Müddessir Suresi 51. Ayette “Aslandan Kaçan Yaban Eşekleri Gibi” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan bazen kendisini kurtaracak hakikatten, kendisini parçalayacak bir düşmandan kaçar gibi uzaklaşır. Çünkü hakikat bedene değil, insanın kurduğu sahte kimliğe ve vazgeçmek istemediği yanlışlarına dokunur.”
Ersan Karavelioğlu
Müddessir Suresi’nin elli birinci ayetinde şöyle buyrulur:
“Aslandan kaçan yaban eşekleri gibi.”
Ayetin Arapçası:
فَرَّتْ مِنْ قَسْوَرَةٍ
Okunuşu:
“Ferrat min kasverah.”
Bu ayet, bir önceki ayette başlayan benzetmeyi tamamlamaktadır:
“Sanki onlar ürkmüş yaban eşekleri gibidirler; aslandan kaçmışlardır.”
Kur’an’ın öğüdünden yüz çeviren insanlar, büyük bir tehlike görmüş yaban eşeklerinin korkuyla kaçışına benzetilmektedir. Fakat burada çok çarpıcı bir terslik vardır:
Yaban eşekleri kendilerini öldürebilecek bir avcıdan kaçarken inkârcılar, kendilerini ahlaki ve ebedî kayıptan kurtarmaya çağıran ilahi öğütten kaçmaktadırlar.
“Aslandan Kaçan Yaban Eşekleri Gibi” Ne Anlama Gelir
Bu benzetme, inkârcıların Kur’an’ın uyarısı karşısındaki aşırı korku, telaş ve kaçışlarını anlatır.
Onlar vahyi:
Dinlenmesi, anlaşılması ve üzerinde düşünülmesi gereken bir mesaj
olarak karşılamamışlardır.
Sanki karşılarında hayatlarını tehdit eden yırtıcı bir hayvan varmış gibi Kur’an’dan uzaklaşmışlardır.
Bu tavır, hakikat karşısındaki düşünsel bir değerlendirmeden çok içgüdüsel ve kontrolsüz bir kaçıştır.
Ayette Geçen “Ferrat” Kelimesi Ne Anlama Gelir
“Ferrat” kelimesi:
Kaçtı, hızla uzaklaştı, bulunduğu yeri terk etti ve tehlikeden kurtulmaya çalıştı
anlamlarını taşır.
Kelime sakin ve ölçülü bir uzaklaşmayı değil, ani bir korkuyla gerçekleşen hızlı kaçışı ifade eder.
İnkârcılar Kur’an’ı dinlemeyi bırakmakla yetinmemiş; onun okunmasını engellemeye, insanları ondan uzaklaştırmaya ve mesajın etkisini kırmaya da çalışmışlardır.
“Kasverah” Kelimesi Ne Anlama Gelir
Ayetteki “kasverah” kelimesi klasik tefsirlerde farklı biçimlerde açıklanmıştır.
Başlıca anlamları şunlardır:
Aslan, güçlü yırtıcı hayvan, avcı veya oklarıyla avı kovalayan avcı topluluğu.
En yaygın anlamlardan biri aslandır.
Benzetmenin temel mesajı bütün bu yorumlarda aynıdır:
Yaban eşekleri nasıl gerçek ve güçlü bir tehlikeden korkarak kaçarsa inkârcılar da Kur’an’ın öğüdünden büyük bir telaşla uzaklaşmaktadırlar.
Kasverah Kesin Olarak Aslan mı Demektir
Kelime çoğu mealde aslan olarak çevrilir.
Ancak bazı klasik dil ve tefsir açıklamalarında:
Avcı, okçular veya av peşindeki güçlü insan topluluğu
anlamları da verilmiştir.
Bu farklı yorumlar ayetin ana fikrini değiştirmez.
İster aslan ister avcı olarak anlaşılsın, yaban eşeklerini paniğe sürükleyen güçlü ve yakın bir tehlike tasvir edilmektedir.
Kur’an Neden Bu Kadar Canlı Bir Benzetme Kullanır
Soyut bir tavrı somut görüntüyle anlatmak mesajın etkisini artırır.
Çöl ortamını bilen insanlar:
Yaban eşeklerinin aslan veya avcı gördüğünde nasıl bir anda ürktüğünü, sürünün nasıl dağıldığını ve hayvanların nasıl hızla kaçtığını
gözlerinde canlandırabiliyorlardı.
Kur’an bu tanıdık manzarayı kullanarak insanların öğütten kaçışlarını görünür hâle getirir.
Ayet yalnızca bir düşünceyi açıklamaz; adeta insanın gözleri önünde hareketli bir sahne oluşturur.
Yaban Eşekleri Aslandan Neden Kaçar
Yaban eşekleri için aslan gerçek bir ölüm tehlikesidir.
Kaçmaları:
Hayatta kalma içgüdüsünün doğal ve gerekli bir sonucudur.
Fakat ayetteki insanlar gerçek bir yırtıcıdan kaçmamaktadır.
Onların uzaklaştığı şey:
Kendilerini uyaran, yanlışlarını gösteren ve kurtuluşa çağıran vahiydir.
Bu nedenle benzetme onların davranışındaki büyük çelişkiyi ortaya çıkarır.
İnsan Kurtuluş Çağrısını Neden Tehlike Gibi Görür
Hakikat bazen insanın kurduğu hayat düzenini sarsar.
Kur’an:
Kibri bırakmayı, haksız kazançtan vazgeçmeyi, yoksulun hakkını gözetmeyi, Allah’a kulluğu ve hesap vermeyi
hatırlatır.
Bu çağrı, yanlış düzenden çıkar sağlayan kişi için tehdit gibi görünebilir.
İnsan kendisini değiştirmek yerine mesajı susturmayı seçebilir.
Böylece gerçekte kişiyi kurtarabilecek öğüt, onun gözünde tehlikeli bir düşmana dönüşür.
İnkârcılar Kur’an’ın Kendisinden mi Korkuyorlardı
Onların korkusu Kur’an’ın fiziksel olarak zarar vermesinden kaynaklanmıyordu.
Asıl korku, mesajın insanlar üzerindeki etkisiydi.
Kur’an’ın yayılması:
Putperest düzeni, toplumsal ayrıcalıkları, haksız ekonomik ilişkileri ve kabile üstünlüğünü
sorgulatabilirdi.
Dolayısıyla onlar kelimelerden değil, bu kelimelerin oluşturabileceği ahlaki ve toplumsal değişimden korkuyorlardı.
İnsan Doğru Olduğunu Sezdiği Bir Sözden Kaçabilir mi
Evet.
İnsan bir sözün doğru olabileceğini hissettiğinde her zaman ona yaklaşmaz.
Çünkü o doğruluk:
Özür dilemesini, kazancını sorgulamasını, alışkanlığını bırakmasını veya yıllardır savunduğu fikrin yanlışlığını kabul etmesini
gerektirebilir.
İnsan gerçeği kabul etmenin bedelinden korkarak delilden uzaklaşabilir.
Böylece kaçış bilgisizlikten değil, değişmek istemeyen benlikten doğar.
Hakikat İnsana Gerçekten Zarar Verir mi
Hakikat insanın sahte güvenlerini, yanlış inançlarını ve haksız çıkarlarını sarsabilir.
Bu durum ilk anda acı verebilir.
Fakat hakikat:
İnsanın kendisine değil, onu esir alan yalana zarar verir.
Bir hastalığın teşhis edilmesi hastayı rahatsız edebilir; fakat hastalığı bilmek tedavi imkânı oluşturur.
Teşhisten kaçmak ise geçici rahatlık sağlarken hastalığın büyümesine yol açabilir.

Kur’an’dan Kaçmak Nasıl Gerçekleşir
Kur’an’dan kaçmak yalnızca onu duyunca fiziksel olarak uzaklaşmak değildir.
İnsan:
Ayetleri hiç okumayarak, sorumluluk yükleyen bölümleri görmezden gelerek, mesajı alay konusu yaparak veya anlamını düşünmeden yalnızca ses olarak dinleyerek
de öğütten kaçabilir.
Kur’an evde bulunabilir fakat insanın kararlarında hiçbir yeri olmayabilir.
Bu durumda fiziksel yakınlık, manevi uzaklığı ortadan kaldırmaz.

Sadece Hoşa Giden Ayetleri Kabul Etmek Bir Kaçış mıdır
İnsan Kur’an’ın umut, merhamet ve cennet anlatan ayetlerini sevebilir; fakat sorumluluk, adalet ve hesap bildiren ayetlerinden rahatsız olabilir.
Yalnızca hoşuna giden mesajları seçip diğerlerini yok saymak:
Kur’an’ı bütünüyle rehber edinmek yerine onu kişisel beklentilere göre şekillendirmek
anlamına gelebilir.
Gerçek öğüt bazen teselli eder, bazen de insanı sarsar.
İnsan her iki yönüyle de mesajı değerlendirmelidir.

İnsan Neden Eleştiriden Kaçar
Eleştiri insanın kendisi hakkında oluşturduğu olumlu görüntüyü bozabilir.
Kişi:
Yanılabileceğini, başkasına zarar verdiğini veya sandığı kadar kusursuz olmadığını
duymak istemeyebilir.
Bu nedenle eleştirinin doğruluğunu değerlendirmek yerine eleştiren kişiye saldırabilir.
Oysa olgun insan her eleştiriyi kabul etmek zorunda değildir; fakat içindeki doğruluk payını dürüstçe inceleyebilmelidir.

Kaçmak Hakikati Ortadan Kaldırır mı
Hayır.
İnsan gözlerini kapattığında dış dünya yok olmaz.
Ölümü düşünmemek ölümü, borcu görmezden gelmek borcu ve yapılan haksızlığı inkâr etmek mağdurun acısını ortadan kaldırmaz.
Benzer şekilde:
Kur’an’ın uyarısından kaçmak hesap gerçeğini yok etmez.
İnsan yalnızca hazırlık yapabileceği zamanı kaybeder.
Kaçılan gerçek, insanın karşısına daha ağır bir biçimde çıkabilir.

Kalabalık Hâlinde Kaçmak Neden Daha Kolaydır
İnsan yalnız başına verdiği karardan daha fazla sorumluluk hissedebilir.
Kalabalık içinde ise:
“Herkes böyle yapıyor.”
diyerek kendisini rahatlatabilir.
Yaban eşeklerinin sürü hâlinde kaçması gibi insanlar da düşünmeden birbirlerinin tepkilerini takip edebilirler.
Bir kişinin alayı diğerlerini güldürür, bir yöneticinin suçlaması toplumun geri kalanını etkileyebilir.
Fakat kalabalığın korkusu gerçeğin ölçüsü değildir.

Hakikat Karşısında Kaçmak Yerine Ne Yapılmalıdır
İnsan öncelikle sakinleşmeli ve mesajı olduğu gibi dinlemelidir.
Ardından:
Delilleri incelemeli, sorular sormalı, önyargılarını fark etmeli ve fikrinin değişebileceğini kabul etmelidir.
Hakikati araştırmak, duyulan her iddiaya hemen inanmak anlamına gelmez.
Fakat onu anlamadan reddetmemeyi gerektirir.
Gerçek cesaret, insanın kendi düşüncelerini de sorgulayabilmesidir.

Günümüz İnsanına Bu Ayet Ne Söyler
Günümüzde insan rahatsız olduğu düşünceyi saniyeler içinde engelleyebilir veya algoritmalar sayesinde yalnızca kendi görüşünü doğrulayan içeriklerle yaşayabilir.
Bir topluluk korku ve öfke ürettiğinde insanlar:
Bir kişiyi dinlemeden hedef alabilir, bir metni okumadan reddedebilir ve topluca aynı yönde kaçabilirler.
Ayet günümüz insanına, kalabalığın paniğiyle hareket etmeden önce gerçeği kendi aklı, vicdanı ve güvenilir bilgilerle araştırmasını öğretir.

Ayetin En Derin Anlamı Nedir
Ayetin en derin anlamı, insanın hakikat ile tehdit arasındaki farkı kaybedebilmesidir.
Yaban eşeğinin aslandan kaçması akıllıca bir hayatta kalma davranışıdır.
Fakat insanın:
Kendisini uyaran, vicdanını canlandıran ve ebedî tehlikeden korumaya çalışan vahiyden kaçması
kendi zararına bir davranıştır.
İnsan bazen düşmanını dost, dostunu da düşman sanabilir.
Kendisini özgürleştirecek gerçeği tehdit olarak görürken, onu esir alan alışkanlıklarını güvenli alan kabul edebilir.

Sonuç: İnsan Hakikatten Kaçarak Kendisinden Kaçamaz
Müddessir Suresi’nin elli birinci ayetinde öğütten yüz çeviren insanların:
“Aslandan kaçan yaban eşekleri gibi”
oldukları bildirilir.
Bu benzetme onların Kur’an’dan:
Panikle, düşünmeden, kalabalığın etkisiyle ve büyük bir tehlikeden uzaklaşıyormuş gibi
kaçtıklarını anlatır.
Ayet bugünün insanına şu soruları yöneltir:
Beni değiştirebilecek doğruları neden tehdit gibi görüyorum?
Bir düşünceyi incelemeden kalabalığın korkusuna mı kapılıyorum?
Eleştiriden kaçarken aslında kendi yanlışlarımla yüzleşmekten mi kaçıyorum?
Kur’an’ın yalnızca hoşuma giden bölümlerini kabul edip diğerlerinden uzaklaşıyor muyum?
Kurtuluş çağrısını düşman, beni yanlışta tutan alışkanlıkları dost mu sanıyorum?
Yaban eşeği aslandan kaçtığında hayatını koruyabilir.
İnsan ise hakikatten kaçtığında kendisini korumaz; kendisini kurtarabilecek uyarıyla arasındaki mesafeyi büyütür.
Kur’an’dan uzaklaşmak insanı kendi vicdanından, ölümden ve yaptığı tercihlerin sonuçlarından uzaklaştıramaz.
“Aslandan kaçmak bedeni kurtarabilir; fakat hakikatten kaçmak ruhu kurtarmaz. İnsan ne kadar uzağa giderse gitsin, kendi vicdanını ve yaptıklarının sonucunu yanında taşır. En büyük cesaret, kaçmayı bırakıp gerçeğe dönerek bakabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu