Kehf Suresi 92. Ayette “Zülkarneyn Sonra Yine Verilen Yollardan ve İmkânlardan Birini İzledi” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“Bir yolculuğun değeri yalnız ne kadar uzağa gidildiğiyle değil, her yeni durakta aynı adalet ve sorumluluk bilincinin korunup korunmadığıyla ölçülür. Zülkarneyn batıya gitti, doğuya ulaştı ve sonra yeniden yola çıktı. Onun hareketi bize şunu hatırlatır: Allah’ın verdiği imkânı bir kez kullanmak yetmez; ömür ve sorumluluk devam ettiği sürece insan iyilik için yeniden harekete geçebilmelidir.”
Ersan Karavelioğlu
Kehf Suresi 92. Ayetin Anlamı Nedir
Kehf Suresi'nin 92. ayeti son derece kısa olmakla birlikte Zülkarneyn kıssasında üçüncü büyük yolculuğun başlangıcını haber verir. Daha önce batı yönünde ilerlemiş, ardından doğuya ulaşmış ve farklı hayat şartlarına sahip toplumlarla karşılaşmıştı. Şimdi yeniden kendisine verilmiş yolları ve imkânları kullanarak başka bir istikamete yönelmektedir.Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:
Bu kısa cümle, kıssanın önemli karakter özelliklerinden birini tekrar ortaya çıkarır: Zülkarneyn sahip olduğu gücü durağan bir ayrıcalığa dönüştürmemektedir. Kendisine verilen sebepleri kullanmakta, hareket etmekte ve yeni sorumluluk alanlarına ulaşmaktadır.“Sonra yine bir yol tuttu.”
Kehf Suresi, 18:92
Bir sonraki ayette bu yolculuğun onu iki büyük engelin veya dağın arasındaki bölgeye ve iletişim kurmakta zorlandığı bir topluluğa ulaştırdığını göreceğiz. Böylece 92. ayet, Yecüc ve Mecüc kıssasının anlatılacağı bölüme açılan kapıdır.
Kehf 92 Neden Kehf 85 ve 89. Ayetlere Çok Benzer
Çünkü Zülkarneyn'in kıssasında üç ayrı yolculuk aşaması aynı temel hareket ifadesiyle birbirine bağlanmaktadır. 85. ayette ilk yolculuk, 89. ayette ikinci yolculuk, 92. ayette ise üçüncü yolculuk başlamaktadır.Bu tekrar gereksiz değildir. Aksine Zülkarneyn'in karakterindeki sürekliliği gösterir. Kendisine verilen imkânı yalnız bir kez değerlendiren biri değildir. Farklı yönlere ilerler, farklı toplumlarla karşılaşır ve her yeni durumda sorumluluğunu yeniden taşır.
Kur’an böylece okuyucuya yalnız büyük sonuçları göstermiyor; sonuçlara ulaştıran devamlı hareketi de gösteriyor.
Bir defa iyi davranmak değerlidir. Fakat ahlakın gerçek gücü, farklı şartlarda da aynı doğruluk çizgisini koruyabilmektir.
İstikrar, iyiliğin tesadüf olmadığını gösteren en güçlü işaretlerden biridir.
Zülkarneyn Neden Sürekli Yeni Yollara Çıkmaktadır
Kur’an onun bütün siyasî, askerî veya idarî planlarını açıklamaz. Bu nedenle her yolculuğun özel sebebini kesin biçimde bildiğimizi söylememiz doğru olmaz.Ancak açık biçimde gördüğümüz şey şudur: Allah ona yollar ve imkânlar vermiş, Zülkarneyn de bunları aktif biçimde değerlendirmiştir.
Bu hareketlilik onun dünyayı yalnız uzaktan yöneten pasif bir hükümdar olmadığını düşündürür. İnsanlara ve olaylara ulaşmakta, farklı şartları yerinde görmekte ve gerektiğinde müdahale etmektedir.
Buradan günümüz için şu güzel ders çıkarılabilir: Sorumluluk sahibi insan yalnız problem hakkında konuşmaz; imkânı varsa problemin bulunduğu yere doğru da hareket eder.
Elbette herkes Zülkarneyn gibi yolculuk yapamaz. Fakat herkes kendi sorumluluk alanında “Ben ne yapabilirim?” sorusunu sorabilir.
Bu Ayet Sürekli Çalışmayı ve Hiç Dinlenmemeyi mi Öğretiyor
Hayır.Kur’an'ın bu ayetinden insanın sürekli çalışması, dinlenmemesi veya kendisini tüketmesi gerektiği sonucu çıkarılamaz.
Dinlenmek insanın doğal ihtiyacıdır.
Bedenin hakkı vardır.
Ailenin hakkı vardır.
Zihnin sakinleşmeye ihtiyacı vardır.
Mesele tembellikle dinlenmeyi birbirine karıştırmamaktır. Zülkarneyn'in hareketi amaçlı ve sorumlu bir harekettir; kontrolsüz bir koşuşturma değildir.
İnsan bazen dinlenerek görevine daha sağlıklı döner.
Bu nedenle doğru ölçü:
“Hiç durma.”
değil,
“Durman gerektiğinde dinlen; fakat sorumluluktan kaçmayı dinlenme adı altında gizleme.”
şeklinde düşünülebilir.
Bir İşi Başarmış Olmak Yeni Sorumlulukları Ortadan Kaldırır mı
Hayır.Zülkarneyn daha önce önemli görevler üstlenmiştir. Batıda bir toplumla karşılaşmış ve adalet anlayışını ortaya koymuştur. Doğuda başka yaşam şartlarını görmüştür. Fakat bu başarıların hiçbiri ona:
“Artık yeter, bütün görevler bitti.”
dedirten bir rehavete dönüşmemektedir.
İnsan hayatında da böyle olabilir. Bir iyilik yapmak, insanın bütün hayatı boyunca iyi davranacağı anlamına gelmez. Bir defa adaletli davranmak, sonraki kararların otomatik olarak adaletli olacağını garanti etmez.
Dünün doğrusu bugünün sorumluluğunu kaldırmaz.
İnsan yaptığı güzel işleri küçümsememeli; fakat onları gelecekteki ihmallerine kredi olarak da kullanmamalıdır.
“Ben yıllar önce çok iyilik yaptım.”
demek güzel bir hatıradır. Fakat asıl soru hâlâ şudur:
“Bugün elimden gelen doğru nedir?”
Zülkarneyn’in Üçüncü Kez Yola Çıkması İstikrar Hakkında Ne Öğretir
İstikrar, insanın aynı şeyi mekanik biçimde tekrar etmesi değildir. Doğru temel değerleri koruyarak değişen şartlarda görevini sürdürebilmesidir.Zülkarneyn'in karşılaştığı toplumlar aynı değildir.
Coğrafyalar aynı değildir.
İhtiyaçlar aynı değildir.
Ama onun elindeki temel sorumluluk değişmez: Gücünü keyfî değil, adaletli ve faydalı biçimde kullanmak.
Bu çok önemli bir karakter ölçüsüdür.
İnsan yalnız kendisine uygun şartlarda dürüstse dürüstlüğü henüz tam sınanmamış olabilir. Çıkarıyla çatıştığında da dürüst kalabiliyor mu?
Yalnız kendisini sevenlere adil davranıyorsa adaleti eksik olabilir. Kendisine karşı olana da hakkını verebiliyor mu?
Ahlak, şartların değişmesine rağmen özü koruyabilmektir.
Bu Ayet Bize “Sebep” Kavramını Yeniden Nasıl Hatırlatır
- ayette Allah'ın Zülkarneyn'e çeşitli sebepler, yollar ve imkânlar verdiği bildirilmişti. 85, 89 ve 92. ayetlerde ise tekrar tekrar bu sebeplerin kullanıldığını görüyoruz.
Allah imkân verir.
Zülkarneyn kullanır.
Dolayısıyla kıssa, insana sebepleri tamamen terk etmeyi öğretmez.
İnsan dua eder ama çalışır.
Tevekkül eder ama planlar.
Allah'tan yardım ister ama elindeki imkânı değerlendirir.
Bir sorun çözmek istiyorsa gereken bilgiyi toplar, insanlarla iletişim kurar ve gerekli araçları kullanır.
Sebebe sarılmak Allah’a güvensizlik değildir; sebebi Allah’ın yerine koymak yanlıştır.
Mümin araç kullanır fakat sonucu yaratma kudretini araçtan bilmez.
Sürekli Yeni İmkân İstemeden Önce Mevcut İmkânları Kullanmak Neden Önemlidir
İnsan bazen sahip olmadığı şeylere öyle çok odaklanır ki elindekileri fark etmez.“Daha çok param olsaydı yapardım.”
“Daha çok zamanım olsaydı başlardım.”
“Daha geniş çevrem olsaydı yardım ederdim.”
Bu düşüncelerin bazıları gerçekten haklı olabilir. İnsanların imkânları aynı değildir. Fakat bazen problem imkânsızlık değil, mevcut imkânın kullanılmamasıdır.
Zülkarneyn'in kıssasında sürekli yeni bir mucize beklediğini görmüyoruz. Verilen yolları kullanıyor.
İnsan da kendisine şu soruyu sorabilir:
“Şu anda elimde olanlarla yapabileceğim ne var?”
Belki büyük bir çözüm üretemez.
Ama küçük bir adım atabilir.
İyilik çoğu zaman bütün şartların mükemmel olmasını beklemekle değil, mevcut imkânı doğru kullanmakla başlar.
Zülkarneyn’in Yolculukları Liderlik Açısından Ne Anlama Gelir
Kıssanın genel akışında Zülkarneyn'in farklı bölgelere ulaştığını ve farklı toplumlarla doğrudan karşılaştığını görüyoruz. Bu, liderlik açısından sahaya yakınlık düşüncesini akla getirir.Yönetici yalnız kendisine getirilen raporlarla yetinirse gerçek hayatın bazı ayrıntılarını kaçırabilir.
Rapor:
“Her şey çalışıyor.”
diyebilir.
Ama çalışanların yaşadığı zorluk başka olabilir.
Bir okul yönetimi istatistiklerde başarılı görünebilir fakat öğrenciler ciddi sorunlar yaşıyor olabilir.
Bir şirket finansal olarak büyüyebilir fakat çalışanların şartları kötüleşiyor olabilir.
Bu nedenle iyi lider gerektiğinde insanların gerçek durumunu yerinde anlamaya çalışır.
Zülkarneyn'in hareketliliği bize bunun güçlü bir örneğini düşündürür.
Bir Lider Her Sorunu Kendisi mi Çözmelidir
Hayır.Liderlik, bütün işi tek kişinin yapması değildir. Hatta güçlü lider çoğu zaman insanları çözümün parçası hâline getirir.
Kehf kıssasının biraz ilerleyen bölümünde bunun açık örneğini göreceğiz. Yecüc ve Mecüc'den zarar gören toplum Zülkarneyn'den yardım istediğinde, o büyük engeli tek başına yapmayacak; insanlardan da emek ve katkı isteyecektir.
Bu, son derece önemli bir yönetim ilkesidir.
İnsanların problemini çözmek başka, onları sürekli sana bağımlı hâle getirmek başkadır.
İyi lider:
“Ben sizin yerinize her şeyi yapacağım.”
demek yerine gerektiğinde:
“Birlikte yapacağız.”
diyebilir.
Böylece insanlar yalnız yardım alan değil, çözüm üreten taraf hâline gelir.

Yeni Bir Bölgeye Ulaşmak Neden Yeni Bir Değerlendirme Gerektirir
Çünkü her bölgenin problemi aynı olmayabilir.Zülkarneyn batıda farklı bir durumla, doğuda farklı bir yaşam biçimiyle karşılaşmıştır. Üçüncü yolculuğunda ise bambaşka bir sorunla karşılaşacaktır: Yecüc ve Mecüc'ün bozgunculuğundan endişe eden ve iletişim bakımından da farklı bir topluluk.
Bu durum bize şu önemli ilkeden söz etme imkânı verir:
Çözüm probleme göre şekillenmelidir.
Bir yerde hukuk düzeni temel mesele olabilir.
Başka yerde altyapı.
Başka yerde güvenlik.
Başka yerde eğitim.
Her yere aynı hazır reçeteyi uygulamak kolaydır ama hikmetli olmayabilir.
İyi yönetici önce sorunu tanımlar, sonra uygun çözümü seçer.

Aynı İlke Farklı Şartlarda Nasıl Korunabilir
Adaletin özü değişmez fakat uygulaması şartlara göre farklılaşabilir.Örneğin iki insanın ihtiyacı aynı olmayabilir. İkisine birebir aynı şeyi vermek görünürde eşitlik olabilir ama gerçek ihtiyaç açısından adalet oluşturmayabilir.
Bir öğrenci özel desteğe ihtiyaç duyabilir.
Bir engelli çalışan için farklı düzenleme gerekebilir.
Bir bölgenin altyapı ihtiyacı diğerinden farklı olabilir.
Bu nedenle hikmetli yönetim:
“Herkese aynı şeyi yapacağım.”
demekten daha derin düşünür.
Temel haklarda ayrım yapmaz; fakat farklı ihtiyacı doğru biçimde değerlendirir.
Adalet bazen aynı davranmak değil, aynı hakkı farklı şartlarda koruyabilmektir.
Zülkarneyn'in farklı bölgelere yönelmesi bu düşünceyi güçlü biçimde çağrıştırır.

Hareketli Olmak ile Amaçsız Meşguliyet Arasında Ne Fark Vardır
Çok hareket etmek her zaman çok iş yapmak anlamına gelmez.İnsan bütün gün toplantıdan toplantıya gidebilir ama önemli hiçbir karar vermeyebilir. Sürekli telefonla ilgilenebilir ama gerçek önceliklerini ilerletmeyebilir.
Zülkarneyn'in yolculuklarında ise hareketin sonuç ve sorumlulukla bağlantısı vardır.
Bir yere ulaşır.
Bir durum görür.
Karar verir.
Ardından ilerler.
Bu bize üretkenlik hakkında önemli bir ölçü sunar:
Meşgul olmak amaç değildir; anlamlı ilerleme önemlidir.
İnsan gün sonunda kendisine yalnız:
“Ne kadar yoruldum?”
diye değil,
“Gerçekten neyi ilerlettim?”
diye de sorabilir.

Bu Ayet Başarı Sonrasında Kibirden Korunmak İçin Ne Öğretir
Başarının tehlikelerinden biri, insanın artık yeni bir şey öğrenmesine gerek olmadığını sanmasıdır.Bir alanda başarılı oldu.
Artık her konuda uzman olduğunu düşünür.
Bir şirket büyüttü.
Her yeni sektörde aynı başarıyı garanti görür.
Bir konuda doğru karar verdi.
Artık bütün kararlarının doğru olduğuna inanır.
Zülkarneyn'in kıssası ise sürekli hareket ederken sürekli yeni şartlarla karşılaşmayı gösterir.
Her yeni yol yeni bir sınavdır.
Bu nedenle insan geçmiş başarısından güven alabilir ama dokunulmazlık çıkaramaz.
Dünün doğru kararı yarının bütün problemlerinin cevabı değildir.
Tevazu:
“Daha önce başardım ama bu yeni durumu yine anlamam gerekiyor.”
diyebilmektir.

Bir İşi Bitirdikten Sonra Ders Çıkarmak Neden Önemlidir
Çünkü insan aynı hatayı tekrar etmek istemiyorsa tecrübeyi bilgiye dönüştürmelidir.Bir proje bittiğinde sadece:
“Tamamlandı.”
demek yerine neyin iyi, neyin kötü gittiği değerlendirilebilir.
Bir ilişki problemi çözüldüğünde hangi davranışın işe yaradığını anlamak faydalıdır.
Bir iş başarısız olduysa yalnız üzülmek yerine hangi kararların sonucu etkilediği incelenebilir.
Tecrübe yaşanan şeydir; hikmet ise yaşanandan ders çıkarabilmektir.
Kehf 92 doğrudan Zülkarneyn'in değerlendirme toplantısını anlatmaz. Ancak ardışık yolculukların yapısı bize sürekli deneyim kazanıp yeni şartlara ilerleyen bir karakter gösterir.
İnsan da geçmişini yük değil, öğretmen hâline getirebilir.

Kehf 92 Günlük Hayatta Erteleme Konusunda Ne Öğretir
Ayet doğrudan erteleme hakkında değildir; fakat hareket teması bu konuda güçlü bir ders sunar.İnsan bazı işleri yıllarca zihninde taşıyabilir.
Bir görüşme yapacak.
Bir borcu düzenleyecek.
Bir projeye başlayacak.
Bir özür dileyecek.
Bir ibadet alışkanlığını düzeltecek.
Fakat sürekli erteler.
Bazen bunun nedeni gerçek şartlardır; bazen de insan başlangıcın verdiği rahatsızlıktan kaçmaktadır.
Zülkarneyn'in kıssasında ise sebep varsa hareket görüyoruz.
Bu bize şu dengeli soruyu sordurur:
“Gerçekten doğru zamanı mı bekliyorum, yoksa başlamamak için yeni gerekçeler mi üretiyorum?”
Bu soruya dürüst cevap vermek bazen yıllardır bekleyen bir adımın başlangıcı olabilir.

Kehf Suresi 91–93. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır
- ayette Allah'ın Zülkarneyn'in yanında bulunan ve onunla ilgili olan şeyleri bilgisiyle kuşattığı bildirilmişti. Böylece Zülkarneyn'in büyük güç ve hareket alanının üzerinde Allah’ın sınırsız ilmi bulunduğu yeniden hatırlatılmıştı.
- ayette Zülkarneyn tekrar bir yol tutar. Bu, onun üçüncü büyük hareket aşamasıdır.
- ayette ise bu yolculuğun ulaştığı yer açıklanacaktır. Zülkarneyn iki büyük engelin veya dağın arasındaki bölgeye gelecek ve orada konuşulan sözü anlamakta veya iletişim kurmakta ciddi zorluk yaşayan bir toplulukla karşılaşacaktır.
Böylece üç ayette güçlü bir akış vardır: 91. ayette Allah’ın kuşatıcı ilmi, 92. ayette yeniden hareket, 93. ayette ise üçüncü büyük toplumsal sorunla karşılaşma.

Kehf Suresi 92. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir
Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri şudur:Sana verilen imkânı bir kez iyi kullanmış olman, yeni sorumluluklar karşısında durman için mazeret değildir.
Zülkarneyn yeniden yola çıkıyor.
Bu bize sürekliliği öğretiyor.
İnsan bir kez dürüst davranmakla yetinmemeli.
Bir kez adil olmakla yetinmemeli.
Bir kez iyilik yapmakla yetinmemeli.
Hayat devam ettiği sürece yeni seçimler gelir.
Her yeni seçimde karakterimizi yeniden ortaya koyarız.
Bu nedenle gerçek istikamet, geçmişte bir gün doğru yolu seçmiş olmak değil, bugün de doğru olanı seçmeye çalışmaktır.
İyilik tek bir olay değil, mümkün olduğunca sürdürülen bir yönelimdir.

Kehf Suresi 92. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir
Kehf Suresi'nin 92. ayeti çok kısa olmasına rağmen Zülkarneyn kıssasının önemli bir karakter çizgisini üçüncü kez önümüze getirir: Hareket. Ona imkân verilmiş ve o bu imkânları kullanmayı sürdürmüştür.Batıya gitmiştir.
Orada bir toplumla karşılaşmıştır.
Zulmeden ile iyi olanı ayıran bir adalet ilkesi ortaya koymuştur.
Sonra doğuya gitmiştir.
Farklı yaşam şartlarında bulunan başka insanlarla karşılaşmıştır.
Ve şimdi tekrar yola çıkmaktadır.
Bu hareket dizisi bize, gücün yalnız sahip olunacak bir statü olmadığını düşündürür. Güç sorumluluk üretir.
İnsan elinde imkân olduğu hâlde sürekli:
“Beni ilgilendirmez.”
diyorsa, bir noktada bu imkânın hakkını verip vermediğini düşünmelidir.
Elbette herkes bütün dünyayı düzeltmek zorunda değildir.
İnsan kapasitesini bilmelidir.
Kendini tüketmemelidir.
Ama:
“Benim yapabileceğim hiçbir şey yok.”
demeden önce gerçekten yapabileceği küçük bir şey bulunup bulunmadığını da düşünmelidir.
Bir yöneticinin haksızlığı düzeltecek yetkisi vardır.
Bir patronun çalışanın hakkını zamanında verme gücü vardır.
Bir öğretmenin bir öğrenciyi cesaretlendirme imkânı vardır.
Bir anne-babanın çocuğuna zaman ayırma imkânı vardır.
Bir insanın ihtiyaç sahibine küçük de olsa yardım etme imkânı olabilir.
Bunların hiçbiri Zülkarneyn'in büyük gücüyle aynı ölçekte değildir. Fakat prensip benzerdir:
Sana verilen imkân kadar sorumluluk taşırsın.
Bu ayet ayrıca başarıya bakışımızı düzeltir. İnsan bazen yaptığı bir güzel işle yıllarca yaşamak ister. Geçmişte büyük bir şey yapmıştır ve artık sürekli onu anlatır.
Fakat hayat geçmiş zamanla sınırlı değildir.
Dünün hayrı değerlidir.
Bugünün ihmalini ise otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
İnsan geçmişine şükreder ama bugünün sorusuna da cevap verir.
“Şimdi ne yapmalıyım?”
Bu soru insanı geçmişin gölgesinden bugünün sorumluluğuna taşır.
Zülkarneyn'in hareketi tam olarak bunu düşündürür.
Bir yol bitti.
Yeni yol başladı.
Bu yaklaşım kişisel gelişimde de değerlidir. İnsan karakterini tek bir alanda düzeltip kendisini tamamlanmış saymamalıdır.
Sabırlı olmuş olabilir ama kibir sorunu vardır.
Cömert olabilir ama öfkesini kontrol edemiyordur.
Çok ibadet ediyor olabilir ama insan ilişkilerinde kırıcıdır.
Dürüst olabilir fakat ailesine zaman ayırmıyordur.
İnsan kendisini sürekli suçlamak zorunda değildir. Fakat gelişim alanlarını görebilecek kadar dürüst olmak değerlidir.
Hayatın her aşaması yeni bir eğitim olabilir.
Kehf 92 bize şunu hatırlatır:
Bir yolu başarıyla yürümek, artık bütün yolları bildiğin anlamına gelmez.
Bu cümle özellikle bilgili ve başarılı insanlar için önemlidir.
İnsan tecrübe kazandıkça daha iyi karar verebilir.
Ama tecrübe de kibir üretirse yeni gerçekleri görmesini engelleyebilir.
“Ben bunu otuz yıldır yapıyorum.”
cümlesi bazen güçlü tecrübenin ifadesidir.
Bazen de yeni bilgiyi reddetmenin bahanesi olabilir.
Hikmet, hangisi olduğunu ayırt etmektir.
Zülkarneyn'in kıssasında yeni yol, yeni toplum ve yeni sorun gelir. Dolayısıyla lider geçmiş tecrübesini yanında taşır fakat yeni durumu ayrıca anlamak zorundadır.
Bu özellikle üçüncü yolculukta çok netleşecektir.
Zülkarneyn bu kez dil veya iletişim bakımından kendisinden farklı insanlarla karşılaşacaktır.
Onların sorunu da öncekilerden farklıdır.
Yecüc ve Mecüc'ün bozgunculuğundan korunmak istemektedirler.
Demek ki önce sorunu anlamak gerekir.
Sonra çözüm.
Günümüz yönetiminde de bunun değeri büyüktür.
Hazır çözümle dolaşan lider, her problemi kendi bildiği kalıba sokabilir.
Oysa iyi lider önce dinler.
Teşhis doğru değilse çözüm ne kadar güçlü olursa olsun yanlış yere uygulanabilir.
Bu ilke tıpta da böyledir.
İş hayatında da.
Aile ilişkilerinde de.
Bir çocuk ders çalışmıyorsa nedenini anlamadan yalnız ceza vermek çözüm olmayabilir. Belki öğrenme problemi vardır, belki motivasyon, belki aile içi başka bir sorun.
Bir çalışan performans kaybediyorsa hemen:
“Tembel.”
demek yerine nedeni araştırmak gerekir.
İyi çözüm, doğru teşhisle başlar.
Zülkarneyn'in üçüncü yolculuğu bizi tam bu tür bir liderlik sahnesine hazırlamaktadır.
Ayet bize sebepler ile kader arasındaki dengeyi de yeniden hatırlatır. Zülkarneyn'in yolu vardır.
Yürür.
Ama Allah'ın bilgisi bütün yolculuğunu kuşatmaktadır.
Bir önceki ayet bunu özellikle vurgulamıştı.
Bu iki gerçek birlikte düşünülmelidir:
Kul hareket eder, Allah bilir.
Kul planlar, Allah'ın takdiri kuşatır.
Kul çalışır, sonucu Allah yaratır.
Bu yüzden insanın:
“Nasıl olsa Allah biliyor, ben hiçbir şey yapmayayım.”
demesi doğru değildir.
Aynı şekilde:
“Her şeyi ben kontrol ederim.”
demesi de doğru değildir.
İslam'ın dengesi insanı iki uçtan korur:
Sorumluluk var, fakat ilahlık yok.
İnsan elinden geleni yapar.
Ama bütün sonucu kontrol ettiğini sanmaz.
Kehf 92'nin bir başka güzel çağrışımı, insanın ömrünü hareket eden bir emanet olarak görmesidir.
Ömür durmuyor.
Bugün geçiyor.
Yarın geliyor.
İnsan bir gün:
“Bir ara yapacağım.”
dediği şeylerin bazılarını yapmaya zaman bulamayabilir.
Bu yüzden her şeyi aceleyle yapmak değil, önemli olanı gereksiz yere ertelememek gerekir.
Özür dilemen gerekiyorsa çok geciktirme.
Anne-babanı arayacaksan sürekli erteleme.
Allah'a dönüşünü:
“Yaşlanınca.”
diye bırakma.
Faydalı bir işe başlayabilecek durumdaysan korkudan yıllarca bekleme.
Çünkü insanın sahip olduğu en önemli sebeplerden biri de zamandır.
Zaman geçince geri gelmez.
Bu nedenle Zülkarneyn'in tekrar tekrar hareket etmesi bize ömrün imkânını değerlendirmeyi düşündürebilir.
Kehf 92 aynı zamanda iyi liderin kendisini vazgeçilmez görmemesi gerektiğini de düşündürür. İlerleyen ayetlerde Zülkarneyn büyük bir savunma yapısı kuracak fakat sonunda:
“Bu Rabbimin rahmetidir.”
diyerek başarıyı kendisine mal etmeyecektir.
Bu çok önemlidir.
Hareket eder.
Çalışır.
Büyük iş yapar.
Ama sonunda:
“Ben olmasaydım hiçbir şey olmazdı.”
demez.
İşte gerçek tevazu budur.
İnsan görevini ciddi biçimde yapabilir ve yine de kendisini dünyanın merkezi görmeyebilir.
Kehf Suresi'nin 92. ayeti bugün bize şu soruları sordurur: Geçmiş başarılarımla mı yaşıyorum, yoksa bugünkü sorumluluklarımı da görüyor muyum? Bana verilen imkânları gerçekten kullanıyor muyum? Yeni şartlarda eski çözümleri körü körüne tekrar mı ediyorum, yoksa önce yeni problemi anlamaya mı çalışıyorum? Hareketli görünmekle gerçekten faydalı ilerlemek arasındaki farkı görebiliyor muyum?
Bu sorular ayetin yalnız Zülkarneyn'in yeniden yola çıkmasını anlatmadığını; istikrar, sorumluluk, sebepleri kullanma, liderlik, değişen şartlara uyum ve ömrü değerlendirme hakkında kapsamlı bir hayat ölçüsü sunduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak Kehf 92 bize şunu öğretmektedir: Zülkarneyn, kendisine verilen imkânları bir kez kullanıp duran bir lider değildir; yeni sorumluluk alanlarına yeniden hareket eder. Fakat bu hareket amaçsız değildir. Her yolculuk onu yeni bir insanî meseleyle buluşturur. Üçüncü yolculuk ise onu Yecüc ve Mecüc tehdidi karşısında yardım isteyen bir topluma götürecek ve gücün, mühendisliğin, ortak emeğin ve tevazunun nasıl birleşebileceğini gösterecektir.
Geçmişte yaptığın iyilik için şükret.
Ama bugünün sorumluluğunu unutma.
Yeni bir sorunla karşılaştığında eski cevabı otomatik olarak dayatma.
Önce anla.
Sonra elindeki sebebi kullan.
Ve hareket ederken şu ölçüyü kaybetme:
Doğru yol yalnız yürümekle değil, her yeni durakta adaletini, tevazunu ve kulluk bilincini koruyarak yürümekle anlam kazanır.
⠀
Son Söz
“Zülkarneyn bir yolun sonuna ulaştığında hayatın bütün görevlerinin bittiğini düşünmedi; yeniden hareket etti ve yeni bir insanlık problemiyle karşılaşmaya yöneldi. Sen de geçmişte yaptığın iyilikleri küçümseme ama onları bugünkü sorumluluğundan kaçmak için kullanma. Sana verilen zaman, bilgi, güç ve imkân devam ediyorsa yapabileceğin hayrı ara; fakat her yeni durumda önce anlamayı, sonra doğru sebebe sarılmayı unutma. Çünkü istikrar, sürekli aynı şeyi yapmak değil, değişen yollar içinde doğru karakterini koruyabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu