⚖️ İnsan Neden Hep Kendini Haklı Görür ❓ Ego, Nefs, Savunma Psikolojisi, Gurur Ve Hakikatle Yüzleşme Nasıl Açıklanır ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
49,807
2,724,624
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

⚖️ İnsan Neden Hep Kendini Haklı Görür ❓ Ego, Nefs, Savunma Psikolojisi, Gurur Ve Hakikatle Yüzleşme Nasıl Açıklanır ❓


“İnsan bazen haklı olduğu için değil, haksız olduğunu kabul ederse içindeki tahtın yıkılacağını sandığı için kendini savunur.”
— Ersan Karavelioğlu

İnsan neden hep kendini haklı görür ❓ Çünkü insanın iç dünyasında yalnızca akıl değil; ego, nefs, gurur, korku, utanç, savunma mekanizmaları, onay ihtiyacı ve kendini iyi biri olarak görme arzusu da çalışır. İnsan çoğu zaman hakikati aradığını söyler; fakat farkında olmadan haklı çıkmayı, hatasız görünmeyi ve kendi benlik imajını korumayı hakikatin önüne koyabilir.


Kendini haklı görmek bazen gerçekten doğru yerde durmak olabilir. Fakat bazen insan, hatasını kabul etmemek, özür dilememek, egosunu korumak, suçluluk hissetmemek veya değişmek zorunda kalmamak için kendini haklı gösterir. İşte asıl tehlike burada başlar: İnsan haksızken bile kendine öyle güçlü gerekçeler üretir ki, bir süre sonra kendi savunmasına inanır.




1️⃣ Kendini Haklı Görmek Nedir ❓


Kendini haklı görmek, insanın kendi düşüncesini, davranışını, tepkisini veya kararını doğru kabul etmesi ve çoğu zaman karşı tarafın yanıldığını düşünmesidir. Bu bazen sağlıklı bir duruş olabilir. İnsan gerçekten haklı olduğu yerde kendini savunabilir, adaleti koruyabilir ve haksızlığa karşı durabilir.


Fakat sorun, insanın her durumda kendini haklı görmeye başlamasıdır.


Böyle bir durumda insan:


Kendi hatasını görmekte zorlanır.
Karşı tarafı dinlemez.
Eleştiriyi saldırı gibi algılar.
Özür dilemeyi zayıflık sanır.
Niyetini temiz gösterir.
Davranışının sonucunu küçümser.
Kendi yanlışını başkasının yanlışıyla örter.



Kendini haklı görmek, insanın iç dünyasında rahatlatıcıdır. Çünkü haklı olmak, suçluluk duygusunu azaltır. Fakat sürekli haklı olmak isteyen insan, hakikatten uzaklaşabilir.


Gerçek olgunluk, her tartışmada haklı çıkmak değil; haksız olduğu yerde gerçeği kabul edebilmektir.




2️⃣ İnsan Neden Haksız Olduğunu Kabul Etmekte Zorlanır ❓


İnsan haksız olduğunu kabul etmekte zorlanır çünkü bu kabul, egoyu yaralar. “Ben hata yaptım” demek, insanın kendi gözündeki iyi, güçlü, doğru ve tutarlı imajını sarsabilir.


Haksızlığı kabul etmek şu duyguları doğurabilir:


Utanç.
Suçluluk.
Pişmanlık.
Küçülme korkusu.
Değer kaybetme kaygısı.
Kontrolü kaybetme hissi.
Özür dileme zorunluluğu.



Bu duygular ağır geldiğinde insan savunmaya geçer. Hatasını görmek yerine gerekçe üretir. Özür dilemek yerine karşı tarafın hatalarını sayar. Davranışının sonucuna bakmak yerine niyetinin iyi olduğunu söyler.


Fakat haksızlığı kabul etmek insanı küçültmez. Aksine insanı büyütür. Çünkü kendi yanılgısını görebilen insan, egosundan daha büyük bir hakikate bağlıdır.


Haksız olduğunu kabul edemeyen insan, kendi nefsinin mahkûmu olur.




3️⃣ Ego Kendini Haklı Görmeyi Nasıl Besler ❓


Ego, insanın kendini değerli, önemli, tutarlı ve güçlü hissetmek isteyen yönüdür. Ego sağlıklı olduğunda insanın kimlik duygusunu korur. Fakat yaralı veya şişmiş ego, hakikati değil, kendi üstünlüğünü savunmaya başlar.


Ego insana şunları fısıldayabilir:


“Ben yanlış yapmam.”
“Beni anlamıyorlar.”
“Asıl suç onda.”
“Ben sadece kendimi savundum.”
“Ben haklıyım, onlar kaldıramıyor.”
“Özür dilersem zayıf görünürüm.”
“Benim niyetim kötü değildi, o yüzden sorun yok.”



Ego, insanın davranışının sonucundan çok kendi niyetini öne çıkarır. Oysa insanın niyeti iyi olsa bile davranışı incitici olabilir. Ego ise bunu kabul etmek istemez.


Gerçek olgunluk, egonun savunmasını fark etmektir. İnsan kendine şu soruyu sormalıdır:


Ben hakikati mi savunuyorum, yoksa egomun incinmemesi için mi direniyorum ❓


Bu soru, insanın kendini haklı görme perdesini aralayabilir.




4️⃣ Nefs Kendini Haklı Çıkarmayı Nasıl Sever ❓


Nefs, insanın arzu, gurur, üstünlük, haz, çıkar ve kendini temize çıkarma eğilimiyle ilişkilidir. Nefs, hatasını açıkça görmekten hoşlanmaz. Çünkü hata kabul edilirse, insanın kendini düzeltmesi gerekir.


Nefs insanı şöyle kandırabilir:


“Ben bunu hak ettim.”
“O da bana bunu yaptı.”
“Benim yerimde kim olsa böyle yapardı.”
“Ben sadece hakkımı savundum.”
“Beni mecbur bıraktılar.”
“Bu kadar da büyütülecek bir şey değil.”



Nefs, yanlışı yanlış olarak göstermez. Yanlışı çoğu zaman hak, savunma, zorunluluk, doğallık veya adalet gibi gösterir.


Bu yüzden insanın en zor mücadelesi, dışarıdaki haksızlıklarla olduğu kadar içerideki nefsin gerekçeleriyle de ilgilidir.


Nefsini tanımayan insan, kendini haklı görmeyi hakikat sanabilir. Nefsini sorgulayan insan ise kendi içindeki en sinsi savunmaları fark etmeye başlar.




5️⃣ Savunma Psikolojisi Nedir ❓


Savunma psikolojisi, insanın kendini suçluluk, utanç, kaygı, değersizlik veya iç çatışmadan korumak için geliştirdiği zihinsel ve duygusal tepkilerdir. Bu savunmalar bazen kişiyi kısa vadede rahatlatır; fakat hakikati görmesini zorlaştırabilir.


Savunma hâlindeki insan genellikle:


Dinlemek yerine cevap hazırlamaya başlar.
Karşı tarafın sözünü tehdit gibi algılar.
Kendi payını görmek yerine suç dağıtır.
Eleştiriyi kişiliğine saldırı sanır.
Konuyu değiştirir.
Geçmiş defterleri açar.
Hakikati değil üstünlüğü korumaya çalışır.



Savunma psikolojisinin en belirgin cümlesi şudur:


“Ama sen de...”


Bu cümle bazen haklı bir karşılık olabilir; fakat çoğu zaman insanın kendi sorumluluğunu görmemek için kullandığı bir kaçış kapısıdır.


Gerçek yüzleşme, “ama sen de” demeden önce “benim payım ne” diye sorabilmektir.




6️⃣ İnsan Neden Suçu Başkasına Atar ❓


İnsan suçu başkasına atar çünkü sorumluluk almak ağırdır. Sorumluluk almak, kişinin kendi davranışının sonucuyla yüzleşmesini gerektirir. Bu da egoyu, gururu ve benlik imajını zorlar.


Suçu başkasına atmak insana kısa vadede rahatlık verir:


Ben kötü değilim.
Ben hatalı değilim.
Beni böyle yapan onlar.
Asıl problem bende değil.
Ben sadece tepki verdim.



Fakat bu rahatlık sahicî değildir. Çünkü insan kendi payını görmezse değişemez. Sürekli başkasını suçlayan insan, kendi gelişim kapısını kapatır.


Elbette her olayda sorumluluk tek kişide olmayabilir. Karşı taraf da hata yapmış olabilir. Fakat insanın olgunluğu, başkasının hatasına sığınmadan kendi payını görebilmesindedir.


Şu soru çok önemlidir:


Karşı tarafın hatası doğru olsa bile, benim davranışımdaki yanlış neydi ❓


Bu soru, insanı savunmadan hakikate taşır.




7️⃣ Haklı Çıkmak İle Hakikati Bulmak Arasındaki Fark Nedir ❓


Haklı çıkmak, tartışmada üstün görünmek, karşı tarafı susturmak veya kendi görüşünü kabul ettirmek istemektir. Hakikati bulmak ise gerçekten doğru olanı anlamaya çalışmaktır.


Bu iki yol birbirine benzese de çok farklıdır.


Haklı çıkmak isteyen insan:


Dinlemez, savunur.
Anlamaz, cevap verir.
Kendi kusurunu gizler.
Karşı tarafın açığını arar.
Özür dilemeyi kayıp sayar.
Tartışmayı kazanmak ister.



Hakikati arayan insan ise:


Dinler.
Kendi payını sorar.
Yanılmış olabileceğini kabul eder.
Sözün doğruluğuna bakar.
Kimin kazandığından çok neyin doğru olduğuna önem verir.



İnsan haklı çıkmak istediğinde kalbi sertleşir. Hakikati aradığında ise kalbi genişler.


Bu yüzden en büyük iç soru şudur:


Ben şu anda haklı çıkmaya mı çalışıyorum, yoksa gerçekten doğruyu mu arıyorum ❓




8️⃣ Gurur Özür Dilemeyi Neden Zorlaştırır ❓


Gurur, insanın kendini küçük düşürmemek için hakikate direnmesine neden olabilir. Özür dilemek, gururlu insana sanki yenilgi gibi gelir. Oysa özür dilemek yenilgi değil, ahlâkî olgunluktur.


Gurur şöyle düşünür:


“Özür dilersem ezilirim.”
“İlk adımı ben atarsam küçük düşerim.”
“O da hata yaptı, neden ben özür dileyeyim ❓
“Ben haksız görünemem.”
“Beni hafife alırlar.”



Fakat gerçek şudur: Özür dilemek, insanın değerini azaltmaz. Tam tersine, insanın hakikati egosundan üstün tuttuğunu gösterir.


Özür dilemek şu anlama gelir:


Davranışımın sonucunu görüyorum.
Seni incittiğimi kabul ediyorum.
Kendi payımı inkâr etmiyorum.
İlişkiyi egomdan daha değerli görüyorum.



Gurur insanı yalnızlaştırır. Özür ise kalbi temizler.




9️⃣ İnsan Neden Eleştiriyi Saldırı Gibi Algılar ❓


İnsan eleştiriyi saldırı gibi algılar çünkü eleştiri benlik imajını tehdit edebilir. İnsan kendini iyi, doğru, başarılı veya değerli biri olarak görmek ister. Eleştiri bu görüntüyü çatlatabilir.


Fakat her eleştiri saldırı değildir. Bazı eleştiriler gerçekten haksız, kırıcı veya yıkıcı olabilir. Fakat bazı eleştiriler insanın görmediği bir kusuru fark etmesini sağlar.


Eleştiriyi saldırı gibi algılayan insan genellikle:


Hemen savunmaya geçer.
Sözün içindeki hakikati kaçırır.
Eleştireni düşman gibi görür.
Kendi payını düşünmeden karşı saldırı yapar.
Kırılır ama öğrenmez.



Olgun insan ise eleştiriyi şöyle tartar:


Bu eleştirinin üslubu kötü olabilir ama içinde doğru bir pay var mı ❓
Bunu söyleyen kişi kötü niyetli olsa bile sözün bir kısmı gerçek olabilir mi ❓
Ben burada ne öğrenebilirim ❓



Eleştiriden faydalanmak, insanın egosunu değil aklını ve vicdanını öne almasıyla mümkündür.




1️⃣0️⃣ İnsan Neden Niyetini Davranışının Önüne Koyar ❓


İnsan çoğu zaman “niyetim kötü değildi” diyerek kendini savunur. Niyet önemlidir; fakat davranışın sonucunu tamamen yok etmez. Bir insan iyi niyetle de kırabilir, eksik anlayabilir, zarar verebilir veya yanlış davranabilir.


Niyet ve sonuç arasında fark olabilir.


Örneğin:


Niyetim korumaktı ama kontrolcü davrandım.
Niyetim uyarmaktı ama kırıcı konuştum.
Niyetim yardım etmekti ama karşı tarafı küçük düşürdüm.
Niyetim dürüst olmaktı ama merhametsiz bir üslup kullandım.



İnsan kendini haklı görmek istediğinde niyetini büyütür, davranışının sonucunu küçültür. Oysa olgunluk ikisini birlikte görmektir.


Şu cümle çok değerlidir:


“Niyetim bu değildi ama davranışım sende böyle bir etki bırakmış; bunu anlamaya çalışıyorum.”


Bu cümle egonun değil, olgunluğun cümlesidir.




1️⃣1️⃣ İnsan Neden Karşı Tarafın Hatasıyla Kendi Hatasını Örter ❓


İnsan çoğu zaman kendi hatası konuşulduğunda karşı tarafın hatalarını gündeme getirir. Bu, savunmanın en yaygın yollarından biridir.


Örneğin:


“Ben bağırdım ama sen de beni sinirlendirdin.”
“Ben geç kaldım ama sen de daha önce böyle yapmıştın.”
“Ben kırıcı konuştum ama sen de zaten hak ettin.”
“Ben hata yaptım ama asıl büyük hata sende.”



Karşı tarafın hatası gerçekten olabilir. Fakat bu, insanın kendi hatasını ortadan kaldırmaz. Birinin yanlış yapması, bizim yanlışımızı doğru yapmaz.


Bu yüzden hakikat şunu ister:


Senin hatan ayrı, benim hatam ayrı.


İnsan ancak kendi payını ayırabildiğinde gerçekten olgunlaşır. Her konuşmayı karşı saldırıya çevirmek, hakikati bulmayı engeller.


Gerçek yüzleşme, başkasının kusurunu kalkan yapmadan kendi kusurunu görebilmektir.




1️⃣2️⃣ Haklılık Bağımlılığı Nedir ❓


Haklılık bağımlılığı, insanın her durumda doğru, üstün, mağdur veya haklı taraf olmak istemesidir. Bu kişi için haklı olmak sadece bir düşünce meselesi değil, benliğini koruma ihtiyacına dönüşür.


Haklılık bağımlılığı olan insan:


Yanlışını kabul etmekte zorlanır.
Her tartışmayı kazanmak ister.
Eleştiriden rahatsız olur.
Özür dilemekte zorlanır.
Sürekli gerekçe üretir.
Kendisini mağdur gösterir.
Karşı tarafı dinlemek yerine savunmaya geçer.



Bu durum ilişkileri yorar. Çünkü sürekli haklı olmak isteyen biriyle sağlıklı iletişim kurmak zordur. Böyle bir insan için konuşma, anlamaya değil, kendini aklamaya dönüşür.


Haklılık bağımlılığı aslında derin bir korkunun işareti olabilir:


Haksız olursam değersiz olurum.
Yanılırsam küçülürüm.
Özür dilersem kaybederim.



Oysa insanın değeri, hiç yanılmamasında değil; yanıldığında hakikate dönebilmesindedir.




1️⃣3️⃣ Duygular Haklılık Hissini Nasıl Güçlendirir ❓


Duygular çok güçlüdür. İnsan öfkelendiğinde, kırıldığında, korktuğunda veya incindiğinde kendini otomatik olarak haklı hissedebilir. Çünkü güçlü duygu, insana kendi bakışının kesin doğru olduğu hissini verir.


Öfke der ki:


“Ben haklıyım.”


Kırgınlık der ki:


“Bana haksızlık yapıldı.”


Korku der ki:


“Kendimi korumalıyım.”


Gurur der ki:


“Ben geri adım atamam.”


Fakat bir duygunun güçlü olması, onun her zaman doğru olduğu anlamına gelmez. Duygular gerçektir; ama duyguların yaptığı yorumlar her zaman hakikat olmayabilir.


Bu yüzden insan duygusunu inkâr etmemeli ama duygusunun hükmüne de tamamen teslim olmamalıdır.


Olgunluk şudur:


“Böyle hissediyorum; fakat hissettiğim şeyin yorumu gerçekten doğru mu ❓


Bu soru, duygusal haklılık hissini hakikat terazisine koyar.




1️⃣4️⃣ İnsan Neden Mağdur Rolüne Sığınır ❓


Mağduriyet bazen gerçektir. İnsan gerçekten haksızlığa uğrayabilir, incinebilir, zarar görebilir. Fakat bazen insan, kendi sorumluluğunu görmemek için mağdur rolüne sığınabilir.


Mağdur rolü kişiye şu avantajları sağlayabilir:


Sorumluluktan kaçmak.
Eleştiriden korunmak.
Karşı tarafı suçlu hissettirmek.
Kendi hatasını görünmez kılmak.
İlgi ve acıma toplamak.
Değişim zorunluluğunu ertelemek.



Bu, gerçek mağduriyetleri küçümsemek değildir. Fakat insan kendi iç dünyasında şunu sorgulamalıdır:


Ben gerçekten haksızlığa mı uğradım, yoksa kendi payımı görmemek için mağduriyetimi mi büyütüyorum ❓


Gerçek mağduriyet adalet ister. Mağdur rolü ise bazen insanı aynı yerde tutar.


Olgun insan acısını inkâr etmez; ama acısını kendi sorumluluğunu yok etmek için kullanmaz.




1️⃣5️⃣ Haklı Olduğumuzda Bile Haksızlaşabilir Miyiz ❓


Evet. İnsan konu bakımından haklı olabilir; fakat üslup, yöntem, niyet veya davranış bakımından haksızlaşabilir. Bu çok önemli bir ayrımdır.


Bir insan doğru bir şeyi yanlış şekilde savunabilir. Haklı bir itirazı kırıcı bir dille yapabilir. Adalet talebini intikam hırsına dönüştürebilir. Gerçeği söylerken merhameti kaybedebilir.


Haklıyken haksızlaşmanın yolları şunlardır:


Kırıcı üslup kullanmak.
Aşağılamak.
İntikam almak istemek.
Karşı tarafı dinlememek.
Ölçüyü kaçırmak.
Hakikati ego savaşı hâline getirmek.
Doğruyu merhametsizce söylemek.



Bu yüzden sadece “haklı mıyım” sorusu yetmez. Şunu da sormak gerekir:


Haklı olduğum şeyi nasıl taşıyorum ❓


Haklılığı ahlâkla taşımayan insan, haklıyken bile kalp kırabilir. Hakikat, sadece doğru fikir değil; doğru üslup ve doğru niyet de ister.




1️⃣6️⃣ Kendini Haklı Görme İlişkileri Nasıl Yıpratır ❓


Sürekli kendini haklı gören insan ilişkileri yıpratır. Çünkü karşısındaki kişi zamanla duyulmadığını, anlaşılmadığını ve sürekli suçlu ilan edildiğini hisseder.


Böyle ilişkilerde şu sorunlar oluşur:


Diyalog tartışmaya dönüşür.
Tartışma savunmaya dönüşür.
Savunma suçlamaya dönüşür.
Suçlama uzaklaşmaya dönüşür.
Uzaklaşma duygusal kopuş getirir.



Sürekli haklı olan biriyle yaşamak zordur. Çünkü böyle bir insanın yanında karşı taraf sürekli kendini açıklamak, savunmak ve ispatlamak zorunda kalır.


Sağlıklı ilişkide iki taraf da şunu diyebilmelidir:


“Burada benim de payım olabilir.”
“Seni anlamaya çalışıyorum.”
“Ben bu kısmı yanlış yapmış olabilirim.”
“Özür dilerim.”



Bu cümleler ilişkiyi zayıflatmaz; tam tersine güçlendirir. Çünkü sevgi, sadece haklı olmayı değil, hakikat karşısında yumuşayabilmeyi de ister.




1️⃣7️⃣ Kendini Haklı Görmeyi Aşmak İçin Ne Yapılmalı ❓


Kendini haklı görmeyi aşmak için insanın önce savunma hâlini fark etmesi gerekir. Çünkü savunma fark edilmeden hakikat duyulmaz.


Bunun için şu adımlar önemlidir:


Hemen cevap verme, önce dinle.
Karşı tarafın sözünde haklı bir pay var mı diye bak.
Niyetin kadar davranışının sonucunu da önemse.
“Ama sen de” demeden önce kendi payını sor.
Özür dilemeyi yenilgi değil olgunluk say.
Eleştiriyi kişiliğine saldırı gibi alma.
Duygunun güçlü olmasını hakikatin kesinliği sanma.
Haklı çıkmak mı, doğruyu bulmak mı istediğini sorgula.



Bu yol kolay değildir. Çünkü insanın içinde sürekli kendini korumaya çalışan bir benlik vardır. Fakat insan kendini savunmadan önce hakikati dinlemeyi öğrenirse, iç dünyasında büyük bir olgunluk başlar.


En güçlü insan, her zaman haklı çıkan değil; hakikat karşısında eğilebilen insandır.




1️⃣8️⃣ Hakikatle Yüzleşen İnsan Nasıl Değişir ❓


Hakikatle yüzleşen insan önce sarsılır, sonra arınır. Çünkü insanın kendi yanılgısını görmesi kolay değildir. Fakat bu yüzleşme gerçek bir olgunlaşma kapısıdır.


Hakikatle yüzleşen insan:


Daha az savunmacı olur.
Daha çok dinler.
Kendi hatasını daha hızlı fark eder.
Özür dilemekten kaçmaz.
Egosunu hakikatin önüne koymaz.
İlişkilerinde daha yumuşak olur.
Eleştiriden öğrenebilir.
Haklılığı değil doğruluğu arar.



Bu insan kusursuz değildir. Yine hata yapar, yine kırılır, yine savunmaya geçebilir. Fakat farkı şudur: Savunmada kalmaz. Kendine döner, niyetini sorgular, davranışının sonucuna bakar.


Hakikatle yüzleşen insanın kalbi daha hafif olur. Çünkü sürekli kendini aklamak zorunda kalmaz. Haklı görünmekten yorulmaz. Yanıldığında dönebilmeyi bilir.


Bu, insanın iç dünyasında büyük bir özgürlüktür.




1️⃣9️⃣ Son Söz: Her Zaman Haklı Olmak İsteyen İnsan, Hakikati Kaybedebilir ❓


İnsan hep kendini haklı görmek ister; çünkü haksızlığı kabul etmek egoya ağır gelir. Nefs, gurur, savunma psikolojisi ve benlik imajı insanı sürekli kendini temize çıkarmaya iter. İnsan hatasını görmek yerine başkasını suçlayabilir, niyetini büyütebilir, sonucunu küçültebilir, öfkesini adalet sanabilir, mağduriyetine sığınabilir ve haklı çıkmayı hakikat arayışı zannedebilir.


Fakat insanın gerçek olgunluğu, her zaman haklı görünmesinde değil; haksız olduğu yerde gerçeğe teslim olabilmesindedir.


Çünkü haklı çıkmak insanı kısa süre rahatlatır; hakikat ise insanı derinden değiştirir.


Kendini haklı görmek kolaydır. Kendi payını görmek zordur.
Karşı tarafı suçlamak kolaydır. Özür dilemek zordur.
Savunmak kolaydır. Dinlemek zordur.
Kazanmak kolaydır. Hakikate teslim olmak zordur.


Ama insanı büyüten de işte bu zorluktur.


Gerçekten güçlü insan, egosunu koruyan değil; hakikat karşısında yumuşayabilen insandır. Çünkü hakikat, insanın gururunu kırabilir ama ruhunu temizler.


“Her tartışmada haklı çıkmak insanı büyütmez; bazen insanı büyüten, haklı görünme arzusunu susturup hakikatin önünde eğilebilmektir.”
— Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt