📖 Âl-i İmrân Suresi 59. Ayette “Şüphesiz Îsâ’nın Allah Katındaki Durumu Âdem’in Durumu Gibidir; Onu Topraktan Yarattı, Sonra Ona ‘Ol’ Dedi, O da

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,027
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Âl-i İmrân Suresi 59. Ayette “Şüphesiz Îsâ’nın Allah Katındaki Durumu Âdem’in Durumu Gibidir; Onu Topraktan Yarattı, Sonra Ona ‘Ol’ Dedi, O da Oluverdi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“İnsan olağanüstü bir doğumu görünce onu ilahlığın kanıtı sanabilir; Âl-i İmrân 59 ise aynı mantığı Âdem’e çevirerek yaratılıştaki olağanüstülük ile ilahlık arasında zorunlu bir bağ olmadığını gösterir.”
Ersan Karavelioğlu

Âl-i İmrân Suresinin 59. ayetinde şöyle buyrulur:


“Şüphesiz Allah katında Îsâ’nın durumu Âdem’in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı, sonra ona ‘Ol!’ dedi, o da oluverdi.”


Bu ayet, Hz. Îsâ’nın babasız doğumu etrafındaki teolojik tartışmanın merkezine doğrudan girer.


Önceki ayetlerde Hz. Îsâ’nın:


babasız doğacağı,


Allah’ın kelimesi olduğu,


mucizeler göstereceği,


Allah’ın izniyle hastaları iyileştireceği,


ölüleri dirilteceği,


Mesih olduğu


anlatılmıştı.


Bütün bunlar okuyucuda çok doğal bir soru oluşturabilir:


“Bu kadar olağanüstü bir yaratılış Hz. Îsâ’yı ilahî bir varlık mı yapar?”


  1. ayet bu soruya Hz. Âdem üzerinden cevap verir.

Eğer babasız doğmak ilahlık delili olsaydı:


hem babasız hem annesiz yaratılan Âdem’in durumu daha da olağanüstü olurdu.


Fakat Âdem ilah değildir.


Dolayısıyla Kur’an’ın mantığı açıktır:


Olağanüstü yaratılmak, yaratılanı yaratıcı yapmaz.


1️⃣ “Îsâ’nın Allah Katındaki Durumu Âdem’in Durumu Gibidir” Ne Demektir ❓


Ayette:


“inne mesele Îsâ indallâhi ke-meseli Âdem”


denir.


Yaklaşık anlamıyla:


“Allah katında Îsâ’nın örneği Âdem’in örneği gibidir.”


Buradaki benzerlik:


Hz. Îsâ ile Hz. Âdem’in her bakımdan aynı olduğu


anlamına gelmez.


Benzerlik özellikle:


olağan dışı yaratılış


noktasındadır.


Îsâ:


babasız yaratılmıştır.


Âdem ise:


anne ve babasız yaratılmıştır.


2️⃣ Ayet Neden Hz. Îsâ’yı Hz. Âdem ile Karşılaştırıyor ❓


Çünkü tartışmanın merkezinde:


babasız doğum


vardır.


Eğer bir insan:


“Îsâ’nın babası yok, öyleyse ilahî olmalıdır.”


derse Kur’an şu karşılaştırmayı yapar:


Âdem’in ne babası ne de annesi vardı.


Öyleyse aynı mantıkla Âdem’in daha fazla ilah sayılması gerekirdi.


Fakat böyle bir sonuç kabul edilmez.


Bu nedenle ayet:


mantıksal bir karşı örnek


sunmaktadır.


3️⃣ Bu Ayet Hz. Îsâ’nın Babasız Doğduğunu Bir Kez Daha Doğruluyor mu ❓


Evet.


Karşılaştırmanın anlamlı olabilmesi için Hz. Îsâ’nın olağanüstü doğumu kabul edilmektedir.


Kur’an:


Hz. Îsâ’nın babasız doğumunu reddetmez.


Tam tersine onu:


Allah’ın yaratıcı kudretinin bir işareti


olarak kabul eder.


Ancak buradan:


ilah olduğu


sonucunun çıkarılmasını reddeder.


4️⃣ “Babasız Doğmak” Neden İlah Olmayı Gerektirmez ❓


Çünkü yaratılış biçimi ile ontolojik kimlik aynı şey değildir.


Bir varlığın:


normal yolla,


olağanüstü yolla


yaratılması onun yine:


yaratılmış


olduğu gerçeğini değiştirmez.


Hz. Îsâ:


olağanüstü biçimde yaratılmıştır.


Ama Kur’an’ın temel ayrımı şudur:


Yaratılan Îsâ’dır.


Yaratan Allah’tır.



Bu ayrım korunduğu sürece mucize ilahlık deliline dönüşmez.


5️⃣ Âdem’in Yaratılışı Neden Daha Olağanüstü Görünmektedir ❓


Çünkü Hz. Îsâ’nın en azından:


annesi vardır.


Meryem’den doğmuştur.


Hz. Âdem ise Kur’an’ın anlatısında:


anne olmadan,


baba olmadan


yaratılmıştır.


Dolayısıyla biyolojik sebep açısından bakıldığında Âdem’in yaratılışı daha da sıra dışıdır.


Ayet tam olarak bu mantıksal noktayı kullanır:


Daha olağanüstü olanı ilah saymıyorsanız, daha az olağanüstü olanı neden ilah sayıyorsunuz?


6️⃣ “Onu Topraktan Yarattı” İfadesi Hz. Âdem İçin Ne Anlama Gelir ❓


Kur’an farklı ayetlerde insanın yaratılışını:


toprak,


balçık,


çamur


gibi ifadelerle anlatır.


Burada:


“halekahû min turâb”


yani:


“onu topraktan yarattı”


denmektedir.


Bu, Hz. Âdem’in yaratılışının maddi başlangıcını ifade eder.


Kur’an modern biyoloji kitabı gibi:


moleküler aşamaları,


kimyasal süreçleri


anlatmaz.


Verdiği temel teolojik mesaj şudur:


İnsanın maddi kökeni mütevazıdır; onu değerli kılan Allah’ın ona verdiği hayat, bilinç ve sorumluluktur.


7️⃣ İnsan Gerçekten Topraktan mı Oluşur ❓


İnsan bedenindeki elementlerin büyük kısmı doğadaki maddelerle ortaktır.


Karbon,


oksijen,


hidrojen,


azot,


kalsiyum,


fosfor


gibi elementler yeryüzündeki maddi döngünün parçalarıdır.


Fakat Kur’an’daki:


“topraktan yaratılma”


ifadesini modern kimyanın belirli bir formülüymüş gibi sunmak doğru olmaz.


Ayetin amacı laboratuvar açıklaması vermek değil:


insanın yaratılmışlığını ve maddi kökenini


hatırlatmaktır.


8️⃣ Âdem’in Topraktan Yaratılması Evrim Tartışmasını Otomatik Olarak Çözer mi ❓


Ayetin doğrudan konusu modern evrim teorisi değildir.


Burada ana mesele:


Hz. Îsâ’nın olağanüstü yaratılışının ilahlık delili olup olmadığıdır.


Âdem’in yaratılışı buna karşı örnek olarak kullanılır.


Dolayısıyla ayeti modern biyolojideki bütün ayrıntıları tek başına çözmek için kullanmak metnin bağlamını aşabilir.


Farklı Müslüman düşünürler:


Âdem,


insan biyolojisi,


evrim


ilişkisi konusunda çeşitli yorumlar geliştirmiştir.


Ama Âl-i İmrân 59’un ana konusu:


Îsâ’nın ilahlığı değil, yaratılmışlığıdır.


9️⃣ “Sonra Ona ‘Ol’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayet:


“sümme kâle lehû kun”


der.


Yani:


“Sonra ona ‘Ol!’ dedi.”


Buradaki:


“kun”


Allah’ın yaratıcı iradesinin sembolik ve yoğun ifadesidir.


Allah’ın yaratması:


başka bir güce muhtaç değildir.


Bir şeyi var etmek istediğinde:


onun varlığı Allah’ın iradesi karşısında engellenemez.


Bu, daha önce 47. ayette Hz. Îsâ’nın yaratılışı konusunda gördüğümüz:


“Kun fe yekûn”


ifadesinin aynıdır.


🔟 “Ol Dedi, O da Oldu” Bir Saniyelik Yaratılış mı Demektir ❓


Zorunlu olarak değil.


Kur’an’ın başka yerlerinde Allah’ın:


aşamalı süreçlerle


yarattığı şeylerden de söz edilir.


Dolayısıyla:


“Kun fe yekûn”


ifadesini yalnızca:


“bir anda, hiçbir süreç olmadan”


şeklinde sınırlandırmak gerekmez.


Asıl vurgu:


Allah’ın iradesinin gerçekleşmesine engel olacak bağımsız bir güç bulunmadığıdır.


Allah dilerse bir süreç içinde yaratır.


Dilerse olağanüstü biçimde yaratır.


1️⃣1️⃣ Allah “Ol” Demeden Önce Âdem Var mıydı ❓


Ayetteki dil insanın anlayabileceği biçimde yaratılışın aşamalarını anlatır.


“Topraktan yarattı, sonra ‘Ol’ dedi.”


ifadesinden Allah’ın önce başarısız veya eksik bir varlık meydana getirdiği gibi bir sonuç çıkarılmaz.


Kur’an’ın anlatısında:


maddi yaratılış


ve


ilahî yaratıcı emir


birbirine bağlanır.


Buradaki “sonra” kelimesini de her zaman insan saatindeki kronoloji gibi okumak zorunlu değildir.


Temel mesele:


Âdem’in varlığının Allah’ın iradesine bağlı olmasıdır.


1️⃣2️⃣ Hz. Îsâ’ya da “Ol” Denmişse Âdem ile Aynı Şekilde mi Yaratıldı ❓


Hayır.


Ayet:


iki yaratılışın bütün ayrıntılarının aynı olduğunu


söylemez.


Âdem:


topraktan ve anne-babasız.


Îsâ:


Meryem’den ve babasız.


Benzerlik:


yaratıcı kudretin Allah’a ait olması


ve normal insan üremesinden farklı bir yaratılış bulunmasıdır.


Dolayısıyla:


benzetmenin hangi noktada yapıldığını


korumak gerekir.


Her benzetme sınırlıdır.


1️⃣3️⃣ Kur’an Hz. Îsâ’yı Küçültmeye mi Çalışıyor ❓


Hayır.


Bu ayetten önce Hz. Îsâ:


Mesih,


Allah’tan bir kelime,


dünyada ve ahirette itibarlı,


Allah’a yakın kılınanlardan,


mucizelerle desteklenen bir peygamber


olarak anlatılmıştır.


Dolayısıyla Kur’an’ın amacı Hz. Îsâ’yı küçültmek değildir.


Ama çok önemli bir sınır çizer:


Onu yüceltmek başka, ilahlaştırmak başkadır.


İslam bu ikisini birbirinden ayırır.


1️⃣4️⃣ Bir Peygamberi Aşırı Yüceltmek Neden Teolojik Bir Soruna Dönüşebilir ❓


Çünkü insan sevdiği kişiyi zamanla:


insanüstü,


hatasız,


mutlak otorite,


hatta ilahî


bir konuma çıkarabilir.


Kur’an peygamberlerin yüksek makamını kabul eder.


Ama Allah ile kul arasındaki ontolojik sınırı korur.


Hz. Îsâ konusunda bu sınır özellikle önemlidir.


Mucize gösterir.


Ama:


Allah’ın izniyle.


Olağanüstü doğar.


Ama:


Allah tarafından yaratılır.


Bu denge tevhidin merkezidir.


1️⃣5️⃣ Âdem ile Îsâ Karşılaştırması Bir Mantık Argümanı mıdır ❓


Evet, güçlü biçimde mantıksal bir karşılaştırma içerir.


Argüman kabaca şöyledir:


  1. Îsâ’nın babasız oluşu ilahlık delili kabul ediliyor.
  2. Âdem’in hem babası hem annesi yoktur.
  3. Aynı ölçüt uygulanırsa Âdem’in daha güçlü biçimde ilah sayılması gerekirdi.
  4. Âdem ilah değildir.
  5. Öyleyse babasız yaratılış tek başına Îsâ’nın ilahlığını kanıtlamaz.

Bu, Kur’an’ın kullandığı oldukça kısa ama güçlü bir:


karşılaştırmalı akıl yürütmedir.


1️⃣6️⃣ Olağanüstü Bir Olay Neden Bizi Hemen Doğaüstü Bir Kimlik Sonucuna Götürmemelidir ❓


Çünkü:


olağanüstü olay


ile


olayın failinin ontolojik kimliği


aynı şey değildir.


Bir peygamber mucize gösterebilir.


Ama mucizenin gücü Allah’tan olabilir.


Musa denizi yarar.


Ama Musa Allah değildir.


Îsâ ölüyü Allah’ın izniyle diriltir.


Ama Kur’an’a göre Îsâ Allah değildir.


Dolayısıyla:


Mucize → ilahlık


mantıksal olarak zorunlu bir sonuç değildir.


1️⃣7️⃣ 58. ve 59. Ayetler Arasında Nasıl Bir Geçiş Vardır ❓


  1. ayette:

“Bunları sana ayetlerden ve hikmetli zikirden okuyoruz.”


denmişti.


  1. ayette ise bu hikmetin çok önemli bir örneği verilir:

Îsâ ile Âdem karşılaştırması.


Yani önce:


vahyin hikmetli olduğu


söylenir.


Sonra:


kısa bir mantıksal karşılaştırmayla


teolojik bir mesele açıklanır.


Bu da Kur’an’da vahiy ile akıl yürütmenin birbirinden kopuk olmadığını gösterir.


1️⃣8️⃣ İnsan Neden Olağanüstü Kişileri İlahi Konuma Çıkarma Eğilimindedir ❓


Çünkü insan hayranlık duyduğu kişiye sınır koymakta zorlanabilir.


Bir kişi:


çok bilgili,


çok karizmatik,


çok etkileyici,


olağanüstü yetenekli


olduğunda zamanla etrafında:


dokunulmazlık,


kutsallık,


kişilik kültü


oluşabilir.


Din tarihinde olduğu gibi siyasette, sanatta ve toplum hayatında da bu görülebilir.


Âl-i İmrân 59 çok temel bir ölçü koyar:


Ne kadar olağanüstü olursa olsun yaratılmış olan, yaratıcı değildir.


1️⃣9️⃣ Bir Varlığın Nasıl Yaratıldığı mı Daha Önemlidir, Yoksa Onu Kimin Yarattığını Fark Etmek mi ❓


Âl-i İmrân 59’un insanı ulaştırdığı en derin soru belki budur.


İnsan yaratılış biçimine hayran olabilir.


Hz. Îsâ babasız doğmuştur.


Âdem anne ve babasız yaratılmıştır.


Bunlar Kur’an’ın anlatısında olağanüstü olaylardır.


Ama ayet insanın dikkatini olayın şaşırtıcılığında bırakmaz.


Şunu sorar:


Bu olağanüstülüğü kim gerçekleştirdi?


Cevap:


Allah.


İşte tevhidin merkezi burada ortaya çıkar.


İnsan bazen esere öyle hayran olur ki sanatçıyı unutur.


Mucizeye öyle hayran olur ki mucizenin kaynağını unutur.


Peygambere öyle bağlanır ki peygamberin çağırdığı Allah’ı ikinci plana atabilir.


Âl-i İmrân 59 bu yön değişikliğini düzeltir.


Îsâ:


olağanüstüdür.


Ama yaratılmıştır.


Âdem:


olağanüstü yaratılmıştır.


Ama o da yaratılmıştır.


Allah ise:


yaratandır.


Bu fark, İslam tevhidinin en temel sınırlarından biridir.


Ve ayet insanın kendi varlığına da aynı soruyu yöneltir.


Biz normal anne-baba yoluyla doğmuş olabiliriz.


Bu bize sıradan gelebilir.


Ama gerçekten sıradan mıdır?


Bir hücrenin:


bölünmesi,


organların oluşması,


sinir sisteminin gelişmesi,


bilincin ortaya çıkması


zaten başlı başına olağanüstü değil midir?


Belki insan sadece nadir olanı mucize sanır.


Oysa her gün tekrarlanan hayat da:


alıştığımız için fark etmediğimiz


büyük bir yaratılış olayıdır.


Bu nedenle Âl-i İmrân 59 yalnız Hz. Îsâ’nın kimliği hakkında değil, bütün varlık hakkında şöyle düşündürür:


Olağanüstü olanı görünce hayrete düşüyoruz; peki her gün gerçekleştiği için sıradan sandığımız yaratılışın kendisine ne kadar hayret ediyoruz?


“Îsâ’nın babasız, Âdem’in anne ve babasız yaratılması iki farklı mucizedir; fakat ikisinin de ortak hakikati aynıdır: Yaratılmış olan ne kadar olağanüstü olursa olsun, yaratıcı değildir. Âl-i İmrân 59, hayranlığımızı yaratılmıştan yaratana yöneltir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt