Kehf Suresi 80. Ayette “Çocuğa Gelince, Onun Anne ve Babası Mümin Kimselerdi; Onları Azgınlığa ve İnkâra Sürüklemesinden Endişe Ettik” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“İnsan bir çocuğun bugününü görebilir ama yarınını kuşatamaz. Kehf kıssasının bu en zor bölümü, bize geleceği tahmin ederek insanları mahkûm etme hakkı vermez; tam tersine yalnız Allah’ın geleceği eksiksiz bildiğini hatırlatır. Bu ayetin karşısında en doğru duruş, ilahî bilgiyi insan tahminiyle karıştırmamak ve hiçbir çocuğun geleceğini kendi korkularımızla yazmaya kalkmamaktır.”
Ersan Karavelioğlu
Kehf Suresi 80. Ayetin Anlamı Nedir
Kehf Suresi'nin 80. ayeti, Hz. Musa'nın yolculuk sırasında anlamakta en çok zorlandığı ikinci olayın açıklanmaya başladığı ayettir. 74. ayette bir çocuk öldürülmüş, Hz. Musa da ortada görünür bir suç bulunmadığı için buna çok güçlü biçimde itiraz etmişti. Şimdi Musa'nın o anda bilmediği arka plan açıklanmaktadır.Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta şudur: Bu bilgi Hz. Musa'nın sahip olmadığı, Allah'ın özel olarak bildirdiği bir bilgidir. Dolayısıyla ayet, insanların çocukların geleceği hakkında tahminde bulunarak hüküm vermesini değil, tam tersine insan bilgisinin geleceği kuşatamadığını göstermektedir.“Çocuğa gelince, onun anne ve babası mümin kimselerdi. Onları azgınlığa ve inkâra sürüklemesinden endişe ettik.”
Kehf Suresi, 18:80
Çocuğun Anne ve Babasının Mümin Olması Neden Özellikle Belirtilmiştir
Ayet, anne ve babanın imanını özellikle zikretmektedir. Çünkü açıklanan olayın merkezinde yalnız çocuk değil, anne ve babanın manevi hayatı ve karşılaşabilecekleri ağır bir imtihan da bulunmaktadır.Onların mümin olmaları, çocuklarının gelecekte göstereceği davranışların aile üzerindeki etkisini daha anlamlı hâle getirir. Ayet, çocuğun onları azgınlık ve inkâr yönünde ağır biçimde zorlamasından söz etmektedir.
Bu, anne-babanın imanının değersiz veya zayıf olduğu anlamına gelmez. Tam tersine kıssanın açıklamasında onların imanının korunmasının önemli olduğu görülmektedir.
Ancak buradan bütün aile sorunlarına uygulanabilecek mekanik bir formül çıkarılamaz. Bir çocuğun anne-babasını zorlaması, onun bu ayetteki çocukla aynı durumda olduğu anlamına gelmez.
“Onları Azgınlığa Sürüklemesinden” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayette geçen ifade, çocuğun gelecekte anne ve babası üzerinde ağır bir baskı, taşkınlık veya isyan etkisi oluşturabileceğine işaret eder.Buradaki azgınlık yalnız sıradan bir çocukluk yaramazlığı değildir. Ayetin kullandığı ifade çok daha ciddi bir durumu anlatmaktadır.
Bu nedenle ayeti:
“Çocuk anne-babasını biraz yoracaktı.”
şeklinde hafifletmek doğru olmaz.
Aynı şekilde bugün anne-babasına söz dinletmeyen veya ergenlik döneminde zor davranışlar gösteren her genci bu ayetle ilişkilendirmek de büyük hata olur.
Kehf 80, zor çocuk yetiştiren anne-babalara çocuklarını kötü ilan etme ruhsatı vermez.
“İnkâra Sürüklemesinden Endişe Ettik” İfadesi Nasıl Anlaşılmalıdır
Ayetin ifadesi, çocuğun gelecekte anne ve babasının iman hayatını çok ağır biçimde zorlayacak bir etkiye sahip olacağını göstermektedir.Ancak burada kullanılan “endişe etmek” ifadesini Allah'ın insanlar gibi bilinmezlik karşısında korkması şeklinde anlamak doğru değildir. Allah geleceği bilir. Kıssada konuşan kul, kendisine Allah tarafından öğretilen özel bilgi çerçevesinde olayın sonucunu açıklamaktadır.
Bu nedenle ayetin temel mesajı şudur: Hz. Musa olayın geleceğe uzanan yönünü bilmiyordu; öğretici kul ise Allah'ın bildirdiği bilgiyle bunu biliyordu.
İnsan tahmin eder; Allah bilir.
Bu fark kıssanın tamamını anlamanın anahtarlarından biridir.
Çocuğun Gelecekte Ne Yapacağını Allah Biliyor muydu
İslam inancına göre Allah'ın ilmi geçmişi, bugünü ve geleceği bütünüyle kuşatır. Allah'ın bilgisi bizimki gibi gözlemleyerek sonradan oluşan bir bilgi değildir.İnsan geleceği ihtimaller üzerinden düşünür.
“Belki böyle olur.”
der.
Allah'ın bilgisi ise tahmin değildir.
Bu nedenle Kehf kıssasındaki bu özel olay, Allah'ın kuşatıcı ilmi ile insanın sınırlı bilgisinin aynı şey olmadığını çok güçlü biçimde göstermektedir.
Hz. Musa'nın bu geleceği bilmemesi bir eksiklik veya kusur değildir. O bir insandır ve peygamber olarak Allah'ın kendisine bildirdiği kadarını bilir.
Gaybın mutlak bilgisi Allah'a aittir.
Bu Ayet Çocuğun Gelecekte Kesinlikle Kötü Biri Olacağını mı Bildirir
Ayet, bu özel olayda çocuğun geleceğinin anne ve babası için ağır bir azgınlık ve inkâr tehlikesi oluşturacağını bildirir. Kıssanın bağlamında bu, sıradan bir insan tahmini değil, özel ilahî bilgiyle bağlantılı bir açıklamadır.Ancak bu noktayı bugünkü insanlara uygulamak son derece tehlikelidir.
Biz herhangi bir çocuk hakkında:
“Bu büyüyünce kesin kötü biri olacak.”
diyemeyiz.
Çünkü onun geleceğini bilmiyoruz.
Bir çocuk bugün zor olabilir, yarın değişebilir. Bir genç büyük hatalar yapabilir, sonra tevbe edip çok farklı bir insan olabilir.
İnsanın bugününü değerlendirebiliriz; fakat yarınını Allah gibi bilemeyiz.
Bu Ayetten Gelecekte Suç İşleyecek İnsanların Önceden Cezalandırılabileceği Sonucu Çıkar mı
Kesinlikle hayır.Bu, ayetin en önemli sınırlarından biridir.
Bir insan:
“Bu kişi gelecekte tehlikeli olabilir.”
diyerek onu cezalandıramaz.
Bir çocuk:
“Büyüyünce kötü biri olabilir.”
diye zarar göremez.
Bir insanın ailesi, çevresi, görünüşü veya bugünkü davranışları onun gelecekte işleyeceği varsayılan bir suçun cezasını bugünden haklı çıkarmaz.
İnsan hukuku tahmin edilen geleceğe göre değil, delillere ve gerçekleşmiş fiillere göre hareket eder.
Kehf kıssasındaki olay, Allah'ın özel bilgisine dayanan istisnai bir olaydır. İnsanlara gelecek adına ceza verme yetkisi tanımaz.
Bu Ayet İnsanların Gaybı Bildiğini İddia Etmesine Dayanak Olabilir mi
Hayır.Kehf kıssasındaki öğretici kulun bilgi sahibi olduğu, onun kendi iddiasıyla değil, Kur’an'ın açık bildirimiyle sabittir.
Dolayısıyla bugün bir insan:
“Allah bana senin çocuğunun geleceğini gösterdi.”
“Ben insanların kaderlerini biliyorum.”
“Benim yaptığımı sorgulama, sen hikmetini anlayamazsın.”
diyerek bu kıssayı kendisine delil yapamaz.
Böyle iddialar ciddi biçimde sorgulanmalıdır.
Kehf kıssası, sıradan insanlara gizli bilgi yetkisi dağıtmak için değil, Allah’ın bilgisinin insan bilgisinden ne kadar üstün olduğunu göstermek için anlatılmaktadır.
Bir Çocuğun Anne ve Babasını Zorlaması Onun Kötü Olduğunu Gösterir mi
Hayır.Çocuk yetiştirmek zaten zaman zaman zor olabilir. Çocuklar farklı mizaçlara sahiptir. Ergenlik dönemleri, psikolojik süreçler, çevresel şartlar ve eğitim problemleri aileleri zorlayabilir.
Bunların hiçbiri tek başına çocuğun:
“Kötü biri.”
olduğu anlamına gelmez.
Davranış yanlışsa yanlış denilebilir.
Sınır konabilir.
Eğitim verilebilir.
Uzman desteği gerekebilir.
Fakat çocuğun kişiliğini ve geleceğini tamamen mahkûm etmek doğru değildir.
“Bu davranışın yanlış” demek başka, “Sen kötüsün ve hep böyle kalacaksın” demek başkadır.
Kehf 80'in özel olayını çocuklara karşı ağır etiketler üretmek için kullanmak ayetin ruhuna aykırı olur.
Çocukların Geleceği Hakkında Kesin Konuşmak Neden Tehlikelidir
Çünkü insan gelişen ve değişen bir varlıktır. Çocuklukta gösterilen davranışların tamamı yetişkinlikte aynı şekilde devam etmek zorunda değildir.Bugün derslerinde zorlanan bir çocuk ileride çok başarılı olabilir.
Bugün içine kapanık biri ileride güçlü bir iletişim yeteneği geliştirebilir.
Bugün asi davranan genç ileride ciddi bir ahlaki dönüşüm yaşayabilir.
Bu nedenle:
“Bu çocuktan hiçbir şey olmaz.”
gibi cümleler hem bilgisizce hem de son derece yaralayıcı olabilir.
İnsan, özellikle çocukların geleceği konusunda umut kapısını açık tutmalıdır.
Çünkü biz onların bütün yarınını görmüyoruz.

Bu Ayet Anne ve Babaların Çocukları Üzerindeki Sorumluluğunu Nasıl Düşündürür
Anne-babanın görevi çocuğun geleceğini kontrol etmek değil, ona doğru istikameti göstermek için elinden geleni yapmaktır.Güzel örnek olmak.
Helal ve haramı öğretmek.
Sevgi göstermek.
Sınır koymak.
Dua etmek.
Doğru çevre oluşturmaya çalışmak.
Bunlar anne-babanın sorumlulukları arasındadır.
Fakat bütün bunlardan sonra çocuğun her tercihini kontrol etmek mümkün değildir.
Bu nedenle anne-baba hem sorumluluk taşımalı hem de kendisini çocuğunun bütün kaderinin sahibi sanmamalıdır.
Ebeveynlik emanet sorumluluğudur; mutlak kontrol yetkisi değildir.

Çocuk Yanlış Yola Giderse Anne ve Baba Otomatik Olarak Suçlu mudur
Hayır.Anne-babanın eğitim konusunda sorumlulukları vardır; fakat çocuğun bütün seçimlerinin otomatik olarak anne-babanın hatası olduğunu söylemek doğru değildir.
İnsan belli bir yaşa ve sorumluluk düzeyine ulaştığında kendi tercihlerinden de sorumlu olur.
Çok iyi ailelerden ciddi hatalar yapan insanlar çıkabilir.
Çok zor aile şartlarından ise son derece güzel ahlaklı insanlar yetişebilir.
Bu nedenle insan hayatını tek sebebe indirgemek doğru değildir.
Kehf 80'de anne ve babanın mümin kişiler olarak zikredilmesi de dikkat çekicidir. Çocuklarıyla ilgili zor bir geleceğin bulunması onların kötü ebeveynler olduklarını göstermemektedir.
Bu da anne-babalara önemli bir teselli sunar: Elinden geleni yapmak başka, sonucu tamamen kontrol etmek başka şeydir.

Anne ve Babanın İmanının Korunması Neden Önemlidir
İman, mümin açısından hayatın en değerli hazinesidir. Bu nedenle kıssanın açıklamasında anne ve babanın imanına yönelik ağır tehlikenin özellikle zikredilmesi dikkat çekicidir.İnsan maddi kayıplar yaşayabilir.
Mal kaybedebilir.
İşini kaybedebilir.
Fakat imanını korumak manevi açıdan çok daha temel bir meseledir.
Bununla birlikte bu ayet:
“Çocuk iman konusunda sorun çıkarıyorsa ondan vazgeçin.”
anlamına gelmez.
Tam tersine normal hayatta anne-baba çocuğu için dua eder, güzel sözle yaklaşır, sabır gösterir ve doğruyu anlatmaya çalışır.
Kehf 80'in özel hükmünü sıradan aile hayatına şiddet veya dışlama gerekçesi yapmak kesinlikle doğru değildir.

Aile İçindeki Sevgi İnsanın İnanç ve Ahlak Sınırlarını Zorlayabilir mi
Evet. İnsan en çok sevdiği kişiler sebebiyle en zor sınavlardan bazılarını yaşayabilir.Anne-baba çocuğunu çok sever.
Bu sevgi bazen onun yanlışlarını görmezden gelmeye dönüşebilir.
İnsan sevdiği biri uğruna doğru bildiği ilkelerden taviz verme baskısı hissedebilir.
Bu nedenle sevgi çok değerli olmakla birlikte, hakikatin üzerinde mutlak bir otorite hâline gelmemelidir.
Kehf 80'in bağlamında anne ve babanın imanının ağır biçimde zorlanacağı bir gelecekten söz edilir.
Bu bize şu ölçüyü düşündürür:
Sev ama sevdiğini Allah’ın yerine koyma.
Aile, büyük bir nimettir; fakat insanın nihai bağlılığı Allah'a olmalıdır.

Bu Ayet Çocuk Kaybı Yaşayan Ailelere Nasıl Anlatılmalıdır
Büyük bir dikkat ve merhametle.Bu ayet özel bir kıssadaki özel ilahî açıklamadır. Çocuğunu kaybeden herhangi bir aileye:
“Bak, belki büyüse kötü biri olacaktı.”
demek kesinlikle doğru değildir.
Bu hem bilgimiz dışında konuşmak hem de yas yaşayan insanın acısını daha da ağırlaştırmak olur.
Biz o çocuğun geleceğini bilmiyoruz.
Biz o ölümün özel hikmetini bilmiyoruz.
Böyle bir durumda yapılması gereken, Allah adına bilinmeyen sebepler üretmek değil, yas yaşayan insana merhamet göstermektir.
Yanında olmak.
Dua etmek.
İhtiyaçlarını karşılamak.
Ve gerektiğinde yalnızca:
“Allah sabır versin.”
diyebilmek.
Bazı acılar açıklama istemez; merhametli bir eşlik ister.

Kehf 80 Bize Kader Karşısında Nasıl Bir Bilgi Tevazusu Öğretir
Ayet, insanın kaderin bütün ayrıntılarını bilemeyeceğini açık biçimde hissettirir. Musa gibi büyük bir peygamber bile olayın gelecekteki yönünü bilmiyordu.Bu durumda bizim kendi hayatımızdaki her olay için:
“Allah bunu kesin şu yüzden yaptı.”
dememiz çok iddialı olur.
Bir hastalık.
Bir ayrılık.
Bir başarısızlık.
Bir kayıp.
Bazen nedenlerini biliriz, bazen yalnız dünyevi sebeplerini görebiliriz, bazen de çok az şey anlarız.
Bilgi tevazusu, açıklayamadığımız boşlukları dinî cümlelerle uydurma hikâyelerle doldurmamaktır.
Mümin:
“Bilmiyorum ama Allah biliyor.”
diyebilir.
Bu cümle bilgisizlik değil, sınırını bilen imandır.

Kehf Suresi 79–81. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır
- ayette Hz. Musa'nın anlamakta zorlandığı ilk olay açıklanmıştı. Gemi, denizde çalışan yoksul insanlara aitti ve önlerinde sağlam gemileri zorla alan zalim bir hükümdar bulunduğu için kusurlu hâle getirilmişti. Böylece görünürdeki küçük zararın daha büyük bir gaspı önlediği anlaşılmıştı.
- ayette ikinci olayın açıklamasına geçilir. Çocuğun anne ve babasının mümin olduğu ve çocuğun gelecekte onları azgınlık ve inkâr yönünde çok ağır biçimde zorlamasından söz edilir.
- ayette ise bu açıklama tamamlanacaktır. Allah'ın anne ve babaya temizlik bakımından daha hayırlı ve merhamet bakımından daha yakın bir evlat vermesinin murat edildiği ifade edilecektir.

Kehf Suresi 80. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir
Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri şudur:İnsan geleceği bilmez; bu yüzden geleceğe dair kendi tahminlerini ilahî bilgi gibi kullanamaz.
Bu ilke çocuklar konusunda özellikle önemlidir.
Bir çocuğu bugünkü davranışıyla sonsuza kadar mahkûm etme.
Bir insanı bugünkü hatasıyla bütün geleceğine hapsetme.
Kendi korkularını:
“Bu kesin böyle olacak.”
diye sunma.
Ve en önemlisi, Kehf kıssasındaki özel ilahî bilgiyi kendi tahminlerine ruhsat yapma.
Allah bilir; insan ise öğrenir, gözlemler ve ancak sahip olduğu delil kadar konuşabilir.
Bu sınırı korumak hem aklı hem adaleti korur.

Kehf Suresi 80. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir
Kehf Suresi'nin 80. ayeti, bütün Kehf kıssasının en zor anlaşılabilecek bölümlerinden birinin açıklamasını başlatmaktadır. Hz. Musa bir çocuğun öldürülmesini gördüğünde son derece ağır bir tepki vermişti. Çünkü Musa'nın elindeki bilgiye göre ortada bunu haklı gösterecek görünür bir sebep yoktu.Şimdi Musa'nın bilmediği bir gelecek bilgisi ortaya çıkmaktadır.
Çocuğun anne ve babası mümindir.
Çocuğun geleceğinin ise onların iman ve hayatlarını ağır biçimde zorlayacağı bildirilmektedir.
Burada bizim için en önemli mesele, olayın özel niteliğini korumaktır.
Bu, sıradan insanların uygulayabileceği bir hukuk kuralı değildir.
İnsan geleceği bilmez.
Bir insanın:
“Bu çocuk kötü olacak.”
deyip ona zarar vermesi açık bir zulümdür.
Bir yönetimin:
“Bu kişi ileride suç işleyebilir.”
diyerek delilsiz cezalandırması adalet değildir.
Bir ebeveynin çocuğuna:
“Senin geleceğin belli.”
demesi bilgi değildir.
Kehf 80'in öğrettiği şey tam tersidir:
Geleceğin bütün bilgisi Allah’a aittir.
İnsan için bu, çok büyük bir tevazu sınırıdır.
Çünkü insan geleceği kontrol etmeyi çok ister.
Anne-baba çocuğunun nasıl biri olacağını bilmek ister.
Bir iş insanı yatırımının nasıl sonuçlanacağını bilmek ister.
Bir genç evliliğinin nasıl gideceğini bilmek ister.
Bir hasta tedavisinin kesin sonucunu bilmek ister.
Ama hayatın büyük kısmında elimizde kesin gelecek bilgisi bulunmaz.
Biz tedbir alırız, istişare ederiz, araştırırız ve dua ederiz.
Sonra da Allah'a tevekkül ederiz.
Tevekkül, geleceği bilmek değil; geleceği bilmediğin hâlde doğru olanı yapmaya devam etmektir.
Bu ayet anne-babalık konusunda da son derece önemli bir ders taşır. Çocuk bir emanettir fakat ebeveynin mülkü değildir.
Anne-baba:
“Benim istediğim insan olacaksın.”
diyerek çocuğun bütün kişiliğini kontrol etmeye çalışmamalıdır.
Onu eğitir.
Sınırlar koyar.
İyi ile kötüyü öğretir.
Ama nihayetinde çocuk da kendi iradesi ve imtihanıyla bir insandır.
Bu nedenle ebeveynin görevi yön vermek, kader yazmak değildir.
Anne-baba ayrıca çocuğunun zor davranışları karşısında ümitsizliğe de düşmemelidir.
Bugün sorun yaşayan çocuk yarın değişebilir.
Bugün dersleri kötü olan çocuk ileride başarılı olabilir.
Bugün anne-babasına karşı sert davranan genç ileride büyük bir pişmanlık yaşayabilir ve çok güzel bir insan olabilir.
Biz bilmiyoruz.
Bu yüzden çocuklara karşı kullanılan dil son derece önemlidir.
“Sen kötüsün” yerine “Bu davranışın yanlış.”
“Senden hiçbir şey olmaz” yerine “Bunu değiştirebilirsin.”
Bu dil hem sınır koyar hem ümidi korur.
İnsan, özellikle çocuk söz konusu olduğunda geleceğe açılan kapıyı kendi diliyle kapatmamalıdır.
Kehf 80'in anne-babanın imanı açısından verdiği mesaj da derindir. İnsan bazen en sevdiği kişiyle imtihan olabilir.
Bu durumda sevgi ile ilke arasında denge gerekir.
Çocuğunu seviyorsun diye onun her yanlışını doğru saymamalısın.
Eşini seviyorsun diye haramı helal kabul etmemelisin.
Aileni seviyorsun diye adaletten vazgeçmemelisin.
Sevgi, hakikati iptal etmez.
İslam sevgiyi küçümsemez; fakat sevginin Allah'a kulluğun önüne geçmesini de istemez.
Bu ayetin kader boyutu ise insana çok büyük bir düşünce alanı açar. Biz olayların yalnız içinde bulunduğumuz anını yaşarız.
Bugün ne olduğunu biliyoruz.
Yarını ise bilmiyoruz.
Bu yüzden bazı olayları değerlendirirken çok kesin konuşmak tehlikelidir.
Bir kapı kapandı.
Belki kötü oldu.
Belki ileride başka bir kapı açılacak.
Bilmiyoruz.
Bir fırsat kaçtı.
Belki büyük kayıp.
Belki değil.
Bilmiyoruz.
Burada iman bize:
“Her olayın sonucunu biliyorsun.”
demez.
Tam tersine:
“Sen bilmiyorsun; Allah biliyor.”
der.
Bu fark çok önemlidir.
Çünkü dinî tevazu, bilinmeyen şeylere uydurma cevaplar üretmek değildir.
Bilmediğimiz yerde susabilmektir.
Bazen müminin söyleyebileceği en güçlü cümle:
“Allah en doğrusunu bilir.”
olabilir.
Kehf 80 özellikle çocuk kaybı gibi ağır acılar karşısında dinî dilimizin ne kadar dikkatli olması gerektiğini de öğretir.
İnsanlar bazen iyi niyetle çok ağır cümleler kurabilir.
“Belki büyüse seni üzerdi.”
“Allah aldıysa vardır bir sebebi.”
“Daha hayırlısı olur.”
Bu sözler teorik olarak teselli amacı taşıyabilir ama acı yaşayan kişinin kalbinde büyük yara açabilir.
Biz Kehf kıssasındaki çocuğun özel durumunu biliyoruz çünkü Allah bunu vahiy yoluyla açıklamıştır.
Başka bir çocuğun durumu hakkında hiçbir böyle bilgimiz yoktur.
Bu nedenle vahyin açıkladığı özel hikmeti, vahyin açıklamadığı acılara kopyalamak doğru değildir.
Bu çok önemli bir sınırdır.
Mümin merhametli konuşmalıdır.
Bazen en doğru dinî tavır uzun açıklamalar değil, dua ve sessizce yanında durmaktır.
Kehf 80 bize ayrıca insanları gelecekteki ihtimallere göre yargılamanın ne kadar tehlikeli olduğunu gösterir.
Eğer toplum:
“Bu aileden kötü insanlar çıkar.”
“Bu çocuk zaten problemli.”
“Bu mahalleden gelenler tehlikelidir.”
gibi önyargılarla insanları mahkûm etmeye başlarsa adalet yok olur.
İnsan birey olarak değerlendirilmelidir.
Kimse işlemediği bir suçun suçlusu değildir.
Bu, hukuk ve ahlak açısından son derece önemli bir ölçüdür.
Kehf kıssasındaki istisnai olaydan insanlara toplu veya önleyici cezalandırma sistemi çıkarmak, kıssanın bilgi tevazusu mesajıyla tamamen çelişir.
Bu ayet aynı zamanda imanın Allah'ın bilgisine güvenmek anlamına geldiğini gösterir. İnsan her şeyi çözmeden de iman edebilir.
Hz. Musa açıklamayı şimdi öğrenmektedir.
Bizim hayatımızdaki birçok olayın açıklamasını ise belki bu dünyada hiç öğrenmeyeceğiz.
Bu durumda insan:
“Anlamadığım için Allah'a güvenemem.”
demek ile:
“Anlamadığım şeyler var ama Allah’ın ilmi benim ilmimden daha büyüktür.”
demek arasında bir tercih yapar.
İman ikinci cümleye yönelir.
Ancak bu, aklı iptal etmez.
İnsan araştırır.
Sorular sorar.
Sebep arar.
Ama bütün cevapları bulamayabileceğini de kabul eder.
Aklın büyüklüğü her şeyi bilmekte değil, bilmediği sınırı tanıyabilmektedir.
Kehf Suresi'nin 80. ayeti bugün bize şu soruları sordurur: Çocukların geleceği hakkında kolayca kesin hükümler veriyor muyum? Ailemden biri beni zorladığında onun bütün geleceğini kötü ilan ediyor muyum? Bilmediğim kader ayrıntılarını Allah adına açıklamaya mı çalışıyorum? Gayb bilgisi iddiasında bulunan insanlara gereğinden fazla mı güveniyorum? Sevdiğim insanlar uğruna iman ve ahlak ölçülerimden vazgeçiyor muyum?
Bu sorular ayetin yalnız çocuğun anne ve babasının mümin olduğunu ve gelecekte yaşayabilecekleri tehlikeyi anlatmadığını; gayb bilgisi, ebeveynlik, iman, kader, insan geleceği ve bilgi tevazusu hakkında son derece derin bir hayat ölçüsü sunduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak Kehf 80 bize şunu öğretmektedir: Hz. Musa'nın bilmediği şey çocuğun geleceğiydi. Allah ise geleceği kuşatıcı ilmiyle biliyordu ve öğretici kula bu özel olay hakkında bilgi vermişti. Bu istisnai kıssa, hiçbir insana geleceği tahmin ederek başkalarına zarar verme yetkisi vermez; tam tersine geleceği bilmediğimizi kabul etmeyi ve Allah’ın bilgisi karşısında haddimizi bilmeyi öğretir.
Çocukları bugünkü hatalarıyla mahkûm etme.
Geleceği tahmininle yazmaya çalışma.
Acı yaşayan insanlara bilmediğin hikmetleri kesin gerçek gibi anlatma.
Ve gayb konusunda şu sınırı koru:
İnsan ihtimalleri görür; geleceğin bütün hakikatini bilen yalnız Allah’tır.
⠀
Son Söz
“Bir çocuğun bugünkü hâline bakıp yarının hükmünü verme; sen onun bütün yolunu görmüyorsun. Kehf kıssasında geleceğe dair bilgi özeldir ve Allah tarafından bildirilmiştir; bizim korkularımız, tahminlerimiz ve sezgilerimiz böyle bir bilgi değildir. Çocuğunu eğit, sınır koy, dua et ve yanlışına yanlış de; fakat onun kaderini kendi cümlelerinle mühürleme. Çünkü insanın görevi geleceği bilmek değil, bugün kendisine emanet edilen insana adalet ve merhametle davranmaktır.”
Ersan Karavelioğlu