Bürûc Suresi 13. Ayette “Şüphesiz İlk Defa Yaratan da Yeniden Dirilten de O’dur” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve İlk Yaratılış İle Yeniden Diriliş Arasında Kurulan Bağ Ahiretin İmkânı Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“Bürûc’un on üçüncü ayeti, insanın en büyük sorularından birine son derece kısa bir cevap verir: İlk kez var eden kudret için yeniden var etmek imkânsız değildir. Ayet, ölümün mutlak son olduğu düşüncesine karşı yaratılışın kendisini delil olarak hatırlatır.”
Ersan Karavelioğlu
Bürûc Suresi 13. Ayette Ne Buyrulur
Bürûc Suresinin on üçüncü ayetinde anlam olarak:
“Şüphesiz ilk defa yaratan da yeniden dirilten de O’dur.”
buyrulur.
Bir önceki ayette:
“Rabbinin yakalaması gerçekten çok şiddetlidir.”
denmişti.
Şimdi ise bu ilahî kudretin neden mümkün olduğu açıklanır:
Çünkü Allah:
ilk yaratılışın da sahibidir, yeniden yaratılışın da.
Böylece ceza ve ödül fikri:
yeniden dirilişin mümkün oluşuna bağlanır.
“Yübdiü Ve Yuîd” Ne Anlama Gelir
Ayette geçen iki önemli fiil vardır:
“yübdiü”
ve:
“yuîd.”
“Yübdiü”:
başlatmak,
ilk defa meydana getirmek,
yaratılışı başlatmak
anlamına gelir.
“Yuîd” ise:
geri döndürmek,
yeniden oluşturmak,
tekrar meydana getirmek
anlamı taşır.
Dolayısıyla ayet:
başlangıç ve dönüş
arasında bir bağ kurar.
Ayet Neden İlk Yaratılış İle Yeniden Dirilişi Yan Yana Getirir
Çünkü yeniden diriliş konusunda doğal bir soru vardır:
“Ölmüş ve dağılmış bir insan nasıl tekrar var olacak?”
Kur’an’ın verdiği temel cevaplardan biri şudur:
İlk defa var olmayan bir şeyi var eden kudret, onu yeniden var etmeye de kadirdir.
Mantık:
ilk yaratılışın kabul edilmesi durumunda,
yeniden yaratılışın:
mutlak anlamda imkânsız sayılamayacağıdır.
Bu Bir Mantık Argümanı mıdır
Evet, teolojik çerçevede:
bir tür kıyaslama vardır.
Şöyle düşünülebilir:
Bir varlığı:
hiç yokken meydana getirmek
mümkün olmuşsa,
daha önce var olmuş bir varlığın:
yeniden yaratılması
neden imkânsız olsun?
Elbette bu:
laboratuvar deneyi şeklinde bir bilimsel kanıt değildir.
Bu:
Kur’an’ın metafizik ve teolojik akıl yürütmesidir.
İnsan Bedeni Öldükten Sonra Dağılıyorsa Yeniden Diriliş Nasıl Düşünülmelidir
Kur’an:
yeniden dirilişin biyolojik mekanizmasını
ayrıntılı biçimde açıklamaz.
Yani:
hangi atomların nasıl birleşeceği,
bedenin hangi fiziksel süreçle kurulacağı
gibi teknik bir model verilmez.
Verilen cevap:
mekanizmadan çok:
kudret üzerindedir.
Allah:
ilk yaratılışı gerçekleştiren ise,
yeniden yaratılış da:
O’nun kudreti dışında değildir.
“Aynı Beden” Problemi Felsefi Olarak Nasıl Düşünülebilir
Bu gerçekten derin bir sorudur.
İnsan bedeni yaşam boyunca zaten:
değişir.
Hücreler yenilenir.
Madde alışverişi gerçekleşir.
Çocukluk bedenimiz ile yetişkinlik bedenimiz:
maddesel olarak bütünüyle aynı değildir.
Buna rağmen:
kendimizi aynı kişi olarak görürüz.
Dolayısıyla kişisel kimlik:
yalnız aynı atomlardan oluşmaya indirgenemez.
Ahiret tartışmalarında da:
“kişiyi kişi yapan nedir?”
sorusu önem kazanır.
Yeniden Dirilen Kişi Gerçekten Aynı Kişi Nasıl Olabilir
Teolojik açıdan:
kişinin kimliği yalnız:
bedenin maddesel parçalarına
bağlanmaz.
Hafıza,
bilinç,
kişilik,
amel geçmişi
ve Allah’ın kişiyi bilmesi
gibi unsurlar:
kimlik tartışmasına dâhil olur.
Kur’an’ın yaklaşımında:
yeniden dirilen kişi:
başka biri değil,
hesap verecek olan aynı insandır.
Aksi hâlde ahlaki sorumluluk anlamsızlaşırdı.
Yeniden Diriliş İlahi Adalet İçin Neden Gereklidir
Bürûc Suresinin bağlamında bu özellikle önemlidir.
Hendeklerde:
müminler öldürülmüştür.
Zalimler dünyada:
cezasız kalmış olabilir.
Eğer ölüm:
mutlak son ise,
bu hikâyede adalet:
yarım kalabilir.
Yeniden diriliş:
Kur’an’ın inanç sisteminde:
yarım kalan hesabın tamamlanacağı sahneyi
mümkün kılar.
Hendek Sahipleri Açısından Bu Ayetin Mesajı Nedir
Onlar:
insanları öldürerek:
meseleyi bitirdiklerini
sanmış olabilir.
Bir insanı:
bedenen ortadan kaldırdıklarında,
onun hikâyesinin sona erdiğini
düşünebilirler.
- ayet ise:
“Ölüm son değildir.”
mesajı verir.
İlk yaratan:
yeniden diriltirse,
zalim ile mağdur:
yeniden hesabın karşısına çıkar.
Mazlum Açısından Yeniden Diriliş Ne Anlama Gelir
Mazlum için:
yeniden diriliş yalnız:
hayata geri dönmek
değildir.
Aynı zamanda:
hakkının kaybolmadığı
anlamına gelir.
Dünyada sesi duyulmamış olabilir.
Mahkemesi görülmemiş olabilir.
Fail cezalandırılmamış olabilir.
Ama Kur’an’ın ahiret perspektifinde:
dosya kapanmış değildir.
Bu nedenle yeniden diriliş:
aynı zamanda:
adalet umududur.

Doğadaki Yenilenme Yeniden Dirilişe Delil midir
Kur’an başka yerlerde:
ölü toprağın yağmurla canlanması
gibi örnekleri:
yeniden dirilişi düşündüren işaretler
olarak kullanır.
Fakat bunu:
bilimsel anlamda birebir kanıt
olarak sunmak doğru olmaz.
Bir bitkinin yeniden yeşermesiyle:
insanın ahirette dirilmesi
aynı fiziksel süreç değildir.
Buradaki ilişki:
analojiktir.
Doğadaki dönüşüm:
yeniden yaratılış fikrini düşünmeye davet eder.

Evrenin Başlangıcı Bu Ayetle İlişkilendirilebilir mi
Modern kozmoloji:
evrenin geçmişi hakkında güçlü modeller sunar.
Fakat ayeti doğrudan:
belirli bir modern kozmoloji teorisinin
bilimsel habercisi gibi göstermek
gereksiz olur.
Ayetin temel konusu:
kozmolojik ayrıntı değil,
yaratıcı kudrettir.
Bilim:
evrenin nasıl geliştiğini araştırır.
Ayet ise:
varlığın nihai kaynağını
teolojik çerçevede Allah’a bağlar.

“İlk Yaratılışı Görmedik, Nasıl Delil Olabilir?” Sorusu Nasıl Cevaplanabilir
İnsan kendi yaratılışının başlangıcını:
bilinçli biçimde hatırlamaz.
Ama şu anda:
var olduğunu bilir.
Soru şudur:
“Şu anda mevcut olan insan varlığı nereden geliyor?”
Kur’an:
bu varoluşun temelini:
Allah’ın yaratmasına bağlar.
Dolayısıyla argüman:
kişinin kendi varlığından:
yaratılışın mümkünlüğüne
ve oradan:
yeniden yaratılışın imkânına
geçer.

Yeniden Diriliş “Aynısını Kopyalamak” mıdır
Bu konuda çok kaba bir mekanik tasavvurdan kaçınmak gerekir.
Kur’an’ın söylediği temel şey:
kişinin:
yeniden var edilmesi
ve:
hesap için ayağa kaldırılmasıdır.
Bunu:
bir bilgisayar dosyasının kopyalanması
gibi düşünmek zorunlu değildir.
Gaybî bir olayın:
tam fiziksel yapısını
bildiğimizi iddia etmek doğru olmaz.
Ayet:
mekanizmayı değil,
imkânı ve kudreti
vurgular.

Ölüm “Yokluk” mudur
Kur’an’ın perspektifinde:
ölüm:
nihai yok oluş değildir.
Dünya hayatının:
bir aşamasının sona ermesidir.
Ardından:
yeniden diriliş
ve hesap
vardır.
Bu anlayış:
ölümü:
mutlak son çizgisi olmaktan çıkarıp:
varoluşun geçiş noktalarından biri
hâline getirir.

Bu Ayet İnsan Hayatını Nasıl Değiştirebilir
Eğer insan:
ölümden sonra hiçbir hesabın olmadığına
inanıyorsa,
ahlaki tercihlerinin nihai çerçevesi farklı olabilir.
Eğer:
yeniden diriliş ve hesap
olduğuna inanıyorsa,
gizli davranışları bile:
başka anlam kazanır.
Çünkü:
hayatın hiçbir bölümü:
tamamen kaybolmuş geçmiş
olarak görülmez.
Her şey:
nihai karşılaşmanın parçasıdır.

Yeniden Diriliş Olmadan “Nihai Adalet” Kavramı Eksik Kalır mı
Seküler ahlak sistemleri:
ahiret olmadan da:
adalet,
insan hakları
ve etik
kurabilir.
Bunu görmezden gelmemek gerekir.
Fakat Kur’an’ın kendi teolojik sistemi açısından:
nihai adaletin eksiksiz gerçekleşmesi:
ahiret ve yeniden dirilişle
tamamlanır.
Çünkü dünya:
her suçun karşılığını
ve her iyiliğin ödülünü
eksiksiz vermez.

12 Ve 13. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır
- ayet:
“Rabbinin yakalaması çok şiddetlidir.”
der.
- ayet:
“İlk yaratan da yeniden dirilten de O’dur.”
diye devam eder.
Bu bağlantı önemlidir.
Çünkü insan şöyle sorabilir:
“Ölen zalim nasıl cezalandırılacak?”
“Öldürülen mazlum nasıl hakkını alacak?”
- ayet:
cevabın temelini verir:
Yeniden diriliş vardır.
Böylece adalet:
ölüm tarafından kesintiye uğratılmaz.

Bürûc Suresi 13. Ayetin En Derin Mesajı Nedir
Bürûc Suresinin on üçüncü ayeti:
“Şüphesiz ilk defa yaratan da yeniden dirilten de O’dur.”
der.
Bu cümle çok kısa görünür.
Ama arkasında:
insanın varoluşla ilgili en büyük sorularından biri vardır:
Ölüm gerçekten son mu?
Hendek sahipleri açısından:
ölüm:
bir silah olabilir.
Bir insanı öldürdüğünde:
onu tamamen susturduğunu
sanabilirsin.
Sesini kesersin.
Bedenini yok edersin.
Tarihten izini silmeye çalışırsın.
Ama yeniden diriliş fikri doğruysa:
ölüm:
failin sandığı kadar kesin bir zafer değildir.
Öldürülen kişi:
nihai anlamda:
yok edilmiş değildir.
Bu nedenle Bürûc’un hendek sahipleri:
bir şeyi yanlış hesaplamışlardır.
Onlar:
bedenin sonunu:
hikâyenin sonu
sanmış olabilirler.
Ama Kur’an:
hikâyeyi ölümden sonra devam ettirir.
Bu aynı zamanda:
adalet problemini de değiştirir.
Dünyada bazen:
çok iyi insanlar:
çok kötü biçimde ölür.
Çok kötü insanlar ise:
rahat bir hayat sürüp
ceza görmeden ölebilir.
Eğer bütün gerçeklik:
mezarda bitiyorsa,
bazı büyük adaletsizlikler:
sonsuz biçimde çözülmeden kalabilir.
Kur’an’ın cevabı:
yeniden diriliştir.
Ama ayet yalnız:
“Dirilteceğiz.”
demez.
Bir akıl yürütme de sunar:
İlk defa yaratan O’dur.
Yani:
insanın varoluşunun kendisi:
yeniden yaratılışın imkânsız olmadığını
düşündürmek için kullanılır.
Bir zamanlar:
sen yoktun.
Sonra:
var oldun.
Bilinç kazandın.
Kendine:
“Ben”
demeye başladın.
Sevdin.
Hatırladın.
Düşündün.
Korktun.
Hayaller kurdun.
Bütün bunların bir kez ortaya çıkmış olması:
Kur’an’ın teolojik yaklaşımında:
şu soruyu doğurur:
“Bunu ilk kez gerçekleştiren kudret neden tekrar gerçekleştiremesin?”
Elbette insan burada:
“Peki nasıl?”
diye sorabilir.
Bu meşru bir sorudur.
Ayetin cevabı:
mekanizma anlatmak değildir.
Kudretin kaynağını
göstermektir.
Bu nedenle yeniden diriliş:
Kur’an açısından:
doğa yasalarının insan tarafından tekrar kurulması gibi bir mesele değildir.
Yaratıcının:
yaratmayı yeniden gerçekleştirmesi
meselesidir.
Ve bu ayetin insana bıraktığı belki en büyük düşünce:
şudur:
Ölümün kesinliği ile yokluğun kesinliği aynı şey değildir.
İnsan ölümün gerçekleştiğini bilir.
Ama ölümden sonra:
mutlak yokluk bulunduğu iddiası:
başka bir metafizik iddiadır.
Kur’an:
bu iddiayı kabul etmez.
Onun yerine:
başlangıç,
ölüm,
yeniden diriliş
ve hesap
şeklinde daha geniş bir varoluş hikâyesi sunar.
Belki Bürûc Suresi 13. ayetin en derin mesajı şöyle ifade edilebilir:
İlk yaratılış, insanı yokluktan varlığa çıkaran büyük başlangıçtır; yeniden diriliş ise ölümün nihai zafer olmadığını ilan eden ikinci başlangıçtır. Kur’an’ın perspektifinde insanı ilk kez var eden kudret için onu tekrar var etmek imkânsız değildir; bu yüzden ne zalim ölümle hesaptan kaçabilir ne de mazlum ölümle hakikat sahnesinden sonsuza kadar silinebilir.
“Hendek sahipleri insanları öldürerek hikâyeyi bitirdiklerini sanmış olabilirler. Bürûc’un cevabı kısadır: İlk yaratan, yeniden diriltir. Ölüm insanın dünya sahnesini kapatabilir; fakat Kur’an’ın ahiret perspektifinde adalet dosyasını kapatamaz.”
Ersan Karavelioğlu