📖 En‘âm Suresi 110. Ayette “İlk Defa Ona İnanmadıkları Gibi Biz de Onların Kalplerini ve Gözlerini Çeviririz ve Kendilerini Azgınlıkları İçinde | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 En‘âm Suresi 110. Ayette “İlk Defa Ona İnanmadıkları Gibi Biz de Onların Kalplerini ve Gözlerini Çeviririz ve Kendilerini Azgınlıkları İçinde

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,558
2,724,962
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 En‘âm Suresi 110. Ayette “İlk Defa Ona İnanmadıkları Gibi Biz de Onların Kalplerini ve Gözlerini Çeviririz ve Kendilerini Azgınlıkları İçinde Bocalar Hâlde Bırakırız” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

“En‘âm Suresi 110. ayet, hakikati sürekli reddetmenin insanın iç dünyasında bir alışkanlığa dönüşebileceğini anlatır. Kalp bir anda kapanmaz; insan, tekrar tekrar seçtiği yönün içinde giderek daha fazla yerleşebilir.”
Ersan Karavelioğlu
En‘âm Suresi 110. ayet, bir önceki ayette geçen:

“Mucize gelse bile inanmayabilirler.”

uyarısının nedenini açıklar.

Sorun yalnızca dışarıda delil bulunmaması değildir.

Bazen asıl sorun insanın iç dünyasında oluşan dirençtir.

Bir insan hakikati sürekli reddederse, zamanla:

reddetmek kolaylaşabilir,

kendi düşüncesini sorgulamak zorlaşabilir,

kalbi ve bakışı başka yöne alışabilir.

Ayet bu manevi süreci son derece çarpıcı bir dille anlatır.

1️⃣ “Kalplerini ve Gözlerini Çeviririz” Ne Demektir ❓

Buradaki kalp sadece duyguların merkezi değildir.

Kur’an dilinde kalp:

anlama,

niyet,

yöneliş,

vicdan

ile de ilişkilidir.

Göz ise fiziksel görmenin yanında işareti fark etme boyutunu çağrıştırır.

Yani insan görebilir ama anlamayabilir.

Duyabilir ama kabul etmeyebilir.

2️⃣ Allah İnsanların Kalplerini Keyfî Biçimde mi Çevirir ❓

Ayetin bağlamı böyle bir keyfîlik düşüncesini desteklemez.

Önce:

“İlk defa ona inanmadıkları gibi…”

denir.

Yani insanın önceki tavrı özellikle hatırlatılır.

Klasik tefsirlerde bu tür ifadeler çoğu zaman, sürekli inkâr ve inat sonucunda insanın kendi seçtiği yönün içinde bırakılması şeklinde açıklanmıştır.

Dolayısıyla burada sebepsiz bir mahrum bırakmadan çok, ısrarlı tercihin sonucu öne çıkar.

3️⃣ “İlk Defa İnanmadıkları Gibi” Neden Önemlidir ❓

Çünkü ayetin ahlaki mantığını gösterir.

İlk karşılaşmada:

delil geldi,

mesaj geldi,

düşünme fırsatı geldi.

Ama kişi bunu reddetti.

Bu reddediş tekrarlandıkça bir davranış biçimi hâline gelebilir.

İnsan sadece karar vermez; verdiği kararlar zamanla onu da şekillendirir.

4️⃣ Bir İnsan Sürekli Reddederek Gerçekten Değişebilir mi ❓

Evet.

Psikolojik olarak insan tekrar ettiği tutumlara alışabilir.

Örneğin sürekli:

bahane üretmek,

hatasını inkâr etmek,

sadece kendi fikrini destekleyen bilgiyi dinlemek

zamanla zihinsel bir alışkanlık oluşturabilir.

Ayetin manevi diliyle anlatılan şeyin önemli bir yönü budur:

Seçimler karaktere dönüşebilir.

5️⃣ “Kalbin Çevrilmesi” Manevi Körleşme midir ❓

Bu şekilde anlaşılabilir.

İnsan başlangıçta fark ettiği bir yanlışa zamanla alışabilir.

İlk yaptığı zaman vicdanı rahatsız olur.

Sonra tekrar eder.

Sonra normalleştirir.

En sonunda:

“Bunda yanlış olan ne var?”

demeye başlayabilir.

İşte manevi körelme böyle gelişebilir.

6️⃣ “Gözlerin Çevrilmesi” Ne Anlama Gelir ❓

İnsan aynı gerçeğe bakıp artık onu görmek istemeyebilir.

Çünkü görürse hayatını değiştirmesi gerekecektir.

Bu nedenle bazen problem gözün çalışmaması değil, bakışın yönünün bilinçli olarak değiştirilmesidir.

İnsan görmek istemediği şeyi zihninden uzaklaştırabilir.

7️⃣ Bu Ayet Fiziksel Görme Engeliyle mi İlgilidir ❓

Hayır.

Buradaki göz ve körlük ifadeleri manevi ve zihinsel anlamdadır.

Fiziksel görme engeli insanın değerini veya imanını azaltmaz.

Kur’an’ın eleştirdiği şey, hakikat karşısında bilinçli duyarsızlaşmadır.

8️⃣ İnsan Bir Yanlışı Ne Kadar Tekrarlarsa Normal Görmeye Başlar ❓

Bunun kesin bir sayısı yoktur.

Ama davranış psikolojisi açısından tekrar önemlidir.

Bir davranış:

tekrarlandıkça,

meşrulaştırıldıkça,

çevreden destek gördükçe

normalleşebilir.

Bu yüzden küçük ahlaki tavizler bazen zamanla büyük dönüşümlere yol açabilir.

9️⃣ “Azgınlıkları İçinde Bocalar Hâlde Bırakırız” Ne Demektir ❓

Buradaki ifade insanın kendi taşkınlığı ve sınır aşımı içinde yönünü kaybetmesini anlatır.

Bir kişi sürekli aynı yanlış yolu seçtiğinde, Allah’ın onu seçiminin sonuçlarıyla baş başa bırakması söz konusu olabilir.

Bu:

“Yanlış yap, hiçbir şey olmaz.”

demek değildir.

Tam tersine:

Yanlış yolun kendisi bir cezaya dönüşebilir.

🔟 “Bocalamak” Neden Güçlü Bir İfadedir ❓

Çünkü insan bazen çok hareket eder ama ilerlemez.

Bir düşünceden diğerine.

Bir bahaneden diğerine.

Bir öfkeden diğerine.

Dışarıdan aktif görünür.

Ama içten yönünü kaybetmiştir.

Bocalamak, bu yönsüzlüğün çok güçlü bir tasviridir.

1️⃣1️⃣ Bu Ayet “Allah İnsanları Sapıtıyor” Şeklinde mi Anlaşılmalıdır ❓

Tek başına böyle okumak eksik olur.

Kur’an’ın birçok yerinde insanın:

seçiminden,

niyetinden,

ısrarından

sorumlu olduğu belirtilir.

Bu tür ayetlerde ilahî sapma veya bırakma, çoğu zaman insanın ısrarlı tercihinden sonra gelen sonuç ve karşılık bağlamında anlaşılır.

Yani insanın iradesi tamamen silinmez.

1️⃣2️⃣ İnsan Kendi Kalbini Nasıl Koruyabilir ❓

Kendine şu soruları sorarak:

Ben yanlış çıkmaya açık mıyım?

Karşı görüşü gerçekten dinliyor muyum?

Hata yaptığımda kabul edebiliyor muyum?

Sadece hoşuma giden bilgileri mi seçiyorum?

Bu sorular, kalbin katılaşmasına karşı güçlü bir iç denetim olabilir.

1️⃣3️⃣ Sürekli Haklı Olduğunu Düşünmek Neden Tehlikelidir ❓

Çünkü insan kendi hatasını görme yeteneğini kaybedebilir.

Bir noktadan sonra:

eleştiriyi düşmanlık,

uyarıyı saldırı,

farklı fikri tehdit

olarak görmeye başlayabilir.

Bu durumda kişi gerçekliği değil, kendi savunmasını korur.

1️⃣4️⃣ En‘âm 109 ve 110 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓

  1. ayette:
“Mucize gelse inanacağız.”

iddiası vardı.

  1. ayette ise:
Mesele yalnız mucize değildir; sürekli reddediş insanın kalbini ve bakışını değiştirebilir.

mesajı gelir.

Yani sorun bazen dışarıdaki delilden çok, içerideki dirençtir.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet Alışkanlıkların Ahlaki Gücünü Nasıl Gösterir ❓

Çok güçlü biçimde.

İnsan tekrar ettiği davranışa dönüşebilir.

Sürekli:

dürüst davranan insan dürüstlüğe alışır.

Bahane üreten insan bahaneye alışır.

Merhamet eden merhamete.

Kibirlenen kibre.

Bu nedenle ahlak sadece tek tek kararlar değil, tekrarların oluşturduğu karakterdir.

1️⃣6️⃣ Yanlışta Israr Etmek ile Hata Yapmak Aynı Şey midir ❓

Hayır.

İnsan hata yapabilir.

Hatta büyük hata yapabilir.

Ama:

fark eder,

pişman olur,

döner,

düzeltmeye çalışırsa

başka bir yol açılır.

Ayetin eleştirisi daha çok ısrarlı ve bilinçli reddediş üzerindedir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Tövbe Kapısının Kapalı Olduğu Anlamına mı Gelir ❓

Hayır.

Kur’an’ın genel öğretisinde samimi tövbe ve dönüş imkânı vardır.

Bir insan uzun süre yanlışta kalmış olsa bile dönebilir.

Bu ayet, tövbe kapısını kapatmaktan çok şu tehlikeyi gösterir:

Yanlışta ne kadar uzun süre ısrar edilirse geri dönmek o kadar zorlaşabilir.

1️⃣8️⃣ Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓

Belki de şu:

Sadece neye inandığına değil, neye alıştığına da dikkat et.

Çünkü insanın zihni ve kalbi tekrarlarla şekillenir.

Bugün küçük gördüğün bir inkâr, yarın karakterinin parçası olabilir.

Bugün susturduğun vicdan, yarın daha az konuşabilir.

1️⃣9️⃣ En‘âm Suresi 110. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓

En‘âm Suresi 110. ayet, insanın çok önemli bir gerçeğini ortaya koyar:

İnsan sadece seçim yapmaz; seçimleri de zamanla insanı şekillendirir.

Bir yalan düşün.

İlk söylendiğinde insan huzursuz olabilir.

İkinci kez biraz daha kolay olur.

Sonra açıklamalar üretmeye başlar.

En sonunda kendi yalanına bile inanabilir.

Benzer süreç kibirde de olur.

Haksızlıkta da.

Önyargıda da.

İnanç konusunda da.

İlk reddedişten sonra insan mutlaka sonsuza kadar kapanmış değildir.

Ama reddediş tekrarlandıkça zihinsel direnç güçlenebilir.

İşte ayette:

“Kalplerini ve gözlerini çeviririz.”

ifadesi bu sürecin ilahî karşılık boyutunu anlatır.

İnsan:

“Ben gerçeği istemiyorum.”

diye tekrar tekrar yönelirse, sonunda gerçeği fark etme kapasitesi zayıflayabilir.

Bu, çok ciddi bir uyarıdır.

Çünkü insanın en tehlikeli hâli yanlış yapması değildir.

Yanlış yaptığını artık görememeye başlamasıdır.

Yanlışından utanmak hâlâ vicdanın canlı olduğunu gösterebilir.

Ama yanlışını erdem gibi savunmaya başladığında daha derin bir problem oluşur.

Ayetin:

“Azgınlıkları içinde bocalar hâlde bırakırız.”

ifadesi de bunu anlatır.

İnsan kendisini özgür zannedebilir.

Ama kendi arzularının, kibirlerinin ve alışkanlıklarının içinde dönüp duruyor olabilir.

Bu nedenle kalbi korumanın en önemli yollarından biri, insanın zaman zaman kendi düşüncesine dışarıdan bakabilmesidir.

“Ya ben yanılıyorsam?”

sorusunu sorabilmek.

Bu soru iman zayıflığı değildir.

Bazen tam tersine, entelektüel ve ahlaki tevazunun işaretidir.

Ve belki En‘âm 110’un bugün için en güçlü cümlesi şudur:

İnsanın en büyük tehlikesi bir kere yanlış yapmak değil, yanlışını tekrar tekrar savunarak sonunda onu göremeyecek hâle gelmektir. Kalp bir anda kapanmaz; çoğu zaman insanın küçük ama sürekli tercihleriyle yavaş yavaş yön değiştirir.

“En‘âm Suresi 110. ayet, hakikatin sürekli reddedilmesinin insanın kalbini ve bakışını dönüştürebileceğini hatırlatır. Yanlışta ısrar etmek yalnız bir davranışı tekrar etmek değildir; zamanla insanın doğruyu algılama biçimini de değiştirebilir. Bu yüzden en büyük korunma, hakikat karşısında tevazu ve dönüş kapısını açık tutmaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt