Nisâ Suresi 78. Ayette “Nerede Olursanız Olun, Sağlam ve Yüksek Kaleler İçinde Bulunsanız Bile Ölüm Size Ulaşır” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan ölümden korunmak için duvarlar yükseltebilir, şehirler kurabilir ve bütün ihtimalleri hesaplayabilir; fakat Nisâ 78, asıl meselenin ölümden kaçmak değil, ölüm gelmeden önce nasıl yaşadığımız olduğunu hatırlatır.”
Ersan Karavelioğlu
Nisâ Suresi’nin 78. ayeti, önceki ayette savaş emri karşısında ölümden korkan insanlardan söz edilmesinin hemen ardından gelir.
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:
“Nerede olursanız olun, sağlam ve yüksek kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşır. Onlara bir iyilik gelirse ‘Bu Allah’tandır’ derler; başlarına bir kötülük gelirse ‘Bu sendendir’ derler. De ki: Hepsi Allah’tandır. Bu topluluğa ne oluyor da neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar?”
Bu ayette iki büyük mesele yan yana getirilir:
Ölümden kaçışın mümkün olmaması
ve
insanın iyi ve kötü olayları kendi çıkarına göre yorumlaması.
Nisâ Suresi 78. Ayetin Temel Mesajı Nedir
Ayet ilk olarak insanın kaçınılmaz gerçeğiyle yüzleştirir:Ölüm.
İnsan nerede olursa olsun ölümden bütünüyle kaçamaz.
Ardından ikinci bir problem ele alınır:
İnsan iyi bir şey olduğunda bunu Allah’a bağlarken, kötü bir sonuç çıktığında suçu başka birine yükleyebilir.
Böylece ayet hem ölüm korkusunu hem de sorumluluktan kaçma psikolojisini sorgular.
“Nerede Olursanız Olun Ölüm Size Ulaşır” Ne Demektir
Bu ifade ölümün evrenselliğini anlatır.Zengin veya fakir,
güçlü veya zayıf,
genç veya yaşlı,
yönetici veya sıradan insan
olmak bu temel gerçeği değiştirmez.
İnsan ölümün zamanını ertelemek için tedbirler alabilir fakat ölüm gerçeğini tamamen ortadan kaldıramaz.
Kur’an burada insanı karamsarlığa değil, ölümlülük bilincine çağırır.
Ayet “Tedbir Almanın Anlamı Yok” mu Diyor
Hayır.Bu çok önemli bir ayrımdır.
Nisâ 71’de aynı sure:
“Tedbirinizi alın.”
demişti.
Dolayısıyla Kur’an bir taraftan tedbir almayı emrederken diğer taraftan ölümden kesin biçimde kaçmanın mümkün olmadığını söyler.
İki ilke birlikte şöyledir:
Tedbirini al ama kendini ölümsüz sanma.
“Sağlam ve Yüksek Kaleler” Ne Anlama Gelir
Ayette insanın kendisini son derece güvenli hissettiği yerleri anlatan güçlü bir ifade kullanılır.Bunlar;
korunaklı kaleler,
yüksek kuleler,
güçlü savunma yapıları
olarak düşünülebilir.
Mesaj şudur:
İnsan güvenlik sistemlerini ne kadar geliştirirse geliştirsin, ölümü mutlak biçimde dışarıda bırakamaz.
Kaleler Neden Özellikle Örnek Veriliyor
Çünkü kale eski dünyada güvenliğin en güçlü sembollerinden biriydi.Yüksek duvarlar,
kapılar,
askerler
ve savunma sistemleri
insana büyük güven verirdi.
Kur’an bu güçlü sembolü kullanarak şu gerçeği anlatır:
Hiçbir fiziksel güvenlik sistemi insanın faniliğini ortadan kaldıramaz.
Ölümden Kaçış Mümkün Değilse İnsan Neden Kendini Korumalıdır
Çünkü insan hayatı emanettir.Hastalıktan korunmak,
güvenlik önlemi almak,
tehlikeden uzak durmak
ve sağlığı korumak
sorumluluktur.
Ama bütün bunların amacı ölümsüz olmak değildir.
Amaç, insana verilen hayatı sorumlu biçimde korumaktır.
Ölümlülüğü kabul etmek tedbiri değil, kibri ortadan kaldırır.
Ayet Savaş Korkusuyla Nasıl Bağlantılıdır
Bir önceki 77. ayette bazı insanların savaş emri geldiğinde ölüm korkusuyla geri durmak istediği anlatılmıştı.- ayet buna şu temel gerçeği hatırlatır:
Bu, insanı tedbirsiz davranmaya çağırmaz.
Fakat ölüm korkusunun insanın bütün ahlâkî sorumluluğunu yok etmesine karşı çıkar.
Kur’an Ölümü Neden Bu Kadar Sık Hatırlatır
Çünkü ölüm bilinci insanın değer sıralamasını değiştirebilir.Eğer insan sonsuza kadar yaşayacağını düşünseydi;
mal,
makam,
ün
ve güç
çok daha büyük anlam kazanabilirdi.
Fakat ölüm bütün bunların geçiciliğini gösterir.
Bu nedenle ölüm hatırlatması aslında:
“Hayatını ne uğruna harcıyorsun?”
sorusudur.
Ölümü Hatırlamak İnsanı Karamsar Yapar mı
Mutlaka değil.Ölüm bilinci iki farklı sonuç doğurabilir.
İnsan:
“Nasıl olsa öleceğim.”
deyip umutsuzlaşabilir.
Ya da:
“Madem zamanım sınırlı, onu anlamlı yaşamalıyım.”
diyebilir.
Kur’an’ın genel yaklaşımı ikinci yöndedir.
Ölümü hatırlamak yaşamı küçümsemek değil, yaşamın değerini fark etmektir.
“Onlara Bir İyilik Gelirse ‘Bu Allah’tandır’ Derler” Ne Demektir
Ayetin ikinci bölümü insanın olayları yorumlama biçimine geçer.Bazı insanlar iyi bir sonuç ortaya çıktığında bunu Allah’ın lütfu olarak görür.
Buraya kadar tek başına sorun yoktur.
Sorun, kötü bir sonuç çıktığında aynı insanların tamamen farklı bir ölçü kullanmasıdır.
Yani değerlendirme tutarlı değildir.

“Bir Kötülük Gelirse ‘Bu Sendendir’ Derler” Ne Anlama Gelir
Burada Hz. Muhammed’e yönelik bir suçlama anlatılır.İyi şey olduğunda:
“Allah verdi.”
Kötü şey olduğunda ise:
“Muhammed yüzünden oldu.”
denmektedir.
Bu insan psikolojisinde sık görülen bir davranıştır:
Başarıyı sahiplenmek veya kutsallaştırmak,
başarısızlığın suçunu ise başka birine yüklemek.

İnsan Neden Kötü Sonuçlarda Suçlu Arar
Çünkü sorumluluk ağırdır.Bir başarısızlık olduğunda:
“Benim de bunda payım olabilir.”
demek insanın egosunu rahatsız edebilir.
Bu nedenle dışarıda bir suçlu bulmak daha kolaydır.
Yönetici,
arkadaş,
eş,
toplum,
şartlar
veya başka biri suçlanabilir.
Bazen gerçekten dış etkenler vardır.
Fakat bazen suçlama sadece kendini koruma mekanizmasıdır.

“De Ki: Hepsi Allah’tandır” Ne Demektir
Bu ifade kader ve insan sorumluluğu açısından önemli bir cümledir.Kur’an’a göre evrende Allah’ın bilgisi, kudreti ve izni dışında bağımsız bir alan yoktur.
Bu anlamda gerçekleşen olayların tamamı ilahî egemenliğin dışına çıkmaz.
Fakat bu ifade:
“İnsan hiçbir şeyden sorumlu değildir.”
anlamına gelmez.
Zaten hemen sonraki 79. ayette insanın kendi davranışlarıyla ilişkili sorumluluk boyutu ayrıca açıklanacaktır.

O Hâlde İyilik ve Kötülük Allah’tan mı, İnsandan mı
Nisâ 78 ve 79 birlikte okunmalıdır.- ayet, hiçbir olayın Allah’ın egemenliği dışında olmadığını vurgular.
- ayet ise insana ulaşan kötülüklerin kendi davranışları ve sorumluluğuyla ilişkili yönüne dikkat çeker.
Varlığın nihai düzeni Allah’ın kudreti içindedir.
Ama:
İnsan kendi seçimlerinden sorumludur.
Bu iki ilkeyi birbirinin karşıtı gibi okumamak gerekir.

Kader İnsanın Sorumluluğunu Ortadan Kaldırır mı
Hayır.Eğer insan hiçbir seçimden sorumlu olmasaydı;
emir,
yasak,
ödül,
ceza,
tövbe
ve hesap
anlamsız hâle gelirdi.
Kur’an ise sürekli insanın seçimlerinden ve sonuçlarından söz eder.
Bu nedenle kader inancı:
“Ne yaparsam yapayım fark etmez.”
demek değildir.

“Bu İnsanlara Ne Oluyor da Sözü Anlamıyorlar” İfadesi Neden Kullanılıyor
Ayetin sonunda sert bir eleştiri vardır.Problem onların kelimeleri duyamaması değildir.
Sorun olayları tutarsız ve önyargılı biçimde yorumlamalarıdır.
İyi olanı bir yere,
kötü olanı başka yere
yükleyerek kendi düşünce yapılarını korumaktadırlar.
Kur’an bu zihinsel çelişkiye dikkat çeker.

Nisâ 78 Günümüz İnsanına Ne Söyler
Bugün de insan çok gelişmiş güvenlik sistemleri kurabilir.Modern tıp,
teknoloji,
sigorta,
güvenli binalar
ve gelişmiş ulaşım sistemleri
hayatı daha güvenli hâle getirebilir.
Bunların hepsi değerlidir.
Ama hiçbir teknoloji insana mutlak ölümsüzlük garantisi vermez.
Bu gerçek insanı korkutmaktan çok, hayatın sınırlılığını anlamaya çağırır.

Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir
Ayet iki güçlü insan eğilimini aynı anda gösterir:Ölümden kaçma arzusu
ve
kötü sonuçların suçunu başkasına yükleme arzusu.
İkisi de kontrol ihtiyacıyla ilişkilidir.
İnsan hem hayatı tamamen kontrol etmek ister hem de kontrol edemediği sonuçlarda suçlu arar.
Kur’an ise insana daha gerçekçi bir konum verir:
Tedbir al.
Sorumluluk taşı.
Ama her şeyi kontrol edemeyeceğini de kabul et.

Nisâ 78’in En Derin Mesajı Nedir
Nisâ Suresi 78. ayet insanın iki büyük yanılgısını aynı anda sarsar.Birincisi:
“Yeterince güçlü olursam ölümden kaçabilirim.”
İkincisi:
“Başımıza kötü bir şey geldiyse mutlaka bütün suç başkasındadır.”
Kur’an ilk yanılgıya:
“Sağlam kalelerde bile olsanız ölüm size ulaşır.”
diye cevap verir.
İkinci yanılgıya ise insanın olayları kendi çıkarına göre bölmemesi gerektiğini hatırlatır.
Buradaki amaç insanı çaresiz bırakmak değildir.
Tam tersine insanı gerçek sorumluluğuna döndürmektir.
Sen her şeyi kontrol edemezsin.
Ama nasıl yaşayacağını kontrol edebileceğin alanlar vardır.
Ölümün ne zaman geleceğini bilmiyorsun.
Ama ölüm gelene kadar;
adil olup olmayacağını,
dürüst davranıp davranmayacağını,
insanlara nasıl davranacağını,
hangi değerlerin peşinden gideceğini
seçebilirsin.
Belki de ayetin en güçlü mesajı bu yüzden şudur:
İnsanın görevi ölümden sonsuza kadar kaçmak değil, ölüm geldiğinde arkasında nasıl bir hayat bırakacağını belirlemektir.
“Ölümün geleceği yerden kaçamazsın; fakat ölüm gelene kadar nasıl yaşayacağını seçebilirsin. Faniliği bilmek hayatı değersizleştirmez, aksine her anın değerini büyütür.”
Ersan Karavelioğlu