📖 Hadîd Suresi 23. Ayette Elinizden Çıkana Üzülmemeniz Ve Allah’ın Size Verdiğiyle Şımarmamanız Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
50,577
2,724,936
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Hadîd Suresi 23. Ayette Elinizden Çıkana Üzülmemeniz Ve Allah’ın Size Verdiğiyle Şımarmamanız Ne Anlama Gelir ❓


“İnsan kaybettiğinde yıkılmamalı, kazandığında da kendini kaybetmemelidir. Denge, nimetin de musibetin de Allah’ın bilgisi dışında olmadığını bilmektir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Hadîd Suresi 23. Ayetin Arapça Yazılışı​


لِكَيْلَا تَأْسَوْا عَلٰى مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا بِمَٓا اٰتٰيكُمْۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ


Okunuşu:


Likeylâ te’sev alâ mâ fâteküm ve lâ tefrahû bimâ âtâküm. Vallâhu lâ yuhibbu külle muhtâlin fahûr.



2️⃣ Hadîd Suresi 23. Ayetin Meali​


“Bu, elinizden çıkana üzülmemeniz ve Allah’ın size verdiğiyle şımarmamanız içindir. Allah kendini beğenen ve övünüp duran hiç kimseyi sevmez.”


Bu ayet, bir önceki ayette açıklanan kader gerçeğinin insanın ruhunda nasıl bir denge oluşturması gerektiğini anlatır.


İnsan kaybettiğinde tamamen çökmemeli, kazandığında ise kibirlenip taşkınlaşmamalıdır.


3️⃣ Ayet Neden Önceki Ayetle Birlikte Anlaşılmalıdır ❓


Hadîd Suresi’nin 22. ayetinde yeryüzünde ve insanın kendi hayatında meydana gelen hiçbir musibetin Allah’ın bilgisi dışında olmadığı bildirilmiştir.


  1. ayet ise bu bilginin insanda oluşturması gereken sonucu açıklar.

İnsan, yaşananların Allah tarafından önceden bilindiğini anlayınca kayıplar karşısında ümitsizliğe kapılmaz ve nimetler karşısında kendini üstün görmez.


Kader bilgisi, insanı duygusuzlaştırmak için değil, dengeli hâle getirmek için verilir.


4️⃣ “Elinizden Çıkana Üzülmemeniz” Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade, insanın hiçbir kayıp karşısında üzüntü duymaması gerektiği anlamına gelmez.


İnsan sevdiğini kaybettiğinde, malı zarar gördüğünde veya bir fırsatı kaçırdığında doğal olarak üzülür.


Ayetin yasakladığı şey, insanı isyana, ümitsizliğe ve hayatını sürdüremeyecek bir çöküşe sürükleyen aşırı üzüntüdür.


Mümin üzülür; fakat Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.


5️⃣ Üzülmek İmana Aykırı Mıdır ❓


Hayır.


Üzüntü insanın doğal duygularından biridir.


Peygamberler de yakınlarını kaybettiklerinde üzülmüş ve gözyaşı dökmüştür.


İmana aykırı olan, üzüntünün Allah’a karşı isyana dönüşmesi, insanın ümidini bütünüyle kaybetmesi veya hayatın anlamsız olduğuna inanmasıdır.


Sabır, acı hissetmemek değil; acıya rağmen doğru duruşu koruyabilmektir.


6️⃣ Kayıp Karşısında Mümin Nasıl Düşünmelidir ❓


Mümin sahip olduğu her şeyin kendisine emanet olarak verildiğini bilir.


Sağlık, mal, makam, sevdikler ve fırsatlar kalıcı mülkiyet değil, geçici nimetlerdir.


Emanetin bir gün geri alınabileceğini bilmek, kaybın acısını tamamen ortadan kaldırmaz.


Fakat insanın “Bu yalnızca benimdi ve asla gitmemeliydi” düşüncesine kapılmasını önler.


7️⃣ Geçmişte Kaçırılan Fırsatlar İçin Sürekli Üzülmek Doğru Mudur ❓


İnsan geçmişteki hatalarından ders çıkarmalıdır.


Ancak sürekli olarak “Keşke şöyle yapsaydım” diyerek kendisini tüketmesi faydalı değildir.


Geçmiş değiştirilemez; fakat bugünkü davranışlar düzeltilebilir.


Ayet, insanı geçmişin esiri olmaktan kurtarıp sorumluluğunu şimdiki zamana yöneltir.


Pişmanlık tövbeye ve değişime dönüşüyorsa değerlidir; ümitsizlik ve hareketsizliğe dönüşüyorsa zararlıdır.


8️⃣ “Allah’ın Size Verdiğiyle Şımarmamanız” Ne Demektir ❓


Buradaki sevinç, her türlü mutluluk anlamında değildir.


İnsan güzel bir nimet elde ettiğinde sevinmesi doğaldır.


Eleştirilen sevinç; insanı kibirli, taşkın, nankör ve başkalarını küçümseyen biri hâline getiren şımarıklıktır.


Nimet karşısındaki doğru tutum şükürdür; övünme ve üstünlük taslama değildir.


9️⃣ Sevinmek İle Şımarmak Arasında Ne Fark Vardır ❓


Sevinmek, nimetin değerini fark etmek ve mutluluk duymaktır.


Şımarmak ise nimeti yalnızca kendi üstünlüğünün sonucu görmek, Allah’ı unutmak ve başkalarını küçümsemektir.


Şükreden insan:


“Bu nimet Allah’ın lütfudur.” der.


Şımaran insan ise:


“Bunu yalnızca kendi gücümle kazandım ve herkesten üstünüm.” diye düşünür.


Aradaki fark kalpteki niyet ve davranışlarda ortaya çıkar.


🔟 Nimetler Neden Bir İmtihandır ❓


İnsan çoğu zaman yalnızca sıkıntıları imtihan olarak görür.


Oysa zenginlik, sağlık, güzellik, başarı ve makam da birer imtihandır.


Allah nimeti verdiğinde insanın şükredip şükretmeyeceği, paylaşarak mı yoksa kibirlenerek mi yaşayacağı ortaya çıkar.


Musibet sabrı, nimet ise şükrü sınar.


Bazen nimetin imtihanı, sıkıntının imtihanından daha zor olabilir.


1️⃣1️⃣ Kendini Beğenmek Ne Anlama Gelir ❓


Ayette geçen “muhtâl”, kendisini büyük gören, gururlu ve kibirli davranan kişi anlamına gelir.


Kendini beğenen insan başarılarını yalnızca kendisine bağlar.


Başkalarının katkısını, şartların etkisini ve Allah’ın lütfunu görmez.


Kendi görüşünü mutlak doğru sayabilir ve insanları küçümseyebilir.


Bu hâl, insanın hem Allah’la hem de insanlarla ilişkisini bozar.


1️⃣2️⃣ Övünüp Durmak Ne Demektir ❓


Ayette geçen “fahûr”, sahip olduklarıyla sürekli övünen kişi demektir.


Bu insan malını, soyunu, makamını, güzelliğini veya bilgisini başkalarına üstünlük kurmak için kullanır.


Nimetleri anlatmak her zaman yanlış değildir.


Fakat anlatmanın amacı başkalarını ezmek, hayranlık toplamak veya üstün görünmekse övünmeye dönüşür.


Gerçek değer, sahip olduklarını sergilemekte değil, onları hayır için kullanmaktadır.


1️⃣3️⃣ Allah Neden Kibirlenenleri Sevmez ❓


Kibir, insanın yaratılmış olduğunu unutup kendisini bağımsız ve üstün görmesidir.


Oysa insanın bedeni, aklı, ömrü ve bütün imkânları Allah’ın verdiği nimetlerdir.


Kibirli insan nimeti kendisinden bilir ve başkalarını küçümser.


Bu davranış şükre, adalete ve merhamete aykırıdır.


Allah alçak gönüllülüğü, doğruluğu ve nimetleri doğru kullanmayı sever.


1️⃣4️⃣ Tevazu Ne Anlama Gelir ❓


Tevazu, insanın kendisini değersiz görmesi değildir.


Kendi yeteneklerini ve başarısını tanırken bunların Allah’ın lütfu olduğunu bilmesidir.


Mütevazı insan kendisini başkalarından üstün görmez.


Bilgisini paylaşır, hatasını kabul eder ve insanlara saygıyla davranır.


Tevazu, kişinin hakikati büyütüp kendi nefsini doğru yerde tutmasıdır.


1️⃣5️⃣ Kader İnancı İnsanları Pasif Hâle Getirir Mi ❓


Doğru anlaşılan kader inancı insanı pasif yapmaz.


İnsan çalışmak, tedbir almak ve sorumluluklarını yerine getirmek zorundadır.


Kader, başarısızlık karşısında bahane üretmek için kullanılamaz.


İnsan elinden geleni yapar; sonuç istediği gibi olmadığında kendisini tüketmez.


Başarı elde ettiğinde de bunu yalnızca kendi gücüne bağlayıp kibirlenmez.


1️⃣6️⃣ Başarı Karşısında Nasıl Davranılmalıdır ❓


İnsan başarı elde ettiğinde şükretmeli ve bu başarıya katkı sağlayan insanları unutmamalıdır.


Bilgisini, imkânını ve gücünü başkalarının yararına kullanmalıdır.


Başarıyı insanlara üstünlük kurma aracına dönüştürmemelidir.


Gerçek başarı, insanın yükseldikçe kibirlenmesi değil; sorumluluğunun arttığını fark etmesidir.


1️⃣7️⃣ Kayıp Ve Kazanç Arasında Ruhsal Denge Nasıl Kurulur ❓


İnsan kayıplar karşısında sabır, nimetler karşısında şükür göstermelidir.


Kaybettiğinde:


“Her şey bitti.” dememelidir.


Kazandığında da:


“Artık kimseye ihtiyacım yok.” düşüncesine kapılmamalıdır.


Hayatın değişken olduğunu bilmek, insanı aşırı üzüntüden ve taşkın sevinçten korur.


Kalıcı huzur, geçici şartlara değil Allah’a güvenmekle oluşur.


1️⃣8️⃣ Bu Ayet Günümüz İnsanına Ne Söyler ❓


Günümüz insanı sürekli başkalarının hayatlarıyla karşılaştırılmaktadır.


Sosyal medyada başarılar, servetler, tatiller ve gösterişli hayatlar sergilenmektedir.


Bu durum kimi insanı kaybettikleri için derin üzüntüye, kimini de sahip olduklarıyla övünmeye sürükleyebilir.


Hadîd Suresi’nin 23. ayeti insana değerini sahip olduklarıyla ölçmemesini öğretir.


İnsan ne kaybıyla tamamen değersizleşir ne de kazancıyla başkalarından üstün olur.


1️⃣9️⃣ Sonuç Olarak Hadîd Suresi 23. Ayet Ne Anlatır ❓


Hadîd Suresi’nin 23. ayeti, insanın elinden çıkan şeyler karşısında yıkıcı bir üzüntüye kapılmamasını ve kendisine verilen nimetlerle şımarıp kibirlenmemesini öğretir.


Bu ayet insanın duygularını yok etmeyi değil, onları dengede tutmayı amaçlar.


İnsan kayıpları karşısında üzülür; fakat ümidini kaybetmez.


Nimetler karşısında sevinir; fakat Allah’ı unutmaz ve başkalarını küçümsemez.


Kader inancı, insanı tembelliğe değil; sorumluluk, sabır ve tevekküle yöneltir.


İnsan çalışır, tedbir alır ve elinden geleni yapar. Sonuç istediği gibi olmadığında kendisini tüketmez; başarıya ulaştığında ise bunu yalnızca kendi gücüne bağlamaz.


Allah, kendini beğenen ve sahip olduklarıyla sürekli övünenleri sevmez.


Gerçek olgunluk, kayıpta sabrı, nimette şükrü ve her durumda tevazuyu koruyabilmektir.


“Kayıp insanın değerini azaltmaz, kazanç da değerini sonsuzlaştırmaz. İnsanı yücelten, her iki durumda da kalbini Allah’a karşı dürüst ve insanlara karşı mütevazı tutabilmesidir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt