📖 Gâşiye Suresi 18. Ayette “Göğe Bakmıyorlar mı, Nasıl Yükseltilmiştir” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Göğün Yükseltilmesi, Kozmik Düzen, Evrenin

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,389
2,724,954
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Gâşiye Suresi 18. Ayette “Göğe Bakmıyorlar mı, Nasıl Yükseltilmiştir” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Göğün Yükseltilmesi, Kozmik Düzen, Evrenin Yapısı, İnsan Ölçeğinin Küçüklüğü, Bilimsel Gözlem Ve Gökyüzüne Bakarak Tefekkür Etmek Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


“Gâşiye Suresi deveden sonra insanın bakışını göğe kaldırır: ‘Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiştir?’ Yakındaki canlıdan kozmik ufka geçen bu çağrı, insanı hem gözleme hem tevazuya davet eder. Göğe bakmak yalnız yukarı bakmak değil, kendi ölçeğini yeniden fark etmektir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ 🌌 Gâşiye Suresi 18. Ayette Ne Buyrulur ❓


Gâşiye Suresinin on sekizinci ayetinde anlam olarak:


“Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiştir?”


buyrulur.


Arapça ifade:


“Ve ile’s-semâi keyfe rufi‘at.”


şeklindedir.


Bir önceki ayette:


deveye:


bakılması istenmişti.


Şimdi:


bakış:


yeryüzündeki bir canlıdan:


gökyüzüne


çevrilir.


Ölçek:


bir anda:


büyür.


Canlı bedeninden:


kozmik düzene:


geçilir.


2️⃣ 📜 “Semâ” Ne Anlama Gelir ❓


“Semâ”:


yukarıda olan,


gök,


gökyüzü:


anlam alanına sahiptir.


Kur’an’ın:


“semâ” kullanımı:


her bağlamda:


modern astronomideki:


tek bir teknik kavrama:


eşitlenmemelidir.


Bazen:


görünen gök.


Bazen:


kozmik üst âlem.


Bazen:


gökler bütünü:


kastedilebilir.


Bu ayette:


insanın:


başını kaldırıp:


gözlemleyebildiği:


göksel düzen


öne çıkar.


3️⃣ ⬆️ “Rufi‘at” Yani “Yükseltilmiştir” Ne Demektir ❓


“Rufi‘at”:


yükseltilmiş,


yükseğe kaldırılmış:


anlamına gelir.


Ayet:


göğün:


insanın üzerinde:


geniş ve yüksek:


bir gerçeklik:


olarak duruşuna:


dikkat çeker.


Ancak:


buradan:


gökyüzünün:


bir bina tavanı gibi:


fiziksel sütunlarla:


yukarı kaldırıldığı:


sonucunu:


çıkarmak gerekmez.


Kur’an:


burada:


kozmik yapıyı insanın gözlem diliyle


anlatır.


4️⃣ 👁️ “Göğe Bakmıyorlar mı?” Sorusunun Asıl Vurgusu Nedir ❓


Asıl vurgu:


dikkat etmektir.


İnsan:


göğü:


her gün:


görebilir.


Ama:


onu:


hiç düşünmeyebilir.


Sabah:


gökyüzü.


Akşam:


gökyüzü.


Gece:


yıldızlar.


Bulutlar.


Ay.


Bütün bunlar:


çok alışıldık:


hâle gelir.


Ayet:


alışkanlığın:


perdesini:


kaldırır:


“Bu gördüğün şeyi gerçekten düşündün mü?”


5️⃣ 🌠 Gökyüzü İnsan İçin Neden Tarih Boyunca Bu Kadar Etkileyici Olmuştur ❓


Çünkü:


gökyüzü:


insanın:


ulaşamadığı:


devasa bir:


alan gibi:


görünür.


Gündüz:


parlak.


Gece:


derin.


Yıldızlarla:


dolu.


İnsanlık:


çok eski çağlardan beri:


gökyüzüne:


bakarak:


yön buldu.


Takvim oluşturdu.


Mevsimleri:


izledi.


Astronomi:


geliştirdi.


Ve:


en büyük:


varoluş sorularından:


bazılarını:


göğe bakarken:


sordu.


6️⃣ 🔭 Modern Astronomi Gökyüzü Hakkındaki Bakışımızı Nasıl Değiştirmiştir ❓


Bugün:


gökyüzüne baktığımızda:


gördüğümüz yıldızların:


çok büyük uzaklıklarda:


bulunduğunu biliyoruz.


Dünya:


bir gezegen.


Güneş:


bir yıldız.


Güneş Sistemi:


Samanyolu’nun:


küçük bir:


parçası.


Samanyolu ise:


evrendeki:


çok sayıdaki:


galaksiden:


yalnız biri.


Bu bilgi:


ayetin doğrudan:


astronomi dersi:


olduğu anlamına gelmez.


Ama:


modern astronomi:


göğe bakmanın hayret boyutunu olağanüstü ölçüde büyütebilir.


7️⃣ ⚠️ “Göğün Yükseltilmesi” Evrenin Genişlemesini Önceden Bildiren Bir Bilimsel Mucize midir ❓


Bu ayetten:


böyle kesin bir:


sonuç çıkarmak:


doğru olmaz.


“Rufi‘at”:


yükseltilme:


anlamındadır.


Modern kozmolojideki:


evrenin genişlemesi ise:


çok teknik:


bir fiziksel kavramdır.


İki şeyi:


doğrudan:


eşitlemek:


metne:


modern bilimsel anlamı:


zorla yüklemek:


olabilir.


Daha sağlam yaklaşım:


ayet göğün görkemli ve yükseltilmiş düzenine dikkat çeker; modern bilim ise bu düzenin fiziksel özelliklerini araştırır.


8️⃣ 🧬 Bilim Göğün “Nasıl”ını Açıklarken Din “Neden”ini mi Açıklar ❓


Bu ayrım:


yararlı olabilir.


Ama:


çok katı:


kurulmamalıdır.


Bilim:


kozmik yapıların:


nasıl oluştuğunu,


yıldızların:


nasıl doğduğunu,


galaksilerin:


nasıl geliştiğini:


araştırır.


Teoloji ise:


varlığın:


nihai kaynağı,


anlamı


ve yaratılmışlık:


üzerine:


sorular sorar.


Bazen:


“nasıl” ve “neden”:


birbirine:


dokunabilir.


Ama:


yöntemleri:


aynı değildir.


9️⃣ 🌍 Gökyüzüne Bakmak İnsanın Kendi Küçüklüğünü Nasıl Fark Ettirebilir ❓


Çünkü:


kozmik ölçekte:


insan:


çok küçüktür.


Dünya:


devasa evren içinde:


küçük bir:


gezegendir.


İnsan ömrü:


kozmik zamanla:


karşılaştırıldığında:


çok kısadır.


Bu:


insanı:


değersiz:


yapmak zorunda değildir.


Ama:


kibrini:


sorgulatabilir.


Kendimizi evrenin merkezi sanmakla, evrende anlamlı bir varlık olduğumuzu düşünmek aynı şey değildir.


🔟 🧠 Kozmik Küçüklük İnsanı Anlamsız mı Yapar ❓


Hayır.


Fiziksel büyüklük:


değerin:


ölçüsü değildir.


Bir galaksi:


insandan:


çok daha büyüktür.


Ama:


ahlaki sorumluluk:


galaksinin:


özelliği değildir.


İnsan:


küçüktür.


Ama:


düşünebilir.


Seçebilir.


Merhamet edebilir.


Zulmedebilir.


Sorumluluk:


taşıyabilir.


Bu nedenle:


boyut küçüklüğü ile anlam küçüklüğü aynı şey değildir.


1️⃣1️⃣ 🌌 Gökyüzü Tevazu İçin Neden Güçlü Bir Öğretmen Olabilir ❓


Çünkü:


insanın:


kontrolünün:


sınırlarını:


gösterir.


Güneş:


bizim için:


doğmaz.


Gezegenler:


bizim kararımızla:


hareket etmez.


Yıldızlar:


bizden:


bağımsızdır.


Bu:


insana:


şunu:


hatırlatabilir:


Evren sana ait değil; sen evrenin içinde yaşıyorsun.


Bu farkındalık:


kibri:


azaltabilir.


1️⃣2️⃣ ✨ Hayret İle Bilgi Birbirinin Düşmanı mıdır ❓


Hayır.


Bazen:


bir şeyi:


öğrendikçe:


hayret:


azalmaz.


Artar.


Bir yıldızın:


yalnız parlak nokta:


olduğunu düşünmek:


başka.


Onun:


devasa bir:


plazma küresi olduğunu,


içinde:


nükleer füzyon:


gerçekleştiğini:


öğrenmek:


başka.


Bilgi:


gizemi:


her zaman:


öldürmez.


Bazen:


gizemin derinliğini gösterir.


1️⃣3️⃣ 🔬 Bu Ayet Bilimi Zorunlu Kılar mı ❓


Ayet:


modern anlamdaki:


bilim kurumlarını:


doğrudan:


emretmez.


Ama:


gözleme,


düşünmeye,


“nasıl?” sorusunu:


sormaya:


teşvik eder.


Bu:


bilimsel merakla:


çok uyumlu:


bir zihinsel:


tavırdır.


Fakat:


bilim yapmak:


ayetten:


otomatik olarak:


belirli teori çıkarmak:


demek değildir.


Metni okumak ile doğayı araştırmak birbirini destekleyebilir; birbirinin yerine geçmez.


1️⃣4️⃣ 🌠 Gökyüzüne Bakarak Allah’ın Varlığı Kesin Olarak Kanıtlanabilir mi ❓


Gökyüzündeki:


düzen,


güzellik


ve kozmik yapı:


teolojik:


bir delillendirmede:


kullanılabilir.


İnsan:


bunları:


yaratıcıya işaret eden:


bir düzen:


olarak yorumlayabilir.


Ancak:


aynı gözlemlerin:


tek başına:


herkesi zorunlu olarak:


aynı metafizik sonuca:


ulaştırdığını:


söylemek:


fazla güçlü olur.


Ayet:


öncelikle:


tefekküre çağırır.


Felsefi sonuç:


ayrıca:


tartışılır.


1️⃣5️⃣ 🪞 Göğe Bakmak İnsan Dertlerini Küçültür mü ❓


Bazen:


perspektif:


kazandırabilir.


İnsan:


kendi sorununun:


bütün evren:


olmadığını:


hatırlayabilir.


Ama:


buradan:


“Senin acın önemsiz.”


sonucu:


çıkarılmamalıdır.


Bir insanın:


acı çekmesi:


kozmik ölçekte:


küçük olabilir.


Ama:


o insan için:


gerçektir.


Tevazu:


başkasının acısını:


küçümsemek değil,


kendi merkeziliğimizi sorgulamaktır.


1️⃣6️⃣ 🌙 Gökyüzü Neden Aynı Anda Hem Bilimsel Hem Şiirsel Bir Tecrübe Olabilir ❓


Çünkü:


insan:


aynı gerçekliği:


birden fazla:


düzeyde:


yaşayabilir.


Ay:


astronomik bir:


gök cismidir.


Ama:


aynı zamanda:


insanda:


duygu:


uyandırabilir.


Yıldız:


fiziksel bir:


nesnedir.


Ama:


insana:


sonsuzluk:


hissi:


verebilir.


Bilimsel açıklama:


şiirsel tecrübeyi:


yok etmek:


zorunda değildir.


Gerçeklik, yalnız formüllerden veya yalnız duygudan ibaret değildir.


1️⃣7️⃣ 🐪 Deve İle Gök Arasında Nasıl Bir Tefekkür Geçişi Vardır ❓


  1. ayette:

🐪 Deve.


  1. ayette:

🌌 Gök.


Birinde:


yakındaki:


canlı organizma:


vardır.


Diğerinde:


devasa:


kozmik çevre.


Bu:


çok güzel:


bir ölçek geçişidir.


Kur’an:


insana:


şunu:


gösterebilir:


Tefekkür için hem en yakına hem en uzağa bak.


Küçük ayrıntıda da:


büyük düzende de:


soru vardır.


1️⃣8️⃣ 🔗 Gâşiye Suresi 17, 18, 19 Ve 20. Ayetlerin Gözlem Dizisi Nasıl İlerler ❓


  1. ayet:

🐪 Deve nasıl yaratılmıştır?


  1. ayet:

🌌 Gök nasıl yükseltilmiştir?


  1. ayet:

⛰️ Dağlar nasıl dikilmiştir?


  1. ayet:

🌍 Yeryüzü nasıl yayılmıştır?


Bu dört soru:


insanın:


çevresindeki:


dört farklı:


ölçeğe:


dikkatini çeker.


Canlı.


Göksel çevre.


Yeryüzü şekilleri.


Yaşadığı zemin.


Böylece:


tefekkür:


tek bir nesneye değil, bütün çevreye


yayılır.


1️⃣9️⃣ ✨ Gâşiye Suresi 18. Ayetin En Derin Mesajı Nedir ❓


Gâşiye Suresinin on sekizinci ayeti:


“Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiştir?”


diye sorar.


Bu:


çok eski:


bir soru gibi:


görünebilir.


Ama:


belki:


insanın:


hiç eskimeyen:


sorularından:


biridir.


Çünkü:


insan:


başını kaldırdığında:


kendinden:


çok daha büyük:


bir gerçeklikle:


karşılaşır.


Gündüz:


gökyüzü:


sanki:


sade bir:


mavi örtü:


gibi:


görünebilir.


Gece:


ise:


derinlik:


açılır.


Yıldızlar:


ortaya çıkar.


İnsan:


bir anda:


şunu:


hissedebilir:


“Ben ne kadar küçüğüm.”


Bu:


korkutucu:


olabilir.


Ama:


aynı zamanda:


özgürleştirici:


de olabilir.


Çünkü:


insan:


kendi egosunun:


merkezinden:


çıkar.


Bazen:


kendi hayatımızdaki:


küçük bir:


sorunu:


bütün varoluş:


hâline:


getirebiliriz.


Bir tartışma.


Bir kayıp.


Bir başarısızlık.


Bir başkasının:


hakkımızdaki:


fikri.


Bütün dünya:


sanki:


bundan ibaretmiş:


gibi:


hissedebiliriz.


Gökyüzü:


perspektifi:


değiştirir.


Ama:


burada:


ince bir:


denge:


vardır.


Kozmik küçüklük:


“Sen önemsizsin.”


demek değildir.


Tam tersine:


şu soruyu:


daha da:


büyütebilir:


Bu kadar büyük bir evrende bilinçli, ahlaki karar verebilen bir varlık olmak ne demektir?


İnsan:


fiziksel olarak:


küçük.


Ama:


evreni:


düşünebiliyor.


Yıldızların:


uzaklığını:


hesaplayabiliyor.


Kendi küçüklüğünü:


fark edebiliyor.


Bu:


çok ilginç:


bir durumdur.


Evren:


bizden:


büyük.


Ama:


biz:


evrenin:


büyüklüğünü:


kavramaya:


çalışabiliyoruz.


Belki:


tefekkürün:


en güzel:


paradokslarından:


biri:


budur.


Göğe baktıkça:


insan:


küçülür.


Ama:


aynı zamanda:


düşüncesi büyür.


Modern astronomi:


bu hayreti:


daha da:


derinleştirmiştir.


Çıplak gözle:


gördüğümüz:


bir yıldız:


bize:


küçücük:


bir ışık noktası:


gibi gelir.


Ama:


gerçekte:


Güneş büyüklüğünde:


hatta ondan:


çok daha büyük:


bir yıldız:


olabilir.


Işığı:


yıllarca,


yüzlerce yıl,


binlerce yıl:


yolculuk etmiş:


olabilir.


Belki:


biz:


o yıldızı:


geçmişteki hâliyle:


görüyoruz.


Bu:


insan zamanının:


ne kadar sınırlı:


olduğunu:


gösterir.


Ama:


buradan:


aceleyle:


“Kur’an bütün modern kozmolojiyi bu ayette bildirmiştir.”


sonucu:


çıkarılmamalıdır.


Bu:


ayetinin:


gücünü:


artırmak yerine:


zayıflatabilir.


Çünkü:


ayetin:


asıl gücü:


zaten:


çok büyüktür:


Bak.


Nasıl olduğunu düşün.



Bu:


bilimin:


önünü:


kapatmaz.


Aksine:


soruya:


alan açar.


Gökyüzü:


nasıl?


Yıldızlar:


nasıl oluşur?


Gezegenler:


nasıl hareket eder?


Evrenin:


geçmişi:


nedir?


Bu soruları:


araştırmak:


yaratılış üzerine:


düşünmenin:


bir biçimi:


olabilir.


Fakat:


bilimsel sonuca:


dürüstçe:


ulaşmak gerekir.


Önceden:


teolojik sonucu:


bilimsel veriye:


zorla söyletmek:


gerekmez.


Gerçekten:


güçlü bir:


iman:


gerçeklerden:


korkmamalıdır.


Eğer:


doğa:


Allah’ın yaratması:


olarak görülüyorsa,


onu:


ne kadar doğru:


anlarsak:


o kadar:


dürüst:


bir tefekkür:


yapmış oluruz.


Ayet:


başka bir:


çok derin:


konuya da:


dokunur:


Yükseklik.


İnsan:


dünyada:


yüksekliği:


güçle:


ilişkilendirir.


Yüksek bina.


Yüksek makam.


Yüksek taht.


Ama:


gökyüzü:


bütün bu:


insani yükseklikleri:


küçültür.


En yüksek:


gökdelen bile:


Dünya ölçeğinde:


çok küçüktür.


En güçlü:


imparatorluk bile:


kozmik zamanda:


çok kısa:


bir andır.


Bu:


insana:


ahlaki tevazu:


kazandırabilir.


Çünkü:


kendimizi:


çok büyük:


sanabiliriz.


Ama:


göğe:


baktığımızda:


ölçü:


değişir.


Belki:


insan için:


en tehlikeli:


yanılgılardan biri:


küçük bir hayatın içinde kendisini mutlak sanmasıdır.


Gökyüzü:


bu yanılgıyı:


sessizce:


kırar.


Ve:


ilginçtir:


ayet:


“Göğe inanın.”


demiyor.


“Bakın.”


diyor.


Bu:


çok güçlü:


bir kelimedir.


Çünkü:


tefekkür:


gerçeklikten:


kaçmayı değil,


gerçekliğe:


daha dikkatli:


bakmayı:


gerektirir.


İnsan:


göğe:


bakar.


Bilim:


ölçer.


Felsefe:


sorar.


Teoloji:


anlamlandırır.


Şiir:


hisseder.


Bunların:


hepsi:


aynı gökyüzünün:


farklı:


insani karşılıkları:


olabilir.


Ve belki Gâşiye Suresi 18. ayetin en derin mesajı şöyle ifade edilebilir:


Göğe bakmak, insanın hem evrenin büyüklüğünü hem kendi sınırını fark etmesidir. Kur’an burada modern astronominin sonuçlarını sıralamaz; daha temel ve kalıcı bir zihinsel tavır öğretir: Gördüğün düzeni sıradanlaştırma, ‘Nasıl?’ sorusunu kaybetme. Bilim göğün fiziksel yapısını araştırdıkça tefekkürün alanı daralmak zorunda değildir; tersine, insan öğrendikçe kendi küçüklüğünü ve varlığın büyüklüğünü daha derinden hissedebilir.


“Gökyüzü insanı küçültür ama değersizleştirmez; egoyu küçültür, düşünceyi büyütür. Gâşiye’nin ‘Göğe bakmıyorlar mı?’ sorusu, başımızı yalnız yukarı değil kendi sınırlarımıza da çevirmemizi ister. Belki gerçek tevazu, evrende küçük olduğumuzu bilirken yaptığımız küçük iyiliklerin yine de anlamlı olduğunu unutmamaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt