Abese Suresi 34. Ayette “O Gün Kişi Kardeşinden Kaçar” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Kıyamet Gününde İnsan Neden En Yakın Kardeşinden Bile Uzaklaşacaktır
“Abese Suresi’nin otuz dördüncü ayeti, kıyamet sahnesinin en sarsıcı yönlerinden birini gösterir: ‘O gün kişi kardeşinden kaçar.’ Dünyada insanın en güçlü dayanaklarından biri ailesidir; fakat hesap gününde herkes kendi sorumluluğuyla yüzleşir. Ayet, sevginin değersizliğini değil, hiçbir yakınlığın bireysel hesabı ortadan kaldıramayacağını anlatır.”
Ersan Karavelioğlu
Abese Suresi 34. Ayet Ne Söyler
Abese Suresi’nin 34. ayetinde:
“Yevme yefirru’l-mer’u min ehîh.”
buyrulur.
Bu ifade genel olarak:
“O gün kişi kardeşinden kaçar.”
şeklinde tercüme edilir.
Bir önceki ayette:
kulakları sağır eden büyük kıyamet sesinden
söz edilmişti.
Şimdi ise o büyük olayın insan ilişkilerini nasıl etkilediği anlatılır.
İlk örnek:
kardeştir.
“Yefirru” Kelimesi Ne Anlama Gelir
“Yefirru”:
kaçar, uzaklaşır, kendisini kurtarmaya çalışır
anlamlarını taşır.
Bu sıradan bir mesafe koyma değildir.
Kelime:
bir tehlikeden kaçışı
çağrıştırır.
Yani kıyamet günündeki insan, dünyanın en yakın kişilerinden biri olan kardeşine bile yönelmek yerine:
ondan uzaklaşacaktır.
İnsan Neden Kardeşinden Kaçar
Ayet bunun ayrıntılı sebebini bu cümlede açıklamaz.
Fakat devamındaki ayetler:
herkesin kendi derdiyle yeterince meşgul olacağını
bildirir.
Klasik yorumlarda kişinin:
hesabından korkması,
başkasının kendisinden hak istemesinden çekinmesi,
yaşadığı dehşet nedeniyle yalnız kendi kurtuluşunu düşünmesi
gibi açıklamalar yapılmıştır.
Ana fikir açıktır:
O gün insanın kendi hesabı her şeyin önüne geçecektir.
Neden İlk Olarak “Kardeş” Anılmıştır
Kardeşlik insanın:
çocukluk, aile ve ortak geçmiş
bağlarından biridir.
Kardeşler çoğu zaman:
aynı evde büyür,
aynı anne babayı paylaşır,
birbirlerinin hayatlarının büyük bölümüne tanıklık eder.
Böylesine yakın bir kişinin bile kıyamet günü geride bırakılması:
sahnenin şiddetini
gösterir.
Bu Ayet Kardeşlik Bağının Değersiz Olduğunu Mu Söyler
Hayır.
Kur’an akrabalık ilişkilerini küçümsemez.
Aksine:
akrabalık,
anne baba hakkı,
yardımlaşma
ve aile sorumluluğu
önemlidir.
Buradaki mesaj:
dünyadaki değerli ilişkilerin ahirette kişisel sorumluluğu ortadan kaldırmayacağıdır.
Kardeşini sevmek değerlidir.
Ama kardeşinin iyiliği:
senin hesabının yerine geçmez.
Kıyamet Gününde İnsan Neden Yalnızlaşır
Çünkü hesap:
kişiseldir.
İnsan dünyada kendisini:
ailesinin,
toplumunun,
arkadaşlarının
veya mensup olduğu grubun
arkasında saklayabilir.
Fakat ahiret anlayışında:
her insan kendi iradesi ve yaptıklarıyla yüzleşir.
Bu nedenle kıyamet sahnesi insanı:
varoluşsal yalnızlığıyla
karşı karşıya bırakır.
İnsan Dünyada Neden Başkalarına Bu Kadar Güvenir
Çünkü insan sosyal bir varlıktır.
Zor zamanlarda:
ailesine,
kardeşlerine,
arkadaşlarına
ve topluma
dayanır.
Bu son derece doğal ve değerlidir.
Fakat bu güven bazen:
ahlâkî sorumluluğu başkasına bırakma
yanılgısına dönüşebilir.
“Benim ailem iyidir.”
“Bizim çevremiz böyledir.”
“Bunu herkes yapıyor.”
gibi ifadeler kişinin kendi sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Kardeş Kardeşin Günahını Taşır Mı
Kur’an’ın genel sorumluluk anlayışında:
hiç kimse başkasının günah yükünü otomatik olarak taşımaz.
Her insan:
kendi yaptıklarından sorumludur.
Elbette bir kişi başkasını kötülüğe teşvik etmişse:
kendi etkisinin sorumluluğunu da taşıyabilir.
Ama insan:
“Kardeşim yaptı, ben de yaptım.”
diyerek kişisel iradesini yok sayamaz.
İnsan Kıyamette Yakınlarından Hak Talebiyle Karşılaşabilir Mi
İslâmî ahiret anlayışında:
kul hakları
ciddi bir sorumluluk alanıdır.
Bu nedenle klasik yorumlarda kişinin yakınlarından kaçması bazen:
onların kendisinden hak istemesi korkusuyla
da açıklanmıştır.
Dünyada çözümlenmemiş:
haksızlıklar,
borçlar,
iftiralar,
zulümler
ve kırgınlıklar
ahiret düşüncesinde önem kazanır.
Bu, insanı dünyadayken:
hesapları temizlemeye
çağıran güçlü bir ahlâkî uyarıdır.
Kardeşler Arasındaki Haksızlıklar Neden Bu Kadar Derin Olabilir
Çünkü yakınlık beklentiyi artırır.
Yabancı birinin yaptığı davranış unutulabilir.
Ama kardeşten gelen:
ihanet,
haksızlık,
miras kavgası,
aşağılama
veya terk edilme
çok daha derin yaralar bırakabilir.
Yakınlık:
sevginin gücünü artırdığı gibi kırılmanın derinliğini de
artırabilir.
Bu nedenle aile içindeki adalet özellikle önemlidir.

Miras Kavgaları Bu Ayet Açısından Nasıl Düşünülebilir
Ayet doğrudan miras tartışmalarından söz etmez.
Fakat ahlâkî açıdan düşündüğümüzde:
kardeşlerin birkaç parça mal yüzünden birbirine düşman olması
çarpıcı bir çelişki ortaya çıkarır.
İnsanlar dünyada:
kalıcı olmayacak mallar için
kardeşliğini yok edebilir.
Fakat kıyamet günü o mallar:
hiçbirinin kurtuluşunu satın alamaz.
Bu nedenle ayet:
geçici çıkarlarla kalıcı ilişkileri ölçmeyi
düşündürür.

Kıyamet Gününde Aile İnsanı Kurtaramıyorsa Ailenin Önemi Nedir
Ailenin önemi tam da dünyadaki sorumluluk alanında ortaya çıkar.
İnsan:
kardeşine destek olabilir,
anne babasına iyilik edebilir,
çocuklarını koruyabilir,
eşine adaletli davranabilir.
Yani aile:
hesaptan kaçış yolu değil, hesabın konularından biridir.
Yakınlık ayrıcalık değil:
sorumluluk
doğurur.

İnsan Yakınlarına Yaptığı İyiliklerden Sorumlu Mudur
Evet.
Ahlâk yalnız yabancılara karşı davranıştan oluşmaz.
Bazen insan dışarıda son derece nazik olup:
evinde kırıcı
olabilir.
Toplumda yardımsever görünürken:
kardeşine adaletsiz
davranabilir.
Kur’an’ın hesap fikri insanın:
gizli ve özel ilişkilerindeki ahlâkını da
önemli hâle getirir.

Bu Ayet İnsan İlişkilerinde Neyi Değiştirmelidir
İnsan şunu fark edebilir:
Bugün çözebileceğim bir haksızlığı neden yarına bırakayım?
Bir kardeşlik:
gurur nedeniyle kopmuşsa,
bir hak yenmişse,
bir özür geciktirilmişse,
bir borç ödenmemişse,
insan bunu:
hayattayken düzeltmeye
çalışabilir.
Çünkü ölümden sonra geri dönüp:
“Keşke konuşsaydım.”
deme imkânı yoktur.

Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir
İnsan çoğu zaman:
başkalarının kendisini kurtaracağını
düşünmek ister.
Bu düşünce güven verir.
Ama aynı zamanda:
kişisel sorumluluktan kaçış
oluşturabilir.
Abese 34 bu güvenli alanı sarsar.
Kardeş bile uzaklaşıyorsa insan:
kendi hayatıyla yüzleşmek zorundadır.
Bu yüzleşme korkutucu olabilir.
Ama aynı zamanda:
ahlâkî olgunlaşmanın başlangıcıdır.

Ayetin Felsefi Mesajı Nedir
İnsan hayatı boyunca kimliğini:
ailesi,
soyadı,
mesleği,
milleti,
çevresi
ve sosyal grupları
üzerinden kurabilir.
Fakat bütün bunların altında:
tekil bir insan
vardır.
Kıyamet sahnesi bütün toplumsal katmanları kaldırarak şu soruyu bırakır:
Sen kimsin ve kendi iradenle ne yaptın?
Bu, insanın başkasının kimliğine sığınamayacağı en nihai bireysel hesap fikridir.

Kardeşten Kaçmak Sevginin Sonu Mu Demektir
Bunu sevginin tamamen yok olması şeklinde anlamak zorunlu değildir.
Daha çok:
dehşetin her ilişkiyi ikinci plana itmesi
anlatılır.
Bir insan çok sevdiği kardeşini bile o anda düşünemeyecek kadar:
kendi durumuyla meşgul
olabilir.
Bu da kıyametin şiddetini göstermek için kullanılan son derece güçlü bir sahnedir.

33. Ve 34. Ayetler Birlikte Ne Anlatıyor
- ayette:
“O kulakları sağır eden büyük ses geldiğinde…”
denilmişti.
- ayette:
“O gün kişi kardeşinden kaçar.”
buyrulur.
Yani önce:
evrensel kıyamet olayı
anlatılır.
Sonra kamera adeta:
tek bir insana
yaklaşır.
Büyük kozmik olayın insan üzerindeki sonucu gösterilir:
En yakın bağlardan biri bile o anda insanı meşgul edemez.
Bir sonraki ayette bu liste:
anne ve babayla
devam edecektir.

Sonuç: Kıyamet Gününde İnsan Neden En Yakın Kardeşinden Bile Uzaklaşacaktır
Abese Suresi 34. ayette:
“Yevme yefirru’l-mer’u min ehîh.”
buyrulur:
“O gün kişi kardeşinden kaçar.”
Bu sahnenin gücü:
kardeş kelimesinde
saklıdır.
Kardeş yabancı değildir.
Çocukluğun bir parçasıdır.
Ortak hatıraların sahibidir.
Aynı evin seslerini,
aynı anne babanın sevgisini,
aynı geçmişin bazı acılarını
paylaşmış olabilir.
Fakat kıyamet günü:
bu yakınlık bile insanın kendi hesabını ortadan kaldıramaz.
Belki ayetin dünya hayatına bakan en önemli yönü de budur:
Kardeşimiz bugün yanımızdaysa:
değerini bugün bilmeliyiz.
Bir haksızlığımız varsa:
bugün düzeltmeliyiz.
Bir özür borcumuz varsa:
bugün söylemeliyiz.
Çünkü kıyamet sahnesinde insanın:
“Bir dakika, önce kardeşimle konuşayım.”
deme imkânı olmayacaktır.
O gün herkes kendi gerçeğiyle yüzleşecektir.
Bu nedenle ayet yalnız kıyametteki kaçışı anlatmaz.
Bugün insana çok daha ağır bir soru bırakır:
Bir gün herkes kendi hesabıyla baş başa kalacaksa, bugün sevdiklerimize karşı taşıdığımız sorumlulukları neden erteliyoruz?
“Kıyamet günü insan kardeşinden kaçacaksa, bugün kardeşliğin değerini bilmek daha da önemli hâle gelir. Abese’nin bu sarsıcı sözü bana şunu düşündürür: Ahirette yakınlarımız bizim hesabımızı taşıyamayacak; fakat bugün onlara yaptığımız iyilik de haksızlık da kendi hesabımızın bir parçası olacaktır. Bu yüzden sevginin zamanı yarın değil, bugündür.”
Ersan Karavelioğlu