaç:
değildir.
Duanın:
değeri:
sesin:
desibeliyle:
ölçülmez.
Bazen:
çok:
sessiz:
bir:
“Allah’ım yardım et.”
cümlesi:
insanın:
kalbinden:
çok:
derin:
bir:
şekilde:
çıkabilir.
Yüksek Sesle Dua Etmek veya Zikir Yapmak Yasak mıdır
Bu:ayetten:
bütün:
sesli:
zikir:
ve:
duaların:
yasak:
olduğu:
sonucunu:
çıkarmak:
doğru:
değildir.
İslam:
geleneğinde:
sesli:
ve:
sessiz:
zikir:
uygulamaları:
hakkında:
farklı:
yorumlar
ve:
uygulamalar:
bulunmuştur.
Burada:
açık:
olan:
ilke:
şudur:
Allah’a yönelişte gösteriş, aşırılık ve gereksiz bağırma esas değildir.
İbadetin:
merkezi:
insanlara:
kendini:
duyurmak:
değil,
Allah’a yönelmektir.

Sabah ve Akşam Allah’ı Anmak Neden Özellikle Söyleniyor
Ayette:“bi’l-guduvvi ve’l-âsâl”
ifadesi:
yer alır.
Yani:
sabahları
ve:
akşamları.
Bunlar:
günün:
başlangıç
ve:
dönüşüm:
vakitleridir.
Sabah:
insan:
yeni:
bir:
güne:
başlar.
Akşam:
günün:
koşturması:
yavaşlamaya:
başlar.
Kur’an:
sanki:
insanın:
gününün:
iki:
ucunu:
Allah’ın:
zikriyle:
çevrelemesini:
öğütler.
Güne Allah’ı unutmadan başla, günü Allah’ı unutmadan kapat.

Bu Ayet Allah’ı Sadece Sabah ve Akşam Anmamız Gerektiğini mi Söyler
Hayır.Kur’an’ın:
başka:
ayetlerinde:
Allah’ı:
çokça:
zikretme:
emri:
vardır.
Bu nedenle:
sabah:
ve:
akşam:
ifadesini:
“Diğer vakitlerde Allah’ı anma.”
şeklinde:
anlamak:
doğru:
değildir.
Bu:
iki:
vakit:
sürekliliği:
ve:
günlük:
hayatın:
Allah:
bilinciyle:
çevrilmesini:
ifade:
eden:
önemli:
zamanlar:
olarak:
görülebilir.

Günlük Hayatta Allah’ı Hatırlamak Nasıl Mümkündür
Bunun:için:
her:
an:
dilin:
zikir:
kelimeleri:
söylemesi:
şart:
değildir.
Bir:
nimet:
gördüğünde:
şükredebilirsin.
Bir:
karar:
verirken:
helal-haram:
ölçüsünü:
hatırlayabilirsin.
Birine:
haksızlık:
edecekken:
durabilirsin.
Korktuğunda:
dua:
edebilirsin.
Başarılı:
olduğunda:
kibirlenmek:
yerine:
şükredebilirsin.
Bir:
güzellik:
gördüğünde:
Yaratan’ı:
hatırlayabilirsin.
Zikir, hayatın içine yayılan bir Allah bilinci olabilir.

Zikir Yapıp İnsanlara Kötü Davranmak Bir Çelişki midir
Evet,çok:
ciddi:
bir:
çelişki:
olabilir.
Bir:
insan:
binlerce:
kez:
Allah’ın:
adını:
anabilir.
Ama:
aynı:
zamanda:
insanlara:
zulmediyorsa,
yalan:
söylüyorsa,
kul:
hakkı:
yiyorsa,
zikir:
henüz:
ahlakına:
yeterince:
yansımamış:
olabilir.
Zikir:
yalnız:
dilin:
saydığı:
kelimelerin:
miktarı:
değildir.
Hatırlanan Allah’ın, insanın davranışlarını da etkilemesi beklenir.

“Gafillerden Olma” Ne Demektir
Ayetin:sonunda:
çok:
güçlü:
bir:
uyarı:
vardır:
“Ve lâ tekun mine’l-gâfilîn.”
Yani:
“Gafillerden olma.”
Gaflet:
unutmak,
dikkatsizleşmek,
manevi:
olarak:
uykuya:
dalmak
ve:
önemli:
hakikatleri:
hayatın:
koşturması:
içinde:
gözden:
kaçırmak:
anlamlarına:
gelir.
Gafil:
insan:
Allah’ı:
inkâr:
etmek:
zorunda:
değildir.
Bazen:
Allah’a:
inanır
ama:
hayatını O’nu hiç hesaba katmadan yaşar.

Bir İnsan Allah’a İnanıp Yine de Gafil Olabilir mi
Evet.İman:
ile:
sürekli:
farkındalık:
aynı:
şey:
değildir.
Bir:
insan:
Allah’a:
inandığını:
söyleyebilir.
Ama:
alışverişte:
hile:
yaparken:
Allah’ı:
unutabilir.
Öfkelendiğinde:
Allah’ın:
sınırlarını:
unutabilir.
Para:
kazanırken:
helali:
unutabilir.
Güç:
elde:
ettiğinde:
hesap:
vereceğini:
unutabilir.
Bu nedenle:
zikir:
imanı gündelik hayatın içine yeniden taşır.

Gaflet Neden Tehlikelidir
Çünkü:insanın:
büyük:
yanlışlara:
gitmesi:
her zaman:
büyük:
bir:
kararla:
başlamaz.
Bazen:
küçük:
unutmalarla:
başlar.
Bir:
kez:
vicdanını:
dinlemez.
Sonra:
bir:
kez:
daha.
Bir:
yanlışı:
normal:
görür.
Sonra:
başka:
bir:
yanlışı.
Bir:
süre:
sonra:
eskiden:
rahatsız:
olduğu:
şey:
onu:
rahatsız:
etmemeye:
başlayabilir.
İşte:
zikir:
insanı:
sürekli:
şuna:
döndürür:
“Nereye gidiyorum?”

A‘râf Suresi 203, 204 ve 205. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
basiret, hidayet ve rahmet
olarak:
tanıtılmıştı.
- ayette:
denilmişti.
- ayette:
“Rabbini içinden, yalvararak, saygıyla ve ölçülü bir sesle sabah akşam an; gafillerden olma.”
buyrulur.
Bu:
üç:
ayet:
çok:
güzel:
bir:
manevi:
akış:
kurar:
Vahyi tanı.
Vahyi dinle.
Sonra Rabbini unutma.
Çünkü:
Kur’an’ı:
bir:
an:
dinlemek:
başlangıçtır.
Asıl:
mesele:
o bilincin hayat boyunca canlı kalmasıdır.

Sonuç: A‘râf Suresi 205. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 205. ayet:insanın:
Allah’la:
ilişkisinde:
çok:
önemli:
bir:
kelimeyi:
merkeze:
yerleştirir:
Hatırlamak.
İnsan:
çok:
şeyi:
unutur.
Anahtarını:
unutur.
Bir:
randevuyu:
unutur.
Bir:
telefon:
numarasını:
unutur.
Ama:
hayattaki:
en:
tehlikeli:
unutma:
belki:
bunlar:
değildir.
İnsanın:
neden yaşadığını, kime karşı sorumlu olduğunu ve hayatının sonsuz olmadığını unutması
çok:
daha:
derin:
bir:
gaflettir.
İnsan:
sabah:
uyanır.
Telefonuna:
bakar.
Mesajlar.
Haberler.
İşler.
Borçlar.
Planlar.
Toplantılar.
Tartışmalar.
Alışverişler.
Bir:
bakmış:
akşam:
olmuş.
Sonra:
gece:
yatağa:
girer.
Ertesi:
gün:
aynı:
döngü:
yeniden:
başlar.
Hayat:
çok:
hızlı:
akabilir.
Ve:
insan:
bu:
koşuşturmanın:
içinde:
bir:
an:
durup:
şunu:
sormayı:
unutabilir:
“Ben ne yapıyorum?”
“Nereye gidiyorum?”
“Bugün Allah’ın huzurunda nasıl bir insan oldum?”
İşte:
zikir:
bazen:
tam:
olarak:
bu:
duraktır.
İnsanın:
günün:
akışını:
birkaç:
saniyeliğine:
kesip:
yönünü:
yeniden:
hatırlamasıdır.
Bir:
pusula:
gibi.
Yolda:
yürüyorsun.
Pusulaya:
bakıyorsun.
“Hâlâ doğru yönde miyim?”
diye:
kontrol:
ediyorsun.
Zikir:
de:
insanın:
ahlaki
ve:
manevi:
pusulasını:
kontrol:
etmesine:
yardımcı:
olabilir.
Bu yüzden:
ayette:
sabah
ve:
akşam:
çok:
anlamlıdır.
Sabah:
şunu:
hatırlarsın:
“Bugün Allah’ın bana verdiği yeni bir gün.”
Akşam:
şunu:
sorarsın:
“Bugünü nasıl geçirdim?”
Bu:
sadece:
ibadet:
programı:
değildir.
Bir:
hayat:
bilinci:
oluşturabilir.
Sabah:
Allah’ı:
hatırlayarak:
işe:
gidiyorsan,
belki:
iş:
yerinde:
bir:
haksızlık:
yapacağın:
anda:
daha:
kolay:
durabilirsin.
Akşam:
günü:
Allah’ı:
hatırlayarak:
değerlendiriyorsan,
belki:
“Bugün falancayı kırdım.”
diye:
fark:
edersin
ve:
ertesi:
gün:
özür:
dilersin.
İşte:
zikir:
bu:
noktada:
ahlak:
üretir.
Çünkü:
Allah’ı:
hatırlamak:
insanın:
yalnız:
dilini:
değil,
kararlarını:
da:
etkilemeye:
başlar.
Ayetin:
“içinden”
demesi:
de:
çok:
güzeldir.
Çünkü:
insanın:
Allah’la:
ilişkisinin:
bir:
kısmı:
kimsenin:
görmediği:
yerde:
yaşanır.
İnsanların:
önünde:
dindar:
görünmek:
kolay:
olabilir.
Asıl:
soru:
şudur:
Kimse görmediğinde Allah’ı hatırlıyor musun?
Bir:
oda:
içinde:
tek:
başınasın.
Kimse:
sana:
alkış:
vermeyecek.
Kimse:
“Ne kadar dindar.”
demeyecek.
Yine:
dua:
ediyor:
musun?
Bir:
yanlış:
yapma:
fırsatı:
var.
Kimse:
öğrenmeyecek.
Ama:
“Allah biliyor.”
deyip:
durabiliyor:
musun?
İşte:
iç:
zikir:
burada:
çok:
derin:
bir:
anlam:
kazanır.
Çünkü:
gösteriş:
başkalarının:
gözüne:
ihtiyaç:
duyar.
Samimiyet:
ise:
Allah’ın:
bilgisini:
yeterli:
görebilir.
Bir:
insan:
ibadetini:
başkalarına:
göstermek:
zorunda:
hissetmiyorsa,
belki:
Allah’la:
daha:
özel:
bir:
alan:
kurabilir.
Kimsenin:
bilmediği:
bir:
dua.
Kimsenin:
bilmediği:
bir:
sadaka.
Kimsenin:
görmediği:
bir:
gözyaşı.
Kimsenin:
duymadığı:
bir:
“Allah’ım beni affet.”
Bazen:
insanın:
en:
değerli:
ibadetleri:
başkalarının:
hiç:
bilmediği:
ibadetler:
olabilir.
Ayetin:
“yalvararak”
ifadesi:
de:
insanın:
kibir:
ile:
ilişkisini:
düzeltir.
Çünkü:
insan:
başarılı:
olduğunda:
şunu:
düşünebilir:
“Ben yaptım.”
Para:
kazandı:
“Ben kazandım.”
İş:
başardı:
“Ben başardım.”
Bir:
hastalığı:
atlattı:
“Ben güçlüyüm.”
Elbette:
insanın:
emeği:
vardır.
Çalışması:
vardır.
Yeteneği:
vardır.
Ama:
zikir:
ona:
şunu:
hatırlatır:
“Ben mutlak değilim.”
Bir:
anda:
şartlar:
değişebilir.
Sağlığın:
değişebilir.
Piyasa:
değişebilir.
İnsanlar:
değişebilir.
Hayat:
değişebilir.
Bu:
korkuyla:
yaşamak:
için:
değil,
kibirden korunmak
içindir.
İnsan:
elinden:
geleni:
yapar.
Sonra:
şükreder.
Başarı:
geldiğinde:
“Ben herkesten üstünüm.”
demek:
yerine:
“Allah’ın lütfu ve bana verilen imkânlarla başardım.”
diyebilir.
Bu:
emeğini:
küçültmez.
Emeğini:
mutlaklaştırmasını:
önler.
Ayetin:
sonundaki:
“gafillerden olma”
uyarısı:
ise:
belki:
bütün:
ayetin:
kalbidir.
Çünkü:
gaflet:
her:
zaman:
Allah’ı:
inkâr:
etmek:
değildir.
Bazen:
Allah’a:
inanırsın.
Ama:
haftalarca:
O’nu:
hayatında:
hiç:
hesaba:
katmazsın.
Bir:
karar:
verirsin.
Sadece:
parayı:
düşünürsün.
Helal:
mi,
haram:
mı,
adil:
mi,
değil:
mi:
diye:
düşünmezsin.
Bir:
tartışmaya:
girersin.
Sadece:
kazanmaya:
çalışırsın.
Karşındaki:
insanın:
hakkını:
unutursun.
Bir:
başarı:
kazanırsın.
Kibirlenirsin.
Nimeti:
vereni:
unutursun.
İşte:
gaflet:
bazen:
hayatın:
içinde:
bu:
şekilde:
sessizce:
büyür.
Bu yüzden:
zikir:
yalnız:
bir:
sevap:
biriktirme:
eylemi:
değildir.
Gaflete karşı uyanıklık egzersizidir.
İnsan:
Allah’ı:
hatırladıkça:
kendini:
de:
hatırlayabilir.
Kim:
olduğunu:
hatırlar.
Kul:
olduğunu:
hatırlar.
Sınırlı:
olduğunu:
hatırlar.
Öleceğini:
hatırlar.
Hesap:
vereceğini:
hatırlar.
Merhamete:
muhtaç:
olduğunu:
hatırlar.
Başka:
insanların:
da:
Allah’ın:
kulları:
olduğunu:
hatırlar.
Bütün:
bunlar:
insanın:
ahlakını:
değiştirebilir.
Bir:
başka:
önemli:
nokta:
da:
şudur:
Zikir:
hayattan:
kaçmak:
değildir.
İnsan:
çalışacak.
Para:
kazanacak.
Ailesiyle:
ilgilenecek.
Tatiline:
gidecek.
Gülecek.
Yemek:
yiyecek.
Dostlarıyla:
oturacak.
Dünya:
hayatının:
içinde:
yaşayacak.
Ayet:
“Dünyayı bırak ve yalnız zikir yap.”
demiyor.
Şunu:
söylüyor:
Dünyanın içinde yaşarken Rabbini unutma.
Bu:
çok:
önemli:
bir:
denge:
dir.
Çünkü:
İslam:
dünyanın:
tamamen:
terk:
edilmesini:
öğreten:
bir:
hayat:
anlayışı:
değildir.
Ama:
dünyanın:
Allah’ı:
unutturacak:
kadar:
kalbi:
işgal:
etmesine:
karşı:
uyarır.
Para:
kazan.
Ama:
paranın:
kuluna:
dönüşme.
İş:
yap.
Ama:
iş:
hayatının:
tek:
anlamı:
olmasın.
İnsanları:
sev.
Ama:
Allah’ı:
unutacak:
kadar:
bir:
insanı:
mutlaklaştırma.
Başarılı:
ol.
Ama:
kibrin:
seni:
kim:
olduğunu:
unutmaya:
götürmesin.
Zikir:
işte:
bu:
dengeyi:
korumaya:
yardımcı:
olabilir.
Bir:
başka:
soru:
şudur:
Zikir neden sürekli olmalı?
Çünkü:
insan:
unutur.
Bir:
kez:
hatırlamak:
yetmez.
Bugün:
çok:
etkilendiğin:
bir:
ayet:
okursun.
Bir:
hafta:
sonra:
hayat:
seni:
yeniden:
başka:
bir:
yöne:
sürükleyebilir.
Bugün:
ölüm:
hakkında:
düşünürsün.
Hayatın:
kısa:
olduğunu:
hissedersin.
Sonra:
birkaç:
gün:
geçer.
Sanki:
hiç:
ölmeyecekmiş:
gibi:
yaşamaya:
başlayabilirsin.
İnsan:
böyledir.
Bu yüzden:
zikir:
tekrarlanır.
Namaz:
tekrarlanır.
Kur’an:
tekrar:
okunur.
Dua:
tekrar:
edilir.
Çünkü:
insanın:
kalbi:
bir:
kez:
şarj:
edilip:
ömür:
boyu:
aynı:
kalan:
bir:
makine:
değildir.
Kalbin de yeniden yönelmeye ihtiyacı vardır.
Sabah:
yeniden:
hatırla.
Akşam:
yeniden:
hatırla.
Yarın:
yeniden:
hatırla.
Yanlış:
yaptığında:
yeniden:
hatırla.
Başarılı:
olduğunda:
yeniden:
hatırla.
Korktuğunda:
yeniden:
hatırla.
Çünkü:
zikir:
belki:
tam:
olarak:
budur:
Her unuttuğunda yeniden dönmek.
Ayet:
bize:
Allah’ı:
anmanın:
yüksek:
sesle:
kendimizi:
başkalarına:
ispat:
etmek:
olmadığını:
da:
hatırlatır.
Allah:
kalbin:
içindeki:
en:
sessiz:
cümleyi:
bilir.
İnsan:
bazen:
kimseye:
anlatamadığı:
bir:
şeyi:
Allah’a:
anlatır.
Sözcük:
bulamaz.
Yalnız:
“Allah’ım…”
der.
Belki:
devamını:
bile:
getiremez.
Ama:
ne:
demek:
istediğini:
Allah:
bilir.
İşte:
bu:
ayet:
Allah’la:
ilişkinin:
gösteriden:
çok:
daha:
derin:
bir:
yer:
olabileceğini:
hatırlatır.
Belki de A‘râf 205’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Günün bütün gürültüsü içinde Allah’ı ne kadar hatırlıyorum?
Telefonumu:
unutunca:
hemen:
fark:
ediyorum.
Anahtarımı:
unutunca:
geri:
dönüyorum.
Bir:
mesaja:
cevap:
vermeyi:
unutunca:
rahatsız:
oluyorum.
Peki:
Rabbimi:
unuttuğumda:
bunu:
fark:
ediyor:
muyum?
İşte:
gaflet:
ile:
zikir:
arasındaki:
fark:
belki:
burada:
başlar.
Zikir:
insanın:
hiç:
unutmaması:
değildir.
Unuttuğunu fark edip yeniden hatırlamasıdır.
Ve:
A‘râf 205:
bize:
çok:
sade:
ama:
hayat:
boyu:
taşınabilecek:
bir:
ölçü:
bırakır:
Güne Allah’ı hatırlayarak başla, günü O’nu hatırlayarak bitir. Duanı gösteriye dönüştürme; kalbinle, tevazuyla ve samimiyetle yönel. Dünya seni ne kadar meşgul ederse etsin, öyle bir hayat yaşa ki işler çoğalırken kalbin Rabbini tamamen unutmasın. Çünkü gaflet insanı yavaşça uzaklaştırır; zikir ise her defasında yeniden yönünü buldurur.
“Hayat seni bin farklı yöne çağırabilir; para, insanlar, korkular, işler ve arzular zihnini doldurabilir. Ama gün içinde kendine bir yol bırak: Rabbini hatırlayacağın sessiz bir yer. Çünkü insan bazen yolunu kaybettiği için değil, nereye gittiğini sormayı unuttuğu için kaybolur.”
Ersan Karavelioğlu