Gâşiye Suresi 20. Ayette “Yeryüzüne Bakmıyorlar mı, Nasıl Yayılmıştır” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Yeryüzünün Yayılması, İnsan Deneyimindeki Ufuk, Dünyanın Küreselliği, Coğrafya, Yaşanabilir Çevre Ve Kur’an’ın Gözleme Daveti Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“Gâşiye Suresi insanın bakışını deveden göğe, dağlardan yeryüzüne taşır ve sonunda üzerinde yaşadığımız zemini yeniden fark ettirir: ‘Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır?’ İnsan çoğu zaman ayağının altındaki dünyayı en az düşündüğü şey hâline getirir; ayet ise alışılmış olanı yeniden hayret konusu yapar.”
Ersan Karavelioğlu
Gâşiye Suresi 20. Ayette Ne Buyrulur
Gâşiye Suresinin yirminci ayetinde anlam olarak:
“Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır?”
buyrulur.
Arapça ifade:
“Ve ile’l-ardi keyfe sutihat.”
şeklindedir.
Bir önceki ayette:
dağların:
nasıl dikildiği:
sorulmuştu.
Şimdi:
bakış:
dağların ötesine:
bütün yeryüzüne:
yayılır.
İnsanın:
yürüdüğü,
yaşadığı,
ev kurduğu,
tarım yaptığı,
yolculuk ettiği:
zemin:
tefekkür konusu:
hâline gelir.
“Ard” Ne Anlama Gelir
“Ard”:
yer,
yeryüzü,
toprak,
insanın üzerinde:
yaşadığı dünya:
anlam alanına:
sahiptir.
Kur’an’da:
bağlama göre:
bazen:
bütün Dünya,
bazen:
yeryüzü,
bazen:
belirli bir:
toprak veya bölge:
kastedilebilir.
Bu ayette:
insanın:
üzerinde yaşadığı:
yeryüzü tecrübesi
öne çıkar.
“Sutihat” Ne Anlama Gelir
“Sutihat”:
yayılmış,
serilmiş,
genişletilmiş,
yüzeyi kullanılabilir:
hâle getirilmiş:
anlam alanına:
gelir.
Kelime:
“satıh”:
yani:
yüzey:
fikriyle:
ilişkilidir.
Ayet:
insanın:
yeryüzünü:
geniş,
üzerinde hareket edilebilir:
bir yüzey olarak:
tecrübe etmesine:
dikkat çeker.
Bu ifade:
tek başına:
Dünya’nın geometrik biçimi:
hakkında:
teknik bir:
astronomi açıklaması:
değildir.
“Yeryüzünün Yayılması” Dünya’nın Düz Olduğunu mu Söyler
Hayır.
Bir kürenin:
çok küçük:
bir bölümünde yaşayan:
insan:
bulunduğu yüzeyi:
düz veya:
yayılmış gibi:
tecrübe edebilir.
Dünya:
küresel olduğu hâlde:
yerel ölçekte:
yollar,
ovalar,
tarlalar:
düz veya:
geniş:
görünebilir.
Bu nedenle:
“Yeryüzü yayılmıştır.”
ifadesi ile:
Dünya’nın:
küresel olması:
arasında:
zorunlu bir:
çelişki yoktur.
Ayet:
insanın:
gündelik gözlem:
ufkundan:
konuşur.
Bu Ayeti Modern Bilime Zorla Uyarlamak Doğru mudur
Hayır.
Bir uçta:
“Bu ayet Dünya düzdür diyor.”
demek:
aşırı olabilir.
Diğer uçta:
“Bu kelime aslında Dünya’nın küreselliğini bilimsel olarak gizlice bildiriyor.”
demek de:
metne:
fazladan anlam:
yükleyebilir.
Daha sağlam yaklaşım:
şudur:
Ayet:
insanın yaşadığı yeryüzünün genişliğine ve kullanılabilirliğine dikkat çeker.
Modern coğrafya ve astronomi:
Dünya’nın:
fiziksel yapısını:
ayrıca:
inceler.
İnsan Neden Üzerinde Yaşadığı Yeryüzünü Fark Etmeyebilir
Çünkü:
sürekli:
ayağımızın altındadır.
İnsan:
her gün:
yürür.
Ama:
yürüdüğü zemini:
düşünmez.
Toprak:
sıradanlaşır.
Ufuk:
sıradanlaşır.
Yerçekimi:
sıradanlaşır.
Yollar:
sıradanlaşır.
Ayet:
insanı:
alışkanlıktan:
uyandırır:
“Üzerinde yaşadığın bu dünya sana neden artık şaşırtıcı gelmiyor?”
Yeryüzünün “Yayılmış” Olması İnsan Yaşamı Açısından Ne İfade Eder
İnsan:
hareket edebilir.
Yerleşebilir.
Tarım yapabilir.
Şehir kurabilir.
Yollar açabilir.
Hayvanlarını:
otlatabilir.
Bu:
yeryüzünün:
insan yaşamına:
uygun çeşitli:
alanlar:
barındırmasıyla:
ilişkilidir.
Dağlar:
vardır.
Ovalar:
vardır.
Vadiler:
vardır.
Sahiller:
vardır.
Çöller:
vardır.
Bu çeşitlilik:
insan medeniyetinin:
geliştiği:
zemini:
oluşturur.
Yeryüzü Tarım Açısından Neden Büyük Bir Nimet Sayılır
Çünkü:
insanın:
gıdasının:
çok büyük kısmı:
toprakla:
ilişkilidir.
Tahıllar.
Meyveler.
Sebzeler.
Hayvanların:
beslendiği:
bitkiler.
Toprak:
doğrudan veya:
dolaylı olarak:
insan yaşamını:
taşır.
Ama:
verimli toprak:
sonsuz:
bir kaynak:
değildir.
Erozyon,
yanlış kullanım,
kirlilik:
ve aşırı sömürü:
toprağın:
niteliğini:
bozabilir.
Bu yüzden:
nimeti görmek:
aynı zamanda:
onu koruma sorumluluğunu
düşündürür.
Yeryüzünün Yaşanabilir Olması Yalnız Topraktan mı İbarettir
Hayır.
Yaşanabilir bir:
çevre için:
birçok unsur:
birlikte:
çalışır.
Su.
Atmosfer.
Uygun sıcaklık aralıkları.
Toprak.
Besin döngüleri.
Ekosistemler.
Güneş enerjisi.
Bunların:
karmaşık:
etkileşimleri:
hayatı:
mümkün kılar.
Ancak:
ayet:
bu sistemleri:
teknik olarak:
açıklamaz.
Onun yaptığı:
daha temel:
bir çağrıdır:
Üzerinde yaşadığın dünyayı düşün.
Dünya Küreselse İnsan Neden Ufku Düz Görür
Çünkü:
Dünya:
insana göre:
çok büyüktür.
Biz:
yüzeyin:
çok küçük:
bir bölümünü:
aynı anda:
görebiliriz.
Bu küçük bölüm:
çoğu durumda:
düzmüş gibi:
görünür.
Bir karınca:
çok büyük:
bir kürenin:
üzerinde yürüse:
bulunduğu küçük:
alanı:
düz:
tecrübe edebilir.
İnsan da:
benzer şekilde:
yerel yüzeyi:
yayılmış:
olarak:
algılar.
Bu:
algı ile:
küresel geometri:
birbirine:
aykırı değildir.

İnsan Deneyimi İle Bilimsel Gerçek Arasında Fark Olabilir mi
Evet.
Güneş:
gökyüzünde:
doğudan doğup:
batıya gidiyor:
gibi görünür.
Ama:
modern astronomi:
bu görünüşün:
Dünya’nın dönüşüyle:
ilişkili olduğunu:
açıklar.
Aynı şekilde:
yer:
bize:
hareketsiz:
görünür.
Ama:
Dünya:
kendi ekseni etrafında:
döner
ve:
Güneş’in çevresinde:
hareket eder.
Bu nedenle:
gündelik dil ile bilimsel teknik dil aynı düzeyde çalışmak zorunda değildir.

Ufuk İnsana Neden Özgürlük Hissi Verebilir
Çünkü:
açık ufuk:
insanın:
bakışını:
genişletir.
Uzakları:
görebilir.
Yolculuk:
düşünebilir.
Yeni bir:
yer:
hayal edebilir.
Bu nedenle:
“yayılmış yeryüzü”:
mekânsal olarak:
hareket ve imkân
duygusu:
uyandırabilir.
İnsanın:
bir yere:
hapsedilmediğini:
düşündürür.
Yeryüzü:
yolculuğa:
açıktır.

Yeryüzünün Yayılması Yolculuk Ve Keşif Açısından Nasıl Düşünülebilir
İnsanlık:
yeryüzünde:
hareket ederek:
dünyayı:
tanıdı.
Dağları:
aştı.
Denizleri:
geçti.
Yeni coğrafyalar:
keşfetti.
Farklı:
iklimlerle,
canlılarla,
kültürlerle:
karşılaştı.
Bu:
insanın:
merakını:
genişletti.
Ayet:
doğrudan:
coğrafi keşifler:
emretmez.
Ama:
yeryüzüne dikkatle bakmak
insanın:
dünyayı:
araştırma arzusuyla:
uyumludur.

Yeryüzü İnsanın Sınırsız Kullanımına Verilmiş Bir Mülk müdür
Böyle:
sınırsız bir:
sonuç çıkarmak:
doğru değildir.
İnsan:
yeryüzünden:
yararlanır.
Ama:
yararlanmak:
istediği kadar:
tahrip etmek:
anlamına:
gelmez.
Toprak:
kirletilebilir.
Orman:
yok edilebilir.
Su:
zehirlenebilir.
Ekosistemler:
bozulabilir.
Bu nedenle:
yeryüzünü:
nimet olarak:
görmek:
onu:
emanet ve sorumluluk
perspektifinden:
düşünmeyi de:
gerektirebilir.

Çevreyi Korumak Bu Ayetin Doğrudan Hükmü müdür
Ayet:
doğrudan:
modern çevre politikası:
öğretmez.
Ama:
yeryüzüne:
bakma,
onu:
fark etme
ve yaratılış:
üzerinde düşünme:
çağrısı:
çevreye:
karşı duyarsız:
olmayan:
bir ahlaki tavrı:
destekleyebilir.
Çünkü:
değerini:
fark ettiğin:
bir şeyi:
daha kolay:
korursun.
Hayranlık, sorumluluğa dönüşebilir.

Yeryüzünün Genişliği İnsanın Kendi Sorunlarına Nasıl Perspektif Kazandırabilir
İnsan:
bazen:
kendi dünyasını:
çok daraltabilir.
Bir tartışma.
Bir başarısızlık.
Bir iş.
Bir insanın:
fikri.
Bütün hayat:
sanki:
bundan ibaret:
gibi hissedilebilir.
Açık bir:
yeryüzü:
insana:
başka yolların:
olabileceğini:
hatırlatabilir.
Bu:
acıları:
küçümsemek:
değildir.
Ama:
hayatın tek bir dar koridordan ibaret olmadığını
düşünmeye:
yardımcı olabilir.

Gâşiye 17–20 Arasındaki Dört Gözlem Neden Birlikte Önemlidir
- ayet:
- ayet:
- ayet:
- ayet:
Bir canlı.
Üstümüzdeki:
kozmik alan.
Önümüzdeki:
görkemli dağlar.
Altımızdaki:
geniş zemin.
Sanki:
insanın:
bütün çevresi:
kuşatılır.
Önüne bak.
Yukarı bak.
Etrafına bak.
Ayağının altına bak.
Tefekkür:
bütün yönlere:
açılır.

Neden Bu Gözlem Dizisinden Sonra Peygambere “Hatırlat” Denilecektir
Çünkü:
17–20. ayetlerde:
insana:
gözlem alanları:
gösterilir.
Ardından:
- ayette:
Peygambere:
“Hatırlat; sen ancak bir hatırlatıcısın.”
denecektir.
Bu:
çok anlamlı:
bir geçiştir.
Önce:
işaretler:
gösterilir.
Sonra:
mesaj:
hatırlatılır.
Ama:
insanın:
düşünmesi:
kendi sorumluluğunda:
kalır.
Bu:
bir sonraki ayetin:
tebliğ,
hatırlatma
ve özgür irade:
boyutuna:
zemin hazırlar.

Gâşiye Suresi 20. Ayetin En Derin Mesajı Nedir
Gâşiye Suresinin yirminci ayeti:
“Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır?”
diye sorar.
Bu:
belki:
dört gözlem ayetinin:
en sıradan:
görünenidir.
Çünkü:
yeryüzü:
hep:
ayağımızın:
altındadır.
Deve:
dikkatimizi:
çekebilir.
Gökyüzü:
bizi:
büyüleyebilir.
Dağ:
heybetiyle:
etkileyebilir.
Ama:
yer?
Onun üzerinde:
yürüyoruz.
Her gün:
basıyoruz.
Belki:
tam da:
bu nedenle:
onu:
en az:
düşünüyoruz.
Ayet:
burada:
insanın:
çok temel:
bir özelliğini:
ortaya çıkarır:
En çok sahip olduğumuz şeyi, en kolay unuturuz.
Nefes:
sürekli:
vardır.
Bu yüzden:
unutulur.
Sağlık:
sürekli:
olduğunda:
unutulur.
Su:
musluktan:
aktığında:
unutulur.
Toprak:
hep ayağımızın:
altında olduğu için:
unutulur.
Şükür:
belki:
alışılmış olanı:
yeniden:
görebilmektir.
Yeryüzü:
insana:
bir zemin:
verir.
Bu:
çok basit:
gibi:
görünür.
Ama:
düşündüğümüzde:
bütün hayatımız:
bu zemin:
üzerindedir.
Evlerimiz:
burada.
Şehirlerimiz:
burada.
Mezarlarımız:
burada.
Çocuklarımız:
burada:
büyüyor.
Tarih:
burada:
yaşandı.
Savaşlar:
burada:
oldu.
Şiirler:
burada:
yazıldı.
Medeniyetler:
bu toprak:
üzerinde:
kuruldu.
İnsan:
kendisini:
çok büyük:
görebilir.
Ama:
bütün hikâyesi:
ince bir:
yeryüzü tabakasının:
üzerinde:
geçer.
Bu:
çok güçlü:
bir tevazu:
dersidir.
Ayet:
aynı zamanda:
dil ile:
bilim arasındaki:
ilişkiyi:
düşünmek için:
güzel bir:
örnek:
sunar.
“Yeryüzü yayılmıştır.”
ifadesini:
okuyan biri:
şunu sorabilir:
“Dünya küreyse nasıl yayılmış olabilir?”
Cevap:
insanın:
tecrübe ettiği:
ölçekle:
ilgilidir.
Bir futbol sahasında:
yürürken:
Dünya’nın:
eğriliğini:
hissetmezsin.
Bir ovanın:
ortasında:
bakarsın.
Yer:
yayılmış:
görünür.
Bu:
küreselliği:
inkâr:
etmez.
Dil:
insan tecrübesini:
anlatır.
Bilim:
daha geniş:
ölçekte:
geometrik yapıyı:
ölçer.
Bu ikisini:
birbirine:
zorla düşman:
etmek:
gerekmez.
Aynı şekilde:
ayet:
Dünya’nın küreselliğini:
modern bilimden:
önce gizlice:
öğrettiğini:
iddia etmek:
zorunda da:
değildir.
Kur’an’ın:
mesajını:
güçlü kılmak:
için:
ona:
söylemediği:
şeyleri:
söyletmemek:
önemlidir.
Ayetin:
kendi mesajı:
zaten:
çok güçlüdür:
Bak.
Bu kelime:
Gâşiye’nin:
son bölümünde:
neredeyse:
bir eğitim:
yöntemine:
dönüşür.
Deveye:
bak.
Göğe:
bak.
Dağa:
bak.
Yeryüzüne:
bak.
Böylece:
inanç:
yalnız:
kulaktan:
duyulan:
bir bilgi:
olmaktan:
çıkar.
İnsan:
kendi:
tecrübesine:
geri:
gönderilir.
Bu:
çok önemli:
bir noktadır.
Çünkü:
düşünmeyen:
bir inanç:
kolaylıkla:
taklide:
dönüşebilir.
Ayetler:
insana:
“Sadece sana söyleneni tekrar et.”
demekten:
daha fazlasını:
önerir.
Bak.
Düşün.
Sor.
Bu:
aynı zamanda:
sorumluluk:
demektir.
Yeryüzüne:
bakıyorsan:
onu:
nasıl kullandığını:
da:
düşünebilirsin.
Toprağı:
kirletiyorsan:
bu:
yalnız:
ekonomik bir:
mesele:
değildir.
Gelecek kuşakların:
yaşam alanını:
etkiler.
Bir nehri:
kirletmek.
Bir ormanı:
yok etmek.
Toprağı:
tüketmek.
Bunlar:
insanın:
üzerinde yaşadığı:
zeminle:
ilişkisini:
gösterir.
Eğer:
yeryüzü:
bir nimet:
olarak görülüyorsa:
nimete:
saygı:
yalnız:
“Ne güzel yaratılmış.”
demekle:
bitmemelidir.
“Onu nasıl koruyorum?”
sorusu:
da:
gelmelidir.
Ayetin:
doğrudan:
çevre kanunu:
vermediğini:
unutmamak gerekir.
Ama:
tefekkür:
ahlaki sonuç:
üretebilir.
İnsan:
gerçekten:
görmeye:
başladığında:
ilişkisi:
değişebilir.
Bir orman:
yalnız:
kereste:
olmaz.
Bir nehir:
yalnız:
su rezervi:
olmaz.
Bir dağ:
yalnız:
maden:
olmaz.
Yeryüzü:
yalnız:
insanın:
istediğini:
aldığı:
bir depo:
olmaktan:
çıkar.
Yaşamın ortak zemini
hâline gelir.
Ve:
Gâşiye 20:
bu dört büyük:
gözlem ayetinin:
sonunda:
insanın:
bakışını:
yeniden:
ayağının altına:
indirir.
Bu:
çok güzel:
bir dönüş:
oluşturur.
Önce:
göğe:
baktın.
Evrenin:
büyüklüğünü:
gördün.
Şimdi:
yeniden:
yere:
bak.
Çünkü:
hayatını:
orada:
yaşayacaksın.
Belki:
bu:
çok önemli:
bir ahlak:
dersidir.
Tefekkür seni göğe çıkarabilir; sorumluluk seni yeniden yeryüzüne getirir.
İnsan:
sonsuzluğu:
düşünebilir.
Ama:
sonra:
evine:
dönecek.
Birine:
nasıl davrandığı:
önemli olacak.
Toprağı:
nasıl kullandığı:
önemli olacak.
Adalet:
önemli olacak.
Merhamet:
önemli olacak.
Yani:
gökyüzüne:
bakmanın:
nihai amacı:
yeryüzünden:
kaçmak:
değildir.
Belki:
yeryüzünde:
daha bilinçli:
yaşamaktır.
Ve belki Gâşiye Suresi 20. ayetin en derin mesajı şöyle ifade edilebilir:
Yeryüzünün yayılması, insanın üzerinde yaşayabileceği geniş ve erişilebilir bir dünyanın ona sunulmuş oluşuna dikkat çeker. Ayet Dünya’nın geometrisini teknik olarak öğretmez; insanın tecrübe ettiği zemini yeniden fark ettirir. Deve, gök, dağ ve yeryüzü boyunca tekrarlanan çağrı aynıdır: Alıştığın için görmez hâle gelme. Çünkü tefekkür, uzağa bakabilmek kadar her gün üzerinde yürüdüğün toprağı yeniden görebilmektir.
“İnsan bazen gökyüzünün büyüklüğüne hayret eder ama ayağının altındaki toprağı unutabilir. Gâşiye’nin yeryüzü çağrısı bize şunu hatırlatır: Hakikat yalnız uzaklarda değildir. Üzerinde yürüdüğümüz zemin de bir soru taşır. Tefekkür göğe bakmakla başlasa bile, sonunda bizi dünyaya daha dikkatli, daha mütevazı ve daha sorumlu yaşamaya geri getirmelidir.”
Ersan Karavelioğlu