📖 Abese Suresi 42. Ayette “İşte Onlar Kâfirler Ve Günaha Dalanlardır” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Surenin Son Ayeti Aydınlık Yüzlerle Karanlık

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,206
2,724,948
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Abese Suresi 42. Ayette “İşte Onlar Kâfirler Ve Günaha Dalanlardır” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Surenin Son Ayeti Aydınlık Yüzlerle Karanlık Yüzler Arasındaki Ayrımı Nasıl Tamamlar ❓


“Abese Suresi’nin son ayeti, kıyamet gününde yüzlerini toz ve karanlığın kapladığı insanların durumunu açıklayarak bütün sureyi tamamlar: ‘İşte onlar kâfirler ve günaha dalanlardır.’ Böylece mesele yalnızca bir yüz ifadesi değil, insanın hayat boyunca hakikat karşısında aldığı tavır ve bu tavrın davranışlarına nasıl yansıdığı hâline gelir. Surenin başlangıcında görmezden gelinen bir insan vardı; sonunda ise hiçbir insanın kendi gerçeğini gizleyemeyeceği gün vardır.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Abese Suresi 42. Ayet Ne Söyler ❓


Abese Suresi’nin 42. ve son ayetinde:


“Ulâike humu’l-keferetü’l-fecerah.”


buyrulur.


Bu ifade genel olarak:


“İşte onlar kâfirler ve günaha dalanlardır.”


veya:


“İşte onlar inkârcı ve günahkâr kimselerdir.”


şeklinde tercüme edilir.


40 ve 41. ayetlerde:


yüzlerini toz ve karanlığın kapladığı insanlar


anlatılmıştı.


  1. ayet artık:

bu insanların kimler olduğunu


açıklar.


2️⃣ “Ulâike” Kelimesi Ne Anlama Gelir ❓


“Ulâike”:


“işte onlar”


anlamına gelir.


Bu ifade önceki ayetlerde tasvir edilen:


tozlu ve karanlık yüzlerin sahiplerine


işaret eder.


Dolayısıyla 42. ayet bağımsız bir suçlama cümlesi değildir.


Önceki sahnenin:


sonuç cümlesidir.


Kur’an önce görüntüyü gösterir.


Sonra:


bu görüntünün arkasındaki ahlâkî ve inançsal durumu


açıklar.


3️⃣ “El-Keferah” Ne Anlama Gelir ❓


“El-keferah”:


inkâr edenler


anlamındadır.


Kelime küfr kökünden gelir.


Kur’an bağlamında küfür:


yalnızca bir şeyi bilmemek değil,


ilahî hakikati reddetmek, üzerini örtmek veya ona karşı inkârcı bir tavır almak


anlam alanına sahip olabilir.


Bu nedenle ayette söz konusu olan:


basit bilgi eksikliğinden daha derin bir tutumdur.


4️⃣ “El-Fecerah” Ne Anlama Gelir ❓


“El-fecerah”:


günaha dalanlar, sınırları aşanlar, kötülükte ileri gidenler


şeklinde açıklanabilir.


Kelime:


fücûr


köküyle bağlantılıdır.


Fücûr yalnızca tek bir hata yapmak değil:


ahlâkî sınırları çiğneyen bir yönelim


anlamı taşıyabilir.


Dolayısıyla ayet:


inkâr ile ahlâkî taşkınlığı


yan yana getirir.


5️⃣ Ayet Neden Hem İnkârdan Hem Günaha Dalmaktan Söz Eder ❓


Çünkü Kur’an’ın ahlâk anlayışında:


inanç ile davranış birbirinden tamamen kopuk değildir.


İnsan bir hakikati reddettiğinde bunun:


hayata,


ahlâka,


sorumluluk anlayışına


yansımaları olabilir.


Aynı şekilde davranışlarını sürekli yanlış yönde sürdürmek de:


insanın hakikat karşısındaki duyarlılığını azaltabilir.


  1. ayet bu iki alanı:

“küfür” ve “fücûr”


kelimeleriyle bir araya getirir.


6️⃣ Her Günah İşleyen İnsan Bu Ayetin Tarifine Girer Mi ❓


Böyle bir genelleme doğru olmaz.


İnsan:


hata yapabilen bir varlıktır.


Bir insan günah işleyebilir,


pişman olabilir,


tövbe edebilir


ve hayatının yönünü değiştirebilir.


“Fecerah” ifadesi bağlamda:


günahı ve sınır tanımazlığı karakter hâline getiren daha ağır bir yönelimi


ifade eder.


Bu nedenle tek bir hatayla:


insanın bütün kimliğini tanımlamak


doğru değildir.


7️⃣ Küfür Kelimesi Her Farklı Düşünceye Sahip İnsan İçin Kolayca Kullanılabilir Mi ❓


Kur’an’daki kavramları günlük hayatta insanları kolayca damgalamak için kullanmak:


son derece dikkat gerektirir.


Bir kişinin:


bilgisi,


niyeti,


hakikatle nasıl karşılaştığı


ve iç dünyası


başkaları tarafından bütünüyle bilinemez.


Nihai hüküm:


Allah’a aittir.


Bu nedenle ayetin amacı kişinin çevresindeki insanlara:


“Sen kâfirsin, sen şöylesin.”


diye hüküm dağıtması değil,


öncelikle:


kendi hakikat ilişkisini sorgulamasıdır.


8️⃣ 40, 41 Ve 42. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓


  1. ayette:

“Bazı yüzlerin üzerinde toz vardır.”


denilir.


  1. ayette:

“Onları bir karanlık kaplar.”


buyrulur.


  1. ayet ise:

“İşte onlar kâfirler ve günaha dalanlardır.”


der.


Böylece üç aşamalı bir anlatım vardır:


Görüntü → Karanlık → Kimlik ve sebep.


Önce sonuç görülür.


Sonra sonuç ağırlaştırılır.


En sonunda:


bu sonuca götüren yaşam yönelimi


açıklanır.


9️⃣ 38 Ve 39. Ayetlerdeki İnsanlarla Nasıl Bir Karşıtlık Kurulur ❓


  1. ayette:

aydınlık yüzler


vardı.


  1. ayette:

gülen ve müjdelenen yüzler


anlatılıyordu.


40–42. ayetlerde ise:


toz,


karanlık,


inkâr


ve günaha dalma


vardır.


Böylece surenin sonunda iki büyük tablo oluşur:


Aydınlık ve sevinç.


Karşısında:


karanlık ve keder.


Bu karşıtlık insanın hayatındaki tercihlerin:


aynı sonucu doğurmadığını


anlatır.


🔟 Kur’an Neden Sonucu Yüzler Üzerinden Anlatır ❓


Çünkü yüz:


insanın kimliğinin ve duygularının en görünür alanıdır.


İnsan mutlu olduğunda:


yüzü değişir.


Korktuğunda:


bakışları değişir.


Utandığında veya pişman olduğunda:


ifadesi değişebilir.


Kur’an kıyametin soyut hesabını:


gözle görülebilir bir insan sahnesine


dönüştürür.


Bir tarafta:


gülen yüzler.


Diğer tarafta:


karanlık yüzler.


1️⃣1️⃣ Abese Suresinin Başlangıcı İle Sonu Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓


Sure şöyle başlamıştı:


“Yüzünü ekşitti ve döndü.”


Başlangıçta:


bir yüz ifadesi


vardı.


Surenin sonunda yine:


yüzler


vardır.


Fakat bu kez kıyamet gününün yüzleri anlatılır.


Başta bir insanın başka bir insana karşı yüzünü çevirmesi sorgulanırken:


sonda insanların:


kendi hayatlarının sonucunu yüzlerinde taşıdığı


bir sahne vardır.


Bu edebî çerçeve oldukça dikkat çekicidir.


1️⃣2️⃣ Surenin Başındaki Görme Engelli İnsan İle Son Ayet Arasında Nasıl Bir Mesaj Kurulabilir ❓


Surenin başında görme engelli fakat:


öğüt almak isteyen samimi bir insan


vardı.


Karşısında ise toplumda daha güçlü görünen kişilere ilgi gösteriliyordu.


Sure bu değer ölçüsünü düzeltmişti.


Sonunda ise bütün toplumsal statüler ortadan kalkar.


Artık:


zengin,


fakir,


güçlü,


zayıf,


ünlü


veya sıradan


olmanın kendiliğinden ayrıcalığı yoktur.


Belirleyici olan:


insanın hakikat karşısındaki tavrıdır.


1️⃣3️⃣ Sure İnsan Değerini Hangi Ölçüyle Yeniden Tanımlar ❓


Abese Suresi’nin başında çok güçlü bir mesaj vardır:


Toplumun önemli gördüğü kişi:


Allah katında mutlaka daha değerli değildir.


Toplumun önemsiz gördüğü kişi de:


hakikate en açık insanlardan biri olabilir.


Bu nedenle insanın değeri:


servetle,


makamla,


fiziksel özelliklerle,


sosyal konumla


ölçülemez.


Sure boyunca giderek ortaya çıkan ölçü:


hakikate açıklık, sorumluluk ve ahlâkî yönelimdir.


1️⃣4️⃣ İnsan Neden Hakikati Bildiği Hâlde Reddedebilir ❓


İnsan yalnızca bilgiyle hareket etmez.


Çıkarları,


kibri,


alışkanlıkları,


toplumsal baskılar


ve arzuları


kararlarını etkileyebilir.


Bir gerçeği kabul etmek bazen:


hayatını değiştirmeyi


gerektirir.


Bu yüzden insan gerçeği yalnızca:


kanıt yetersizliğinden


değil,


bazen:


onu kabul etmenin bedelinden kaçtığı için


de reddedebilir.


Kur’an’ın küfür eleştirisinin ahlâkî boyutlarından biri burada düşünülebilir.


1️⃣5️⃣ Günah Nasıl İnsanın Karakterine Dönüşebilir ❓


Bir hata ilk kez yapıldığında insan:


rahatsızlık


duyabilir.


Aynı davranış tekrarlandığında:


alışkanlık oluşabilir.


Zamanla kişi:


yanlışını normalleştirebilir.


Sonra:


onu savunmaya


başlayabilir.


Böylece tek bir davranış:


karakter yönelimine


dönüşebilir.


Bu nedenle ahlâk açısından yalnız:


“Ne yaptım?”


değil,


“Tekrarladığım şey beni nasıl bir insana dönüştürüyor?”


sorusu da önemlidir.


1️⃣6️⃣ Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir ❓


İnsan kendisi hakkında olumlu bir hikâye kurmaya eğilimlidir.


Kendisini:


haklı,


iyi,


adil


ve makul


görmek ister.


Bu yüzden kendi yanlışlarını:


başkalarının yanlışlarından daha kolay mazur görebilir.


Abese’nin son ayeti insanın dikkatini başkalarını sınıflandırmaya değil:


kendi yönelimine


çevirmelidir.


Çünkü asıl soru:


“Başkalarının etiketi nedir?”


değil,


“Ben hakikat karşısında nasıl davranıyorum?”


olmalıdır.


1️⃣7️⃣ Ayetin Felsefi Mesajı Nedir ❓


Abese 42 insanı büyük bir soruyla karşılaştırır:


İnsan hayatının sonunda neye dönüşür?


Hayat sadece:


birbiri ardına geçen günlerin toplamı


değildir.


Her tercih:


kişiliğin oluşumuna katkıda bulunabilir.


Doğruyu seçmek:


insanı belli bir yöne götürür.


Sürekli haksızlığı seçmek:


başka bir yöne.


Bu açıdan insanın kaderi yalnız:


başına gelenlerden


değil,


karşısına çıkan gerçeklere nasıl cevap verdiğinden


de oluşur.


1️⃣8️⃣ Abese Suresinin 42 Ayetlik Büyük Anlatısı Nasıl Özetlenebilir ❓


Sure:


görme engelli bir insanın gelişiyle


başlar.


Sonra:


öğüdün değeri,


Kur’an’ın hatırlatıcı niteliği,


insanın yaratılışı,


ölümü,


yeniden dirilişi,


nankörlüğü,


yediği besin,


yağmur,


toprak,


tahıllar,


meyveler,


bahçeler,


hayvanların rızkı


ve sonunda:


kıyamet


anlatılır.


Ardından insan:


kardeşinden,


annesinden,


babasından,


eşinden


ve çocuklarından


kaçar.


Ve finalde iki grup kalır:


aydınlık yüzler


ile:


karanlık yüzler.


Böylece sure küçük bir toplumsal olaydan başlayarak:


insanın bütün varoluşuna


ulaşır.


1️⃣9️⃣ Sonuç: Abese Suresinin Son Ayeti Aydınlık Yüzlerle Karanlık Yüzler Arasındaki Ayrımı Nasıl Tamamlar ❓


Abese Suresi:


“Yüzünü ekşitti ve döndü.”


ifadesiyle başlamıştı.


Ve surenin sonlarına geldiğimizde yine:


yüzlerden


söz edilir.


Bazı yüzler:


aydınlıktır.


Güler.


Müjdelenir.


Başka yüzleri ise:


toz


ve karanlık


kaplar.


Son ayet:


“Ulâike humu’l-keferetü’l-fecerah.”


der:


“İşte onlar kâfirler ve günaha dalanlardır.”


Böylece surede çok güçlü bir daire kapanır.


Başlangıçta önemli görülen insanlarla:


samimi biçimde hakikati arayan insan


arasındaki değer ölçüsü sorgulanmıştı.


Surenin sonunda artık:


makam yoktur.


Servet yoktur.


Sosyal statü yoktur.


İnsanların birbirlerine taktığı unvanlar yoktur.


Geriye:


insanın gerçekte ne olduğu


kalır.


Abese böylece insanın yüzünü:


dünyadaki toplumsal görüntüden alıp:


ahiretteki hakikat aynasına


yerleştirir.


Belki de surenin başından sonuna kadar en büyük soru şudur:


İnsan kimin karşısında nasıl göründüğüne mi, yoksa gerçekten nasıl bir insan olduğuna mı daha çok önem veriyor?


Çünkü dünyanın insanı alkışlaması:


nihai ölçü değildir.


Dünyanın insanı görmezden gelmesi de:


onun değersiz olduğunu göstermez.


Surenin başındaki görme engelli insan toplumun gözünde ikinci planda olabilir.


Ama hakikati arayan odur.


Surenin sonunda ise artık kimse:


başkasının bakışıyla değer kazanamaz.


Her insan kendi gerçeğiyle karşı karşıyadır.


Bu nedenle Abese Suresi yalnız:


kıyameti anlatan bir sure


değildir.


Aynı zamanda insana:


Kime değer veriyorsun?


Neyi önemseyip neyi görmezden geliyorsun?


Sana verilen hayatı nasıl kullanıyorsun?


Nimetlerin farkında mısın?


Hakikat karşısında hangi tarafta duruyorsun?



sorularını soran büyük bir vicdan muhasebesidir.


Ve surenin sonundan geriye baktığımızda ilk ayetin anlamı daha da derinleşir:


Belki insanın en büyük yanılgılarından biri, dışarıdan gördüğü yüze bakıp içerideki insanın değerini yanlış ölçmesidir.


“Abese Suresi bir yüzün çevrilmesiyle başladı, kıyamet günündeki yüzlerle sona erdi. Başlangıçta insanın başkasına nasıl baktığı sorgulandı; sonunda ise insanın kendi gerçeğinin yüzüne nasıl yansıyacağı gösterildi. Bu sure bana şunu düşündürür: Dünyada başkalarının gözünde nasıl göründüğümüzü değiştirebiliriz; fakat asıl mesele, bütün görüntüler ortadan kalktığında geriye nasıl bir insan bırakacağımızdır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt