Enfâl Suresi 25. Ayette “Öyle Bir Fitneden Sakının ki İçinizden Yalnız Zulmedenlere Dokunmakla Kalmaz” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“Bir toplumda kötülük yalnızca onu yapan kişide kalmayabilir. Bazen susulan haksızlık büyür ve sonunda hiç istemeyen insanları bile içine alan bir felakete dönüşür.”
Ersan Karavelioğlu
Enfâl Suresi 25. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:“Öyle bir fitneden sakının ki içinizden yalnız zulmedenlere dokunmakla kalmaz. Bilin ki Allah’ın cezası şiddetlidir.”
Bu ayet bireysel kötülüklerin bazen toplumsal sonuçlar doğurabileceğini anlatan son derece güçlü bir uyarıdır.
Bir yanlış sadece onu yapan kişiyi etkilemeyebilir.
Eğer kötülük yayılır,
haksızlık normalleşir,
insanlar sessiz kalır
ve toplumdaki adalet duygusu çökerse,
ortaya çıkan sonuç herkesi etkileyebilir.
Ayetteki “Fitne” Ne Demektir
Fitne kelimesinin Kur’an’da tek bir anlamı yoktur.Bağlama göre:
imtihan,
karışıklık,
bozgunculuk,
baskı,
toplumsal çatışma
ve insanları büyük bir sıkıntıya sürükleyen olaylar
anlamında kullanılabilir.
Bu ayette ise toplumun tamamını etkileyebilecek büyük bir bozulma ve felaket anlamı öne çıkar.
“Yalnız Zulmedenlere Dokunmakla Kalmaz” Ne Demektir
Bu ifade, toplumsal kötülüğün etkisinin sadece kötülüğü başlatan kişilerde kalmayabileceğini anlatır.Örneğin bir toplumda adaletsizlik yaygınlaşırsa sadece zalimler zarar görmez.
Ekonomi bozulabilir.
Güven kaybolabilir.
Şiddet yayılabilir.
Masum insanlar da bunun sonuçlarını yaşayabilir.
Yani kötülüğün sosyal etkisi sınır tanımayabilir.
Bu Ayet Masum İnsanların Günahkârlar Gibi Cezalandırılacağını mı Söylüyor
Ahiret açısından herkes kendi sorumluluğundan hesaba çekilir.Bir insan başkasının günahını yüklenmez.
Fakat dünyadaki toplumsal sonuçlar farklı olabilir.
Örneğin savaş çıktığında sadece savaşı isteyenler zarar görmez.
Ekonomik kriz olduğunda sadece yanlış karar verenler etkilenmez.
Toplumsal düzen çöktüğünde suçsuz insanlar da acı çekebilir.
Ayetin önemli mesajlarından biri budur.
Bir Toplumun Yanlışları Neden Herkesi Etkiler
Çünkü insanlar birbirinden tamamen bağımsız yaşamaz.Bir toplumda herkesin davranışı ortak hayatı etkiler.
Yolsuzluk artarsa kurumlara güven azalır.
Şiddet yayılırsa insanlar kendilerini güvende hissedemez.
Yalan normalleşirse kimse kimseye inanmaz.
Haksızlık sıradanlaşırsa sonunda herkes hakkını kaybetme tehlikesiyle karşılaşır.
Toplum birbirine bağlı bir yapıdır.
Ayet İnsanlara Başkalarının Yanlışlarına Müdahale Etmelerini mi Söylüyor
Genel ahlaki açıdan, kötülük karşısında tamamen kayıtsız kalmamayı öğütlediği söylenebilir.Ancak müdahalenin de doğru yöntemle yapılması gerekir.
Her insan kendi başına cezalandırma yetkisine sahip değildir.
Haksızlığı:
sözle,
hukukla,
uyarıyla,
eğitimle
ve meşru yollarla
engellemeye çalışmak gerekir.
Kötülüğü önlerken yeni bir kötülük üretmek doğru değildir.
Sessiz Kalmak Her Zaman Suça Ortak Olmak mıdır
Her durumda aynı hüküm verilemez.İnsanın gücü,
bilgisi,
şartları
ve müdahale imkânı farklı olabilir.
Bazen insan konuşursa daha büyük bir zarar ortaya çıkabilir.
Bazen de sessizlik gerçekten haksızlığın büyümesine katkı sağlayabilir.
Bu nedenle mesele sadece konuşmak veya susmak değil, sorumlu biçimde ne yapılabileceğini değerlendirmektir.
Küçük Bir Yanlış Nasıl Büyük Bir Fitneye Dönüşebilir
Çoğu toplumsal bozulma bir anda ortaya çıkmaz.Önce küçük bir yanlış görmezden gelinir.
Sonra tekrar edilir.
Ardından insanlar:
“Herkes yapıyor.”
demeye başlar.
Bir süre sonra yanlış normal kabul edilir.
Daha sonra buna karşı çıkan kişi garip görülmeye başlanabilir.
İşte küçük bir yanlışın kültüre dönüşmesi böyle gerçekleşebilir.
Haksızlığın Normalleşmesi Neden Tehlikelidir
Çünkü insan sık gördüğü şeye alışır.İlk kez gördüğünde rahatsız olduğu bir kötülüğü zamanla sıradan kabul edebilir.
İlk yolsuzluk şaşırtır.
Sonra:
“Bunlar zaten olur.”
denmeye başlanır.
İlk şiddet olayı herkesi sarsar.
Sonra insanlar duyarsızlaşabilir.
Enfâl 25 bu tür toplumsal duyarsızlığın sonuçlarının büyüyebileceğini hatırlatır.
Ayet “Toplumdaki Her Kötülüğü Düzeltmek Zorundasınız” mı Diyor
İnsanın gücü sınırlıdır.Hiç kimse bütün dünyadaki yanlışları tek başına düzeltemez.
Fakat insan kendi imkânı ölçüsünde sorumluluk taşıyabilir.
Kendi ailesinde,
işinde,
çevresinde,
ticaretinde
ve kararlarında
adaletli davranabilir.
Bazen büyük değişim küçük bir çevrede doğru davranmakla başlar.

Fitne Sadece Savaş ve Şiddet midir
Hayır.Fitne daha geniş bir kavramdır.
Toplumsal çatışma fitne olabilir.
Baskı fitne olabilir.
İnsanların birbirine düşürülmesi fitne olabilir.
Yalanın ve kışkırtmanın yayılması da büyük karışıklıklara yol açabilir.
Bu nedenle ayetin mesajını sadece savaş ortamıyla sınırlamak gerekmez.

Sosyal Medya Çağında Bu Ayetin Bir Karşılığı Var mı
Evet, çok güçlü bir karşılığı vardır.Bugün yanlış bilgi birkaç dakika içinde milyonlarca insana ulaşabilir.
Bir yalan paylaşılır.
İnsanlar öfkelenir.
Bir kişi hedef gösterilir.
Toplum kutuplaşabilir.
Sonra gerçeğin farklı olduğu ortaya çıksa bile zarar çoktan verilmiş olabilir.
Bu nedenle bilgi paylaşırken sorumluluk taşımak da toplumsal fitneden korunmanın bir parçası olarak düşünülebilir.

Ayet Bize Toplumsal Sorumluluk Hakkında Ne Öğretiyor
İnsan sadece:“Ben kimseye kötülük yapmıyorum.”
demekle yetinmemelidir.
Bazen soru şudur:
Çevremdeki büyük bir haksızlık karşısında ben ne yapıyorum?
Onu destekliyor muyum?
Normalleştiriyor muyum?
Sessizliğim onun büyümesine mi yardım ediyor?
Yoksa imkânım ölçüsünde doğru olanı mı savunuyorum?
Bu, ayetin önemli ahlaki sorularından biridir.

Bir Toplumun Kurtuluşu Sadece İyi İnsanların Varlığına mı Bağlıdır
İyi insanların varlığı önemlidir.Fakat iyiliğin tamamen sessiz kalması bazen yeterli olmayabilir.
Adaletin görünür olması gerekir.
Doğru sözün söylenmesi gerekir.
İnsanların birbirinin hakkını koruyan bir kültür oluşturması gerekir.
Çünkü kötülük örgütlü ve iyilik tamamen dağınıksa toplumda denge bozulabilir.

“Allah’ın Cezası Şiddetlidir” İfadesi Neden Ayetin Sonunda Yer Alıyor
Bu ifade uyarının ciddiyetini gösterir.Toplumsal bozulma hafife alınmamalıdır.
İnsan:
“Beni ilgilendirmiyor.”
diyerek her şeyi görmezden gelemez.
Çünkü zulüm ve haksızlığın hem dünyada hem ahirette sonuçları olabilir.
Allah’ın adaleti karşısında insanın sorumluluğu vardır.

Her Toplumsal Felaketi Allah’ın Cezası Olarak Görebilir miyiz
Hayır.Bu çok önemli bir ayrımdır.
Bir deprem,
salgın,
kaza,
savaş
veya ekonomik kriz meydana geldiğinde:
“Bu kesin Allah’ın şu insanlara verdiği cezadır.”
diye kesin hüküm vermek doğru değildir.
Vahiy olmadan belirli bir olayın ilahi sebebini kesin biçimde bilemeyiz.
Ayetin amacı insanlara felaketler üzerinden başkalarını suçlama yetkisi vermek değildir.

Enfâl 24 ile Enfâl 25 Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır
Bir önceki ayette müminlere:“Size hayat verecek şeylere çağırıldığınızda cevap verin.”
denilmişti.
Bu ayette ise çağrıya kayıtsız kalmanın toplumsal sonuçlarından biri hatırlatılmış gibidir.
Yani Allah’ın rehberliği sadece bireyin kendi manevi hayatını korumaz.
Adalet,
sorumluluk
ve kötülük karşısında bilinç
toplumsal hayatı da korur.

Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir
Belki de şu cümlede özetlenebilir:“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” anlayışı tehlikelidir.
Çünkü bugün başkasına yapılan haksızlık yarın sana ulaşabilir.
Bugün görmezden gelinen bir yanlış yarın toplumun kuralı hâline gelebilir.
Bugün susulan bir zulüm yarın daha büyük bir güce dönüşebilir.
Bu nedenle toplumun sağlığı sadece kötü insanların ne yaptığıyla değil, iyi insanların ne kadar sorumluluk aldığıyla da ilgilidir.

Sonuç: Enfâl Suresi 25. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Enfâl Suresi 25. ayet bireysel günah ile toplumsal sonuç arasındaki farkı son derece güçlü biçimde ortaya koyar.Bir kötülüğü yapan kişi kendi davranışından sorumludur.
Fakat o kötülüğün dünyadaki sonuçları sadece onunla sınırlı kalmayabilir.
Zulüm yayılırsa masumlar da zarar görebilir.
Adaletsizlik yerleşirse herkes güvensizlik içinde yaşar.
Şiddet büyürse sadece onu başlatanlar değil, bütün toplum bedel ödeyebilir.
Bu yüzden ayet:
“Öyle bir fitneden sakının ki yalnız zulmedenlere dokunmakla kalmaz.”
diye uyarır.
Buradaki en önemli derslerden biri toplumsal sorumluluktur.
İnsan sadece kendi ellerinin temiz olmasına bakmamalıdır.
Yaşadığı toplumda kötülüğün normalleşmesine nasıl bir tavır aldığını da düşünmelidir.
Elbette herkes her şeyi değiştiremez.
Ama herkes kendi alanında bir şey yapabilir.
Doğruyu söyleyebilir.
Haksızlığa ortak olmayabilir.
Yalanı yaymayabilir.
İnsanların hakkını koruyabilir.
Vicdanını kaybetmeyebilir.
Enfâl 25 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:
Bir haksızlık bize dokunmadığında gerçekten önemsiz mi olur, yoksa biz sustukça bir gün herkese dokunacak kadar büyüyebilir mi?
“Kötülük bazen onu yapanın gücüyle değil, ona alışan insanların sessizliğiyle büyür. Bir toplumun geleceğini sadece yanlış yapanlar değil, doğruyu gördüğü hâlde ne yaptığına karar verenler de belirler.”
Ersan Karavelioğlu