📖 Müddessir Suresi 56. Ayette “Onlar Ancak Allah’ın Dilemesiyle Öğüt Alabilirler; O, Sakınılmaya Layık Ve Bağışlamaya Ehildir” İfadesi

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
50,955
2,724,946
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Müddessir Suresi 56. Ayette “Onlar Ancak Allah’ın Dilemesiyle Öğüt Alabilirler; O, Sakınılmaya Layık Ve Bağışlamaya Ehildir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“İnsan hakikate yönelmeyi kendi iradesiyle seçer; fakat gören gözünü, düşünen aklını, atan kalbini ve önüne açılan dönüş yolunu Allah’ın lütfuyla bulur. Hidayet insanın çabasını değersizleştirmez, çabanın bile ilahi imkân içinde gerçekleştiğini hatırlatır.”
Ersan Karavelioğlu

Müddessir Suresi’nin elli altıncı ve son ayetinde şöyle buyrulur:


“Onlar ancak Allah’ın dilemesiyle öğüt alabilirler. O, kendisinden sakınılmaya layık olandır ve bağışlamaya ehil olandır.”


Ayetin Arapçası:


وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّا أَنْ يَشَاءَ اللَّهُ هُوَ أَهْلُ التَّقْوَى وَأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ


Okunuşu:


“Ve mâ yezkurûne illâ en yeşâallâh. Huve ehlu’t-takvâ ve ehlu’l-mağfirah.”


Bir önceki ayette:


“Artık dileyen ondan öğüt alır.”


buyrularak insanın tercihine ve sorumluluğuna dikkat çekilmişti.


Bu son ayette ise insan iradesinin mutlak ve Allah’tan bağımsız olmadığı açıklanmaktadır.


İnsan öğüt almayı diler; fakat onun varlığı, aklı, vicdanı, karşısına çıkan işaretler ve doğruya ulaşabilme imkânı Allah’ın yaratması ve dilemesi içindedir.


Ayet, Müddessir Suresi’ni iki büyük gerçekle tamamlar:


Allah, kendisinden sakınılmaya layık tek mutlak otoritedir.


Aynı Allah, tövbe eden kullarını bağışlamaya ehil ve sonsuz merhamet sahibidir.



1️⃣ “Onlar Ancak Allah’ın Dilemesiyle Öğüt Alabilirler” Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade, insanın hakikate yönelmesinin Allah’ın iradesi, izni ve yarattığı imkânlar içinde gerçekleştiğini anlatır.


İnsan kendi iradesiyle:


Dinler, düşünür, araştırır, kabul eder veya yüz çevirir.


Fakat insanın aklı, iradesi, hayatı ve doğruyu öğrenme fırsatı kendiliğinden oluşmamıştır.


Bütün bunları yaratan Allah’tır.


Bu nedenle hidayet hem insanın sorumlu tercihi hem de Allah’ın lütfudur.


2️⃣ Bu Ayet İnsan İradesini Ortadan Kaldırır mı ❓


Hayır.


Bir önceki ayet açıkça:


“Dileyen ondan öğüt alır.”


buyurarak insanın tercihinden söz eder.


Ardından bu ayet insanın dilemesinin Allah’ın dilemesinden bağımsız olmadığını bildirir.


Dolayısıyla Kur’an’ın ortaya koyduğu denge şudur:


İnsan tercih eder ve tercihinden sorumludur; fakat onun iradesi Allah’ın yarattığı varlık düzeninin dışında, sınırsız bir güç değildir.


3️⃣ İnsan Diliyorsa Allah Neden Ayrıca Dilemelidir ❓


İnsanın bir şeyi istemesi, o şeyi kendi başına yaratabileceği anlamına gelmez.


İnsan doğruyu aramayı dileyebilir; fakat bunun için:


Hayatta olması, aklının çalışması, hakikatin kendisine ulaşması ve anlayabileceği imkânların bulunması


gerekir.


Bütün bu şartlar Allah’ın yaratmasıyla vardır.


İnsan bir tohumu toprağa ekebilir; fakat yağmuru, güneşi ve tohumdaki hayat sistemini kendisi yaratmaz.


Hidayet yolundaki insan çabası da ilahi imkânlarla gerçekleşir.


4️⃣ Allah Bazı İnsanların Öğüt Almasını İstemez mi ❓


Bu soru, ilahi irade ile insan sorumluluğu arasındaki ilişkinin dikkatle anlaşılmasını gerektirir.


Kur’an insanın:


Kibir, inat, zulüm ve sürekli yüz çevirme yoluyla kalbini hakikate kapatabileceğini


bildirir.


Allah hiç kimseye sebepsiz yere haksızlık etmez.


İnsan kendisine verilen imkânları bilinçli olarak reddettiğinde, bu tercihinin manevi sonuçlarıyla karşılaşabilir.


Allah’ın dilemesi keyfî bir adaletsizlik değil, eksiksiz bilgi ve hikmete dayanan ilahi hükümdür.


5️⃣ Allah Her Şeyi Önceden Biliyorsa İnsan Neden Sorumludur ❓


Allah’ın insanın ne yapacağını bilmesi, insanı o davranışa zorlaması anlamına gelmez.


Bilmek ile zorlamak aynı şey değildir.


İnsan karar verirken kendi niyeti, arzuları, bilgisi ve seçenekleri içinde tercih yapar.


Allah ise zamanla sınırlı olmadığı için insanın bütün hayatını eksiksiz bilir.


İlahi bilgi insanın tercihini oluşturmaz; onun nasıl tercih edeceğini kuşatır.


6️⃣ Kader İnancı İnsanın Çabasını Gereksiz Kılar mı ❓


Hayır.


İnsan kaderi önceden bilmez.


Bu nedenle:


Çalışmak, öğrenmek, dua etmek, tövbe etmek ve doğruyu seçmekle


sorumludur.


Bir kişinin:


“Allah dilemediyse ben hiçbir şey yapamam.”


diyerek tembellik etmesi, kendisine verilmiş iradeyi kullanmamasıdır.


İnsan sonucu Allah’a bırakır; fakat üzerine düşen çabayı göstermekten vazgeçmez.


7️⃣ Hidayet Yalnızca Bilgi Sahibi Olmak mıdır ❓


Hayır.


Hidayet:


Doğruyu bilmek, onu kabul etmek, kalben yönelmek ve davranışlarını onun doğrultusunda değiştirmek


anlamına gelir.


İnsan bir gerçeği zihnen bilebilir; fakat çıkarları nedeniyle onu uygulamayabilir.


Bu nedenle hidayet yalnızca aklın ikna olması değil, kalbin ve hayatın da doğru yöne yönelmesidir.


8️⃣ İnsan Hidayet İçin Ne Yapmalıdır ❓


İnsan öncelikle samimi olmalıdır.


Doğruyu bulmak için:


Önyargılarını sorgulamalı, Kur’an’ı anlamaya çalışmalı, güvenilir bilgiye başvurmalı, dua etmeli ve bildiği doğruları uygulamalıdır.


Hidayet beklemek pasif biçimde oturmak değildir.


İnsan Allah’tan yardım isterken kendi iradesiyle hakikate doğru adımlar atmalıdır.


9️⃣ Dua Hidayette Nasıl Bir Yere Sahiptir ❓


Dua, insanın kendi aklını ve gücünü mutlak görmediğini kabul etmesidir.


Kişi:


“Allah’ım, bana doğruyu doğru göster ve ona uymayı nasip et.”


diye yöneldiğinde hem arayışını hem de Allah’a muhtaçlığını ifade eder.


Ancak dua araştırmanın ve çabanın yerine geçmez.


Dua eden insan aynı zamanda okumalı, düşünmeli ve karşısına çıkan doğruların gereğini yerine getirmeye çalışmalıdır.


🔟 Ayetteki “Takvâ” Ne Anlama Gelir ❓


Takvâ, insanın Allah’a karşı bilinç taşıması, O’nun sınırlarını gözetmesi ve kötülüğün sonucundan sakınmasıdır.


Takvâ yalnızca korkmak değildir.


Şunları da içerir:


Saygı, sorumluluk, itaat, vicdan, dikkat ve Allah’ın huzurunda yaşadığının bilinci.


Takvâ sahibi insan yalnızca insanların gördüğü yerde değil, kimsenin görmediği yerde de doğru davranmaya çalışır.


1️⃣1️⃣ “Allah Takvâya Ehildir” Ne Anlama Gelir ❓


Ayetteki:


“Huve ehlu’t-takvâ”


ifadesi, Allah’ın kendisinden sakınılmaya ve O’na karşı takvâ bilinci taşınmaya layık olduğunu anlatır.


Mutlak biçimde korkulması, saygı gösterilmesi ve emrine karşı gelmekten sakınılması gereken yalnızca Allah’tır.


İnsanlar güç sahibi olabilir; fakat güçleri geçici ve sınırlıdır.


Allah ise:


Mutlak hüküm, bilgi, adalet ve kudret sahibidir.


1️⃣2️⃣ Allah’tan Korkmak Ne Anlama Gelir ❓


Allah korkusu, insanın sürekli dehşet içinde yaşaması anlamına gelmez.


Bu korku:


Allah’ın rızasını kaybetmekten, haksızlıkla O’nun huzuruna çıkmaktan ve verilen hayatı yanlış kullanmaktan sakınmaktır.


Nasıl insan sevdiği birinin güvenini kaybetmekten çekinirse Allah’ı seven kişi de O’nun rızasına aykırı davranmaktan sakınır.


Bu nedenle Allah korkusu ile Allah sevgisi birbirine karşıt değildir.


1️⃣3️⃣ Takvâ Yalnızca İbadetlerle mi İlgilidir ❓


Hayır.


Takvâ namaz, oruç ve diğer ibadetlerle ilişkilidir; fakat yalnızca bunlarla sınırlı değildir.


Takvâ sahibi insan:


Ticaretinde dürüst, sözünde güvenilir, güçsüzlere merhametli ve başkalarının haklarına karşı dikkatli


olmalıdır.


İbadet eden fakat insanlara zulmeden kişinin takvâ anlayışı eksiktir.


Allah’a karşı duyulan sorumluluk, insanlarla ilişkilerde görünür hâle gelmelidir.


1️⃣4️⃣ “Allah Bağışlamaya Ehildir” Ne Anlama Gelir ❓


Ayetteki:


“Ve ehlu’l-mağfirah”


ifadesi Allah’ın bağışlamanın gerçek sahibi olduğunu bildirir.


İnsan ne kadar hata işlemiş olursa olsun samimi biçimde tövbe ederek Allah’a dönebilir.


Allah’ın bağışlamaya ehil olması:


Bağışlamanın O’na yakışması, merhametinin genişliği ve tövbe eden kulun ümidini kaybetmemesi


anlamına gelir.


1️⃣5️⃣ Allah’tan Korkmakla Bağışlanmayı Ummak Nasıl Dengelenir ❓


Ayet aynı anda hem takvâyı hem bağışlanmayı zikreder.


Bu denge son derece önemlidir.


İnsan yalnızca korkarsa:


Ümitsizliğe ve çaresizliğe


düşebilir.


Yalnızca bağışlanmayı düşünüp sorumluluğu unutursa:


Günahı küçümseyebilir ve tövbeyi erteleyebilir.


Sağlıklı iman, Allah’ın adaletinden sakınırken merhametinden ümit kesmemektir.


1️⃣6️⃣ Her Günah Bağışlanabilir mi ❓


İnsan hayattayken samimi bir tövbeyle Allah’a dönebilir.


Samimi tövbe:


Günahı bırakmayı, pişman olmayı ve yeniden yapmamaya karar vermeyi


gerektirir.


Eğer başka bir insanın hakkı ihlal edilmişse mümkün olduğu ölçüde:


Hakkın geri verilmesi, zararın giderilmesi ve helallik istenmesi


de gerekir.


Bağışlanma ümidi, verilen zararı görmezden gelmenin bahanesi değildir.


1️⃣7️⃣ Günümüz İnsanına Bu Ayet Ne Söyler ❓


Günümüz insanı kendi iradesini mutlak görebilir.


Başarısını tamamen kendisinden bilerek:


Sağlığını, aklını, fırsatlarını ve karşılaştığı insanları


unutabilir.


Ayet, insanın çabasını küçümsemeden bütün imkânlarının Allah’ın lütfu içinde bulunduğunu hatırlatır.


Aynı zamanda günahları nedeniyle umutsuzluğa düşen kişiye de:


Bağışlamaya ehil olan Allah’a dönme yolunun açık olduğunu


bildirir.


1️⃣8️⃣ Ayetin En Derin Anlamı Nedir ❓


Ayetin en derin anlamı, insan hayatının iki büyük ilahi gerçek arasında bulunduğunu göstermesidir:


Allah’ın mutlak iradesi ve Allah’ın geniş bağışlaması.


İnsan kendi iradesini kullanır; fakat Allah’tan bağımsız değildir.


Allah’tan sakınır; fakat O’nun rahmetinden kaçmaz.


Günahından korkar; fakat tövbeden ümidini kesmez.


Böylece ayet insanı ne kibirli bir bağımsızlık düşüncesine ne de iradesiz bir kaderciliğe bırakır.


1️⃣9️⃣ Sonuç: Müddessir Suresi Takvâ Ve Bağışlanma Kapısıyla Tamamlanır​


Müddessir Suresi’nin elli altıncı ve son ayetinde şöyle buyrulur:


“Onlar ancak Allah’ın dilemesiyle öğüt alabilirler. O, kendisinden sakınılmaya layık olandır ve bağışlamaya ehil olandır.”


Bu ayet, surenin bütün uyarılarını dengeli bir sonuçla tamamlar.


Sure boyunca:


İnsanların uyarılması, sorumlulukları, Sekar’ın gerçekliği, namaz, yoksulu doyurmak, batıldan uzaklaşmak ve ahiret hesabı


anlatılmıştır.


Son ayet ise insanı iki temel duyguya yöneltir:


Allah’a karşı takvâ ve Allah’ın bağışlamasına karşı umut.


Ayet bugünün insanına şu soruları yöneltir:


İrademi mutlak görerek Allah’ın bana verdiği imkânları unutuyor muyum?


Kaderi, yapmam gerekenleri ertelemenin bahanesi hâline getiriyor muyum?


Allah’tan sakınırken O’nun rahmetinden ümidimi kesiyor muyum?


Bağışlanmayı umarken tövbe etmem gereken günahları sürdürmeye devam mı ediyorum?


Bugün öğüt almamı engelleyen kibir, alışkanlık veya çıkar nedir?



İnsan doğru yolu seçmekle sorumludur; fakat doğru yolu görebilmesini, isteyebilmesini ve yürüyebilmesini sağlayan bütün imkânlar Allah’ın lütfudur.


Müddessir Suresi korkuyla değil, korku ile umudun dengesiyle sona erer.


Allah kendisinden sakınılmaya layıktır; çünkü mutlak hüküm O’nundur.


Allah bağışlamaya ehildir; çünkü samimi biçimde kendisine dönen kullarına merhamet eden de O’dur.


“İnsan Allah’tan sakındığı için ümitsizliğe değil, yanlışından dönmeye yönelmelidir. Çünkü kendisinden gerçekten korkulmaya layık olan Allah, aynı zamanda bağışlamaya en layık olandır. Takvâ kapıyı çaldırır, tövbe açar, ilahi merhamet ise dönüş yapan kulu karşılar.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt