A‘râf Suresi 158. Ayette “De Ki: Ey İnsanlar! Şüphesiz Ben, Göklerin ve Yerin Hükümranlığı Kendisine Ait Olan Allah’ın Hepinize Gönderdiği Elçiyim. O’ndan Başka İlah Yoktur; O Diriltir ve Öldürür. Öyleyse Allah’a ve O’nun Ümmî Peygamberi Olan Elçisine İman Edin, Ona Uyun ki Doğru Yolu Bulasınız” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Hakikat yalnız bir topluluğun sınırına hapsedildiğinde küçülür; evrensel çağrı, insanı soyuna göre değil, hakikate verdiği cevaba göre değerlendirir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 157. ayetinde:
Tevrat ve İncil’de nitelikleri bildirilen:
ümmî peygambere uyanların,
ona iman edenlerin,
onu destekleyenlerin,
ona yardım edenlerin
ve:
onunla birlikte indirilen nura uyanların:
kurtuluşa ereceği:
bildirilmişti.
- ayette ise:
yalnız belirli bir kavme:
yönelik olmadığı:
çok açık biçimde ifade edilir:
“De ki: Ey insanlar! Şüphesiz ben, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği elçiyim. O’ndan başka ilah yoktur. O diriltir ve öldürür. Öyleyse Allah’a ve O’nun ümmî peygamberi olan elçisine iman edin; o da Allah’a ve O’nun sözlerine iman eder. Ona uyun ki doğru yolu bulasınız.”
Bu ayette:
çok güçlü bir:
evrensellik vardır.
Hitap:
“Ey İsrailoğulları”
veya:
“Ey Araplar”
değildir.
“Ey insanlar!”
dır.
Bu yüzden ayet:
Hz. Muhammed’in mesajının:
ırk,
soy,
coğrafya
ve dönem:
sınırlarını aşan:
bir peygamberlik çağrısı olduğunu:
vurgular.
“De Ki: Ey İnsanlar!” Hitabı Neden Çok Önemlidir
Çünkü:hitap:
bütün insanlığa:
yöneliktir.
Burada:
belirli bir:
kabile,
millet,
ırk
veya:
coğrafya:
adı verilmez.
“Ey insanlar!”
denir.
Bu:
peygamberlik çağrısının:
evrensel yönünü:
çok güçlü biçimde:
ortaya koyar.
Hz. Muhammed Yalnız Araplara mı Gönderildi
Bu ayete göre:hayır.
Hz. Muhammed:
şöyle demekle:
emrolunur:
“Ben Allah’ın hepinize gönderdiği elçiyim.”
Buradaki:
“hepinize”
ifadesi:
peygamberliğin:
bütün insanlara:
yöneldiğini:
gösterir.
Yani:
İslam çağrısı:
etnik bir:
Arap dini:
olarak:
sunulmaz.
Evrensel Peygamberlik Ne Anlama Gelir
Bu:aynı temel çağrının:
farklı:
milletlere,
dillere,
coğrafyalara
ve:
toplumlara:
ulaşabilmesi:
demektir.
İnsanlar:
kültürel olarak:
farklı olabilir.
Ama:
tevhid,
adalet,
merhamet,
dürüstlük,
hesap bilinci:
gibi temel ilkeler:
insan oluşla:
ilgili:
evrensel bir çağrı:
taşır.
Evrensellik Kültürel Farklılıkları Yok Etmek midir
Hayır.Evrensel bir din:
her insanın:
aynı dili konuşmasını,
aynı kıyafeti giymesini,
aynı kültürel ayrıntılara:
sahip olmasını:
gerektirmez.
İslam’ın:
evrenselliği:
insanları:
tek bir kültürel kalıba:
sokmak değil,
ortak bir tevhid ve ahlak ölçüsünde buluşturmak
olarak anlaşılmalıdır.
“Göklerin ve Yerin Hükümranlığı Allah’a Aittir” Ne Demektir
Bu ifade:Allah’ın:
mutlak egemenliğini:
vurgular.
Gökler:
O’nundur.
Yer:
O’nundur.
Varlığın:
nihai mülkiyeti
ve:
hükümranlığı:
Allah’a aittir.
Bu nedenle:
hiçbir insan,
devlet,
servet,
güç
veya:
otorite:
mutlak değildir.
İnsanların Sahip Olduğu Güç Gerçek Değil midir
Gerçektir.Ama:
sınırlıdır.
Bir insanın:
malı olabilir.
Bir yöneticinin:
yetkisi olabilir.
Bir devletin:
gücü olabilir.
Ama:
bunların hiçbiri:
sonsuz,
mutlak
ve:
ilahî:
değildir.
Ayet:
insan gücünü:
yok saymaz.
Onu:
yerine koyar.
“O’ndan Başka İlah Yoktur” İfadesi Neden Tekrar Ediliyor
Çünkü:bütün peygamberlik çağrısının:
merkezi:
tevhiddir.
Hz. Muhammed:
kendisine:
kulluk edilmesini:
istemek için:
gönderilmemiştir.
İnsanları:
Allah’a:
çağırır.
Yani:
peygamber:
ilah değildir.
İlaha götüren elçidir.
Peygambere Uymak ile Peygamberi İlahlaştırmak Arasındaki Fark Nedir
Çok büyüktür.Peygambere:
uymak:
Allah’ın elçisi olarak:
getirdiği vahyi:
kabul etmek:
demektir.
Ama:
ona:
Allah’a ait:
ilahî özellikler:
yüklemek:
başka bir şeydir.
Kur’an’ın:
tevhid çizgisinde:
Hz. Muhammed:
Allah’ın kulu ve elçisidir.
“O Diriltir ve Öldürür” Ne Anlama Gelir
Hayatın:nihai kaynağı:
Allah’tır.
Ölüm de:
O’nun:
yarattığı hayat düzeninin:
bir parçasıdır.
İnsan:
hayatı:
uzatmak için:
tedavi olabilir,
sağlığını:
koruyabilir,
bilimi:
kullanabilir.
Ama:
nihai anlamda:
hayatın sahibi:
insan değildir.
Dirilten ve Öldüren Allah İse Tıp ve İnsan Müdahalesinin Anlamı Nedir
Burada:bir çelişki:
yoktur.
Doktor:
tedavi eder.
İlaç:
sebep olur.
Cerrahi:
hayatı kurtarabilir.
Ama:
bunlar:
yaratılmış sebepler:
düzeninin:
parçasıdır.
Dini dilde:
nihai hayat:
Allah’a nispet edilir.
Bu:
bilimsel sebepleri:
reddetmek:
anlamına gelmez.

“Allah’a ve O’nun Elçisine İman Edin” Ne Demektir
İslam’da:iman:
yalnız:
Allah’ın varlığını:
kabul etmekle:
bitmez.
Allah’ın:
gönderdiği:
vahyi
ve:
elçisini:
de kabul etmeyi:
gerektirir.
Çünkü:
peygamber:
Allah’ın:
insana ulaştırdığı:
mesajın:
taşıyıcısıdır.

Ayette Hz. Muhammed Neden Yeniden “Ümmî Peygamber” Diye Tanıtılıyor
- ayette olduğu gibi:
- ayette de:
tekrar vurgulanır.
Bu:
onun:
peygamberlik kimliğinin:
önemli bir:
tanımlamasıdır.
Ve:
vahyin kaynağının:
Hz. Muhammed’in:
önceki kutsal metinlerden:
insani eğitim yoluyla:
topladığı bilgiler:
olmadığını:
vurgulayan:
bir yön taşır.

“O da Allah’a ve O’nun Sözlerine İman Eder” Ne Anlama Gelir
Bu:Hz. Muhammed’in:
yalnız başkalarına:
“İnanın.”
demediğini:
gösterir.
Kendisi de:
Allah’a
ve:
Allah’ın vahyine:
iman eder.
Yani:
peygamber:
tebliğ ettiği mesajın:
dışında değildir.
Kendisi de o hakikate teslim olmuştur.

Bir Rehberin Kendi Söylediğine İnanması Neden Önemlidir
Çünkü:samimiyet:
söz ile hayat:
arasındaki:
uyumla:
yakından ilişkilidir.
Bir insan:
başkasına:
adalet anlatıp:
kendisi:
haksızlık yapıyorsa,
sözü:
zayıflar.
Peygamberlikte ise:
mesaj:
yalnız aktarılmaz.
Yaşanır.

“Ona Uyun” Ne Demektir
Bu:Hz. Muhammed’in:
getirdiği vahyi:
ve:
Allah’a kulluk konusunda:
gösterdiği:
yolu:
takip etmektir.
Uymak:
yalnız:
peygamberi:
sevmek:
değildir.
Onun:
adalet,
merhamet,
doğruluk,
tevhid,
emanet,
ibadet
ve:
ahlak:
ölçülerine:
hayatta yer vermektir.

Peygambere Uymak Onun Yaşadığı Dönemdeki Her Kültürel Ayrıntıyı Aynen Tekrarlamak mıdır
Burada:önemli bir ayrım:
yapmak gerekir.
Hz. Muhammed’in:
vahyi aktaran,
dini açıklayan
ve:
ahlaki örneklik:
sunan yönü:
temeldir.
Bunun yanında:
onun yaşadığı:
- yüzyıl Arabistanı’nın:
coğrafi
ve:
kültürel unsurları da:
vardır.
Bu nedenle:
dini ilke ile:
tarihsel-kültürel biçim:
arasındaki fark:
dikkatle:
değerlendirilmelidir.

“Ona Uyun ki Doğru Yolu Bulasınız” Ne Anlama Gelir
Peygambere uyma:bir amaçsız:
bağlılık değildir.
Ayet:
amacını:
açıkça söyler:
hidayet.
Yani:
doğru yolu:
bulmak.
Bu da:
peygamber sevgisinin:
sonunda:
insanı:
Allah’a,
doğruya
ve:
ahlaklı bir hayata:
götürmesi gerektiğini:
gösterir.

A‘râf Suresi 157. ve 158. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
nitelikleri,
görevi
ve:
ona uyanların:
özellikleri:
anlatılmıştı.
- ayette:
kapsamı:
açıkça ilan edilir:
“Ey insanlar! Ben Allah’ın hepinize gönderdiği elçiyim.”
Yani:
- ayet:
- ayet ise:
gösterir:
bütün insanlara.

Sonuç: A‘râf Suresi 158. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 158. ayet:Hz. Muhammed’in:
peygamberliğinin:
evrensel niteliğini:
çok açık:
bir dille:
ortaya koyar.
Ayetin:
başlangıcı bile:
bunu anlatmaya:
yeter:
“Ey insanlar!”
Bu:
çok önemli bir:
hitaptır.
Çünkü:
insanlığın:
en eski:
ayrımlarından biri:
“Biz”
ve:
“Onlar”
ayrımıdır.
Benim:
kabilem.
Benim:
milletim.
Benim:
ırkım.
Benim:
sınıfım.
Benim:
topluluğum.
İnsan:
kendi grubunu:
merkeze:
koymaya:
çok yatkındır.
Ama:
ayet:
peygamberlik mesajını:
dar bir:
etnik sınırdan:
çıkarır.
“Ey insanlar!”
der.
Bu:
Allah’ın:
yalnız:
bir halkın:
Rabbi olmadığını:
da:
hatırlatır.
Göklerin:
ve yerin:
hükümranlığı:
O’nundur.
Dolayısıyla:
Allah:
bir:
coğrafyanın,
bir ırkın,
bir dilin
veya:
bir medeniyetin:
özel mülkü:
değildir.
Bu:
tevhidin:
en güçlü:
evrensel sonuçlarından biridir.
İnsanlar:
farklı:
dillerde:
konuşabilir.
Farklı:
renklerde:
olabilir.
Farklı:
kültürlerde:
yaşayabilir.
Ama:
yaratıcı:
birdir.
Bu yüzden:
tevhid:
yalnız:
Allah hakkında:
bir inanç:
değildir.
Aynı zamanda:
insanların:
kendi aralarında:
kurdukları:
sahte mutlak üstünlükleri:
de:
sarsar.
Eğer:
göklerin ve yerin:
mülkü:
Allah’a aitse:
hiçbir insan:
“Ben mutlak sahibim.”
diyemez.
Eğer:
Allah:
bütün insanların:
Rabbi ise:
hiçbir toplum:
Allah’ı:
yalnız kendisinin:
mülkü gibi:
göremez.
Ayet:
sonra:
çok önemli bir:
denge kurar:
“O’ndan başka ilah yoktur.”
Hz. Muhammed:
bütün insanlara:
gönderilmiş olabilir.
Ama:
bu:
onu:
ilah:
yapmaz.
Tam tersine:
o:
insanları:
Allah’a:
çağırır.
Bu:
peygamber sevgisinin:
ölçüsünü:
de verir.
Peygamberi:
ne kadar:
çok seversen sev,
onu:
Allah’ın yerine:
koyamazsın.
Çünkü:
peygamberin:
kendi çağrısı:
zaten:
“Allah’tan başka ilah yoktur.”
çağrısıdır.
Ayetin:
“O diriltir ve öldürür.”
ifadesi de:
insanın:
hayat üzerindeki:
kontrolünün:
sınırını:
hatırlatır.
İnsan:
çok şey:
başarabilir.
Tıp:
ilerler.
Teknoloji:
ilerler.
İnsan ömrü:
uzayabilir.
Birçok hastalık:
tedavi edilebilir.
Ama:
insan:
hayatın:
nihai sahibi:
hâline:
gelmez.
Bu:
bilimi:
küçültmez.
Bilakis:
insanın:
bilim yaparken bile:
kendi sınırını:
bilmesini:
sağlar.
Ayet:
ardından:
şunu ister:
“Allah’a ve elçisine iman edin.”
Sonra:
daha da ileri:
gider:
“Ona uyun.”
Bu:
çok önemlidir.
Çünkü:
iman:
yalnız:
zihinsel bir:
kabul olarak:
bırakılmaz.
Hayata:
yansıması:
istenir.
Bir insan:
Hz. Muhammed’in:
Allah’ın elçisi:
olduğuna:
inanabilir.
Ama:
hayatında:
sürekli:
yalan söylüyor,
haksızlık yapıyor,
emanete:
ihanet ediyor,
insanları:
aşağılıyor
ve:
merhameti:
terk ediyorsa:
şu soru:
kaçınılmaz olur:
Peygambere inanmak hayatında neyi değiştirdi?
Çünkü:
“Ona uyun ki doğru yolu bulasınız.”
ifadesi:
iman ile:
hayat arasında:
bir bağ:
kurar.
Peygamber:
yalnız:
tarihte:
saygıyla anılan:
bir isim:
değildir.
Bir:
rehberdir.
Rehber:
sadece:
sevilmek için:
değil,
gösterdiği yolda yürünmek için
vardır.
Bu ayet:
bize:
dini kimliği:
üstünlük aracına:
dönüştürme:
tehlikesine karşı:
da:
çok güçlü:
bir düşünce:
verir.
Hz. Muhammed:
bütün insanlara:
gönderilmişse:
Müslümanın görevi:
insanları:
küçümsemek:
değil,
mesajı:
doğru,
adil,
merhametli
ve:
ahlaklı:
biçimde:
temsil etmektir.
Çünkü:
evrensel bir çağrının:
temsilcisi:
dar bir:
kibirle:
yaşayamaz.
“Hakikat bana ulaştı.”
cümlesi:
“Ben herkesten üstünüm.”
anlamına:
gelmez.
Daha doğru:
bir sonuç:
şudur:
“Bana ulaşan hakikate karşı daha fazla sorumluluğum var.”
Bu:
- ayette:
şükür,
takva,
nur
ve:
rehberlik:
çizgisiyle de:
uyumludur.
Belki de A‘râf 158’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Peygamberin bütün insanlara gönderildiğine inanıyorsak, onun mesajını insanları küçümseyerek mi temsil ediyoruz, yoksa adalet, merhamet ve güzel ahlakla mı?
Çünkü:
evrensel bir:
mesajı:
dar bir:
kibirle:
temsil etmek:
büyük bir:
çelişkidir.
Ve ayetin:
son sözü:
bütün meseleyi:
özetler:
“Ona uyun ki doğru yolu bulasınız.”
Yani:
mesele:
yalnız:
peygamberin kim olduğunu:
bilmek değildir.
Asıl mesele:
onun gösterdiği yönün bizi gerçekten nereye götürdüğüdür.
“Evrensel bir peygambere inanmak, hakikati yalnız kendine ait bir ayrıcalık sanmak değildir. Hakikat sana ulaştıysa üstünlük değil, sorumluluk kazanırsın; rehbere sevgin de ancak gösterdiği yolda yürüdüğünde anlamını tamamlar.”
Ersan Karavelioğlu