📖 A‘râf Suresi 177. Ayette “Ayetlerimizi Yalanlayan Topluluğun Durumu Ne Kötüdür; Onlar Ancak Kendilerine Zulmediyorlardı” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,797
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 177. Ayette “Ayetlerimizi Yalanlayan Topluluğun Durumu Ne Kötüdür; Onlar Ancak Kendilerine Zulmediyorlardı” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Hakikati reddeden insan önce hakikate zarar verdiğini sanabilir; oysa hakikat yerinde durur. En derin kayıp, insanın kendi vicdanını, yönünü ve geleceğini yaralamasıdır.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 175. ve 176. ayetlerinde:

kendisine:

Allah’ın ayetleri verildiği hâlde:

onlardan sıyrılan,

ardından:

hevâsının peşine düşen:

bir insan:

örnek verilmişti.

  1. ayette:
bu kişinin:

kendisine sunulan:

manevi yükseliş imkânını:

terk edip:

“yere saplandığı”

ve:

arzusunun:

peşinden gittiği:

anlatılmıştı.

Ayet:

sonunda:

bu örneğin:

ayetleri yalanlayanların:

durumunu:

anlattığını:

söylemişti.

  1. ayet:
bu kıssanın:

ahlaki hükmünü:

son derece kısa:

ve güçlü:

bir cümleyle:

özetler:

“Ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu ne kötüdür! Onlar ancak kendilerine zulmediyorlardı.”

Bu ayetin:

iki temel:

mesajı vardır:

Birincisi:

Hakikati reddetmek insanı kötü bir ahlaki duruma sürükleyebilir.

İkincisi:

İnsan Allah’a zarar veremez; yaptığı yanlışın en ağır sonucu yine kendisine döner.

Bu:

A‘râf Suresi boyunca:

tekrar tekrar:

karşımıza çıkan:

çok önemli:

bir ilkedir:

İsyan Allah’ı küçültmez; insanı küçültebilir.

Yalanlama hakikati yok etmez; insanın hakikatle bağını koparabilir.


Ve:

zulmün ilk yaralarından biri, onu yapan insanın kendi ruhunda açılır.

1️⃣ “Ayetlerimizi Yalanlayan Topluluğun Durumu Ne Kötüdür” Ne Demektir ❓​

Ayet:

belirli bir:

ahlaki tavrı:

çok ağır:

biçimde:

eleştirir.

Burada:

kötülenen şey:

insanların:

etnik kökeni,

ailesi,

milleti

veya:

toplumsal kimliği:

değildir.

Kötülenen:

Allah’ın ayetlerini yalanlama tavrıdır.

Bu ayrım:

çok önemlidir.

Kur’an:

insanı:

kimliğiyle değil,

hakikat karşısındaki davranışıyla

eleştirir.

2️⃣ “Misal” veya “Durum” Kelimesi Burada Ne Anlama Gelir ❓​

Arapçada:

“sâe meselen”

ifadesi:

yaklaşık olarak:

“Ne kötü bir örnek, ne kötü bir durumdur.”

anlamına gelir.

Bir önceki ayette:

köpek benzetmesi:

yapılmıştı.

  1. ayet:
bu benzetmenin:

ahlaki hükmünü:

adeta:

özetler:

Hakikati tanıyıp sonra ondan uzaklaşmanın ortaya çıkardığı hâl son derece kötüdür.

3️⃣ Ayetleri Yalanlamak Sadece “Kur’an Doğru Değildir” Demek midir ❓​

Hayır.

Bağlama göre:

ayetleri:

yalanlamak:

Allah’ın:

işaretlerini,

vahyin:

hakikatini

ve:

peygamberlerin:

getirdiği mesajı:

reddetmek:

anlamına gelir.

Bu:

sözle:

olabilir.

Ama:

insan:

bazen:

diliyle:

kabul ettiğini:

söylediği bir hakikati:

hayatıyla:

sürekli:

boşa çıkarmaya:

da çalışabilir.

Bununla birlikte:

inançsızlık ile müminin günah işlemesini aynı şey gibi göstermemek gerekir.

Her günah:

teknik anlamda:

ayetleri yalanlamak:

değildir.

4️⃣ Bir Hakikati Kabul Etmemek ile Onu Bilerek Yalanlamak Aynı Şey midir ❓​

Her zaman:

aynı değildir.

Bir insan:

anlamamış:

olabilir.

Yanlış bilgi:

almış olabilir.

Şüphe:

duyabilir.

Araştırıyor:

olabilir.

Başka biri ise:

hakikati:

açıkça gördüğü hâlde:

çıkar,

kibir

veya:

inat nedeniyle:

reddedebilir.

Kur’an:

özellikle:

bilinçli:

yalanlama:

tavrını:

çok ciddi:

bir sorun:

olarak ele alır.

Bu yüzden:

her soru soran insanı, hakikati inatla yalanlayan kişiyle aynı kefeye koymamak gerekir.

5️⃣ Şüphe Etmek ile Yalanlamak Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓​

Şüphe:

bazen:

hakikati:

aramaya:

götürebilir.

İnsan:

“Bunu anlamadım.”

der.

Araştırır.

Sorar.

Düşünür.

Bu:

başka bir:

durumdur.

Yalanlamak ise:

hakikate karşı:

kapıyı:

bilinçli biçimde:

kapatmayı:

ifade edebilir.

Samimi:

soru:

hakikatin:

düşmanı değildir.

Bazen:

daha bilinçli bir imanın başlangıcı olabilir.

6️⃣ Ayette Neden Bütün Topluluğun Durumu “Kötü” Olarak Nitelendiriliyor ❓​

Buradaki:

topluluk

ifadesi:

ayetleri yalanlama:

özelliğiyle:

tanımlanan:

insanları:

ifade eder.

Yani:

“Şu soydan gelen herkes kötüdür.”

gibi:

bir hüküm:

değildir.

Ayet:

bir:

ahlaki kategori:

kurar:

Ayetleri yalanlayanlar.

Bu nedenle:

eleştirinin:

sebebi:

kimlik değil,

davranış ve tutumdur.

7️⃣ “Onlar Kendilerine Zulmediyorlardı” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu:

ayetin:

en önemli:

cümlesidir.

İnsan:

Allah’a:

isyan ettiğinde:

Allah’ın:

kudretini:

azaltamaz.

Allah’ın:

egemenliğini:

zedeleyemez.

Hakikati:

yok edemez.

Ama:

kendi:

ruhuna,

karakterine,

ahlakına

ve:

nihai geleceğine:

zarar verebilir.

Bu yüzden:

Allah’a karşı işlenen yanlışın sonucu insana döner.

8️⃣ İnsan Kendisine Nasıl Zulmeder ❓​

İnsan:

kendisine:

yalnız:

fiziksel:

zarar vererek:

zulmetmez.

Yalanla:

karakterini:

bozabilir.

Kinle:

iç huzurunu:

tüketebilir.

Haksız kazançla:

vicdanını:

zayıflatabilir.

Bağımlılıkla:

özgürlüğünü:

kaybedebilir.

Kibirle:

öğrenme yeteneğini:

daraltabilir.

Ve:

hakikatten:

uzaklaşarak:

kendi:

manevi yönünü:

kaybedebilir.

9️⃣ Günahın Zararı Sadece Ahirette mi Ortaya Çıkar ❓​

Hayır.

Bazı yanlışların:

dünyada da:

sonuçları vardır.

Yalan:

güveni:

bozar.

Hırsızlık:

başkasının:

hakkını:

yıkar.

Bağımlılık:

bedene,

aileye

ve:

hayata:

zarar:

verebilir.

Kibir:

ilişkileri:

yıpratabilir.

Öfke:

birkaç saniyede:

yıllarca:

sürebilecek:

yaralar:

açabilir.

Dolayısıyla:

ahlaki yanlış:

yalnız uzak bir ahiret problemi değildir.

🔟 İnsan Başkasına Zulmederken Aynı Zamanda Kendisine de Zulmedebilir mi ❓​

Evet.

Bu:

çok önemli:

bir dengedir.

Zalim:

başkasına:

gerçek:

zarar verir.

Bu yüzden:

“Asıl kendine zarar verdi, mağdur önemli değil.”

denemez.

Mağdurun:

hakkı:

gerçektir.

Ama:

zalim:

aynı zamanda:

kendi:

ahlaki bütünlüğünü:

bozar.

Yani:

zulüm:

iki yönlü bir yıkım

oluşturabilir:

Mağduru:

yaralar.

Failin:

karakterini:

çürütür.

1️⃣1️⃣ Allah’a İtaatin İnsana Faydası mı Vardır ❓​

Evet.

Allah:

insanın:

ibadetine:

muhtaç değildir.

İnsan:

Allah’a:

itaat ettiğinde:

Allah’ın:

kudreti:

artmaz.

İsyan ettiğinde:

azalmaz.

İbadet,

ahlak,

adalet,

merhamet

ve:

sınırlar:

insanın:

iyiliği:

için:

bir rehber:

niteliği taşır.

Bu nedenle:

Allah’ın emirlerine uymak, Allah’a bir iyilik yapmak değil; insanın kendi yaratılışına uygun bir yön seçmesidir.

1️⃣2️⃣ İnsan Neden Kendisini Zarara Uğratan Şeyi Yapmaya Devam Eder ❓​

Çünkü:

insan:

kısa vadeli:

haz ile:

uzun vadeli:

zarar:

arasında:

yanlış seçim:

yapabilir.

Öfke:

bir an:

rahatlatabilir.

Ama:

ilişkiyi:

yıkabilir.

Haksız para:

hemen:

kazanç:

sağlayabilir.

Ama:

karakteri:

ve güveni:

bozabilir.

Bağımlılık:

anlık:

haz:

verebilir.

Ama:

özgürlüğü:

azaltabilir.

Bu yüzden:

insanın istediği her şey onun iyiliğine değildir.

1️⃣3️⃣ İnsan Kendi Zararını Nasıl Fark Edemez ❓​

Çünkü:

zarar:

her zaman:

hemen:

görünmez.

Bir alışkanlık:

yıllarca:

sonuç:

vermeden:

devam edebilir.

Bir yalan:

bir süre:

işe yarayabilir.

Haksızlık:

kısa vadede:

kişiyi:

güçlü:

gösterebilir.

Ama:

ahlaki:

ve toplumsal:

sonuçlar:

zamanla:

ortaya çıkar.

İşte:

vahiy:

insana:

hemen göremediği sonuçları da düşünmesini

öğretir.

1️⃣4️⃣ Ayet İnsanın “Ben Kimseye Zarar Vermiyorum” Savunmasını Nasıl Düşündürür ❓​

İnsan:

bazen:

yanlış bir:

davranışı:

şöyle:

savunabilir:

“Benim hayatım, kimseyi ilgilendirmez.”

Bazı:

kişisel tercihler:

gerçekten:

başkasına:

doğrudan:

zarar vermeyebilir.

Ama:

insanın:

kendisine:

zarar verme:

boyutu:

ayrıca:

düşünülmelidir.

Ayet:

insanın:

kendi benliğinin de korunması gereken bir emanet olduğunu

hatırlatır.

1️⃣5️⃣ Kendine Zulmetmek Kişinin Kendisinden Nefret Etmesi Demek midir ❓​

Hayır.

Kur’an’ın:

“kendine zulmetme”

ifadesi:

kişinin:

kendinden:

nefret etmesini:

öğretmez.

Tam tersine:

insanın:

kendi:

değerini:

koruması gerektiğini:

gösterir.

Tövbe:

“Ben değersizim.”

demek:

değildir.

Daha sağlıklı:

ifade:

şudur:

“Yanlış yaptım ve kendime de zarar verdim; şimdi bunu düzeltmek istiyorum.”

1️⃣6️⃣ İnsan Yaptığı Yanlıştan Sonra Kendisini Sonsuza Kadar Mahkûm Etmeli midir ❓​

Hayır.

Kur’an’ın:

önceki ayetlerinde:

dönüş,

rahmet

ve:

bağışlanma:

defalarca:

vurgulandı.

Yanlış:

ciddidir.

Ama:

insanı:

sonsuz:

umutsuzluğa:

mahkûm etmek:

tövbenin:

ruhuyla:

uyuşmaz.

Kendine:

zulmettiğini:

fark etmek:

bir son:

değil,

dönüşün başlangıcı

olabilir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Bize Öz Sorumluluk Hakkında Ne Öğretir ❓​

İnsan:

bütün:

yanlışlarını:

başkalarına:

yükleyemez.

Çevre:

etkiler.

Aile:

etkiler.

Arkadaş:

etkiler.

Şeytan:

vesvese:

verir.

Toplum:

baskı:

kurabilir.

Ama:

insanın:

kendi:

tercihleri de:

vardır.

Bu nedenle:

olgunluk:

bazen:

şunu:

diyebilmektir:

“Evet, başkalarının etkisi vardı; ama benim de seçimlerim vardı.”

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 176. ve 177. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
kendisine:

ayetler verilen:

ama:

yere saplanıp:

hevâsının:

peşine düşen:

bir insan:

anlatılmıştı.

  1. ayet:
bu örneğin:

sonucunu:

özetler:

Ayetleri yalanlayanların hâli kötü bir hâldir ve onlar kendi kendilerine zulmederler.

Yani:

176:

düşüşün nasıl gerçekleştiğini,

177 ise:

bu düşüşün ahlaki sonucunu

gösterir.

İnsan:

hakikatten:

uzaklaşırken:

Allah’a:

zarar vermiyor.

Kendi yönünü kaybediyor.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 177. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 177. ayet:

çok kısa:

ama:

son derece:

sarsıcı:

bir gerçeği:

anlatır:

İnsan bazen kendi kendisinin zalimi olabilir.

Biz:

zulüm:

kelimesini:

duyduğumuzda:

çoğu zaman:

bir insanın:

başka bir:

insana:

yaptığı:

haksızlığı:

düşünürüz.

Bu:

elbette:

zulümdür.

Ama:

Kur’an:

insanın:

kendisine:

de:

zulmedebileceğini:

söyler.

Bu:

çok derin:

bir:

ahlak:

anlayışıdır.

Çünkü:

insanın:

kendisi de:

Allah’ın:

ona verdiği:

bir emanettir.

Bedeni:

emanettir.

Aklı:

emanettir.

Vicdanı:

emanettir.

Zamanı:

emanettir.

Yetenekleri:

emanettir.

İradesi:

emanettir.

Ve:

insan:

bunları:

sürekli:

kötüye:

kullanırsa:

başkasına:

değil,

kendi varlığına da zarar verir.

  1. ve 176. ayetlerde:
bunun:

çok çarpıcı:

bir örneğini:

gördük.

Kişiye:

ayetler:

verilmişti.

Yani:

önünde:

yükselme:

imkânı:

vardı.

Ama:

o:

onlardan:

sıyrıldı.

Sonra:

yere:

saplandı.

Hevâsının:

peşinden:

gitti.

  1. ayet:
şimdi:

şunu:

söyler:

“Onlar kendilerine zulmediyorlardı.”

Yani:

insan:

hakikati:

reddettiğinde:

hakikat:

eksilmiyor.

Güneşe:

“Sen yoksun.”

desen:

güneş:

sönmez.

Yerçekimini:

inkâr etsen:

yerçekimi:

ortadan:

kalkmaz.

Bir:

ahlaki gerçeği:

reddetmek de:

onu:

otomatik olarak:

yok etmez.

Ama:

sen:

ona göre:

yanlış:

kararlar:

verebilirsin.

Ve:

sonuçlarını:

sen:

yaşarsın.

Bu:

günlük hayatta:

çok açık:

örneklerle:

görülebilir.

Bir insan:

“Sigaranın bana zararı yok.”

diyebilir.

Bu söz:

nikotinin:

beden üzerindeki:

etkisini:

değiştirmez.

Bir insan:

“Borçlarımı düşünmek istemiyorum.”

diyebilir.

Borç:

yok olmaz.

Bir insan:

“Eşimi kırmadım.”

diyebilir.

Ama:

karşısındaki:

gerçekten:

kırılmışsa:

inkâr:

ilişkiyi:

iyileştirmez.

Bir insan:

“Ben kibirli değilim.”

diyebilir.

Ama:

kimseyi:

dinlemiyorsa,

her eleştiride:

öfkeye:

kapılıyorsa,

yalnız:

kelimeyi:

reddetmek:

davranışı:

değiştirmez.

Hakikat:

bu yüzden:

bazen:

rahatsız edicidir.

Çünkü:

insana:

şunu:

söyler:

“Gerçek, sen kabul etsen de etmesen de gerçek olabilir.”

İnsanın:

özgürlüğü:

hakikati:

yok etmek:

değildir.

Hakikat:

karşısında:

hangi:

tavrı:

alacağını:

seçmektir.

Ayetin:

“Kendilerine zulmediyorlardı.”

ifadesi:

bize:

bir başka:

çok önemli:

şey:

daha öğretir:

Allah’ın:

emirlerini:

yalnız:

“Allah benden ne istiyor?”

sorusuyla:

değil,

“Allah neden benim iyiliğim için böyle bir ölçü koymuş olabilir?”

sorusuyla da:

düşünmek gerekir.

Mesela:

yalan:

yasaklanır.

Çünkü:

güveni:

öldürür.

Zina:

yasaklanır.

Çünkü:

insan ilişkilerinde:

çok ağır:

yaralar:

oluşturabilir.

Hırsızlık:

yasaklanır.

Çünkü:

mülkiyet:

ve güven:

düzenini:

bozar.

İftira:

yasaklanır.

Çünkü:

bir insanın:

onurunu:

mahvedebilir.

Sarhoş edici:

şeyler:

sınırlandırılır.

Çünkü:

akıl,

irade

ve:

insanın:

kendisi üzerindeki:

kontrolü:

zarar:

görebilir.

Yani:

bazı:

ilahî sınırlar:

insana:

karşı:

konmuş:

duvarlar:

değil,

insanı koruyan sınırlar

olarak da:

anlaşılabilir.

Fakat:

burada:

önemli bir:

başka:

denge:

vardır.

“İnsan kendisine zulmediyor.”

demek,

başkasına:

yaptığı:

haksızlığı:

küçültmez.

Bir zalim:

mağdura:

zarar verir.

Bu:

gerçektir.

Biz:

“Nasıl olsa kendisine de zarar veriyor.”

diyerek:

mağdurun:

hakkını:

görmezden:

gelemeyiz.

Tam tersine:

zulmün:

ne kadar:

çirkin olduğu:

burada:

daha da:

açık:

hale gelir:

Zalim başkasının hayatını yaralarken kendi ahlakını da yaralar.

Bir insan:

başkasının:

parasını:

çalarsa:

mağdur:

maddi:

zarar:

görür.

Ama:

hırsız:

kendisini:

dürüstlükten:

uzaklaştırır.

Bir insan:

başkasına:

iftira:

atarsa:

mağdurun:

itibarı:

zarar:

görebilir.

Ama:

iftiracı:

kendi:

vicdanını:

da:

yaralar.

Bir insan:

güçlü olduğu:

için:

zayıfı:

ezerse:

zayıf:

acı:

çeker.

Ama:

güçlü:

kendi:

insanlığını:

da:

küçültür.

İşte:

zulüm:

bu yüzden:

yalnız:

dışarıya:

değil,

içeriye doğru da işler.

Ayet:

bize:

kendi:

hayatımızı:

sorgulatan:

çok önemli:

bir soru:

bırakır:

Ben hangi davranışımla kendime zarar veriyorum?

Bu:

çok dürüst:

bir soru:

olabilir.

Belki:

öfken:

sana:

zarar:

veriyor.

Belki:

sürekli:

geçmişi:

düşünmek:

bugününü:

tüketiyor.

Belki:

başkalarının:

onayına:

çok bağımlısın.

Belki:

para:

kaygısı:

hayatının:

bütün:

güzelliğini:

gölgeliyor.

Belki:

sana:

zarar verdiğini:

bildiğin:

bir alışkanlığa:

“Bir gün bırakırım.”

diyerek:

devam:

ediyorsun.

Belki:

özür:

dilemen:

gerektiğini:

biliyorsun:

ama:

gururun:

engel:

oluyor.

İşte:

kendine zulüm

bazen:

çok büyük:

ve görünür:

bir günah:

şeklinde:

değil,

insanın:

kendisine:

sürekli:

zarar veren:

küçük seçimleri:

şeklinde de:

hayatına:

girebilir.

Ama:

burada:

umut:

kapısını:

kapatmamak:

gerekir.

İnsan:

kendisine:

zulmettiğini:

fark ettiğinde:

“Ben mahvoldum.”

demek:

zorunda değildir.

Daha güzel:

bir:

cümle:

vardır:

“Bunu artık fark ettim; şimdi yönümü değiştirebilirim.”

Kur’an’ın:

önceki ayetlerinde:

defalarca:

gördüğümüz:

dönüş

fikri:

burada da:

hatırlanmalıdır.

Yanlışı:

fark etmek:

utançta:

boğulmak:

için:

değil,

değişmek:

için:

bir fırsat:

olabilir.

Bir insan:

on yıl:

kendisine:

zarar veren:

bir hayat:

yaşamış:

olabilir.

Ama:

on birinci yıl:

başka bir:

yol:

seçebilir.

Yıllarca:

öfkesine:

teslim:

olmuş:

olabilir.

Ama:

öfkesini:

yönetmeyi:

öğrenebilir.

Yıllarca:

haksız:

kazanmış:

olabilir.

Ama:

dönüp:

hakkı:

iade etmeye:

çalışabilir.

Yıllarca:

Allah’tan:

uzak:

kalmış:

olabilir.

Ama:

bir:

secdeyle:

dönüş:

başlayabilir.

Belki de A‘râf 177’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Biz yanlışlarımızla gerçekten kime zarar verdiğimizi düşünüyoruz; yalnız başkalarına mı, yoksa her seçimle kendi karakterimizi de mi inşa ediyoruz?

Çünkü:

insanın:

her:

kararı:

dış dünyaya:

bir iz:

bırakırken,

kendi:

iç dünyasına da:

bir iz:

bırakır.

Yalan:

söylediğinde:

yalnız:

bir gerçeği:

bozmazsın.

Kendi:

dürüstlük:

alışkanlığını da:

etkilersin.

Merhamet:

gösterdiğinde:

yalnız:

başkasına:

iyilik:

yapmazsın.

Kendi:

merhametini de:

büyütürsün.

Adalet:

yaptığında:

yalnız:

hakkı:

yerine:

koymazsın.

Kendi:

karakterini de:

inşa edersin.

Bu nedenle:

A‘râf 177:

bize:

çok güçlü:

bir:

ahlak:

ölçüsü:

bırakır:

Her davranışının yalnız “Kime ne yaptım?” tarafına değil, “Bu davranış beni nasıl bir insana dönüştürüyor?” tarafına da bak.

Çünkü:

insan:

başkalarına:

yaptıklarıyla:

dünyayı:

değiştirirken,

aynı anda:

kendini de şekillendirir.


“İnsan her seçiminde yalnız dış dünyaya bir iz bırakmaz; kendi karakterine de bir çizgi çizer. Hakikati reddetmek hakikati küçültmez, insanın hakikatle bağını küçültebilir. Bu yüzden kendine şu soruyu sor: Yaptığım şey sadece bugün ne kazandırıyor değil, beni yarın nasıl bir insana dönüştürüyor?”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt