Enfâl Suresi 31. Ayette “Ayetlerimiz Onlara Okunduğunda ‘İşittik; İstesek Biz de Bunun Benzerini Söyleriz. Bu, Eskilerin Masallarından Başka Bir Şey Değildir’ Dediler” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“İnsan bazen hakikati çürütemediğinde onu küçümsemeyi seçer. Fakat bir sözü değersiz ilan etmek, onun yanlış olduğunu kanıtlamak değildir.”
Ersan Karavelioğlu
Enfâl Suresi 31. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:“Onlara ayetlerimiz okunduğunda, ‘İşittik. İstesek biz de bunun benzerini söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir’ derlerdi.”
Bu ayet Mekke müşriklerinin Kur’an karşısındaki tavırlarından birini anlatmaktadır.
Kur’an’ı dinliyorlardı.
Ne söylendiğini biliyorlardı.
Fakat mesajla ciddi biçimde yüzleşmek yerine onu küçümseyen bir dil kullanıyorlardı.
“Bunun benzerini biz de söyleyebiliriz.”
ve:
“Bunlar eskilerin masallarıdır.”
diyerek vahyin değerini azaltmaya çalışıyorlardı.
“Ayetlerimiz Onlara Okunduğunda” İfadesi Neden Önemlidir
Çünkü burada mesaj kendilerine hiç ulaşmamış insanlardan söz edilmiyor.Kur’an ayetlerini duymuşlardı.
Hz. Muhammed’in ne anlattığını biliyorlardı.
Dolayısıyla mesele yalnızca bilgisizlik değildi.
Duydukları şey karşısında nasıl bir tavır aldıklarıydı.
Enfâl Suresi’nin önceki ayetlerinde de gerçek işitmenin yalnızca kulağın duyması olmadığı anlatılmıştı.
Bu ayet bunun somut bir örneğini gösterir.
“İşittik” Demeleri Ne Anlama Geliyor
Onlar Kur’an’ı fiziksel olarak duyduklarını kabul ediyorlardı.Yani:
“Bize ulaşmadı.”
demiyorlardı.
“İşittik.”
diyorlardı.
Fakat ardından mesajı değerlendirmek yerine küçümsemeye geçiyorlardı.
Bu bize önemli bir ayrım gösterir:
Bir şeyi duymak başka şeydir.
Onu gerçekten anlamaya çalışmak başka şeydir.
“İstesek Biz de Bunun Benzerini Söyleriz” Ne Demektir
Bu ifade Kur’an’ın olağanüstü bir vahiy olduğunu reddetme iddiasıdır.Mekke toplumunda şiir ve hitabet oldukça önemliydi.
Güçlü söz söylemek büyük değer taşıyordu.
Bu nedenle bazı kişiler Kur’an’ı da yalnızca etkileyici bir insan sözü gibi göstermeye çalışmışlardır.
Ayet onların:
“Bunda benzersiz bir şey yok.”
iddiasını aktarmaktadır.
Peki Kur’an Neden Onlara Meydan Okuyor
Kur’an’ın başka ayetlerinde, onun insan sözü olduğunu iddia edenlere benzerini ortaya koymaları yönünde meydan okumalar vardır.Bu meydan okuma Kur’an’ın yalnızca edebî güzelliğiyle ilgili değildir.
Üslubu,
anlam örgüsü,
inanç sistemi,
ahlaki mesajı
ve meydana getirdiği bütünlük de değerlendirilir.
Dolayısıyla mesele sadece güzel birkaç cümle kurabilmek değildir.
Mekkeliler Kur’an’ın Dilinden Etkileniyorlar mıydı
İslamî kaynaklarda Kur’an’a karşı çıkan bazı Mekkelilerin bile onun dilinden ve anlatımından etkilendiğine ilişkin rivayetler bulunmaktadır.Bu oldukça dikkat çekicidir.
Bir kişi bir sözden etkilenebilir ama yine de onu kabul etmeyebilir.
Çünkü kabul etmek yalnızca edebî beğeni meselesi değildir.
Kur’an’ın mesajını kabul etmek insanın hayatında ciddi değişiklikler gerektirebilirdi.
“Eskilerin Masalları” Ne Demektir
Arapça ifadeyle “esâtîrü’l-evvelîn”, önceki insanların hikâyeleri veya eskilerin masalları anlamına gelir.Kur’an’da geçmiş peygamberlerden ve toplumlardan söz edilmektedir.
Müşrikler bunu kullanarak:
“Bunlar eski insanların anlatılarından başka bir şey değil.”
demeye çalışıyorlardı.
Böylece vahyin ilahi kaynağını reddediyorlardı.
Kur’an’daki Eski Toplum Hikâyeleri Neden Anlatılır
Kur’an geçmişi sadece tarih bilgisi vermek amacıyla anlatmaz.Geçmiş toplumlardan:
ibret,
ahlaki ders,
insan davranışlarının sonuçları
ve peygamberlerin mücadeleleri
üzerinden mesaj çıkarır.
Yani Kur’an’daki kıssaların temel amacı insanı geçmişte gezdirmek değil, bugünkü hayatını sorgulatmaktır.
Bir Şeye “Masal” Demek Onu Çürütmüş Olur mu
Hayır.Bir iddiaya isim takmak, onu çürütmek değildir.
Bir insan:
“Bu saçmalık.”
“Bu masal.”
“Bunlar eski şeyler.”
diyebilir.
Ama bu ifadeler tek başına delil değildir.
Bir düşünceyle gerçek anlamda mücadele etmek için onun iddialarına cevap vermek gerekir.
Küçümsemek ile çürütmek aynı şey değildir.
İnsan Anlamadığı veya Kabul Etmek İstemediği Şeyi Neden Küçümser
Çünkü küçümsemek bazen zihinsel bir savunma yöntemidir.Bir fikir insanı rahatsız ediyorsa onunla ciddi biçimde yüzleşmek zor olabilir.
Eğer fikir doğruysa insanın değişmesi gerekebilir.
Bu nedenle:
“Buna değmez.”
demek daha kolay gelebilir.
Böylece insan meseleyi tartışmak yerine değersizleştirerek uzaklaştırır.

Kibir Hakikati Kabul Etmeyi Engelleyebilir mi
Evet.İnsan:
“Ben zaten biliyorum.”
dediğinde öğrenme kapısını kapatabilir.
Özellikle karşısındaki kişi kendisinden daha düşük sosyal konumda görülüyorsa kibir daha da büyüyebilir.
Mekke’nin ileri gelenlerinin Hz. Muhammed’in çağrısına karşı tavrında sosyal statü ve güç ilişkilerinin de önemli olduğu görülmektedir.
Hakikat bazen insanın egosuna ağır gelebilir.

Kur’an Neden Bu İtirazları Gizlemiyor
Çünkü Kur’an kendisine yöneltilen eleştirileri de aktarır.İnsanların:
“Şair.”
“Büyücü.”
“Eskilerin masalları.”
gibi ifadeler kullandığını açıkça anlatır.
Bu, Kur’an’ın yalnızca kendisini kabul eden insanların sözlerini aktarmadığını gösterir.
Karşı çıkanların argümanları da metinde yer alır.
Ardından bunlara cevaplar verilir.

Eleştiri ile Küçümseme Arasında Ne Fark Vardır
Eleştiri delil ister.Soru sorar.
Tutarsızlık arar.
Karşı tarafın ne söylediğini anlamaya çalışır.
Küçümseme ise çoğu zaman:
“Buna cevap vermeye bile değmez.”
tavrıdır.
Kur’an’ın eleştirdiği tavır, düşünmekten kaçan ve hakikati alaya alan bu yaklaşım olabilir.
Bir fikre katılmamak başka şeydir.
Onu hiç incelemeden küçümsemek başka şeydir.

İslam’da Soru Sormak Yanlış mıdır
Hayır.Kur’an’ın kendisi insanı düşünmeye çağırır.
Bir insan gerçekten anlamak için soru sorabilir.
Şüphelerini dile getirebilir.
Araştırabilir.
Delil isteyebilir.
Bunlar hakikati aramanın doğal parçalarıdır.
Enfâl 31’de eleştirilen şey soru sormak değil, mesajı değerlendirmeden küçümseyerek reddetmektir.

Enfâl 30 ile Enfâl 31 Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır
Bir önceki ayette Mekke ileri gelenlerinin Hz. Muhammed’i:tutuklamak,
öldürmek
veya Mekke’den çıkarmak
için plan yaptıkları anlatılmıştı.
Bu ayette ise aynı muhalefetin fikrî yönü gösteriliyor.
Bir tarafta fiziksel olarak mesajı durdurmak istiyorlar.
Diğer tarafta:
“Bu eskilerin masallarından başka bir şey değil.”
diyerek mesajın değerini düşürmeye çalışıyorlar.
Yani karşı çıkış hem fiilî hem söylemsel biçimde sürmektedir.

İnsan Bir Fikri Kabul Etmemek İçin Önceden Karar Verebilir mi
Evet.Bazen insan önce kararını verir:
“Buna inanmayacağım.”
Sonra gerekçeler aramaya başlar.
Bu durumda araştırma hakikati bulmak için değil, daha önce verilmiş kararı savunmak için yapılır.
Gerçek düşünce ise tersine işler:
Önce delillere bakılır.
Sonra sonuca ulaşılır.
Enfâl 31 bu açıdan düşünsel dürüstlüğü de sorgulatır.

Ayetin Günümüzdeki Karşılığı Ne Olabilir
Bugün insanlar sosyal medyada bir görüşle karşılaştığında birkaç saniye içinde:“Saçmalık.”
“Masal.”
“Cahilce.”
gibi ifadeler kullanabiliyor.
Oysa çoğu zaman metni bile tam okumamış olabiliyorlar.
Bu sadece din konusunda değil, hemen her konuda görülebilir.
Enfâl 31 bize önemli bir düşünme ahlakı öğretir:
Katılmadığın şeyi önce anlamaya çalış.
Sonra eleştir.

Ayetin En Derin Mesajlarından Biri Nedir
Belki de şudur:Hakikate karşı en büyük engel her zaman bilgisizlik değildir.
Bazen kibirdir.
Çünkü bilmeyen insan öğrenebilir.
Ama:
“Ben zaten biliyorum.”
diyen insan öğrenmek istemeyebilir.
Kur’an karşısındaki bazı insanların sorunu onun sözlerini hiç duymamaları değildi.
Duydular.
Ama kendilerini o sözün gerçekten doğru olabileceği ihtimaline açmadılar.

Sonuç: Enfâl Suresi 31. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Enfâl Suresi 31. ayet Mekke müşriklerinin Kur’an karşısındaki küçümseyici tavrını anlatmaktadır.Ayetler kendilerine okunuyordu.
Onlar:
“İşittik.”
diyorlardı.
Fakat ardından:
“İstesek biz de bunun benzerini söyleriz.”
ve:
“Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir.”
diyerek vahyi değersiz göstermeye çalışıyorlardı.
Ayet bize sadece tarihsel bir tartışmayı anlatmaz.
İnsan zihninin çok eski bir zaafını da gösterir:
Anlamak yerine küçümsemek.
Araştırmak yerine etiketlemek.
Delil sunmak yerine alay etmek.
Kendi fikrini sorgulamak yerine karşıdakini değersizleştirmek.
Gerçek düşünsel dürüstlük ise bundan farklıdır.
Bir görüş bize ters gelse bile önce onu anlamaya çalışırız.
Sonra delillerini değerlendiririz.
Gerekirse reddederiz.
Ama sırf hoşumuza gitmediği için ona “masal” demek hakikatin ne olduğunu belirlemez.
Enfâl 31 belki de bize şu soruyu yöneltmektedir:
Bir şeyi reddettiğimizde gerçekten neden yanlış olduğunu bildiğimiz için mi reddediyoruz, yoksa doğru çıkma ihtimali bizi rahatsız ettiği için mi?
“Hakikati küçümsemek onu küçültmez. İnsan bazen bir sözü susturabilir, onunla alay edebilir veya ona isim takabilir; fakat gerçeğin değeri bizim ona verdiğimiz isimle değişmez.”
Ersan Karavelioğlu