Yûnus Suresi 7. Ayette “Bizimle Karşılaşmayı Ummayan, Dünya Hayatına Razı Olup Onunla Tatmin Olan ve Ayetlerimizden Gafil Kalanlar” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“Dünyayı sevmek başka, dünyayı her şey sanmak başkadır. İnsan nimetlerden yararlanabilir, başarıya ulaşabilir ve güzel bir hayat kurabilir; fakat bütün ufku yalnızca bu dünyadan ibaret olduğunda sahip oldukları büyürken asıl varışını unutabilir.”
Ersan Karavelioğlu
Yûnus Suresi 7. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:“Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olup onunla tatmin olanlar ve ayetlerimizden gafil kalanlar...”
Bu ayetin cümlesi bir sonraki ayetle tamamlanır.
Yûnus Suresi 8. ayette bu insanların yaptıkları sebebiyle karşılaşacakları sonuç açıklanacaktır.
Yûnus 7 ise önce onların iç dünyasını ve hayata bakış biçimini tarif eder.
Üç özellik öne çıkar:
Allah’a dönüşü hesaba katmamak,
dünya hayatını nihai yeterlilik olarak görmek
ve:
Allah’ın ayetlerinden gaflet etmek.
“Bizimle Karşılaşmayı Ummayanlar” Ne Demektir
Ayette:“innellezîne lâ yercûne likâenâ”
denilir.
Genel anlamıyla:
“Bizimle karşılaşmayı ummayanlar / beklemeyenler...”
ifadesidir.
Buradaki “likâ”, Allah’a fiziksel anlamda yaklaşmak gibi düşünülmemelidir.
Esas anlam:
ahirette Allah’ın hükmü ve hesabıyla karşılaşmaktır.
Yani bu insanlar hayatlarını:
“Bir gün Allah’a döneceğim ve yaptıklarımdan hesap vereceğim.”
bilinciyle yaşamazlar.
“Ummamak” ile “İnanmamak” Aynı Şey midir
Bağlamda bu ifade özellikle ahireti gerçek bir gelecek olarak hesaba katmamayı anlatır.“Yercûne” kelimesi:
ummak,
beklemek,
bir şeyin gerçekleşmesini göz önünde bulundurmak
anlamlarını taşıyabilir.
Dolayısıyla mesele yalnızca:
“Allah’la karşılaşmak istemiyorum.”
demek değildir.
Daha derin biçimde:
“Böyle bir hesap gerçekten olacakmış gibi yaşamıyorum.”
tavrıdır.
İnsan diliyle ahireti kabul ettiğini söyleyebilir ama hayatının bütün kararlarını sanki hiç hesap olmayacakmış gibi kurabilir.
Ayetin sorguladığı yönlerden biri de budur.
Allah’la Karşılaşma İnancı İnsan Hayatını Nasıl Değiştirir
Eğer insan gerçekten bir gün hesap vereceğine inanıyorsa:gizli yaptığı şeyler önem kazanır.
Kimsenin görmediği haksızlık önem kazanır.
Kul hakkı önem kazanır.
Verdiği söz önem kazanır.
Kazancının nasıl elde edildiği önem kazanır.
Çünkü insan artık yalnızca:
“Beni insanlar yakalar mı?”
diye düşünmez.
Şunu da düşünür:
“Allah bunu biliyor.”
Ahiret inancı böylece insanın ahlakına görünmeyen bir sorumluluk boyutu kazandırır.
“Dünya Hayatına Razı Oldular” Ne Anlama Gelir
Ayette:“ve radû bi’l-hayâti’d-dunyâ”
denilir.
Yani:
“Dünya hayatına razı oldular.”
Buradaki “razı olmak”:
hayatından memnun olmak
veya:
elindeki nimetlere şükretmek
anlamında eleştirilen bir durum değildir.
Sorun şudur:
Dünyayı nihai hedef ve yeterli son durak olarak görmek.
Yani:
“Burası bana yeter.”
“Ölümden sonrası beni ilgilendirmez.”
“Bütün değerim burada elde edeceklerimdir.”
şeklinde bir hayat anlayışı.
İslam Dünya Hayatından Memnun Olmayı mı Eleştiriyor
Hayır.İnsan:
güzel bir evde yaşayabilir.
İyi yemek yiyebilir.
Ailesini sevebilir.
Tatile gidebilir.
İşinde başarılı olabilir.
Mal sahibi olabilir.
Güzel kıyafet giyebilir.
Bunların hiçbiri sırf dünyevî oldukları için kötü değildir.
Kur’an'ın eleştirdiği şey:
nimeti kullanmak değil, nimeti hayatın nihai anlamı hâline getirmektir.
Dünya:
yaşanacak bir yerdir.
Fakat sonsuz kalınacak yer değildir.
“Dünyaya Razı Olmak” ile Kanaatkâr Olmak Aynı Şey midir
Hayır.Kanaat:
Allah’ın verdiği nimetlere şükretmek,
açgözlülükten korunmak
ve elindekinin kıymetini bilmek
gibi olumlu anlamlar taşıyabilir.
Yûnus 7’deki problem ise:
ahireti dışlayarak dünyayı yeterli görmektir.
Bu nedenle:
kanaat ≠ dünyaperestlik.
Bir insan az mala sahip olup dünyaya aşırı bağlı olabilir.
Başka biri çok zengin olup malını emanet olarak görebilir.
Mesele yalnızca sahip olduğun miktar değil, kalbinin neye bağlandığıdır.
“Dünya Hayatıyla Tatmin Oldular” Ne Demektir
Ayette:“vatmeennû bihâ”
denilir.
Yani:
“Onunla huzur buldular, ona güvenip yerleştiler, onunla tatmin oldular.”
Buradaki problem huzurun kendisi değildir.
Problem, kalbin:
dünyayı kalıcı ve güvenilir nihai sığınak sanmasıdır.
İnsan:
malına,
sağlığına,
gençliğine,
gücüne,
makamına
öylesine güvenebilir ki bunların geçici olduğunu unutabilir.
Kur’an bu sahte kalıcılık hissini sarsar.
Dünyada Huzur Aramak Yanlış mıdır
Hayır.İslam insanın sürekli:
kaygılı,
mutsuz,
fakir,
acı içinde
yaşamasını istemez.
Huzur istemek doğaldır.
Problem:
bütün huzuru geçici şeylerin üstüne kurmaktır.
Çünkü:
servet azalabilir.
Sağlık bozulabilir.
İnsanlar ayrılabilir.
Makam bitebilir.
Gençlik geçebilir.
Eğer kalbin bütün güveni bunlara bağlanmışsa bunlardan biri sarsıldığında insan hayatının tamamını kaybetmiş gibi hissedebilir.
Kur’an daha kalıcı bir dayanak gösterir:
Allah.
Dünya Hayatının Geçici Olması Onu Değersiz mi Yapar
Hayır.Tam tersine zamanın sınırlı olması hayatı daha değerli hâle getirir.
Bir sınavın süresi sınırlıdır diye önemsiz olmaz.
Tam aksine:
süre sınırlı olduğu için her dakika önemlidir.
Dünya hayatı da Kur’an açısından:
ahiretin karşısında değersiz bir çöp
değildir.
Burası:
imanın,
ahlakın,
iyiliğin,
tövbenin
ve insanın seçimlerinin gerçekleştiği yerdir.
Dünyanın problemi geçici olması değil, sonsuz sanılmasıdır.

“Ayetlerimizden Gafildirler” Ne Demektir
Ayetin üçüncü özelliği:“vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn”
ifadesidir.
Yani:
“Onlar ayetlerimizden gafildirler.”
Gaflet:
hiç bilgi sahibi olmamaktan biraz farklıdır.
Bir şey:
önünde olabilir,
defalarca görebilirsin,
ama ona gereken dikkati vermeyebilirsin.
Kur’an açısından insan:
Allah’ın ayetlerini görebilir
ama onları hayatının merkezine taşımayabilir.
İşte gaflet budur.

Buradaki “Ayetler” Sadece Kur’an Ayetleri midir
İfade geniş düşünülebilir.Kur’an’ın vahyedilmiş ayetleri elbette bunun içindedir.
Fakat önceki ayetlerde:
Güneş,
Ay,
gece,
gündüz,
gökler
ve yer
de Allah’ın ayetleri, yani işaretleri olarak gösterilmişti.
Dolayısıyla insan:
Kur’an’ı okuyabilir.
Aynı zamanda evrene bakabilir.
Kendi varlığı üzerinde düşünebilir.
Ölümü görebilir.
Zamanın geçtiğini yaşayabilir.
Bütün bunlara rağmen hiçbirini kendisine yönelik bir uyarıya dönüştürmeyebilir.

Gaflet ile Bilgisizlik Arasındaki Fark Nedir
Bilgisizlikte insan gerçekten bilmiyor olabilir.Gaflette ise çoğu zaman:
işaret oradadır
ama kişi dikkatini başka yere vermiştir.
Örneğin insan ölümün varlığını bilir.
Ama sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayabilir.
Zamanın geçtiğini bilir.
Ama sürekli:
“Sonra yaparım.”
der.
Kul hakkının yanlış olduğunu bilir.
Ama çıkarı söz konusu olduğunda unutabilir.
İşte bu durumlarda problem sadece bilgi eksikliği değildir.
Bilginin hayatta etkisiz hâle gelmesidir.

Bir Mümin de Gaflete Düşebilir mi
Evet.Gaflet sadece:
“Ben Allah’a inanmıyorum.”
diyen insanlara ait bir risk değildir.
Mümin de:
ibadetini otomatik yapabilir,
ölümü unutabilir,
dünyaya aşırı bağlanabilir,
mal ve makamın içinde kaybolabilir.
Bu nedenle ayeti yalnızca başkalarına yöneltmek yerine insan kendi kendisine de sormalıdır:
Ben Allah’ın ayetlerini gerçekten hatırlıyor muyum, yoksa onları bildiğim hâlde hayatımda unutuyor muyum?
Gafletin en tehlikeli biçimlerinden biri, insanın gafil olduğunu fark etmemesidir.

Dünya Sevgisi Ne Zaman Tehlikeli Hâle Gelir
Dünya sevgisi şu noktalarda tehlikeli hâle gelebilir:Para için haram normalleşiyorsa,
makam için adalet terk ediliyorsa,
başarı için insan eziliyorsa,
mal kaybı Allah’a güveni tamamen yıkıyorsa,
dünya menfaati için din sürekli değiştirilip eğilip bükülüyorsa,
orada dünya araç olmaktan çıkıp kalbin efendisi olmaya başlamış olabilir.
Mesele dünyaya sahip olmak değildir.
Asıl soru:
Dünya sana mı ait, yoksa sen mi dünyaya aitsin?

Zengin Olmak Bu Ayetin Eleştirdiği Şey midir
Hayır.Zenginlik tek başına kötü değildir.
Kur’an’da mal:
nimet,
emanet,
imtihan
olarak değerlendirilebilir.
Zengin insan:
zekât verir,
yardım eder,
iş üretir,
ailesini geçindirir,
topluma fayda sağlar
ve servetini güzel kullanırsa malı salih amelin aracı olabilir.
Fakir olmak da otomatik olarak manevî üstünlük değildir.
İnsan fakir olup:
açgözlü,
kıskanç,
haksız
olabilir.
Kur’an'ın ölçüsü yalnızca:
“Ne kadar paran var?”
değil,
“Para kalbinde hangi yerde?”
sorusudur.

Bu Ayet Çalışmayı ve Kariyer Yapmayı Küçümsüyor mu
Hayır.İnsan:
kariyer yapabilir,
şirket kurabilir,
bilim insanı olabilir,
sanat üretebilir,
servet oluşturabilir.
Bunlar dünyaya aşırı bağlılıkla aynı şey değildir.
Sorun, insanın kimliğini tamamen:
maaşına,
unvanına,
şirketine,
takipçi sayısına,
sosyal statüsüne
bağlamasıdır.
Çünkü bunlardan biri gittiğinde:
“Ben artık hiçbir şeyim.”
diyorsa kalbi geçici şeylerin üzerine fazla yük bindirmiş olabilir.
Başarı değerlidir; fakat insanın nihai değeri değildir.

Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir
Bugün dünya hayatının insanı içine çekme gücü çok büyüktür.Telefonu açtığımız anda:
para,
alışveriş,
tatil,
güzellik,
kariyer,
şöhret,
takipçi,
eğlence
akışı başlar.
Bunların her biri tek başına haram veya kötü değildir.
Ancak bütün hayat:
daha çok kazan, daha çok tüket, daha çok görün, daha çok beğenil
döngüsüne dönüşürse insanın ahiret bilinci sessizce geriye çekilebilir.
İnsan gün boyunca yüzlerce şeye bakıp tek bir kez neden yaşadığını düşünmeyebilir.
Yûnus 7 tam burada:
“Gafil olma.”
diye uyarır.

Sonuç: Yûnus Suresi 7. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Yûnus Suresi 7. ayet üç tavrı birbirine bağlar:Allah’a dönüşü hesaba katmamak,
dünya hayatını nihai yeterlilik olarak görmek
ve:
Allah’ın ayetlerinden gafil kalmak.
Bunlar aslında birbirini besleyen üç durumdur.
İnsan ahireti unutursa:
dünya büyür.
Dünya nihai hedef hâline gelirse:
Allah’ın ayetlerine ayrılan dikkat azalır.
Ayetlerden uzaklaştıkça:
ahiret daha da uzak bir düşünce gibi görünmeye başlar.
Böylece insanın bütün ufku:
doğ,
çalış,
kazan,
tüket,
yaşlan
ve:
öl
döngüsüne sıkışabilir.
Kur’an ise bu döngünün ortasında:
“Hepiniz Allah’a döneceksiniz.”
demişti.
Bu yüzden dünya hayatını kötülemek Kur’an'ın amacı değildir.
Dünya gereklidir.
Burada:
çalışırız.
Severiz.
Aile kurarız.
Üretiriz.
Öğreniriz.
Yardım ederiz.
İbadet ederiz.
Ama bütün bunların bir istikameti vardır.
İnsan dünyayı ahiretten kopardığında araç:
amaç hâline gelir.
Para normalde araçtır.
Ama hayatın amacı olursa insanı yönetmeye başlar.
Kariyer araçtır.
Ama insanın bütün değerini belirlerse kalbi yönetir.
Güzellik nimettir.
Ama bütün kimlik onun üzerine kurulursa yaşlanma felakete dönüşür.
İnsan sevgisi güzeldir.
Ama bir insan Allah’ın yerine konursa ayrılık bütün varlığı yıkabilir.
Yûnus 7 işte bu yüzden kalbin neyin üzerinde huzur bulduğunu sorgular.
Ayet:
“Dünya hayatıyla tatmin oldular.”
derken:
“Hiç mutlu olmayın.”
demiyor.
Daha derin bir soru soruyor:
“Kalbinin son güveni nerede?”
Evin olabilir.
Ama evin sen değilsin.
Paran olabilir.
Ama paran sen değilsin.
Unvanın olabilir.
Ama unvanın sen değilsin.
İnsanlar seni sevebilir.
Ama insanların sevgisi Allah'ın yerine geçmez.
Bütün bunlar değişebilir.
Bu yüzden kalbin en derin güvenini değişebilen şeylerin üzerine tamamen kurmak, insanı çok kırılgan hâle getirir.
Ayetteki:
“Allah’ın ayetlerinden gafil olmak”
ifadesi de çok güçlüdür.
İnsan büyük bir mucize bekleyebilir.
Oysa:
her sabah uyanması,
nefes alması,
yaşlanması,
sevdiklerini kaybetmesi,
gökyüzünü görmesi,
zamanın geçmesi
zaten ona çok şey anlatıyor olabilir.
Fakat gaflet:
işaretlerin yokluğu değil, dikkatin yokluğudur.
Bir insanın önünde yüzlerce işaret bulunabilir.
Ama aklı sürekli başka yerdeyse hiçbirini gerçekten görmeyebilir.
Bugünün en büyük tehlikelerinden biri de bu olabilir.
İnsan hiçbir dönemde olmadığı kadar çok bilgi görüyor.
Ama aynı zamanda hiçbir dönemde olmadığı kadar dikkati parçalanabiliyor.
Sabah telefona bakıyor.
Gece telefona bakıyor.
Gün içinde yüzlerce görüntü görüyor.
Ama kendisine:
“Ben nereye gidiyorum?”
diye sormaya birkaç dakika ayırmıyor.
Yûnus 7 insanı dünyadan kaçmaya değil, dünyanın içindeyken uyanık kalmaya çağırır.
Çalış.
Ama neden çalıştığını unutma.
Kazan.
Ama hesabını unutma.
Sev.
Ama sevgiyi ilahlaştırma.
Yaşa.
Ama ölümsüzmüş gibi yaşama.
Dünyanın güzelliklerinden yararlan.
Ama onları son durak sanma.
Ve belki Yûnus Suresi 7. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Dünyadaki hayatımızı güzelleştirmek için bu kadar emek verirken Allah’a dönüşümüz için de aynı ciddiyetle hazırlanıyor muyuz, yoksa sahip olduklarımız, hedeflerimiz ve günlük telaşlarımız bizi öylesine tatmin ediyor ki bir gün bütün bunları geride bırakacağımız gerçeğini ve her gün önümüzden geçen Allah’ın ayetlerini fark etmeyi giderek unutuyor muyuz?
“Dünyadan vazgeçmen gerekmiyor; dünyanın seni Allah’tan vazgeçirecek kadar büyümesine izin verme. Kazan, sev, üret ve güzel yaşa; fakat hiçbir geçici nimeti sonsuzmuş gibi kalbine yerleştirme. Çünkü sahip olduklarının hepsi burada kalabilir, fakat sen bir gün Rabbinin huzuruna döneceksin.”
Ersan Karavelioğlu