Haşr Suresi'nin Arapça Ve Türkçe Okunuşu Nasıldır
"Kur'an'ın her suresi, kalbe inen bir nur; her ayeti, insanı Allah'ın huzurunda daha derin düşünmeye çağıran ilahi bir sestir."
– Ersan Karavelioğlu
Haşr Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 59. suresidir ve 24 ayetten oluşur. Medine döneminde indirilmiştir. Surede Allah'ın kudreti, müminlerin birlik bilinci, münafıkların tutumu, dünya hayatının geçiciliği, takva, ahiret hazırlığı ve Allah'ın yüce isimleri güçlü biçimde vurgulanır.
Özellikle surenin son ayetleri olan 22, 23 ve 24. ayetler, Allah'ın isimlerini ve sıfatlarını ihtişamlı bir şekilde zikrettiği için İslam kültüründe çok derin bir manevi yere sahiptir.
Haşr Suresi Arapça Ve Türkçe Okunuşu
1. Ayet
Arapça:
سَبَّحَ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ
Türkçe okunuşu:
Sebbaha lillâhi mâ fis semâvâti ve mâ fil ard. Ve huvel azîzul hakîm.
2. Ayet
Arapça:
هُوَ الَّذ۪ٓي اَخْرَجَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ دِيَارِهِمْ لِاَوَّلِ الْحَشْرِؕ مَا ظَنَنْتُمْ اَنْ يَخْرُجُوا وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ مَانِعَتُهُمْ حُصُونُهُمْ مِنَ اللّٰهِ فَاَتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ حَيْثُ لَمْ يَحْتَسِبُوا وَقَذَفَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُمْ بِاَيْد۪يهِمْ وَاَيْدِي الْمُؤْمِن۪ينَ فَاعْتَبِرُوا يَٓا اُولِي الْاَبْصَارِ
Türkçe okunuşu:
Huvellezî ahrecellezîne keferû min ehlil kitâbi min diyârihim li evvelil haşr. Mâ zanentum en yahrucû ve zannû ennehum mâniatuhum husûnuhum minallâhi fe etâhumullâhu min haysu lem yahtesibû ve kazefe fî kulûbihimur ru'b. Yuhribûne buyûtehum bi eydîhim ve eydil mu'minîne fa'tebirû yâ ulil ebsâr.
3. Ayet
Arapça:
وَلَوْلَٓا اَنْ كَتَبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمُ الْجَلَٓاءَ لَعَذَّبَهُمْ فِي الدُّنْيَاۜ وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابُ النَّارِ
Türkçe okunuşu:
Ve lev lâ en keteballâhu aleyhimul celâe le azzebehum fid dunyâ. Ve lehum fil âhirati azâbun nâr.
4. Ayet
Arapça:
ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ شَٓاقُّوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُۚ وَمَنْ يُشَٓاقِّ اللّٰهَ فَاِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ
Türkçe okunuşu:
Zâlike bi ennehum şâkkullâhe ve rasûleh. Ve men yuşâkkillâhe fe innallâhe şedîdul ikâb.
5. Ayet
Arapça:
مَا قَطَعْتُمْ مِنْ ل۪ينَةٍ اَوْ تَرَكْتُمُوهَا قَٓائِمَةً عَلٰٓى اُصُولِهَا فَبِاِذْنِ اللّٰهِ وَلِيُخْزِيَ الْفَاسِق۪ينَ
Türkçe okunuşu:
Mâ kata'tum min lînetin ev terektumûhâ kâimeten alâ usûlihâ fe bi iznillâhi ve li yuhziyel fâsikîn.
6. Ayet
Arapça:
وَمَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِه۪ مِنْهُمْ فَمَٓا اَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍ وَلَا رِكَابٍ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يُسَلِّطُ رُسُلَهُ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُؕ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ
Türkçe okunuşu:
Ve mâ efâallâhu alâ rasûlihî minhum fe mâ evceftum aleyhi min haylin ve lâ rikâbin ve lâkinnallâhe yusallitu rusulehû alâ men yeşâ'. Vallâhu alâ kulli şey'in kadîr.
7. Ayet
Arapça:
مَٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِه۪ مِنْ اَهْلِ الْقُرٰى فَلِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْاَغْنِيَٓاءِ مِنْكُمْؕ وَمَٓا اٰتٰيكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهٰيكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُواۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَؕ اِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ
Türkçe okunuşu:
Mâ efâallâhu alâ rasûlihî min ehlil kurâ fe lillâhi ve lir rasûli ve li zil kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîni vebnis sebîl. Key lâ yekûne dûleten beynel ağniyâi minkum. Ve mâ âtâkumur rasûlu fe huzûhu ve mâ nehâkum anhu fentehû. Vettekullâh. İnnallâhe şedîdul ikâb.
8. Ayet
Arapça:
لِلْفُقَرَٓاءِ الْمُهَاجِر۪ينَ الَّذ۪ينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَاَمْوَالِهِمْ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًا وَيَنْصُرُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُؕ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَۚ
Türkçe okunuşu:
Lil fukarâil muhâcirînellezîne uhricû min diyârihim ve emvâlihim yebteğûne fadlen minallâhi ve ridvânen ve yensurûnallâhe ve rasûleh. Ulâike humus sâdikûn.
9. Ayet
Arapça:
وَالَّذ۪ينَ تَبَوَّؤُ الدَّارَ وَالْا۪يمَانَ مِنْ قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ اِلَيْهِمْ وَلَا يَجِدُونَ ف۪ي صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِمَّٓا اُو۫تُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌؕ وَمَنْ يُوقَ شُحَّ نَفْسِه۪ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَۚ
Türkçe okunuşu:
Vellezîne tebevveud dâra vel îmâne min kablihim yuhibbûne men hâcere ileyhim ve lâ yecidûne fî sudûrihim hâceten mimmâ ûtû ve yu'sirûne alâ enfusihim ve lev kâne bihim hasâsah. Ve men yûka şuhha nefsihî fe ulâike humul muflihûn.
10. Ayet
Arapça:
وَالَّذ۪ينَ جَٓاؤُ۫ مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذ۪ينَ سَبَقُونَا بِالْا۪يمَانِ وَلَا تَجْعَلْ ف۪ي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا رَبَّنَٓا اِنَّكَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ
Türkçe okunuşu:
Vellezîne câû min ba'dihim yekûlûne rabbenâğfir lenâ ve li ihvâninellezîne sebekûnâ bil îmâni ve lâ tec'al fî kulûbinâ ğillen lillezîne âmenû rabbenâ inneke raûfur rahîm.
11. Ayet
Arapça:
اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ نَافَقُوا يَقُولُونَ لِاِخْوَانِهِمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَئِنْ اُخْرِجْتُمْ لَنَخْرُجَنَّ مَعَكُمْ وَلَا نُط۪يعُ ف۪يكُمْ اَحَدًا اَبَدًاۙ وَاِنْ قُوتِلْتُمْ لَنَنْصُرَنَّكُمْؕ وَاللّٰهُ يَشْهَدُ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
Türkçe okunuşu:
Elem tera ilellezîne nâfekû yekûlûne li ihvânihimullezîne keferû min ehlil kitâbi le in uhrictum le nahrucenne meakum ve lâ nutîu fîkum ehaden ebedâ. Ve in kûtiltum le nensurannekum. Vallâhu yeşhedu innehum le kâzibûn.
12. Ayet
Arapça:
لَئِنْ اُخْرِجُوا لَا يَخْرُجُونَ مَعَهُمْۚ وَلَئِنْ قُوتِلُوا لَا يَنْصُرُونَهُمْۚ وَلَئِنْ نَصَرُوهُمْ لَيُوَلُّنَّ الْاَدْبَارَ ثُمَّ لَا يُنْصَرُونَ
Türkçe okunuşu:
Le in uhricû lâ yahrucûne meahum. Ve le in kûtilû lâ yensurûnehum. Ve le in nesarûhum le yuvellunnel edbâra summe lâ yunsarûn.
13. Ayet
Arapça:
لَاَنْتُمْ اَشَدُّ رَهْبَةً ف۪ي صُدُورِهِمْ مِنَ اللّٰهِؕ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ
Türkçe okunuşu:
Le entum eşeddu rehbeten fî sudûrihim minallâh. Zâlike bi ennehum kavmun lâ yefkahûn.
14. Ayet
Arapça:
لَا يُقَاتِلُونَكُمْ جَم۪يعًا اِلَّا ف۪ي قُرًى مُحَصَّنَةٍ اَوْ مِنْ وَرَٓاءِ جُدُرٍؕ بَأْسُهُمْ بَيْنَهُمْ شَد۪يدٌؕ تَحْسَبُهُمْ جَم۪يعًا وَقُلُوبُهُمْ شَتّٰىؕ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَ
Türkçe okunuşu:
Lâ yukâtilûnekum cemîan illâ fî kuren muhassanetin ev min verâi cudur. Be'suhum beynehum şedîd. Tahsebuhum cemîan ve kulûbuhum şettâ. Zâlike bi ennehum kavmun lâ ya'kilûn.
15. Ayet
Arapça:
كَمَثَلِ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ قَر۪يبًا ذَاقُوا وَبَالَ اَمْرِهِمْۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌۚ
Türkçe okunuşu:
Ke meselillezîne min kablihim karîben zâkû vebâle emrihim. Ve lehum azâbun elîm.
16. Ayet
Arapça:
كَمَثَلِ الشَّيْطَانِ اِذْ قَالَ لِلْاِنْسَانِ اكْفُرْۚ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ اِنّ۪ي بَر۪ٓيءٌ مِنْكَ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اللّٰهَ رَبَّ الْعَالَم۪ينَ
Türkçe okunuşu:
Ke meseliş şeytâni iz kâle lil insâni ukfur. Fe lemmâ kefera kâle innî berîun minke innî ehâfullâhe rabbil âlemîn.
17. Ayet
Arapça:
فَكَانَ عَاقِبَتَهُمَٓا اَنَّهُمَا فِي النَّارِ خَالِدَيْنِ ف۪يهَاؕ وَذٰلِكَ جَزٰٓؤُا الظَّالِم۪ينَ
Türkçe okunuşu:
Fe kâne âkıbetehumâ ennehumâ fin nâri hâlideyni fîhâ. Ve zâlike cezâuz zâlimîn.
18. Ayet
Arapça:
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَؕ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
Türkçe okunuşu:
Yâ eyyuhellezîne âmenuttekullâhe vel tenzur nefsun mâ kaddemet li ğad. Vettekullâh. İnnallâhe habîrun bimâ ta'melûn.
19. Ayet
Arapça:
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ نَسُوا اللّٰهَ فَاَنْسٰيهُمْ اَنْفُسَهُمْؕ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
Türkçe okunuşu:
Ve lâ tekûnû kellezîne nesullâhe fe ensâhum enfusehum. Ulâike humul fâsikûn.
20. Ayet
Arapça:
لَا يَسْتَو۪ٓي اَصْحَابُ النَّارِ وَاَصْحَابُ الْجَنَّةِؕ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْفَٓائِزُونَ
Türkçe okunuşu:
Lâ yestevî ashâbun nâri ve ashâbul cenneh. Ashâbul cenneti humul fâizûn.
21. Ayet
Arapça:
لَوْ اَنْزَلْنَا هٰذَا الْقُرْاٰنَ عَلٰى جَبَلٍ لَرَاَيْتَهُ خَاشِعًا مُتَصَدِّعًا مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِؕ وَتِلْكَ الْاَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
Türkçe okunuşu:
Lev enzelnâ hâzel kur'âne alâ cebelin le raeytehû hâşian mutesaddian min haşyetillâh. Ve tilkel emsâlu nadribuhâ lin nâsi leallehum yetefekkerûn.
22. Ayet
Arapça:
هُوَ اللّٰهُ الَّذ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِۚ هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّح۪يمُ
Türkçe okunuşu:
Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hû. Âlimul ğaybi veş şehâdeh. Huver rahmânur rahîm.
23. Ayet
Arapça:
هُوَ اللّٰهُ الَّذ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَز۪يزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُؕ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ
Türkçe okunuşu:
Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ hû. El melikul kuddûsus selâmul mu'minul muheyminul azîzul cebbârul mutekebbir. Subhânallâhi ammâ yuşrikûn.
24. Ayet
Arapça:
هُوَ اللّٰهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰىؕ يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ
Türkçe okunuşu:
Huvallâhul hâlikul bâriul musavviru lehul esmâul husnâ. Yusebbihu lehû mâ fis semâvâti vel ard. Ve huvel azîzul hakîm.
Haşr Suresi'nin Kısa Manevi Özeti
Haşr Suresi, mümine üç büyük hakikati hatırlatır:
Surenin en sarsıcı ayetlerinden biri 18. ayettir:
"Her nefis yarın için ne hazırladığına baksın."
Bu ayet, insanı yalnız bugünkü hayatına değil; ahirete gönderdiklerine, amel defterine, kalbinin yönüne, takvasına ve Allah karşısındaki duruşuna bakmaya çağırır.
Haşr Suresi'nin Son Üç Ayetinin Önemi
Haşr Suresi'nin son üç ayeti, Allah'ın yüce isimlerini ve sıfatlarını çok güçlü biçimde bildirir:
Bu ayetler insana şunu hatırlatır:
Allah yalnız inandığımız bir isim değil; varlığın, hayatın, ölümün, rahmetin, kudretin, düzenin ve bütün güzelliğin mutlak kaynağıdır.
Son Söz
Haşr Suresi, Kalbi Ahirete Hazırlayan İlahi Bir Uyarıdır
Haşr Suresi, insana Allah'ın kudretini, tarihin ibretlerini, müminlerin kardeşliğini, münafıklığın iç çöküşünü, ahiret hazırlığının önemini ve Allah'ın yüce isimlerini derin biçimde hatırlatır.
Bu sure özellikle şu mesajıyla kalbe işler:
Allah'ı unutma.
Yarın için ne hazırladığına bak.
Dünyanın geçici görünüşüne aldanma.
Kalbini takva ile diri tut.
Allah'ın isimlerini yalnız ezberleme; hayatında hisset.
Haşr Suresi'nin son ayetleri, kalbi Allah'ın isimleriyle arındıran büyük bir tefekkür kapısıdır. İnsan bu ayetleri okurken yalnız dilini değil, kalbini de secdeye yaklaştırmalıdır.
"Haşr Suresi, insana yarın için ne hazırladığını soran ilahi bir aynadır; o aynaya bakan kalp, dünyayı değil ahireti de görmeye başlar."
– Ersan Karavelioğlu
Son düzenleme: