Târık Suresi 5. Ayette “İnsan Neden Yaratıldığına Bir Baksın” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve İnsanın Kendi Kökenini Düşünmesi Kibir, Biyolojik Başlangıç, Varoluş Ve Yeniden Diriliş Açısından Neden Bu Kadar Önemlidir
“Târık Suresi insanı yıldızlardan kendi başlangıcına çevirir. Göğe bakan insan şimdi kendisine bakmalıdır; çünkü nereden geldiğini unutan kişi, sahip olduğu güç ve statüyü kolayca mutlaklaştırabilir.”
Ersan Karavelioğlu
Târık Suresi 5. Ayette Ne Buyrulur
Târık Suresinin beşinci ayetinde anlam olarak:
“İnsan neden yaratıldığına bir baksın.”
buyrulur.
İlk dört ayette:
ve:
anlatılmıştı.
Şimdi dikkat:
doğrudan insanın kendisine çevrilir.
Sanki ayet:
“Gökyüzünü düşündün; şimdi kendini düşün.”
der.
Bu geçiş son derece önemlidir.
Çünkü Kur’an’da kozmik tefekkür:
çoğu zaman insanı:
kendi varoluşunu sorgulamaya
götürür.
“Fel-Yenzuri’l-İnsân” Ne Anlama Gelir
Ayetteki:
“fel-yenzuri’l-insân”
ifadesi:
“insan baksın”
demektir.
Ancak buradaki “bakmak”:
yalnız gözle bakmak değildir.
Düşünmek,
incelemek,
ibret almak,
üzerinde zihinsel olarak durmak
anlamlarını da taşır.
Yani emir:
“Kendine fiziksel olarak bak.”
değil sadece,
“Kendi varoluşunun başlangıcını düşün.”
çağrısıdır.
“Neden Yaratıldı?” Sorusu Neden Bu Kadar Önemlidir
Çünkü insan:
bugünkü hâline bakınca:
kendini bağımsız,
güçlü
ve tamamlanmış
görebilir.
Ama geçmişe döndüğünde:
çok farklı bir gerçekle karşılaşır.
Bir zamanlar:
ne makamı vardı,
ne serveti,
ne bilgisi,
ne bedensel gücü.
İnsan:
çok mütevazı bir biyolojik başlangıçtan
gelmiştir.
Bu düşünce:
kibri sarsar.
Ayet İnsan Biyolojisine mi Dikkat Çekmektedir
Evet, devamındaki ayetler:
insanın üreme başlangıcına
dikkat çekecektir.
- ayette:
“Atılan bir sudan yaratıldı.”
denilecek,
- ayette ise:
bu yaratılışın bedensel kökeni üzerine
bir ifade gelecektir.
Dolayısıyla 5. ayet:
insanı:
kendi biyolojik başlangıcını düşünmeye
hazırlayan giriş cümlesidir.
Ancak amaç:
biyoloji dersi vermekten daha geniştir.
Asıl mesele:
varoluş ve yeniden diriliş
üzerine düşünmektir.
İnsanın Başlangıcının Mütevazı Olması Neden Kibirle İlişkilidir
Çünkü kibir:
insanın kendisini olduğundan büyük
görmesidir.
Bir insan:
makamına,
bedenine,
güzelliğine,
parasına
veya zekâsına
güvenebilir.
Fakat ayet:
onu başlangıcına götürür.
Bugün:
başkalarını küçümseyen insan da,
başkalarının kendisine hayran olduğu kişi de:
aynı temel biyolojik süreçten
gelmiştir.
Bu nedenle kökeni hatırlamak:
üstünlük vehmini kırabilir.
Bir Kral İle Sıradan Bir İnsan Aynı Başlangıçtan mı Gelir
Biyolojik açıdan:
insan türünün temel üreme süreci:
aynıdır.
Bir hükümdar:
doğuştan tahtla gelmez.
Bir milyarder:
servetiyle doğmaz.
Bir profesör:
bilgisiyle doğmaz.
Bütün bunlar:
hayatın ilerleyen aşamalarında
elde edilir.
Bu nedenle Târık 5:
insanın statülerinin:
sonradan kazanılmış ve geçici
olduğunu düşündürür.
“Kendine Bakmak” İnsan İçin Neden Zordur
Çünkü insan:
başkalarını incelemeyi:
kendini incelemekten
daha kolay bulabilir.
Başkasının:
kusurunu görür.
Kibrini fark eder.
Yanlışını eleştirir.
Ama kendi davranışlarına:
aynı dikkatle bakmayabilir.
Târık’ın emri:
“İnsan baksın.”
Bu:
yalnız bedene değil,
daha geniş anlamda:
kendine dönük bir farkındalık çağrısıdır.
İnsanın Kökenini Bilmesi Onun Değerini Azaltır mı
Hayır.
Mütevazı başlangıç:
değersizlik
demek değildir.
Tam tersine:
çok sade bir başlangıçtan:
düşünebilen,
seven,
üreten,
ahlaki kararlar veren
ve kendisinin farkında olan
bir insanın ortaya çıkması:
başlı başına hayret vericidir.
Ayet:
insanı aşağılamak yerine:
kibirden arındırır.
İnsan hem:
mütevazı bir başlangıca sahip
hem de:
çok büyük kapasitelere sahip olabilir.
Bir Hücreden İnsan Oluşması Neden Hayret Vericidir
Modern biyoloji bize:
insan gelişiminin:
döllenmeden,
hücre bölünmelerinden,
embriyonik gelişimden
ve çok karmaşık gen düzenlemelerinden
geçtiğini gösterir.
Tek bir hücreden:
milyarlarca hücreli,
sinir sistemi,
organları
ve bilinç kapasitesi bulunan
bir insan bedeni gelişir.
Bu bilimsel bilgi:
ayetin biyolojik ayrıntıları önceden verdiğini kanıtlamaz.
Ama:
“İnsan neden yaratıldığına baksın.”
çağrısının hayret boyutunu
derinleştirir.
İnsan Bedenindeki Karmaşıklık Otomatik Olarak Tanrı’nın Varlığını Kanıtlar mı
Bu konuda dikkatli olmak gerekir.
Bir mümin:
biyolojik karmaşıklığı:
yaratılışın işareti
olarak değerlendirebilir.
Bilim ise:
gelişim,
kalıtım,
evrim
ve hücresel süreçleri:
doğal mekanizmalar üzerinden
araştırır.
Biyolojik karmaşıklık:
tek başına herkesin aynı metafizik sonucu çıkarmasını zorunlu kılan
bir matematiksel ispat değildir.
Kur’an’ın yaptığı:
insan bedenini:
teolojik tefekkürün konusu
hâline getirmektir.

İnsanın Başlangıcı İle Evrenin Büyüklüğü Arasında Nasıl Bir Karşıtlık Vardır
Târık Suresi önce:
gökyüzünü gösterir.
Sonra:
insanın küçük biyolojik başlangıcını.
Bir tarafta:
devasa evren.
Diğer tarafta:
çok küçük bir başlangıç.
Bu iki uç:
insanın konumunu düşündürür.
İnsan:
evren karşısında küçük
ama:
kendisinin farkında olabilecek kadar
ilginç bir varlıktır.
Bu:
küçüklük ile anlamın aynı anda var olabileceğini
gösterir.

Bu Ayet Yeniden Diriliş Konusuna Nasıl Hazırlık Yapar
Surenin ilerleyen ayetlerinde:
Allah’ın:
insanı yeniden yaratmaya
kadir olduğu
vurgulanacaktır.
Mantıksal çizgi şöyledir:
İlk yaratılışını düşün.
Nasıl başladığını hatırla.
Sonra:
“Beni yeniden yaratmak neden imkânsız olsun?”
sorusunu düşün.
Bu nedenle 5. ayet:
yalnız başlangıcı anlatmaz.
Sonraki diriliş argümanının temelini
hazırlar.

İnsan Nereden Geldiğini Unuttuğunda Ahlaken Ne Olabilir
Kendini:
mutlaklaştırabilir.
Başkasını küçümseyebilir.
Servetini:
kendi doğal hakkı
sanabilir.
Gücünü:
kalıcı zannedebilir.
İnsanın kökenini hatırlaması:
ona şu mesajı verir:
“Sen kendi kendini yaratmadın.”
Bu farkındalık:
sorumluluk,
şükür
ve tevazu
üretebilir.

İnsan Yalnız Başlangıcını mı, Sonunu da Düşünmelidir
Aslında ikisini birlikte.
Bir tarafta:
nereden geldi?
Diğer tarafta:
nereye gidiyor?
İnsan hayatı:
yalnız bugünkü andan
oluşmaz.
Doğumdan önce:
yoktu.
Bir gün:
ölümle karşılaşacak.
Târık Suresi:
başlangıcı hatırlatarak:
sonu düşünmeye
hazırlar.
Bu nedenle:
köken sorusu aynı zamanda kader ve son sorusudur.

İnsan Değerini Kökeninden mi Yoksa Dönüştüğü Kişiden mi Alır
Biyolojik başlangıç:
insanların ortaklığına
işaret eder.
Ahlaki değer ise:
insanın nasıl yaşadığı,
hangi seçimleri yaptığı
ve başkasına nasıl davrandığıyla
ilişkilidir.
Bu açıdan:
bir insanın:
soyu,
serveti
veya statüsü
tek başına onu ahlaken üstün yapmaz.
Köken:
hepimizi eşitler.
Karakter:
nasıl yaşadığımızı
ortaya çıkarır.

Bu Ayet Günlük Hayatta İnsana Hangi Soruları Sordurabilir
Şunları:
Neyle kibirleniyorum?
Bu özellik:
hep benimle miydi?
Onu kendim mi yarattım?
Bir gün kaybedebilir miyim?
Başkasını küçümsemek için:
gerçekten hangi hakka sahibim?
Bu sorular:
insanın:
kendisine verdiği önemi yok etmez.
Ama:
kendisini başkalarının üstüne koyma eğilimini
sorgulatır.

Kökeni Hatırlamak Şükür Duygusunu Nasıl Besleyebilir
İnsan:
sahip olduğu şeyleri:
zorunlu hakkı
gibi görürse:
şükür azalabilir.
Ama:
bir zamanlar hiçbirine sahip olmadığını
düşünürse:
bedeni,
bilinci,
sağlığı,
bilgisi
ve ilişkileri:
daha farklı değerlendirebilir.
Şükür:
sadece:
“Elimde olan güzel.”
demek değildir.
Aynı zamanda:
“Bütün bunlar kendiliğinden zorunlu olarak bana ait değildi.”
farkındalığıdır.

Târık Suresi 4 Ve 5. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır
- ayet:
“Hiçbir nefis yoktur ki üzerinde bir koruyucu bulunmasın.”
- ayet:
“İnsan neden yaratıldığına bir baksın.”
Önce:
Sonra:
Bu sıralama çok anlamlıdır.
İnsan:
gözetim altında olduğunu öğrendikten sonra:
kendisine bakmaya çağrılır.
Sanki şöyle denmektedir:
“Hesaba tabi olduğunu düşünüyorsan, önce kim olduğunu ve nereden geldiğini hatırla.”

Târık Suresi 5. Ayetin En Derin Mesajı Nedir
Târık Suresinin beşinci ayeti:
“İnsan neden yaratıldığına bir baksın.”
der.
Bu ayetin gücü:
cevabı hemen vermemesindedir.
Önce:
insanı soru karşısında bırakır.
Sen nereden geldin?
Bugünkü hâlini düşün.
Adın var.
Kimliğin var.
Hatıraların var.
Belki servetin.
Belki makamın.
Belki insanların sana duyduğu saygı.
Belki kendine ait başarıların.
Ama bunların hiçbiri:
başlangıçta yoktu.
Bir zamanlar:
kendi adını bile bilmiyordun.
Daha da geriye gidersek:
bilincin yoktu.
Bir beden olarak gelişimin:
son derece küçük bir başlangıçtan
başladı.
Bu gerçek:
insanın kibri üzerinde:
çok güçlü bir etkiye sahip olabilir.
Çünkü kibir bize:
“Ben çok büyüğüm.”
der.
Kökenimiz ise:
“Bir zamanlar bunların hiçbirine sahip değildin.”
der.
Ama ayet:
insanı küçültmek için:
başlangıcını hatırlatmaz.
Tam tersine:
başlangıç ile sonuç arasındaki:
olağanüstü dönüşümü
fark ettirir.
Çok küçük biyolojik başlangıçtan:
şiir yazan,
müzik yapan,
sevdiği insan için ağlayan,
matematik geliştiren,
yıldızları inceleyen,
ahlaki sorular soran
bir varlık ortaya çıkıyor.
İşte bu:
insanı aynı anda:
hem:
tevazuya
hem:
hayrete
çağırır.
Tevazu:
çünkü başlangıcımız mütevazıdır.
Hayret:
çünkü o başlangıçtan ortaya çıkan şey:
olağanüstü derecede karmaşıktır.
Târık Suresinin daha büyük amacı ise:
buradan yeniden dirilişe geçmektir.
Çünkü bir insan:
“Öldükten sonra tekrar nasıl yaratılabilirim?”
diye sorabilir.
Sure önce ona:
“İlk kez nasıl yaratıldığını düşün.”
der.
Bu:
çok güçlü bir teolojik akıl yürütmedir.
İlk yaratılışı mümkün gören kişi için:
ikinci yaratılışı:
mutlak anlamda imkânsız ilan etmek:
daha zor hâle gelir.
Elbette burada:
biyolojik mekanizma anlatılmaz.
Kur’an:
laboratuvar modeli sunmaz.
Fakat:
kudret üzerine düşündürür.
Ve belki ayetin bugün insana bıraktığı en güçlü soru:
şudur:
“Nereden geldiğini gerçekten hatırlıyor musun?”
Bu soru:
yalnız biyolojik değildir.
Ahlakidir.
Çünkü insan nereden geldiğini hatırlarsa:
başkasını küçümsemekte daha zorlanabilir.
Makamıyla kibirlenmekte daha dikkatli olabilir.
Servetini:
mutlak mülk gibi görmeyebilir.
Bedeninin:
kalıcı olmadığını bilir.
Ve kendisinin:
kendi kendisinin yaratıcısı olmadığını
hatırlar.
Belki Târık Suresi 5. ayetin en derin mesajı şöyle özetlenebilir:
İnsan kendisini anlamak istiyorsa yalnız bugün ne olduğuna değil, nereden başladığına da bakmalıdır. Kökenini hatırlamak insanı değersizleştirmez; kibri küçültür, hayreti büyütür ve ilk yaratılıştan yeniden diriliş düşüncesine uzanan büyük varoluş sorusunun kapısını açar.
“İnsan bugün ne olduğuna bakarak kibirlenebilir; Târık ise ona nereden başladığını hatırlatır. Kökenimizi düşünmek bizi küçültmez, ölçümüzü düzeltir: Bir zamanlar hiçbir unvanımız, servetimiz ve gücümüz yoktu; buna rağmen bugün düşünebilen bir insanız. İşte hayret de tevazu da burada başlar.”
Ersan Karavelioğlu