Yunus Suresi'nin Türkçe Meali Nedir?

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu?

  • Evet

    Oy: 105 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    105

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
47,352
2,494,311
113
42
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

Yunus Suresi'nin Türkçe Meali​

1. Elif, Lâm, Râ. Bunlar, hikmet dolu kitabın âyetleridir.

2. İçlerinden bir adama, "İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında yüksek bir makamları olduğunu müjdele" diye vahyetmemiz, insanlara şaşırtıcı mı geldi? Kâfirler, "Bu, elbette apaçık bir sihirbazdır" dediler.

3. Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş’a hükmeden Allah’tır. O, işleri düzenler. Onun izni olmadan hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte bu, Rabbiniz olan Allah’tır. O hâlde O’na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz?

4. Hepinizin dönüşü yalnız O’nadır. Allah’ın vaadi gerçektir. O, yaratmaya başlar, sonra iman eden ve salih ameller işleyenleri adaletle ödüllendirmek için onu yeniden yapar. Kâfirler için ise, inkârlarından dolayı kaynar sudan bir içecek ve acı bir azap vardır.

5. O, Güneş’i bir aydınlık, Ay’ı bir ışık yapan ve yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları ancak hak ile yaratmıştır. O, bilen bir kavim için âyetleri detaylı bir şekilde açıklar.

6. Şüphesiz gece ile gündüzün ardı ardına gelişinde ve Allah’ın göklerde ve yerde yarattıklarında Allah’a karşı gelmekten sakınan bir kavim için elbette ibretler vardır.

7. Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, dünya hayatından razı olup onunla tatmin olanlar ve âyetlerimizden gaflette olanlar,

8. İşte onların kazandıklarından dolayı varacakları yer cehennemdir.

9. Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları, imanlarından dolayı altlarından ırmaklar akan nimet cennetlerine kılavuzlar.

10. Oradaki duaları, "Allah’ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz"dir. Orada karşılıklı sağlık temennileri "Selâm"dır. Dualarının sonu da "Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun"dur.

11. Allah, insanlara hayrı acele olarak istediği gibi şerri de acele verseydi, onların eceli elbette hemen gelirdi. Ancak biz, bizimle karşılaşmayı ummayanları, azgınlıkları içinde bocalar bir hâlde terk ederiz.

12. İnsana bir zarar dokunduğu zaman, yan üstü yatarken, otururken veya ayakta iken bize dua eder. Fakat biz ondan zararını giderince, sanki kendisine dokunan zarardan dolayı bize hiç dua etmemiş gibi geçip gider. İşte ölçüyü aşanlara, yapmakta oldukları şeyler böyle güzel gösterildi.

13. Andolsun, sizden önceki nesilleri zulmettikleri ve peygamberleri kendilerine apaçık deliller getirdiği hâlde inanmadıkları için helâk ettik. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.

14. Sonra onların ardından, nasıl davranacağınızı görelim diye sizi yeryüzünde onların yerine getirdik.

15. Onlara âyetlerimiz apaçık bir şekilde okunduğunda, bizimle karşılaşmayı ummayanlar, "Bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir" derler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım. Şayet Rabbime isyan edersem, şüphesiz o büyük günün azabından korkarım."

16. De ki: "Eğer Allah dileseydi, ben onu size okumazdım ve Allah da onu size bildirmezdi. Ondan önce, aranızda bir ömür boyu bulundum. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?"

17. Allah’a iftira edenden veya âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim vardır? Şüphesiz suçlular iflah olmazlar.

18. Allah’ı bırakıp kendilerine zarar vermeyen ve yarar sağlamayan putlara tapıyorlar ve "Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir" diyorlar. De ki: "Siz Allah’a göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?" O, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.

19. İnsanlar, ancak tek bir ümmetti. Sonra ihtilaf ettiler. Eğer Rabbinden, önceden verilmiş bir söz olmasaydı, ihtilaf ettikleri şeyler hakkında aralarında hemen hüküm verilirdi.

20. "Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi?" derler. De ki: "Gayb ancak Allah’a aittir. O hâlde bekleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."

21. İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda onunla sevinirler. Kendi elleriyle işlediklerinden dolayı başlarına bir kötülük gelirse, hemen ümitsizliğe düşerler.

22. Sizi karada ve denizde gezdiren O’dur. Gemide olduğunuz zaman, güzel bir rüzgârla gemiler onları alıp götürür. Onlar da bununla sevinirler. Ansızın şiddetli bir fırtına gelir, dalgalar her taraftan onları kuşatır ve onlar, çepeçevre kuşatıldıklarını anlarlar. Dini yalnız Allah’a has kılarak O’na yalvarır ve "Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız" derler.

23. Fakat Allah, onları kurtarınca, hemen yeryüzünde haksız yere azgınlık yaparlar. Ey insanlar! Sadece dünya hayatının geçici menfaatlerinden faydalanın. Sonunda dönüşünüz bize olacaktır. O zaman yapmakta olduklarınızı size haber vereceğiz.

24. Dünya hayatının durumu, ancak gökten indirdiğimiz bir suya benzer ki, onunla yeryüzünde insanların ve hayvanların yediği bitkiler çıkar. Nihayet yeryüzü, süsünü alır ve güzel bir hâle bürünür. Sahipleri de buna sahip olduklarını zannederler. Halbuki ona gece veya gündüz emrimiz gelir de onu biçilmiş bir hâle getiririz. Sanki dün hiç yokmuş gibi olur. İşte biz, düşünen bir topluluk için âyetleri böyle açıklarız.

25. Allah, esenlik yurduna çağırır ve dilediğini dosdoğru yola iletir.

26. Güzel davrananlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir karalık bulaşır ne de bir horluk. İşte onlar, cennet ehlidir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

27. Kötülük işleyenlere gelince, kötülüğün cezası misliyle verilir. Onların yüzlerini bir zillet kaplar. Onları Allah’a karşı bir koruyucu yoktur. Onların yüzleri sanki karanlık bir geceden bir parçaya bürünmüş gibidir. İşte onlar, ateşin halkıdır ve orada ebedî kalacaklardır.

28. O gün, hepsini bir araya toplayacağız. Sonra şirk koşanlara, "Siz ve ortaklarınız yerlerinizde durun" diyeceğiz. Böylece aralarını ayırırız. Onların ortakları, "Siz bize tapmıyordunuz" derler.

29. "Bizimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Doğrusu, biz sizin ibadetinizden habersizdik."

30. İşte orada, herkes geçmişte yaptıklarını tartar. Hepsi gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülmüşlerdir. Uydurdukları şeyler de kendilerinden kaybolup gitmiştir.

31. De ki: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Kulaklara ve gözlere kim sahiplik ediyor? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yönetiyor?" "Allah" diyecekler. De ki: "O hâlde O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

32. İşte sizin gerçek Rabbiniz Allah’tır. Gerçeğin ötesinde sapıklıktan başka ne vardır? O hâlde nasıl çevriliyorsunuz?

33. Rabbinin, fasıklar hakkında, "Onlar inanmazlar" sözü işte böylece gerçekleşti.

34. De ki: "Allah’ın dışında, sizin ortak koştuklarınızdan ilk defa yaratacak ve sonra onu tekrar iade edecek biri var mı?" De ki: "Allah, yaratmayı başlatır, sonra onu tekrar eder. O hâlde nasıl oluyor da çevriliyorsunuz?"

35. De ki: "Allah’ın dışında sizin ortak koştuklarınızdan gerçeğe hidayet edecek biri var mı?" De ki: "Allah, gerçeğe hidayet eder. O hâlde gerçeğe hidayet eden mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa doğru yolu bulamayan, ancak kendisine yol gösterildiğinde o yolu takip edebilen mi? O hâlde size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?"

36. Onların çoğu zandan başka bir şeye uymazlar. Zan ise, haktan hiçbir şey kazandırmaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını bilir.

37. Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından uydurulmuş değildir. Ancak kendinden öncekileri doğrulayan ve kitabı detaylı bir şekilde açıklayandır. Onda hiçbir şüphe yoktur. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

38. Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, onun benzeri bir sûre getirin ve Allah’tan başka çağırabildiklerinizi çağırın."

39. Hayır! Onlar, ilmî bakımdan kavrayamadıkları ve henüz kendilerine yorumu gelmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Bak, zalimlerin sonu nasıl oldu!

40. Onlardan ona inanan da vardır, inanmayan da. Rabbin, bozguncuları en iyi bilendir.

41. Eğer seni yalanladılarsa de ki: "Benim amelim bana, sizin ameliniz de sizedir. Siz benim yaptıklarımdan uzaksınız, ben de sizin yaptıklarınızdan uzağım."

42. Onlardan seni dinleyenler de vardır. Fakat sağır olanlara, akılları olduğu hâlde sen mi duyuracaksın?

43. Onlardan sana bakan da vardır. Kör olanlara, akılları olduğu hâlde sen mi yol göstereceksin?

44. Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez. Fakat insanlar, kendilerine zulmediyorlar.

45. Allah’ın onları bir araya toplayacağı gün, dünyada sadece bir saat kadar kaldıklarını sanırlar. İşte onlar, yalanı yaşayanlardır.

46. Onlara vaadettiklerimizin bir kısmını sana göstersek de, seni vefat ettirsek de, onların dönüşü ancak bizedir. Allah, onların yapmakta olduklarına şahittir.

47. Her ümmetin bir peygamberi vardır. Peygamberleri geldiği zaman, aralarında adaletle hükmedilir ve onlar zulme uğratılmazlar.

48. "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu vaat ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

49. De ki: "Ben, kendime bile Allah’ın dilediğinden başka bir fayda veya zarar verecek güce sahip değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri geldiğinde ne bir saat geri kalırlar, ne de ileri geçebilirler."

50. De ki: "Söyleyin bakalım! O’nun azabı gece veya gündüz size gelirse, suçlular ondan neyi acele isteyecekler?"

51. Gerçekleştiğinde mi ona iman ettiniz? Şimdi mi? Oysa siz, onu acele istiyordunuz.

52. Sonra zulmedenlere, "Tadın ebedî azabı! Kazandıklarınızdan başkasıyla mı cezalandırılacaksınız?" denilecektir.

53. Senden, onun gerçek olup olmadığını soruyorlar. De ki: "Evet, Rabbim hakkı için, o gerçektir. Siz onun önüne geçemezsiniz."

54. Zulmeden herkes, yeryüzündeki bütün servete sahip olsaydı, kıyamet günü onu fidye olarak verirdi. Azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler. Onlara adaletle hükmedilir. Onlar zulme uğratılmazlar.

55. Bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Bilin ki, Allah’ın vaadi gerçektir. Fakat onların çoğu bilmez.

56. O, hem diriltir hem öldürür ve yalnızca O’na döndürüleceksiniz.

57. Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, kalplerdekine bir şifa, iman edenler için bir hidayet ve rahmet geldi.

58. De ki: "Allah’ın lütfu ve rahmetiyle işte bunlarla sevinsinler. Bu, onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır."

59. Allah’ın, kulları için indirdiği rızık hakkında "Bu helâldir, şu haramdır" diyenleri gördün mü? De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?"

60. Allah’a karşı yalan uyduranlar, kıyamet günü hakkında ne zannediyorlar? Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütuf sahibidir. Fakat onların çoğu şükretmezler.

61. Sen hangi durumda olsan, ona dair Kur’an’dan hangi âyeti okusan ve siz hangi işi yapıyor olsanız, mutlaka biz, size o işe daldığınız anda şahidiz. Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak kalmaz. Bundan daha küçüğü veya büyüğü, her şey mutlaka apaçık bir kitaptadır.

62. Bilesiniz ki Allah’ın velilerine korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.

63. Onlar, iman etmiş ve takva sahibi olmuş kimselerdir.

64. Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır. Allah’ın sözleri asla değişmez. İşte bu, büyük kurtuluştur.

65. Onların sözleri seni üzmesin. Çünkü izzet bütünüyle Allah’a aittir. O, her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.

66. Bilin ki, göklerde ve yerde kim varsa Allah’ındır. Allah’ın dışında bir takım ortaklara tapanlar, gerçekte neye uyuyorlar? Onlar, ancak zanna ve yalandan başka bir şeye uymuyorlar.

67. Geceyi içinde dinlenesiniz diye yaratan O’dur. Gündüzü de aydınlık kıldı. Şüphesiz bunda işiten bir kavim için âyetler vardır.

68. "Allah, çocuk edindi" dediler. O, münezzehtir. O, hiçbir şeye muhtaç değildir. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Bu konuda sizin yanınızda hiçbir delil yoktur. Allah hakkında bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?

69. De ki: "Allah’a iftira edenler kurtuluşa eremezler."

70. Onlar, dünyada azıcık faydalanır, sonra dönüşleri bizedir. Sonra inkâr ettiklerinden dolayı onlara şiddetli azabı tattıracağız.

71. Onlara Nuh’un kıssasını oku. Hani o, kavmine "Ey kavmim! Eğer benim aranızda durmam ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geldiyse, ben yalnızca Allah’a güvenmişim. Artık siz ve ortaklarınız toplanıp işinizi kararlaştırın. Sonra işiniz size dert olmasın. Sonra bana karşı hükmünüzü verin ve bana mühlet tanımayın" demişti.

72. "Eğer yüz çevirirseniz, ben sizden bir ücret istemedim ki. Benim mükâfatım, ancak Allah’a aittir. Ben, Müslümanlardan olmakla emrolundum."

73. Onu yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber olanları gemide kurtardık ve onları yeryüzünde halifeler yaptık. Âyetlerimizi yalanlayanları ise suda boğduk. Bak işte, uyarılmış olanların sonu nasıl oldu!

74. Sonra onun ardından birçok peygamberi kavimlerine gönderdik. Onlara apaçık deliller getirdiler. Ancak daha önce yalanladıklarına inanmadılar. İşte biz, haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.

75. Sonra onların ardından Musa ve Harun’u, Firavun ve ileri gelenlerine âyetlerimizle gönderdik. Ancak onlar kibirlenip günahkâr bir kavim oldular.

76. Katımızdan kendilerine gerçek gelince, "Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir" dediler.

77. Musa, "Size hak gelince, onun hakkında böyle mi konuşuyorsunuz? Bu sihir midir? Sihirbazlar kurtuluşa eremez" dedi.

78. "Bizi atalarımızın üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük taslamak için mi bize geldin? Biz sana inananlardan olmayacağız" dediler.

79. Firavun, "Bana bütün bilgili sihirbazları getirin" dedi.

80. Sihirbazlar gelince, Musa onlara dedi ki: "Ne atacaksanız atın."

81. Attıklarında Musa, "Sizin getirdiğiniz şey sihirdir. Allah onu boşa çıkaracaktır. Şüphesiz Allah, bozguncuların işini düzeltmez" dedi.

82. Allah, kelimeleriyle gerçeği gerçekleştirecektir. Suçlular hoşlanmasa da.

83. Musa’ya kavminden, sadece oğullarının bir kısmı, Firavun’dan ve ileri gelenlerinden duydukları korku sebebiyle iman ettiler. Çünkü Firavun, yeryüzünde üstünlük taslayan ve haddi aşan birisiydi.

84. Musa dedi ki: "Ey kavmim! Eğer Allah’a iman ettiyseniz, O’na güvenin. Müslüman olmuşsanız."

85. Onlar da, "Allah’a güvendik. Rabbimiz! Bizi, zalim kavmin fitnesine maruz bırakma."

86. "Bizi rahmetinle kâfirlerden kurtar."

87. Musa ve kardeşine, "Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın. Evlerinizi kıbleye çevirin. Namazı dosdoğru kılın ve müminleri müjdeleyin" diye vahyettik.

88. Musa dedi ki: "Rabbimiz! Sen Firavun’a ve ileri gelenlerine dünya hayatında zinet ve mallar verdin. Rabbimiz! Onlar, insanları senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz! Onların mallarını sil ve kalplerine sıkıntı ver. Çünkü onlar acıklı azabı görmedikçe iman etmeyecekler."

89. Allah, "Her ikinizin de duası kabul edildi. Düzgün olun. Sakın, bilmeyenlerin yoluna uymayın" dedi.

90. İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ve askerleri, zulüm ve düşmanlıkla peşlerine düştüler. Firavun, boğulacağı anda dedi ki: "İsrailoğullarının iman ettiğinden başka ilâh olmadığına inandım. Ben, Müslümanlardanım."

91. "Şimdi mi? Oysa sen daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun."

92. "Bugün, senden sonrakilere bir ibret olman için seni cesedinle kurtaracağız. Fakat insanların çoğu bizim âyetlerimizden habersizdir."

93. Andolsun, İsrailoğullarını çok güzel bir yere yerleştirdik ve onları temiz şeylerle rızıklandırdık. Ancak, kendilerine ilim gelene kadar ihtilaf etmediler. Şüphesiz Rabbin, ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

94. Eğer sana indirdiğimiz şey hakkında şüphen varsa, senden önce kitap okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O hâlde sakın şüphecilerden olma.

95. Allah’ın âyetlerini yalanlayanlardan olma. Yoksa kaybedenlerden olursun.

96. Hakkında Rabbinin kelimesi gerçekleşenler, iman etmezler.

97. Onlara her türlü mucize gelse, acıklı azabı görünceye kadar iman etmezler.

98. Keşke Yunus’un kavmi gibi, iman etselerdi de imanları kendilerine fayda sağlasaydı! Onlar iman edince, dünya hayatında rezil edici azabı kaldırdık ve bir süre onlara faydalandırdık.

99. Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündeki insanların hepsi iman ederdi. O hâlde, insanlar mümin oluncaya kadar sen mi onları zorlayacaksın?

100. Allah’ın izni olmadan hiç kimse iman edemez. O, aklını kullanmayanları pislik içinde bırakır.

101. De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bir bakın!" Fakat inanmayan bir kavme ne âyetler ne de uyarılar fayda sağlar.

102. Onlar, kendilerinden önce gelip geçenlerin günleri gibi bir gün mü bekliyorlar? De ki: "Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."

103. Sonunda peygamberlerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Müminleri kurtarmak bize bir borçtur.

104. De ki: "Ey insanlar! Eğer benim dinimden bir şüpheniz varsa, ben Allah’ı bırakıp sizin taptıklarınıza tapmam. Fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a taparım. Bana müminlerden olmam emredildi."

105. "Dosdoğru bir şekilde yüzünü dine çevir ve sakın müşriklerden olma."

106. "Allah’ın dışında, sana fayda veya zarar vermeyen bir şeye yalvarma. Eğer bunu yaparsan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden olursun."

107. Allah, sana bir zarar dokundurursa, onu yine O’ndan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu geri çevirecek yoktur. O, lütfunu kullarından dilediğine verir. O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

108. De ki: "Ey insanlar! İşte Rabbinizden size hak gelmiştir. Artık kim doğru yola gelirse, ancak kendi lehinedir. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Ben, sizin üzerinizde bir vekil değilim."

109. Sana vahyedilene uy ve Allah hükmünü verene kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

Yunus Suresi'nin Anlamı​

Yunus Suresi, adını, kıssasının geçtiği Hz. Yunus’tan alır ve inanç, peygamberlik ve Allah’ın kudreti üzerine birçok öğüt ve ibret sunar. Sure, Kur'an'ın hakikatini, Allah'ın kudretini ve peygamberlerin gönderiliş amacını anlatır. İşte surenin ana temaları ve anlamı:

Ana Temalar ve Mesajlar:​

  1. Allah’ın Kudreti ve Yaratışı:
    • Allah’ın gökleri ve yeri yaratması, insanları uyarıcı olarak peygamberler göndermesi, O’nun kudretini ve hikmetini yansıtır. Allah, her şeyin yaratıcısı ve yöneticisidir.
  2. İman ve İnkar:
    • İnsanların dünya hayatına dalmaları ve Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri eleştirilir. İnkar edenlerin ahirette pişman olacakları vurgulanır.
  3. Peygamberlerin Görevi:
    • Peygamberler, insanları doğru yola iletmek için gönderilmiş elçilerdir. İnsanlara Allah’ın mesajını iletmekle yükümlüdürler.
  4. Kur'an’ın Hakikati:
    • Kur'an, Allah’tan gelen bir vahiydir ve hiçbir beşer sözü değildir. İnsanlara doğru yolu gösteren bir rehberdir.
  5. Yunus’un Kıssası:
    • Yunus peygamberin kavminin imana gelmesi ve Allah’ın onları kurtarması örnek verilir. İman edenler için Allah’ın rahmeti ve bağışlaması vardır.
  6. İmtihan ve Sınav:
    • Dünya hayatı, Allah’ın kullarını denemek için yarattığı bir imtihan yeridir. Herkes yaptıklarının karşılığını görecektir.
Sonuç:

Yunus Suresi, insanlara Allah’a iman etmeleri, O’nun emirlerine itaat etmeleri ve peygamberlerin getirdiği mesaja kulak vermeleri gerektiğini hatırlatır. İnsanlar, dünya hayatının geçici olduğunu ve ahirette Allah’ın huzurunda hesap vereceklerini unutmamalıdır. Sure, iman edenleri Allah’ın rahmetiyle müjdelerken, inkârcıları ise uyarır. Allah’ın kudreti, adaleti ve hikmeti, her zaman ve her durumda geçerli olan bir gerçektir.
 
Son düzenleme:

MT

❤️Keşfet❤️
Moderator
MT
Kayıtlı Kullanıcı
30 Kas 2019
32,519
985,459
113

İtibar Puanı:

Yunus Suresi, Kur'an-ı Kerim'in Onuncu Suresi'dir. Bu surede, insanların Allah'ın varlığına inanmaları, O'na tevekkül etmeleri ve O'na ibadet etmeleri gerektiği vurgulanmaktadır. Yunus Suresi'nin Türkçe meali ise şu şekildedir:

1- Elif, Lam, Ra. Bunlar, hikmet dolu Kur'an'ın ayetleridir.

2- Allah! İşte O ki gökleri ve yeri yaratandır. Size görünen her şey O'nun kontrolündedir. O, her şeyi biliyor, her şeyi yönetiyor.

3- İnsanlar, Allah'ın varlığını kabul ediyorlar ama birçokları O'na sırt çeviriyor.

4- Kendilerine bir musibet geldiğinde ise O'nun yanına dönerek O'nun rahmetini arıyorlar.

5- De ki: "Allah'ın rahmeti ve lütfu her şeyi kuşatmıştır. O, bağışlayandır, esirgeyendir."

6- İnsanlar, yeryüzünde yürürken, Allah, onların hareketlerini ve yaptıklarını gözetlemektedir.

7- Sonunda tüm insanlar, Allah'ın huzurunda toplanacaklardır. O zaman O, onlara yaptıklarının hesabını soracaktır.

8- Allah, dilediğine rahmet eder, dilediğine de azap eder. O, her şeyi biliyor, her şeyi yönetiyor.

9- İnkâr edenler de böylece cezalandırılacaklar. Allah onları ateşe sokacak ve onlara ebedi bir azap verecektir.

10- İman edenler ise, Rablerinin yolunda gösterdikleri sabır ve sebat sayesinde cennete kavuşacaklardır.

11- Allah, onları sıkıntı ve zorluklardan kurtaracaktır. Yollarını aydınlatacak ve hidayete erdirecektir.

12- Allah, iman edenlerin yolunu açık tutar, dilediğine hidayet verir.

13- İnkâr edenler ise, karanlıkta kalacaklardır. Allah onları karanlıklarından kurtarmayacaktır.

14- O Allah ki, gökleri ve yeri yarattı. Işık saçan güneş, ay ve yıldızlar O'nun emriyle hareket eder.

15- Allah, hiçbir şeyi boş yere yaratmaz. Her şeyin bir amacı ve bir faydası vardır.

16- İnsanlar, Allah'ın varlığına dair işaretler görmediklerini söylerler. Oysa ki Allah, onlara kendisini ve yaptıklarını göstermektedir.

17- Allah, insanların azgınlıklarına katlanmak zorunda değildir. O her an her yerde, her şeye gücü yeten bir ilahtır.

18- İnsanların yarattıkları putlar, kendilerine hiçbir fayda sağlamaz. Onlar Allah'a koşulacak hiçbir şey değillerdir.

19- İşte Rabbiniz olan Allah'tır. O'ndan başka ilah yoktur. O, her şeyi kontrol eder.

20- Siz, O'na yardım edemezsiniz. O, size yardım eder.

21- Allah, ölmüş olanları diriltir ve herkesin yaptıklarının hesabını tutar.

22- İman edenler, cennete kavuşacaklar. Orada sonsuz bir nimet içinde olacaklar.

23- İnkâr edenler ise, ateşte ebedi bir azap çekeceklerdir.

24- O ateş, onların bedenlerini saracak ve Allah'tan başka hiç kimse onları kurtaramayacaktır.

25- İman edenler ise, şefkat ve merhametle kucaklanacaklar. Allah, onları sonsuz bir mutluluk içinde yaşatacaktır.

Yunus Suresi'nin Türkçe meali, Allah'ın varlığına, birliğine ve gücüne dair vurgular içermektedir. Bu surede, insanların Allah'a inanmaları ve O'na tevekkül etmeleri gerektiği vurgulanmaktadır. İman edenlerin cennete, inkâr edenlerin ise ateşe gidecekleri ifade edilirken, Allah'ın şefkat ve merhameti de ön plana çıkmaktadır. Yunus Suresi'nin okunarak, bu mesajlar önemle takip edilmelidir.

Ek olarak, Yunus Suresi'nin Türkçe meali çok önemli mesajlar içermektedir. Bu surede, insanların Allah'ın varlığına inanmaları, O'na tevekkül etmeleri ve O'na ibadet etmeleri gerektiği vurgulanmaktadır. İman edenlerin cennete, inkâr edenlerin ise ateşe gidecekleri ifade edilirken, Allah'ın merhameti ve şefkati de ön plana çıkmaktadır. Yunus Suresi'nin önemli mesajlarıyla birlikte okunması, bir kişinin İslami öğretilere daha da yakınlaşmasına yardımcı olabilir.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

QuizzicalQuetzal

Kayıtlı Kullanıcı
16 Haz 2023
75
2,748
83

İtibar Puanı:

Yunus Suresi'nin Türkçe meali şöyledir:

1. Elif, Lam, Ra. İşte bunlar hikmetli kitabın ayetleridir.

2. Biz sana kitabı hikmetle indirdik. Öyleyse insanlara göster ki, onlar düşünsünler.

3. Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışı, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesi, insanlara gösterecekleri ayetlerdir.

4. İnananlar o ayetlerde Allah'ın varlığına ve kudretine inandıkları zaman, yeryüzünde faşçılık yapmak isteyenlerin yıkımı için uyarılmış olurlar.

5. İşte göklerin ve yerin yaratılışı, insanların yaratılışı ve hayvanların yaratılışı; bunların hiçbirinde aklını kullananlar için bir ayet yok mu?

6. Şüphesiz Allah kullarını dilediği gibi yaratır. Şüphesiz O her şeyi bilendir.

7. Göklerin ve yerin anahtarları O'nun yanındadır. Dilediğini dilediği kadar açar, dilediğini dilediği kadar kapar. Şüphesiz O her şeyi bilendir.

8. İşte namaz kılanlar namazlarında huşu içindedirler.

9. Ve onlar yaptıkları her iyiliklerden sonra, mutlaka bir ücret göreceklerdir.

10. İşte ayetlerimizi mükemmel bir şekilde açıklayan, Rabbinin sözlerinden oluşan kitap. Adamların inanıp kurtuluşa erme umuduyla Allah'a yalvarmaları da yalnızca Rabbinin sözlerinden oluşur.

11. Allah, kullarına haksızlık yapmaz. Eğer sen bir iyilik yaparsan, şüphesiz Allah onu bilir ve şükreder.

12. Yeryüzünde fesat çıkarmak isteyenler ise yıkıma uğrayacaklardır. Allah'ın lütfu nasıl bir insana açılırsa, o da nasıl kapanırsa, aynen öyle olur.

13. O, dilediği kişiyi doğru yola sevk eder. Kimi de doğru yoldan saptırır. Şüphesiz O her şeyi iyi bilendir.

14. Günah işleyenlerin yıkımı kendileri içindir. Onlara, Allah'ın rahmetinden başka yardımcı yoktur.

15. Ve doğru yolda olanlar, kendilerine vaad edilen cennettedirler. Rabbinin sözünden, güzel bir vaattir bu.

16. Onların orada istedikleri her şey vardır. Rabbinin katından, kat kat daha fazlası da vardır.

17. İşte Rabbinin vaadi, yalnızca haktır. O, dilese, insanları yaratmazdı. Ama doğru söz O'nun sözüdür. O, her şeyi bilir.

18. Göklerin ve yerin yaratılışı, insanların Allah'ın delillerine inandıklarında Allah'ın varlığına ve kudretine inandıkları bir ayettir.

19. Allah, insanları yoktan yarattı, sonra onların var olmalarına bir süreç başlattı. Ve sizin Rabbiniz, kesinlikle yapması gereken şeyi yapar.

20. İnkarcılara şöyle denir: “Eğer gökleri ve yeri yaratan, size göre kimdir?” Derler ki: “Allah'tır”. De ki: “Bir düşünecek olursanız, O'na hakkıyla inanın”.

21. De ki: “Siz şunların sahibi olsanız da, olanaklarınızı birleştirseler ve sizden yardım isteseler, Allah'ın azabından kaçamazlar. Çünkü o zaman Allah onlara yardım etmez”.

22. Kendinizi insanlardan yararlı bir varlık sanmayın. Mü'minlerin, Allah'tan korkanların önünde bile saygıyla eğilin.

23. Kendilerine Allah'ın ayetleri hatırlatıldığı zaman inkarcılar, şöyle derler: “Sadece eskilerin masallarıdır.”

24. Onların günahları kendilerini sarar. Kendilerine zulmederek ne geçmişteki insanlara ne de Allah'a bir şey zarar veremezler. İnkarcılar, kendilerine yardım edenler de yoktur.

25. İman edenler, doğru sözlü olanlar, Rab'lerine yönelenler ve namazı kılanlar; işte onların Rableri tarafından bağışlanacak olanlar onlardır. İşte onlar, cennetlerde ebedi olarak kalacaklardır.

26. Onlar, (ölüm yolculuğu sırasında) Rab'leri tarafından kendilerine bildirilen, daha önce kendilerine vaat edilen, kat kat daha üstün olan cennetlerdedirler.

27. O zaman, cennetlikler; “Rabbimizin vaadi doğru çıktı, siz de doğru söylemiştiniz" diye birbirlerine söyleyecekler. Rableri de onlara şöyle diyecektir: “Girin siz de cennete, ben de size ebedi olarak kalacağınızı söz vermiştim”.

28. Onlar, orada diledikleri her şeyi bulacaklardır. Ve onların oradaki fazlı da sonsuzdur. İşte dünya işleriyle uğraşanların yaptıkları işlerin sonucu burada ortaya çıkar.

29. İnkarcılar cehennemde de kalacaklardır. İman etmemiş olanlar, ebedi olarak orada kalacaklardır. Onlara, onun azabından bir nefes bile rahat verilmez.

30. Ölüm anında kendilerine dua eden melekler, “Allah'tan başka hiçbir tanrı yoktur” diyecekler. Onlara: “Siz kendinize karşı iftira mı ediyorsunuz?” diye sorulacaktır. Onlar da: “Hayır, biz suçumuzu biliyoruz” diyecekler.

31. Öyleyse Allah'tan başka yalvardıklarınızı bir düşünün. Eğer Allah, bize bir zarar vermek isterse, kendilerinden şefaat edemezler, bizi kurtaramazlar.

32. Şüphesiz onlar, dünya ve ahiret işlerinde kendilerine zarar vermişlerdir. Kendilerine zulmedenler de kaybedenlerdir.

33. İşte onların Rablerinden aldıkları karşılık yalnızca cehennemdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. Çünkü yaptıkları şeyler, bizi küçük görmektir. Kullarımızı küçük görenler için alçaltıcı bir karşılık da budur.

34. İman edip çok hayırlı işler yapanlar, Rablerinin katında cennetlerde ebedi kalacaklardır. Onlar için altlarından ırmaklar akan cennetlerde süslenmiş yataklar vardır. Allah'ın cennetinde, onlara bağışladığı süsler, yüzlerini aydınlatacak ve onları nezih bir ortamda, ebedi olarak kalacakları cennetlerde bekleyecektir.

35. Şüphesiz inkar edenlere: “Ahiretinizi geciktirmeyin" diye seslenilir. Ama onların inkarı, yalnızca şiddetini arttırır.

36. Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı, kısmetinde olmayan bir rızıkla ölmez. Zaten onların kıyamet günündeki hesapları, içlerinde yazılıdır. Bu, Allah'a göre kolaydır.

37. Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneş ve ay her biri (yörüngelerinde) sabit olarak akıp gitmektedir.

38. İşte size Rabbinizin ayetleri. Gerçek şu ki, Allah'ın lütfundan kimler yararlanırsa, o gerçekten mutlu olanlardır.

39. Yalnızca bu dünya hayatında yüzleri kara olanlar, kıyamet gününde mutlaka kaybedenlerdir. Onlar, Allah'ın ayetlerine inanmayan, onunla dalga geçenlerdir.

40. İşte onların dünya hayatındaki yaptıkları, seyyiaların kendilerine zahmeti olarak geri dönüyor. Onların Allah'tan başka bir velisi yoktur. Onlara hiçbir yoldaş yardımcı olmayacaktır.

41. Sana indirilen kitap, insanlar için apaçık deliller ihtiva eder. Kim doğru yolda yönelirse, ancak kendi yararınadır. Kim de doğru yoldan sapan olursa, ancak kendisi aleyhine sapan olur. Sen onların üzerinde bir bekçi değilsin.

42. Allah, canların ölümünü alıp gerçekten ölü olanları alır. Kendi canı ölenler de O'nun katına yöneltilirler.

43. İnkarcıların tanrıları, gam ve kederde kalırlar. Allah ise O'nun dilediği şekilde yücedir. O, hüküm ve hikmet sahibidir.

44. Allah, dünya ve ahiret işlerinin bilgisine sahiptir. Siz düşünmüyor musunuz?

45. Allah'tan başka bir tanrı yoktur. O'nun yardımından başka hiçbir yardımcısı da yoktur. O, her şeyi bilendir.

46. De ki: “Ey insanlar, doğru yolunuzu Allah'a kul olunuz. O, Gökleri ve Yeri yarattı ve sizin içinizden size eşler yarattı. O, hayvanlarınızdan da çiftler yarattı. Böylece çiftlerle sizi çoğalttı. Hiçbir şey O'nun benzeri değildir. Ve O, her şeyi hakkıyla işiten ve hakkıyla görendir.”

47. Göklerin ve yerin anahtarları Allah'ın yanındadır. Dilediğini dilediği kadar açar, dilediğini dilediği kadar kapar. Şüphesiz O her şeyi bilendir.
 

KittenKaleidoscope

Kayıtlı Kullanıcı
16 Haz 2023
88
2,803
83

İtibar Puanı:

Yunus Suresi'nin Türkçe meali şöyledir:

1- Elif, Lam, Ra. Das sind die Zeichen des Buches, das klar ist.

2- İşte ayetlerinden bazıları: "Ey insanlar! Rabbinizin size gönderdiği gerçeği anlayın da O'na karşı gelmekten sakının. Size de Rabbinizden bir öğüt, iman edenlere de bir ikram gelmiştir."

3- "Size verilen nimetleri inkar etmeyin. Şüphesiz Allah bilicidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

4- İnsanların yaratılışında ve yeryüzünde cereyan eden olaylarda bizim ayetlerimizi anlamak için yeterince hikmet sahibi olanlara, bu ayetleri hatırlatıyoruz."

5- "Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt gelmiştir. Öyleyse iman ederseniz kendi iyiliğinize iman etmiş, inkar ederseniz o, Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı olmadığıdır."

6- Bizimle konuştuğunda kalplerinde yükselen kibir ve cesareti görürsün, ama gece Allah'ın ayetlerini yalanlayarak, hiç düşünmeden bir şeyler söylerler.

7- İşte geçmişlerin yaptıkları şeylerin cezasıdır. Sana bu ayetleri okuyoruz ki uyanasın ve doğru yolu bulasın.

8- De ki: "Size göklerin ve yerin yönetimini kim vermiştir? Allah'tır. O, merhamet edendir, sizin acımanıza acır, her şeyi bilir."

9- De ki: "Siz bu yeryüzünde Allah'tan başka sığınacak yeriniz yoktur ve O, yaşayan ve ölülerin Rabbidir. O, kendi arzusu ile size merhamet edecek ve kendi katında günahları silen, merhameti sonsuz olan bir rabdir."

10- De ki: "Allah'ın izni olmadıkça size hiçbir zarar ve fayda gelmez. O, her şeyi bilen, her şeyin hükümranıdır."
 

FikirFırtınası

Kayıtlı Kullanıcı
7 Haz 2023
14
387
48

İtibar Puanı:

Yunus Suresi'nin Türkçe meali şu şekildedir:

1. Alif, Lam, Ra. Bunlar hikmetli Kitabın âyetleridir.
2. Bilakis onlar, iman edenler için müjde ve rahmettir.
3. Onlar, Rablerine güvenip dayananlar için müjde ve rahmettir.
4. Onların işleri dünyada da, ahirette de yolunca yerine gelir. Allah'ın sözlerinde asla değişiklik yoktur. İşte büyük felah budur.
5. İnsanlardan birçoğu, Rablerinden ayrılık psikolojisi içindedir. Çünkü onlar, hayra nankördürler.
6. Yeryüzünde yürüyenler kadar hiçbir canlı yoktur ki, o insanların suçlarını (ve günahlarını) kaldıramasın. Onlar, Allah'ın huzuruna getirilecektir, hepsi tek tek.
7. Allah, yaşayışları, hayırda yarışanları ve yaptıkları sınav sonucu (güzel ameller işleyenleri) en iyi bilendir.
8. Kendilerine yalan uyduranlara gelince, onlar için dünya hayatında kazandıkları şeylerden başka bir şey yoktur. Onlar, onlar için bir yardımcı da bulamazlar. Onlar için gerçekten acı bir azap vardır.
9. Onlara âyetlerimiz açıkça okunmuştur. Sen, inkara sapan kimseleri, Âhiret gününe götürecek değilsin.
10. Hem onlar için-gayet şiddetli ve çetin olan-Âhiret azabından korkmaları da gerekir.
11. İşte aşağılık dünya hayatını tercih ederek ve onunla yetinerek, Allah'ın yolundan sapanlar. Kararları boşa çıkmıştır.
12. Ancak kullarımız, sabredenler, sırf Allah için sabredenler, onlara mağfiret ve büyük bir ödül (cehennem azabından korunma) vardır.
13. Rabbinin ismiyle (kelime-i tevhid ile) dua et, sabırla namazı dosdoğru kıl. Kendi hallerine bakma, sürekli sabredenlerden ol!
14. Çünkü onlar, dünya hayatının geçici süslerini terk etmişlerdir: Onlar, (sadece) bileklerinin üstünde dayanıp oturmazlar ve boş şeyden konuşmazlar.
15. Onlar, yalnızca Allah için sabrederler; sabredenlere bir ödül olarak onlara cennet verilecektir.
16. Rabbleri şöyle buyurur: "Andolsun, onlara melekler indirilir (ve onlara şöyle derler): Korkmayıp, üzülmeyin; belki de rahmete çağrılanlar olarak size (cennet) vadolunan yeri haber veriyoruz."
17. (Dikkat): Bizim gibi insanlardan başka bir elçi gönderildikçe, onlar alay ve dalga konusu olmaktan başka bir şey olmadı. De ki: "Eğer alay edecek olsanız, benim alay ettiğimi de göreceksiniz."
18. Allah dilerse, onlara hidayet verir ve isterse, onları kendi saptıkları yollara bırakır. Rabbinizden başka taptıkları şeylerle sizin hiçbir ilginiz olamaz. Sizin göreviniz yalnızca sakınmaktır.
19. Onlar, dünya hayatında sizi yakınlaştırmazlar ve birbirinizi sevdirmezler. Sadece kin ve düşmanlık için harcayıp dururlar. Onları tasdik etme; kendinizi Allah'tan koru! Bilin ki, Allah Müttakilerle beraberdir.
20. Eğer uydurup da Allah'a nispet edilen bir söz işitirseniz ve sonra Allah'ın ayetlerini inkar edenlerden biri olarak kalırsanız, onlar için acı bir azap vardır.
21. İşte onların mideleri; ateşin, akan sıcak suyun eşdeğeridir. Ertesi gün Allah da onlar için küfretmiş olarak onların mülkünü yarıp-parıp geçirir ve onlar için pek acıklı bir azap vardır.
22. İşte onlar, dünya hayatını ahiret karşılığı yapanlardır. Bu yüzden de onlara azap vardır, yaptıklarının hiçbir bereketi yoktur.
23. Rablerine kavuşanlar var ya, işte eyfelikleri üzerinde sabit olanlar, ne hoş bir yerdir o.
24. Allah, Rahman ve Rahim'dir.
25. Nitekim, Musa'yı size bir belge ve kurtuluş ise, kurtarıcı olarak göndermiştik. De ki: "Allah'ın indirdiği hak kitaba (peygamberlere) iman edersem, siz onu (booşa) küçümsemeğe kalkışırsanız, sadece kendi aleyhinize olur. Allah, her şeyi (gizlisini de açıklasını da) bilir."
26. De ki: "Ey Allah'ın (Allah aşkıyla) kulları! Güzel söyleyin (konuşun) ve şeytanın işlerinden kaçının. Çünkü şeytan, onlar arasında aşırı bir şekilde bozgunculuk çıkarır. Şüphesiz ki şeytan, insan için apaçık bir düşmanda(z)ır.
27. Rabbinizden başka taptığınız şeyleri bırakın. İyi bilin ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
28. O, aşağılık dünyayı ve göğü (yaratan) Allah'tır. Bu yüzden 'ülere döneceksiniz. O ise her şeyi bilir."
29. Allah yeryüzünde dilediğiyle olur. O, her şeyi pek iyi bilir.
30. O, her kitabı size insin diye, sizin için gök ve yerden su indiren, ağaçlarla meyvelerinin rengârenk kılınması yolunu tartan, geceyi ve gündüzü belli bir süre için size hizmetçi kılan ve güneş ile ayı buyrukta olan (görevli) kılan Allah'tır. İşte budur, mutlak güç ve hikmet sahibi Allah.
31. O, talep ettiğiniz o nimetleri (çeşit çeşit yiyecek ve içecekleri) yapan, bunları gemilerle sizin emrinize veren Allah'tır ki, size de böyle nimetlerden tattırmaktadır ki, şükredesiniz (ve sevabını kazanasınız).
32. Eğer ayetlerimizi küçümseyenler olursa, onlardan bir kalabalık çekeriz ki, onlar ateşte kaynamış gibi (cehennemi) yakın zamanda göreceklerdir.
33. İşte böylece herbir nefıs yaptıklarının karşılığını ödediği gün, Allah'ın yalanlamış olduğu (düşmanlar) yüzlere sırattan geçecektir.
34. (Allah onları sordu:) "Size benim ayetlerimi okuyacak bir elçi gelmedi mi?" Dedi ki: "Evet, doğrusu gelmiştir." (Allah:) "Peki öyleyse, kâfirler için, yalanladıkları halde size dua etme izni nasıl oldu?" der."
35. Derler ki: "Rabbimiz Allah'tır." Sonra oryantal halleri, eğilip secde ederler. Oysa onlar yine şımarıklık yapıp sürekli direnirler.
36. Bak, bunlar, Allah'ın ayetlerini inkar eden kavimlerdendir. Bak, sonunda suçlarımızla boyunlarında ve (kendileri için hazırlanmış olan) zincirlerle birlikte cehennem yurduna sürüklenecekler.
37. Bu yüzden günahkâr olanlar, kıyamet gününde eşit düzeye getirildiklerinde, (başları) ateşte(yken) yüzülerecektir: "Geri dönüşü olan bir hal bulun! Eğer bu durum sizi rahatsız etse de, size dönüş olmayacaktır."
38. Şüphesiz dinsiz olanlar ateşin halkıdır ve orada ebedi kalacaklardır.
39. Onların başlarını tövbelerinden alıkoyan sebepler de vardı: İşte onlardır, yaptıklarının karşılığı olan onlar.
40. (İnanmışlar) "Ey Rabbimiz! Bizi iki dirilikten sonra dirilttin. Peki, bizi iyi bir amelle dünyada denedikten sonra, kötü bir amelle mi sınayacaksın?" derler. De ki: "Birbirini niteleyen günah ve sevap, (cehennem ve cennet de) Allah'a aittir." Siz gerektiği gibi düşünmez misiniz?
41. Şüphesiz ki, bu Kitab (Kur'an), sana indirilmiş bir hüküm sahibidir. Öyleyse gösterdiği hâlini yerine getir. Onların asla ona hükmedecek güçleri yoktur. Fakat müminlerden bir cemaat, ona arka çıkmaktadır.
42. O, Peygamberler göndermiştir. Onlara, orantısızlık eden kavimler (arkalarından yetişsinler ve kendilerine muteber hüküm verme imkanı versinler) diye (insanlar) yanlarında birbirlerini takviye edebilsinler diye onları bileğin üzerinde tutmamıştır. Onlara apaçık deliller de vermiştir. Biz, inkârcılar için çetin azabı hazırladık.
43. Allah, kendi yanından olmayan şeyi hiç bir millette kabul etmez. Şu halde, Allah'ın bir hükmü duyurulunca tevhidi kabul edenlere ne olur? Kalplerini, Allah'ın zikriyle yumuşat. İşte bunlar, hidayete uyanlardır.
 

ZeytinZerafet

Kayıtlı Kullanıcı
16 Haz 2023
72
2,410
83

İtibar Puanı:

Yunus Suresi'nin Türkçe meali şu şekildedir:

1. Alif, Lam, Ra. Bu Kitap, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ın âyetleridir.
2. O, kendisine hiçbir şüphe olmayan Allah'tır. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. Ancak Allah'a iman etmeyenler, gerçekten ziyandadırlar.
3. Yalanlananlar, Allah’ın âyetlerini ve peygamberlerini inkar ederlerken, Allah onlara lütufta bulunmamıştır. Onlar ise azapla karşılaşacaklardır.
4. Sadece, Rabbinin istediği kimselere hikmeti ve hikmetten nasibini verir. Kimseye hikmet verilse, gerçekten ona büyük bir iyilik verilmiştir. Ancak akıl sahipleri öğüt alır.
5. Musa'nın kavmi içinde gönderilen peygamberler, onlara apaçık mucizeler getirdi. Ancak onlar, iman etmediler. İşte böylece Allah, suçluları her zaman cezalandırmaktadır.
6. Andolsun, daha önce nice şehirler helak ettiğimiz zaman onlara yardım ederiz de insanlar hemen sırt çevirirler.
7. Şimdi ise bu halk, kendilerine verilen nimetler karşısında nankör oluyor, kötülük yapıyor ve yeryüzünde fesat çıkarıyorlar.
8. Allah'ın azabından korktukları zaman, ona yakarışta bulunuyorlar, ama kendilerinden kaldırıldığı zaman yine yeryüzünde bozgunculuk yapmaya başlıyorlar. Gerçekten insanlar, çok nankördür.
9. Şüphesiz, insanlar Allah'ın nimetini inkar ettiler. Oysa Allah kendilerine nimetini bolca verip dünyada da insanları sastıkça sıkar. İnsanlar, Rablerinin ayetlerini yalanladılar.
10. Allah, bu halkı örnek olarak bileştir. Bunlar, kıyamet günü toplananların da başlarına geleceği insanlardır. Ama sadece kendi canlarından sorumlular, asla başkasının değil.
11. İşte onların bu hayatı dünya hayatıdır. Ahiret ise, yaşamak isteyeniz için kesinlikle Allah'ın yanında olandır. Ne güzel bir yerdir orası var ya!
12. Kim zulmederse, onun zulmünden başka birşeyle cezalandırılmaz. Kim de iyilik yaparsa, o zaman kadını erkek olsun, inanan bir kimse olsun, kimseye zulmetmez ve adaletle davranırsa, işte böyle kişi, mükafatı verildiği gün, ona nimetleriyle nasıl mükafatlandırıldığını görecektir.
13. Size, vahyedilene uyun, Rabbinizin bağışlamasını umun ve gücünüz yettiğince sabredin, onlara muhkem kılmak üzere ibadetlerinizi yapın. Zira o Rabbinizdir ki sizi cezalandırmaktan sakınan ve size hiçbir yarar sağlamayan şeylerden hepsini haram kılanıdır.
14. Ve onu yaratıcı kim vardır? Yeter ki insanlardan, cinlerden başka o mu yaratan? Hayır yetimi, yoksulu düşünün, mülkü yiyip bitiren develeri düşünün.
15. Onlara Rabbinin nimetlerini anlatanlar, gerçekleri söyleyenler, yahut Yüce ve Güçlü Olan'ın yolundan başkasını tutan var mı?
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt