🪞 İnsan Kendini Neden Kandırır ❓ Nefs, Ego, Savunma Mekanizmaları, Bahaneler Ve İçsel Yüzleşme Nasıl Anlaşılır ❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

🪞 İnsan Kendini Neden Kandırır ❓ Nefs, Ego, Savunma Mekanizmaları, Bahaneler Ve İçsel Yüzleşme Nasıl Anlaşılır ❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
49,806
2,724,624
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

🪞 İnsan Kendini Neden Kandırır ❓ Nefs, Ego, Savunma Mekanizmaları, Bahaneler Ve İçsel Yüzleşme Nasıl Anlaşılır ❓


“İnsan bazen gerçeği bilmediği için değil, gerçeği bilirse değişmek zorunda kalacağını sezdiği için kendini kandırır.”
— Ersan Karavelioğlu

İnsan kendini neden kandırır ❓ Çünkü hakikat her zaman kolay değildir. Bazen insanın gerçeği görmesi; hatasını kabul etmesini, nefsini sorgulamasını, egosunu indirmesini, alışkanlığını değiştirmesini, gururunu kırmasını, özür dilemesini, kaybı kabullenmesini veya yanlış yoldan dönmesini gerektirir. İşte tam bu noktada insan, hakikatin ağırlığından kaçmak için kendine bahaneler üretir.


Kendini kandırmak, çoğu zaman bilinçli bir yalan söylemekten daha derindir. İnsan bazen gerçekten kendi anlattığı hikâyeye inanır. Kibrini özgüven, korkusunu tedbir, kıskançlığını hassasiyet, öfkesini adalet, tembelliğini zamanı gelmedi, bağımlılığını keyif, kaçışını huzur arayışı, bencilliğini sınır koymak sanabilir.


Bu yüzden insanın en zor mücadelesi bazen dış dünyayla değil; kendi kendine kurduğu ikna cümleleriyle olur.




1️⃣ Kendini Kandırmak Nedir ❓


Kendini kandırmak, insanın gerçeği tam olarak görmek yerine, kendi işine gelen yorumu gerçek gibi kabul etmesidir. Bu durum bazen bilinçli olur, bazen de insan farkında olmadan kendi iç dünyasında savunma kurar.


Kendini kandıran insan çoğu zaman şöyle yapar:


Hatayı küçültür.
Niyeti güzelleştirir.
Sorumluluğu başkasına atar.
Gerçeği erteler.
Bahaneleri hakikat gibi savunur.
Kendi arzusunu doğruymuş gibi gösterir.
Vicdanın sesini susturmak için mantıklı cümleler kurar.



Bu hâl tehlikelidir çünkü insan başkasına söylediği yalanı bir gün unutabilir; fakat kendine söylediği yalana inanırsa, bütün hayatını o yalanın üzerine kurabilir.


Kendini kandırmak, iç dünyada kurulmuş sessiz bir sis gibidir. İnsan yolu görmediğini sanır; oysa bazen gözünün önündeki perdeyi kendi eliyle örmüştür.




2️⃣ İnsan Neden Gerçeği Görmekten Kaçar ❓


İnsan gerçeği görmekten kaçar çünkü gerçek bazen konforu bozar. Hakikat, insanın alıştığı hayatı, inandığı imajı, kurduğu savunmaları ve kendine anlattığı hikâyeyi sarsabilir.


Gerçeği görmek şu sonuçları doğurabilir:


Hatalı olduğunu kabul etmek.
Birinden özür dilemek.
Bir alışkanlığı bırakmak.
Bir ilişkinin sağlıksız olduğunu görmek.
Kendi kıskançlığını fark etmek.
Bencilliğini kabul etmek.
Tembelliğini bahanelerden ayırmak.
Kaybettiği şeyi kabullenmek.
Yanlış yoldan dönmek.



Bunlar kolay değildir. Çünkü insan kendi gözünde iyi, haklı ve tutarlı görünmek ister. Gerçek ise bazen bu görüntüyü çatlatır.


Bu yüzden insan, hakikatle yüzleşmek yerine onu yumuşatır, eğip büker, erteler veya başka birinin üzerine yıkar. Fakat ertelenen gerçek yok olmaz; sadece daha derin bir iç huzursuzluğa dönüşür.




3️⃣ Nefs Kendini Kandırmada Nasıl Rol Oynar ❓


Nefs, insanın arzu, benlik, çıkar, haz, öfke, gurur ve üstünlük isteyen tarafıyla ilişkilendirilebilir. Nefs her zaman açıkça “kötü” görünmez. Bazen kendini çok iyi gerekçelerle saklar.


Nefs şöyle fısıldayabilir:


“Ben bunu hak ettim.”
“Herkes yapıyor.”
“Bir kereden bir şey olmaz.”
“Benim niyetim kötü değil.”
“Asıl suç onda.”
“Ben sadece hakkımı savunuyorum.”
“Zaten kimse beni anlamıyor.”
“Sonra düzeltirim.”



Bu cümleler bazen haklı olabilir; fakat bazen de nefsin kendini aklama biçimidir. İnsan burada çok dikkatli olmalıdır. Çünkü nefs, çoğu zaman hakikate doğrudan savaş açmaz; hakikati kendi çıkarına uygun şekilde yorumlar.


Nefs insanı şöyle kandırır: Yanlışı yanlış olarak değil, makul, haklı, zaruri ve masum gösterir.


İşte iç muhasebe burada başlar. İnsan kendine şu soruyu sormalıdır:


Bu söylediğim gerçekten hakikat mi, yoksa nefsimin kendini temize çıkarma cümlesi mi ❓




4️⃣ Ego Kendini Kandırmayı Nasıl Besler ❓


Ego, insanın kendini değerli, güçlü, haklı ve tutarlı hissetmek isteyen yönüdür. Sağlıklı ego insana kimlik ve sınır verir. Fakat yaralı veya şişmiş ego, insanın gerçeği görmesini engelleyebilir.


Ego genellikle şunu istemez:


Haksız görünmek.
Yanılmış olmak.
Kusurlu kabul edilmek.
Zayıf görünmek.
Özür dilemek.
Başkasının üstünlüğünü kabul etmek.
Kendini sorgulamak.



Bu yüzden ego, insanı korumak için gerçeği çarpıtabilir. İnsan “ben hata yaptım” demek yerine “beni buna mecbur bıraktılar” diyebilir. “Kıskandım” demek yerine “ben sadece doğruyu söylüyorum” diyebilir. “Kırıldım” demek yerine “umurumda değil” diyebilir.


Ego kendini kandırmanın en süslü mimarlarından biridir. Çünkü egonun kurduğu yalanlar çoğu zaman akıllıca, mantıklı ve savunulabilir görünür.


Fakat gerçek olgunluk, egoyu tamamen yok etmek değil; egonun hakikati yönetmesine izin vermemektir.




5️⃣ Savunma Mekanizmaları Nedir ❓


Savunma mekanizmaları, insanın kaygı, suçluluk, utanç, korku veya iç çatışmayla baş etmek için geliştirdiği psikolojik korunma yollarıdır. Bu mekanizmalar bazen insanı kısa vadede korur; fakat uzun vadede hakikati görmesini zorlaştırabilir.


Yaygın savunma biçimleri şunlardır:


İnkâr: Gerçeği yok saymak.
Yansıtma: Kendi duygusunu başkasına atfetmek.
Bahane bulma: Yanlışı mantıklı göstermeye çalışmak.
Bastırma: Rahatsız edici duyguyu bilinçten uzaklaştırmak.
Küçümseme: Önemli bir şeyi önemsiz göstermeye çalışmak.
Karşıt tepki: Gerçek duygunun tersini sergilemek.
Kaçınma: Yüzleşmeyi ertelemek.


Bu mekanizmalar insanın tamamen kötü olduğunu göstermez. Aksine, insanın ruhsal olarak kendini korumaya çalıştığını gösterir. Fakat savunma sürekli hâle gelirse, insan büyüyemez.


Çünkü gelişim, savunmanın arkasındaki hakikati görmeye cesaret etmekle başlar.




6️⃣ İnkâr İnsanı Nasıl Körleştirir ❓


İnkâr, insanın rahatsız edici bir gerçeği kabul etmemesidir. İnsan bazen açıkça ortada olan şeyi bile görmezden gelir. Çünkü kabul etmek, iç dünyada büyük bir sarsıntı oluşturabilir.


İnkâr şu cümlelerle kendini gösterebilir:


“Bende sorun yok.”
“Bu ilişki gayet iyi.”
“Ben bağımlı değilim.”
“Aslında hiç kırılmadım.”
“Ben öfkeli değilim.”
“Her şey kontrolüm altında.”
“Abartılacak bir şey yok.”



İnkâr kısa vadede acıyı azaltır; fakat uzun vadede insanı gerçek çözümden uzaklaştırır. Çünkü kabul edilmeyen sorun iyileştirilemez.


Bir yara yok sayıldığında kapanmaz. Sadece derinleşir. Bir gerçek görmezden gelindiğinde kaybolmaz. Sadece daha karmaşık biçimde geri döner.


İnkâr, ruhun geçici sığınağıdır; fakat insan orada kalırsa hakikate ulaşamaz.




7️⃣ Yansıtma Nedir ❓


Yansıtma, insanın kendi içinde kabul etmek istemediği duygu, düşünce veya niyeti başkasına yüklemesidir. Kişi kendi kıskançlığını, öfkesini, bencilliğini, korkusunu veya kötü niyetini görmek yerine, bunu başkasında varmış gibi algılayabilir.


Örneğin:


Kıskanan insan başkasını kıskançlıkla suçlayabilir.
Güvensiz insan herkesi güvenilmez görebilir.
Kendi içinde öfke taşıyan insan herkesi saldırgan sanabilir.
Kendi niyeti bulanık olan insan başkasının niyetinden sürekli şüphe edebilir.
Kendisi çıkarcı olan biri herkesin çıkar peşinde olduğunu düşünebilir.



Yansıtma, insanın kendini kandırmasının çok güçlü bir yoludur. Çünkü kişi kendi içindeki şeyi başkasında gördüğünü sanır. Böylece kendiyle yüzleşmek yerine dışarıyı suçlar.


Bu yüzden insan, birinde en çok neye öfkelendiğini dikkatle incelemelidir. Çünkü bazen başkasında gördüğümüz şey, kendi içimizde kabul edemediğimiz tarafın gölgesidir.




8️⃣ Bahane Üretmek Neden Rahatlatır ❓


Bahane üretmek insanı rahatlatır çünkü sorumluluk duygusunu hafifletir. İnsan bir davranışının gerçek nedenini görmek yerine, kendini daha iyi hissettiren bir açıklama bulur.


Bahaneler şu işe yarar:


Suçluluğu azaltır.
Sorumluluğu erteler.
Egonun yara almasını önler.
Değişim zorunluluğunu geciktirir.
İnsana geçici iç huzur verir.



Fakat bahane ile gerçek açıklama aynı şey değildir.


Örneğin:


“Vaktim yok” bazen gerçekten zaman eksikliğidir; bazen öncelik vermemektir.
“Ben böyleyim” bazen mizaçtır; bazen değişmek istememektir.
“O beni öfkelendirdi” bazen tetiklenmedir; ama tepkinin sorumluluğu yine kişidedir.
“Sonra yaparım” bazen planlamadır; bazen kaçıştır.


Bahane insanı kısa süreli rahatlatır; fakat gerçeğe yaklaştırmaz. Hakikat, bahanelerin konforunu bozar ama insanı özgürleştirir.




9️⃣ İnsan Kibrini Neden Özgüven Sanır ❓


İnsan bazen kibrini özgüven sanır. Çünkü ikisi dışarıdan benzer görünebilir. İkisi de güçlü duruş, kendinden emin konuşma ve geri adım atmama şeklinde algılanabilir. Fakat iç yapı tamamen farklıdır.


Özgüven, insanın kendi değerini bilmesidir.
Kibir, insanın kendi değerini başkalarının üstüne çıkararak hissetmesidir.


Özgüven sahibi insan başkasını küçültmeden durabilir. Kibirli insan ise çoğu zaman başkasını küçülterek kendini büyük hissetmeye çalışır.


Kibir kendini şu cümlelerle kandırabilir:


“Ben sadece kendimi biliyorum.”
“Benim seviyemde değiller.”
“Ben doğruları söylüyorum, kaldıramıyorlar.”
“Ben kimseye muhtaç değilim.”
“Beni anlayacak insan az.”



Bazen bu cümlelerin içinde hakikat kırıntısı olabilir; fakat insan dikkat etmezse kibir, hakikat kılığına girer.


Gerçek özgüven sessizdir. Kibir ise çoğu zaman duyulmak, görülmek ve üstün kabul edilmek ister.




1️⃣0️⃣ İnsan Korkusunu Neden Tedbir Sanır ❓


Korku bazen tedbir gibi görünür. Elbette insanın tedbirli olması güzeldir. Fakat her tedbir gerçekten bilgelik değildir. Bazen insan korktuğu için adım atmaz ve buna “temkinli olmak” der.


Tedbir ile korku arasındaki fark şudur:


Tedbir gerçeği görür ve uygun önlem alır.
Korku ihtimali büyütür ve insanı kilitler.



Korku kendini şöyle gizleyebilir:


“Şimdi zamanı değil.”
“Biraz daha beklemeliyim.”
“Ya başarısız olursam ❓
“Risk almamak daha doğru.”
“Ben sadece gerçekçiyim.”



Bazen bunlar doğrudur; fakat bazen de insan değişimden, denemekten, sevilmekten, üretmekten veya yüzleşmekten korktuğu için kendini durdurur.


Tedbir insanı korur. Korku insanı hapseder. İkisini ayırmak için şu soru sorulmalıdır:


Bu karar beni daha bilinçli mi yapıyor, yoksa sadece olduğum yerde mi tutuyor ❓




1️⃣1️⃣ İnsan Öfkesini Neden Adalet Sanır ❓


İnsan bazen öfkesini adalet sanır. Çünkü öfke, kişiye güçlü bir haklılık hissi verebilir. İnsan kızdığında kendini doğru tarafta hisseder. Fakat her öfke adalet değildir.


Bazen öfkenin altında:


Kırılmış ego,
intikam isteği,
gurur incinmesi,
kontrol kaybı,
kıskançlık,
değersizlik hissi,
anlaşılmama acısı olabilir.


Adalet, ölçü ister. Öfke ise ölçüyü kolayca aşabilir. Adalet hakkı yerine koymak ister; öfke bazen karşı tarafı ezmek ister. Adalet sakinleşince de hakikati savunur; öfke sakinleşince pişmanlık bırakabilir.


İnsan öfkesini adalet sanıyorsa şu soruyu sormalıdır:


Ben hakkı mı savunuyorum, yoksa incinen egomu mu konuşturuyorum ❓


Bu soru çok zordur ama çok temizleyicidir. Çünkü insanın ahlâkı en çok öfkeliyken belli olur.




1️⃣2️⃣ İnsan Kıskançlığını Neden Hassasiyet Sanır ❓


Kıskançlık da kendini çok kolay gizler. İnsan kıskandığını kabul etmek istemez çünkü kıskançlık kişiye küçük, eksik veya yetersiz hissettirebilir. Bu yüzden kıskançlık bazen “ben sadece hassasım”, “ben sadece adaletsizliği görüyorum”, “ben sadece gerçekleri söylüyorum” gibi cümlelere saklanır.


Kıskançlığın bazı işaretleri şunlardır:


Başkasının başarısına içten sevinememek.
Başkasının iyi tarafını küçültmeye çalışmak.
Takdir edilen kişide kusur aramak.
Sürekli kıyas yapmak.
“O kadar da iyi değil” deme ihtiyacı.
Başkasının yükselişini kendi düşüşü gibi hissetmek.



Elbette her eleştiri kıskançlık değildir. Fakat insanın eleştirisinde gizli bir acı, içten içe rahatsızlık ve küçültme arzusu varsa, orada kıskançlık olabilir.


İnsan şu soruyu kendine sormalıdır:


Ben hakikati mi söylüyorum, yoksa başkasının ışığı benim karanlığımı mı rahatsız ediyor ❓




1️⃣3️⃣ İnsan Tembelliğini Neden “Henüz Hazır Değilim” Diye Savunur ❓


İnsan bazen tembelliğini, ertelemesini veya cesaretsizliğini “henüz hazır değilim” diyerek savunur. Elbette bazı işler için hazırlık gerekir. Fakat hazırlık bahaneye dönüşürse, insan hiç başlamaz.


Bu kandırma biçimi çok yaygındır:


Biraz daha araştırayım.
Biraz daha zaman geçsin.
Daha iyi şartlar oluşsun.
Mükemmel olunca başlayacağım.
Şu sorunlar bitsin sonra yaparım.



Bazen insan başlamaktan korktuğu için hazırlığı uzatır. Çünkü başlarsa başarısız olma ihtimali doğar. Başlamazsa hayal hâlâ kusursuz kalır.


Bu yüzden şu soru önemlidir:


Gerçekten hazırlık mı yapıyorum, yoksa başlamamak için hazırlığı bahane mi ediyorum ❓


Değişim her zaman tam hazır hissedince başlamaz. Bazen insan, yola çıktıkça hazır hâle gelir.




1️⃣4️⃣ İnsan Bağımlılığını Neden Keyif Sanır ❓


İnsan bazı bağımlılıklarını keyif olarak yorumlayabilir. Çünkü bağımlılık başlangıçta gerçekten haz, rahatlama veya kaçış sağlayabilir. Fakat zamanla insan davranışı seçtiği için değil, onsuz kalamadığı için yapmaya başlar.


Bağımlılık şu alanlarda görülebilir:


Telefon,
sosyal medya,
alışveriş,
yemek,
oyun,
takdir arayışı,
ilişki bağımlılığı,
öfke,
drama,
kontrol etme isteği.


Keyif ile bağımlılık arasındaki fark şudur:


Keyif özgürce yaşanır.
Bağımlılık mecburiyet hissi taşır.



İnsan “ben istediğim için yapıyorum” diyebilir. Fakat yapmadığında huzursuz oluyorsa, kontrolü kaybediyorsa, zarar gördüğü hâlde sürdürüyor ve bırakamıyorsa, orada sadece keyif değil bağımlılık olabilir.


Kendini kandırmamak için şu soru sorulmalıdır:


Ben bunu seçiyor muyum, yoksa bu beni mi yönetiyor ❓




1️⃣5️⃣ İçsel Yüzleşme Neden Bu Kadar Zordur ❓


İçsel yüzleşme zordur çünkü insan kendi gözündeki iyi, haklı ve tutarlı imajını kaybetmekten korkar. Başkasının hatasını görmek kolaydır; insanın kendi içindeki karışıklığı görmesi ise daha ağırdır.


İçsel yüzleşme şunları gerektirir:


Kusurunu kabul etmek.
Niyetini sorgulamak.
Bahaneleri bırakmak.
Kendi payını görmek.
Özür dilemek.
Değişmek için emek vermek.
Kendine anlattığın hikâyeyi yeniden incelemek.



Bu süreç gururu incitebilir. Fakat insanın gerçek olgunluğu burada başlar. Çünkü kendisiyle yüzleşemeyen insan, başkalarıyla da sağlıklı ilişki kuramaz.


İçsel yüzleşme insanı küçültmez. Aksine, insanı nefsin oyunlarından kurtarıp daha temiz bir benliğe yaklaştırır.


Kendi kusurunu görebilen insan, hakikate daha yakındır.




1️⃣6️⃣ Kendini Kandırmayı Fark Etmek İçin Hangi Sorular Sorulmalı ❓


İnsan kendini kandırıp kandırmadığını anlamak için samimi sorular sormalıdır. Bu sorular kolay değildir; fakat iç dünyayı temizler.


Kendimize şu soruları sorabiliriz:


Ben gerçekten ne istiyorum ❓
Bu davranışımın arkasındaki gizli niyet ne ❓
Kimi suçlayarak kendi sorumluluğumdan kaçıyorum ❓
Hangi gerçeği görürsem hayatımı değiştirmem gerekecek ❓
Öfkem gerçekten adalet mi, yoksa incinmiş ego mu ❓
Kıskançlığımı eleştiri gibi mi gösteriyorum ❓
Korkumu tedbir diye mi savunuyorum ❓
Tembelliğimi hazırlık diye mi anlatıyorum ❓
Bağımlılığımı keyif diye mi isimlendiriyorum ❓
Ben hakikati mi arıyorum, yoksa haklı çıkmayı mı ❓



Bu sorular insanın içindeki sisleri dağıtabilir. Çünkü doğru soru, bazen insanın kendine kurduğu yalanı çatlatır.




1️⃣7️⃣ Kendini Kandırmayı Bırakmak İçin Ne Yapılmalı ❓


Kendini kandırmayı bırakmak için önce insanın kendine karşı dürüst ama merhametli olması gerekir. Çünkü aşırı suçluluk da insanı savunmaya iter. İnsan kendini tamamen mahkûm ederse, yeniden inkâra kaçabilir.


Sağlıklı yüzleşme için şu yollar önemlidir:


Gerçeği yumuşatmadan gör.
Kendini yok etmeden sorumluluk al.
Bahaneleri fark et.
Davranışının sonucuna bak.
Güvendiğin insanlardan dürüst geri bildirim al.
Yalnızken kendine karşı daha açık ol.
Özür gerekiyorsa özür dile.
Değişim için küçük bir adım at.
Nefsinin seni hangi cümlelerle kandırdığını öğren.



Kendini kandırmayı bırakmak bir anda olmaz. İnsan yıllarca taşıdığı savunmaları yavaş yavaş fark eder. Fakat her fark ediş, iç dünyada bir ışık yakar.


Hakikat bazen acıtır; ama yalan insanı daha uzun süre zehirler.




1️⃣8️⃣ Kendini Kandırmayan İnsan Nasıl Olur ❓


Kendini kandırmayan insan kusursuz insan değildir. Hata yapmayan, hiç yanılmayan, hiç nefsine yenilmeyen insan da değildir. Kendini kandırmayan insan, hatasını görünce onu süslemeyen, bahaneyi hakikat yerine koymayan ve kendi karanlığıyla yüzleşmekten tamamen kaçmayan insandır.


Böyle bir insan:


Kusurunu kabul edebilir.
Özür dileyebilir.
Kendi payını görebilir.
Niyetini sorgulayabilir.
Eleştiriden tamamen kaçmaz.
Haklı çıkmayı değil, doğruyu bulmayı önemser.
Kendine anlattığı hikâyeleri test eder.
Değişmeye açık kalır.



Bu insanın en büyük gücü, kendini mükemmel sanmamasıdır. Çünkü insan kendini kusursuz sandığında gelişim biter. Fakat kendi eksiklerini görebilen insan için olgunlaşma kapısı açık kalır.


Kendini kandırmayan insanın kalbi daha hafiftir; çünkü yalan taşımak ağırdır.




1️⃣9️⃣ Son Söz: En Büyük Yüzleşme İnsanın Kendine Söylediği Yalanlarla Başlar ❓


İnsan kendini kandırır; çünkü hakikat bazen değişim ister. Nefs, ego, korku, savunma mekanizmaları ve alışkanlıklar insanın gerçeği olduğu gibi görmesini zorlaştırır. İnsan yanlışını doğru, korkusunu tedbir, kibrini özgüven, öfkesini adalet, kıskançlığını hassasiyet, tembelliğini hazırlık ve bağımlılığını keyif sanabilir.


Fakat insanın gerçek olgunluğu burada başlar:


Kendime anlattığım hikâye gerçekten doğru mu ❓


Bu soru, iç dünyanın kapısını açar. Çünkü insan başkasının yalanını fark ettiğinde akıllı olabilir; ama kendi yalanını fark ettiğinde olgunlaşmaya başlar.


Kendini kandırmayı bırakmak, insanın kendini acımasızca ezmesi değildir. Bu, insanın kendi içindeki karanlıkla dürüstçe konuşmasıdır. İnsan nefsini tanıdıkça, egosunun oyunlarını fark ettikçe, bahanelerinin ardındaki korkuyu gördükçe ve hakikate yaklaşmaya cesaret ettikçe özgürleşir.


Çünkü hakikat, ilk anda ağır gelebilir; fakat insanı en sonunda hafifleten yine hakikattir.


“İnsan kendine söylediği yalanı susturduğunda, vicdanın sesi ilk kez bu kadar berrak duyulur.”
— Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt