A‘râf Suresi 138. Ayette “İsrailoğullarını Denizden Geçirdik. Derken Kendilerine Ait Putlara Tapmakta Olan Bir Kavme Rastladılar ve ‘Ey Musa! Onların İlahları Gibi Bize de Bir İlah Yap’ Dediler. Musa da ‘Gerçekten Siz Cahillik Eden Bir Toplumsunuz’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan bazen zincirlerinden kurtulur ama zihnindeki eski alışkanlıklardan hemen kurtulamaz. Özgürlük, yalnız baskıdan çıkmak değil, yanlış bağlılıklardan da sıyrılabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 137. ayetinde:
uzun süre ezilen İsrailoğullarının:
bereketli toprakların doğularına ve batılarına:
mirasçı kılındığı,
Firavun düzeninin ise:
yıkıldığı anlatılmıştı.
- ayette ise çok çarpıcı ve beklenmedik bir sahne gelir:
Bu ayet:
özgürleşmenin:
insanı otomatik olarak bilinçli hâle getirmediğini
gösterir.
Firavun’dan:
kurtulmuşlardır.
Denizi:
geçmişlerdir.
Büyük bir kurtuluş yaşamışlardır.
Ama kısa süre sonra:
başka bir toplumun:
putperestliğini görüp:
“Bize de böyle bir ilah yap.”
demektedirler.
Bu:
çok önemli bir gerçeği ortaya koyar:
İnsan dışarıdaki esaretten kurtulsa bile, içindeki düşünce kalıplarından hemen kurtulamayabilir.
“İsrailoğullarını Denizden Geçirdik” Ne Demektir
Bu ifade:Firavun’dan kurtuluşun:
çok büyük bir aşamasını anlatır.
Onlar:
takip edilmekteyken:
denizi geçer,
Firavun ve ordusundan:
kurtulurlar.
Yani:
fiziksel esaret:
geride kalmaktadır.
Denizden Geçiş Neden Bu Kadar Önemlidir
Çünkü:arkalarında:
kölelik,
baskı,
tehdit
ve ölüm vardır.
Önlerinde ise:
özgürlük,
yeni bir hayat
ve yeni bir sorumluluk:
vardır.
Denizi geçmek:
yalnız coğrafi bir hareket değil,
esaretten yeni bir döneme geçiştir.
Buna Rağmen Neden Hemen Putperest Bir Kavimden Etkileniyorlar
Çünkü:insan zihni:
alışkanlıklarını:
bir anda bırakmayabilir.
Yıllarca:
çok tanrılı,
putperest,
sembollerle dolu
bir kültür içinde yaşamış olabilirler.
Bu yüzden:
özgürleşseler bile:
eski zihinsel kalıpların:
izleri:
devam edebilir.
Bu Olay İnsanların Kültürel Etkilenmeye Ne Kadar Açık Olduğunu mu Gösterir
Evet.İnsan:
çevresinde gördüğü:
güçlü,
görkemli,
yaygın
uygulamalardan:
etkilenebilir.
Bir şey:
çok kişi tarafından yapılıyor diye:
doğru sanılabilir.
Bu:
taklit psikolojisinin
çok eski bir örneğidir.
“Onların İlahları Gibi Bize de Bir İlah Yap” Sözü Ne Anlama Gelir
İsrailoğullarından bir grup:Hz. Musa’dan:
gözle görülebilen,
somut,
tapınılabilir
bir ilah nesnesi:
istemektedir.
Yani:
Allah’a iman:
onlar için:
henüz zihinsel olarak:
tam olgunlaşmamış olabilir.
Neden Görünür Bir İlah İstiyorlar
Çünkü insan:soyut olanı:
anlamakta zorlanabilir.
Gözle görülebilen:
bir nesne:
daha kolay:
kavranabilir.
Ama tevhid:
insanı:
tam da bu noktada:
eğitir:
Allah bir nesneye, heykele veya görüntüye indirgenemez.
Bu Talep Tevhidle Neden Çelişir
Çünkü:tevhid:
Allah’ın:
eşsiz,
benzersiz,
yaratılmış hiçbir şeye benzemeyen
olduğunu kabul eder.
Bir nesne yapıp:
ona:
ilahî özellik yüklemek:
yaratılmışı:
Yaratıcı yerine koymaktır.
Musa Neden “Siz Cahillik Eden Bir Toplumsunuz” Diyor
Buradaki cehalet:yalnız okuma yazma bilmemek
değildir.
Daha çok:
hakikatin anlamını:
kavrayamamak,
gördüğü şeye:
yanlış değer vermek
ve:
tevhid bilincinden uzaklaşmak
anlamındadır.
Yani:
bilgi eksikliğinden çok, bilinç eksikliğidir.
Büyük Bir Mucize Görmüş İnsanlar Nasıl Böyle Bir Talepte Bulunabilir
Bu soru:ayetin en şaşırtıcı yönlerinden biridir.
Denizi:
geçmişlerdir.
Firavun’dan:
kurtulmuşlardır.
Buna rağmen:
başka bir toplumun:
putlarına:
özenebilirler.
Bu bize:
şunu gösterir:
Mucize görmek, insanı otomatik olarak olgunlaştırmaz.
Deneyim Tek Başına Bilgelik Üretir mi
Hayır.İnsan:
çok büyük bir olay yaşayabilir.
Ama:
ondan doğru ders çıkarmazsa:
aynı hatalara:
yeniden düşebilir.
Deneyim:
malzemedir.
Bilgelik ise:
o deneyimi:
doğru yorumlayabilmektir.

Taklit Etmek Neden Bu Kadar Güçlüdür
Çünkü insan:sosyal bir varlıktır.
Çevresindeki insanların:
nasıl yaşadığına:
bakar.
Özellikle:
güçlü,
zengin,
görkemli
toplumlar:
daha etkileyici görünebilir.
Bu yüzden:
yaygın olanı doğru sanma
tehlikesi vardır.

Çoğunluk Bir Şeyi Yapıyorsa O Şey Doğru mudur
Hayır.Çoğunluk:
bir şeyin:
yaygın olduğunu
gösterir.
Ama:
doğruluğunu:
garanti etmez.
Hakikat:
oy sayımıyla:
belirlenmez.
Bu ayet:
bunu:
çok güçlü biçimde düşündürür.

Başka Kültürlerden Etkilenmek Her Zaman Yanlış mıdır
Hayır.İnsan:
başka toplumların:
bilgisini,
sanatını,
teknolojisini,
iyi uygulamalarını:
öğrenebilir.
Sorun:
eleştirmeden:
her şeyi:
taklit etmektir.
Ölçü:
“Onlar yapıyor.”
değil,
“Bu doğru mu?”
olmalıdır.

Özgürlük Sadece Fiziksel Zincirlerin Kırılması mıdır
Hayır.İnsan:
fiziksel olarak:
özgür olabilir.
Ama:
zihnen:
başkasının onayına,
modaya,
korkuya,
taklide
bağımlı olabilir.
Gerçek özgürlük:
düşünsel ve ahlaki bağımsızlığı da
gerektirir.

Kölelikten Çıkan Bir Toplum Neden Eski Alışkanlıklarını Taşımaya Devam Edebilir
Çünkü:uzun süreli baskı:
yalnız bedeni değil,
zihni de:
şekillendirebilir.
İnsan:
özgürlük kazandığında:
ne yapacağını:
hemen bilemeyebilir.
Bu nedenle:
özgürlükten sonra:
eğitim ve bilinç
çok önemlidir.

Hz. Musa’nın Tepkisi Neden Bu Kadar Serttir
Çünkü:mesele:
küçük bir tercih değildir.
Bu:
tevhidin:
temeline dokunan:
bir taleptir.
Hz. Musa:
onları:
çok net biçimde:
uyarır.
Çünkü bazı durumlarda:
belirsiz konuşmak:
yanlışı:
daha da büyütebilir.

Bir İnsan Yeni Kurtulduğu Yanlışa Yeniden Yaklaşabilir mi
Evet.İnsan:
bir bağımlılıktan,
zararlı ilişkiden,
yanlış çevreden,
eski alışkanlıktan
kurtulabilir.
Ama:
benzer bir şeyi:
başka biçimde:
yeniden hayatına alabilir.
Bu yüzden:
yalnız:
“Neyden çıktım?”
değil,
“Neye yöneliyorum?”
sorusu da önemlidir.

A‘râf Suresi 137. ve 138. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
ezilmişlikten:
imkâna,
zayıflıktan:
yeni bir hayata
geçmişti.
- ayette ise:
yeni bir manevi sınavla:
karşılaşıyorlar.
Bir toplumun:
güç kazanması:
onun:
otomatik olarak:
bilinç kazandığı
anlamına gelmiyor.
Yani:
dış özgürlük kazanılmıştır; iç özgürlüğün eğitimi ise devam etmektedir.

Sonuç: A‘râf Suresi 138. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 138. ayet:insanın:
özgürlükten sonra bile:
nasıl yeniden yanlış bağlılıklara:
yönelebileceğini
çok çarpıcı biçimde gösterir.
İsrailoğulları:
az önce:
Firavun’dan:
kurtulmuştur.
Denizden:
geçmiştir.
Hayatta:
belki de görebilecekleri:
en büyük kurtuluşlardan birini:
yaşamıştır.
Ama:
bir süre sonra:
putlara tapan bir kavim:
görürler.
Ve:
“Bize de onların ilahları gibi bir ilah yap.”
derler.
Bu:
insan doğası hakkında:
çok derin bir şey söyler:
Kurtulmak, öğrenmekle aynı şey değildir.
Bir insan:
yanlış ilişkiden:
çıkabilir.
Ama:
aynı ilişki biçimini:
başka biriyle:
tekrar kurabilir.
Bir insan:
borçtan:
kurtulabilir.
Ama:
aynı harcama alışkanlıklarını:
sürdürürse:
yeniden:
borca girebilir.
Bir insan:
baskıcı bir ortamdan:
çıkabilir.
Ama:
güç kendisine geçtiğinde:
aynı baskıyı:
başkasına uygulayabilir.
Bir toplum:
esaretten:
kurtulabilir.
Ama:
zihinsel alışkanlıklarını:
değiştirmezse:
eski sistemin:
başka biçimlerini:
yeniden üretebilir.
İşte bu yüzden:
özgürlük:
yalnız kapının açılması değildir.
İnsan:
açılan kapıdan:
nereye yürüdüğünü de:
bilmelidir.
Ayetin:
taklit boyutu da:
çok önemlidir.
İsrailoğulları:
başka bir toplum görüyor.
O toplumun:
ilahları var.
Ve:
“Onlarda varsa bizde de olsun.”
diyorlar.
Bu cümle:
bugün de:
çok tanıdık bir psikolojiyi:
hatırlatır:
“Herkes yapıyor.”
“Onlarda var.”
“Bizde neden yok?”
Ama:
bir şeyin:
başkasında bulunması:
onu:
doğru yapmaz.
Bir davranış:
popüler olabilir.
Ama:
ahlaken yanlış olabilir.
Bir düşünce:
çok yaygın olabilir.
Ama:
hakikate uymayabilir.
Bir gelenek:
çok eski olabilir.
Ama:
eleştiriye açık olabilir.
Bu nedenle:
insanın:
en temel zihinsel sorularından biri:
şu olmalıdır:
“Ben bunu neden istiyorum?”
Gerçekten:
doğru olduğu için mi?
Yoksa:
başkalarında gördüğüm için mi?
İşte:
taklit ile bilinç:
burada ayrılır.
Hz. Musa’nın:
“Siz cahillik eden bir toplumsunuz.”
demesi:
çok önemlidir.
Çünkü:
cehalet:
her zaman:
hiçbir şey bilmemek değildir.
Bazen:
çok şey görüp:
yanlış sonuç çıkarmaktır.
Mucize görmek:
yetmez.
Özgürleşmek:
yetmez.
Bolluk:
yetmez.
Toprak:
yetmez.
Güç:
yetmez.
İnsan:
bunları:
hangi bilinçle:
taşıdığını:
öğrenmek zorundadır.
Belki de A‘râf 138’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Hayatımızdan çıkardığımız yanlışların yerine gerçekten daha doğru olanı mı koyduk, yoksa aynı bağımlılığı yalnız başka bir isimle mi geri getirdik?
Çünkü insan:
zincirini:
kırabilir.
Ama:
zincirin biçimini:
özlemeye devam edebilir.
Gerçek özgürlük:
yalnız zinciri kırmak değil,
neden zincire ihtiyaç duyduğunu da anlamaktır.
“İnsan bazen esaretten çıkar ama esaretin düşünce biçimini yanında taşır. Gerçek özgürlük, yalnız seni tutan zinciri kırmak değil, başka bir zinciri kendi ellerinle yeniden yapmamayı öğrenmektir.”
Ersan Karavelioğlu