Müddessir Suresi 45. Ayette “Batıla Dalanlarla Birlikte Biz De Dalardık” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan her kötülüğü kendi başına başlatmaz; bazen yanlış konuşanlara katılarak, haksızlığa gülerek ve kalabalığın yönüne düşünmeden sürüklenerek kötülüğün bir parçası olur. Kalabalık suçu görünmez yapmaz, yalnızca sorumluluğu paylaşanların sayısını artırır.”
Ersan Karavelioğlu
Müddessir Suresi’nin kırk beşinci ayetinde şöyle buyrulur:
“Batıla dalanlarla birlikte biz de dalardık.”
Ayetin Arapçası:
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَائِضِينَ
Okunuşu:
“Ve kunnâ nehûdu mea’l-hâidîn.”
Önceki ayetlerde Sekar’daki suçlular, namaz kılanlardan olmadıklarını ve yoksulu doyurmadıklarını itiraf etmişlerdi.
Bu ayette ise üçüncü kayıp sebeplerini açıklarlar:
Hakikati küçümseyen, yanlış konuşmalara dalan ve kötülüğü sıradanlaştıran topluluklarla birlikte hareket etmişlerdir.
Bu ifade insanın yalnızca kendi başına yaptığı kötülüklerden değil, katıldığı topluluklardan, desteklediği konuşmalardan ve normalleştirdiği yanlışlardan da sorumlu olduğunu gösterir.
“Batıla Dalanlarla Birlikte Biz De Dalardık” Ne Anlama Gelir
Bu ifade, suçluların yanlış konuşan ve kötülük içinde bulunan insanlara bilinçli biçimde katıldıklarını anlatır.
Onlar:
Yalan, alay, iftira, inkâr, ahlaksızlık ve hakikati küçümseyen sohbetlerin
içinde bulunmuşlardır.
Sadece yanlış yapanları uzaktan izlememiş; onların sözlerine, davranışlarına ve oluşturdukları ortama dâhil olmuşlardır.
Ayette Geçen “Nehûdu” Kelimesi Ne Anlama Gelir
Ayetteki “nehûdu” kelimesi:
Bir konuya dalmak, içine girmek, ölçüsüz biçimde konuşmak ve yanlış bir akışın içinde sürüklenmek
anlamlarını taşır.
Kelimenin kök anlamı suya girmek ve suyun içinde ilerlemekle ilişkilidir.
Mecazi olarak ise insanın:
Boş, kötü veya günah içeren konuşmaların içine derin biçimde girmesini
anlatır.
“Hâidîn” Kimlerdir
Hâidîn, batıla dalan, yanlış konuşmalara katılan ve hakikati küçümseyen kimselerdir.
Bu insanlar:
Ciddi konuları alaya alabilir, yalanı yayabilir, masum insanları suçlayabilir ve kötülüğü eğlence hâline getirebilirler.
Onların temel özelliği yalnızca konuşmaları değildir.
Sözlerini hakikatten, sorumluluktan ve ahlaki ölçülerden koparmalarıdır.
“Batıl” Ne Anlama Gelir
Batıl:
Gerçeğe dayanmayan, haksız, geçersiz, yanıltıcı ve ahlaken bozuk olan şey
anlamlarına gelir.
Batıl yalnızca yanlış bir inanç değildir.
Şunları da kapsayabilir:
Yalan haber, iftira, haksız suçlama, anlamsız tartışma, insanları küçümseme ve kötülüğü normal gösterme.
Hak, gerçeği ve adaleti temsil ederken batıl, gerçeği örten veya çarpıtan tavrı ifade eder.
Yanlış Bir Konuşmaya Katılmak Neden Ağır Bir Sorumluluktur
Sözler insanların düşüncelerini, onurlarını ve hayatlarını etkileyebilir.
Bir insan hakkında söylenen yalan:
Ailesine, işine, itibarına ve ruhsal durumuna
zarar verebilir.
Kişi yalanı kendisi üretmese bile onu tekrar ederek, paylaşarak veya alkışlayarak yayılmasına katkıda bulunabilir.
Bu nedenle yalnızca konuşmayı başlatan değil, onu büyüten insanlar da sorumluluk taşır.
Sessizce Dinlemek De Batıla Katılmak mıdır
Her dinleyiş aynı değildir.
İnsan bazen ne söylendiğini anlamak, delil toplamak veya yanlışı düzeltmek amacıyla kötü bir konuşmayı dinleyebilir.
Fakat kişi:
Kötülükten hoşlanıyor, konuşmayı onaylıyor ve ortamdan ayrılma imkânı bulunduğu hâlde isteyerek kalıyorsa
manevi olarak o konuşmaya ortak olabilir.
İnsan söz söylemese bile tavrı ve varlığıyla bir ortamı destekleyebilir.
Alay Etmek Neden Tehlikelidir
Alay, bir düşünceyi veya insanı tartışmadan değersiz göstermenin kolay yollarından biridir.
İnsanlar:
Bir kişinin görünüşü, yoksulluğu, inancı, hatası veya zayıflığı
üzerinden eğlenebilirler.
Bu tür eğlence, mağdurun acısını görünmez hâle getirir.
Sürekli alay eden insan zamanla merhametini ve başkalarının onuruna duyduğu saygıyı kaybedebilir.
Dinî Değerlerle Alay Etmek Bu Ayetin Kapsamına Girer mi
Ayetin bağlamında hakikat ve ahiret hakkında yapılan küçümseyici konuşmalar önemli bir yer taşır.
İnsanların:
Allah’ın ayetleriyle, peygamberlerle, ibadetlerle veya hesap günüyle
alay etmesi batıla dalmanın ağır biçimlerinden biri olabilir.
Ancak bir insanın din hakkında samimi soru sorması veya eleştirel değerlendirme yapması alayla aynı değildir.
Belirleyici olan niyet, üslup ve hakikati anlama isteğidir.
Dedikodu Batıla Dalmak Sayılır mı
Dedikodu, bir insanın hoşlanmayacağı gerçek bir özelliğini arkasından konuşmaktır.
Söylenen şey doğru değilse bu davranış iftiraya dönüşür.
Dedikodu ortamlarında insanlar:
Başkalarının kusurlarını eğlence hâline getirebilir, mahremiyetlerini ihlal edebilir ve ilişkileri bozabilirler.
Bu nedenle dedikodu, insanın batıla dalanlarla birlikte sürüklendiği yaygın konuşma biçimlerinden biridir.
Kalabalığa Uymak İnsanı Sorumluluktan Kurtarır mı
Hayır.
Bir davranışın birçok kişi tarafından yapılması onu doğru hâle getirmez.
İnsan:
“Herkes yapıyordu, ben de katıldım.”
diyerek bütün sorumluluğunu ortadan kaldıramaz.
Kalabalık insanın kararını etkileyebilir ve karşı çıkmasını zorlaştırabilir.
Fakat insan yine de gücü ve bilgisi ölçüsünde kendi tercihinden sorumludur.

İnsan Neden Yanlış Bir Topluluğa Katılır
İnsan kabul edilmek, yalnız kalmamak ve dışlanmamak ister.
Bu nedenle arkadaş çevresinin yanlış davranışlarına karşı çıkmakta zorlanabilir.
Kişi:
Sevilmek, eğlenmek, güçlü görünmek veya toplum içinde yer edinmek
için aslında yanlış bulduğu davranışlara katılabilir.
Başlangıçta yalnızca uyum sağlamak için yapılan şey, zamanla kişinin kendi karakterinin parçasına dönüşebilir.

Kötü Çevre İnsanın Karakterini Nasıl Değiştirir
İnsan sürekli bulunduğu çevrenin dilinden ve davranışlarından etkilenir.
Başlangıçta rahatsız olduğu yalanlara zamanla alışabilir.
Önce sessizce dinler, sonra güler, ardından kendisi de aynı sözleri söylemeye başlayabilir.
Kötülüğün sürekli tekrarlandığı ortam:
Vicdanın hassasiyetini azaltır ve yanlış davranışları normalleştirir.
Bu nedenle insanın arkadaş ve topluluk seçimi ahlaki hayatında büyük önem taşır.

İyi Bir İnsan Kötü Bir Ortamda Bulunabilir mi
İyi niyetli bir insan işi, ailesi veya zorunlu şartlar nedeniyle yanlış davranışların bulunduğu bir ortamda yaşayabilir.
Sadece orada bulunması onu otomatik olarak kötü yapmaz.
Önemli olan:
Yanlışı onaylayıp onaylamadığı, gücü ölçüsünde karşı çıkıp çıkmadığı ve kötülüğün bir parçasına dönüşüp dönüşmediğidir.
İnsan ortamı değiştiremiyorsa en azından kendi sözünü ve davranışını korumaya çalışmalıdır.

Yanlış Bir Sohbet Karşısında Ne Yapılmalıdır
İnsan şartlara göre farklı tavırlar gösterebilir.
Mümkünse:
Yanlış bilgiyi düzeltmeli, iftiraya karşı çıkmalı, konuyu değiştirmeli veya ortamdan uzaklaşmalıdır.
Bazen açıkça karşı çıkmak daha büyük bir zarara neden olabilir.
Bu durumda kişi ölçülü davranmalı; fakat kalbinde yanlışı doğru kabul etmemelidir.
Sessizliğin onay gibi anlaşılabileceği yerlerde tavrını uygun biçimde göstermelidir.

Sosyal Medyada Batıla Dalmak Nasıl Gerçekleşir
Günümüzde batıla dalmak yalnızca fiziksel sohbetlerde yaşanmaz.
İnsan sosyal medyada:
Doğruluğunu araştırmadığı haberleri paylaşabilir, hakaretlere katılabilir, toplu linçleri destekleyebilir ve insanların acılarıyla eğlenebilir.
Bir gönderiyi beğenmek, paylaşmak veya küçümseyici yorum yazmak yanlışın daha fazla kişiye ulaşmasına neden olabilir.
Ekran arkasında olmak insanın ahlaki sorumluluğunu kaldırmaz.

Eğlenmek Ve Şakalaşmak Yanlış mıdır
Hayır.
İnsanların eğlenmesi, gülmesi ve ölçülü biçimde şakalaşması doğaldır.
Sorun eğlencenin:
Bir insanın onurunu kırması, yalan üzerine kurulması, kutsal değerleri aşağılaması veya kötülüğü normalleştirmesidir.
Sağlıklı mizah insanları rahatlatır.
Zalimce mizah ise bir kişiyi hedef hâline getirerek kalabalığın önünde incitir.

Batıla Katılmış Bir İnsan Nasıl Tövbe Etmelidir
İnsan geçmişte yanlış konuşmalara katılmışsa önce davranışını kabul etmelidir.
Ardından:
Bu ortamları terk etmeli, yaydığı yanlış bilgileri düzeltmeli, iftira ettiği kişiden özür dilemeli ve verdiği zararı mümkün olduğunca gidermelidir.
Yalnızca:
“Bir daha yapmayacağım.”
demek her zaman yeterli değildir.
İnsan başkasının itibarını bozmuşsa onu düzeltmek için de çaba göstermelidir.

Ayetin En Derin Anlamı Nedir
Ayetin en derin anlamı, insanın kötülüğe yalnızca bireysel davranışlarıyla değil, katıldığı topluluklarla da dâhil olabileceğidir.
Suçlular:
“Batıla dalanlarla birlikte biz de dalardık.”
diyerek yanlışlarını kalabalığın etkisiyle birlikte yaptıklarını itiraf ederler.
Fakat bu kalabalık onları sorumluluktan kurtarmamıştır.
İnsan hangi sesleri dinlediği, hangi sözlere güldüğü ve hangi topluluklarla yürüdüğü konusunda da hesap verir.

Sonuç: İnsan Katıldığı Ortamların Ahlaki Sorumluluğunu Taşır
Müddessir Suresi’nin kırk beşinci ayetinde Sekar’daki suçlular şöyle der:
“Batıla dalanlarla birlikte biz de dalardık.”
Bu itiraf onların:
Yalan, alay, iftira, boş konuşma ve hakikati küçümseyen topluluklara
isteyerek katıldıklarını gösterir.
Onlar kötülüğü yalnızca seyretmemiş, konuşmaları ve tavırlarıyla büyütmüşlerdir.
Ayet bugünün insanına şu soruları yöneltir:
Bulunduğum sohbetler beni nasıl bir insana dönüştürüyor?
Başkalarının onurunu zedeleyen konuşmalara gülüyor muyum?
Doğruluğunu bilmediğim bilgileri paylaşarak yalana ortak oluyor muyum?
Kalabalığın yaptığı şeyi sorgulamadan tekrar ediyor muyum?
Yanlış bir ortamdan ayrılabilecek cesareti gösterebiliyor muyum?
İnsan yalnızca kendi söylediği ilk sözden değil, başkalarının sözlerine verdiği destekten de sorumludur.
Kalabalık içinde kaybolmak kişinin ahlaki kimliğini ortadan kaldırmaz.
Gerçek karakter, herkes yanlış yöne giderken insanın tek başına da olsa doğru tarafta kalabilmesidir.
“Kalabalıkla birlikte söylenen bir yalan, hakikate dönüşmez. İnsan bazen yalnız kalmaktan korktuğu için kötülüğe katılır; fakat asıl yalnızlık, vicdanını kaybederek kalabalığın içinde kendinden uzaklaşmaktır.”
Ersan Karavelioğlu