A‘râf Suresi 202. Ayette “Şeytanların Kardeşleri İse Onları Azgınlığın İçine Daha da Çekerler; Sonra da Bundan Geri Durmazlar” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Yanlışın en tehlikeli hâli, insanın bir kez düşmesi değildir; düştüğü yerde kendisini haklı görüp her adımda biraz daha ileri gitmesidir. Kurtuluş bazen hiç yanılmamakta değil, yanlış büyümeden durabilmektedir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 201. ayetinde:
takva:
sahibi:
insanların:
şeytandan:
bir:
vesvese:
dokunduğunda:
Allah’ı:
hatırladıkları:
ve:
ardından:
yeniden:
gerçeği:
görmeye:
başladıkları:
anlatılmıştı.
- ayet:
bunun:
tam:
karşısındaki:
durumu:
anlatır.
Ayetin yaklaşık anlamı şöyledir:
“Şeytanların kardeşleri ise onları azgınlığın ve sapmanın içine daha da çekerler; sonra da geri durmazlar.”
Bu ayette:
çok:
önemli:
bir:
karşılaştırma:
vardır.
- ayette:
dürtü:
geliyor.
Ama:
insan:
hatırlıyor.
Duruyor.
Görüyor.
Geri:
dönüyor.
- ayette:
başka:
bir:
insan:
tipi:
vardır.
Yanlış:
dürtü:
geliyor.
Ama:
durmuyor.
Tam tersine:
yanlış:
daha:
fazla:
besleniyor.
Azgınlık:
derinleşiyor.
Sınırlar:
biraz:
daha:
aşılıyor.
Ve:
ayet:
şunu:
söylüyor:
“Sonra geri durmazlar.”
İşte:
201 ile:
202 arasındaki:
çok:
önemli:
fark:
budur:
Birinde hatırlama yanlışı durduruyor.
Diğerinde gaflet yanlışı büyütüyor.
Bu:
insan:
ahlakı:
hakkında:
çok:
derin:
bir:
uyarıdır.
Çünkü:
bir:
yanlış:
çoğu zaman:
tek:
başına:
kalmaz.
İnsan:
onu:
savunmaya:
başlarsa:
ikinci:
yanlış:
gelir.
İkinciyi:
korumak:
için:
üçüncü:
yanlış:
gelir.
Ve:
bir:
süre:
sonra:
insan:
başlangıçta:
asla:
yapmayacağını:
düşündüğü:
şeyleri:
normal:
görmeye:
başlayabilir.
“Onların Kardeşleri” İfadesi Kimleri Anlatır
Ayette:“ve ihvânuhum”
ifadesi:
yer alır.
Buradaki:
“kardeşler”
ifadesi:
biyolojik:
kardeşlik:
anlamında:
değildir.
Tefsirlerde:
genellikle:
şeytanlarla aynı yönelişi paylaşan, onların telkinlerine açık hâle gelen insanlar
olarak:
anlaşılmıştır.
Yani:
buradaki:
kardeşlik:
ahlaki ve davranışsal yakınlığı
ifade eder.
Bir:
insan:
şeytan:
olmaz.
Ama:
şeytanî:
yönlendirmeyi:
benimsediğinde:
onunla:
aynı:
yanlış:
istikamette:
hareket:
edebilir.
İnsan Şeytanın “Kardeşi” Nasıl Olabilir
Bu:ifade:
insanın:
biyolojik:
kimliğiyle:
ilgili:
değildir.
Daha çok:
şunu:
anlatır:
İnsan:
hangi:
değerlerle:
yaşıyorsa,
hangi:
yöne:
sürekli:
yaklaşıyorsa,
zamanla:
o:
ahlaki:
çevreye:
ait:
hâle:
gelebilir.
Eğer:
yalanı:
besliyorsa,
kibri:
büyütüyorsa,
zulmü:
normalleştiriyorsa,
vesveseyi:
takip:
ediyorsa,
şeytanî:
yönelişe:
yakınlaşabilir.
Bu:
nedenle:
ayet:
“Bir kez yanlış düşündün, artık şeytanın kardeşisin.”
demiyor.
Asıl:
tehlike:
yanlışta süreklilik ve gönüllü yakınlıktır.
“Onları Azgınlığın İçine Daha da Çekerler” Ne Demektir
Ayette:“yemuddûnehum fi’l-gayy”
ifadesi:
geçer.
Buradaki:
anlam:
yanlış:
yolda:
daha:
ileri:
götürmek,
sapmayı:
uzatmak,
azgınlığı:
beslemek:
ve:
insanın:
geri:
dönmesini:
zorlaştıracak:
şekilde:
yanlışı:
büyütmek:
olarak:
anlaşılabilir.
Yani:
şeytan:
sadece:
“Yanlış yap.”
demez.
Yanlış:
yapıldıktan:
sonra:
şöyle:
de:
fısıldayabilir:
“Zaten yaptın, devam et.”
“Artık geri dönemezsin.”
“Sen haklısın.”
“Biraz daha yap.”
İşte:
tehlike:
burada:
büyür.
“Gayy” Ne Anlama Gelir
Gayykelimesi:
doğru:
yoldan:
sapma,
yanlış:
istikamet,
azgınlık
ve:
ahlaki:
yön:
kaybı:
gibi:
anlamlar:
taşır.
Bu:
yalnız:
bir:
bilgi:
hatası:
değildir.
İnsanın:
yanlışı:
görmesine:
rağmen:
onu:
seçmeye:
devam:
etmesi:
gibi:
ahlaki:
bir:
sapma:
boyutu:
da:
vardır.
Bu nedenle:
gayy
sadece:
“Bilmiyordu.”
değil,
bazen:
“Yanlışın içinde ilerlemeye devam etti.”
durumunu:
da:
anlatır.
Şeytan İnsanı Bir Anda mı Büyük Günahlara Götürür
Her zaman:değil.
Çoğu:
yanlış:
küçük:
adımlarla:
büyüyebilir.
Örneğin:
önce:
küçük:
bir:
yalan:
söylersin.
Sonra:
o:
yalanı:
korumak:
için:
başka:
bir:
yalan:
gerekir.
Sonra:
üçüncü:
bir:
yalan.
Bir:
süre:
sonra:
başlangıçta:
küçük:
görünen:
bir:
yanlış:
büyük:
bir:
aldatma:
sistemine:
dönüşebilir.
İşte:
ayet:
yanlışın uzatılması
konusunda:
çok:
önemli:
bir:
uyarı:
verir.
Günahın Normalleşmesi Nasıl Olur
İnsan:bir:
yanlışı:
ilk:
kez:
yaptığında:
rahatsız:
olabilir.
Vicdanı:
onu:
uyarır.
Ama:
aynı:
yanlış:
tekrar:
tekrar:
yapıldığında:
rahatsızlık:
azalabilir.
Bir:
süre:
sonra:
insan:
şöyle:
demeye:
başlayabilir:
“Herkes yapıyor.”
“O kadar da kötü değil.”
“Ben mecburdum.”
“Zaten kimseye zarar vermedim.”
Böylece:
yanlış:
yalnız:
yapılan:
bir:
şey:
olmaktan:
çıkar,
normal kabul edilen bir şeye
dönüşebilir.
Bir Yanlışı Savunmak Onu Büyütebilir mi
Evet.İnsan:
yanlış:
yaptığında:
iki:
seçenek:
önüne:
çıkabilir.
Birincisi:
“Yanlış yaptım.”
demek.
İkincisi:
yanlışı:
haklı:
göstermeye:
çalışmak.
İkinci:
yolu:
seçtiğinde:
ego:
devreye:
girebilir.
Çünkü:
artık:
yalnız:
yanlış:
yapmamıştır.
O:
yanlışın:
savunucusu:
olmaya:
başlamıştır.
Ve:
bazen:
insanın:
yanlışından:
dönmesi,
yanlış yaptığını kabul etmekten daha zor hâle gelir.
“Sonra da Geri Durmazlar” Ne Anlama Gelir
Ayette:“sümme lâ yuksirûn”
ifadesi:
yer alır.
Yaklaşık:
olarak:
“Sonra geri durmazlar, vazgeçmezler, sınırlandırmazlar.”
anlamı:
taşır.
Bu:
çok:
önemli:
bir:
ifadedir.
Çünkü:
yanlışın:
asıl:
tehlikesi:
yalnız:
başlaması:
değildir.
Durmamasıdır.
İnsan:
bir:
hata:
yapar.
Ama:
durursa:
dönebilir.
Yanlışı:
büyütmezse:
telafi:
edebilir.
Fakat:
sınır:
kalmadığında:
yanlış:
giderek:
derinleşebilir.
Bir İnsan Yanlışta Ne Zaman Durmalıdır
Mümkün:olan:
en:
erken:
anda.
Çünkü:
yanlış:
ne:
kadar:
büyürse:
geri:
dönmenin:
maliyeti:
de:
artabilir.
Bir:
yalanı:
ilk:
gün:
düzeltmek:
kolay:
olabilir.
Aylarca:
sürdürdükten:
sonra:
itiraf:
etmek:
çok:
daha:
zor:
olabilir.
Bir:
borç:
küçükken:
çözmek:
kolaydır.
Büyüdükçe:
zorlaşabilir.
Bir:
ilişkide:
küçük:
bir:
kırgınlığı:
erken:
konuşmak:
kolaydır.
Yıllarca:
biriktirildiğinde:
çok:
daha:
zor:
hâle:
gelebilir.
Erken durmak, çoğu zaman büyük bir kurtuluştur.
“Bir Kere Başladım, Artık Devam Etmek Zorundayım” Düşüncesi Doğru mudur
Hayır.Bu:
çok:
tehlikeli:
bir:
yanılgıdır.
İnsan:
şöyle:
düşünebilir:
“Zaten günaha girdim.”
“Zaten yalan söyledim.”
“Zaten hata yaptım.”
“Artık fark etmez.”
Ama:
İslam’ın:
tövbe:
anlayışı:
tam:
tersini:
söyler.
Yanlışın:
içinde:
ne kadar:
ilerlemiş:
olursan:
ol,
geri:
dönüş:
kapısı:
hayat:
devam:
ettiği:
sürece:
açıktır.
Bir yanlış yaptın diye ikinci yanlışı yapmak zorunda değilsin.

Şeytan İnsana “Artık Dönemezsin” Düşüncesini Verebilir mi
Bu:şeytanî:
vesvesenin:
çok:
tehlikeli:
biçimlerinden:
biri:
olabilir.
Önce:
insanı:
yanlışa:
çağırır.
Sonra:
yanlış:
yapıldığında:
şöyle:
bir:
ümitsizlik:
üretebilir:
“Sen zaten kötü bir insansın.”
“Allah seni affetmez.”
“Artık geri dönüş yok.”
Bu:
düşünce:
insanı:
tövbeye:
değil,
daha:
fazla:
yanlışa:
sürükleyebilir.
Oysa:
rahmet:
kapısını:
kapatmak:
insanın:
görevi:
değildir.

Bir Yanlışın Tekrarı İnsanın Karakterini Değiştirebilir mi
Evet.Tekrarlanan:
davranışlar:
alışkanlık:
oluşturabilir.
Alışkanlıklar:
da:
zamanla:
karakter:
üzerinde:
etki:
bırakabilir.
Bir:
insan:
bir:
kez:
yalan:
söyledi:
diye:
“yalancı bir insan”
olmak:
zorunda:
değildir.
Ama:
yalan:
sürekli:
tekrarlanır,
savunulur
ve:
normalleştirilirse,
insanın:
doğruya:
karşı:
hassasiyeti:
zayıflayabilir.
Bu yüzden:
ahlak:
küçük tekrarların birikimiyle
de:
şekillenebilir.

Çevremizdeki İnsanlar Yanlışımızı Büyütebilir mi
Evet.İnsan:
yalnız:
şeytanî:
vesveselerden:
değil,
çevresindeki:
insanlardan:
da:
etkilenebilir.
Mesela:
bir:
arkadaş:
sana:
şöyle:
diyebilir:
“Boş ver, herkes yapıyor.”
Bir:
başkası:
“Biraz daha ileri git, korkma.”
diyebilir.
Başka:
biri:
“Sen zaten haklısın.”
diyerek:
yanlışını:
besleyebilir.
Bu nedenle:
insanın:
yalnız:
kendisini:
değil,
kimlerle yürüdüğünü
de:
sorgulaması:
gerekir.

Gerçek Dost Yanlışımızı Destekleyen Kişi midir
Hayır.Bazen:
insan:
kendisine:
her:
durumda:
“Haklısın.”
diyen:
kişiyi:
iyi:
dost:
sanabilir.
Ama:
gerçek:
dost:
gerektiğinde:
şöyle:
diyebilir:
“Burada sen yanlış yaptın.”
Bu:
söz:
hoşuna:
gitmeyebilir.
Ama:
seni:
daha:
büyük:
bir:
yanlıştan:
koruyabilir.
Seni her durumda onaylayan değil, gerektiğinde doğruyu söyleyen insan gerçek dost olabilir.

Yanlışı Besleyen Bir Arkadaş Çevresinden Uzaklaşmak Gerekebilir mi
Bazen:evet.
Bir:
ortam:
sürekli:
seni:
yalana,
kumar:
benzeri:
zararlı:
davranışlara,
şiddete,
uyuşturucuya,
ahlaksızlığa
veya:
başkalarının:
hakkını:
çiğnemeye:
itiyorsa,
“Ben etkilenmem.”
demek:
her zaman:
gerçekçi:
olmayabilir.
İnsan:
çevresinden:
etkilenir.
Bu nedenle:
bazı:
ortamlardan:
uzaklaşmak:
kaçmak:
değil,
kendini korumak
olabilir.

Yanlışın İçinde Olduğumuzu Nasıl Fark Edebiliriz
Kendimize:bazı:
sorular:
sorabiliriz:
Bir yıl önce yanlış dediğim şeyi bugün neden normal görüyorum?
Bu davranışımı açıklamak için sürekli bahane mi üretiyorum?
Beni eleştiren herkesi düşman mı ilan ediyorum?
Yanlışımı düzeltmek yerine gizlemeye mi çalışıyorum?
Bir zamanlar vicdanımı rahatsız eden şey artık hiç rahatsız etmiyor mu?
Bu:
sorular:
insanın:
kendi:
ahlaki:
yönünü:
kontrol:
etmesine:
yardımcı:
olabilir.

Bir Yanlıştan Geri Dönmek Neden Zorlaşabilir
Çünkü:zamanla:
yanlışa:
başka:
şeyler:
eklenebilir.
Ego.
İtibar.
Para.
Çevre.
Alışkanlık.
İnsan:
şöyle:
düşünebilir:
“Şimdi geri dönersem herkes yanıldığımı anlayacak.”
Ve:
yanlış:
olduğunu:
bildiği:
şeyi:
sürdürür.
Bu:
çok:
tehlikeli:
bir:
noktadır.
Çünkü:
hakikatten daha önemli hâle gelen şey, kişinin kendi imajı olur.

A‘râf Suresi 201. ve 202. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
sahiplerine:
şeytanî:
bir:
vesvese:
dokunduğunda:
Allah’ı hatırladıkları ve yeniden gerçeği gördükleri
anlatılmıştı.
- ayet:
karşıtını:
gösterir:
Şeytanî:
yönlendirmeye:
yakın:
olanlar:
yanlışın:
içine:
daha:
fazla:
çekilir
ve:
geri durmazlar.
İki:
ayet:
arasındaki:
en:
temel:
fark:
şudur:
Bir insan hatırlayıp duruyor.
Diğeri unutup devam ediyor.
Demek ki:
ahlaki:
hayatta:
çok:
önemli:
bir:
soru:
şudur:
Yanlışımı fark ettiğimde durabiliyor muyum?

Sonuç: A‘râf Suresi 202. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 202. ayet:insana:
yanlışın:
en:
tehlikeli:
özelliklerinden:
birini:
öğretir:
Yanlış büyüyebilir.
İnsan:
bazen:
günahı:
tek:
bir:
olay:
olarak:
düşünür.
Bir:
hata:
yapıldı.
Bitti.
Ama:
gerçekte:
bazı:
hatalar:
kendilerini:
korumak:
için:
yeni:
hatalar:
üretebilir.
Bir:
insan:
eşinden:
bir:
şeyi:
gizledi.
Sonra:
gizlediği:
şeyi:
açıklamamak:
için:
yalan:
söyledi.
Yalanı:
yakalanınca:
başka:
bir:
hikâye:
uydurdu.
Sonra:
“Sen zaten bana güvenmiyorsun.”
diyerek:
karşısındaki:
insanı:
suçlamaya:
başladı.
Başlangıçta:
tek:
bir:
yanlış:
vardı.
Ama:
yanlışı:
kabul:
etmemek:
onu:
bir:
zincire:
dönüştürdü.
İşte:
A‘râf 202:
bize:
bu:
zincirin:
başlangıcında:
durmayı:
öğretir.
Yanlış yaptın mı? Dur.
Bir:
daha:
büyütme.
Yanlışı:
başka:
bir:
yanlışla:
örtme.
Bir:
yalanı:
ikinci:
yalanla:
koruma.
Bir:
haksızlığı:
başka:
bir:
haksızlıkla:
savunma.
Çünkü:
yanlışın:
maliyeti:
çoğu:
zaman:
yanlışın:
kendisinden:
çok,
onu sürdürmeye çalışırken yapılan yeni yanlışlarla
büyür.
Bu:
özellikle:
ego:
konusunda:
çok:
önemlidir.
İnsan:
yanlış:
yaptığını:
fark:
ettiğinde:
şöyle:
diyebilir:
“Özür dilersem küçülürüm.”
Ama:
gerçekte:
özür:
dilememek:
onu:
daha:
çok:
küçültebilir.
Çünkü:
yanlışını:
korumak:
için:
başka:
insanları:
suçlamaya:
başlayabilir.
Bir:
ilişkide:
çok:
sık:
görülebilen:
bir:
durum:
budur.
Birisi:
yanlış:
yapar.
Karşıdaki:
“Bu beni kırdı.”
der.
Yanlış:
yapan:
kişi:
şöyle:
cevap:
verebilir:
“Sen çok hassassın.”
Böylece:
kendi:
davranışını:
sorgulamak:
yerine:
karşısındaki:
insanın:
duygusunu:
sorun:
hâline:
getirir.
Bu:
yanlışın:
kendisini:
koruma:
biçimlerinden:
biri:
olabilir.
Oysa:
daha:
sağlıklı:
cümle:
şudur:
“Bunu yaptığımda seni kırdığımı fark etmemiştim. Özür dilerim.”
Bu:
cümle:
çok:
zor:
gelebilir.
Ama:
yanlışın:
büyümesini:
durdurabilir.
İşte:
- ayetteki:
ile:
- ayetteki:
arasındaki:
fark:
tam:
burada:
ortaya:
çıkar.
Biri:
kendine:
bakabiliyor.
Diğeri:
sadece:
kendini:
savunuyor.
Biri:
yanlışını:
görünce:
geri:
dönüyor.
Diğeri:
yanlışını:
korumak:
için:
daha:
fazla:
yanlış:
yapıyor.
Bu:
nedenle:
insanın:
hayatta:
öğrenmesi:
gereken:
en:
önemli:
kelimelerden:
biri:
belki:
şudur:
“Dur.”
Her:
şeye:
devam:
etmek:
başarı:
değildir.
Bazen:
devam:
etmek:
felakettir.
Yanlış:
bir:
yoldaysan:
daha:
hızlı:
yürümek:
seni:
hedefine:
yaklaştırmaz.
Tam:
tersine:
hedefinden:
daha:
fazla:
uzaklaştırır.
Bu:
çok:
önemli:
bir:
hayat:
ilkesidir:
Hız, yön yanlışsa avantaj değildir.
Bir:
iş:
yanlış:
gidiyor.
Sırf:
çok:
para:
yatırdın:
diye:
daha:
fazla:
para:
yatırmak:
zorunda:
değilsin.
Bir:
ilişki:
zararlı:
bir:
hâle:
gelmiş.
Sırf:
yıllarını:
verdin:
diye:
her:
şeyi:
normal:
görmek:
zorunda:
değilsin.
Bir:
fikri:
yıllarca:
savundun.
Yeni:
bilgiler:
yanıldığını:
gösteriyor.
Sırf:
“Ben yıllardır böyle söylüyorum.”
diye:
yanlışta:
kalmak:
zorunda:
değilsin.
İnsan:
bazen:
geçmişte:
yaptığı:
yatırım:
nedeniyle:
gelecekteki:
yanlışını:
sürdürür.
Ama:
hakikat:
şunu:
sorar:
“Bugünden sonra doğru olan ne?”
Dün:
yanılmış:
olabilirsin.
Bugün:
dönebilirsin.
Bir:
saat:
önce:
yanlış:
bir:
şey:
söylemiş:
olabilirsin.
Şimdi:
düzeltebilirsin.
On:
yıl:
yanlış:
bir:
fikri:
savunmuş:
olabilirsin.
On:
birinci:
yılda:
doğruyu:
kabul:
etmen:
geç:
değildir.
Çünkü:
yanlışta geçirilen zaman, yanlışta kalmak için gerekçe değildir.
Ayetin:
başka:
çok:
önemli:
bir:
boyutu:
çevredir.
İnsan:
bazen:
kendi:
yanlışını:
tek:
başına:
büyütmez.
Etrafında:
onu:
besleyen:
insanlar:
olabilir.
Sana:
her:
zaman:
“Sen haklısın.”
diyen:
bir:
arkadaş:
grubu:
olabilir.
Sen:
birine:
haksızlık:
yaparsın.
Onlar:
“İyi yapmışsın.”
der.
Sen:
hakaret:
edersin.
“Az bile söylemişsin.”
derler.
Sen:
intikam:
alırsın.
“Helal olsun.”
derler.
Bu:
çok:
tehlikeli:
bir:
çevredir.
Çünkü:
insanın:
vicdanının:
sesini:
kısabilir.
Gerçek:
dost:
her:
zaman:
seni:
alkışlayan:
kişi:
değildir.
Bazen:
gerçek:
dost:
seni:
kenara:
çekip:
şunu:
söyleyen:
kişidir:
“Burada sen yanlış yaptın.”
O:
anda:
canın:
sıkılabilir.
Ama:
belki:
seni:
daha:
büyük:
bir:
yanlıştan:
kurtarıyordur.
Bu nedenle:
insanın:
çevresinde:
yalnız:
onaylayan
değil,
dürüstçe uyaran
insanlara:
da:
ihtiyacı:
vardır.
Ayetin:
“geri durmazlar”
ifadesi:
bize:
sınır:
kavramını:
da:
hatırlatır.
Yanlışın:
bir:
sınırı:
olmalı.
Öfkenin:
bir:
sınırı:
olmalı.
Para:
hırsının:
bir:
sınırı:
olmalı.
İntikam:
duygusunun:
bir:
sınırı:
olmalı.
Tartışmanın:
bir:
sınırı:
olmalı.
Bir:
insan:
“Ben haklıyım.”
diye:
düşünse:
bile:
her:
şeyi:
yapma:
hakkına:
sahip:
değildir.
Haklı:
olmak:
sana:
zulmetme:
hakkı:
vermez.
Bir:
insan:
sana:
yanlış:
yaptı.
Sen:
hakkını:
arayabilirsin.
Ama:
“O bana bunu yaptı, ben de ona her şeyi yapabilirim.”
dediğin:
anda:
sınır:
kaybolur.
Ayet:
işte:
bu:
sınırsızlaşmaya:
karşı:
çok:
güçlü:
bir:
uyarı:
gibi:
okunabilir.
Çünkü:
şeytanî:
kışkırtmanın:
bir:
özelliği:
de:
insana:
“Biraz daha.”
demesi:
olabilir.
Biraz:
daha:
öfke.
Biraz:
daha:
hakaret.
Biraz:
daha:
intikam.
Biraz:
daha:
hırs.
Biraz:
daha:
kibir.
Ve:
insan:
bir:
noktada:
şunu:
unutabilir:
Nereye gidiyorum?
Bu:
nedenle:
insanın:
kendisine:
düzenli:
olarak:
şunu:
sorması:
gerekir:
“Ben şu anda hangi yöne gidiyorum?”
Çünkü:
insan:
çok:
hareketli:
olabilir.
Ama:
hareket:
doğru:
yön:
demek:
değildir.
Çok:
çalışıyor:
olabilirsin.
Ama:
yanlış:
bir:
amaç:
için:
çalışıyor:
olabilirsin.
Çok:
tartışıyor:
olabilirsin.
Ama:
hakikate:
yaklaşmıyor:
olabilirsin.
Çok:
para:
kazanıyor:
olabilirsin.
Ama:
vicdanını:
kaybediyor:
olabilirsin.
Çok:
güçleniyor:
olabilirsin.
Ama:
ahlaken:
zayıflıyor:
olabilirsin.
Bu nedenle:
başarı:
yalnız:
ne kadar ilerlediğin
değildir.
Hangi yöne ilerlediğin
de:
önemlidir.
- ve:
- ayetlerin:
gelmesi:
işte:
bu yüzden:
çok:
etkileyicidir.
İki:
insana da:
bir:
dürtü:
geliyor.
Birisi:
Allah’ı:
hatırlıyor.
Birden:
görmeye:
başlıyor.
Diğeri:
yanlışın:
içinde:
daha:
fazla:
ilerliyor.
Ve:
durmuyor.
Demek ki:
hayatta:
belirleyici:
olan:
bazen:
insanın:
başına:
ne:
geldiği:
değildir.
O geldiğinde ne yaptığıdır.
Vesvese:
gelebilir.
Öfke:
gelebilir.
Kıskançlık:
gelebilir.
Yanlış:
bir:
düşünce:
gelebilir.
Bunlar:
insanın:
kapısını:
çalabilir.
Ama:
- ayet:
söyler:
Hatırlayabilirsin.
- ayet:
şunu:
uyarır:
Hatırlamaz ve sürekli beslersen yanlış seni daha derine çekebilir.
Belki de A‘râf 202’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Yanlış yaptığımı fark ettiğimde durabiliyor muyum, yoksa egom yüzünden yanlışı korumak için daha büyük yanlışlara mı gidiyorum?
Bu:
soru:
insanın:
kendisine:
dürüstçe:
sorması:
gereken:
çok:
önemli:
bir:
sorudur.
Çünkü:
herkes:
yanlış:
yapabilir.
Ama:
herkes:
yanlışını:
kabul:
edemez.
Ve:
bazen:
insanın:
karakterini:
belirleyen:
ilk:
yanlış:
değil,
yanlış ortaya çıktığında verdiği ikinci karardır.
Özür:
mü:
dileyecek?
Yalan:
mı:
söyleyecek?
Telafi:
mi:
edecek?
Başkalarını:
mı:
suçlayacak?
Duracak:
mı?
Yoksa:
daha:
ileri:
mi:
gidecek?
İşte:
A‘râf 202:
tam:
bu:
ikinci:
kararın:
önemini:
hatırlatır.
Ve:
ayet:
bize:
çok:
güçlü:
bir:
ölçü:
bırakır:
Yanlışın seni ne kadar çağırdığına değil, senin ne zaman durabildiğine dikkat et. Bir hata seni tanımlamak zorunda değildir; fakat hatayı savunup büyütmek seni ondan daha uzağa taşıyabilir. Allah’ı hatırla, yönünü kontrol et ve yanlışın içinde ilerlemek yerine mümkün olan en erken yerde durmayı öğren.
“Yanlış yapmak insanın zayıflığı olabilir; yanlışını büyütmek ise çoğu zaman bir seçimdir. Bir kez düştün diye yürümeye devam etme. Dur, bak, gerekirse özür dile ve geri dön. Çünkü insanı kurtaran bazen hiç düşmemesi değil, yanlış yolda olduğunu fark ettiğinde daha fazla ilerlememesidir.”
Ersan Karavelioğlu