Gâşiye Suresi 13. Ayette “Orada Yüksek Tahtlar Vardır” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Cennetteki Tahtların İzzet, Güven, Dinlenme, Yüceltilme Ve Dünyadaki Güç Sembollerinin Ahiret Perspektifinde Yeniden Anlamlandırılması Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“Gâşiye Suresi cennetin yüksekliğini anlattıktan sonra oradaki yüksek tahtları gösterir. Dünyada taht çoğu zaman iktidar, ayrıcalık ve başkalarına hükmetme sembolüdür; cennette ise korkudan, mücadeleden ve kaybetme endişesinden arınmış bir izzet ve huzur görüntüsüne dönüşür.”
Ersan Karavelioğlu
Gâşiye Suresi 13. Ayette Ne Buyrulur
Gâşiye Suresinin on üçüncü ayetinde anlam olarak:
“Orada yüksek tahtlar vardır.”
buyrulur.
Arapça ifade:
“Fîhâ sururun merfû‘ah.”
şeklindedir.
Bir önceki ayette:
akan bir pınar:
anlatılmıştı.
Şimdi:
cennetin:
başka bir nimeti:
gösterilir.
Surur.
Yani:
tahtlar,
yüksek oturma yerleri,
rahat ve itibarlı:
mekânlar.
Ve:
bunlar:
merfû‘ah
yani:
yükseltilmiş:
olarak nitelenir.
“Surur” Ne Anlama Gelir
“Surur”:
“serîr” kelimesinin:
çoğuludur.
Yüksek yatak,
taht,
divan,
rahat oturma ve uzanma yeri:
anlamına gelebilir.
Bu kelime:
yalnız:
kralların oturduğu:
siyasi taht:
olarak düşünülmemelidir.
Cennet bağlamında:
daha çok:
rahatlık, izzet, güven ve ağırlanma
anlamı taşır.
“Merfû‘ah” Ne Anlama Gelir
“Merfû‘ah”:
yükseltilmiş,
yüksek tutulmuş,
yüceltilmiş:
anlamındadır.
Bu:
tahtların:
fiziksel olarak:
yüksek olmasını:
ifade edebilir.
Aynı zamanda:
cennet ehlinin:
değer ve izzet bakımından:
yükseltilmiş oluşunu:
da çağrıştırabilir.
Yani:
yükseklik:
yalnız mesafe değil,
onur ve değer
fikri de taşır.
10. Ayetteki “Yüksek Cennet” İle 13. Ayetteki “Yüksek Tahtlar” Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
- ayette:
“Yüksek bir cennettedirler.”
denilmişti.
- ayette ise:
“Orada yüksek tahtlar vardır.”
denir.
Bu tekrar:
cennet sahnesindeki:
yücelik temasını
güçlendirir.
Mekân:
yüksek.
Oturulan yer:
yüksek.
Ama:
bu yükseklik:
dünyadaki kibirli üstünlükten:
farklıdır.
Çünkü:
cennette:
başkasını ezerek:
yükselmek:
yoktur.
Taht Dünyada Neyi Simgeler
Tarih boyunca:
taht:
iktidarın:
en güçlü sembollerinden:
biri olmuştur.
Kral:
tahtta oturur.
Hükümdar:
yüksek yerde:
bulunur.
Diğer insanlar:
onun karşısında:
daha aşağı:
durabilir.
Bu nedenle:
taht:
güç,
otorite,
statü
ve ayrıcalık:
çağrışımı taşır.
Gâşiye ise:
bu güçlü:
dünyevi sembolü:
cennetin huzuruna taşır.
Cennetteki Tahtlar Başkalarına Hükmetme Anlamına mı Gelir
Bunu:
gerekli görmemek gerekir.
Cennet tasvirinin:
bağlamında:
taht:
başkalarını:
ezmek veya yönetmekten çok:
izzet,
rahatlık
ve ağırlanma:
anlamı taşır.
Dünyadaki taht:
iktidar mücadelesiyle:
ilişkili olabilir.
Cennetteki taht ise:
mücadeleden sonra gelen güvenli istirahat
olarak:
düşünülebilir.
Tahtın Huzurla İlişkisi Nasıl Kurulur
Taht veya divan:
oturulan,
dinlenilen,
rahat edilen:
bir yerdir.
İnsan:
ayakta:
mücadele eder.
Koşar.
Çalışır.
Yorulur.
Sonra:
oturmak:
rahatlama getirir.
Gâşiye’nin:
cennet tasvirinde:
bu:
daha derin bir:
huzura dönüşür.
Artık:
kaçacak, savaşacak veya kendini kanıtlayacak bir şey kalmamıştır.
“Yüksek Taht” Dinlenmenin Ötesinde Bir Şey Anlatır mı
Evet.
Yüksek taht:
aynı zamanda:
saygınlık:
çağrıştırır.
Cennet ehli:
yalnız:
acılardan:
kurtarılmaz.
Aynı zamanda:
izzetle ağırlanır.
Bu:
önceki:
aşağılanmış yüzlerle:
çok güçlü bir:
karşıtlık oluşturur.
Bir grup:
boynu bükük.
Diğer grup:
yüksek tahtlarda.
Gâşiye Suresinde “Aşağılanma” İle “Yükseltilme” Nasıl Karşı Karşıya Getirilir
Surenin başında:
bazı yüzler:
hâşi‘ah
yani:
aşağılanmış,
boyun eğmiş:
olarak anlatılmıştı.
Cennet bölümünde ise:
yüksek cennet,
yüksek tahtlar:
anlatılır.
Bu:
tesadüfi bir:
kelime tercihi değildir.
Sure:
iki farklı:
nihai sonucu:
adeta:
dikey bir düzlemde:
gösterir.
Ahlaki çöküş → aşağılanma.
Doğru yöneliş → yüceltilme.
Dünyada Yüksek Bir Yerde Oturmak İnsanı Gerçekten Yüksek Yapar mı
Hayır.
Bir insan:
en yüksek makamda:
olabilir.
Ama:
ahlaken:
çok düşük davranabilir.
Başka biri:
sade bir hayat:
yaşayabilir.
Ama:
dürüstlük,
merhamet
ve adalet:
bakımından:
çok yüksek:
bir karaktere:
sahip olabilir.
Bu nedenle:
fiziksel veya sosyal yükseklik ile ahlaki yükseklik aynı şey değildir.

Makam Ve Koltuk Neden İnsanı Değiştirebilir
Çünkü:
güç:
insanın:
karakterindeki:
bazı yönleri:
büyütebilir.
Makam:
tevazulu kişiyi:
daha fazla hizmet etmeye:
yöneltebilir.
Ama:
kibirli kişiyi:
daha kibirli:
hâle getirebilir.
Koltuk:
insanın:
kim olduğunu:
oluşturmasa bile,
kim olduğunu görünür hâle getirebilir.
Bu yüzden:
dünyadaki:
yüksek koltuklar:
büyük bir:
ahlaki sınavdır.

İnsan Neden Yüksek Koltuklara Bu Kadar Değer Verir
Çünkü:
koltuk:
yalnız oturma yeri:
değildir.
Statü:
ifade edebilir.
İnsan:
görünmek,
saygı görmek,
önemsenmek:
ister.
Bu:
insani bir:
ihtiyaçtır.
Ama:
eğer insan:
kendi değerini:
tamamen:
makamına bağlarsa:
koltuk gittiğinde:
kimliğini de:
kaybedebilir.
Gâşiye:
değeri:
dünyevi koltuktan:
ilahî karşılığa
taşır.

Gerçek İzzet Nedir
Gerçek izzet:
başkasını:
küçültmek değildir.
İnsanın:
kendi değerini:
bilmesi
ve:
başkasının değerini:
çiğnemeden:
yaşayabilmesidir.
Bir insan:
güçlü olabilir.
Ama:
gücünü:
aşağılamak için:
kullanmaz.
Saygın olabilir.
Ama:
başkasının:
onurunu:
ezmez.
Cennetteki:
yüksek tahtlar:
bu açıdan:
başkasını aşağılamadan yaşanan izzet
fikrini:
düşündürür.

Cennetteki İzzet Neden Kibir Üretmez
Çünkü:
cennet:
ahlaki kusurların:
hakim olduğu:
bir ortam değildir.
Dünyada:
nimet:
kibre:
dönüşebilir.
Zenginlik:
üstünlük hissi:
üretebilir.
Makam:
başkalarını:
küçümsemeye:
yol açabilir.
Cennette ise:
nimet:
ahlaki bozulma:
üretmez.
Bu yüzden:
yükseklik vardır ama kibir yoktur.
Bu:
dünya deneyiminden:
çok farklıdır.

Dinlenmek Neden Bir Nimet Sayılır
Çünkü:
insan:
yorulan:
bir varlıktır.
Beden:
dinlenmeye:
ihtiyaç duyar.
Zihin:
dinlenmeye:
ihtiyaç duyar.
Dünya hayatı:
çalışma,
kaygı,
sorumluluk
ve mücadele:
içerir.
Cennet:
bu açıdan:
yorgunluktan sonra gelen güvenli dinlenme
fikrini:
taşır.
Ama:
bu:
sıkıcı bir:
hareketsizlik:
değildir.
Tam tersine:
rahatsızlık üretmeyen:
huzurlu bir:
varoluştur.

Cennet Tasvirlerini Sadece Lüks Mobilyalar Olarak Okumak Yeterli midir
Hayır.
Tahtlar:
gerçek cennet nimetleri:
olarak anlaşılabilir.
Ama:
bunları:
yalnız:
dünyevi lüks eşyaların:
sonsuz versiyonu:
şeklinde düşünmek:
mesajı:
daraltabilir.
Asıl vurgu:
rahatlık,
izzet,
güven,
yükseltilme
ve nimet:
üzerindedir.
Maddi tasvir, daha büyük bir varoluşsal huzuru anlatır.

Bu Ayet Dünyadaki Güç Sahiplerine Ne Hatırlatabilir
Şunu:
Hiçbir koltuk kalıcı değildir.
Bugün:
bir makamda:
oturabilirsin.
Yarın:
başkası oturur.
Bugün:
insanlar:
sana:
saygı gösterebilir.
Yarın:
adın bile:
unutulabilir.
Bu nedenle:
makamın:
asıl değeri:
ne kadar sürdüğü değil,
o makamdayken nasıl davrandığın
dır.
Dünyadaki koltuk:
emanettir.
Ahiretteki:
karşılık ise:
ahlaki sonucun:
parçasıdır.

Gâşiye Suresi 10, 11, 12 Ve 13. Ayetler Nasıl Bir Cennet Ortamı Kurar
- ayet:
- ayet:
- ayet:
- ayet:
Yani:
mekân:
yüce.
Söz:
temiz.
Doğa:
canlı.
İnsan:
izzet içinde.
Cennet:
böylece:
yalnız:
güzel eşyaların:
toplandığı bir yer:
değil,
bütün unsurların huzura uyumlandığı bir varoluş düzeni
olarak:
görünür.

Gâşiye Suresi 13. Ayetin En Derin Mesajı Nedir
Gâşiye Suresinin on üçüncü ayeti:
“Orada yüksek tahtlar vardır.”
der.
Bu:
çok sade:
bir cennet görüntüsüdür.
Ama:
insanın:
dünyadaki:
güç,
statü
ve yükselme arzusunu:
düşündüğümüzde:
çok daha derin:
bir anlam:
kazanır.
İnsan:
yüksek koltuğu:
sever.
Çünkü:
yüksek koltuk:
ona:
önemli olduğunu:
hissettirebilir.
Bir makam.
Bir ünvan.
Bir taht.
Bir yönetim pozisyonu.
Bir sosyal statü.
Bütün bunlar:
insana:
“Sen diğerlerinden farklısın.”
duygusu:
verebilir.
Ve:
tam burada:
büyük bir:
ahlaki sınav:
başlar.
Çünkü:
yüksek koltuğa:
oturmak:
kolay olabilir.
Ama:
yüksek koltukta insan kalabilmek
daha zordur.
Güç:
insanın:
başkalarıyla:
ilişkisini:
değiştirir.
Daha önce:
rica eden kişi:
emretmeye:
başlayabilir.
Daha önce:
eleştiriye açık kişi:
eleştiriyi:
hakaret:
sayabilir.
Daha önce:
mütevazı görünen kişi:
çevresindekileri:
küçümsemeye:
başlayabilir.
Bu yüzden:
makam:
insanı:
yalnız yükseltmez.
Aynı zamanda:
açığa çıkarır.
İnsanın:
içinde ne varsa:
büyütebilir.
Merhamet varsa:
daha fazla iyilik:
yapma imkânı:
verebilir.
Kibir varsa:
daha büyük:
zarar:
üretebilir.
Bu nedenle:
Gâşiye’nin:
yüksek tahtları:
dünya tahtlarından:
temel bir noktada:
ayrılır.
Dünyadaki:
taht:
çoğu zaman:
başkalarının:
aşağıda olmasıyla:
yüksek görünür.
Cennetteki:
yükseklik:
başkasının:
aşağılanmasına:
ihtiyaç duymaz.
Bu:
çok güzel:
bir farktır.
Gerçek izzet, başkasının zilleti üzerine kurulmaz.
Bir insan:
başkasını:
küçültmeden de:
değerli olabilir.
Başkasını:
susturmadan da:
saygın olabilir.
Birini:
ezmeden de:
güçlü olabilir.
Bu:
belki:
dünyadaki:
bütün iktidar ilişkileri için:
çok büyük:
bir ahlaki:
ders olabilir.
Gâşiye’nin:
tahtları:
aynı zamanda:
yorgunluğun:
sonunu da:
düşündürür.
Surenin başındaki:
diğer grup için:
“çalışmış, yorulmuş”
denilmişti.
Buradaki insanlar ise:
yüksek tahtlarda:
huzur içindedir.
Bu:
çok güçlü:
bir karşıtlıktır.
Bir tarafta:
bitmeyen:
yorgunluk.
Diğer tarafta:
emeğin ardından gelen huzur.
İnsan:
dünyada:
çok yorulur.
Çalışır.
Bir aileyi:
ayakta tutmaya:
çalışır.
Doğru kalmaya:
çalışır.
Nefsini:
düzeltmeye:
çalışır.
Bazen:
iyilik yapmak:
bile:
yorucu olabilir.
Çünkü:
doğru olan:
her zaman:
kolay değildir.
Gâşiye:
bu emeğin:
nihai karşılığını:
yalnız:
ödül:
olarak değil,
dinlenme
olarak da:
gösterir.
Bu:
çok insani:
bir tasvirdir.
Çünkü:
insan:
sadece:
“daha fazlasını”:
istemiyor.
Bazen:
yalnız:
“Artık güvendeyim.”
demek:
istiyor.
Dünyada:
koltuğa:
oturursun.
Ama:
kalkman gerekir.
Eve:
yerleşirsin.
Ama:
bir gün:
ayrılırsın.
Makam:
gelir.
Sonra:
gider.
Her:
dünyevi tahtın:
arkasında:
bir:
“Bir gün buradan kalkacaksın.”
gerçeği vardır.
Cennet tahtının:
farkı ise:
tam da:
burada olabilir.
Artık:
kovulma:
korkusu yok.
Makamın:
elinden alınma:
korkusu yok.
Başkasının:
senin yerini:
kapma:
korkusu yok.
Değerini:
ispatlamak:
zorunda değilsin.
Bu:
statüden daha büyük:
bir nimettir:
güven.
Belki:
insanın:
dünyadaki güç arzusunun:
altında da:
çoğu zaman:
bu ihtiyaç vardır.
İnsan:
güç ister.
Çünkü:
güvende olmak:
ister.
Para ister.
Çünkü:
güvende olmak:
ister.
Statü ister.
Çünkü:
değerli olduğundan:
emin olmak:
ister.
Cennet:
bu ihtiyaçlara:
başka bir:
cevap verir.
Değer:
artık:
başkasının alkışına:
bağlı değildir.
Güven:
servetin büyüklüğüne:
bağlı değildir.
İzzet:
bir koltuğun:
etiketine:
bağlı değildir.
İnsan:
değerli olduğunu ispatlamak zorunda olmadığı bir varoluşa
kavuşur.
Bu:
belki:
yüksek tahtın:
en derin:
huzurudur.
Ve belki Gâşiye Suresi 13. ayetin en derin mesajı şöyle ifade edilebilir:
Cennetteki yüksek tahtlar, yalnız lüksün değil, izzetin korkudan arındığı bir varoluşun tasviridir. Dünyada yüksek koltuklar insanı sınar; cennette ise yükseklik başkasının alçalmasına ihtiyaç duymaz. Gerçek yükseliş, güç sahibi oldukça daha çok ezmek değil, daha çok adalet; daha çok kibir değil, daha çok tevazu üretebilmektir.
“Dünyadaki her yüksek koltuğun altında bir sınav vardır: Oraya çıktığında başkalarını küçültecek misin, yoksa sorumluluğunu büyütecek misin? Gâşiye’nin yüksek tahtları ise gücün korkuya, izzetin kibre ve yüksekliğin başkasının alçalmasına ihtiyaç duymadığı bir huzuru anlatır. Gerçek yükseklik, yükseldiğinde insanlığını da yanında taşıyabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu