Kıyamet Suresi 5. Ayette “Fakat İnsan, Önündeki Günlerde de Günah İşlemek İster” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan bazen delil bulamadığı için değil, hayatını değiştirmek istemediği için hesap gününü inkâr eder. Çünkü hesap yoksa vicdan susturulabilir; fakat kıyamet varsa hiçbir tercih bütünüyle sonuçsuz kalmaz.”
Ersan Karavelioğlu
“Fakat insan, önündeki günlerde de günah işlemeye devam etmek ister.”
Kıyamet Suresi 5. Ayet
Ayette İnsanın Hangi Özelliği Anlatılmaktadır
Bu ayette insanın yalnızca geçmişte yaptığı yanlışlardan değil, gelecekte de sınır tanımadan yaşama arzusundan söz edilmektedir.
İnsan bazen ahireti aklen imkânsız gördüğü için değil, hesap verme düşüncesi hayatındaki özgürlüğü sınırladığı için inkâr edebilir.
Çünkü kıyameti ve hesabı kabul etmek şu gerçekleri de kabul etmeyi gerektirir:
Ayet, inkârın arkasındaki ahlaki isteği açığa çıkarmaktadır.
“Önündeki Günlerde Günah İşlemek” Ne Anlama Gelir
Ayetteki ifade, insanın gelecekte de kötülük yapmaya, sınırları aşmaya ve sorumsuzca yaşamaya devam etmek istemesi anlamına gelir.
Buradaki “önü”, insanın geleceğini ve önünde bulunan hayat süresini anlatır.
İnsan şöyle düşünmek isteyebilir:
“Şimdilik istediğim gibi yaşayayım.”
“Daha sonra değişirim.”
“Henüz tövbe etmek için vaktim var.”
“Bugünkü davranışlarımın bir sonucu olmayabilir.”
Ayet, insanın geleceğini iyilikle kurmak yerine günahı sürdürmek için kullanma eğilimini eleştirir.
Ayette Geçen “Fücur” Kelimesi Ne Anlama Gelir
Ayette kullanılan “fücur” kelimesi; sınırı aşmak, günaha yönelmek, ahlaki ölçüleri çiğnemek ve kötülükte ileri gitmek anlamları taşır.
Kelimenin kökünde yarılmak ve sınırın dışına çıkmak anlamı vardır.
Bu nedenle fücur yalnızca tek bir yanlış davranışı ifade etmez. İnsanın doğru ile yanlış arasındaki sınırı bilerek aşmasını ve bu aşımı hayat tarzına dönüştürmesini de anlatır.
Fücur şu şekillerde görülebilir:
İnsan Neden Gelecekte de Günah İşlemek İster
İnsan nefsinin arzuları çoğu zaman hemen elde edilecek hazlara yönelir. Uzun vadeli sonuçları düşünmek ise sabır ve öz denetim gerektirir.
Günah bazen insana kısa vadede:
Haz,
kazanç,
güç,
üstünlük,
kolaylık
veya özgürlük
gibi görünebilir.
Fakat bu davranışların ahlaki, toplumsal ve manevi sonuçları daha sonra ortaya çıkabilir.
İnsan bu sonuçlarla yüzleşmek istemediğinde, davranışını değiştirmek yerine hesabın varlığını inkâr etmeyi seçebilir.
Ayet Yeniden Dirilişin Neden İnkâr Edildiğini mi Açıklamaktadır
Evet. Önceki ayetlerde insanın kemiklerinin yeniden bir araya getirileceği ve parmak uçlarına kadar yaratılacağı bildirilmiştir.
Bu ayet ise insanın yeniden dirilişi reddetmesinin ardındaki sebeplerden birini açıklar.
Sorun her zaman delil eksikliği değildir.
Bazen insan:
Fakat hayatını değiştirmemek için bunları reddedebilir.
Bu nedenle inkâr, yalnızca düşünsel değil, ahlaki bir tercih de olabilir.
İnsan İnancını Davranışlarına Göre mi Şekillendirebilir
İdeal olan, insanın davranışlarını hakikate göre şekillendirmesidir. Fakat bazen insan bunun tersini yapar ve inancını davranışlarına uygun hâle getirmeye çalışır.
Bir davranışı bırakmak zor geldiğinde kişi şöyle düşünebilir:
“Belki bu gerçekten yanlış değildir.”
“Belki hesap diye bir şey yoktur.”
“Belki ölümle her şey biter.”
“Belki herkes sonunda bağışlanır.”
Böylece insan, yanlışını değiştirmek yerine doğru anlayışı değiştirmeye çalışabilir.
Ayet bu kendini kandırma biçimine dikkat çeker.
Kıyameti İnkâr Etmek İnsana Sınırsız Özgürlük Sağlar mı
Kıyameti inkâr eden kişi, yaptıklarının ilahi bir karşılığı bulunmadığını düşünebilir. Böylece kendisini daha özgür hissedebilir.
Fakat sorumluluktan bağımsız bir özgürlük, zamanla başkalarının haklarını tehdit edebilir.
Sınırsız özgürlük düşüncesi şu anlayışlara dönüşebilir:
“Gücüm yetiyorsa yapabilirim.”
“Yakalanmadığım sürece sorun yoktur.”
“Kimse görmüyorsa yanlış değildir.”
“Bana fayda sağlıyorsa başkasının zararı önemli değildir.”
Kur’an’ın sunduğu özgürlük ise sorumlulukla birlikte düşünülür.
İnsan tercih edebilir; fakat tercihinin sonucunu da taşır.
Günah İşlemek İle Günahı Sürdürmek Arasında Fark Var mıdır
Her insan hata yapabilir. Fakat hata yapmak ile hatayı bilerek sürdürmek aynı değildir.
Hata yapan insan:
Yanlışını fark edebilir,
pişman olabilir,
özür dileyebilir,
zararı telafi edebilir
ve tövbe edebilir.
Günahı sürdürmek isteyen insan ise yanlışını düzeltmek yerine onu geleceğine taşır.
Bu nedenle ayette eleştirilen yalnızca insanın düşmesi değil, düştüğü yerde kalmayı ve aynı yönde ilerlemeyi istemesidir.
İnsan Tövbesini Neden Sürekli Erteler
İnsan çoğu zaman önünde uzun bir hayat bulunduğunu düşünür. Ölümü uzak, tövbeyi ise daha sonra yapılabilecek bir iş olarak görür.
Şöyle diyebilir:
“Biraz daha yaşayacağım.”
“Yaşlanınca ibadete başlarım.”
“Bu son kez olsun.”
“Daha sonra kendimi düzeltirim.”
Fakat insan gelecekte ne kadar yaşayacağını bilmez.
Tövbenin ertelenmesi, yalnızca zamanın ertelenmesi değildir. Yanlış davranış tekrarlandıkça kalpteki rahatsızlık da azalabilir.
Bugün zor görünen günah, yarın alışkanlığa dönüşebilir.
Günahın Alışkanlığa Dönüşmesi Nasıl Gerçekleşir
Bir davranış ilk kez yapıldığında insanın vicdanı güçlü biçimde tepki verebilir. Fakat davranış tekrarlandıkça bu tepki zayıflayabilir.
Süreç çoğu zaman şöyle ilerler:
Bu nedenle küçük görülen günahların sürekli tekrar edilmesi insanın karakterini değiştirebilir.
Ayet, insanın geleceğini bu tür bir ahlaki çözülmeye teslim etmemesi gerektiğini hatırlatır.

Ayet İnsanın Özgür İradesini mi Anlatmaktadır
Ayet, insanın geleceğe yönelik tercihlerde bulunabildiğini gösterir. İnsan iyiliği de kötülüğü de seçebilen bir iradeye sahiptir.
Fakat tercih özgürlüğü, sorumsuzluk anlamına gelmez.
İnsan:
Allah insanı zorla günaha yöneltmez. İnsan kendi arzusuyla sınırı aşmayı isteyebilir.
Bu nedenle hesap ve sorumluluk anlamlıdır.

Gelecek Neden Ahlaki Bir Sorumluluktur
İnsan geçmişini değiştiremez; fakat geleceğine hangi niyetle yöneleceğini seçebilir.
Geçmişte hata yapan bir insanın önünde iki yol vardır:
Birincisi, hatasını kabul edip daha iyi bir hayat kurmaktır.
İkincisi, aynı hatayı sürdürmeye karar vermektir.
Bu nedenle gelecek yalnızca zamanın devamı değildir. Aynı zamanda ahlaki bir imkândır.
İnsan her yeni günü:
ve kırdıklarını onarmak
için kullanabilir.

Ayet Vicdan İle Nefis Arasındaki Mücadeleyi Nasıl Gösterir
Kıyamet Suresi’nin ikinci ayetinde kendini kınayan nefse yemin edilmişti. Beşinci ayette ise insanın gelecekte de günah işlemek istemesinden söz edilir.
Bu iki ayet insanın içindeki mücadeleyi gösterir.
Vicdan şöyle der:
“Yanlışını kabul et ve dön.”
Nefsin ölçüsüz arzusu ise şöyle diyebilir:
“Daha sonra düzeltirsin, şimdi istediğini yap.”
İnsan bu iki çağrı arasında tercih yapar.
Vicdanın uyarısını dinlediğinde dönüş başlar. Nefsinin bahanelerini izlediğinde ise yanlış geleceğe taşınır.

Günah İşleme İsteği İnsanı Kıyameti Sorgulamaya mı İter
Bazı insanlar gerçekten düşünsel şüpheler yaşayabilir. Fakat ayet, bazı sorgulamaların altında ahlaki bir kaçış bulunduğunu bildirir.
İnsan hesap gününü reddettiğinde şu rahatlığa ulaşmak isteyebilir:
“Kimseye hesap vermeyeceğim.”
“Yaptıklarım ölümle unutulacak.”
“Gizlediğim şeyler ortaya çıkmayacak.”
“Haksızlıkların sonsuz bir karşılığı bulunmayacak.”
Bu nedenle insan bazen hakikati araştırmak için değil, rahatsız edici sorumluluktan kurtulmak için soru sorabilir.
Ayet, kişinin kendi niyetini dürüstçe sorgulamasını ister.

Kıyamet İnancı Günlük Hayatı Nasıl Etkilemelidir
Kıyamete inanmak yalnızca gelecekte gerçekleşecek büyük bir olayı kabul etmek değildir. Bu inanç bugünkü davranışları da değiştirmelidir.
Kıyamet bilinci taşıyan insan:
Çünkü insan her gün geleceğini ve ahiretteki karşılığını inşa etmektedir.

Ayet Günümüz İnsanına Ne Söyler
Günümüz dünyasında insana sürekli daha fazlasını istemesi, arzularının peşinden gitmesi ve sınırları engel olarak görmesi öğütlenebilir.
“Canın ne istiyorsa yap.”
“Yalnızca kendini düşün.”
“Hayat bir kez yaşanır.”
gibi sözler sorumluluktan koparıldığında tehlikeli hâle gelebilir.
Ayet modern insana şu soruyu yöneltir:
“Gerçekten özgür mü olmak istiyorsun, yoksa hiçbir davranışından sorumlu tutulmamak mı?”
Özgürlük insanı yükseltebilir; fakat vicdandan ve sorumluluktan ayrıldığında yıkıcı hâle gelebilir.

İnsan Geleceğini Nasıl Temizleyebilir
İnsan geçmişinde ne kadar hata yapmış olursa olsun, geleceğini aynı hataların devamı hâline getirmek zorunda değildir.
Geleceği temizlemenin ilk adımları şunlardır:
Değişim yalnızca niyetle değil, yeni davranışlarla gerçekleşir.

Ayetin En Derin Mesajı Nedir
Ayetin en derin mesajı, insanın bazen hakikati davranışlarına göre reddettiğini göstermesidir.
İnsan yeniden dirilişi kabul ederse hayatını sorgulamak zorunda kalacaktır. Bu sorgulamadan kaçmak isteyen kişi, kıyametin kendisini inkâr edebilir.
Fakat hakikati inkâr etmek, hakikati ortadan kaldırmaz.
İnsan gözlerini kapattığında güneş kaybolmadığı gibi, kıyameti reddettiğinde da hesap günü yok olmaz.
Ayet insana şunu söyler:
Geleceğini günaha ayırma.
Tövbeyi erteleme.
Ölümü uzak sanma.
Vicdanını susturma.
Hesabı inkâr ederek sorumluluktan kaçmaya çalışma.
Çünkü insanın önündeki zaman, günahı çoğaltmak için değil, kendisini düzeltmek için verilmiş bir fırsattır.

Sonuç: İnsan Neden Gelecekte de Günah İşlemek İster
Kıyamet Suresi’nin beşinci ayeti, insanın yeniden dirilişi inkâr etmesinin ardında bulunabilecek önemli bir psikolojik ve ahlaki sebebi açıklar.
İnsan bazen ölümden sonra dirilişi kabul etmek istemez. Çünkü bu inanç, hayatına sınır, sorumluluk ve hesap bilinci getirir.
Oysa insanın nefsi gelecekte de istediği gibi yaşamak, günahı sürdürmek ve davranışlarının sonuçlarından kaçmak isteyebilir.
Ayet insana şu gerçeği hatırlatır:
Sorun her zaman gerçeği anlayamamak değildir; bazen gerçek anlaşıldığı hâlde ona göre yaşamak istenmemesidir.
İnsan geçmişte hata yapmış olabilir. Fakat önündeki günleri aynı hatalara teslim etmek zorunda değildir.
Her yeni gün, günahı sürdürmek için değil; yönünü değiştirmek, tövbe etmek ve daha doğru bir insan olmak için yeni bir imkândır.
İnsanın gerçek geleceği, önünde kaç gün bulunduğuyla değil, o günleri hangi yönde kullandığıyla belirlenir.
“İnsan geleceğini günahlarına açık bırakırken tövbesini kapının dışında bekletmemelidir. Çünkü ertelenen her değişim, yanlışın kök salmasına; değerlendirilen her gün ise yeni bir insanın doğmasına imkân verir.”
Ersan Karavelioğlu