Abese Suresi 39. Ayette “Gülerler Ve Sevinç İçindedirler” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Kıyamet Günündeki Büyük Korkunun Ardından Bazı İnsanların Böylesine Büyük Bir Sevinç Yaşamasının Sebebi Nedir
“Abese Suresi’nin otuz dokuzuncu ayeti, kıyametin korku dolu sahnesinde beklenmedik bir görüntü gösterir: Bazı yüzler güler ve sevinç içindedir. Az önce insan kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçarken şimdi başka insanların yüzünde güven ve mutluluk belirir. Bu sevinç, dünyanın geçici zevklerinden değil; hesabın ardından gelen kurtuluş ve müjde duygusundan doğar.”
Ersan Karavelioğlu
Abese Suresi 39. Ayet Ne Söyler
Abese Suresi’nin 39. ayetinde:
“Dâhiketun mustebşirah.”
buyrulur.
Bu ifade genel olarak:
“Gülerler ve sevinç içindedirler.”
veya:
“Gülen, müjdelenmiş yüzlerdir.”
şeklinde tercüme edilir.
Bir önceki ayette:
“O gün bazı yüzler aydınlıktır.”
denilmişti.
- ayette bu aydınlığın sebebi daha açık hâle gelir:
sevinç ve müjde.
“Dâhiketun” Ne Anlama Gelir
“Dâhike”:
gülen
anlamına gelir.
Buradaki gülüş sıradan bir eğlence anındaki gülümseme değildir.
Bağlam:
kıyamet ve hesap günüdür.
Dolayısıyla bu gülüş:
korkunun ardından gelen rahatlama,
müjde,
güven
ve kurtuluş sevincini
yansıtır.
Bu insanların yüzleri yalnız aydınlık değildir:
artık gülmektedir.
“Mustebşirah” Kelimesi Ne Anlama Gelir
“Mustebşirah”:
müjdelenmiş, sevinen, güzel haber nedeniyle yüzü açılmış
anlamlarını taşır.
Kelime yalnızca içsel mutluluğu değil:
güzel bir haber karşısında ortaya çıkan sevinci
de düşündürür.
Bu nedenle ayetin tasvir ettiği kişiler:
ne olacağını bilmeden gülen insanlar değildir.
Onların sevinci:
olumlu bir sonuca dair müjdeyle
ilişkilidir.
38 Ve 39. Ayetler Neden Birlikte Okunmalıdır
- ayette:
“O gün bazı yüzler aydınlıktır.”
denilir.
- ayette:
“Gülerler ve sevinç içindedirler.”
buyrulur.
İlk ayet:
görüntüyü
verir.
İkinci ayet ise:
o görüntünün duygusunu
açıklar.
Yüz neden aydınlıktır?
Çünkü:
umut, rahatlama ve sevinç vardır.
Böylece dış görünümle iç hâl birleşir.
Kıyamet Gibi Dehşetli Bir Günde İnsan Nasıl Gülebilir
Bu, ayetin en çarpıcı yönlerinden biridir.
Aynı gün bazı insanlar:
büyük korku
yaşarken bazıları:
büyük sevinç
yaşar.
Bunun nedeni günün kendisinden çok:
insanın o gün karşılaştığı sonuçtur.
Uzun süren bir belirsizlik sonunda olumlu bir haber alan insan nasıl rahatlıyorsa, kıyamet sahnesinde de bazı insanlar:
korkudan güvene
geçer.
Bu Sevinç Dünyadaki Sevinçlerden Nasıl Farklıdır
Dünya sevinçlerinin büyük bölümü:
geçicidir.
Bir insan para kazanır:
sevinir.
Bir sınavı geçer:
sevinir.
Bir ev alır:
sevinir.
Bir çocuk dünyaya gelir:
sevinir.
Fakat dünya hayatındaki her sevinç:
zamanla değişebilir.
Ahiret tasvirindeki sevinç ise:
nihai kurtuluşla
ilişkilidir.
Bu yüzden niteliği çok daha büyüktür.
İnsan Neden En Çok Belirsizlik Sona Erdiğinde Rahatlar
Belirsizlik psikolojik olarak:
kaygının önemli kaynaklarından biridir.
İnsan sonucu bilmediğinde:
“Ne olacak?”
diye düşünür.
Bir sınav sonucunu,
ameliyat sonucunu,
mahkeme kararını
veya önemli bir haberi
beklemek bile yoğun stres oluşturabilir.
Sonuç olumlu olduğunda:
beden ve zihin büyük bir rahatlama yaşayabilir.
Abese 39’daki sevinç de:
en büyük belirsizliğin olumlu biçimde sona ermesi
olarak düşünülebilir.
Bu İnsanlar Neden Kendilerini Güvende Hisseder
Kur’an’ın genel ahiret anlatısı dikkate alındığında bu kişiler:
iyi sonla karşılaşmış insanlar
olarak anlaşılır.
Artık:
ceza korkusunun,
hesap belirsizliğinin
ve kötü son endişesinin
yerini:
müjde
almıştır.
Bu nedenle yüzlerinde:
korku değil sevinç
görülür.
İman Tek Başına Bu Sevinci Garantiler Mi
Bu tür ayetleri:
insanın kendisine otomatik kurtuluş belgesi çıkarması
şeklinde okumak doğru değildir.
Kur’an’ın genelinde:
iman,
salih amel,
adalet,
tövbe,
merhamet
ve sorumluluk
birlikte ele alınır.
Nihai hüküm:
Allah’a aittir.
İnsanın görevi:
kendisini garanti edilmiş görmek değil, sorumluluğunu samimiyetle yerine getirmeye çalışmaktır.
İyi Ameller Bu Sevinçle Nasıl İlişkilidir
İyi amel:
ahlâkın davranışa dönüşmesidir.
Yalnızca iyi düşünmek değil:
iyilik yapmak,
adaletli davranmak,
haksızlıktan kaçınmak,
yardım etmek,
emanete sahip çıkmak,
kul hakkını gözetmek
gibi davranışları kapsar.
İnsan dünyada yaptığı iyiliklerin değerini bazen hemen göremeyebilir.
Ahiret fikri ise:
hiçbir samimi iyiliğin anlamsız olmadığını
hatırlatır.

Küçük İyiliklerin De Bir Değeri Var Mıdır
Evet.
İnsan bazen iyiliği yalnızca:
çok büyük fedakârlıklar
olarak düşünür.
Oysa:
bir insana güzel söz söylemek,
aç birine yemek vermek,
birini affetmek,
emaneti korumak,
bir hayvana merhamet etmek,
zor durumda olan birine yardım etmek
de ahlâkî değere sahiptir.
Bir hayatın karakteri çoğu zaman:
çok büyük birkaç olaydan değil, binlerce küçük seçimden
oluşur.

Tövbe Eden İnsan Da Böyle Bir Sevinci Umabilir Mi
Kur’anî düşüncede tövbe:
dönüş
demektir.
İnsan hata yapabilir.
Fakat hatasını fark edip:
pişman olabilir,
yanlışından vazgeçebilir,
mümkünse verdiği zararı telafi edebilir
ve hayatını değiştirebilir.
Bu nedenle insanın geçmişi:
geleceğinin değişmez kaderi değildir.
Samimi tövbe:
umut kapısının açık olduğunu
gösteren temel kavramlardan biridir.

Din Neden Sadece Korku Üzerine Kurulmamalıdır
Çünkü yalnız korku:
umutsuzluğa
dönüşebilir.
İnsan:
“Ben zaten kurtulamam.”
diye düşünmeye başlarsa ahlâkî çabası da zayıflayabilir.
Abese Suresi’nin kıyamet sahnesi dikkat çekicidir.
Önce büyük korkuyu gösterir.
Sonra:
aydınlık ve gülen yüzleri
gösterir.
Böylece insanın önünde hem:
sorumluluk
hem de:
umut
bulunur.

Bu Ayet Allah’ın Rahmetini De Düşündürür Mü
Evet.
Kurtuluş düşüncesi İslâmî teolojide yalnızca:
insanın kendi başarısına
indirgenmez.
İnsan çaba gösterir.
İyilik yapar.
Tövbe eder.
Fakat nihai kurtuluş:
Allah’ın hükmü ve rahmetiyle
ilişkilidir.
Bu nedenle mümin açısından ahiret umudu:
kendi kusursuzluğuna değil, samimi çabaya ve ilahî rahmete
dayanır.

İnsan Dünyada Neden Kalıcı Mutluluğu Bulmakta Zorlanır
Çünkü dünya şartları:
sürekli değişir.
Bugün sahip olduğumuz şey:
yarın kaybolabilir.
Sağlık değişebilir.
Servet azalabilir.
İlişkiler dönüşebilir.
İnsan yaşlanır.
Bu nedenle dünyadaki mutluluk:
kırılgandır.
Kur’an’ın ahiret tasvirindeki sevinç ise:
kaybedilme korkusunun bulunmadığı bir sonuca
işaret eder.
Bu yüzden çok daha derin bir huzur olarak düşünülür.

Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir
Abese 39 insanın:
korkunun sonsuza kadar sürmediğini
düşünmesine izin verir.
- ayetten itibaren sahne çok ağırdır.
Büyük ses gelir.
İnsan yakınlarından kaçar.
Herkes kendi hesabıyla meşguldür.
Fakat sonra:
bazı yüzler aydınlanır.
Ve:
gülmeye başlar.
Bu geçiş güçlü bir psikolojik mesaj taşır:
En karanlık sahnenin içinde bile iyi sonuç ihtimali vardır.

Ayetin Felsefi Mesajı Nedir
İnsan hayatında sürekli şu soruyla karşılaşır:
Gerçek mutluluk nedir?
Haz mı?
Servet mi?
Başarı mı?
Şöhret mi?
Güven mi?
Abese 39’da mutluluğun en yüksek biçimi:
insanın kendi varoluşunun sonucundan emin olduğu sevinç
olarak tasvir edilir.
Bu mutluluk dışarıdan alınan bir eşyanın değil:
hayatın anlamlı bir sonuca ulaşmasının
mutluluğudur.

33’ten 39. Ayete Kadar Duygusal Yolculuk Nasıl Değişir
- ayet:
büyük sesle
başlar.
34–36. ayetlerde:
aileden kaçış
anlatılır.
- ayette:
herkesin kendi hesabıyla meşgul olduğu
belirtilir.
- ayette:
bazı yüzlerin aydınlandığı
görülür.
- ayette ise:
bu yüzler gülmeye ve sevinmeye başlar.
Böylece pasaj:
dehşet → yalnızlık → hesap → aydınlık → sevinç
şeklinde ilerler.
Ancak hemen sonraki ayetlerde:
başka yüzlerin tamamen farklı durumda olduğu
gösterilecektir.

Sonuç: Kıyamet Günündeki Büyük Korkunun Ardından Bazı İnsanların Böylesine Büyük Bir Sevinç Yaşamasının Sebebi Nedir
Abese Suresi 39. ayette:
“Dâhiketun mustebşirah.”
buyrulur:
“Gülerler ve sevinç içindedirler.”
Bu iki kelime kıyametin bütün korkusunun ortasında:
umut için açılan büyük bir pencere
gibidir.
Az önce insan:
kardeşinden kaçıyordu.
Annesinden kaçıyordu.
Babasından uzaklaşıyordu.
Eşini ve çocuklarını düşünemeyecek kadar:
kendi hesabıyla meşguldü.
Sonra bazı yüzler:
aydınlandı.
Ve şimdi:
gülüyorlar.
Neden?
Çünkü en büyük korkunun ardından:
en büyük güven
gelmiştir.
İnsan dünyada birçok kez güzel haber alabilir.
Bir hastalığın geçtiğini öğrenebilir.
Beklediği sonucu kazanabilir.
Uzun yıllar uğraştığı bir hedefe ulaşabilir.
Fakat bütün bunların üzerinde tek bir soru vardır:
“Hayatımın sonunda ne olacak?”
Abese 39 bu soruya bazı insanlar için:
sevinçle sonuçlanan bir cevap
gösterir.
Belki bu nedenle gerçek başarı yalnızca:
dünyada kazanılan para,
edinilen makam,
toplanan mal,
oluşturulan ün
değildir.
Çünkü bütün bunlar bir gün geride kalabilir.
Asıl büyük başarı:
insanın nihai hesap karşısında yüzünün gülebileceği bir hayat yaşamış olmasıdır.
Bu da insanı bugüne döndürür.
Bugün yaptığım bir iyilik küçük görünebilir.
Bugün vazgeçtiğim bir haksızlığı kimse fark etmeyebilir.
Bugün ettiğim samimi bir özrü yalnız iki kişi bilebilir.
Bugün gizlice yaptığım yardım kimsenin alkışını almayabilir.
Fakat hayatın gerçek değeri:
yalnız insanların gördüklerinden oluşmayabilir.
Ve belki ayetin insana bıraktığı en güzel soru şudur:
Bir gün yüzümün sevinçle aydınlanmasını istiyorsam, bugün nasıl bir insan olmaya çalışmalıyım?
“Kıyametin korkusu içerisinde bazı yüzlerin gülmesi bana şunu düşündürür: Gerçek mutluluk, hiç korkmamış olmak değil; korkunun sonunda güvene ulaşabilmektir. Dünya bize birçok geçici sevinç verebilir, fakat Abese’nin ‘Gülerler ve sevinç içindedirler’ sözü, insanı bütün hayatının sonunda taşıyabileceği en büyük sevince çağırır.”
Ersan Karavelioğlu