📖 Bakara Suresi 30. Ayette “Rabbin Meleklere ‘Ben Yeryüzünde Bir Halife Yaratacağım’ Dediğinde Onlar ‘Orada Bozgunculuk Yapacak Ve Kan Dökecek Birini

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,699
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 30. Ayette “Rabbin Meleklere ‘Ben Yeryüzünde Bir Halife Yaratacağım’ Dediğinde Onlar ‘Orada Bozgunculuk Yapacak Ve Kan Dökecek Birini Mi Yaratacaksın? Oysa Biz Seni Hamdinle Tesbih Ediyor Ve Seni Takdis Ediyoruz’ Dediler; Allah ‘Şüphesiz Ben Sizin Bilmediklerinizi Bilirim’ Buyurdu” İfadesi Ne Anlama Gelir Ve İnsanlığın Yeryüzündeki Görevi, Halifelik, Özgür İrade, Kötülük Problemi, Meleklerin Sorusu, Kan Dökmek, İlahi Bilgi, İnsan Potansiyeli Ve İnsanın Hem Yıkıcı Hem Yüce Olabilme İhtimali Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır ❓


“İnsanın trajedisi, kötülük yapabilecek kadar özgür olmasıdır; büyüklüğü ise aynı özgürlükle merhameti, adaleti ve iyiliği seçebilmesidir. Bakara 30 insanı kusursuz olduğu için değil, iki uç arasındaki tercihlerinden sorumlu olduğu için büyük bir varlık olarak karşımıza çıkarır.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 30. Ayet Ne Söyler ❓


Bakara Suresi'nin otuzuncu ayetinde anlam olarak şöyle buyrulur:


“Hani Rabbin meleklere, ‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım’ demişti. Onlar, ‘Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz seni hamdinle tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz’ dediler. Allah da ‘Şüphesiz ben sizin bilmediklerinizi bilirim’ buyurdu.”


Bu ayet Kur’an'ın insan tasavvurundaki en büyük dönüm noktalarından biridir.


Artık konu yalnız:


yeryüzü,


gökler,


yaratılış


değildir.


İnsanın yeryüzündeki anlamı doğrudan gündeme gelir.


Ve dikkat çekici biçimde insanın hikâyesi yalnız büyük bir övgüyle başlamaz.


Daha ilk sahnede şu ihtimaller konuşulur:


Bozgunculuk.


Kan dökmek.



Yani insan daha başlangıçta hem büyük bir görev hem de büyük bir tehlike taşıyan varlık olarak tanıtılır.


2️⃣ “Yeryüzünde Bir Halife Yaratacağım” Ne Demektir ❓


Ayetteki en önemli kelimelerden biri:


“halife”


kelimesidir.


Bu kelime:


ardından gelen,


birinin yerini alan,


nesiller hâlinde birbirini takip eden,


bir görev ve sorumluluk üstlenen


anlam alanlarına sahiptir.


İslam düşüncesinde bu ifade farklı biçimlerde yorumlanmıştır.


Bazıları insanın:


Allah'ın yeryüzündeki halifesi


olduğunu vurgulamıştır.


Bazıları ise kelimenin daha doğrudan anlamıyla:


insan nesillerinin yeryüzünde birbirinin ardından gelmesi


fikrini öne çıkarmıştır.


Dolayısıyla “halife”yi tek ve tartışmasız biçimde yalnız bir anlama indirgemek dikkatli olmaz.


Ama ortak fikir şudur:


İnsan yeryüzünde sorumluluk taşıyan bir varlıktır.


3️⃣ İnsan Allah’ın “Yerine” Mi Geçmektedir ❓


Hayır.


Allah'ın yokluğu veya görevini başkasına bırakması gibi bir anlam düşünülemez.


Bu nedenle:


“Allah'ın halifesi”


ifadesi kullanıldığında bunun insanın ilahi özellikleri devraldığı şeklinde anlaşılması yanlış olur.


İnsan:


yaratılmıştır,


sınırlıdır,


ölümlüdür,


bilgisi eksiktir.


Halifelik fikri daha çok:


emanet, temsil, sorumluluk ve yeryüzünü ahlaki biçimde yönetme


çerçevesinde anlaşılabilir.


Yani insanın görevi Allah'ın yerine geçmek değil, Allah'a karşı sorumlu olarak yaşamaktır.


4️⃣ Halifelik Bir Ayrıcalık Mı, Yoksa Bir Yük Mü ❓


Her ikisi de olabilir.


İnsan akıl,


irade,


öğrenme,


üretme,


ahlaki seçim


kapasitesine sahiptir.


Bu büyük bir imkândır.


Ama aynı zamanda büyük bir sorumluluktur.


Bir insana güç verildiğinde:


iyilik yapma kapasitesi artar.


Fakat zarar verme kapasitesi de artar.


İnsanın yeryüzündeki konumu bu nedenle yalnız:


“İnsan çok değerlidir.”


diye okunmamalıdır.


Aynı zamanda:


“İnsan çok sorumludur.”


şeklinde anlaşılmalıdır.


5️⃣ Melekler Neden “Bozgunculuk Yapacak Birini Mi Yaratacaksın?” Diye Sordu ❓


Bu, ayetin en çok merak edilen sorularından biridir.


Melekler insan yaratılmadan önce onun bozgunculuk yapacağını nasıl biliyordu?


Bu konuda klasik tefsirlerde farklı yorumlar vardır.


Bazı açıklamalara göre:


Allah onlara insanın özellikleri hakkında bilgi vermiş olabilir.


Bazı yorumlarda yeryüzünde daha önce yaşamış ve bozgunculuk yapmış varlıkların tecrübesinden çıkarım yaptıkları düşünülmüştür.


Başka yorumlarda ise “halife” olacak, irade sahibi bir varlığın çatışma ve kötülük ihtimali taşıdığını anlamış olabilecekleri söylenmiştir.


Ancak ayet bunun nasıl bilindiğini açıkça söylemez.


Bu nedenle kesin olmayan açıklamaları kesin bilgi gibi sunmamak gerekir.


6️⃣ Meleklerin Sorusu Allah’a İtiraz Mıdır ❓


Ayetin bağlamında bunu isyan veya saygısız bir itiraz olarak görmek doğru değildir.


Melekler:


“Neden böyle yapıyorsun?”


diye meydan okuyan bir tavır sergilemez.


Daha çok:


“Bu yaratılıştaki hikmet nedir?”


anlamında bir soru vardır.


Bu çok önemlidir.


Çünkü soru sormak her zaman itiraz etmek değildir.


İnsan da anlamadığı dini bir mesele karşısında:


“Bunun hikmeti nedir?”


diye sorabilir.


Sorunun kendisi inançsızlık değildir.


Niyet ve tavır önemlidir.


Meleklerin sorusu da anlamaya yönelik bir sorgulama olarak okunabilir.


7️⃣ “Kan Dökecek Birini Mi Yaratacaksın?” İfadesi İnsan Hakkında Çok Karanlık Bir Başlangıç Değil Mi ❓


Evet, oldukça çarpıcıdır.


İnsanlığın hikâyesi yalnız:


bilgi,


medeniyet,


sanat,


sevgi


ile başlamaz.


Kan dökme ihtimali daha başlangıçta dile getirilir.


Ve insanlık tarihine bakıldığında bu ihtimalin ne kadar gerçek olduğu görülür.


Savaşlar,


cinayetler,


soykırımlar,


işkenceler,


kölelik,


zulüm


insan tarihinin parçalarıdır.


Bu nedenle Bakara 30 romantik bir insan tasviri yapmaz.


İnsanın karanlık kapasitesini daha ilk sahnede kabul eder.


8️⃣ Peki Böyle Bir Varlığın Yaratılmasının Hikmeti Nedir ❓


Ayetin büyük sorusu tam da budur.


Eğer insan:


bozgunculuk,


şiddet,


kan dökme


potansiyeline sahipse neden yaratılmıştır?


Allah'ın cevabı:


“Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.”


şeklindedir.


Bu cevap bütün ayrıntıları açıklamaz.


Ama şunu gösterir:


Meleklerin gördüğü risk gerçektir.


Fakat resmin tamamı değildir.


İnsanda onların henüz görmediği başka imkânlar da vardır.


Bilgi.


Tevbe.


Aşk.


Fedakârlık.


Adalet.


Merhamet.


Sanat.


İbadet.


İnsan yalnız kan döken varlık değildir.


Aynı zamanda kan dökülmesin diye kendi hayatını riske atabilen varlıktır.


9️⃣ Özgür İrade Olmadan Gerçek İyilik Mümkün Müdür ❓


Bu ayet kötülük problemiyle özgür irade arasındaki ilişkiyi düşündürür.


Bir varlık kötülük yapma imkânına hiç sahip değilse yaptığı iyilik hangi anlamda ahlaki seçimdir?


Bir robot yalnız iyi programlandığı için iyilik yapıyorsa:


onu ahlaken övmekle,


özgürce kötülük yapabilecek hâlde iyiliği seçen insanı övmek


aynı şey değildir.


Özgürlük risk üretir.


Ama aynı zamanda ahlaki değeri mümkün kılar.


İnsan kötülük yapabilecek olduğu için iyiliği seçmesi anlam kazanır.


🔟 Kötülük Problemi Bu Ayetle Çözülmüş Olur Mu ❓


Tamamen değil.


Kötülük problemi felsefenin en zor sorularından biridir:


Mutlak iyi ve güçlü bir Tanrı varsa dünyada neden böylesine büyük kötülük vardır?


Bakara 30 bu sorunun bütün felsefi ayrıntılarını çözmez.


Ama önemli bir perspektif sunar:


İnsan özgür ve sorumlu bir varlık olarak yaratılmıştır.


Bu özgürlük:


iyiliği mümkün kıldığı gibi kötülüğü de mümkün kılar.


Bununla birlikte dünyadaki bütün kötülükleri yalnız insan özgürlüğüyle açıklamak da yeterli değildir.


Doğal afetler,


hastalıklar,


acı


gibi başka problem alanları vardır.


Dolayısıyla ayeti kötülük problemine yönelik önemli ama tek başına tamamlayıcı olmayan bir çerçeve olarak görmek daha sağlıklıdır.


1️⃣1️⃣ “Biz Seni Hamdinle Tesbih Ediyoruz” Ne Anlama Gelir ❓


Melekler kendi durumlarını şöyle ifade eder:


“Biz seni hamdinle tesbih ediyoruz.”


Tesbih:


Allah'ı eksikliklerden tenzih etmek,


O'nun yüceliğini kabul etmek


anlamına gelir.


“Hamd” ise:


övgü,


şükür,


Allah'ın mükemmelliğini tanıma


ile ilişkilidir.


Melekler adeta şöyle sorar:


“Biz sana zaten kusursuz biçimde kulluk ederken neden kötülük ihtimali taşıyan başka bir varlık yaratılıyor?”


Bu soru insanın farklılığını daha da belirgin hâle getirir.


1️⃣2️⃣ Melekler Kusursuz İbadet Ediyorsa İnsana Neden İhtiyaç Var ❓


İslam teolojisinde Allah hiçbir yaratılmış varlığa muhtaç değildir.


Dolayısıyla insanın yaratılması Allah'ın bir ihtiyacını karşılamaz.


Mesele:


“Allah'ın ibadet edecek daha fazla varlığa ihtiyacı vardı.”


değildir.


İnsan, melekten farklı bir varlık tipi olarak düşünülür.


Arzuları vardır.


Zayıflıkları vardır.


Tercihleri vardır.


Yanlış yapabilir.


Sonra dönebilir.


Bu nedenle insanın kulluğu, meleklerin kulluğundan farklı bir ahlaki tecrübe içerir.


İnsan bazen arzusu başka yöne çekerken doğruyu seçerek kulluk eder.


1️⃣3️⃣ İnsanın Büyüklüğü Kusursuzluğunda Mıdır ❓


Hayır.


İnsan kusursuz değildir.


Tam tersine Kur’an insanın:


unutkan,


zayıf,


aceleci,


nankör


olabileceğini başka ayetlerde açıkça ifade eder.


İnsanın değeri hatasızlıkta değil:


öğrenebilme,


dönebilme,


tevbe edebilme,


kendini aşabilme


potansiyelinde görülebilir.


Bu çok önemli bir ayrımdır.


Mükemmel olmayan bir varlık yine de büyük olabilir.


Çünkü büyüklük bazen hiç düşmemek değil, düştüğünde yönünü değiştirebilmektir.


1️⃣4️⃣ “Ben Sizin Bilmediklerinizi Bilirim” Ne Demektir ❓


Bu ifade ayetin merkezidir.


Melekler bir gerçeği görmüştür:


İnsan kötülük yapabilir.


Allah bunu reddetmez.


“Hayır, insan asla kan dökmeyecek.”


demez.


Bunun yerine:


“Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.”


buyurur.


Bu cevap çok derindir.


Çünkü sorun onların bildiğinin yanlış olması değil, eksik olmasıdır.


İnsan hakkında yalnız kötülüğe bakarsanız karanlık bir tablo görürsünüz.


Yalnız iyiliğe bakarsanız romantik bir tablo görürsünüz.


Kur’an ise ikisini birlikte taşır.


İnsan hem:


yıkıcı


hem


yapıcı


olabilir.


1️⃣5️⃣ İnsanın Yıkıcı Gücü Neden Diğer Canlılardan Çok Daha Büyük Olabilir ❓


Çünkü insanın zekâsı araç üretir.


Bir hayvan başka bir canlıyı öldürebilir.


Ama insan:


silah tasarlayabilir,


ordular kurabilir,


ideolojiler üretebilir,


endüstriyel ölçekte yıkım gerçekleştirebilir.


Aklın kendisi otomatik olarak iyilik üretmez.


Akıl ahlaktan koparsa kötülüğü daha etkili hâle getirebilir.


Bu nedenle insanın medeniyet kurma kapasitesi ile yıkım kapasitesi aynı zihinsel güçten beslenebilir.


Teknoloji güç verir.


Ama gücün yönünü ahlak belirler.


1️⃣6️⃣ İnsanın Yüce Potansiyeli Nelerde Görünür ❓


Aynı insanlık tarihine başka yönden baktığımızda:


bir yabancıyı kurtarmak için hayatını riske atanlar,


savaşta sivilleri koruyanlar,


hastalar için ömrünü bilime adayanlar,


haksızlık karşısında bedel ödeyenler,


çocuklarını sevgiyle yetiştirenler,


affedenler,


barış yapanlar


da vardır.


İnsan:


kan dökebilir.


Ama kan bağışlayabilir.


İşkence yapabilir.


Ama yaraları iyileştirebilir.


Bir şehri yıkabilir.


Ama başka insanların yaşayacağı şehirler de kurabilir.


Bakara 30'un büyük insan paradoksu tam olarak budur:


Aynı varlığın içinde iki çok farklı gelecek mümkündür.


1️⃣7️⃣ Halifelik Çevre Ve Dünya Sorumluluğu Açısından Ne Anlama Gelir ❓


Eğer insan yeryüzünde halife ve sorumlu varlıksa, görev yalnız diğer insanlarla ilişkisini kapsamaz.


Toprak,


su,


hayvanlar,


doğal kaynaklar


da bu sorumluluğun parçası hâline gelebilir.


İnsan dünyayı:


kullanabilir,


dönüştürebilir,


işleyebilir.


Ama aynı zamanda:


korumak,


dengeyi gözetmek,


fesat çıkarmamak


zorundadır.


Bu açıdan çevreyi yok etmek yalnız teknik bir hata değil, halifelik sorumluluğunun ihlali olarak da düşünülebilir.


1️⃣8️⃣ Bu Ayet Modern İnsan İçin Nasıl Bir Uyarıdır ❓


Belki insanlık tarihinde hiçbir dönemde Bakara 30'un:


“Bozgunculuk yapacak ve kan dökecek...”


sorusu bugünkü kadar büyük ölçekli olmamıştı.


Modern insan:


nükleer silahlar,


biyoteknoloji,


yapay zekâ,


küresel endüstri,


kitlesel iletişim


gibi olağanüstü güçlere sahiptir.


Bir insanın veya küçük bir grubun kararı milyonlarca insanı etkileyebilir.


Bu nedenle modern insanın temel sorusu artık yalnız:


“Ne yapabiliriz?”


değildir.


Daha önemli soru:


“Yapabildiğimiz her şeyi yapmalı mıyız?”


Halifelik, teknolojik kudretin önüne ahlaki sorumluluk koyar.


1️⃣9️⃣ İnsanlığın Hikâyesi, Meleklerin Sorusuyla Allah’ın Cevabı Arasındaki Gerilimde Yaşanıyor Olabilir​


Bakara Suresi'nin otuzuncu ayeti belki de insan hakkında söylenmiş en çarpıcı cümlelerden birini içerir.


Bir tarafta meleklerin sorusu vardır:


“Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?”


Diğer tarafta Allah'ın cevabı:


“Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.”


İnsanlık tarihi sanki bu iki cümle arasında akmaktadır.


Meleklerin sorusunu doğrulayan sayısız an vardır.


Savaşlar.


Katliamlar.


İhanetler.


İşkenceler.


Sömürü.


Doğanın tahribi.


İnsan insana korkunç şeyler yapmıştır.


Ve yapmaya devam etmektedir.


Bu noktada insanın kendisi hakkında iyimser olmak zorlaşabilir.


Ama sonra başka şeyler görürüz.


Yıkılan bir binaya hiç tanımadığı insanı kurtarmak için giren biri.


Başkasının çocuğu yaşasın diye organını bağışlayan biri.


Kendisine yapılan kötülüğe rağmen affetmeyi seçen biri.


Zengin olabilecekken hayatını hastalara, öğrencilere veya yoksullara adayan biri.


Bir savaşın ortasında karşı taraftaki yaralıyı düşman olduğu hâlde tedavi eden biri.


İşte o zaman Allah'ın:


“Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.”


cevabının başka bir boyutu görünür.


İnsanın içinde yalnız şiddet yoktur.


Merhamet de vardır.


Yalnız bencillik yoktur.


Fedakârlık da vardır.


Yalnız cehalet yoktur.


Öğrenme de vardır.


Yalnız günah yoktur.


Tevbe de vardır.


Belki insanın eşsizliği tam burada ortaya çıkar.


O, hazır biçimde kusursuz değildir.


Bir ihtimaller varlığıdır.


Aşağıya da gidebilir.


Yukarıya da çıkabilir.


Yıkabilir.


İnşa edebilir.


Nefret edebilir.


Sevebilir.


Kan dökebilir.


Hayat kurtarabilir.


Ve bütün bunların arasında seçim yapar.


Bu nedenle halifelik bir taç değil, bir sınavdır.


İnsana:


akıl,


güç,


bilgi,


dil,


teknoloji


verilir.


Sonra sorulur:


“Bunlarla ne yapacaksın?”


Bir toplumun teknolojik olarak gelişmiş olması onun ahlaken gelişmiş olduğu anlamına gelmez.


Bir insan çok bilgili olabilir ama zalim olabilir.


Çok zengin olabilir ama merhametsiz olabilir.


Çok güçlü olabilir ama adaletsiz olabilir.


Bu nedenle insanın gerçek büyüklüğü ne kadar hükmettiğinde değil, hükmedebildiği hâlde kendisine ne kadar sınır koyabildiğinde ortaya çıkabilir.


Bakara 30 modern dünyanın merkezine şu soruyu yerleştirir:


“Gücün arttıkça insanlığın da artıyor mu?”


Çünkü insanın eline verilen araçlar büyüdükçe meleğin sorusu da büyür:


“Bu güçle bozgunculuk mu yapacaksın?”


Ama aynı zamanda Allah'ın cevabı da açık kalır:


“Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.”


Bu cevap insan hakkında sınırsız bir iyimserlik değildir.


Bir potansiyel ifadesidir.


İnsan iyi olmak zorunda değildir.


Ama iyi olabilir.


Ve belki insanlığın bütün ahlaki macerası şu soruda düğümlenir:


“Sana hem yıkmak hem yapmak gücü verildi; sen hangisini seçtin?”


“İnsanı büyük yapan şey kötülük yapamayacak kadar masum olması değildir; kötülüğün mümkün olduğu yerde iyiliği seçebilmesidir. Halifelik bir üstünlük ilanından önce bir sorumluluk çağrısıdır: Sana güç verildi, şimdi o gücün dünyayı neye dönüştürdüğüne bak.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt