Alak Suresi 13. Ayette “Gördün mü, Ya O Yalanlayıp Yüz Çevirdiyse” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Hakikati Reddetmek, Yüz Çevirmek, Kibir, Vicdan, İnkâr, Ahlaki Kaçış, Sorumluluktan Uzaklaşma Ve İnsan Psikolojisi Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“İnsan bazen hakikati bilmediği için değil, kabul ettiği takdirde hayatında bir şeyleri değiştirmesi gerekeceğini hissettiği için ondan yüz çevirebilir.”
Ersan Karavelioğlu
“أَرَأَيْتَ إِنْ كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ — Eraeyte İn Kezzebe Ve Tevellâ” Ne Demektir
Alak Suresi’nin on üçüncü ayetinde şöyle buyrulur:
أَرَأَيْتَ إِنْ كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
Anlam olarak:
“Gördün mü, ya o yalanlayıp yüz çevirdiyse?”
(Alak Suresi, 96/13)
Önceki ayetlerde:
bir kuldan söz edilmişti.
Şimdi bakış, onu engelleyen kişiye çevrilir:
Ya asıl yalanlayan ve hakikatten yüz çeviren kişi oysa?
“Kezzebe — Yalanladı” Ne Anlama Gelmektedir
Kezzebe:
yalan saymak,
doğru kabul etmemek,
hakikati reddetmek
anlamlarını taşır.
Burada basit bir bilgi eksikliğinden daha güçlü bir tavır söz konusudur.
Kişi karşılaştığı mesajı:
“Bu doğru değildir.”
diye reddeder.
Kur’an bağlamında bu reddediş, yalnız zihinsel bir fikir ayrılığı değil; bazen ahlaki ve iradi bir tavır da olabilir.
“Tevellâ — Yüz Çevirdi” Ne Demektir
Tevellâ:
yüz çevirmek,
geri dönmek,
uzaklaşmak,
ilgiyi kesmek
anlamlarını taşır.
Bu kelime yalnız:
“İnanmadı.”
demekten daha fazlasını ifade eder.
Kişi hakikatin önünden geçip gitmektedir.
Dinlemek istemez.
Düşünmek istemez.
Kendisine yöneltilen çağrıdan bilinçli biçimde uzaklaşabilir.
Yalanlamak İle Yüz Çevirmek Arasında Nasıl Bir Fark Vardır
Yalanlamak:
bir düşünceyi reddetmektir.
Yüz çevirmek ise:
onunla artık ilgilenmemeye,
ondan uzaklaşmaya
işaret eder.
Bu nedenle ayette iki aşama görülebilir:
Önce reddetmek.
Sonra:
arkasını dönmek.
Bazen insan bir düşünceyi yalnız yanlış bulmaz; ona yaklaşmamak için kendisine psikolojik mesafe de koyar.
İnsan Hakikati Neden Reddedebilir
Bunun birçok nedeni olabilir:
bilgi eksikliği,
şüphe,
farklı düşünsel yaklaşım,
önyargı,
çıkar çatışması,
kibir.
Bu nedenlerin hepsini aynı kategoriye koymak doğru olmaz.
Her inkâr aynı psikolojik kaynaktan doğmaz.
Ancak Alak Suresinin özel bağlamında, reddedişin arkasında özellikle:
tuğyan ve kendini yeterli görme
temaları öne çıkmaktadır.
Kibir Hakikati Kabul Etmeyi Neden Zorlaştırabilir
Çünkü hakikati kabul etmek bazen:
“Ben yanılmışım.”
demeyi gerektirir.
Bu cümle kibirli insan için ağır olabilir.
Kişi yıllarca savunduğu bir görüşün yanlış olduğunu fark ettiğinde:
statüsünü,
itibarını,
otoritesini
kaybetmekten korkabilir.
Bu nedenle bazen insanın önündeki engel kanıt eksikliği değil, egonun teslim olmak istememesidir.
Hakikati Kabul Etmek Neden Sorumluluk Doğurur
Çünkü doğruyu kabul ettikten sonra hayatın değişmesi gerekebilir.
Bir kişi şunu fark ederse:
bu davranışım haksız,
bu kazancım yanlış,
bu tutumum kibirli,
artık eski şekilde yaşamaya devam etmek daha zor hâle gelir.
Bu yüzden hakikat yalnız bilgi değildir.
Bazen insana:
“Şimdi buna göre yaşa.”
der.
İnsan tam da bu sorumluluktan kaçmak için yüz çevirebilir.
İnsan Rahatını Bozan Hakikatten Kaçabilir mi
Evet.
Bazı gerçekler rahatlatıcı değildir.
Şunu söyleyebilir:
Değişmelisin.
Özür dilemelisin.
Hakkını yediğin kişiye geri vermelisin.
Bir alışkanlığı bırakmalısın.
Bu tür hakikatler insanın mevcut düzenini sarsar.
Bu nedenle insan bazen gerçeği bilmekten çok, rahatlığını korumayı tercih edebilir.
Şüphe Etmek İle Yüz Çevirmek Aynı Şey midir
Hayır.
Şüphe:
soru sormaktır.
Araştırmak olabilir.
Anlamaya çalışmak olabilir.
Yüz çevirmek ise:
“Ben bunu artık duymak istemiyorum.”
tavrına dönüşebilir.
Soru soran kişi hakikate açık olabilir.
Yüz çeviren kişi ise kapıyı kapatabilir.
Bu nedenle Kur’an’ın eleştirdiği tutum, her türlü sorgulama değil; hakikate karşı bilinçli kapanmadır.
İnsan Kendi Önyargısını Hakikat Sanabilir mi
Evet.
İnsan bir düşünceyi uzun süre taşıdığında onun yalnız kendi yorumu olduğunu unutabilir.
Onu:
kesin,
doğal,
tartışılmaz
görebilir.
Bu durumda karşıt bir bilgi geldiğinde önce düşünmek yerine otomatik olarak reddedebilir.
Bu nedenle hakikat arayışında önemli bir soru şudur:
“Ben bunu gerçekten kanıt nedeniyle mi reddediyorum, yoksa alıştığım düşünceyi korumak için mi?”

Sürekli Aynı Görüşü Duymak İnsanı Yüz Çevirmeye Götürebilir mi
Bazen evet.
İnsan yalnız kendisiyle aynı fikirde olan insanlarla çevrildiğinde farklı görüşlere karşı dayanıklılığını kaybedebilir.
Farklı bir düşünce duyduğunda:
dinlemek yerine,
hemen savunmaya geçebilir.
Bu durum modern bilgi ortamında da önemlidir.
İnsan yalnız kendisini doğrulayan içerikleri takip ederse zihinsel yankı odasına kapanabilir.

Günümüzde “Yüz Çevirmek” Nasıl Görünebilir
Bugün bir insan istemediği bilgiyi çok kolay filtreleyebilir.
Bir hesabı engeller.
Bir görüşü görmez.
Sadece kendi düşüncesini destekleyen kaynakları takip eder.
Bu her zaman yanlış değildir; insan zararlı içerikten uzaklaşabilir.
Ancak sistematik biçimde yalnız kendisini doğrulayan bilgiyi seçmek, hakikati araştırmayı zorlaştırabilir.
Modern yüz çevirme bazen bilgiyi susturmak değil, kendini ondan tamamen izole etmek biçiminde ortaya çıkabilir.

Vicdan Hakikatle Karşılaşınca Nasıl Tepki Verebilir
İnsan bazen yanlış yaptığını içten içe hisseder.
Vicdan:
rahatsızlık,
pişmanlık,
utanma
oluşturabilir.
Bu noktada iki yol vardır:
Yanlışı kabul etmek ve düzeltmek.
Ya da vicdanın sesini bastırmak.
Sürekli ikinci yol seçilirse insan zamanla yanlışına alışabilir.
Bu nedenle vicdanı susturmak da bir tür içsel yüz çevirme hâline gelebilir.

Yalanlama Zamanla Daha Sert Bir Tavra Dönüşebilir mi
Evet.
İnsan önce:
şüphe eder.
Sonra reddeder.
Sonra reddettiği şeyi savunmaya başlar.
Bazen daha ileri giderek onu söyleyen kişiyi de susturmaya çalışır.
Alak Suresinin önceki ayetlerinde tam bu davranış görülmüştü:
Yani yüz çevirme yalnız pasif kalmayabilir; aktif baskıya dönüşebilir.

Hidayette Olan Kul İle Yüz Çeviren Kişi Arasında Nasıl Bir Karşıtlık Kurulur
Bir tarafta:
bir kul vardır.
Diğer tarafta:
bir kişi bulunur.
Bu karşıtlık yalnız iki farklı inanç biçimini değil, iki farklı ahlaki yönelişi gösterir.
Biri yaklaşır.
Diğeri uzaklaşır.
Biri secde eder.
Diğeri engellemeye çalışır.

Hakikatten Yüz Çevirmiş Bir İnsan Yeniden Dönebilir mi
Evet.
İnsan değişebilir.
Bir dönemde reddettiği bir şeyi daha sonra yeniden değerlendirebilir.
Yeni bilgi öğrenebilir.
Kibrini fark edebilir.
Yanlışından dönebilir.
Bu nedenle yüz çevirmek, insanın hayatındaki zorunlu son nokta değildir.
Tevbe ve dönüş fikri, insan için her zaman yeni bir yön seçme imkânı taşır.

Alak Suresinin 11, 12 Ve 13. Ayetleri Nasıl Bir Karşılaştırma Kurmaktadır
11. Ayet:
12. Ayet:
13. Ayet:
Böylece iki insan tipi yan yana konur:
Birisi:
hidayet ve takvaya yönelir.
Diğeri:
yalanlar ve uzaklaşır.
Sure insanı yalnız neye inandığını değil, hakikate karşı nasıl bir tavır geliştirdiğini düşünmeye çağırır.

Bir Sonraki Ayette Ne Anlatılacaktır
Alak Suresi’nin on dördüncü ayetinde şöyle buyrulacaktır:
أَلَمْ يَعْلَمْ بِأَنَّ اللَّهَ يَرَىٰ
“Allah’ın gördüğünü bilmiyor mu?”
Bu soru son derece güçlüdür.
Yalanlayan,
yüz çeviren,
namaz kılan kulu engelleyen
kişiye şu gerçek hatırlatılacaktır:
Allah görüyor.
Böylece insanın gizleyebileceğini sandığı davranışların üzerinde ilahi bilgi ve gözetim fikri öne çıkacaktır.

Sonuç: “Ya O Yalanlayıp Yüz Çevirdiyse” İfadesi, Hakikati Reddetmenin Yalnızca Zihinsel Bir Anlaşmazlık Olmayabileceğini, Bazen Kibir, Çıkar, Sorumluluktan Kaçış Ve Kendi Yanlışını Kabul Etmek İstememe Gibi Derin İnsan Eğilimleriyle Birleşebileceğini Gösterir
Alak Suresi’nin on üçüncü ayeti:
“Ya o yalanlayıp yüz çevirdiyse?”
diye sorar.
Bu kısa ifade insan psikolojisinin çok derin bir noktasına dokunur.
Çünkü insan her zaman bilmediği için reddetmez.
Bazen:
bildiği hâlde,
anladığı hâlde,
kendisini rahatsız ettiği için
bir hakikatten uzaklaşabilir.
Hakikat bazen pahalıdır.
İnsandan:
değişmesini,
özür dilemesini,
çıkarından vazgeçmesini,
kibrini bırakmasını
isteyebilir.
İşte yüz çevirme burada kolay bir kaçış hâline gelir.
Fakat kaçmak hakikati ortadan kaldırmaz.
Bir insan gözlerini kapatınca dünya yok olmaz.
Bir gerçeği reddetmesi de onu otomatik olarak yanlış hâle getirmez.
Bu nedenle ayetin derin sorusu şudur:
“Reddettiğim şey gerçekten yanlış olduğu için mi reddediyorum, yoksa kabul etmek bana ağır geldiği için mi?”
Bu soru yalnız dini alanda değil, hayatın tamamında önemlidir.
İnsan:
kendi hatasıyla,
başkasının hakkıyla,
vicdanının sesiyle
karşılaştığında da aynı sınavı yaşayabilir.
Alak Suresi ise şimdi bu reddediş ve engellemenin üzerine çok daha güçlü bir soru getirecektir:
“Allah’ın gördüğünü bilmiyor mu?”
Yani insan ne kadar yüz çevirirse çevirsin, yaptığı şeyin görünmez ve hesapsız olmadığını hatırlayacaktır.
“Hakikatten yüz çevirmek onu yok etmez; yalnızca insanın onunla karşılaşmasını erteler. Asıl cesaret, hoşumuza giden gerçeği kabul etmekte değil, hayatımızı değiştirmemizi gerektiren gerçeğin karşısında da dürüst kalabilmektedir.”
Ersan Karavelioğlu