📖 Müddessir Suresi 47. Ayette “Sonunda Kesin Gerçek Bize Gelip Çattı” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
50,946
2,724,945
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Müddessir Suresi 47. Ayette “Sonunda Kesin Gerçek Bize Gelip Çattı” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“İnsan ölümü uzak gördüğü sürece yanlışlarını erteleyebilir; fakat kesin gerçek geldiğinde bütün bahaneler susar. Akıllı insan, hakikati ölümden sonra görmek yerine henüz değiştirebileceği bir hayatı varken görmeye çalışır.”
Ersan Karavelioğlu

Müddessir Suresi’nin kırk yedinci ayetinde şöyle buyrulur:


“Sonunda kesin gerçek bize gelip çattı.”


Ayetin Arapçası:


حَتَّىٰ أَتَانَا الْيَقِينُ


Okunuşu:


“Hattâ etâne’l-yakîn.”


Önceki ayetlerde Sekar’daki suçlular, kendilerini bu ağır sonuca götüren davranışları sıralamışlardı:


Namaz kılanlardan değildik.


Yoksulu doyurmazdık.


Batıla dalanlarla birlikte biz de dalardık.


Ceza gününü yalanlardık.



Bu ayette ise bütün bu yanlış tutumlarını ne zamana kadar sürdürdüklerini açıklarlar:


Ölüm gelip hayatlarındaki değişim fırsatı sona erinceye kadar.


Klasik tefsirlerde ayette geçen “el-yakîn” kelimesi çoğunlukla ölüm olarak açıklanır. Çünkü ölüm, bütün insanların kesin olarak karşılaşacağı ve insanın dünya hayatındaki imtihanını sona erdiren kaçınılmaz gerçektir.


1️⃣ “Sonunda Kesin Gerçek Bize Gelip Çattı” Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade, suçluların yanlış hayatlarını ölüm gelinceye kadar sürdürdüklerini anlatır.


Onlar:


Namazı terk etmiş, yoksula karşı duyarsız kalmış, batıl konuşmalara katılmış ve hesap gününü reddetmişlerdir.


Ölüm geldiğinde ise inkâr ettikleri gerçeğin ilk işaretleriyle karşılaşmışlardır.


Artık dünyaya dönüp davranışlarını değiştirme imkânları kalmamıştır.


2️⃣ Ayette Geçen “Yakîn” Kelimesi Ne Anlama Gelir ❓


Yakîn kelimesi:


Şüphe bulunmayan kesin bilgi, tartışmasız gerçek ve tam kanaat


anlamlarına gelir.


Bu ayetteki bağlamda kelime çoğunlukla ölüm olarak yorumlanmıştır.


Çünkü insan ölümün varlığını reddetse bile bir gün onunla mutlaka karşılaşır.


Ölüm, herkes için gerçekleşeceği kesin olan büyük gerçektir.


3️⃣ “Yakîn” Neden Ölüm Anlamında Kullanılmıştır ❓


İnsan dünya hayatındaki birçok olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilemeyebilir.


Fakat ölüm:


Zengin, yoksul, genç, yaşlı, güçlü ve güçsüz ayrımı yapmadan bütün insanlara ulaşır.


Hiç kimse dünyada kalıcı değildir.


Bu nedenle ölüm, kesinliği tartışılmaz oluşundan dolayı yakîn kelimesiyle ifade edilmiştir.


İnsan ölümün zamanını bilmez; fakat geleceğini bilir.


4️⃣ “Etânâ” Kelimesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayetteki “etânâ” kelimesi:


Bize geldi, bize ulaştı ve gelip bizi buldu


anlamlarını taşır.


Bu ifade ölümün insanın peşinden gelen kaçınılmaz bir gerçek olduğunu düşündürür.


İnsan ölümden söz etmeyebilir, onu zihninden uzaklaştırabilir ve yıllarca unutmuş gibi yaşayabilir.


Fakat ölüm insanın onu hatırlamasına bağlı değildir.


Zamanı geldiğinde insana ulaşır.


5️⃣ Ölüm Neden “Gelip Çatmak” Şeklinde Anlatılır ❓


İnsan çoğu zaman ölümün başkalarına ait olduğunu düşünür.


Yaşlıların, hastaların veya tehlikeli şartlarda yaşayanların öleceğini; kendisinin ise önünde uzun yıllar bulunduğunu varsayabilir.


Fakat ölüm:


Beklenmedik bir hastalıkla, kazayla veya sebebi bilinmeyen ani bir olayla


gelebilir.


Bu nedenle ölümün gelişi, insanın bütün planlarını bir anda sona erdirebilen kesin bir karşılaşma olarak anlatılır.


6️⃣ Suçlular Ölüm Gelene Kadar Neden Değişmemiştir ❓


İnsan yanlışını bugün bırakmak yerine sürekli geleceğe erteleyebilir.


Şöyle düşünebilir:


“Daha gencim.”


“İleride tövbe ederim.”


“Bir gün namaza başlarım.”


“Daha sonra yardım ederim.”



Fakat erteleme alışkanlığa dönüştüğünde insanın bütün ömrü değişmeyi beklemekle geçebilir.


Suçlular da kesin gerçek gelinceye kadar aynı yanlışlarda ısrar etmişlerdir.


7️⃣ Ölüm Geldiğinde İnsan Hakikati Anlar mı ❓


Ölümle birlikte dünya hayatının geçici olduğu ve insanın sahip olduğu imkânların sona erdiği açıkça anlaşılır.


Ahiret gerçeğini reddeden kişi de artık inkâr ettiği sürecin başlangıcıyla karşılaşır.


Ancak bu anlayış:


İman etmeyi ve tövbe etmeyi değerli kılan özgür dünya şartlarının sona erdiği anda


ortaya çıkar.


Hakikati zorunlu olarak görmekle, onu görmeden önce özgürce kabul etmek aynı değildir.


8️⃣ Ölüm Anındaki İman Ve Tövbe Kabul Edilir mi ❓


Samimi tövbenin insan henüz yaşarken ve değiştirme imkânına sahipken yapılması gerekir.


Ölümün kesin olarak görüldüğü, geri dönüş imkânının kalmadığı anda yapılan pişmanlık:


Özgür bir ahlaki tercihten çok kaçınılmaz sonuç karşısındaki korkuya


dönüşebilir.


Bu nedenle insan tövbeyi ölüm anına bırakmamalıdır.


Hiç kimse son nefesinde bilinçli biçimde tövbe etme fırsatı bulacağından emin olamaz.


9️⃣ Ölümü Hatırlamak İnsanı Hayattan Soğutur mu ❓


Ölümü sağlıklı biçimde hatırlamak hayatı değersizleştirmez.


Aksine:


Zamanın kıymetini, ilişkilerin önemini, haksızlıkların anlamsızlığını ve iyilik yapmak için fırsatların sınırlı olduğunu


öğretir.


Ölümü hiç düşünmemek insanı sorumsuzlaştırabilir.


Sürekli korku içinde düşünmek ise hayat sevincini zedeleyebilir.


Doğru denge, ölümü unutmadan hayatın nimetlerini ve sorumluluklarını yaşamaktır.


🔟 Ölüm Kesin Olduğu Hâlde İnsan Neden Onu Unutur ❓


İnsan günlük hayatın yoğunluğu içinde ölüm düşüncesinden uzaklaşabilir.


Çalışma, para, eğlence, alışveriş ve sosyal ilişkiler:


Dünya hayatının hiç bitmeyeceği hissini


oluşturabilir.


Ayrıca ölüm düşüncesi insana korkutucu geldiği için onu bilinçli biçimde bastırabilir.


Fakat unutulan gerçek ortadan kalkmaz.


İnsan ölümü düşünmeyerek yalnızca ona hazırlıksız yakalanma ihtimalini artırır.


1️⃣1️⃣ Ölüm İnsan İçin Bir Son mu, Geçiş mi ❓


İslam inancına göre ölüm insanın bütünüyle yok olması değildir.


Dünya hayatının sona ermesi ve ahiret hayatına geçiştir.


Beden dünya düzenindeki faaliyetini tamamlar; insan ise:


Berzah, diriliş, hesap ve sonsuz hayat


sürecine yönelir.


Bu nedenle ölüm yalnızca kayıp değil, dünya imtihanının sona erdiği büyük bir geçiş kapısıdır.


1️⃣2️⃣ İnsan Ölümden Sonra Neden Dünyaya Dönemez ❓


Dünya hayatı tercih, deneme ve sorumluluk alanıdır.


Ölümden sonra sonuçlar görünür hâle geldiğinde imtihanın temel şartı sona erer.


İnsan artık:


İnanmak veya inkâr etmek arasında aynı özgür görünmezlik şartlarında karar vermeyecektir.


Bu nedenle dünyaya dönüp yeniden sınanma talebi kabul edilmez.


İnsan kendisine verilen tek dünya hayatını bilinçli kullanmakla sorumludur.


1️⃣3️⃣ Kesin Gerçek Gelmeden Önce Ne Yapılmalıdır ❓


İnsan öncelikle hayatının yönünü dürüstçe değerlendirmelidir.


Şu konularda kendisini sorgulayabilir:


Allah ile bağım nasıl?


İnsanların hakkını gözetiyor muyum?


Yoksullara karşı duyarlı mıyım?


Katıldığım ortamlar beni nasıl etkiliyor?


Tövbe etmem gereken hangi yanlışı erteliyorum?



Ölüme hazırlanmak yalnızca korkmak değil, hayatı düzeltmektir.


1️⃣4️⃣ Ölüm İçin Hazırlık Yapmak Kefen Ve Mezar Hazırlamak mıdır ❓


İnsan maddi anlamda vasiyetini, borçlarını ve ailesiyle ilgili gerekli düzenlemeleri yapabilir.


Fakat asıl hazırlık:


İman, güzel ahlak, ibadet, kul haklarını ödeme, tövbe ve insanlara faydalı bir hayat bırakmaktır.


Mezar yerini hazırlamak insanın ahlaki hesabını tamamlamaz.


Ölüme gerçek hazırlık, insanın bugün ölse geride bırakacağı hakları ve kırgınlıkları düzeltmesidir.


1️⃣5️⃣ Borçlar Ve Kul Hakları Ölümden Önce Neden Düzeltilmelidir ❓


İnsan öldüğünde malı geride kalır; fakat başkalarına karşı taşıdığı sorumluluklar önemini kaybetmez.


Borç, haksız kazanç, iftira veya kırılan bir insanın hakkı:


Ölümle kendiliğinden yok olmaz.


Bu nedenle insan borçlarını açıkça kaydetmeli, mümkünse ödemeli ve başkalarına verdiği zararları telafi etmelidir.


Allah’tan bağışlanma istemek, insanlara ait hakları önemsememek anlamına gelmez.


1️⃣6️⃣ Ölümün Zamanını Bilmemek Bir Merhamet midir ❓


İnsan ölüm gününü kesin olarak bilseydi hayatının büyük bölümünü yoğun korku veya sorumsuz erteleme içinde geçirebilirdi.


Ölüm zamanının gizli olması:


İnsanın her günü değerli görmesini ve her an hazırlıklı yaşamasını


gerektirir.


Fakat insan bu bilinmezliği yanlış biçimde yorumlayarak ölüm çok uzaktaymış gibi yaşayabilir.


Bilinmeyen şey ölümün gelip gelmeyeceği değil, ne zaman geleceğidir.


1️⃣7️⃣ Günümüz İnsanına Bu Ayet Ne Söyler ❓


Modern insan tıp ve teknolojinin ilerlemesiyle yaşam süresini uzatabilir; fakat ölümü tamamen ortadan kaldıramaz.


Sağlık uygulamaları, estetik işlemler ve gençlik arayışı:


Yaşlanmayı yavaşlatabilir veya görünüşünü değiştirebilir; fakat insanı ölümsüz yapamaz.


Ayet, teknolojik gücün insana mutlak hâkimiyet vermediğini hatırlatır.


İnsan ne kadar gelişirse gelişsin zamanın ve ölümün sınırı içinde yaşamaktadır.


1️⃣8️⃣ Ayetin En Derin Anlamı Nedir ❓


Ayetin en derin anlamı, gerçeğin kabul edilmesinin insanın isteğine bağlı olmadığıdır.


Suçlular ceza gününü yalanlamışlardır; fakat ölüm geldiğinde inkârları gerçeği durduramamıştır.


Onlar:


Hakikati henüz seçim yapabilecekleri dönemde kabul etmemiş, artık değiştiremeyecekleri zamanda onunla karşılaşmışlardır.


İnsan bir gerçeği reddederek yalnızca kendisini ondan habersiz bırakabilir; gerçeğin kendisini yok edemez.


1️⃣9️⃣ Sonuç: Kesin Gerçek Gelmeden Önce Hayatın Yönü Değiştirilmelidir​


Müddessir Suresi’nin kırk yedinci ayetinde Sekar’daki suçlular şöyle der:


“Sonunda kesin gerçek bize gelip çattı.”


Klasik tefsirlerde buradaki kesin gerçek çoğunlukla ölüm olarak açıklanır.


Suçlular:


Namazı terk etmiş, yoksulu doyurmamış, batıla katılmış ve hesap gününü yalanlamışlardır.


Bütün bunları ölüm kendilerine ulaşıncaya kadar sürdürmüşlerdir.


Ayet bugünün insanına şu soruları yöneltir:


Kesin olarak öleceğimi bildiğim hâlde neden hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorum?


Tövbe etmem gereken hangi yanlışımı sürekli geleceğe erteliyorum?


Bugün ölsem geride ödenmemiş borçlar, kırılmış insanlar ve ihlal edilmiş haklar bırakır mıyım?


Ölümü hatırlamak hayatımı daha dürüst ve anlamlı hâle getiriyor mu?


Hakikati değişme imkânım varken mi kabul edeceğim, yoksa kesin gerçek geldikten sonra mı göreceğim?



Ölüm insana haber vererek gelmek zorunda değildir.


Bu nedenle akıllı insan son gününü tahmin etmeye çalışmaz; bugünkü gününü doğru yaşamaya çalışır.


Kesin gerçek geldikten sonra pişman olmak kolaydır. Değerli olan, ölüm henüz görünmezken onun kesinliğini bilerek hayatın yönünü değiştirebilmektir.


“Ölüm insanın planlarına sormadan gelir; fakat gelmeden önce nasıl bir insan olacağımıza karar verme fırsatını bize bırakır. Kesin gerçeğe hazırlanmak, yaşamaktan vazgeçmek değil, kalan zamanı hakikate daha uygun yaşamaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt