Müzzemmil Suresi 10. Ayette İnkârcıların Sözlerine Sabretmek Ve Onlardan Güzel Bir Şekilde Uzaklaşmak Ne Anlama Gelir
“Sabır, insanın her söze boyun eğmesi değil; hakikatten vazgeçmeden öfkesini yönetmesi ve vakarını korumasıdır.”
Ersan Karavelioğlu
Müzzemmil Suresi’nin 10. ayetinde şöyle buyrulur:
“Onların söylediklerine sabret ve onlardan güzel bir şekilde ayrıl.”
Bu ayet, Hz. Muhammed’e kendisini yalanlayan, küçümseyen, hakaret eden ve vahyi değersiz göstermeye çalışan insanların sözleri karşısında sabırlı olmasını emretmektedir.
Aynı zamanda onlarla gereksiz tartışmalara girmemesi, onların seviyesine inmemesi ve vakarını koruyarak güzel bir biçimde uzaklaşması istenmektedir.
Buradaki uzaklaşma korkudan kaçmak değil; hakikati anlattıktan sonra faydasız çatışmalara sürüklenmemektir.
Hz. Muhammed’in karşılaştığı sözler sıradan eleştiriler değildi.
İnkârcılar onu:
• Yalancılıkla suçluyor
• Büyücü olduğunu söylüyor
• Şair olarak nitelendiriyor
• Vahyi uydurduğunu iddia ediyor
• Aklını kaybettiğini ileri sürüyor
• İnsanları birbirine düşürmekle suçluyordu
Ayet, bütün bu sözler karşısında öfkeye kapılıp görevinden vazgeçmemesini istemektedir.
Sabır burada sessizce ezilmek değil; hakikati koruyarak saldırganlığa saldırganlıkla karşılık vermemektir.
Hayır. Sabır, her türlü haksızlığa sessiz kalmak anlamına gelmez.
Kur’an’daki sabır:
• Doğru yolda kalmak
• Öfkeyi kontrol etmek
• Zorluk karşısında vazgeçmemek
• Haksızlığa benzer bir haksızlıkla karşılık vermemek
• Sonucu aceleye getirmemek
• Ahlaki ölçüleri korumak
demektir.
İnsan sabrederken hakkını savunabilir, yanlışları açıklayabilir ve sınırlarını koruyabilir.
Sabır, kişiliğin silinmesi değil; kişiliğin öfke tarafından ele geçirilmesini önlemektir.
Peygamberlik görevinin ilk dönemlerinde Müslümanlar sayıca az ve toplumsal bakımdan güçsüzdü.
Hz. Muhammed’in karşısında ise Mekke’nin güçlü aileleri, zenginleri ve geleneksel düzenin savunucuları bulunuyordu.
Aceleci ve öfkeli davranmak:
• Mesajın yanlış anlaşılmasına
• Şiddetin artmasına
• İnananların daha fazla zarar görmesine
• Davanın ahlaki üstünlüğünü kaybetmesine
• Gereksiz çatışmaların çıkmasına
neden olabilirdi.
Bu yüzden sabır, hem manevi hem de stratejik bir gereklilikti.
Sözler bedende yara açmasa bile insanın ruhunda derin izler bırakabilir.
Özellikle kişi:
• Yanlış anlaşılmışsa
• Haksız yere suçlanmışsa
• Niyeti çarpıtılmışsa
• Toplum önünde küçümsenmişse
• İtibarı hedef alınmışsa
• Sevdiklerine hakaret edilmişse
büyük acı yaşayabilir.
Ayet, sözlerin etkisini küçümsememektedir. Tam tersine bu sözlerin ağır olduğunu kabul ederek Hz. Muhammed’e dayanma gücü kazandırmaktadır.
Ayette geçen ifade, “hecr-i cemîl”, yani güzel bir ayrılış veya güzel bir uzaklaşma anlamına gelir.
Bu uzaklaşma:
• Hakaret etmeden
• Aşağılamadan
• İntikam sözü vermeden
• Gereksiz tartışmayı sürdürmeden
• Kibir göstermeden
• Ahlaki sınırları bozmadan
mesafe koymaktır.
İnsan bazen konuşarak değil, tartışmayı sonlandırarak daha doğru davranmış olur.
Hayır. Güzel uzaklaşma korkaklık değildir.
Korkaklık, doğruyu söylemekten çekinmek ve sorumluluktan kaçmaktır.
Güzel uzaklaşma ise:
• Doğruyu açıklamak
• Gerekli uyarıyı yapmak
• Tartışmanın faydasızlaştığını görmek
• Hakaret ortamından çekilmek
• Kendi vakarını korumak
anlamına gelir.
Hz. Muhammed mesajını terk etmemiştir. Yalnızca anlamsız ve zehirli tartışmalara teslim olmaması istenmiştir.
Hayır. Her söz cevap vermeye değer değildir.
Bazı insanlar gerçeği öğrenmek için değil:
• Kavga çıkarmak
• Karşısındakini öfkelendirmek
• Sözü çarpıtmak
• İtibarını zedelemek
• Zamanını tüketmek
• Onu yanlış bir tepkiye sürüklemek
için tartışabilir.
Böyle durumlarda cevap vermemek veya tartışmadan çekilmek daha akıllıca olabilir.
Sessizlik her zaman acizlik değildir. Bazen insanın kendisini ve sözünü koruma biçimidir.
Hakaret eden kişiye aynı biçimde karşılık vermek, insanı onun seviyesine indirebilir.
Böyle bir tepki:
• Öfkeyi büyütür
• Hakikati gölgeler
• Yeni kırgınlıklar doğurur
• Tartışmayı kişiselleştirir
• İnsanların asıl meseleyi unutmasına yol açar
Ayet, Hz. Muhammed’in ahlaki üstünlüğünü korumasını istemektedir.
İnsan doğru bir düşünceyi savunurken yanlış bir üslup kullanırsa haklı olduğu konuda bile güven kaybedebilir.
Sabır bilinçli bir tutumdur. Suskunluk ise bazen korkudan, çaresizlikten veya ilgisizlikten kaynaklanabilir.
Sabırlı insan:
• Ne zaman konuşacağını bilir
• Ne zaman susacağını bilir
• Sözü ölçülü kullanır
• Öfkesini kararlarının önüne geçirmez
• Amacını unutmaz
• Gerektiğinde sınır koyar
Bu nedenle sabır pasiflik değil, güçlü bir öz denetimdir.
Hayır. Bir söze sabretmek, o sözü doğru kabul etmek anlamına gelmez.
Hz. Muhammed inkârcıların sözlerini onaylamamış; onların yanlışlarını açıklamaya devam etmiştir.
Fakat bunu:
• Hakaret etmeden
• Kişisel intikama yönelmeden
• Öfkesini kaybetmeden
• Mesajın özünü bozmadan
• Sonucu Allah’a bırakarak
yapmıştır.
İnsan bir düşünceye karşı çıkarken düşüncenin sahibine zulmetmemelidir.
İnsanların her davranışına katlanmak zorunda olmak sağlıklı değildir.
Güzel uzaklaşma aynı zamanda sınır koymaktır.
İnsan:
• Sürekli hakaret eden biriyle görüşmeyi azaltabilir
• Kendisini yıpratan tartışmayı bitirebilir
• Kötü niyetli insanlara mesafe koyabilir
• Ruhsal huzurunu koruyabilir
• Saygısızlığı normalleştirmeyebilir
Ancak bunu kin, aşağılama ve intikam duygusuyla değil; sakinlik ve ölçüyle yapmalıdır.
1
Ayetin indirildiği dönemde Hz. Muhammed’e sözlü saldırılar karşısında sabır ve güzel uzaklaşma emredilmiştir.
Bu yaklaşım:
• Şiddeti büyütmemeyi
• Kötülüğe aynı yöntemle karşılık vermemeyi
• Ahlaki üstünlüğü korumayı
• İnsanları düşünmeye davet etmeyi
• Hakikatin gücüne güvenmeyi
öğretmektedir.
Her haksızlık aynı yöntemle karşılanmaz. Bazen hukuk, bazen açıklama, bazen mesafe, bazen de sabır gerekir.
Ayet, özellikle sözlü saldırılar karşısında öfkesiz ve vakarlı bir tutum önermektedir.
1
Her olumsuz söz hakaret değildir.
Eleştiri:
• Belirli bir davranışı veya düşünceyi sorgular
• Gerekçe sunar
• Düzeltme amacı taşıyabilir
• Konuşmaya açık olabilir
Hakaret ise:
• Kişiliği aşağılar
• Onuru hedef alır
• Gerçeği anlamaya çalışmaz
• Öfke ve düşmanlık taşır
• Çoğu zaman çözüm üretmez
İnsan eleştiriyi dinlemeli; hakaret karşısında ise kendisini koruyarak ölçülü davranmalıdır.
Her eleştiriyi düşmanlık saymak da her hakareti sabır adına kabul etmek de doğru değildir.
Hakaret ve haksız suçlama insanın zihnini uzun süre meşgul edebilir.
Kişi sürekli:
• Ne cevap vereceğini düşünebilir
• İntikam planları kurabilir
• Kendini değersiz hissedebilir
• Öfkesini başkalarına yansıtabilir
• Günlük hayatını ihmal edebilir
Sabır, insanın kendisini bu zehirli döngüden korumasına yardımcı olur.
İnsan her sözü kalbine taşımamalıdır. Başkalarının haksız değerlendirmeleri, insanın gerçek değerini belirlemez.
Sosyal medya ve dijital ortamlar insanları sürekli tartışmaya çekebilir.
Modern insan:
• Her yoruma cevap vermeyebilir
• Hakaret eden hesabı engelleyebilir
• Tartışmanın uzadığını fark ettiğinde ayrılabilir
• Özel hayatını koruyabilir
• Kışkırtıcı mesajları paylaşmayabilir
• Cevap vermeden önce sakinleşebilir
Dijital ortamda da güzel uzaklaşma mümkündür.
Her saldırıya anında cevap verme zorunluluğu, insanın huzurunu ve zamanını tüketebilir.
Sabır, insanın onurunu terk etmesi değildir.
İnsan sabırlı davranırken:
• Hakaretin yanlış olduğunu söyleyebilir
• İletişimi sonlandırabilir
• Gerekirse hukuki yollara başvurabilir
• Kendini savunabilir
• Güvenliğini koruyabilir
• Tekrarlanan kötülüğe sınır koyabilir
Ancak bütün bunları öfke, iftira ve aşırı intikam duygusuyla yapmamalıdır.
Onurlu sabır, hem insanın kendisini hem de ahlakını korur.
Aile, iş veya arkadaşlık ilişkilerinde insanlar zaman zaman kırıcı sözler söyleyebilir.
Böyle durumlarda kişi:
• Hemen öfkeyle cevap vermemeli
• Söylenenin yanlış anlaşılma olup olmadığını araştırmalı
• Uygun zamanda konuşmalı
• Hakaret sürüyorsa mesafe koymalı
• Sürekli aynı zarara maruz kalmamalı
• İntikam yerine çözüm aramalıdır
Güzel uzaklaşma bazen kısa süreli sakinleşmek, bazen de zarar veren bir ilişkiyi kalıcı biçimde sonlandırmak olabilir.
Önemli olan bunu adaletli ve ölçülü yapmaktır.
Müzzemmil Suresi 10. ayet, insanın başkalarının çirkin sözleri nedeniyle kendi ahlakını kaybetmemesi gerektiğini öğretir.
İnsan:
• Hakarete hakaretle karşılık vermemeli
• Öfkesini kontrol etmeli
• Her tartışmaya girmemeli
• Doğru bildiğinden vazgeçmemeli
• Gerektiğinde mesafe koymalı
• Ayrılırken bile adaletini korumalıdır
Başkalarının kötü davranışı, insanın kötü davranması için mazeret olmamalıdır.
Gerçek karakter, insanın yalnızca kendisine iyi davranıldığında değil; haksızlığa uğradığında nasıl davrandığında ortaya çıkar.
Müzzemmil Suresi 10. ayet, Hz. Muhammed’e inkârcıların kırıcı ve düşmanca sözlerine sabretmesini ve onlardan güzel bir şekilde uzaklaşmasını emretmektedir.
Ayetin temel mesajı şudur:
Hakikat savunulurken öfkeye teslim olunmamalı, insanın ahlakı karşısındakinin ahlaksızlığına göre şekillenmemelidir.
Sabretmek:
• Görevden vazgeçmemek
• Öfkeyi yönetmek
• Haksızlığa aynı haksızlıkla karşılık vermemek
• Sonucu aceleye getirmemek
• Doğru yolda kararlı kalmaktır
Güzel uzaklaşmak ise:
• Hakaret etmeden mesafe koymak
• Faydasız tartışmayı bırakmak
• Vakarını korumak
• Kötülüğe benzememek
• Hesabı Allah’a bırakmaktır
İnsan her sözü değiştiremez, her kişiyi ikna edemez ve her haksızlığı hemen ortadan kaldıramaz. Fakat kendi tepkisini, üslubunu ve ahlaki duruşunu kontrol edebilir.
“Başkalarının çirkin sözü insanın dilini çirkinleştirmemeli; hakikati savunan kişi, ayrılırken bile adaletini ve vakarını korumalıdır.”
Ersan Karavelioğlu