🧠 Eğer Hafızandaki Her Şey Değiştirilseydi, Yine Aynı İnsan Olur Muydun ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,537
2,724,955
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

🧠 Eğer Hafızandaki Her Şey Değiştirilseydi, Yine Aynı İnsan Olur Muydun ❓


“İnsan kendisini yalnızca adıyla, bedeniyle veya geçmişiyle tanımlamaz. Hatırladığımız insanlar, yaşadığımız acılar, öğrendiğimiz dersler ve kendimiz hakkında kurduğumuz hikâyeler kimliğimizin büyük bölümünü oluşturur. Eğer bütün anılarımız değiştirilseydi, bedenimiz aynı kalsa bile ‘ben’ dediğimiz şeyin ne kadarının değişeceği sorusu, insan kimliğinin en derin problemlerinden biridir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Hafıza Kimliğimizin Ne Kadarını Oluşturur ❓


Hafıza, kişisel kimliğin en önemli parçalarından biridir.


Çünkü insan kendisini:


çocukluğu,


ailesi,


başarıları,


hayal kırıklıkları,


sevdikleri,


kaybettikleri


ve geçmişte yaptığı seçimler


üzerinden tanır.


“Ben kimim?” sorusuna verdiğimiz cevapların büyük bölümü aslında:


“Ben neler yaşadım?”


sorusuna verdiğimiz cevaplarla bağlantılıdır.


Bu nedenle hafıza değiştiğinde:


benlik algısı da ciddi biçimde değişebilir.


2️⃣ Bütün Anıların Silinseydi Hâlâ Aynı Kişi Olur Muydun ❓


Bedenin aynı kalabilir.


DNA’n aynı olur.


Parmak izin değişmez.


Yüzün yine aynı görünür.


Ama sen:


aileni tanımazsan,


çocukluğunu hatırlamazsan,


sevdiğin insanları bilmezsen,


hayatındaki kararları unutursan,


kendini neye dayanarak:


“aynı kişi”


olarak tanımlarsın?


Bu yüzden fiziksel süreklilik ile:


psikolojik süreklilik


aynı şey değildir.


3️⃣ John Locke’a Göre Kişisel Kimlik Neye Bağlıdır ❓


Filozof John Locke, kişisel kimliği büyük ölçüde:


bilinç ve hafıza sürekliliğiyle


ilişkilendirmiştir.


Basitçe ifade edersek:


Bir insan geçmişte yaptığı bir eylemi:


kendi deneyimi olarak hatırlıyorsa


o geçmiş kişiyle bugünkü kişi arasında psikolojik bir devamlılık vardır.


Bu düşünce çok güçlü bir soru doğurur:


Hatırlamadığın geçmiş gerçekten “senin” geçmişin midir?


4️⃣ Ama Hafıza Hatasız Değilse Locke’un Görüşü Sorunlu Değil Mi ❓


Evet.


İnsan hafızası:


kamera kaydı değildir.


Anıları yeniden kurarız.


Bazı ayrıntıları unuturuz.


Bazılarını yanlış hatırlarız.


Sonradan öğrendiğimiz bilgiler:


eski anılarımızı değiştirebilir.


Hatta hiç yaşanmamış olaylara dair:


yanlış anılar


oluşabilir.


O hâlde kimliğimizi hafızaya dayandırıyorsak:


kimliğimiz de sandığımız kadar sabit olmayabilir.


5️⃣ Bir Anının Değişmesi Seni Değiştirir Mi ❓


Küçük bir anının değişmesi muhtemelen:


bütün kişiliğini değiştirmez.


Ama bazı anılar kimliğin merkezindedir.


Örneğin:


“Çocukken ailem beni hiç sevmedi.”


inancıyla yaşayan biriyle:


“Çocukken çok sevildim.”


diye hatırlayan biri


aynı olaylara:


çok farklı anlamlar


yükleyebilir.


Bir anının değişmesi bazen yalnız geçmişi değil:


bugünkü davranışları da


değiştirebilir.


6️⃣ Ya Bütün Çocukluk Anıların Değiştirilseydi ❓


Bu çok daha radikal bir durum olurdu.


Diyelim ki sana:


aslında hiç yaşamadığın mutlu bir çocukluk


hatırlatıldı.


Sevmediğin insanları sevdiğini,


hiç gitmediğin yerlere gittiğini,


hiç yaşamamış olduğun olayları yaşadığını


hatırlıyorsun.


Sen bu anıları:


gerçek sanıyorsun.


Bu durumda bugünkü “sen” büyük ölçüde:


hiç yaşanmamış bir geçmişin üzerine


kurulabilir.


O kişi hâlâ sen midir?


7️⃣ Sahte Bir Hafıza Gerçek Bir Duygu Üretebilir Mi ❓


Evet.


Bir anının gerçekte yaşanmış olmasıyla:


insanın onu gerçek sanması


aynı şey değildir.


Eğer kişi bir olayı gerçekten yaşadığına inanıyorsa:


o anıya bağlı:


korku,


sevgi,


öfke,


özlem


ve suçluluk


duyguları gerçek olabilir.


Yani:


anının kaynağı sahte olsa bile duygusal sonucu gerçek olabilir.


Bu da benlik problemini daha karmaşık hâle getirir.


8️⃣ Sevdiğin İnsanları Unutsaydın Onları Hâlâ Seviyor Olur Muydun ❓


Bu çok zor bir sorudur.


Sevgi yalnızca:


hatırlanan bilgilerden


oluşmaz.


Bazı duygusal bağlar:


alışkanlık,


bedensel tepki,


duygusal öğrenme


ve bilinç dışı çağrışımlarla


sürdürülebilir.


Bir kişi bir yakınının adını hatırlamayabilir ama:


yanında huzur hissedebilir.


Bu durum sevginin:


hafızadan daha derin katmanları olabileceğini


düşündürür.


9️⃣ Hafıza Kaybolsa Karakter De Kaybolur Mu ❓


Her zaman tamamen değil.


Bazı kişilik özellikleri:


genetik eğilimler,


erken gelişim,


sinir sistemi özellikleri


ve uzun süreli öğrenmeyle


ilişkilidir.


Bir insan geçmişini unutsa bile:


sakin,


dürtüsel,


utangaç


veya meraklı


olmaya devam edebilir.


Bu nedenle kimlik:


yalnızca hatıralardan oluşmaz.


🔟 Bedenin Aynı Kalması Seni Aynı İnsan Yapmaya Yeter Mi ❓


Bu konuda iki temel yaklaşım vardır.


Birinci yaklaşım:


biyolojik süreklilik.


Aynı yaşayan organizma devam ettiği sürece:


aynı insansın.


İkinci yaklaşım:


psikolojik süreklilik.


Düşüncelerin,


anıların,


niyetlerin


ve kişiliğin


devam ediyorsa:


aynı kişisin.


Fakat bu iki yaklaşım bazen birbirinden ayrılır.


Aynı beden içerisinde:


tamamen farklı bir psikolojik kişi


ortaya çıkabilir mi?


İşte problem burada başlar.


1️⃣1️⃣ Eğer Sana Başka Birinin Anıları Yüklenseydi Ne Olurdu ❓


Düşünelim:


Sen kendi bedenindesin.


Ama başka bir insanın:


çocukluğunu,


ailesini,


aşklarını,


korkularını,


başarılarını


kendi geçmişinmiş gibi hatırlıyorsun.


Uyandığında:


hangi kişinin “sen” olduğunu düşünürdün?


Bedenine mi inanırdın?


Yoksa:


hatırladığın hayata mı?


Bu düşünce deneyi kişisel kimliğin ne kadar karmaşık olduğunu gösterir.


1️⃣2️⃣ İki İnsan Aynı Anılara Sahip Olsa Aynı Kişi Mi Olurlar ❓


Hayır.


Diyelim ki teknolojik olarak:


bir insanın bütün anıları


iki farklı kişiye aktarıldı.


İkisi de:


aynı çocukluğu,


aynı arkadaşları,


aynı hayatı


hatırlıyor.


Hangisi:


“gerçek kişi”


olur?


İkisi birden aynı kişi olamaz gibi görünür.


Bu sorun hafıza teorisinin sınırlarını gösterir.


Kimlik için yalnız hafıza değil:


süreklilik ve tekillik


de gerekir.


1️⃣3️⃣ “Ben” Belki Bir Hikâye Midir ❓


Modern psikoloji ve felsefede güçlü fikirlerden biri:


anlatısal benlik


kavramıdır.


İnsan yaşadıklarını:


rastgele olaylar olarak değil,


bir hikâyenin parçaları olarak


birleştirir.


“Ben küçüklüğümden beri…”


“Hayatımın dönüm noktası…”


“Beni değiştiren olay…”


gibi cümlelerle:


kendi biyografimizi yaratırız.


Belki “ben” dediğimiz şeyin önemli bir kısmı:


kendimiz hakkında sürekli anlattığımız hikâyedir.


1️⃣4️⃣ Ama Hikâyemiz Değişirse Benliğimiz De Değişir Mi ❓


Evet.


Aynı geçmiş olay:


farklı yaşlarda


farklı anlamlara sahip olabilir.


Yirmi yaşında:


“Hayatımı mahvetti.”


dediğin bir olay için kırk yaşında:


“Beni değiştiren şey buydu.”


diyebilirsin.


Olay değişmedi.


Ama:


hikâyedeki anlamı değişti.


Bu da kimliğin yalnızca olaylardan değil:


olaylara verdiğimiz anlamlardan


oluştuğunu gösterir.


1️⃣5️⃣ Unutmak Da Kimliğin Bir Parçası Mıdır ❓


Evet.


İnsan yalnızca:


hatırladıklarıyla


değil,


unuttuklarıyla


da şekillenir.


Her şeyi hatırlasaydık:


psikolojik yaşam çok farklı olurdu.


Bazı ayrıntıların silinmesi:


zihnin dünyayı sadeleştirmesine


yardımcı olur.


Ayrıca bazı acıların zamanla yoğunluğunu kaybetmesi:


hayatın devam edebilmesini


kolaylaştırabilir.


Bu nedenle unutmak her zaman:


bir kusur


değildir.


1️⃣6️⃣ Eğer Hafızan Değişse Ahlâkî Sorumluluğun Da Değişir Mi ❓


Bu çok ciddi bir sorudur.


Bir insan geçmişte yaptığı bir suçu:


hiç hatırlamıyorsa


o suçtan aynı anlamda sorumlu mudur?


Hukuken çoğu durumda:


evet.


Çünkü eylemi gerçekten yapan aynı biyolojik kişidir.


Ama psikolojik olarak mesele karmaşıktır.


Bugünkü insan geçmişteki kişiyle:


hiçbir psikolojik bağ taşımıyorsa


cezanın anlamı ne olur?


Bu problem:


hukuk,


ahlâk


ve kişisel kimliğin


kesiştiği çok zor bir alandır.


1️⃣7️⃣ Gerçek “Sen” Hafızanın Altında Başka Bir Yerde Olabilir Mi ❓


Belki.


Hafızanın altında:


mizaç,


bedensel eğilimler,


duygusal tepkiler,


değer oluşturma biçimleri


ve bilinç


gibi başka katmanlar vardır.


Belki insan:


anılarının toplamından fazlasıdır.


Hafızayı değiştirsek bile:


bir tür temel psikolojik yapı


kalmaya devam edebilir.


Fakat bunun ne kadarının:


“gerçek benlik”


olduğu hâlâ tartışmalıdır.


1️⃣8️⃣ Aynı İnsan Olmak İçin Ne Kadarının Aynı Kalması Gerekir ❓


Bunun kesin bir cevabı yoktur.


Beden mi?


Beyin mi?


Hafıza mı?


Karakter mi?


Değerler mi?


Bilinç mi?


Hepsinden biraz mı?


Belki kişisel kimlik:


tek bir anahtarla açılan kapı değildir.


Birçok sürekliliğin:


birlikte devam etmesi


sonucunda oluşur.


Ve bu süreklilikler zaman içinde yavaşça değiştiği için biz kendimizi:


aynı insan


olarak deneyimleriz.


1️⃣9️⃣ Sonuç: Hafızandaki Her Şey Değiştirilseydi Yine Aynı İnsan Olur Muydun ❓


Dışarıdan bakıldığında:


evet.


Aynı yüz.


Aynı beden.


Aynı DNA.


Aynı parmak izi.


Aynı doğum tarihi.


Ama içeriden:


belki hayır.


Çünkü artık:


başka insanları seviyor olabilirsin.


Başka şeylerden korkuyor olabilirsin.


Başka bir çocukluk hatırlıyor olabilirsin.


Başka seçimlerin olduğuna inanıyor olabilirsin.


Kendin hakkında:


tamamen başka bir hikâye


anlatıyor olabilirsin.


İşte kişisel kimliğin büyük bilmecesi burada ortaya çıkar.


İnsan yalnızca:


bir beden


değildir.


Ama yalnızca:


bir hafıza


da değildir.


Belki “sen”:


bedenin,


hafızan,


karakterin,


bilincin,


ilişkilerin,


değerlerin


ve zaman içerisindeki sürekliliğinin


oluşturduğu:


hareket hâlindeki bir bütündür.


Bu yüzden hafızadaki her şey değiştirildiğinde ortaya çıkan kişi:


biyolojik olarak sen olabilir.


Hukuken sen olabilir.


Başkalarının gözünde sen olabilir.


Ama kendi gözünde:


bambaşka biri


olabilir.


Ve burada çok daha rahatsız edici bir ihtimal doğar:


Ya bugün hatırladığın bazı şeyler zaten:


tam olarak yaşandığı gibi değilse?


O zaman bugün “gerçek benliğim” dediğin kişi bile:


kısmen gerçek olaylardan,


kısmen unutulanlardan,


kısmen yeniden yorumlananlardan


ve kısmen zihnin tamamladığı boşluklardan


oluşuyor olabilir.


Belki insan kimliğinin en şaşırtıcı gerçeği budur:


Biz geçmişimizi yalnız hatırlamıyoruz; onu her hatırladığımızda bir ölçüde yeniden kuruyoruz.


Bu durumda gerçek “sen” belki geçmişin kusursuz kaydı değildir.


Gerçek “sen”:


bugün elinde bulunan geçmişle ne yaptığındır.


Ve soru artık daha derin hâle gelir:


Eğer seni sen yapan anılarının gerçekliğinden yüzde yüz emin olamıyorsan, “ben” dediğin şey gerçekten nerede başlar ve nerede biter?


“Hafızamızı geçmişin kusursuz arşivi sanıyoruz; oysa insan her hatırlayışında geçmişine yeniden anlam verir. Eğer bütün anılarım değişseydi bedenim hâlâ bana ait olabilirdi, fakat içimde yaşayan hayat başka birine dönüşebilirdi. Belki ‘ben’ dediğimiz şey, yalnız hatırladıklarımız değil; hatırladıklarımızdan bugün hangi insanı kurduğumuzdur.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt