🌀 Marguerite Duras'ın Lol V. Stein'in Kendinden Geçmesi Romanı Neyi Anlatır ❓ Travma, Bakış, Arzu, Kimlik, Sessizlik Ve Kadın Ruhunun Parçalanışı

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
49,821
2,724,644
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

🌀 Marguerite Duras'ın Lol V. Stein'in Kendinden Geçmesi Romanı Neyi Anlatır ❓ Travma, Bakış, Arzu, Kimlik, Sessizlik Ve Kadın Ruhunun Parçalanışı Açısından Nasıl Okunmalıdır ❓


“Bazı yaralar insanın kalbinde değil, bakışında açılır; insan artık dünyaya değil, kendi parçalanmış hâline bakmaya başlar.”
— Ersan Karavelioğlu

Marguerite Duras'ın Lol V. Stein'in Kendinden Geçmesi romanı, modern edebiyatın en gizemli, en sarsıcı ve en psikolojik metinlerinden biridir. Roman; travma, terk edilme, bakış, arzu, sessizlik, kimlik parçalanması, kadın ruhunun donması, hatırlama, unutamama ve insanın kendi hayatından kopması gibi temalar etrafında şekillenir.


Romanın merkezinde Lol V. Stein adlı kadın vardır. Lol, gençliğinde nişanlısı Michael Richardson ile bir baloya gider. Fakat o baloda Michael, başka bir kadın olan Anne-Marie Stretter ile karşılaşır ve Lol'u adeta gözünün önünde terk eder. Bu olay, Lol'un ruhunda büyük bir kırılma yaratır. Fakat Duras bu kırılmayı klasik bir terk edilme acısı olarak anlatmaz. Bu olay Lol'un kimliğinde, bakışında ve dünyayla ilişkisinde derin bir kopuşa dönüşür.


Lol için mesele yalnızca sevdiği erkeği kaybetmek değildir. Asıl mesele, kendi hayatının merkezinden dışarı düşmesidir. O artık olayların içinde yaşayan biri olmaktan çok, başkalarının arzusunu izleyen, kendi varlığını dışarıdan seyreden bir figüre dönüşür.




1️⃣ Lol V. Stein'in Kendinden Geçmesi Genel Olarak Neyi Anlatır ❓


Lol V. Stein'in Kendinden Geçmesi, genç bir kadının bir balo gecesinde yaşadığı ruhsal kırılmanın yıllar sonra bile hayatını nasıl belirlediğini anlatır. Lol, nişanlısı Michael Richardson tarafından başka bir kadın uğruna terk edilir. Fakat bu terk ediliş sıradan bir ayrılık değildir; Lol'un benliğinde kapanmayan bir yaraya dönüşür.


Roman yıllar sonra Lol'un evlenmiş, çocuk sahibi olmuş ve dışarıdan normal bir hayat sürüyor gibi görünen hâline döner. Fakat onun ruhunda balo gecesi hâlâ bitmemiştir. O gece, Lol'un içinde donmuş bir zaman parçası gibi yaşamaya devam eder.


Romanın temel meselesi şudur:


Bir travma insanın içinde nasıl zaman dışı kalır ❓


Lol dışarıdan yaşar gibi görünür; fakat iç dünyasında hâlâ o balo gecesinin içinde kalmıştır. Balo, onun için geçmişte yaşanmış bir olay değil, sürekli yeniden kurulan içsel bir sahnedir.


Bu yüzden roman, terk edilme hikâyesinden çok daha derindir. Bu eser, insanın bir olaydan sonra kendi hayatına nasıl yabancılaşabileceğini anlatır.




2️⃣ Lol V. Stein Kimdir ❓


Lol V. Stein, romanın merkezindeki gizemli kadın karakterdir. O, Duras'ın en unutulmaz kadın figürlerinden biridir. Çünkü Lol doğrudan anlaşılması kolay bir karakter değildir. Onun ruhu, açık itiraflarla değil; suskunluk, bakış, tekrar, yokluk ve sezgiyle anlatılır.


Lol'un en belirgin özelliği, yaşadığı travmadan sonra dünyayla bağının değişmesidir. O, dışarıdan sakin, sessiz ve sıradan görünebilir. Fakat iç dünyasında derin bir boşluk ve kopuş vardır.


Lol şu anlamları taşır:


Travmanın dondurduğu kadın.
Terk edilmenin içinde kimliğini kaybeden insan.
Kendi hayatını dışarıdan izleyen figür.
Bakışa dönüşmüş ruh.
Arzunun dışında kalan ama arzuyu izleyen kadın.
Sessizliğin içinde parçalanmış benlik.



Lol, kendini yüksek sesle anlatmaz. Hatta roman boyunca onun tam olarak ne hissettiği hiçbir zaman tamamen ele geçirilmez. Duras'ın gücü de buradadır: Lol'u çözmek yerine, onun çözülemezliğini hissettirir.




3️⃣ Balo Gecesi Romanda Neden Merkezîdir ❓


Romanın en önemli sahnesi balo gecesidir. Lol, nişanlısı Michael Richardson ile balodadır. O gece Michael, Anne-Marie Stretter adlı kadınla karşılaşır. Bu karşılaşma, Michael'ın bütün dikkatini ve arzusunu değiştirir. Lol ise bu değişimi izler.


Balo gecesi şu anlamları taşır:


Terk edilme anı.
Arzunun yön değiştirmesi.
Kadının görünmezleşmesi.
Benliğin kırılması.
Travmanın başladığı sahne.
Lol'un hayatının donduğu zaman.



Bu sahnede Lol sadece sevdiği erkeği kaybetmez. Aynı zamanda kendi varlığının sahneden silindiğini hisseder. Michael'ın bakışı artık ona değil, başka bir kadına yönelmiştir. Bu bakış kayması, Lol'un ruhunda büyük bir boşluk açar.


Balo gecesi Lol için bitmez. O gece, onun hafızasında sürekli tekrar eden bir iç sahneye dönüşür.


Bazı insanlar bir olay yaşar ve sonra hayatına devam eder. Lol ise o olayı yaşamaz sadece; o olayın içinde kalır.




4️⃣ Michael Richardson Kimdir Ve Romanda Ne Anlama Gelir ❓


Michael Richardson, Lol'un nişanlısıdır. Balo gecesinde Anne-Marie Stretter'e yönelir ve Lol'u terk eder. Fakat romanda Michael yalnızca sadakatsiz bir erkek figürü değildir. O, Lol'un ruhsal kırılmasını başlatan arzunun yön değiştirme noktasıdır.


Michael'ın işlevi şudur:


Lol'un sevgi nesnesidir.
Arzunun Lol'dan başka kadına kayışını temsil eder.
Lol'un görünmezleşmesine sebep olur.
Travmanın tetikleyici figürüdür.
Kadının kendini değerli hissetme zeminini yıkar.



Michael'ın Anne-Marie'ye yönelmesi, Lol'un içinde şu soruyu açar:


Ben kimim, eğer artık arzulanan kişi ben değilsem ❓


Bu soru Lol'un kimliğini parçalar. Çünkü onun dünyasında sevilmek, görülmek ve arzulanmak varoluşsal bir anlam taşır. Michael'ın bakışı başka yöne döndüğünde, Lol kendi varlığının da sahneden çekildiğini hisseder.


Bu yüzden Michael romanda yalnızca kaybedilen erkek değil; Lol'un benliğinde açılan boşluğun başlangıcıdır.




5️⃣ Anne-Marie Stretter Kimdir ❓


Anne-Marie Stretter, balo gecesinde Michael Richardson'ın arzusunu üzerine çeken kadındır. Duras'ın başka eserlerinde de karşımıza çıkan bu karakter, gizemli, etkileyici ve güçlü bir kadın figürüdür.


Anne-Marie Stretter romanda şu anlamları taşır:


Arzunun merkezi.
Bakışı üzerine toplayan kadın.
Lol'un yerini alan figür.
Gizemli kadınlık.
Ulaşılmaz çekim.
Lol'un travmatik aynası.



Lol için Anne-Marie yalnızca rakip kadın değildir. O, Lol'un dışarıda kaldığı arzunun merkezidir. Michael onu seçtiğinde, Lol kendi yerini kaybeder. Fakat tuhaf olan şudur: Lol yalnızca kıskançlık duymaz; aynı zamanda bu sahneye saplantılı biçimde bağlanır.


Anne-Marie, Lol'un gözünde hem kaybın sebebi hem de büyüleyici bir merkezdir. Lol, onunla Michael arasındaki arzuyu izlerken kendi yokluğunu deneyimler.


Bu yüzden Anne-Marie, romanda yalnızca başka kadın değildir; Lol'un kendinden geçişinin sembolüdür.




6️⃣ “Kendinden Geçme” Ne Anlama Gelir ❓


Başlıktaki kendinden geçme, yalnızca bayılmak veya duygusal olarak sarsılmak anlamına gelmez. Burada daha derin bir ruhsal kopuş vardır. Lol, balo gecesinde sanki kendi benliğinden çıkar. Kendi hayatının öznesi olmaktan uzaklaşır ve başkalarının arzusunu izleyen bir göze dönüşür.


Kendinden geçme şu anlamlara gelir:


Benliğin merkezini kaybetmek.
Kendi arzusundan kopmak.
Olayın içinde değil, dışında kalmak.
Kendi hayatını seyretmeye başlamak.
Travma anında ruhsal donma yaşamak.
Kimliğin parçalanması.



Lol'un kendinden geçmesi, aşk acısından daha ağırdır. Çünkü o sadece üzülmez; kendi varlığının sınırlarını kaybeder. Ne hissettiğini, nerede durduğunu, kim olduğunu belirlemekte zorlanır.


Bu romanın en derin tarafı buradadır: Duras, insanın ruhsal olarak kendi içinden nasıl çıkabileceğini anlatır.




7️⃣ Travma Romanda Nasıl İşlenir ❓


Duras, travmayı çığlıkla değil, sessizlikle anlatır. Lol'un travması büyük patlamalarla dışa vurulmaz. Aksine, donma, susma, boşluk, tekrar ve bakış üzerinden ilerler.


Travma romanda şu şekillerde görünür:


Zamanın donması.
Balo gecesinin unutulamaması.
Kendi hayatına yabancılaşma.
Arzunun izleyicisi hâline gelme.
Dışarıdan normal görünürken içeride kopuk yaşama.
Geçmişin sürekli bugüne sızması.



Lol'un travması, geçmişte kalmaz. Yıllar geçse de balo gecesi onun içinde sürer. Bu, travmanın en belirgin özelliklerinden biridir: Olay bitmiştir ama ruh olayın içinden çıkamamıştır.


Duras, travmayı açıklamaz; yaşatır. Okur, Lol'un iç boşluğunu, tamamlanmamışlığını ve takılı kalmışlığını metnin yapısından hisseder.


Travma, Lol'un hayatında bir anı değil; bir varoluş biçimidir.




8️⃣ Bakış Teması Romanda Neden Bu Kadar Önemlidir ❓


Bu romanda bakış, en önemli temalardan biridir. Lol, balo gecesinde Michael'ın Anne-Marie'ye yönelen bakışını görür. Bu bakış, onun ruhunda kırılma yaratır. Sonrasında Lol, kendi hayatını yaşayan biri olmaktan çok, başkalarını izleyen bir figüre dönüşür.


Bakış şu anlamları taşır:


Arzunun yönünü belirler.
Kimin seçildiğini gösterir.
Kimin görünmezleştiğini açığa çıkarır.
Kimliğin kurulmasında rol oynar.
Travmayı sürekli yeniden canlandırır.



Lol'un acısı, Michael'ın başka kadına gitmesinden önce, onun bakışının başka kadına yönelmesidir. Çünkü bakış arzunun ilk işaretidir. İnsan sevildiğini bazen sözlerden önce bakışta hisseder. Aynı şekilde terk edildiğini de önce bakışın değişmesinde sezer.


Lol için bakış, sevginin ve kaybın sahnesidir.


Bu yüzden roman, insanın sadece sevilmeye değil, görülmeye de ne kadar muhtaç olduğunu gösterir.




9️⃣ Arzu Romanda Nasıl Kurulur ❓


Duras'ın romanında arzu doğrudan, açık ve basit değildir. Arzu, üçgenler, izleme, eksiklik, kayıp ve başkasının arzusunu seyretme üzerinden kurulur. Lol'un arzusu, kendi istediği şeyden çok, başkalarının birbirine yönelen arzusuna takılır.


Romanda arzu şu şekilde işler:


Michael, Anne-Marie'yi arzular.
Lol bu arzuyu izler.
Lol, arzunun dışında kalır.
Fakat aynı zamanda bu dışarıda kalışa saplanır.
Yıllar sonra benzer sahneleri yeniden kurmaya çalışır.



Burada arzu, sahip olmakla değil, izlemekle bağlantılıdır. Lol, arzunun merkezinde değil, kenarında durur. Fakat tam da bu kenarda duruş onun saplantısına dönüşür.


Duras, arzunun sadece iki kişi arasında olmadığını gösterir. Bazen arzu üçüncü kişinin bakışıyla, dışarıda kalanın sessizliğiyle ve tamamlanmamış bir sahnenin tekrar edilmesiyle büyür.




1️⃣0️⃣ Sessizlik Romanda Ne Anlama Gelir ❓


Sessizlik, Duras'ın bu romanında çok güçlüdür. Lol çok konuşan, kendini açıklayan, duygularını net biçimde anlatan bir karakter değildir. Onun varlığı daha çok suskunlukla, boşlukla ve belirsizlikle kurulur.


Sessizlik şu anlamları taşır:


Travmanın dile gelememesi.
Kimlik parçalanması.
Toplumsal olarak kabul edilemeyen duygular.
Kendini anlatma imkânsızlığı.
İç dünyanın donmuşluğu.



Bazı acılar hemen konuşulamaz. Çünkü söz, acıya yetişemez. Lol'un sessizliği de böyle bir sessizliktir. O sadece susmaz; suskunluğun içinde yaşar.


Duras'ın dilinde sessizlik boşluk değildir. Sessizlik, metnin en yoğun anlam alanıdır. Lol'un söylemedikleri, söylediğinden daha önemlidir.


Okur, Lol'u anlamak için onun sözlerine değil, sustuğu yerlere dikkat etmelidir.




1️⃣1️⃣ Jacques Hold Kimdir ❓


Jacques Hold, romanın anlatıcısıdır ve Lol'un hikâyesini aktaran kişidir. Aynı zamanda Lol'un çevresindeki kişilerle ilişkili olan bir erkektir. Onun anlatıcı olması çok önemlidir; çünkü Lol'u doğrudan kendi ağzından değil, bir erkeğin bakışından tanırız.


Jacques Hold'un rolü şudur:


Lol'u anlatmaya çalışır.
Onu anlamaya çalışırken ona çekilir.
Lol'un gizemine kapılır.
Anlatıcı olarak güvenilirliği sorgulanabilir.
Lol'un iç dünyasına tam ulaşamaz.



Bu anlatım biçimi romanı daha da belirsiz hâle getirir. Çünkü okur Lol'u doğrudan tanımaz; Jacques Hold'un yorumları, arzusu ve sınırlı bilgisi üzerinden tanır.


Bu durum şu soruyu doğurur:


Bir insan başka bir insanın iç dünyasını gerçekten anlatabilir mi ❓


Duras burada anlatının kendisini de sorgular. Lol'un hakikati anlatıcının elinden kaçar. Çünkü Lol, tam olarak sahip olunabilecek veya çözülebilecek bir karakter değildir.




1️⃣2️⃣ Tatiana Karl Kimdir Ve Romandaki İşlevi Nedir ❓


Tatiana Karl, Lol'un eski arkadaşıdır. Romanın ilerleyen bölümlerinde Jacques Hold ile ilişkisi üzerinden Lol'un yeniden bir izleme ve arzu üçgenine girmesine zemin hazırlar.


Tatiana'nın işlevi önemlidir çünkü Lol, yıllar sonra yeniden bir sahne kurar gibidir. Tıpkı balo gecesinde Michael ve Anne-Marie arasındaki arzuyu izlediği gibi, bu kez başka bir ilişkiyi izleme konumuna geçer.


Tatiana şu anlamları taşır:


Geçmişle bugünü bağlayan figür.
Lol'un izleme arzusunu yeniden harekete geçiren kadın.
Arzu üçgeninin parçası.
Balo gecesinin yeniden kurulmasına imkân veren karakter.



Tatiana, Lol için yalnızca eski bir arkadaş değildir. Onun varlığı, Lol'un tamamlanmamış travmasını yeniden sahneye çıkarır. Lol, başkalarının arzusunu izleyerek kendi kayıp sahnesini tekrar kurmaya çalışır.


Bu yüzden Tatiana romanın psikolojik yapısında kilit bir rol oynar.




1️⃣3️⃣ Romanın Anlatıcısı Güvenilir Midir ❓


Bu romanın en ilginç yönlerinden biri, anlatıcının güvenilirliğinin kesin olmamasıdır. Jacques Hold, Lol'u anlatır; fakat onu gerçekten ne kadar anladığı belirsizdir. Onun anlatımı bilgi kadar arzu, tahmin ve yorum da taşır.


Bu nedenle okur şu sorularla karşılaşır:


Jacques Hold Lol'u gerçekten tanıyor mu ❓
Yoksa kendi arzusuna göre mi yorumluyor ❓
Lol'un iç dünyası anlatılabilir mi ❓
Anlatıcı Lol'u açıklarken aslında onu yeniden mi kuruyor ❓



Duras burada klasik anlatıcı güvenini bozar. Okur, anlatılanı tamamen kesin bilgi gibi alamaz. Çünkü Lol'un hikâyesi zaten belirsizlik, boşluk ve ulaşılmazlık üzerine kuruludur.


Bu anlatım tarzı romanın temel temasına uygundur. Lol'un kendisi nasıl parçalı ve ele geçirilemezse, onun anlatısı da öyledir.


Duras, okuyucuya kesin bir karakter portresi değil; çözülmesi imkânsız bir ruhsal bilmece verir.




1️⃣4️⃣ Romanın Dili Ve Yapısı Nasıldır ❓


Duras'ın dili bu romanda şiirsel, parçalı, tekrarlarla dolu ve belirsizdir. Roman düz bir olay örgüsüyle ilerlemez. Geçmiş ve şimdi birbirine karışır. Anlatıcı yorum yapar, hatırlar, tahmin eder, eksik bırakır.


Romanın yapısında şu özellikler görülür:


Parçalı anlatım.
Tekrar eden sahneler.
Belirsiz psikolojik geçişler.
Sessizlik ve boşluklar.
Anlatıcının yorumları.
Geçmişin bugünde yeniden kurulması.



Bu yapı, Lol'un ruhsal durumuna uygundur. Çünkü Lol'un iç dünyası da parçalıdır. Onun hayatı düzenli bir çizgi gibi değil, takılı kalmış bir sahnenin etrafında dönen kırık halkalar gibi ilerler.


Duras'ın dili burada sadece anlatma aracı değildir; karakterin ruh hâlini biçim olarak da yansıtır.


Romanı anlamak için olaydan çok yapıya, cümlelerin bıraktığı boşluğa ve tekrarların psikolojik anlamına dikkat etmek gerekir.




1️⃣5️⃣ Romanı Psikolojik Açıdan Nasıl Okuyabiliriz ❓


Psikolojik açıdan Lol V. Stein'in Kendinden Geçmesi, travma sonrası kimlik parçalanmasının romanıdır. Lol'un balo gecesinde yaşadığı terk edilme, onun benliğinde büyük bir yarılma oluşturur. Fakat bu yara doğrudan ağlama, öfke veya açık yas olarak değil; donma ve izleme davranışı olarak ortaya çıkar.


Psikolojik olarak romanda şu unsurlar öne çıkar:


Travmatik donma.
Terk edilme yarası.
Arzunun dışında kalma.
Benlikten kopuş.
Saplantılı tekrar.
Başkasının arzusunu izleme ihtiyacı.
Kendi hayatının öznesi olamama.



Lol'un sorunu yalnızca geçmişte terk edilmiş olması değildir. O, terk edildiği sahneyi ruhunda tekrar tekrar yeniden kurar. Bu tekrar, onun travmayı aşamadığını gösterir.


İnsan bazen acıyı unutmak için değil, anlamak için tekrar eder. Fakat tekrar anlam üretmezse, insanı aynı yaranın etrafında döndürür.


Lol'un hayatı da böyle bir döngüdür.




1️⃣6️⃣ Romanı Feminist Açıdan Nasıl Okuyabiliriz ❓


Feminist açıdan roman, kadının arzulanma, görülme, seçilme ve terk edilme üzerinden nasıl kimlik krizi yaşayabileceğini derin biçimde gösterir. Lol'un travması, bir erkeğin başka kadını seçmesiyle başlar; fakat bu olay, kadın kimliğinin erkek bakışıyla kurulmasının ne kadar kırılgan olabileceğini de açığa çıkarır.


Roman şu feminist soruları düşündürür:


Kadın kendini kimin bakışında var eder ❓
Arzulanmayan kadın kendini neden görünmez hisseder ❓
Kadınlar neden erkek arzusunun sahnesinde birbirine rakip hâle gelir ❓
Kadının suskunluğu gerçekten sakinlik midir, yoksa parçalanmışlığın izi mi ❓
Kadın kendi arzusunu mu yaşar, yoksa başkasının arzusunu mu izler ❓



Duras burada kadını basit bir mağdur figürüne indirgemez. Lol karmaşık, gizemli ve anlaşılması zor bir karakterdir. Fakat onun yaşadığı kırılma, kadın varlığının toplumsal ve duygusal olarak nasıl bakışa bağımlı hâle getirilebildiğini gösterir.


Lol'un sessizliği, kadın ruhunun bastırılmış çığlığı gibidir.




1️⃣7️⃣ Lol'un Hikâyesi Neden Rahatsız Edicidir ❓


Lol'un hikâyesi rahatsız edicidir çünkü okura kolay bir acı hikâyesi sunmaz. Okur onunla basitçe empati kurup rahatlayamaz. Lol ne tam anlamıyla mağdur gibi davranır ne de açıkça iyileşmek ister. O, travmasının içinde garip, anlaşılması zor ve bazen huzursuz edici bir biçimde kalır.


Rahatsız edici olan şudur:


Lol acısını açıkça anlatmaz.
Arzuyu doğrudan yaşamaz, izler.
Kendi hayatını sanki dışarıdan seyreder.
Geçmiş sahneyi yeniden kurmaya çalışır.
Okur onun iç dünyasına tam giremez.



Bu rahatsızlık, Duras'ın bilinçli tercihidir. Çünkü travma her zaman anlaşılır, düzenli ve anlatılabilir değildir. Bazı yaralar insanı tanınmaz hâle getirir. Bazı acılar insanın duygularını değil, varoluş biçimini değiştirir.


Lol'un hikâyesi bu yüzden sarsıcıdır. Çünkü o sadece acı çeken değil; acının biçimine dönüşen bir karakterdir.




1️⃣8️⃣ Romanın Ana Temaları Nelerdir ❓


Lol V. Stein'in Kendinden Geçmesi, kısa sayılabilecek ama anlam bakımından oldukça yoğun bir romandır. Duras burada birçok temayı iç içe geçirir.


Romanın ana temaları şunlardır:


Travma.
Terk edilme.
Bakış.
Arzu.
Kadınlık.
Kimlik parçalanması.
Sessizlik.
Hafıza.
Tekrar.
Anlatının belirsizliği.
Görünmezleşme.
Kendi hayatından kopma.



Bu temalar birbirine bağlıdır. Terk edilme travmayı, travma kimlik parçalanmasını, kimlik parçalanması bakış saplantısını, bakış saplantısı arzu üçgenlerini, arzu üçgenleri ise tekrar eden ruhsal sahneleri doğurur.


Duras'ın gücü, bütün bu karmaşayı açık psikolojik açıklamalarla değil, edebî sezgiyle vermesidir.




1️⃣9️⃣ Son Söz: Lol V. Stein, Terk Edilmiş Bir Kadından Çok Daha Fazlasıdır ❓


Marguerite Duras'ın Lol V. Stein'in Kendinden Geçmesi romanı, terk edilmiş bir kadının hikâyesi gibi başlar; fakat derinde insanın travma karşısında kendi benliğinden nasıl kopabileceğini anlatır.


Lol, Michael'ı kaybettiği için yıkılmaz yalnızca. O, kendisinin arzunun dışına atıldığını, bakıştan silindiğini ve kendi hayatının merkezinden uzaklaştığını hisseder. Bu yüzden balo gecesi onun için geçmişte kalan bir anı değil; ruhunda sürekli tekrar eden bir sahnedir.


Bu roman bize şunu gösterir:


Bazı insanlar bir olaydan sonra ağlar ve devam eder.
Bazıları öfkelenir ve unutur.
Bazıları ise sessizleşir, donar ve kendi hayatının içinden çekilir.


Lol üçüncü türdendir. O, acısını çığlıkla değil, yokluğuyla taşır. Onun trajedisi, terk edilmekten çok, kendi varlığının seyircisine dönüşmesidir.


Duras'ın büyüklüğü buradadır: O, bir aşk acısını sıradan duygusal anlatıya dönüştürmez. Onu bakışın, arzunun, travmanın ve kimlik kaybının karanlık labirentine taşır.


“Lol V. Stein'in hikâyesi, terk edilmenin değil yalnızca; insanın kendi hayatının içinden sessizce çekilip, başkalarının arzusunu izleyen yaralı bir bakışa dönüşmesinin romanıdır.”
— Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt