Abese Suresi 40. Ayette “O Gün Bazı Yüzlerin Üzerini Toz Kaplamıştır” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Kıyamet Gününde Bazı İnsanların Yüzlerine Çöken Bu Toz Hangi Büyük Pişmanlığı Simgeler
“Abese Suresi’nin kırkıncı ayeti, biraz önce ışıldayan ve gülen yüzlerin karşısına bambaşka bir görüntü çıkarır: ‘O gün bazı yüzlerin üzerinde toz vardır.’ Buradaki yüz artık sevinci değil; korkuyu, aşağılanmayı ve yaklaşan kötü sonun ağırlığını taşır. İnsan dünyada gerçeğini gizleyebilir; fakat kıyamet tasvirinde iç dünyadaki korku yüzün üzerine kadar yükselir.”
Ersan Karavelioğlu
Abese Suresi 40. Ayet Ne Söyler
Abese Suresi’nin 40. ayetinde:
“Ve vucûhun yevmeizin aleyhâ ğaberah.”
buyrulur.
Bu ifade genel olarak:
“O gün bazı yüzlerin üzerinde toz vardır.”
veya:
“O gün birtakım yüzleri toz kaplamıştır.”
şeklinde tercüme edilir.
38 ve 39. ayetlerde:
aydınlık, gülen ve sevinçli yüzler
anlatılmıştı.
- ayette ise sahne tamamen değişir.
Karşımıza:
tozla kaplanmış yüzler
çıkar.
“Vucûhun” Kelimesi Neden Yeniden Kullanılmıştır
“Vucûh”:
yüzler
demektir.
- ayette de aynı kelime kullanılmıştı:
“O gün bazı yüzler aydınlıktır.”
Şimdi yine:
“Bazı yüzler…”
denilir.
Bu tekrar çok güçlü bir karşılaştırma oluşturur.
Bir tarafta:
aydınlık yüzler.
Diğer tarafta:
tozla kaplanmış yüzler.
Aynı kıyamet günü farklı insanların:
çok farklı sonuçlarla karşılaşacağı
gösterilir.
“Ğaberah” Ne Anlama Gelir
“Ğaberah” kelimesi:
toz, tozlanma, yüzü kaplayan toz tabakası
anlamlarıyla açıklanır.
Bu ifade yüzün:
parlaklığını ve canlılığını kaybetmesini
çağrıştırır.
Tozlu yüz:
yorgunluk,
perişanlık,
keder,
aşağılanma
ve sıkıntı
görüntüsü oluşturabilir.
Dolayısıyla kelime yalnız fiziksel bir görüntü değil:
çok güçlü bir psikolojik atmosfer
de meydana getirir.
Yüzlerdeki Toz Gerçek Mi Yoksa Sembolik Mi Anlaşılmalıdır
Ayet bunun fiziksel mekanizmasını açıklamaz.
Klasik yaklaşımda:
gerçek bir kıyamet hâli
olarak anlaşılması mümkündür.
Aynı zamanda toz:
aşağılanma, korku ve kötü sonun görünür hâle gelmesini
ifade eden güçlü bir tasvir olarak da okunabilir.
Burada kesin olan nokta şudur:
Bu yüzler:
huzurun değil, ağır bir sıkıntının
işaretini taşımaktadır.
Toz Neden Böylesine Güçlü Bir Tasvir Oluşturur
Çünkü insan yüzü normalde:
kimliğin ve saygınlığın en görünür bölümüdür.
İnsan yüzünü:
temizler,
korur,
süsler
ve başkalarına gösterir.
Fakat kıyamet sahnesinde yüz:
tozla kaplıdır.
Artık dış görünüşü yönetmenin hiçbir anlamı kalmamıştır.
Bu görüntü:
insanın bütün dünyevî ihtişamının çöktüğünü
düşündürür.
Tozlu Yüz İle Aydınlık Yüz Arasındaki Fark Nedir
- ayette:
“Bazı yüzler aydınlıktır.”
denilmişti.
- ayette:
“Bazı yüzlerin üzerinde toz vardır.”
buyrulur.
Aydınlık:
umut,
rahatlama,
müjde
ve sevinci
çağrıştırır.
Toz ise:
korku,
keder,
aşağılanma
ve kötü sonuç beklentisini
yansıtır.
Kur’an böylece uzun bir açıklama yerine:
iki yüz görüntüsüyle iki farklı akıbeti
anlatır.
Bu İnsanlar Neden Böyle Bir Durumla Karşılaşacaktır
- ayet tek başına sebebi ayrıntılı açıklamaz.
Fakat hemen sonraki ayet:
bu yüzleri karanlığın da kapladığını
anlatacak ve pasajın sonunda bunların kimler olduğu belirtilecektir.
Kur’an’ın genel ahiret öğretisinde insanın sonucu:
imanı,
inkârı,
ahlâkî tercihleri,
adaleti,
zulmü
ve sorumluluklarıyla
ilişkilendirilir.
Buradaki yüz görüntüsü:
sonucun dışarıya yansımasıdır.
Pişmanlık İnsanın Yüzüne Gerçekten Yansır Mı
Dünya hayatında bile:
yoğun pişmanlık ve korku yüz ifadesini değiştirebilir.
İnsan kötü bir haber aldığında:
rengi değişebilir,
bakışları donabilir,
yüzündeki canlılık azalabilir.
Kıyamet tasvirinde bu durum:
çok daha büyük ve nihai bir ölçekte
anlatılır.
İnsanın içindeki korku artık:
saklanamayacak kadar büyüktür.
Kıyametteki Pişmanlık Neden Dünyadaki Pişmanlıktan Farklıdır
Dünyadaki pişmanlığın en önemli özelliği:
çoğu zaman değişim ihtimalinin bulunmasıdır.
İnsan yanlış yaptıysa:
özür dileyebilir.
Borçluysa:
ödeyebilir.
Haksızlık yaptıysa:
telafi etmeye çalışabilir.
Günah işlediyse:
tövbe edebilir.
Fakat nihai hesap geldikten sonra:
imtihan alanı kapanmıştır.
Bu nedenle oradaki pişmanlık:
geri dönüş fırsatının bulunmaması bakımından
çok daha ağırdır.
İnsan Neden Yanlışlarını Zamanında Görmekte Zorlanır
Çünkü insan:
kendi davranışını haklı çıkarma konusunda oldukça becerikli olabilir.
“Başka çarem yoktu.”
“Herkes böyle yapıyor.”
“Ben kötü niyetli değildim.”
“O da bunu hak etmişti.”
gibi gerekçelerle kişi:
kendi vicdanındaki rahatsızlığı bastırabilir.
Fakat hesap fikri insanı:
mazeretlerin arkasındaki gerçek niyet ve davranışla
yüzleşmeye çağırır.

İnsan Dünyada Yüzünü Korurken Gerçeğini Gizleyebilir Mi
Evet.
Bir kişi toplum karşısında:
saygın,
başarılı,
cömert
ve iyi
görünebilir.
Fakat özel hayatında:
haksız,
acımasız,
yalancı
veya zalim
olabilir.
Dünya hayatında:
imaj ile karakter arasında fark
bulunabilir.
Ahiret tasvirinde ise bu fark ortadan kalkar.
Gerçek:
yüzde görünür hâle gelir.

Şöhret Ve Makam O Gün Yüzdeki Tozu Silebilir Mi
Hayır.
Dünya hayatında insan:
ünvanıyla,
servetiyle,
şöhretiyle,
sosyal çevresiyle
kendisine güçlü bir kimlik oluşturabilir.
Ama hesap gününde bunların hiçbiri:
ahlâkî gerçeğin yerine geçmez.
İnsanın kaç kişi tarafından tanındığı değil:
nasıl bir hayat yaşadığı
önemlidir.
Bir insan dünyada binlerce kişiye kendisini gösterebilir.
Fakat kendi vicdanından:
sonsuzca saklanamaz.

Ayet İnsanı Umutsuzluğa Mı Sürüklüyor
Hayır.
Bu ayeti önceki iki ayetten koparmamak gerekir.
38 ve 39. ayetlerde:
aydınlık, gülen ve müjdelenmiş yüzler
vardı.
- ayette ise:
tozlu yüzler
anlatılır.
Yani Kur’an yalnızca kötü sonu değil:
iki farklı ihtimali
birlikte gösterir.
Bu nedenle ayet korku üretmek kadar:
insanı seçimlerinin sonuçlarını düşünmeye
çağırır.

Tövbe Bu Pişmanlığın Önüne Geçebilir Mi
Kur’anî düşüncede dünya hayatı sürdüğü müddetçe:
samimi tövbe ve dönüş imkânı
çok önemli bir umut kapısıdır.
İnsan geçmişini değiştiremez.
Ama:
bugünden sonra nasıl yaşayacağını değiştirebilir.
Gerçek tövbe yalnızca:
“Pişmanım.”
demek değildir.
Yanlıştan vazgeçmek,
zararı mümkün olduğunca telafi etmek
ve aynı hataya dönmemeye çalışmak
da bunun parçalarıdır.
Bu yüzden kıyametteki pişmanlığın hatırlatılması:
bugünkü değişim imkânını değerli kılar.

İnsan İçin En Tehlikeli Pişmanlık Hangisidir
Belki de:
artık hiçbir şey yapılamadığı anda gelen pişmanlık.
Dünyada insan:
“Keşke.”
dediğinde hâlâ fırsatı olabilir.
Ama nihai sonuç ortaya çıktıktan sonra:
“Keşke geri dönebilseydim.”
düşüncesi bir değişim fırsatına dönüşmeyebilir.
Bu nedenle hikmet:
pişmanlığı geleceğe bırakmak yerine bugünkü farkındalığa dönüştürmektir.

Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir
İnsan gelecekteki sonuçları:
uzak gördüğünde küçümseyebilir.
Bugünkü kazanç:
hemen görünür.
Ahlâkî sonucun bedeli:
ileride olabilir.
Bu nedenle kişi kısa vadeli çıkar için:
uzun vadeli zarar
seçebilir.
Abese 40 geleceğin sonucunu:
şimdiden yüzün üzerine taşır.
Sanki insana:
“Bugünkü tercihlerinin bir gün nasıl görüneceğini düşün.”
denir.
Bu güçlü bir ahlâkî perspektiftir.

Ayetin Felsefi Mesajı Nedir
İnsan çok büyük bir soru ile karşı karşıyadır:
Bir hayatın gerçek değeri ne zaman anlaşılır?
Yaşanırken mi?
Başkaları alkışlarken mi?
Servet birikirken mi?
Yoksa bütün sonuçları ortaya çıktığında mı?
Abese 40:
sonucun gerçeği ortaya çıkaracağını
düşündürür.
İnsan kısa vadede kazanan görünebilir ama uzun vadede kaybedebilir.
Başka biri dünyada çok şey kaybetmiş görünebilir fakat:
ahlâkını korumuş olabilir.
Bu nedenle başarıyı yalnız:
bugünkü görüntüyle ölçmek
yanıltıcı olabilir.

38, 39 Ve 40. Ayetler Birlikte Nasıl Bir Karşıtlık Kurar
- ayette:
aydınlık yüzler
vardır.
- ayette bu yüzler:
güler ve müjdelenir.
- ayette ise:
başka yüzleri toz kaplar.
Bu karşıtlık son derece güçlüdür:
Aydınlık ↔ Toz
Sevinç ↔ Keder
Müjde ↔ Pişmanlık
Güven ↔ Korku
Bir sonraki ayet bu ikinci grubun hâlini daha da ağırlaştıracaktır:
Yüzlerini karanlık kaplayacaktır.

Sonuç: Kıyamet Gününde Bazı İnsanların Yüzlerine Çöken Bu Toz Hangi Büyük Pişmanlığı Simgeler
Abese Suresi 40. ayette:
“Ve vucûhun yevmeizin aleyhâ ğaberah.”
buyrulur:
“O gün bazı yüzlerin üzerinde toz vardır.”
Bu ayet yalnız bir yüz görüntüsünü anlatmaz.
Bir hayatın sonunda ortaya çıkan:
ağır bir gerçeği
tasvir eder.
Dünyada insan yüzünü yıkayabilir.
Süsleyebilir.
Fotoğrafını düzenleyebilir.
Kendisine güçlü bir imaj oluşturabilir.
Başkalarının önünde:
başarılı ve kusursuz görünmeye
çalışabilir.
Fakat insanın hayatındaki yanlışlar:
yalnız görüntüyü değiştirerek yok olmaz.
Bir haksızlık yapılmışsa:
gerçektir.
Bir kalp bilinçli biçimde kırılmışsa:
gerçektir.
Bir hak yenmişse:
gerçektir.
Bir imkân kötülük için kullanılmışsa:
gerçektir.
Kıyamet tasvirinde bütün bu dış perdeler kalkar ve insanın sonucu:
kendi yüzünde görünür hâle gelir.
Fakat bu ayetin bugün yaşayan insan açısından en önemli tarafı:
henüz o günün gelmemiş olmasıdır.
Bugün yüzümüzde kıyametin tozu yoktur.
Bugün hâlâ:
özür dilemek,
tövbe etmek,
haksızlığı düzeltmek,
iyilik yapmak,
borcu ödemek,
affetmek,
değişmek
ve yeni bir başlangıç yapmak
mümkündür.
Belki de kıyametteki pişmanlık tasvirlerinin amacı insanı yalnız korkutmak değil:
geri dönüş mümkünken uyandırmaktır.
Çünkü en büyük pişmanlık:
yanlış yapmış olmak kadar, düzeltme fırsatı varken hiçbir şey yapmamış olmak
olabilir.
Ve ayetin insana bıraktığı soru şudur:
Bir gün yüzüme pişmanlığın izi yerleşmeden önce, bugün değiştirebileceğim neyi hâlâ erteliyorum?
“Kıyamet günü bazı yüzleri kaplayan toz bana yalnız korkuyu değil, geç kalmışlığı düşündürür. Çünkü dünyada insanın önünde hâlâ özür, tövbe, telafi ve değişim vardır; fakat bir gün yalnız sonuç kalacaktır. Abese’nin bu ayeti bana şu soruyu bırakır: Bir gün ‘Keşke’ dememek için bugün hangi gerçeğimle yüzleşmem gerekiyor?”
Ersan Karavelioğlu