📖 Hicr Suresi 3. Ayette “Bırak Onları Yesinler, Faydalanıp Dursunlar ve Boş Umut Onları Oyalasın; Yakında Bilecekler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓ | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Hicr Suresi 3. Ayette “Bırak Onları Yesinler, Faydalanıp Dursunlar ve Boş Umut Onları Oyalasın; Yakında Bilecekler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,473
2,736,289
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Hicr Suresi 3. Ayette “Bırak Onları Yesinler, Faydalanıp Dursunlar ve Boş Umut Onları Oyalasın; Yakında Bilecekler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Hicr Suresi 2. ayette, inkâr edenlerin bir gün ‘Keşke Müslüman olsaydık’ diyecekleri büyük pişmanlık anlatılmıştı. 3. ayette ise bu pişmanlığın dünyadaki önemli sebeplerinden biri gösterilir: ‘Bırak onları yesinler, faydalanıp dursunlar ve boş umut onları oyalasın; yakında bilecekler.’ Ayet yemeği, helal dünya nimetlerini, çalışmayı, zenginliği veya gelecek planı yapmayı kötülemez. Eleştirilen şey, insanın hayatını yalnız tüketim, haz ve bitmeyen dünyevî beklentiler içinde geçirerek nihai sorumluluğunu unutmasıdır. Buradaki ‘emel’, her türlü umut değil; insanı gerçek sorumluluğundan uzaklaştıran, sanki sonsuza kadar vakti varmış gibi yaşatan oyalayıcı ve ölçüsüz beklenti anlamındadır. Ayet dünyayı terk etmeyi değil, dünyayı nihai amaç hâline getirmemeyi öğretir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Hicr Suresi 3. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin Arapçası “Zerhum ye’kulû ve yetemetteû ve yulhihimu’l-emelu fe-sevfe ya‘lemûn.” şeklindedir. Genel anlamı ise “Bırak onları yesinler, faydalanıp dursunlar ve boş umut onları oyalasın; yakında bilecekler.” diye ifade edilebilir.

Bu ayet, bir önceki ayette anlatılan gelecekteki “Keşke Müslüman olsaydık” pişmanlığının dünyadaki psikolojik zeminlerinden birini gösterir. İnsan yeme, içme, kazanma, eğlenme ve gelecek hayalleri içinde öylesine oyalanabilir ki hayatın daha büyük anlamını sürekli erteleyebilir.

Sorun dünya nimetlerinin varlığı değil, nimetlerin insanın bütün ufkunu kaplamasıdır.

2️⃣ “Bırak Onları” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet “zerhum”, yani “onları bırak” ifadesiyle başlar. Bu söz, Peygamber’e veya müminlere “Onlara zarar verin” anlamında bir emir değildir. Daha çok, hakikati sürekli reddedip mevcut hayat tarzında ısrar eden insanların bir süre kendi tercihlerinin içinde bırakılacağını ifade eden sert bir uyarıdır.

Peygamber tebliğini yapmıştır; insanın kalbini zorla değiştirmek onun görevi değildir. Tebliğ etmek başka, insanı zorla dönüştürmek başkadır.

Dolayısıyla bu ifade, tebliği tamamen bırakmak veya insanlara karşı ilgisizleşmek anlamına değil, zorla iman üretilemeyeceğini hatırlatan bir sınır olarak da düşünülebilir.

3️⃣ “Yesinler” İfadesi Yemeyi Küçümsüyor mu ❓​

Hayır. Yemek insanın temel ihtiyacıdır ve Kur’an’ın genel öğretisinde helal nimetlerden yararlanmak kötülenmez.

Ayetin eleştirisi insanın yemek yemesi değil, hayatın anlamını yalnız yemek, tüketmek ve bedensel hazlardan ibaret görmesidir. İnsan bedenini beslemeli fakat kendisini yalnız beden ihtiyaçlarından oluşan bir varlık gibi yaşamamalıdır.

Yemek nimet olabilir; hayatın nihai amacı değildir.

4️⃣ “Faydalansınlar” veya “Zevk Sürsünler” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetteki “yetemetteû”, dünya nimetlerinden yararlanmak, belli bir süre faydalanmak ve geçici hazlardan istifade etmek anlam alanına sahiptir.

Burada özellikle geçicilik önemlidir. Dünya nimetleri gerçek olabilir fakat kalıcı değildir. İnsan bugün sahip olduğu güzellikleri sonsuza kadar koruyacağını garanti edemez.

Bu nedenle ayet zevk almayı yasaklamaz; zevki ebedî sanmayı eleştirir.

5️⃣ Dünya Zevkleri Günah mıdır ❓​

Hayır. Güzel yemek yemek, seyahat etmek, ev sahibi olmak, dinlenmek, sevdiği insanlarla vakit geçirmek veya meşru eğlencelerden yararlanmak kendi başına günah değildir.

Sorun, bütün bunların insanı Allah’ı, ahlaki sorumluluğu ve ahireti unutturacak ölçüde merkezileşmesidir. Aynı nimet şükürle kullanıldığında güzel olabilir, insanı kibir ve gaflete sürüklediğinde ise problem hâline gelebilir.

Kur’an nimeti değil, nimetin insanı esir almasını eleştirir.

6️⃣ Zengin Olmak Bu Ayetin Eleştirdiği Şey midir ❓​

Hayır. Zenginlik tek başına ne günah ne de ilahî onay belgesidir.

Zengin insan servetini helal yolla kazanabilir, ailesine bakabilir, yatırım yapabilir ve başkalarına yardım edebilir. Fakir insan da ahlaken otomatik olarak üstün değildir.

Ayetin eleştirisi “çok şeye sahip olmak” değil, sahip olduklarının içinde kaybolup hayatın gerçek sorumluluğunu unutmak üzerinedir. Servet araçtır; insanın ilahı hâline geldiğinde sorun başlar.

7️⃣ “Emel” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “el-emel”, yani beklenti, umut ve uzun vadeli arzu anlamındaki kelime kullanılır. Ancak bağlamda bu umut, insanı oyalayan ve gerçeği erteletmeye başlayan beklenti hâlini almıştır.

İnsan “Daha çok vaktim var, ileride düşünürüm, sonra tövbe ederim, ileride değişirim” diye yaşayabilir. Bu beklenti insana sahte bir zaman güvencesi verir.

Dolayısıyla burada eleştirilen umut sahibi olmak değil, ucu görünmeyen bir gelecek hayali yüzünden bugünkü sorumluluğu unutmaktır.

8️⃣ Gelecek İçin Hayal Kurmak Yanlış mı ❓​

Hayır. İnsan gelecek planı yapabilir, kariyer hedefi koyabilir, yatırım düşünebilir, aile kurmayı veya başka bir ülkede yaşamayı planlayabilir.

Bunlar insan hayatının doğal parçalarıdır. Sorun, planın “Kesinlikle böyle olacak ve ölüm, değişim, sorumluluk gibi hiçbir gerçek beni etkilemez” şeklinde mutlak güvene dönüşmesidir.

Plan yapmak akıllılıktır; geleceğin tamamen bizim kontrolümüzde olduğunu sanmak ise yanılgıdır.

9️⃣ Uzun Vadeli Plan ile “Tul-i Emel” Arasında Ne Fark Vardır ❓​

İslam düşünce geleneğinde “tûl-i emel”, yani insanın çok uzun yaşayacakmış gibi aşırı beklentiye kapılması ve bu yüzden ahlaki hazırlığı ertelemesi eleştirilmiştir.

Uzun vadeli plan ise sorumluluk bilinciyle yapılabilir. İnsan yirmi yıllık yatırım planı yapabilir fakat aynı zamanda hayatın garanti olmadığını ve bugün de sorumlu olduğunu bilir.

Dolayısıyla problem takvim uzunluğu değildir. Gelecek planı, bugünkü vicdanı susturuyorsa o zaman “emel” oyalayıcı hâle gelir.

🔟 “Umut Onları Oyalasın” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “yulhihimu’l-emel”, yani “umut/beklenti onları oyalasın” denilir. “İlhâ”, insanın dikkatini asıl önemli olandan uzaklaştıracak biçimde meşgul olması anlamını taşır.

İnsan sürekli yeni bir hedefin peşinden koşabilir: daha çok para, daha büyük ev, daha yüksek makam, daha çok takipçi veya bir sonraki tatil. Bunların her biri tek başına kötü değildir; fakat hayat “Bir sonraki şey geldiğinde mutlu olacağım” döngüsüne dönüşebilir.

Bu durumda insan yaşarken aslında sürekli geleceği bekler ve bugünün ahlaki sorumluluğunu kaçırır.

1️⃣1️⃣ Bu Ayet Çalışmayı ve Kariyer Yapmayı Küçümsüyor mu ❓​

Hayır. Çalışmak, üretmek ve mesleğinde ilerlemek meşru ve değerli olabilir.

Kur’an dünyayı terk edip başkalarına yük olmayı ideal olarak sunmaz. İnsan emeğiyle geçinir, ailesinin ihtiyaçlarını karşılar ve topluma katkı sunabilir.

Eleştirilen şey kariyer sahibi olmak değil, kariyerin insanın bütün kimliğini yutmasıdır. Bir gün makam sona erdiğinde insan kendisini tamamen değersiz hissediyorsa, araç amaç hâline gelmiş olabilir.

1️⃣2️⃣ Para Biriktirmek “Dünyaya Dalmak” mıdır ❓​

Hayır. Gelecek ihtiyaçları için tasarruf etmek, aileyi güvence altına almak ve beklenmedik durumlara karşı hazırlıklı olmak akıllıca olabilir.

Ancak insan para biriktirirken hiç doymayan bir güven arayışına girerse mesele değişir. “Bir milyon olursa rahatlarım” deyip sonra on milyon, ardından yüz milyon istemek, insanın sürekli ertelenmiş güven duygusuna dönüşebilir.

Para güvenlik sağlayabilir; mutlak güvenlik veremez.

1️⃣3️⃣ Dünya Hayatından Keyif Almak Ahireti Unutmak mıdır ❓​

Hayır. İnsan dünyadaki güzelliklere sevinebilir. Güzel bir manzara, aile ortamı, yemek, müzik, sanat veya seyahat insanın hayatını zenginleştirebilir.

Ahireti hatırlamak dünyayı renksiz ve yasaklarla dolu hâle getirmek değildir. Asıl denge, nimetten yararlanırken onu mutlaklaştırmamaktır.

Kur’an’ın dünyaya yaklaşımı “Hiç zevk alma” değil, “Zevkin seni sorumluluktan koparmasına izin verme” şeklinde anlaşılmalıdır.

1️⃣4️⃣ Bu Ayet Dünya Hayatını Değersiz mi Görüyor ❓​

Hayır. Dünya geçicidir fakat ahlaki bakımdan son derece değerlidir, çünkü insanın seçimleri burada gerçekleşir.

Tövbe burada yapılır, iyilik burada işlenir, aile ilişkileri burada kurulur ve insan başkasının hakkını burada korur veya çiğner. Dünya olmasaydı bu sorumluluk alanı da olmazdı.

Bu yüzden dünyanın geçici olması, önemsiz olması değil; zamanının sınırlı ve kıymetli olmasıdır.

1️⃣5️⃣ “Yakında Bilecekler” İfadesi Bir Tehdit midir ❓​

Ayet “fe-sevfe ya‘lemûn”, yani “yakında bilecekler” sözüyle biter. Bu ifade ciddi bir uyarıdır.

İnsan bugün inkâr ettiği veya küçümsediği sonucun gerçekliğiyle bir gün karşılaşacaktır. Fakat buradaki “yakında” kavramını insanın birkaç gün veya birkaç yıl ölçüsüyle sınırlamak gerekmez.

Ölüm ve ahiret açısından bakıldığında, insan ömrü ne kadar uzun görünürse görünsün sonlu ve sınırlıdır.

1️⃣6️⃣ “Yakında Bilecekler” İnsanlara Beddua Etmek midir ❓​

Hayır. Ayet bir hakikatin ileride ortaya çıkacağını bildirir; müminlere “Onların başına kötü bir şey gelsin diye sevinin” şeklinde bir emir vermez.

Kur’an’ın uyarıları kişinin kötülükte ısrar etmesini önlemek içindir. İnsan karşısındaki kişinin doğruyu bulmasını isteyebilir.

İlahî tehdidi kişisel kin ve beddua kültürüne çevirmek, ayetin ahlaki amacını daraltır. Uyarı, sadistçe beklenti değildir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet “Onları Bırakın, Tebliğ Etmeyin” mi Diyor ❓​

Hayır. “Bırak onları” ifadesi, özellikle sürekli reddetme ve oyalanma hâlinde olan insanların seçimine yönelik sert bir uyarıdır; peygamberlik görevinin tamamının iptali değildir.

Kur’an’ın birçok yerinde tebliğ, hatırlatma ve hikmetle davet devam eder. Ancak tebliğ eden kişi insanların kalbini zorla kontrol edemez.

Bu nedenle ayet, “Mesajı ulaştır ama kendini insanların yerine karar veren mutlak kontrol sahibi sanma” ölçüsünü de düşündürür.

1️⃣8️⃣ Hicr Suresi 2 ve 3. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Hicr Suresi 2. ayette inkâr edenlerin bir gün “Keşke Müslüman olsaydık” diyecekleri bildirilmişti. 3. ayette ise dünyadayken yeme, yararlanma ve uzun beklentilerin onları oyaladığı anlatılır.

Bu iki ayet birlikte çok güçlü bir psikolojik tablo çizer: İnsan bugün “Daha zaman var” diye oyalanır, bir gün ise “Keşke” der. Aradaki mesafe çoğu zaman fark edilmeyen bir erteleme zinciridir.

Bir sonraki ayet olan Hicr Suresi 4. ayette, toplumların ve şehirlerin helâk edilmesinin de rastgele olmadığı bildirilecektir: “Biz hiçbir ülkeyi, onun için belirlenmiş bir yazı/süre olmadan helâk etmedik.” Bu ayeti ele alırken özellikle “kitâbun ma‘lûm” ifadesinin anlamı, toplumların belirlenmiş eceli meselesi, hiçbir modern deprem, savaş veya felaketi vahiy olmadan otomatik “ilahî azap” ilan etmeme, tarihsel toplum çöküşleriyle özel vahiy kaynaklı helâk anlatılarını ayırma ve kader fikrini insan sorumluluğunu yok eden fatalizme dönüştürmeme üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Hicr Suresi 3. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Hicr Suresi 3. ayet, insan hayatındaki son derece tanıdık bir tehlikeyi birkaç kelimeyle ortaya koyar: Oyalanmak. İnsan hayatın büyük sorularını mutlaka açıkça reddetmek zorunda değildir; bazen onları yalnız sürekli erteler. Bir sonraki işi, tatili, kazancı veya hedefi düşünürken yıllar geçebilir ve insan bir gün “Ben neyin peşinde yaşadım?” diye sorabilir.

Ayetin “yesinler” sözü yemek yemeyi kötülemez. İnsan bedensel bir varlıktır ve yemeğe ihtiyaç duyar. Helal ve güzel nimetlerden yararlanmak dinin karşı çıktığı bir şey değildir. Asıl sorun, insanın kendisini yalnız tüketen bir canlı seviyesine indirmesidir. İnsan yalnız karnını değil, aklını, vicdanını ve ruhunu da beslemek zorundadır.

“Faydalansınlar” ifadesi de dünyadan faydalanmanın haram olduğunu söylemez. Dünya nimetlerinin geçiciliğini vurgular. Tatil biter, yeni eşya eskir, makam sona erer ve beden değişir. Bu gerçekle yüzleşmek nimeti küçültmez; nimetin geçici olduğunu bilerek şükürle kullanmayı öğretir.

Modern tüketim kültürü açısından ayet son derece düşündürücüdür. İnsan sürekli bir sonraki ürüne yönlendirilebilir. Yeni telefon, yeni araba, yeni ev veya yeni deneyim kısa süreli heyecan verebilir; ardından sıradaki arzu gelir. Tüketim ihtiyaç karşılamaktan çıkıp kimlik üretmeye başladığında insan hiçbir noktada “yeter” diyemez hâle gelebilir.

Buradaki mesele elbette teknoloji veya güzel eşya düşmanlığı değildir. Sorulması gereken soru şudur: Ben eşyayı mı kullanıyorum, eşya arzusu mu beni yönetiyor? Bir şeye sahip olamadığımda hayatımın anlamı çöküyorsa, sahiplik ilişkisi normal sınırın ötesine geçmiş olabilir.

Ayetin en derin kavramlarından biri **“emel”**dir. Umut insanın yaşayabilmesi için gereklidir. Umutsuz insan gelecek kurmakta zorlanır. Fakat umut, gerçekliği sürekli erteleyen bir uyuşturucuya dönüştüğünde “oyalayıcı emel” ortaya çıkar. İnsan gelecekte mutlaka daha çok zamanı, parası ve imkânı olacağını varsayarak bugünün sorumluluğunu erteler.

Bu nedenle uzun plan yapmak ile uzun emele kapılmak aynı şey değildir. İnsan otuz yıllık iş planı hazırlayabilir ve bu son derece akıllıca olabilir. Fakat aynı insan bugün ölebileceği ihtimalini hatırlayarak dürüst, adil ve sorumlu yaşayabilir. Sorun uzun plan değil, hayatın garanti olduğuna dair sahte güvendir.

Ayet özellikle “Sonra yaparım” psikolojisini sorgular. Namaz sonra, tövbe sonra, özür sonra, çocuklarla vakit geçirmek sonra, sağlıkla ilgilenmek sonra olabilir. İnsan bunların her birini geleceğe taşıdıkça hayatın kendisi bekleme odasına dönüşebilir. Yaşamak sürekli yarına ertelenirse yarın geldiğinde yine yeni bir yarın beklenir.

Bu durum dinî hayatla sınırlı değildir. Bir insan ailesine yıllarca “İşim biraz düzelsin, sonra size zaman ayıracağım” diyebilir ve sonunda çocuklarının büyüdüğünü fark edebilir. Başka biri sağlığını sürekli erteleyebilir. Ayetin oyalayıcı emel eleştirisi, insan hayatındaki bütün bu geciktirmeleri düşündürecek kadar geniş bir ahlaki derinlik taşır.

Bununla birlikte ayeti gelecek planlamasını terk etme çağrısı gibi okumak doğru değildir. İnsan emekliliğini, çocuklarının eğitimini veya işinin geleceğini planlayabilir. Dinî bilinç insanı plansızlaştırmamalıdır. Tevekkül plansızlık değil; plan yaparken sonucu mutlak kontrolümüz altında sanmamaktır.

Ayet dünyaya karşı karamsar bir tavır da öğretmez. Dünya güzel olabilir ve insan onun güzelliklerinden yararlanabilir. Problem, dünya nimetlerinin geçici olduğunu bilerek yaşamak yerine onları ebedî mutluluk vaadi gibi görmektir. Hiçbir yemek, servet veya tatil insanın varoluşsal bütün ihtiyaçlarını tek başına dolduramaz.

Bu yüzden “yesinler ve faydalansınlar” ifadesindeki sertlik, nimetin kendisine değil, insanın nimet içindeki gafletine yöneliktir. Aynı sofrada bir insan şükür ve paylaşım yaşayabilir, başka biri kibir ve israfa kapılabilir. Aynı nimet, insanın ona yaklaşımına göre farklı ahlaki sonuçlar doğurabilir.

“Yakında bilecekler” sözü ise bütün bu oyalanmanın sonsuza kadar sürmeyeceğini hatırlatır. İnsan ölüm gerçeğini görmezden gelerek yaşasa bile ölüm onun takviminden çıkmaz. Fakat bu bilinç sürekli korku içinde yaşamak için değil, değerli olanı ertelememek için kullanılmalıdır.

Bu nedenle ölüm ve ahiret bilinci hayattan kopmak yerine hayatın değerini artırabilir. Sevdiğin insana iyi davranmak, hakkını yememek, bugün yapılabilecek iyiliği sürekli yarına atmamak daha anlamlı hâle gelir. Sonluluk, hayatın düşmanı değil; bazen anlamının kaynağıdır.

Ayetin “bırak onları” sözü de mümine bir sınır öğretir. İnsan başkasına hakikati anlatabilir, güzel örnek olabilir ve nasihat edebilir; fakat karşısındakinin bütün iradesini kontrol edemez. Başkalarının hidayetini yönetmeye çalışmak, insanın kendi sınırını unutmasına yol açabilir. Tebliğ sorumluluğu vardır; zorla kalp değiştirme yetkisi yoktur.

Hicr Suresi 3. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **Dünya nimetlerinden yararlanmayı günah sayma, fakat onları hayatın nihai amacı da yapma. Gelecek planı yap ama sanki sonsuza kadar yaşayacakmışsın gibi bugünkü sorumluluğunu erteleme. Umudu koru fakat umudun seni gerçeklikten uzaklaştırmasına izin verme. Tüket, çalış ve üret ama bütün kimliğini tüketim ve başarıyla tanımlama. Çünkü ayetin büyük mesajı şudur: İnsan bazen hakikati açıkça reddettiği için değil, hayatı sürekli tüketim ve ‘daha sonra’ beklentisi içinde oyalandığı için kaybedebilir; gerçek uyanış, bir gün ‘Keşke’ demeden önce bugün neyin gerçekten önemli olduğunu fark edebilmektir.”

Bir sonraki ayet olan Hicr Suresi 4. ayette, ilahî hesabın ve toplumların tarih içindeki akıbetinin rastgele olmadığı bildirilecektir: “Biz hiçbir ülkeyi, onun için belirlenmiş bir yazı/süre olmadan helâk etmedik.” Bu ayeti ele alırken özellikle “karye” kelimesinin şehir/toplum bağlamı, “kitâbun ma‘lûm” ifadesinin belirlenmiş yazı veya süre anlamı, toplumların eceli kavramı, Allah’ın bilgisi ile insan özgürlüğünün çeliştirilmemesi, modern afetlerin otomatik ilahî ceza ilan edilmemesi, savaş ve medeniyet çöküşlerindeki insanî ve doğal sebeplerin geçerli oluşu ve ilahî takdirin fatalizme dönüştürülmemesi üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Hicr Suresi 3. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Bizi gerçekten ne oyalıyor? Daha çok para kazandığımızda hayatımızın başlayacağını mı düşünüyoruz? Bir sonraki ev, araba veya başarı geldiğinde nihayet huzurlu olacağımıza mı inanıyoruz? Ailemize, sağlığımıza, ibadetimize veya düzeltmemiz gereken bir haksızlığa sürekli “sonra” mı diyoruz? Geleceği planlıyor muyuz, yoksa gelecek hayaliyle bugünden mi kaçıyoruz? Ve en önemlisi, hayatımız bugün sona erse, en büyük pişmanlığımız sahip olamadığımız şeyler mi olurdu, yoksa sahip olduğumuz zamanı ne için harcadığımız mı?

“Hicr 3, ‘Bırak onları yesinler, faydalanıp dursunlar ve boş umut onları oyalasın; yakında bilecekler’ buyurarak dünya nimetlerini değil, nimetlerin ve bitmeyen gelecek beklentisinin insanı hakikatten oyalamasını eleştirir. Yemek, çalışmak, servet edinmek ve gelecek planlamak kendi başına kötü değildir; problem, bunların hayatın bütün anlamını ele geçirmesidir. Ayetin büyük dersi şudur: Dünyadan yararlan ama dünyaya kapılma; geleceği planla ama bugünü erteleme; umut et ama sanki sonsuza kadar zamanın varmış gibi yaşama.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt