Herkes Seni Yanlış Tanıyorsa, Gerçek “Sen” Hangisisin
“Bir insanı herkes farklı tanıyabilir. Biri seni sessiz, diğeri kibirli, bir başkası güçlü, başka biri kırılgan görebilir. Fakat insanların senin hakkında oluşturduğu bütün imgeler üst üste konulduğunda bile geriye şu soru kalır: Sen gerçekten kimsin? Belki gerçek ‘sen’, insanların gördüğü yüzlerin hiçbirinde tam olarak bulunmayan; seçimlerinin, niyetlerinin, korkularının ve kendi kendine söylediğin en dürüst cümlelerin birleşimidir.”
Ersan Karavelioğlu
“Gerçek Benlik” Diye Tek Bir Şey Var Mıdır
İlk bakışta insanın içinde değişmeyen tek bir:
“gerçek ben”
olduğu düşünülebilir.
Fakat insan psikolojisi bundan daha karmaşıktır.
Biz:
ailemizle başka,
arkadaşlarımızla başka,
iş ortamında başka,
yalnızken başka
davranabiliriz.
Bu farklılıkların hepsi sahte olmak zorunda değildir.
Belki de insan:
tek bir yüz değil, birbirine bağlı birçok yönün oluşturduğu bir bütündür.
Başkalarının Bizi Tanıdığı Kişi Gerçekten Biz Miyiz
Kısmen.
Çünkü insanlar bizim:
davranışlarımızı,
sözlerimizi,
tepkilerimizi
ve seçimlerimizi
görür.
Dolayısıyla başkalarının bizim hakkımızdaki görüşleri tamamen değersiz değildir.
Ancak onlar:
iç dünyamızın tamamını göremez.
Bir insan sessiz olabilir ama içinde büyük mücadeleler yaşıyor olabilir.
Gülümseyebilir ama üzgün olabilir.
Sert görünebilir ama aslında korkuyor olabilir.
Bu nedenle:
başkalarının gördüğü sen, gerçek senin yalnızca bir bölümüdür.
Peki Biz Kendimizi Tam Olarak Tanıyor Muyuz
Muhtemelen hayır.
İnsan kendisine en yakın kişi olmasına rağmen:
kendisi hakkında da yanılabilir.
Kendi hatalarını küçültebilir.
Niyetlerini olduğundan daha temiz görebilir.
Bazı korkularını inkâr edebilir.
Kendi davranışlarına sürekli gerekçe üretebilir.
Bu nedenle:
“Ben kendimi biliyorum.”
cümlesi her zaman doğru olmayabilir.
Belki insanın en zor keşfi:
kendi kendisi hakkındaki yanılgılarıdır.
Herkes Seni Yanlış Tanıyorsa Sorun Onlarda Mıdır
Her zaman değil.
Eğer birkaç kişi seni yanlış anlamışsa:
iletişim problemi
olabilir.
Ama birbirinden bağımsız çok sayıda insan seni aynı biçimde algılıyorsa:
bir soru sormak gerekir:
“Acaba dışarıya gerçekten böyle bir şey mi gösteriyorum?”
İnsan kendisini:
iyi niyetli
olarak görebilir.
Ama davranışları sürekli:
mesafeli,
kırıcı
veya küçümseyici
algılanıyorsa yalnızca:
“Beni herkes yanlış anlıyor.”
demek yeterli olmayabilir.
Niyet Mi Daha Gerçektir Davranış Mı
Bu, insan kimliğinin en zor sorularından biridir.
İnsan:
“Ben kötü niyetli değildim.”
diyebilir.
Ama karşısındaki kişi gerçekten incinmiş olabilir.
Niyet önemlidir.
Fakat sonuç da önemlidir.
Bir insanın kimliği yalnızca:
ne yapmak istediğiyle
değil,
gerçekte ne yaptığıyla
da şekillenir.
Belki gerçek benlik:
niyet ile davranış arasındaki mesafede
ortaya çıkar.
İnsanların Bizi Yanlış Anlaması Kaçınılmaz Mıdır
Büyük ölçüde evet.
Çünkü insanlar bizi kendi:
geçmişleri,
korkuları,
beklentileri,
önyargıları
ve deneyimleri
üzerinden yorumlar.
Aynı davranış:
birine özgüven,
başkasına kibir
gibi görünebilir.
Sessizlik:
birine olgunluk,
başkasına soğukluk
gibi gelebilir.
Bu nedenle hiçbir insan:
başka bir insan tarafından tamamen ve kusursuz biçimde okunamaz.
O Hâlde İnsanların Fikirlerini Hiç Önemsememek Mi Gerekir
Hayır.
Bu da başka bir uçtur.
“Kim ne düşünürse düşünsün.”
demek bazen özgürlük olabilir.
Ama bazen:
eleştiriden kaçış
da olabilir.
Olgun yaklaşım:
her söyleneni doğru kabul etmek değil,
ama tekrar eden geri bildirimleri:
dürüstçe incelemektir.
Başkalarının bakışı ayna olabilir.
Fakat:
ayna hakikatin tamamı değildir.
Sosyal Ortamlardaki Farklı “Sen”ler Sahte Midir
Hayır.
Bir doktor hastasıyla başka,
çocuğuyla başka,
arkadaşıyla başka
konuşabilir.
Bu ikiyüzlülük değildir.
Bağlam değiştikçe:
davranış biçimi de değişebilir.
Sorun farklı yönlere sahip olmak değildir.
Sorun:
her ortamda tamamen başka değerlere sahipmiş gibi davranmak
olabilir.
Gerçek benlik değişmez mimiklerde değil:
temel değerlerdeki süreklilikte
aranabilir.
İnsan Ne Zaman Rol Yapmaya Başlar
İnsan bazen kabul görmek için:
kendisine ait olmayan davranışları
sürekli sergilemeye başlayabilir.
Herkesi memnun etmek ister.
Fikirlerini saklar.
Rahatsız olduğu şeylere:
“Sorun değil.”
der.
Zamanla şu soru ortaya çıkar:
“Ben gerçekten böyle miyim, yoksa böyle görünmeye mi alıştım?”
Rol uzun süre devam ettiğinde:
rol ile benlik birbirine karışabilir.
Yalnızken Olduğumuz Kişi Gerçek “Biz” Miyiz
Bu güçlü bir ölçüttür ama tek başına yeterli değildir.
Çünkü yalnızken insan:
toplumsal rol baskısından
daha özgür olabilir.
Kimse görmediğinde:
ne düşündüğümüz,
ne yaptığımız,
neyi arzuladığımız
karakterimizin önemli taraflarını gösterebilir.
Fakat insan yalnızken de:
kendine yalan söyleyebilir.
Dolayısıyla gerçek benlik yalnız:
“Kimse beni görmüyorken ne yapıyorum?”
sorusunda değil,
“Kimse görmediğinde bile hangi değerlerden vazgeçmiyorum?”
sorusunda ortaya çıkabilir.

Hafızamız Gerçek Benliğimizi Oluşturur Mu
Kısmen.
İnsan kendisini büyük ölçüde:
geçmişi hakkında anlattığı hikâye
üzerinden tanımlar.
“Ben böyle biriyim çünkü…”
diye başlayan cümlelerimiz vardır.
Ama hafıza:
kusursuz bir kayıt sistemi değildir.
Unuturuz.
Yeniden yorumlarız.
Bazı anıları büyütürüz.
Bazılarını küçültürüz.
Bu nedenle benlik:
yalnız hatırladıklarımız değil,
hatırladıklarımıza verdiğimiz anlamla
da şekillenir.

Geçmişteki Sen Mi Gerçekti Bugünkü Sen Mi
İkisi de.
Fakat hiçbiri:
tek başına bütün sen değildir.
İnsan değişebilir.
On yıl önce savunduğu bir düşünceyi bugün reddedebilir.
Eskiden korkak olduğu bir konuda bugün cesur olabilir.
Bir zamanlar yaptığı hatayı artık yapmayabilir.
Bu değişim:
önceki benliğin sahte olduğu
anlamına gelmez.
İnsan:
zaman içinde dönüşen bir varlıktır.

İnsan Kendisi Hakkındaki Hikâyesini Değiştirebilir Mi
Evet.
Ve bu bazen hayat değiştirici olabilir.
Bir insan kendisine yıllarca:
“Ben başarısız biriyim.”
diyebilir.
Başka biri:
“Ben insanlara güvenemem.”
diye yaşayabilir.
Bu cümleler zamanla:
kimlik hâline gelebilir.
Oysa bunlar çoğu zaman mutlak gerçek değil:
geçmiş deneyimlerden çıkarılmış yorumlardır.
İnsan hikâyesini değiştirdiğinde davranışları da değişebilir.

Gerçek Benlik Değişiyorsa Nasıl “Gerçek” Olabilir
Çünkü gerçek olmak:
değişmez olmak
zorunda değildir.
Bir nehir sürekli değişir ama yine de:
aynı nehir olarak tanınabilir.
İnsan da:
düşüncelerini,
ilişkilerini,
hedeflerini
değiştirirken bazı temel süreklilikler taşıyabilir.
Değerler.
Karakter eğilimleri.
Vicdan.
Hayata verdiği temel anlam.
Belki gerçek benlik:
değişimin içindeki sürekliliktir.

Başkalarının Gözündeki “Sen” Neden Bazen Daha Gerçek Görünebilir
Çünkü başkaları bizim:
kendimize anlatamadığımız davranış kalıplarını
görebilir.
Örneğin insan:
“Ben çok sakinim.”
diyebilir.
Ama çevresindeki herkes onun:
eleştirilince hemen savunmaya geçtiğini
söylüyorsa burada dikkate değer bir şey vardır.
İnsan kendi iç niyetini bilir.
Başkaları ise:
davranışın dışarıdaki sonucunu
görür.
İki bakış bir araya geldiğinde:
daha gerçekçi bir benlik resmi
oluşabilir.

Gerçek Sen Seçimlerinde Mi Ortaya Çıkar
Belki en güçlü cevaplardan biri budur.
İnsan kendisi hakkında istediği kadar:
iyi şeyler düşünebilir.
Ama karakter:
seçim anlarında
ortaya çıkar.
Güç elindeyken ne yapıyorsun?
Kimse görmezken nasıl davranıyorsun?
İşine gelmediğinde adaletli kalabiliyor musun?
Korktuğunda hangi değeri terk ediyorsun?
Çıkarınla vicdanın çatıştığında hangisini seçiyorsun?
Gerçek “sen” belki:
kendin hakkında söylediklerinden çok, tekrar tekrar yaptığın seçimlerdir.

Peki İnsan Tamamen Kendisi Olabilir Mi
Belki hiçbir zaman yüzde yüz değil.
Çünkü insan:
ailesinden,
kültüründen,
dilinden,
geçmişinden,
toplumundan
etkilenir.
“Ben tamamen bağımsız biriyim.”
demek bile:
başka etkilerin farkında olmamak
olabilir.
Ama insan yine de:
daha bilinçli bir benlik
oluşturabilir.
Kendisine şunu sorabilir:
“Bunu gerçekten ben mi istiyorum, yoksa benden istenmesini öğrendiğim için mi istiyorum?”
Bu soru bile insanı özgürleştirebilir.

Herkes Seni Yanlış Tanıyorsa Gerçeği Kim Belirler
Ne yalnız toplum.
Ne yalnız sen.
Belki gerçek:
üç farklı alanda kesişir.
Senin kendin hakkında bildiklerin.
Başkalarının sende gözlemledikleri.
Ve davranışlarının dünyada bıraktığı gerçek sonuçlar.
Bu üçünü birlikte değerlendirmek:
tek birine inanmak kadar kolay değildir.
Ama muhtemelen:
daha dürüsttür.
Gerçek benlik bir etiketten çok:
sürekli devam eden bir kendini tanıma sürecidir.

Sonuç: Herkes Seni Yanlış Tanıyorsa, Gerçek “Sen” Hangisisin
Belki bu sorunun en kolay cevabı:
“Ben kendimi nasıl biliyorsam oyum.”
demektir.
Ama bu yeterli değildir.
Çünkü insan kendisine de:
yanlış bir hikâye anlatabilir.
Başka bir cevap:
“İnsanların beni gördüğü kişiyim.”
olabilir.
Bu da yeterli değildir.
Çünkü başkaları bizim:
korkularımızı,
niyetlerimizi,
sessiz mücadelelerimizi
ve iç dünyamızın tamamını
bilemez.
O hâlde gerçek “sen” nerede?
Belki:
ikisinin arasında.
Senin kendin hakkında bildiğin şeylerde.
Başkalarının sende gördüğü tekrar eden davranışlarda.
Kimse görmezken yaptıklarında.
Korktuğunda aldığın kararlarda.
Güç elindeyken nasıl davrandığında.
Çıkarınla vicdanın çatıştığında hangi tarafı seçtiğinde.
Ve en önemlisi:
kim olduğunu fark ettikten sonra kim olmayı seçtiğinde.
İnsan belki doğduğu anda hazır bir “benlik” almaz.
Hayat boyunca:
kendini oluşturur.
Her karar:
küçük bir parça ekler.
Her vazgeçiş:
bir şeyi çıkarır.
Her hata:
bir iz bırakır.
Her farkındalık:
yeni bir yön açabilir.
Bu yüzden:
“Gerçek ben kimim?”
sorusunun cevabı yalnız geçmişte bulunmaz.
Bir bölümü:
gelecekte vereceğin kararlarda
henüz yazılmamıştır.
Belki insanın en özgürleştirici farkındalığı da budur:
Başkalarının seni yanlış tanıması can sıkıcı olabilir; fakat daha büyük mesele, senin yanlış tanıdığın bir benliği ömür boyu kendin sanmandır.
Ve geriye tek bir soru kalır:
Bütün insanların senin hakkında düşündükleri sustuğunda ve senin kendin hakkında anlattığın bütün hikâyeler de ortadan kalktığında, geriye davranışlarınla kanıtlanmış nasıl bir insan kalıyor?
“Gerçek ‘sen’, insanların seni nasıl tanımladığı kadar basit değildir; fakat kendin hakkında anlattığın hikâye kadar da güvenilir olmayabilir. Belki insanın hakikati, kimse bakmazken yaptığı seçimlerde ve kendi çıkarına rağmen koruduğu değerlerde saklıdır. Çünkü karakter, ‘Ben kimim?’ sorusuna verdiğimiz cevap değil; hayat boyunca verdiğimiz cevapların toplamıdır.”
Ersan Karavelioğlu