🧠 İnsan Kendini Gerçekten Tanıyabilir Mi, Yoksa Kendimiz Hakkında Da Bir Hikâye Mi Anlatıyoruz ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,537
2,724,955
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

🧠 İnsan Kendini Gerçekten Tanıyabilir Mi, Yoksa Kendimiz Hakkında Da Bir Hikâye Mi Anlatıyoruz ❓


“İnsan başkaları hakkında yanılabildiğini kolayca kabul eder; fakat kendisi hakkındaki yanılgılarını fark etmek çok daha zordur. ‘Ben böyle biriyim’ dediğimizde çoğu zaman yalnızca gerçeği tarif etmeyiz; geçmişimizi seçer, bazı anıları öne çıkarır, bazılarını unutur ve kendimize tutarlı bir hikâye kurarız. Belki kendini tanımak, kendimiz hakkında kesin bir cevap bulmak değil; anlattığımız hikâyeyle yaşadığımız gerçek arasındaki mesafeyi dürüstçe görebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ İnsan Kendini Gerçekten Tanıyabilir Mi ❓


Bir ölçüde evet.


Ama muhtemelen:


tam ve kusursuz biçimde değil.


İnsan kendi:


düşüncelerine,


anılarına,


arzularına,


korkularına


ve niyetlerine


başkalarından daha doğrudan erişebilir.


Bu nedenle kendimiz hakkında önemli bir bilgi avantajımız vardır.


Fakat aynı zamanda kendi zihnimizin:


en büyük yanılgılarının da içindeyiz.


Yani kendimizi en yakından gören kişi biz olabiliriz.


Ama:


en tarafsız gören kişi olduğumuz söylenemez.


2️⃣ “Ben Böyle Biriyim” Dediğimizde Aslında Ne Söylüyoruz ❓


İnsan sık sık kendisini birkaç cümleyle tanımlar:


“Ben sakin biriyim.”


“Ben kimseye kötülük yapmam.”


“Ben kolay güvenmem.”


“Ben çok sabırlıyım.”



Fakat bu cümleler gerçeğin tamamı değildir.


Bunlar:


kendimiz hakkında oluşturduğumuz özetlerdir.


Bir insan kendisini sabırlı görebilir ama yalnızca işler istediği gibi giderken sabırlı olabilir.


Kendisini cömert görebilir ama paylaşmak gerçekten bedel gerektirdiğinde değişebilir.


Dolayısıyla kimlik cümlelerimiz:


test edilmemiş varsayımlar da olabilir.


3️⃣ İnsan Neden Kendisi Hakkında Bir Hikâye Kurar ❓


Çünkü hayat:


dağınık olaylardan


oluşur.


Çocukluk.


Başarılar.


Utançlar.


Aşklar.


Kayıplar.


Yanlış kararlar.


Tesadüfler.


İnsan bütün bunları birbirinden kopuk bırakmak yerine:


bir anlatının parçalarına dönüştürür.


“Benim hayatım böyle oldu çünkü…”


dediğimiz anda:


hikâye kurmaya başlarız.


Bu hikâye bize kimlik ve süreklilik hissi verir.


4️⃣ Bu Hikâye Tamamen Uydurma Mıdır ❓


Hayır.


Kendimiz hakkında anlattığımız hikâyenin içinde:


gerçek olaylar


vardır.


Fakat onları nasıl seçtiğimiz ve yorumladığımız önemlidir.


İki insan benzer bir başarısızlık yaşayabilir.


Biri:


“Ben yetersizim.”


sonucunu çıkarabilir.


Diğeri:


“Yanlış bir yöntem kullandım.”


diyebilir.


Olay aynı olabilir.


Ama oluşturulan kimlik:


tamamen farklıdır.


Demek ki insan yalnızca yaşadıklarıyla değil:


yaşadıklarına verdiği anlamla


da şekillenir.


5️⃣ Hafızamız Kendimiz Hakkındaki Hikâyeyi Ne Kadar Etkiler ❓


Çok fazla.


Çünkü geçmişimize ulaşırken kullandığımız temel araç:


hafızadır.


Fakat hafıza kusursuz bir kayıt cihazı değildir.


Bazı olayları unuturuz.


Bazı ayrıntıları değiştiririz.


Sonradan öğrendiğimiz bilgiler eski anılarımıza karışabilir.


Aynı olayı yıllar sonra:


başka biçimde yorumlayabiliriz.


Bu durumda kendimiz hakkındaki hikâyemizin malzemesi bile:


tamamen sabit değildir.


6️⃣ İnsan Kendi Geçmişini Fark Etmeden Yeniden Yazabilir Mi ❓


Evet.


Örneğin bugün mutlu bir ilişkimiz varsa geçmişte yaşadığımız bazı olayları:


daha sıcak


hatırlayabiliriz.


Bugün birine öfkeliysek geçmişte onunla ilgili olumsuz anıları:


daha kolay hatırlayabiliriz.


Böylece bugünkü duygularımız:


dünkü hikâyemizi yeniden düzenleyebilir.


İnsan geçmişi değiştiremez.


Ama geçmişin bugün zihnindeki anlamı:


değişebilir.


7️⃣ Kendimiz Hakkında Neden İyi Düşünmek İsteriz ❓


Çünkü insanın benlik saygısını koruma ihtiyacı vardır.


Kendisini:


tamamen kötü,


başarısız,


yanlış


veya değersiz


görmek psikolojik açıdan ağır olabilir.


Bu nedenle zihin bazen:


kendini koruyan açıklamalar


üretebilir.


Başarılı olduğumuzda:


“Ben başardım.”


deriz.


Başarısız olduğumuzda ise bazen:


“Şartlar kötüydü.”


demeye daha yatkın olabiliriz.


Bu eğilim kendimizi olduğumuzdan:


daha tutarlı ve haklı


görmemize yol açabilir.


8️⃣ İnsan Kendi Kusurlarını Neden Başkalarının Kusurlarından Daha Kolay Affeder ❓


Çünkü kendi davranışımızın:


niyetini


biliriz.


Başkalarının ise daha çok:


davranışını


görürüz.


Biz geç kaldığımızda:


“Trafik vardı.”


deriz.


Başka biri geç kaldığında:


“Ne kadar sorumsuz.”


diyebiliriz.


Biz kırıcı konuştuğumuzda:


“Çok sinirliydim.”


deriz.


Başkası kırıcı konuştuğunda:


“Kötü biri.”


sonucuna varabiliriz.


Bu fark kendimizi tanımayı zorlaştırır.


Çünkü kendi davranışlarımızı sürekli:


mazeretlerimizin içinden


görürüz.


9️⃣ Niyetimizi Bilmek Kendimizi Daha İyi Tanımamızı Sağlamaz Mı ❓


Sağlar.


Ama niyet:


tek başına yeterli değildir.


Bir insan:


“Ben onu incitmek istemedim.”


diyebilir.


Bu doğru olabilir.


Ama karşısındaki kişi gerçekten incinmiştir.


Bu nedenle kendimizi tanımak için iki şeye bakmak gerekir:


Ne yapmak istedim?


ve:


Gerçekte ne yaptım?


Gerçek karakter bazen:


niyet ile sonuç arasındaki farkı kabul edebildiğimizde


daha görünür hâle gelir.


🔟 Başkaları Bizi Bizden Daha İyi Tanıyabilir Mi ❓


Bazı yönlerimizde:


evet.


Başkaları bizim fark etmediğimiz tekrar eden davranışları görebilir.


Bir insan kendisini:


çok iyi bir dinleyici


olarak görebilir.


Ama herkes onun sürekli söz kestiğini söylüyorsa:


bu geri bildirimi ciddiye almak gerekir.


Bir başkası:


“Ben hiç kibirli değilim.”


diyebilir.


Ama çevresindeki insanlar sürekli küçümsendiklerini hissediyorsa:


ortada araştırılması gereken bir şey vardır.


Başkaları içimizi bilmez.


Ama:


dışarıya bıraktığımız izi


bizden daha iyi görebilirler.


1️⃣1️⃣ O Hâlde Gerçek Benlik Başkalarının Gözünde Midir ❓


Hayır.


Bu da diğer uç olur.


İnsanların bizi algılaması:


kendi geçmişlerinden,


önyargılarından,


beklentilerinden


ve ilişkilerinden


etkilenir.


Aynı insan:


birine sıcak,


başkasına mesafeli,


bir başkasına güçlü


görünebilir.


Dolayısıyla başkalarının fikri:


değerli bir veri olabilir.


Ama:


nihai hakikat değildir.


1️⃣2️⃣ İnsan Kendisine Bilinçli Olarak Yalan Söyler Mi ❓


Bazen evet.


Ama daha ilginç olan:


farkında olmadan kendisini kandırabilmesidir.


Bir ilişkide mutsuz olduğunu bilir ama:


“Her şey iyi.”


der.


Bir işi sırf para için yaptığını düşünmek istemez ve:


“Bunu seviyorum.”


diye kendisini ikna edebilir.


Birine kıskançlık duyduğunu kabul etmek yerine:


“Ben sadece gerçekçiyim.”


diyebilir.


Kendini aldatmanın gücü:


yalan söyleyenle yalana inananın aynı kişi olmasıdır.


1️⃣3️⃣ Kendini Tanımanın Önündeki En Büyük Engel Nedir ❓


Belki:


kendimiz hakkında kurduğumuz imajı koruma isteği.


İnsan yıllarca:


“Ben adil bir insanım.”


diye düşünmüşse adaletsiz davrandığını kabul etmek zordur.


Çünkü tek bir davranışı değil:


kendi kimlik hikâyesini


tehdit eder.


Bu nedenle bazen insan hatasını savunur.


Çünkü hatasını kabul ederse:


kendisi hakkında oluşturduğu bütün anlatının bazı bölümlerini yeniden yazması


gerekecektir.


1️⃣4️⃣ Kendimizi En Çok Hangi Anlarda Tanırız ❓


Rahat zamanlardan çok:


zor seçimlerde.


Çünkü değerler bedelsizken onları savunmak kolaydır.


Asıl soru:


Güç eline geçtiğinde ne yapıyorsun?


Kaybetme ihtimali olduğunda adaletli kalıyor musun?


Kimse görmüyorken aynı insan mısın?


Korktuğunda hangi ilkeni bırakıyorsun?


Çıkarınla vicdanın karşı karşıya geldiğinde:


hangisini seçiyorsun?


İnsan çoğu zaman kendisini:


sınırlarında


tanır.


1️⃣5️⃣ Kimse Görmezken Yaptıklarımız Gerçek Benliğimizi Gösterir Mi ❓


Önemli ölçüde.


Çünkü sosyal onay ortadan kalktığında:


davranışımızın gerçek motivasyonu


daha açık olabilir.


İnsan başkalarının yanında cömert davranabilir.


Ama kimse bilmeyecekse yardım ediyor mu?


Toplum önünde dürüst olabilir.


Ama yakalanma ihtimali olmadığında:


aynı dürüstlüğü koruyor mu?


Bu tür anlar:


karakterin görünmeyen laboratuvarları


gibidir.


1️⃣6️⃣ Kendimizi Tanımak İçin Sürekli İçimize Bakmak Yeterli Midir ❓


Hayır.


Aşırı içe dönük analiz bazen:


kendini tanımaktan çok kendine saplanmaya


dönüşebilir.


İnsan düşünerek kendisini tanır.


Ama aynı zamanda:


yaşayarak


tanır.


Bir ilişkiye girdiğinde nasıl davrandığını görür.


Bir sorumluluk aldığında dayanıklılığını öğrenir.


Başarısız olduğunda tepkisini fark eder.


Güç kazandığında karakterini görür.


Yani insan yalnız:


kendisi hakkında düşünerek değil, hayatın içinde kendisini gözlemleyerek


de tanır.


1️⃣7️⃣ İnsan Değişiyorsa Kendini Tanımak Nasıl Mümkün Olabilir ❓


Çünkü kendini tanımak:


son kez yazılmış bir biyografi çıkarmak


değildir.


İnsan değişir.


Bugünkü korkusu yarın kaybolabilir.


Bugünkü düşüncesinden beş yıl sonra vazgeçebilir.


Önceden yapamadığı bir şeyi öğrenebilir.


Bu yüzden:


“Ben buyum.”


yerine:


“Şu anda böyle biriyim ve böyle davranma eğilimindeyim.”


demek daha dürüst olabilir.


Kendini tanımak:


hareket hâlindeki bir varlığı tanımaya çalışmaktır.


1️⃣8️⃣ Gerçek Benlik Varsa Nerede Aranmalıdır ❓


Belki tek bir yerde değil.


Gerçek benlik:


anıların,


bedenin,


değerlerin,


alışkanlıkların,


niyetlerin,


ilişkilerin,


seçimlerin


ve kendimiz hakkında kurduğumuz anlatının


kesişiminde bulunur.


Bu nedenle:


“Gerçek ben kim?”


sorusuna tek kelimelik cevap bulamayabiliriz.


Daha doğru soru belki şudur:


“Farklı koşullarda tekrar tekrar ortaya çıkan hangi özellikler benim karakterimin derin yapısını gösteriyor?”


1️⃣9️⃣ Sonuç: İnsan Kendini Gerçekten Tanıyabilir Mi, Yoksa Kendimiz Hakkında Da Bir Hikâye Mi Anlatıyoruz ❓


Belki ikisi de doğrudur.


İnsan:


kendini gerçekten tanıyabilir.


Ama bunu hiçbir zaman:


tamamlanmış ve kusursuz bir bilgi


hâline getiremeyebilir.


Aynı zamanda hepimiz kendimiz hakkında:


bir hikâye anlatırız.


Geçmişimizi seçeriz.


Bazı olayları merkez yaparız.


Bazılarını küçültürüz.


Bazı davranışlarımızı açıklarız.


Bazılarını görmezden geliriz.


Sonra bütün bunların üzerine:


“İşte ben buyum.”


deriz.


Ama belki en büyük yanılgı:


hikâyeyi hakikatin kendisi sanmaktır.


Gerçek benlik yalnız:


kendimiz hakkında ne düşündüğümüzde


değildir.


Yalnız başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğünde de değildir.


Gerçek bize dair daha çok şey:


ikisi arasındaki çatışmalarda


ortaya çıkar.


Ben:


“Çok sabırlıyım.”


diyorum.


Peki sabrım gerçekten sınandığında ne yapıyorum?


Ben:


“Para benim için önemli değil.”


diyorum.


Peki ciddi miktarda para ile vicdanım karşı karşıya geldiğinde hangisini seçiyorum?


Ben:


“Kimseye kin tutmam.”


diyorum.


Peki gerçekten incitildiğimde ne yapıyorum?


Ben:


“Adaletliyim.”


diyorum.


Peki adalet kendi çıkarıma ters düştüğünde hâlâ adaletli miyim?


İşte insanın kendisini tanıdığı yer:


söylediği kimlikle yaşadığı kimlik arasındaki mesafedir.


Belki kendini tanımak:


“Ben kimim?”


sorusuna kesin bir cevap vermek değil,


o cevabı sürekli sınamaktır.


Ve belki insanın kendisi hakkında söyleyebileceği en dürüst cümle:


“Kendimi tamamen bilmiyorum; ama kendime anlattığım hikâyenin nerelerde gerçeğe dönüşmediğini görmeye çalışıyorum.”


olabilir.


Çünkü kendini tanımayan insan için en büyük tehlike:


kim olduğunu bilmemek değildir.


Asıl tehlike:


kendisi hakkında yanlış bir hikâyeye kesinlikle inanıp onu gerçek sanmaktır.


Ve geriye belki bütün sorunun merkezindeki şu cümle kalır:


Eğer senin hakkındaki bütün fikirlerin, hatıraların ve açıklamaların bir anlığına susturulsaydı; yalnız davranışların konuşsaydı, anlattığın “sen” ile yaşayan “sen” gerçekten aynı kişi çıkar mıydı?


“İnsan kendisini anlatırken farkında olmadan kendi biyografisinin hem kahramanı hem yazarı olur. Sorun hikâye anlatmamız değildir; hikâyeyi gerçekle karıştırmamızdır. Belki kendini tanımak, ‘Ben buyum’ demekten çok, hayatın önümüze koyduğu her yeni durumda ‘Gerçekten söylediğim kişi gibi mi davranıyorum?’ sorusunu sorabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt