📖 Müddessir Suresi 48. Ayette “Artık Şefaat Edenlerin Şefaati Onlara Fayda Vermez” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
50,955
2,724,946
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Müddessir Suresi 48. Ayette “Artık Şefaat Edenlerin Şefaati Onlara Fayda Vermez” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“İnsan sorumluluklarını terk edip başkalarının kendisini kurtaracağını düşünürse, inancı bir dönüşüm çağrısı olmaktan çıkarıp sahte bir güvenceye dönüştürür. Şefaat ümidi, yanlışta ısrarın bahanesi değil; Allah’ın rahmetine layık olabilme sorumluluğudur.”
Ersan Karavelioğlu

Müddessir Suresi’nin kırk sekizinci ayetinde şöyle buyrulur:


“Artık şefaat edenlerin şefaati onlara fayda vermez.”


Ayetin Arapçası:


فَمَا تَنْفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعِينَ


Okunuşu:


“Femâ tenfeuhum şefâatü’ş-şâfiîn.”


Önceki ayetlerde Sekar’daki suçlular, kendilerini bu ağır sonuca götüren davranışları açıklamışlardı:


Namaz kılanlardan değildik.


Yoksulu doyurmazdık.


Batıla dalanlarla birlikte biz de dalardık.


Ceza gününü yalanlardık.


Sonunda kesin gerçek bize gelip çattı.



Bu ayette ise ölüm gelinceye kadar inkâr ve sorumsuzlukta ısrar eden bu insanlara hiçbir şefaatin fayda vermeyeceği bildirilmektedir.


Ayet, insanın başkalarının makamına, yakınlığına veya kendisi hakkındaki iyi dileklerine güvenerek kişisel sorumluluğundan kaçamayacağını açıkça ortaya koyar.


1️⃣ Şefaat Ne Anlama Gelir ❓


Şefaat, bir kimsenin bağışlanması, derecesinin yükselmesi veya hakkında merhametli bir hüküm verilmesi için aracılıkta bulunmak anlamına gelir.


Dinî anlamda şefaat:


Allah’ın izin verdiği kimselerin, Allah’ın razı olduğu kişiler hakkında bağışlanma ve merhamet dilemesidir.


Şefaat Allah’ın hükmünü değiştiren bağımsız bir güç değildir.


Şefaat eden de şefaatten yararlanan da Allah’ın iznine ve hükmüne bağlıdır.


2️⃣ “Şefaat Edenler” Kimlerdir ❓


Kur’an ve İslam geleneğinde şefaat etmesine izin verilebilecek kişiler arasında:


Peygamberler, melekler, salih kullar ve Allah’ın izin verdiği diğer kimseler


zikredilir.


Hz. Muhammed’in ahirette ümmeti için şefaat edeceğine ilişkin çok sayıda rivayet bulunmaktadır.


Ancak hiçbir varlık Allah’tan bağımsız biçimde istediği kişiyi kurtarma yetkisine sahip değildir.


Şefaat bütünüyle Allah’ın izni ve rızası içinde gerçekleşir.


3️⃣ Şefaat Edenlerin Şefaati Neden Fayda Vermez ❓


Ayette anlatılan insanlar, geçici bir hata işleyip pişman olan kimseler değildir.


Onlar:


Namazı terk etmiş, yoksula karşı duyarsız kalmış, batıla katılmış, hesap gününü yalanlamış ve ölüm gelinceye kadar bu tavırlarında ısrar etmişlerdir.


Bu nedenle şefaate uygun bir yöneliş ve samimi dönüş göstermemişlerdir.


İnsan hakikati bütün ömrü boyunca reddedip ölümden sonra başkalarının kendisini kurtarmasını bekleyemez.


4️⃣ Şefaat Allah’ın Adaletine Aykırı mıdır ❓


Hayır.


Çünkü şefaat Allah’ın bilgisi ve izni dışında gerçekleşmez.


Allah kişinin:


Niyetini, bilgisini, imkânlarını, tövbesini, yaptığı iyilikleri ve sorumluluk derecesini


eksiksiz bilir.


Şefaat haksız bir insanın rastgele biçimde suçsuz ilan edilmesi değildir.


Allah’ın adaletiyle merhametinin birlikte tecelli ettiği bir bağışlanma imkânıdır.


5️⃣ Şefaat Allah’ı Kararından Döndürmek midir ❓


Hayır.


Allah bir şeyi bilmeden karar veren, ardından başkasının ikna etmesiyle fikrini değiştiren bir varlık değildir.


Şefaat:


Allah’ın başlangıçtan beri bildiği ve izin verdiği rahmet düzeninin bir parçasıdır.


Şefaat eden kişi Allah’a bilmediği bir şeyi anlatmaz.


Allah’ın merhamet etmesini zorunlu hâle de getiremez.


Şefaatin kendisi bile Allah’ın bağışlama iradesinin bir göstergesidir.


6️⃣ Şefaate Güvenerek Günah İşlemek Doğru mudur ❓


Hayır.


İnsan:


“Nasıl olsa peygamber bana şefaat eder.”


diyerek ibadetlerini terk edemez, kul hakkı yiyemez ve kötülükte bilinçli biçimde ısrar edemez.


Bu düşünce şefaat inancını sorumsuzluk aracına dönüştürür.


Gerçek şefaat ümidi insanı kötülüğe cesaretlendirmez.


Aksine Allah’ın rahmetine layık olabilmek için tövbeye, iyiliğe ve sorumluluğa yöneltir.


7️⃣ Peygamber Her İstediği Kişiye Şefaat Edebilir mi ❓


İslam inancına göre peygamberlerin şefaati de Allah’ın iznine bağlıdır.


Hiçbir peygamber:


Allah’ın razı olmadığı bir kişiyi kendi iradesiyle kurtaramaz.


Peygamberin Allah katındaki yüksek makamı vardır; fakat bu makam bağımsız bir ilahlık veya sınırsız yetki anlamına gelmez.


Şefaat edenin yetkisi Allah tarafından verilir, sınırı da Allah tarafından belirlenir.


8️⃣ Şefaat Kimlere Fayda Verebilir ❓


Şefaatin kimlere ve hangi şartlarda fayda vereceğinin nihai bilgisi Allah’a aittir.


Genel olarak:


İman sahibi olan, Allah’a yönelen, günahını doğru kabul etmeyen ve ilahi rahmetten bütünüyle kopmayan kimseler


için şefaat ümidinden söz edilir.


Ancak hiçbir insan kendisi veya başkası hakkında kesin kurtuluş hükmü veremez.


İnsan umut ile sorumluluk arasında yaşamalıdır.


9️⃣ Büyük Günah İşleyen Mümin Şefaatten Yararlanabilir mi ❓


İslam geleneğinde büyük günah işlemiş fakat imanını bütünüyle kaybetmemiş bazı kişilerin Allah’ın izniyle şefaatten yararlanabileceği kabul edilmiştir.


Ancak bu düşünce:


Büyük günahları küçümseme veya tövbeyi gereksiz görme


sebebi olamaz.


Kul hakkı, zulüm ve bilinçli kötülük ciddi sorumluluklardır.


İnsan şefaate güvenmek yerine henüz dünyadayken tövbe etmeli ve verdiği zararı gidermelidir.


🔟 Şefaat İle Tövbe Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır ❓


Tövbe, insan henüz dünyadayken doğrudan Allah’a yönelmesidir.


İnsan tövbe için bir aracının gelmesini beklemek zorunda değildir.


Samimi tövbe:


Günahı bırakmak, pişman olmak, yeniden yapmamaya karar vermek ve kul hakkı varsa onu telafi etmek


anlamına gelir.


Şefaat ümidi tövbenin yerine geçmez.


İnsan yapabileceği dönüşü dünyada yapmalı, sonucunu Allah’ın rahmetine bırakmalıdır.


1️⃣1️⃣ Kul Hakkı Şefaatle Ortadan Kalkar mı ❓


İnsanların birbirleri üzerindeki hakları son derece önemlidir.


Bir kişi:


Mal çalmış, emek sömürmüş, iftira atmış veya başka bir insanın onuruna zarar vermişse


yalnızca şefaat bekleyerek sorumluluktan kurtulacağını düşünmemelidir.


Mümkün olduğu sürece hakkı geri vermeli, zararı düzeltmeli ve helallik istemelidir.


Allah’ın ahirette nasıl hükmedeceği O’nun adaletine ve merhametine aittir.


1️⃣2️⃣ Şefaat İnsanın Kendi Amelini Gereksiz mi Kılar ❓


Hayır.


İnsan:


İman etmek, ibadet etmek, iyilik yapmak, adaletli davranmak ve kötülükten sakınmakla


sorumludur.


Şefaat insanın bütün görevlerini ortadan kaldıran bir ayrıcalık değildir.


Bir öğrencinin öğretmenin merhametine güvenip hiç çalışmaması nasıl yanlışsa, insanın da Allah’ın rahmetine güvenerek bütün sorumluluklarını bırakması yanlıştır.


Rahmet, çabayı anlamsızlaştırmaz; çabanın eksiklerini tamamlayan bir lütuftur.


1️⃣3️⃣ İnsan Başkasının Dindarlığıyla Kurtulabilir mi ❓


İnsan:


Peygamber soyundan, salih bir aileden veya dindar bir çevreden


geldiği için otomatik olarak kurtulmuş sayılmaz.


Bir kişinin anne ve babasının iyiliği, çocuğuna güzel bir örnek olabilir; fakat onun kişisel sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.


Ahirette insan:


Kendi imanı, niyeti, davranışları ve Allah’ın kendisine sunduğu imkânlara verdiği cevapla


değerlendirilir.


1️⃣4️⃣ Din Büyüklerini Aracı Görmek Nasıl Değerlendirilmelidir ❓


Salih insanlara saygı göstermek ve onların duasını istemek mümkündür.


Ancak hiçbir insan:


Allah’ın yerine geçen, kaderi bağımsız biçimde değiştiren veya kesin kurtuluş dağıtan


bir varlık hâline getirilmemelidir.


Dua ve ibadetin asıl yöneldiği varlık Allah’tır.


İnsan din büyüklerine sevgi duyarken Allah’a ait mutlak yetkileri onlara vermemelidir.


1️⃣5️⃣ Ayet Putperestlerin Şefaat Anlayışını da Eleştirir mi ❓


Mekkeli müşrikler bazı putların kendilerini Allah’a yaklaştıracağını ve kendileri için şefaat edeceğini düşünüyorlardı.


Kur’an bu anlayışı eleştirerek:


Allah’ın izni olmadan hiçbir varlığın şefaat edemeyeceğini


bildirir.


İnsan kendi yaptığı veya kutsallaştırdığı varlıklara güvenerek ilahi sorumluluktan kurtulamaz.


Şefaat Allah’a ortak koşma aracı değil, Allah’ın mutlak hükmüne bağlı bir rahmettir.


1️⃣6️⃣ Şefaat Yok mudur, Yoksa Bazılarına mı Fayda Vermez ❓


Bu ayet şefaatin bütünüyle bulunmadığını söylemez.


“Şefaat edenlerin şefaati onlara fayda vermez.”


ifadesi, ayette anlatılan belirli suçluların şefaatten yararlanamayacağını bildirir.


Kur’an’ın başka ayetlerinde Allah’ın izin verdiği kimselerin şefaat edebileceği açıklanır.


Dolayısıyla Kur’an’ın yaklaşımı:


Bağımsız ve sınırsız şefaati reddetmek, Allah’ın izin verdiği şefaati kabul etmek


şeklinde özetlenebilir.


1️⃣7️⃣ Günümüz İnsanına Bu Ayet Ne Söyler ❓


Günümüzde insanlar dinî kimliklerine, ailelerine veya belirli gruplara bağlılıklarına güvenerek kendilerini güvende hissedebilir.


Bir kişi:


“Ben şu topluluktanım, şu kişinin takipçisiyim veya ailem dindardır.”


diyerek kendi davranışlarını sorgulamaktan kaçabilir.


Ayet insana, hiçbir grup kimliğinin kişisel ahlak ve sorumluluğun yerine geçemeyeceğini hatırlatır.


İnsan adıyla değil, hayatıyla hazırlanır.


1️⃣8️⃣ Ayetin En Derin Anlamı Nedir ❓


Ayetin en derin anlamı, kurtuluşun insanın başkalarına yükleyebileceği bir sorumluluk olmadığıdır.


Suçlular dünyada:


Allah ile bağlarını koparmış, yoksula sırt çevirmiş, batıla katılmış ve hesap gününü reddetmişlerdir.


Ölüm geldiğinde ise başkalarının kendilerini kurtarması mümkün olmayacaktır.


İnsan kendi hayatını yanlış üzerine kurduktan sonra yalnızca aracılara güvenerek sonuçtan kaçamaz.


1️⃣9️⃣ Sonuç: Şefaat Ümidi Sorumluluktan Kaçış Değildir​


Müddessir Suresi’nin kırk sekizinci ayetinde şöyle buyrulur:


“Artık şefaat edenlerin şefaati onlara fayda vermez.”


Bu hüküm, şefaatin bütünüyle reddedildiği anlamına gelmez.


Ayet, ölüm gelinceye kadar:


Namazı terk eden, yoksulu doyurmayan, batıla katılan ve ceza gününü yalanlayan insanların


şefaate güvenerek kurtulamayacağını bildirir.


Ayet bugünün insanına şu soruları yöneltir:


Kendi sorumluluklarımı yerine getirmek yerine başkalarının beni kurtaracağını mı düşünüyorum?


Dinî kimliğimi ahlaki davranışların yerine mi koyuyorum?


Şefaat ümidi beni tövbeye mi, yoksa günahı küçümsemeye mi yöneltiyor?


Kul haklarını düzeltmeden yalnızca bağışlanmayı mı bekliyorum?


Allah’ın merhametine güvenirken O’nun adaletini unutuyor muyum?



İnsan Allah’ın rahmetinden ümidini kesmemelidir.


Fakat bu ümit, yanlışta ısrarın ve sorumluluktan kaçışın bahanesi hâline getirilmemelidir.


Gerçek umut, insanı değiştiren umuttur.


Şefaat bekleyen kişi önce kendisine verilen hayatı, vicdanı ve tövbe fırsatını değerlendirmelidir.


“Şefaat, insanın sorumluluğunu başkasına devretmesi değil; Allah’ın rahmetinin izin verdiği yerde eksik kulun bağışlanma ümidi taşımasıdır. Fakat tövbeyi erteleyen, hakkı çiğneyen ve yanlışını savunan insan, rahmeti sorumsuzluğuna kalkan yapmamalıdır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt