📖 Müddessir Suresi 31. Ayette Cehennem Bekçilerinin Meleklerden Seçilmesi Ve Sayılarının On Dokuz Yapılması Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
50,937
2,724,945
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Müddessir Suresi 31. Ayette Cehennem Bekçilerinin Meleklerden Seçilmesi Ve Sayılarının On Dokuz Yapılması Ne Anlama Gelir ❓


“İlahi mesaj karşısında insanın gerçek karakteri ortaya çıkar. Samimi insan anlamaya çalışır, kibirli insan alay eder, kalbinde şüphe bulunan ise işareti bahane hâline getirir. Aynı ayet birinin imanını artırırken diğerinin gizlediği direnci açığa çıkarabilir.”
Ersan Karavelioğlu

Müddessir Suresi’nin otuz birinci ayetinde şöyle buyrulur:


“Biz cehennemin görevlilerini yalnızca meleklerden kıldık. Onların sayısını da inkâr edenler için bir imtihan yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin bilgiye ulaşsın, iman edenlerin imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlar ve inkârcılar ise ‘Allah bu örnekle ne demek istedi?’ desinler. Allah dilediğini böylece şaşırtır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını O’ndan başkası bilmez. Bu, insanlar için ancak bir öğüttür.”


Ayetin Arapçası:


وَمَا جَعَلْنَا أَصْحَابَ النَّارِ إِلَّا مَلَائِكَةً وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِلَّذِينَ كَفَرُوا لِيَسْتَيْقِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَيَزْدَادَ الَّذِينَ آمَنُوا إِيمَانًا وَلَا يَرْتَابَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَالْمُؤْمِنُونَ وَلِيَقُولَ الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْكَافِرُونَ مَاذَا أَرَادَ اللَّهُ بِهَذَا مَثَلًا كَذَٰلِكَ يُضِلُّ اللَّهُ مَنْ يَشَاءُ وَيَهْدِي مَنْ يَشَاءُ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ وَمَا هِيَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ


Okunuşu:


“Ve mâ cealnâ ashâbe’n-nâri illâ melâiketen ve mâ cealnâ iddetehum illâ fitneten lillezîne keferû li yesteykınellezîne ûtü’l-kitâbe ve yezdâdellezîne âmenû îmânen ve lâ yertâbellezîne ûtü’l-kitâbe ve’l-mü’minûne ve li yekûle’llezîne fî kulûbihim maradun ve’l-kâfirûne mâzâ erâdallâhu bihâzâ meselâ. Kezâlike yudıllullâhu men yeşâu ve yehdî men yeşâ’. Ve mâ ya‘lemu cunûde rabbike illâ hû. Ve mâ hiye illâ zikrâ lil-beşer.”


Bu ayet, Kur’an’ın en uzun ve en kapsamlı ayetlerinden biri olarak cehennem görevlilerinin kimliğini, on dokuz sayısının neden bildirildiğini ve insanların bu bilgi karşısında farklı tavırlar göstermesini açıklamaktadır.


1️⃣ Cehennem Bekçileri Neden Meleklerden Seçilmiştir ❓


Ayet, cehennem görevlilerinin insanlar veya başka dünyevi varlıklar değil, melekler olduğunu açıkça bildirir.


Melekler:


Allah’ın emirlerine karşı gelmeyen, kendilerine verilen görevi eksiksiz yerine getiren ve dünyevi zaaflarla hareket etmeyen varlıklardır.


Cehennemin idaresi öfkesine, çıkarına veya keyfine göre davranabilecek insanlara bırakılmamıştır.


Bu görevlendirme, ilahi adaletin düzenli, kontrollü ve Allah’ın emrine uygun biçimde uygulanacağını gösterir.


2️⃣ “Ateşin Sahipleri” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayette geçen “ashâbe’n-nâr” ifadesi, ateş üzerinde görevlendirilen ve onun düzeninden sorumlu olan bekçileri anlatır.


Buradaki “sahip” kelimesi onların cehennemin gerçek maliki olduğu anlamına gelmez.


Cehennemin de meleklerin de gerçek sahibi Allah’tır.


Bu ifade:


Cehennemde sürekli görev yapan, oranın düzenini koruyan ve ilahi emirleri uygulayan görevliler


anlamındadır.


3️⃣ Meleklerin İnsanlardan Farkı Nedir ❓


İnsan yorulabilir, korkabilir, kandırılabilir ve görevini kötüye kullanabilir.


Melekler ise Kur’an’ın anlatımına göre:


Allah’ın kendilerine verdiği emirleri yerine getirir ve emredilene karşı gelmezler.


Bu nedenle cehennemdeki insanların sayısı ne kadar fazla olursa olsun, on dokuz görevlinin gücü insan sayısıyla karşılaştırılamaz.


İnkârcıların yaptığı hata, melekleri sıradan insan muhafızlar gibi düşünmeleridir.


4️⃣ On Dokuz Sayısı Neden Bir İmtihan Yapılmıştır ❓


Ayet, on dokuz sayısının inkâr edenler için bir fitne, yani sınama ve imtihan olduğunu açıkça bildirir.


İnsanlar bu sayı karşısında farklı tavırlar gösterebilir:


Bazıları vahye güvenerek kabul eder, bazıları düşünerek araştırır, bazıları ise alay ederek küçümser.


Sayı kendi başına insanı inkâra veya imana zorlamaz.


Fakat insanın içindeki niyeti, kibri, samimiyeti ve hakikate yaklaşım biçimini görünür hâle getirir.


5️⃣ “Fitne” Kelimesi Burada Ne Anlama Gelir ❓


Fitne kelimesi farklı bağlamlarda sınama, deneme, ayrıştırma ve insanın gerçek durumunu ortaya çıkaran olay anlamlarına gelebilir.


Altının ateşte eritilerek saf olanla yabancı maddelerin ayrılması gibi, imtihan da insanın içindekini ortaya çıkarır.


On dokuz sayısı:


İmana açık olanla alay etmeye hazır olanı, samimi araştırmayla kibirli reddedişi birbirinden ayıran bir sınama


olmuştur.


6️⃣ İnkârcılar On Dokuz Sayısıyla Neden Alay Etmiştir ❓


Mekke’deki bazı inkârcılar cehennemin üzerinde yalnızca on dokuz görevli bulunduğunu duyunca bu sayıyı küçümsemiş olabilirler.


Kendilerini kalabalık ve güçlü görerek:


“On dokuz görevliyle başa çıkabiliriz.”


şeklinde düşünmüşlerdir.


Bu tavır, gaybî varlıkları sıradan insan gücüyle ölçmenin sonucudur.


Ayet onların sayıya değil, sayıyı bildiren vahye karşı duydukları kibri ortaya çıkarır.


7️⃣ Ehl-i Kitap Bu Sayıyla Nasıl Kesin Bilgiye Ulaşır ❓


Ayet, on dokuz sayısının kendilerine daha önce kitap verilenlerin kesin bilgiye ulaşmasına vesile olacağını bildirir.


Bu ifade, Yahudi ve Hristiyan geleneklerinde cehennem görevlileriyle ilgili benzer bir bilginin bulunmuş olabileceği şeklinde yorumlanmıştır.


Kur’an’ın verdiği bu bilgi, önceki vahiy geleneğinden haberdar olan bazı insanlar için:


Hz. Muhammed’in mesajının ilahi vahiy zinciriyle bağlantısını gösteren bir işaret


olabilir.


Ancak ayette önceki metinlerdeki ayrıntının nasıl olduğu açıklanmadığı için kesin olmayan rivayetler konusunda ölçülü davranılmalıdır.


8️⃣ On Dokuz Sayısı Müminlerin İmanını Nasıl Artırır ❓


Mümin, Kur’an’ın verdiği gaybî haberi Allah’ın sözü olduğuna inanarak kabul eder.


Ayetin önceki kutsal bilgilerle uyumlu olduğunu görmesi veya inkârcıların tavrının önceden açıklanması, güvenini daha da artırabilir.


İmanın artması yalnızca yeni bir sayı öğrenmek değildir.


İman artışı:


Allah’ın bilgisine güvenmenin, vahye teslimiyetin ve ahiret sorumluluğunun güçlenmesi


anlamına gelir.


9️⃣ Ehl-i Kitap Ve Müminler Neden Şüphe Etmemelidir ❓


Ayet, kendilerine kitap verilenlerle müminlerin bu bilgi karşısında kuşkuya düşmemesini amaçlayan bir yön bulunduğunu bildirir.


Aynı vahiy kaynağından gelen mesajlar arasında görülen uyum, onların güvenini artırabilir.


Buradaki şüphe etmemek:


Soru sormayı bırakmak veya araştırmamak


anlamına gelmez.


Samimi soru hakikati anlamaya yönelirken, ayette eleştirilen şüphe gerçeği reddetmek için bahane arayan tavırdır.


🔟 Kalplerinde Hastalık Bulunanlar Kimlerdir ❓


Kalpte hastalık, fiziksel bir kalp rahatsızlığı değildir.


Bu ifade manevi olarak:


Şüphe, ikiyüzlülük, kibir, kötü niyet, çıkarcılık ve hakikate karşı içten bir direnç


anlamlarıyla ilişkilendirilir.


Kalbinde hastalık bulunan kişi açıkça inanmadığını söylemeyebilir.


Fakat vahiy karşısında sürekli bahane üretir, şüphe yayar ve kendi çıkarına göre hareket eder.


Bu insanlar on dokuz sayısını hakikati anlamak için değil, alay veya kuşku oluşturmak için kullanabilir.


1️⃣1️⃣ “Allah Bu Örnekle Ne Demek İstedi?” Sözü Neden Eleştirilir ❓


Bu cümle yüzeyde masum bir soru gibi görünür.


Gerçekten anlamak isteyen bir insanın:


“Allah bununla ne anlatıyor?”


diye sorması yanlış değildir.


Fakat ayetteki söz samimi bir öğrenme isteğinden değil, küçümseme ve itiraz tavrından kaynaklanmaktadır.


Soru soran kişinin niyeti:


Cevap bulmak değil, anlatılanı anlamsız göstermek


olduğunda soru hakikat arayışı olmaktan çıkar.


1️⃣2️⃣ Aynı Ayet Birinin İmanını Artırırken Diğerini Neden Saptırır ❓


Ayet aynıdır; fakat insanların ona yaklaşımları farklıdır.


Yağmur temiz toprağa düştüğünde bitki yetiştirir, kayalığın üzerine düştüğünde akıp gider.


Benzer biçimde vahiy:


Samimi ve açık kalpte iman oluştururken, kibirli ve kapalı kalpte direnişi artırabilir.


Sorun ayetin kendisinde değil, insanın ayet karşısında seçtiği tavırdadır.


1️⃣3️⃣ “Allah Dilediğini Saptırır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade, Allah’ın sebepsiz ve keyfî biçimde masum insanları yanlış yola zorladığı şeklinde anlaşılmamalıdır.


Kur’an’ın genel anlatımında insan:


Düşünmeye, seçmeye, doğruya yönelmeye ve yanlışından dönmeye


çağrılır.


Hakikati sürekli reddeden, kibir ve kötülükte ısrar eden kişi zamanla doğruyu görme yeteneğini kaybedebilir.


Allah’ın saptırması, kişinin bilinçli tercihlerinin sonucunda sapıklık yolunda bırakılması veya bu tercihin ilahi hükümle sonuçlandırılması olarak yorumlanabilir.


1️⃣4️⃣ “Allah Dilediğini Doğru Yola İletir” Ne Anlama Gelir ❓


Hidayet, insanın doğruyu görmesi, anlaması ve ona yönelmesidir.


Allah insana:


Akıl, vicdan, peygamberler, vahiy ve düşünme imkânı


vererek doğru yolun kapılarını açar.


Samimiyetle hakikati arayan, yanlışını kabul eden ve doğruya yönelmek isteyen kişi bu rehberlikten yararlanır.


Hidayet yalnızca bilgi edinmek değil, bilinen doğruyu hayatın yönü hâline getirmektir.


1️⃣5️⃣ “Rabbinin Ordularını O’ndan Başkası Bilmez” Ne Anlama Gelir ❓


Ayet, Allah’ın ordularının yalnızca on dokuz melekten ibaret olmadığını hatırlatır.


Allah’ın orduları:


Melekler, tabiat kuvvetleri ve yalnızca Allah’ın bildiği sayısız yaratılmış güç


olarak düşünülebilir.


İnsanların bildiği on dokuz görevli, ilahi kuvvetlerin çok küçük bir bölümüdür.


İnsan on dokuz sayısını az görerek alay ederken Allah’ın bütün ordularının sayısını ve gücünü kavrayamaz.


1️⃣6️⃣ Allah’ın Orduları İfadesi Savaşçı Varlıkları mı Anlatır ❓


Ordu kelimesi yalnızca bildiğimiz askerî birlikler anlamına gelmeyebilir.


Allah’ın emrini yerine getiren her güç, mecazi anlamda O’nun ordularından sayılabilir.


Bir fırtına, deprem, küçük bir canlı veya görünmeyen bir sebep bile büyük sonuçlara yol açabilir.


Bu ifade insanlara:


Allah’ın gücünü yalnızca bildikleri varlıklarla sınırlamamaları


gerektiğini öğretir.


İnsan bütün yaratılış düzenini ve ondaki görevlileri bilemez.


1️⃣7️⃣ On Dokuz Sayısından Matematiksel Bir Kur’an Sistemi Çıkarılabilir mi ❓


Kur’an’daki sayı ve kelime düzenleri araştırılabilir.


Fakat Müddessir Suresi’nin bu ayetinde on dokuz sayısının doğrudan anlamı:


Cehennemin görevlilerinin sayısı ve bu sayının insanlar için bir imtihan olmasıdır.


Kur’an’ın tamamının yalnızca on dokuz sayısına dayalı gizli bir şifre olduğu iddiası ayetin açık anlamından daha ileri bir iddiadır.


Böyle bir iddia ortaya koyan kişinin kullandığı sayım yöntemlerini, farklı yazımları ve seçtiği verileri açıkça göstermesi gerekir.


Ayetin ahlaki mesajı, sayı hesaplarının gölgesinde bırakılmamalıdır.


1️⃣8️⃣ “Bu, İnsanlar İçin Ancak Bir Öğüttür” Ne Anlama Gelir ❓


Ayetin sonunda bütün bu anlatılanların insanlar için bir hatırlatma olduğu belirtilir.


Sekar, on dokuz görevli ve insanların farklı tepkileri yalnızca merak uyandıran gaybî bilgiler değildir.


Bunların amacı:


İnsanı uyandırmak, kibirden uzaklaştırmak, hesap gününü hatırlatmak ve davranışlarını düzeltmeye çağırmaktır.


Bilginin değeri insanın hayatında meydana getirdiği değişimle anlaşılır.


On dokuz sayısını bilen fakat zulümden ve yalandan vazgeçmeyen kişi ayetin temel öğüdünü kaçırmış olur.


1️⃣9️⃣ Sonuç: On Dokuz Sayısı İnsanların Kalbindeki Tavrı Ortaya Çıkarır​


Müddessir Suresi’nin otuz birinci ayeti, cehennem görevlilerinin meleklerden seçildiğini ve sayılarının on dokuz yapılmasının insanlar için bir imtihan olduğunu açıklar.


Bu bilgi karşısında:


Ehl-i kitap kesin bilgiye ulaşabilir, müminlerin imanı artabilir, samimi insanlar şüpheden kurtulabilir; kalbinde hastalık bulunanlar ve inkârcılar ise alaycı sorular üretebilir.


Ayet bugünün insanına şu soruları yöneltir:


Anlamadığım bir ayetle hemen alay mı ediyorum, yoksa samimiyetle araştırıyor muyum?


Sayıların gizemini araştırırken ayetin ahlaki mesajını unutuyor muyum?


Hakikat karşısında fikrimi değiştirebilecek kadar dürüst müyüm?


Sorularımı anlamak için mi, küçümsemek için mi soruyorum?


Allah’ın ordularını yalnızca bildiğim varlıklarla mı sınırlıyorum?



On dokuz sayısı yalnızca cehennem görevlilerinin sayısını açıklamaz.


İnsanın vahiy karşısındaki iç tavrını da açığa çıkarır.


Samimi insan sayıdan öğüt çıkarır. Kibirli insan ise sayıyı küçümseyerek kendi sınırlılığını ortaya koyar.


“Aynı sayı bir insanın imanını artırırken başka bir insanın kibrini açığa çıkarabilir. Çünkü imtihan çoğu zaman önümüzde duran işarette değil, o işarete hangi niyetle baktığımızdadır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt