Nisâ Suresi 79. Ayette “Sana Gelen Her İyilik Allah’tandır; Başına Gelen Her Kötülük ise Kendindendir” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Nisâ 79, insanı kader ile sorumluluk arasındaki en hassas çizgiye getirir: Nimet karşısında şükret, yanlışlarının sonuçları karşısında ise suçu sürekli dışarıda aramak yerine önce kendine bak.”
Ersan Karavelioğlu
Nisâ Suresi’nin 79. ayeti, hemen önceki 78. ayetle birlikte okunması gereken ve ilk bakışta oldukça düşündürücü görünen bir ayettir.
- ayette:
“Hepsi Allah’tandır.”
denilmişti.
- ayette ise:
“Sana gelen iyilik Allah’tandır; başına gelen kötülük ise kendindendir.”
buyrulur.
İlk bakışta bu iki ifade arasında bir çelişki varmış gibi görünebilir. Oysa ayetler iki farklı düzeyi anlatmaktadır:
Her şey Allah’ın egemenliği ve yaratması içindedir; fakat insan kendi seçimlerinin ahlâkî sonuçlarından sorumludur.
Nisâ Suresi 79. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:
“Sana gelen her iyilik Allah’tandır; başına gelen her kötülük ise kendindendir. Seni insanlara peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.”
Bu kısa ayette üç önemli konu bulunur:
Nimetin kaynağı, insanın sorumluluğu ve Hz. Muhammed’in peygamberlik görevi.
Dolayısıyla ayet yalnızca kader tartışması yapmaz; insanın hayata nasıl bakması gerektiğini de öğretir.
“Sana Gelen Her İyilik Allah’tandır” Ne Demektir
İnsan sahip olduğu nimetlerin tamamını kendi üretmez.
Hayat,
sağlık,
akıl,
yetenek,
fırsatlar,
karşılaşılan iyi insanlar
ve sayısız başka nimet insanın tamamen kendi kontrolünün ürünü değildir.
Kur’an bu nedenle iyiliğin nihai kaynağını Allah’ın lütfu olarak gösterir.
Bu anlayış insanı şükre çağırır.
İnsan Başarısının Hiçbir Payı Yok mudur
Elbette insan çaba gösterir.
Çalışır.
Öğrenir.
Plan yapar.
Kararlar verir.
Fakat çaba gösterebilmek için sahip olduğu;
beden,
akıl,
zaman,
hayat
ve imkânlar
zaten kendisine verilmiştir.
Bu nedenle Kur’an insan emeğini yok saymaz; fakat insanın kendisini nimetin mutlak kaynağı sanmasını engeller.
“Başına Gelen Kötülük Kendindendir” Ne Anlama Gelir
Burada özellikle insanın yaptığı yanlış seçimlerin sonuçları gündeme gelir.
İnsan;
adaletsiz davranabilir,
tedbirsizlik yapabilir,
yanlış karar verebilir,
başkasının hakkını çiğneyebilir
ve bunun sonucunda sıkıntıyla karşılaşabilir.
Bu durumda her sonucu başka insanlara veya kadere yüklemek doğru değildir.
Ayet insanı öz sorumluluğa çağırır.
Her Kötü Olay İnsanın Kendi Günahı Yüzünden mi Olur
Hayır.
Bu çok önemli bir ayrımdır.
Kur’an’a göre peygamberler ve salih insanlar da çok ağır musibetler yaşamıştır.
Hastalık,
deprem,
sevilen birinin ölümü,
doğal afet
veya başkasının yaptığı zulüm
her zaman mağdur kişinin günahının sonucu değildir.
Dolayısıyla bir insanın başına kötü bir şey geldiğinde:
“Kesin bir günah işledi, Allah cezalandırdı.”
demek hem yanlış hem de insafsız olabilir.
O Hâlde Ayetteki “Kötülük Kendindendir” Nasıl Anlaşılmalıdır
Ayet insanın ahlâkî sorumluluğunu vurgular.
İnsan yanlış tercihler yapar ve bunların sonuçlarını yaşayabilir.
Örneğin sürekli yalan söyleyen kişi güven kaybedebilir.
Haksızlık yapan kişi ilişkilerini bozabilir.
Tedbirsiz davranan kişi zarar görebilir.
Burada kötülüğün nedeni insanın kendi davranışıdır.
Fakat bu ilke bütün musibetlere mekanik biçimde uygulanamaz.
Nisâ 78’de “Hepsi Allah’tandır”, 79’da Neden “Kötülük Kendindendir” Deniyor
Bu iki ayetin birlikte anlaşılması çok önemlidir.
- ayet varlık düzenini anlatır:
Allah’ın bilgisi ve egemenliği dışında bağımsız bir güç alanı yoktur.
- ayet ise ahlâkî sorumluluğu anlatır:
İnsan kendi seçiminin sonuçlarından sorumludur.
Böylece:
Yaratma ve nihai düzen Allah’a, ahlâkî tercih ve sorumluluk insana
nispet edilir.
Burada çelişki değil, iki farklı bakış açısı vardır.
Allah Kötülüğü Yaratıyorsa İnsan Neden Sorumludur
İslam düşüncesinin en büyük tartışmalarından biri tam olarak budur.
Allah insana;
akıl,
irade
ve seçim alanı
vermiştir.
İnsan seçim yapar.
Allah’ın evren düzeni içinde bu seçim sonuç doğurur.
Dolayısıyla insan kendisine verilen iradeyi hangi yönde kullandığından sorumludur.
İmkânın Allah tarafından verilmiş olması, tercihi insanın tercihi olmaktan çıkarmaz.
Kader İnsanın Hatasına Mazeret Olabilir mi
Kur’an’ın genel yaklaşımında hayır.
Bir insan bile bile yanlış yaptıktan sonra:
“Kaderimde varmış.”
diyerek sorumluluktan kaçamaz.
Eğer kader bütün davranışları mazur gösterseydi;
hesap,
adalet,
tövbe,
ödül
ve ceza
anlamsız olurdu.
Ayet insana tam tersini söyler:
Kendi payını gör.
İyilikte Allah’ı, Kötülükte Kendimizi Görmek Neden Önemlidir
Bu yaklaşım insanın karakterini dengeler.
İyilik geldiğinde:
kibirlenmez.
Şükreder.
Kötü sonuç ortaya çıktığında ise:
sürekli başkalarını suçlamaz.
Kendini sorgular.
Bu iki tavır birleştiğinde insan hem tevazu sahibi olur hem de sorumluluk geliştirir.
Belki de ayetin psikolojik gücü tam burada bulunur.

Bunun Tersi Nasıl Bir İnsan Tipi Ortaya Çıkarır
İnsan bazen tam tersini yapar.
Başarı geldiğinde:
“Ben yaptım.”
der.
Başarısızlık geldiğinde:
“Başkaları yüzünden oldu.”
der.
Bu durumda başarıyı kendine, başarısızlığı dışarıya yükleyen bir karakter oluşur.
Nisâ 79 ise bu zihinsel düzeni tersine çevirir:
Nimette şükür, hatada öz eleştiri.

Ayet İnsana Kendini Suçlamayı mı Öğretiyor
Hayır.
Öz sorumluluk ile sağlıksız biçimde kendini suçlamak aynı şey değildir.
Her kötü olay için:
“Kesin benim suçum.”
demek de doğru değildir.
İnsan yalnızca gerçekten kontrol edebildiği ve seçtiği davranışlarını değerlendirmelidir.
Sağlıklı soru şudur:
“Bu olayda benim gerçekten değiştirebileceğim veya yanlış yaptığım bir şey var mıydı?”
Varsa ders çıkarılır.
Yoksa gereksiz suçluluk taşınmaz.

Bu Ayet Tövbe ile Nasıl İlişkilidir
Tövbenin başlayabilmesi için insan önce kendi yanlışını kabul etmelidir.
Sürekli:
“O yaptı.”
“Şartlar yaptı.”
“Benim suçum yok.”
diyen kişi değişmekte zorlanır.
Ama insan:
“Burada benim hatam vardı.”
diyebilirse dönüş başlayabilir.
Bu yüzden sorumluluk bilinci aynı zamanda tövbenin kapısını açar.

“Seni İnsanlara Peygamber Olarak Gönderdik” İfadesi Neden Ayetin Devamında Yer Alıyor
Çünkü önceki ayette bazı insanlar yaşadıkları kötü sonuçları Hz. Muhammed’e bağlıyorlardı.
Adeta:
“Bu senin yüzünden oldu.”
diyorlardı.
- ayet bu suçlamayı reddeder.
Hz. Muhammed’in görevi insanlara Allah’ın mesajını ulaştırmaktır.
O, insanların bütün kötü tercihlerinin kaynağı değildir.
Peygamber rehberdir; insanların iradesini zorla yönetmez.

Peygamber İnsanların Davranışlarından Sorumlu mudur
Peygamberin sorumluluğu mesajı doğru biçimde iletmek ve örnek olmaktır.
İnsanların onu kabul edip etmemesi ise onların kendi sorumluluğudur.
Bu ayrım Kur’an’da sıkça vurgulanır.
Bir rehber yolu gösterebilir.
Ama insanın yerine yürüyemez.
Bu nedenle peygamberlik zorlayıcı kontrol değil, rehberlik görevidir.

“Şahit Olarak Allah Yeter” Ne Anlama Gelir
Bu ifade Hz. Muhammed’in peygamberlik görevinin nihai şahidinin Allah olduğunu bildirir.
İnsanlar onu suçlayabilir.
Niyetini sorgulayabilir.
Mesajını reddedebilir.
Fakat Allah onun görevini yerine getirip getirmediğini bilir.
Bu aynı zamanda insan için de güçlü bir ilkedir:
İnsanların değerlendirmesi nihai hüküm değildir.

Nisâ 79 Günümüz İnsanına Ne Söyler
Bugün insanlar başarısızlık karşısında çok kolay suçlu arayabiliyor.
Ekonomik durumda,
iş hayatında,
aile ilişkisinde,
arkadaşlıkta
ve kişisel başarılarda
her şey dış faktörlere yüklenebilir.
Elbette dış koşullar gerçekten etkili olabilir.
Ama Nisâ 79 şu soruyu unutturmamayı ister:
“Benim bu sonuçtaki payım ne?”
Bu soru insanı güçsüzleştirmez.
Tam tersine değişebileceği alanı bulmasını sağlar.

Ayetin Psikolojik ve Ahlâkî Dengesi Nedir
Ayet insana iki büyük erdem kazandırabilir:
Şükür ve sorumluluk.
İyi şeyler olduğunda şükür:
“Her şeyi yalnız ben yapmadım.”
der.
Yanlış olduğunda sorumluluk:
“Her şeyi de başkaları yapmadı.”
der.
Bu ikisinin ortasında daha gerçekçi, daha mütevazı ve daha olgun bir insan karakteri oluşur.

Nisâ 79’un En Derin Mesajı Nedir
Nisâ Suresi 79. ayet, insanın hayatı yorumlama biçimini değiştiren çok güçlü bir ölçü verir:
İyilik karşısında şükret, kötülük karşısında önce kendi sorumluluğunu araştır.
Bu, insanı iki büyük hastalıktan korur.
Birincisi kibirdir:
“Bütün başarı benim eserim.”
İkincisi ise sürekli başkalarını suçlamaktır:
“Başıma gelen hiçbir şeyde benim payım yok.”
Kur’an bu iki uçtan da uzaklaştırır.
Allah insana nimet verir.
İnsan bu nimetleri nasıl kullandığından sorumludur.
Allah insana akıl verir.
İnsan hangi kararı vereceğini seçer.
Allah ona yol gösterir.
İnsan o yolda yürüyebilir veya uzaklaşabilir.
Ve yaptığı tercihler sonuç üretir.
Bu nedenle ayetin insana bıraktığı soru son derece kişiseldir:
Başıma gelen her yanlışta kimi suçluyorum ve kendime hiç dönüp bakıyor muyum?
Bazen insanın hayatını değiştiren şey yeni bir suçlu bulmak değil, ilk kez dürüstçe:
“Burada benim de hatam vardı.”
diyebilmesidir.
“Olgun insan nimette kendisini büyütmez, hatada kendisini tamamen saklamaz. Şükür başarıyı kibirden, sorumluluk ise hatayı bahaneden korur.”
Ersan Karavelioğlu