A‘râf Suresi 127. Ayette “Firavun Kavminden İleri Gelenler ‘Musa’yı ve Kavmini Yeryüzünde Bozgunculuk Çıkarsınlar, Seni ve İlahlarını Terk Etsinler Diye mi Bırakacaksın?’ Dediler. Firavun da ‘Oğullarını Öldürecek, Kadınlarını Sağ Bırakacağız; Biz Onların Üzerinde Ezici Bir Güce Sahibiz’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Zorbalık, insanların kalbini kaybetmeye başladığında çoğu zaman korkuyu büyütür. Çünkü hakikati durduramadığını gören güç, bazen bedeni hedef alarak yeniden hâkimiyet kurmaya çalışır.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 126. ayetinde iman eden sihirbazlar:
“Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı Müslümanlar olarak al.”
diye dua etmişlerdi.
- ayette ise sahne yeniden Firavun’un çevresine döner.
“Musa’yı ve kavmini yeryüzünde bozgunculuk çıkarsınlar, seni ve ilahlarını terk etsinler diye mi bırakacaksın?”
Firavun da:
“Oğullarını öldürecek, kadınlarını sağ bırakacağız. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz.”
diye karşılık verir.
Bu ayet:
korku siyaseti, tehdit dili, toplu cezalandırma, iktidar kaygısı ve insan hayatının baskı aracı hâline getirilmesi
üzerine çok ağır bir tablo çizer.
Hz. Musa’nın çağrısı:
özgürleşme ve tevhid çağrısıdır.
Ama Firavun’un çevresi bunu:
“bozgunculuk”
olarak sunar.
Ardından Firavun:
mesaja delille cevap vermek yerine:
şiddet tehdidini büyütür.
“Firavun Kavminden İleri Gelenler” Kimlerdir
Bunlar:Firavun’un çevresindeki:
etkili,
nüfuzlu,
yönetimde söz sahibi
kişilerdir.
Kur’an’da bu kesim:
çoğu zaman:
mele’
olarak anılır.
Yani:
yalnız hükümdar değil,
onu destekleyen:
güç çevresi
de kıssanın parçasıdır.
Neden Musa ve Kavmi “Bozgunculuk”la Suçlanıyor
Çünkü mevcut düzeni:sorguluyorlar.
Firavun’un çevresi açısından:
düzen:
Firavun’un otoritesinin:
devam etmesidir.
Hz. Musa’nın:
tevhid çağrısı,
İsrailoğullarının serbest bırakılmasını istemesi
ve Firavun’un mutlaklığını reddetmesi:
onlara göre:
düzeni bozmak
gibi görünür.
Gerçekten Bozgunculuk Yapan Kimdir
Kur’an’ın genel anlatısında:Firavun’un kendisi:
zulüm,
baskı,
insanları sınıflara ayırma,
öldürme
gibi davranışlarla:
fesat çıkaran biri
olarak anlatılır.
Bu nedenle burada:
çok çarpıcı bir tersine çevirme vardır:
Bozgunculuk yapan taraf, bozgunculuk suçlamasını karşı tarafa yöneltmektedir.
Bir Güç Kendi Yaptığını Muhalifine Yükleyebilir mi
Evet.İnsan bazen:
kendi davranışını:
başkasına yansıtır.
Kendi şiddetini:
“Onlar tehlikeli.”
diyerek gerekçelendirebilir.
Kendi baskısını:
“Düzeni koruyoruz.”
diye sunabilir.
Bu nedenle:
etiketlerden çok:
somut davranışlara bakmak
önemlidir.
“Seni ve İlahlarını Terk Etsinler” İfadesi Ne Anlama Gelir
Bu ifade:Firavun çevresinin:
Hz. Musa’nın çağrısının:
yalnız siyasi değil,
inanç düzenini de:
sarsacağını düşündüğünü
gösterir.
Burada geçen “ilahların” ifadesinin:
Firavun’un dini çevresiyle ilişkili olduğu anlaşılır.
Ayet:
Firavun’un inanç düzeninin:
Hz. Musa’nın tevhid çağrısıyla:
çatıştığını
gösterir.
Firavun Kendini İlahi Bir Konuma mı Yerleştiriyordu
Kur’an’ın başka ayetlerinde Firavun:kendisi hakkında:
çok büyük otorite iddialarında bulunur.
Bu kıssada da:
onun:
insanların inancı üzerinde:
söz sahibi olmaya çalıştığı
görülür.
Bu nedenle:
Firavun figürü:
mutlaklaştırılmış insan otoritesinin
sembollerinden biridir.
İleri Gelenler Neden Firavun’u Daha Sert Davranmaya Teşvik Ediyor
Çünkü:Hz. Musa’nın etkisinin:
büyümesinden
korkuyor olabilirler.
Sihirbazların:
iman etmesi:
mevcut düzenin:
sarsılabileceğini
göstermiştir.
Bu durumda:
çevredeki elitler:
“Daha fazla bekleme.”
anlamına gelen bir baskı kurar.
Güç Sahiplerinin Çevresi Bazen Gücü Daha Sert Hâle Getirebilir mi
Evet.Bir yönetici:
tek başına sertleşmeyebilir.
Ama çevresindeki insanlar:
“Yumuşak davranırsan otoriten gider.”
diye onu:
daha sert tutuma:
itebilir.
Bu yüzden:
güç sahibinin çevresindeki insanların:
ahlaki sorumluluğu da:
çok önemlidir.
Firavun’un Cevabı Neden Yeniden Öldürme Tehdididir
Çünkü:Hz. Musa’nın mesajını:
delille durduramamıştır.
Sihirbazlar:
iman etmiştir.
Bu durumda:
Firavun:
yeniden:
korku politikasına
döner.
En ağır araç:
insan hayatıdır.
“Oğullarını Öldüreceğiz” Ne Anlama Gelir
Bu ifade:İsrailoğullarının:
erkek çocuklarının veya erkek evlatlarının:
öldürülmesi tehdidini
anlatır.
Bu:
yalnız bireysel değil,
bir topluluğu sistematik biçimde zayıflatmaya yönelik
çok ağır bir şiddet biçimidir.

“Kadınlarını Sağ Bırakacağız” İfadesi Ne Anlama Gelir
Bu ifade:topluluğun:
erkeklerinin öldürülüp,
kadınlarının:
hayatta bırakılması
politikasını anlatır.
Kur’an’ın Firavun kıssasında:
bu uygulama:
baskının ve tahakkümün:
çok ağır bir örneği
olarak gösterilir.

Bu Tür Bir Politikanın Amacı Ne Olabilir
Amaç:bir topluluğun:
direncini,
geleceğini,
sosyal yapısını
zayıflatmak olabilir.
Bu aynı zamanda:
korku üretmenin:
çok güçlü bir aracıdır.
Yani hedef:
yalnız bedenler değil,
toplumun psikolojik direnci
de olabilir.

Firavun Neden “Biz Onların Üzerinde Ezici Bir Güce Sahibiz” Diyor
Bu:Firavun’un:
kendi gücüne duyduğu:
büyük güveni
gösterir.
Adeta:
“Onlar bize karşı hiçbir şey yapamaz.”
der.
Bu:
askerî,
siyasi,
idari
üstünlük duygusudur.

Güçlü Olmak Haklı Olmak Anlamına Gelir mi
Hayır.Bir insan:
başkasına:
istediğini yapabilecek kadar:
güçlü olabilir.
Ama bu:
yaptığının:
ahlaken doğru olduğu
anlamına gelmez.
Firavun kıssasının:
en temel derslerinden biri:
güç ile haklılığın aynı şey olmadığıdır.

Toplu Cezalandırma Neden Ahlaken Problemlidir
Çünkü bireysel sorumluluğu:ortadan kaldırır.
Bir kişinin veya grubun:
davranışı nedeniyle:
masum insanların:
cezalandırılması:
adalet ilkesini:
zedeler.
Ayet:
Firavun’un:
tam da böyle:
ayrım gözetmeyen ağır bir tehdit
kullandığını gösterir.

Çocukların Hedef Alınması Neden Özellikle Ağır Bir Zulümdür
Çünkü çocuklar:savunmasızdır.
Bir siyasi veya toplumsal çatışmanın:
karar vericileri
değildir.
Onları:
baskı aracı hâline getirmek:
insanlığın en ağır:
ahlaki ihlallerinden biridir.
Firavun’un tehdidi:
zulmün:
en savunmasız olana kadar uzandığını
gösterir.

Bu Ayet “Düzeni Korumak” Söylemine Nasıl Bakmamızı Öğretir
Düzen:önemlidir.
Ama:
her düzen:
adil değildir.
Bir sistem:
“Düzeni koruyoruz.”
diyerek:
zulmü meşrulaştıramaz.
Asıl soru:
“Bu düzen kimin hakkını koruyor, kimin hakkını eziyor?”
olmalıdır.

A‘râf Suresi 126. ve 127. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
Allah’tan:
sabır
ve iman üzere ölüm
istemişti.
- ayette ise:
daha geniş bir şiddet politikasını:
yeniden gündeme getirir.
Yani:
bir tarafta:
sabır ve iman,
diğer tarafta:
korku ve zorbalık
vardır.
Manevi direniş büyüdükçe:
Firavun:
fiziksel tehdidi:
büyütür.

Sonuç: A‘râf Suresi 127. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 127. ayet:Firavun düzeninin:
nasıl çalıştığını:
çok açık biçimde gösterir.
Önce:
Hz. Musa:
“sihirbaz”
diye tanımlandı.
Sonra:
“ülkeyi ele geçirmek isteyen biri”
olarak sunuldu.
Sihirbazlar:
hakikati görüp iman edince:
“komplo kuran kişiler”
olarak suçlandı.
Şimdi ise:
Hz. Musa ve kavmi:
“bozgunculuk çıkaran insanlar”
diye tanımlanıyor.
Bu süreç:
çok dikkat çekicidir.
Çünkü insan:
bazen:
karşısındakinin sözünü:
çürütemediğinde:
onun kimliğini:
yeniden tanımlar.
Önce:
etiketler.
Sonra:
tehlikeli ilan eder.
Ardından:
cezalandırmayı:
meşru göstermeye çalışır.
Ayetin en ağır kısmı ise:
Firavun’un cevabıdır:
“Oğullarını öldürecek, kadınlarını sağ bırakacağız.”
Bu:
artık:
fikrî tartışmanın:
tamamen dışına çıkıldığını
gösterir.
Bir insanın:
fikrine cevap veremediğin için:
ailesini,
çocuklarını,
toplumunu:
hedef almak:
zulmün:
çok ağır bir biçimidir.
Firavun:
bunu:
gücüne güvenerek yapar:
“Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz.”
İşte burada:
çok önemli bir insanlık dersi vardır:
Güç sahibi olabilirsin; ama gücünü nasıl kullandığın, kim olduğunu belirler.
Bir insanın elinde:
çok büyük yetki olabilir.
Ama bu yetki:
onu:
adil yapmaz.
Tam tersine:
yetki büyüdükçe:
ahlaki sorumluluk da:
büyür.
Ayet ayrıca:
“bozgunculuk” kelimesinin:
nasıl tersine çevrilebileceğini
gösterir.
Zulmeden taraf:
kendini:
düzeni koruyan
olarak sunabilir.
Zulme karşı çıkan tarafı ise:
bozguncu
olarak gösterebilir.
Bu yüzden:
bir insana hangi etiketin:
yapıştırıldığına değil,
ne yaptığına:
bakmak gerekir.
Kim öldürüyor?
Kim eziyor?
Kim özgürlüğü:
engelliyor?
Kim delil yerine:
tehdit kullanıyor?
Bunlar:
etiketten daha önemli
sorulardır.
Belki de A‘râf 127’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir düzeni korumak adına ne kadar haksızlık yapılmaya başlanırsa, artık korunmaya çalışılan şey gerçekten düzen midir, yoksa yalnızca güç müdür?
Çünkü adalet olmadan:
düzen olabilir.
Ama:
adil bir düzen olmaz.
Ve güç:
çok büyük olabilir.
Ama:
gücün büyüklüğü:
zulmü:
haklı hâle getiremez.
“Bir düzeni korumak adına masumları ezmeye başladıysan, artık koruduğun şey adalet değil, gücündür. Güç seni üstün gösterebilir; fakat yalnız adalet seni haklı kılar.”
Ersan Karavelioğlu